Üye Girişi
Beni Hatırla
Üye ol! Şifremi unuttum!
  Haber   Oyun Galerileri   e-Spor   Teknoloji   Sinema/TV   Forum
 
   
Youtube içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
   
Google+ içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
 
 
Youtube içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
 
Google+ içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
75
62
Okur Puanı: (10Kişi)
Puanın:
                                         

platform: PC, PS4, XB1

Yapımcı-Yayıncı: Ubisoft Montreal - Ubisoft
Çoklu Oyuncu: Var Türü: Aksiyon, Hack'n Slash, Role Playing Game

Sağlam ve sistematik oyun mekanikleri.
Yeteneğe önem veren, rekabetçi oyun tarzı.
Muazzam görsel sunum ve atmosfer
Özel sunucu desteği yok.
İçerik zayıflığı oyunun ömrünü kısaltıyor.
Oyun kalitesini zedeleyen bağlantı ve yazılım problemleri
özel İnceleme
Hürcan Köse - 16.02.2017 16:43
Hürcan Köse - 16.02.2017 14:35

"Beklediğimiz yapım olabildi mi?"

Ubisoft'un uzun bir süredir beklemekte olduğumuz yeni oyunu For Honor sonunda çıktı ve savaşma dürtüsü ile yanıp tutuşan biz oyuncuların beğenisine sunuldu. Ubisoft bu kez oyunun inceleme sürümünü erken bir tarihte yollamak yerine direkt olarak oyunun çıktığı gün yolladığı için incelememiz de biraz gecikti, öncelikle bunun altını çizerek 'inceleme neden gecikti?' yorumlarınıza da kısa bir cevap vermiş olayım.

Doğrusu For Honor'a karşı çok da büyük bir heyecan duymuyordum. Ta ki son birkaç aya kadar. Çünkü sizin de bildiğiniz üzere Ubisoft'un son birkaç senedir kötü bir şöhreti var. Genellikle çıkardığı oyunlar ya bir yerden sonra tükeniyor, ya da çıktığı zaman fazla özensiz olduğu için insanı kendinden soğutuyordu. Ancak hem Rainbow Six: Siege'in sonradan düzelen oyun yapısı, hem Division için (pek işe yaramasa da) getirmeye çalıştıkları yenilikler, hem de Watch Dogs 2'nin hiç beklemediğim şekilde kaliteli bir oyun çıkması Ubisoft'a olan güvenimi tekrar yeşertti. Üstelik artık hikaye içeriklerinin de ücretli DLC mantığıyla satılmayacağını söylediklerinde For Honor için heyecanım iyice artmaya başladı. Ubisoft gerçekten düzeliyor olabilir miydi? Cevabı veriyorum; kısmen. Zaman gösterecek.



Öncelikle For Honor'ın ne olduğuna değinmek istiyorum. Eğer oyunun beta sürümlerini denemediyseniz ve bu incelemeyi okuduktan sonra alıp-almamak konusunda karar vermek istiyorsanız öncelikle oyunun nasıl bir yapıya sahip olduğuna değinmeliyiz. Her şeyden önce, eğer senaryo modu veya doyurucu tek kişilik bir deneyim bekliyorsunuz For Honor'ı tercih etmemelisiniz. Oyunun elbette bir senaryo modu bulunuyor ancak, beklediğiniz gibi değil. Ona sonra değineceğim. Şu anda piyasada rekabetçi tarzda bir sürü oyun bulunmakta. Bunların kimisi FPS türünde, kimisi izometrik açıda oynanıyor, kimisi de MOBA tarzında oyunlar. Ancak şöyle hem kılıç-kalkanlı, hem antik zamanlarda geçen, hem de üçüncü şahıs-omuz kamerasından oynadığımız doyurucu bir oyunumuz yok. For Honor işte bu açığı kapamaya gelen, profesyonel bir yapım. Gerçekten bunun sözünü verdi ve açıkçası sözünü de tuttu. Bu boşluğu kapadı. Peki ama bu boşluğun kapalı kalması ne kadar sürecek? İşte For Honor'ın sıkıntısı da burada başlıyor.

For Honor, iki ana oyun türünü içinde barındıran bir yapım. Senaryo modu ve çoklu oyuncu moduna sahip. Asıl odak noktası çoklu oyuncu modu olsa da bir senaryo moduna sahip. Ancak bu senaryo modunu size en iyi şekilde açıklamak istersem sanırım Battlefield'ın son üç ana oyununu örnek olarak verebilirim. Bu oyunların senaryo modlarını oynamaktaki tek amacınız genellikle oyunun asıl odağı olan çoklu oyuncu moduna hazırlanmak olduğunu söyleyebiliriz sanırım. For Honor'da da durum böyle. Tamam, bir senaryo modu var. Ama bu mod yalnızca oyundaki üç ırkı ve içinde bulunan belli başlı karakterleri denemeniz için yaratılmış derme çatma bir mod. Size tavsiyem ilk birkaç bölümü oynayıp oyuna tam ısındıktan sonra daha fazla zaman kaybetmeyip çoklu oyuncu moduna girmeniz. Çünkü gerçekten, senaryonun öyle görmeniz gereken önemli bir yanı yok. Sonra bir ara bitirirsiniz. Ha, hiç yararı yok mu derseniz, var. Senaryo modundaki görevleri bitirdiğinizde çeşitli ikonlar ve karakter puanı kazanabiliyorsunuz. Ancak bunlarla zaman kaybetmek yerine çoklu oyuncu modunda asıl ekipman ödüllerini kazanmanız daha akıl karı olacaktır.

For Honor'ın senaryo moduna değindiğime göre oyunun asıl odak noktası olan çoklu oyuncu moduna ve içinde bulundurduğu alt-modlara değinebilirim diye düşünüyorum. Her şeyden önce, For Honor'ın karakter özelliklerinden daha çok sizin, kendi el becerilerinize göre şekillenen bir oyun olduğunu söylemeliyim. Tıpkı diğer rekabetçi oyunlarda olduğu gibi. For Honor'da ne kadar iyi oynarsanız, karakterinizi ne kadar iyi 'çalışırsanız' ve harita mekaniklerini ne kadar iyi öğrenirseniz oyundan alacağınız zevk de o kadar artacaktır. Çünkü maçlarda karşılaştığınız kişiler de sizin yetenek seviyenize göre gelecek. İlk başta karşınıza çıkan kişiler ile sonradan gelen kişilerin arasındaki farkı görünce ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Şövalyeler, Samuraylar ve Vikingler


For Honor'da 'şimdilik' seçebileceğiniz üç ırk bulunmakta. Özellike şimdilik dedim çünkü Ubisoft'un bu ırk yelpazesini sonradan genişleteceğini umuyorum. Üç başlangıç için yeterli olsa da, sonradan kabak tadı verecektir. Temasına değinecek olursam bu üç ırkın savaşma sebebi genel olarak topraklardaki verimsizlik diyebilirim. Su kıtlığı, toprakların ekinler için verimsizliği ve dolayısıyla açlık. Yani aslında gerçekçi ve basit bir temaya sahip. Her üç ırk, kendi içerisinde dört karaktere sahip. Her bir karakterin de kendine has avantajları ve dezavantajları bulunmakta. Örnek göstermem gerekirse Samuraylar tarafında yer alan Shugoki çok sağlam vururken fazla ağır hareket ettiği için bir atağını ıskaladığı anda saldırılara karşı direkt olarak açık verebiliyor ve kısa bir süre içerisinde ölebiliyor. Aynı şekilde Vikingler tarafında bulunan Berserker karakteri de hızlı, ölümcül, ancak saldırılara karşı dayanıksız olduğundan dolayı Shugoki'den gelecek birkaç sert saldırıda rahatlıkla ölebiliyor. Karakterinizi ve oyun tarzınızı kendinize göre belirlemeniz büyük önem taşıyor.



Her bir karakter için ayrı seviyeler kasmanız gerekiyor. Hem kendi hesabınızın bir seviyesi, hem de bu karakterlerin bir seviyesi var. Karakterlerinizi seviye atladıkça sahip oldukları yetenekler ve pasif özellikler de değişip gelişmeye başlıyor. Örneğin en çok oynadığım Kensei karakteri şu anda 9. seviyedeyken sahip olduğu yetenek yelpazesi 3. seviyedeki Shugoki karakterim ile aynı değil. Onu da ayrıca kasmam ve yeteneklerini ayarlamam gerekiyor. Tıpkı yetenek farkları gibi bu karakterlerin ekipmanlar açısından da belli başlı farkları bulunuyor. Her bir maç sonunda bu karakterlere bir ekipman parçası düşürme ihtimaline sahipsiniz. Bir karaktere başka bir karakterin ekipmanı düşmüyor.

Bu ekipman parçalarına bir başka yöntem olarak, kutularla da ulaşabiliyorsunuz. Oyun içinde yer aldığınız maçlar sonucu kazandığınız puanları bu kutular üzerinde harcayarak karakterleriniz için yeni eşyalar bulabiliyorsunuz. Her bir kutunun içinden düşen eşyaların çeşidi ve kalitesi kutuya göre değişiyor. Aynı şekilde bu puanları karakter satın almak için de kullanabiliyorsunuz. Bir karakteri satın almadan oynayabiliyorsunuz, oyun buna izin veriyor. Ancak üzerinde oynamalar yapabilmek ve özelleştirebilmek için satın almanız gerekiyor. Çok pahalı değiller, kolayca alabiliyorsunuz. En azından şimdilik.

Her karakterin kendine özel yetenekleri var. Pasif ve aktif. Bunları da seviye atladıkça kazanıyor ve karakterinize en gerekli olan yeteneği seçiyorsunuz. Her maç öncesinde bir ekipman seti seçebildiğiniz için çeşitli maç türlerine göre o an neye ihtiyacınız varsa o seti seçebiliyorsunuz. Bu yetenekler pek bir önemsiz gözükse de oyunlarda ilerledikçe ve daha yetenekli oyuncularla karşılaştıkça aslında hepsinin hayati bir önem taşıdığını anlıyorsunuz.


Gelelim For Honor'ın sahip olduğu çoklu oyuncu modlarına. For Honor, üç ana çoklu oyuncu moduna sahip. Duel&Brawl, Deathmatch ve Dominion. Bunlar da içlerinde ayrı dallara ayrılıyor. Duel&Brawl'da dilerseniz bire bir, dilerseniz de ikiye iki düello maçları atabiliyorsunuz. Deathmatch'de bulunan Skirmish ve Elimination modları da ufak bir farka sahip. Skirmish'te hem ortada savaşan minyonları, hem de gerçek düşmanlarınızı yok ederek puan kazanıyorsunuz ve en çok puanı kazanan oyunu da alıyor. Elimination'da ise önce karşı takımdan birisi ile teke tek karşılaşıyorsunuz ve bu kişiyi yendikten sonra dilerseniz takım arkadaşlarınıza yardıma gidebiliyor, onları canlandırabiliyor veya haritada bulunan özel destek noktalarına gidip kendi canınızı yenileyebiliyorsunuz. Son olarak Dominion modunda tipik bir 'nokta alma' mekaniği söz konusu. Haritada bulunan üç noktayı elinizde tutarak en çok puanı kazanmaya çalışıyorsunuz. Bir de şu anda kapalı olan bir Events (Etkinlikler) modu bulunuyor. Onun ne olduğunu şu anda bilmiyoruz. İleride yapılacak olan özel etkinliklerle ne olduğu ortaya çıkacaktır diye düşünüyoruz.

Gelelim For Honor'ın ana menüsüne, ya da bir diğer deyişle, haritasına. For Honor'a başladığınızda oyun öncelikli olarak size bir soru soruyor. Hangi tarafta yer alacaksınız? Samuraylar mı, Şövalyeler mi, yoksa Vikingler mi? Tahmin edebileceğiniz üzere seçtiğiniz taraf üzerinde gerçekten büyük bir etkiniz olacak. Oyun sezonlara ve bu sezonlar içerisinde de rauntlara bölünmüş durumda. Her bir raunt ve sezon sonunda tarafınıza sağladığınız katkı sonucu belirli ödüller alacaksınız. Üstelik mensubu olduğunuz taraf rauntu veya sezonu kazanırsa alacağınız ödüller de kat kat artmış olacak. Oyunun böyle bir topluluk yaratma fikrine sahip olması gerçekten hoşuma giden özelliklerinden birisi. Maçları kazandıkça sahip olduğunuz askeri güçleri desteğe ihtiyacı olan bölgelere konuşlandırıp tarafınızı yükseltebileceksiniz.



Haritada bu ana amacın dışında bir de gündelik ve haftalık görevleriniz bulunuyor. Şu maçta şu kadar adamı şöyle öldür, şu kadar şu modda maç kazan, bu karakterle bu kadar düello yap gibi yan görevler sayesinde karakter puanınızı da artırmış oluyorsunuz. Bu görevleri yapmak için ayrıca bir efor harcamanıza gerek yok, bu da görevler arasında boğulup oyundan soğumanızı engelliyor. Açık tuttuğunuz sürece siz maçlara girdikçe görevler de bir şekilde otomatik olarak tamamlanıyor.

Ana oyun modları ve görevlerden bahsettiğime göre bir de vuruş hissi ve mekaniklere değineceğim. Bir savaş oyunu oynuyorsak ve kılıcın o öldürücü darbeleri de baş rol oyuncusuysa, çok sağlam bir vuruş hissine ihtiyaç duyarız. For Honor'ın bu konuda gerçekten çok sağlam bir iş çıkardığını söyleyebilirim. Kılıcı, mızrağı, gürzü veya Shugoki'nin o ölümcül sopasını salladığınızda gerçek bir his alıyorsunuz. Hele o salladığınız silah hedefini vurduysa ve saplandıysa keyfinize yok diyecek. Oyunun bu konuda çok iyi bir iş çıkardığına emin olabilirsiniz.

Gelelim grafiklere ve seslere. Seslerden bahsederken senaryo moduna değinmem gerekiyor. Seslendirme sanatçıları her ne kadar yetenekli isimler olsa da, sanki bu seslendirmeler son dakika yapılmış gibi, ciddi bir özensizlik söz konusu. Müziklere ve genel atmosfere değinecek olursam iyi iş çıkardıklarını söyleyebilirim. Savaş alanındayken kılıçların çarpışma sesleri ve karakterlerin silahları sallarken çıkardıkları sesler sizi gerçekten o atmosfere sokabiliyor. Müziklerden çok bahsedemiyorum çünkü oyun bu konuda pek bir şey veremiyor. Elbette bu da eksilerden birisi. Daha epik, daha savaşa uygun ve bol müziklere sahip olmasını isterdim.

For Honor'ın grafikleri sanırım en iyi yönlerinden birisi olabilir. Oyun geçtiğimiz yılın konferanslarında gösterildiği gibi, gerçekten kaliteli görsellerle karşımıza çıktı. Genellikle downgrade mevzusu ile gündeme oturan Ubisoft bu kez aynı hatayı yapmadı ve For Honor'ı muazzam bir görüntü kalitesi ile çıkardı. Oyun hem konsolda hem de PC'de çok iyi bir performansa sahip. PC'de incelediğim For Honor bu muazzam görsel kaliteye rağmen performans açısından bana mısın demedi ve 60 kare hızı değerinin altına hiç düşmedi. Çok akıcıydı. Konsolda da 30 FPS değerince çalışan For Honor, herhangi bir kare hızı düşmesi ile karşılaşmıyor ve keyfinizi kaçırmıyor.


Peki For Honor'ın büyük sıkıntısı nerede?

For Honor'ın asıl sıkıntısı oyuna genel ve objektif bir açıdan bakınca karşınıza çıkıyor. Her ne kadar güzel bir fikre, sağlam mekaniklere ve kaliteli bir görsel sunuma sahip olsa da içerik olarak oldukça zayıf bir oyun. Yetersiz ve kısa ömürlü oyun modları, şimdiden bile az gelen karakter sayısı ve çeşidi, ekipmanlardaki çeşitliliğin az oluşu ve bu gibi 'eksik içerikler' yüzünden For Honor çok kısa bir sürede bıkabileceğiniz, sıkılabileceğiniz bir oyun. Ancak antik çağları ve özellikle de bu üç ırkı özel bir ilgi ile seviyorsanız For Honor'ı kısmen daha uzun bir süre, zevk alarak oynayabilirsiniz. Ancak For Honor'ın tutması ve verdiğiniz paranın karşılığını verebilmesi için Ubisoft'un bu oyunu sürekli olarak güncel tutması gerekiyor. Bu da şimdiki oyunlarına bakarsak Siege dışında pek de mümkün gözükmüyor. Size şimdilik tavsiyem, eğer For Honor'a girişmek istiyorsanız ve paranızı da çar-çur etmekten korkuyorsanız, birkaç hafta, hatta mümkünse bir ay beklemeniz. Eğer önümüzdeki bir ay boyunca For Honor oyuncu kitlesini kaybetmezse daha uzun bir süre kaybetmez diye düşünüyorum, ki umarım öyle olur. Böyle alternatif bir yapıma ihtiyacımız var. Ancak şu anki hali ile çok da yeterli olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Şahsen oyunu betadan ayrı olarak yedi saat kadar oynadım ve şimdiden sıkıldım.



Son sözlerime gelecek olursam, For Honor'ın beklediğimizi verebilen, sağlam bir savaş oyunu olduğunu söyleyebilirim. Dediğim gibi, oyunun tek ve en büyük sıkıntısı içerik yönünden fazla eksik ve zayıf olması. Eğer Ubisoft var olan tutumunu değiştirip oyunu sürekli güncel tutar ve yeni içeriklerle karşımıza çıkarsa, For Honor uzun bir süre listelerin başında olacak. Mekanikleri, görselleri ve genel oyun yapısı açısından güzel olan bu oyunu Division gibi tarihin tozlu sayfalarında kaybolmuş bir şekilde görmek gerçekten üzücü olacaktır. Şimdilik tavsiyeme uyun ve oyunu satın almadan önce bir süre bekleyin, benden söylemesi.
yorumlar (63)
MK Okuru
 
 
 
Seviye: 1
skypeultra, 19.02.2017 21:45 (0)
Ubisoft un yuksek fiyat politikasından dolayı oyunlarını ön siparişten almıyorum almamda çok çok reklam yapıyorlar sonra oyunları kötü çıkıyor hele ki meşhur downgrade şovlarından dolayı UBİSOFT firması benim için sıradan bir firma düzeyine düştü.

Sizlere tavsiyem UBİSOFT oyunlarını alırken 2 kere düşünmeniz sonra neden aldım demeyin.
Seviye: 1
Mesut23, 19.02.2017 19:11 (0)
Şunlar yerine ubisoft un şu saatten sonra yapacağı en iyi iş adam gibi bi Prince of persia oyunu çıkartmak şöle warrior within havasında
MK Okuru, 16.02.2017 16:53 (0)
İnceleme genel olarak güzel olmuş fakat artı-eksi tablosunda yazdığınız sunucu,bağlantı problemlerine vs. incelemede değinmemişsiniz.
Seviye: 5
nerobianco, 17.02.2017 15:55 (0)
yahu o kadar görsellik, vuruş hissi, kıyafetler , renkler atmosfer yaratıyorsun ama hikaye modu yok. bu kadar mı beceriksizsiniz.
ayrıca bu nasıl inceleme ? madem multiplayer oyunun anafikri o zaman modları kapsamlı olarak anlatsanıza.
mesela duel brawl teke tek maç ne kadar sürüyor. bitince ne oluyor, random başka rakip mi buluyoruz?
skirmish ve elimination'da takımlar kaçar kişilik. ölünce savaşın bitmesi bekliyomuyuz. yapay zeka ne durumda
dominion'da kaç kişi aynı anda savaşıyor.
kusura bakmayın ama ben bu incelemeden bişey anlamadım.
MK Okuru, 17.02.2017 01:10 (0)
Mount and Blade,Chivalry gibi oyunları da severek oynamış birisi olarak oyundan büyük keyif aldım.Oyun gereçekten beceri istiyor ve öğrendikçe daha zevkli hale geliyor.İçerik bol olmasa da ileride muhtemelen dlclerle çoğalacaktır.Fiyatı içeriğe göre fazla ama bu türün meraklısıysanız öneririm.
Seviye: 1
Gondolierz, 17.02.2017 00:50 (+4)
ubisoft hakikaten çok boş bir oyun firması. elle tutulur bir tane yaratıcı oyunları yok ve hepsi ya sorunlu çıkıyor yada çağın gerisinde ve özensiz. buna rağmen oyunlarının bu kadar çok satış yapması ise gerçekten ilginç....

Merlin'in Kazanı, Radore'de barındırılmaktadır.


YASAL UYARI!: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya makale/metinlerin tüm hakları Merlin'in Kazanı'na aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbir içerik önceden özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu makale/metin veya yazılar sadece Merlin'in Kazanı tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak iletilebilir ve/veya bunlardan alıntı yapılabilir.