Üye Girişi
Beni Hatırla
Üye ol! Şifremi unuttum!
  Haber   Oyun Galerileri   e-Spor   Teknoloji   Sinema/TV   Forum
 
   
Youtube içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
   
Google+ içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
 
 
Youtube içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
 
Google+ içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
blog

Merlin'in Kazanı > Blog > Ultima Online

"Ultima Online, hayat offline" - Blog

Nostaljik bir yolculuğa çıkıyoruz

Ege Erkek - 02.02.2017 09:21
Ege Erkek - 30.01.2017 14:27
“Ultima Online hayat offline...” Bu sözü hatırlayınca geçmişinizdeki bol aksiyonlu ve bolca nostalji barındıran Ultima Online anılarınıza şöyle bir yolculuk yaptınız değil mi? Knight Online, Silkroad Online ve bazı diğer online oyun mecralarında da kullanılan ve oynanan oyuna göre uyarlanan bu söz, çıkış yeri Ultima Online olarak oyun literatüründe kendisine yer bulmuştur. 24 Eylül 1997 tarihinde multiplayer dediğimiz çoklu oyunculu şekilde piyasaya sürülen ve on adet farklı sürüme sahip yirmi yaşına basacak olan bu köklü yapım, biz “Ultimacılar” için çok farklı duygular içermektedir.



“Ultimacılar” olarak şöyle bir geriye baktığımızda bizlere doğru yönelmiş bir nostalji rüzgarının estiğini gördüğümüzü düşünüyorum. Bu yazıyı yazmadan önce on beş senemi vermiş olduğum bu güzide oyuna gönül vermiş Ultima Online oyuncularının karakteristik özelliğini şöyle bir düşündüm. Bence bizler için en önemli olguların başında kesinlikle “samimiyet” olgusu gelmektedir. Bu oyuna yürekten bağlanmış oyuncuların oluşturduğu o sıcak sohbet ortamını başka hiçbir oyunda bulamadım ve bulamayacağım. Bu yüzdendir ki bu yazıda sizlerle biraz hem nostalji yapmak hem de tatlı bir sohbet etmek istedim. Sizlerle beraber Ultima’da bulunan çeşitli ve bu oyunu oynamamış insanlara garip gelebilecek olan ancak bizler için alışılagelmiş sözler ve kelimeler kullanacağım.



Ultima Online (UO) hakkında derin düşüncelere daldığım zaman bu oyunun hayatımda çok değerli bir yere sahip olduğunu her seferinde fark ediyorum. Hayatıma bu denli etki etmiş olduğunu düşündüğüm Ultima Online ile tanışma senem 2002 olarak hafızamda kalmış. O zamanlardaki yaşımın ve yaşıma göreceli olan sahip olduğum olgunluğun etkisiyle beni kendisine çeken UO, ilk tanıştığım online oyundu. Hayatımızda bazen unutamadığımız ilkler ve sonlar gibi bu oyun da bende bir “ilk” olarak iz bıraktı. Bu oyuna harcadığım ilk zamanlarımdan söz ettiğime göre kendimin “apprantice”(Bizler için app yani acemilik) dönemlerinden biraz bahsedeyim sizlere. İlk zamanlarımdan bahsetmeden önce sizlerden bir ricada bulunacağım. Siz bu satırları okurken şimdiden sadece ben değil sizlerin de kendi apprantice dönemlerinizi düşünmeye davet ediyorum. Bu yazıyı okurken kendinizi bir düşünün ve çoğunluğunun komik olduğunu düşündüğüm bazılarının ise acı ve aynı zamanda tatlı tecrübeler içerdiğini sandığım o dönemleriniz ışığında bir yolculuğa bırakın kendinizi.



Oyuna başlamadan önce birçok insan gibi ben de internet kafe köşelerinde bu oyuna rastladım. Rastladığım andan itibaren tabiri caizse “abilerimizin” oynadığı ama adını bilmediğim iki boyutlu bir oyunun oynandığı ufak ekranlardan gözlerimi alamıyordum. Atlara binmiş kız veya erkek insanlar, üç kuruş için alın teri döken madenciler ve zanaatkârlar ya da gözünü kan bürümüş seri katiller ve onları engellemeye çalışan masum insanlar... Bunların yanı sıra daha onlarca çeşitlilik barındıran koskocaman bir dünya beni benden alıyordu. İnsanlar değildi sadece bu evreni oluşturan. “Elf”, “Orc” ve daha sonraları da yer alan “Gargoyle” ırkları gibi insandan farklı olan varlıklar da bu oyunun tuzu biberiydi. Kendine has özellikleri bulunan diğer ırklar da insanların yaşadığı gibi yaşayabiliyordu bu oluşumda. Çok fazla tekniksel detaylara girerek boğmak istemiyorum sizleri ancak bunlar benim gözüme çarpan bu oyunun “göz bebekleri”. Oynayan herkes bu söylediklerimi bilmekte nasıl olsa ancak bazı oluşumları hatırlayarak başlamakta fayda olduğunu düşünüyorum. Nerede kalmıştık? Evet,  ekranlardan beni büyüleyen Ultima Online sahnesine birkaç izlenimden sonra adım atmak istedim. Bu oyuna nasıl kayıt olunacağını ve bu oyunun nasıl oynanacağını bilmiyordum. O zamanlar şansıma -ismini vermekten şeref duyarak- BlacKsK adlı internet kafenin (gidenler bilir) sahibi ve onun yanında çalışanları bu oyunu oynuyordu. Onlara bu oyun nasıl oynanır diye sorarak Ultima Online serüvenimi başlatmış bulundum.

yorumlar (15)
MK Okuru
 
 
 
MK Okuru, 04.03.2017 10:55 (0)
Türkiyede hala ciddi bir oyuncusu olan oyun :)
Google -> "Ultima Online Sunucuları"
MK Okuru, 04.02.2017 17:53 (0)
Boyama açığına çözüm bulup GM liğe adım attığım gençliğimi harcayan efsane oyun.
MK Okuru, 03.02.2017 13:46 (0)
Yorumlarda troll veletleri değil de MK nın gerçek kitlesini görmek ayrı bir güzel.
MK Okuru, 03.02.2017 11:41 (0)
Abimin arkadaşlarının göz altlarının komple mosmor olması sonucu ismini öğrendiğim oyun. Yaşım 23, sizin için ne ifade ettiğini anlayabiliyorum :)
MK Okuru, 03.02.2017 08:36 (0)
Meditation olayina katila katila guldum,yazdiklarinin hepsi sanirim her app nin basindan gecmistir.Bikeresinde brit mezarda gezerken bi ruh gelmisti abi benim ekran ayarim bozuldu demin bi ark duzeltti ama simdi yine bozuldu demisti,resleyince sagol renkler geri geldi demisti :D 300 karaktere sigmaz
MK Okuru, 02.02.2017 15:32 (0)
Uo dönemine yetişememiş nesle duygularımızı en fazla bu kadar açıklayabilirdik heralde. Yazıyı okumadan önce ultimayı indirmiştim güzel denk gelmiş.


Merlin'in Kazanı, Radore'de barındırılmaktadır.


YASAL UYARI!: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya makale/metinlerin tüm hakları Merlin'in Kazanı'na aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbir içerik önceden özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu makale/metin veya yazılar sadece Merlin'in Kazanı tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak iletilebilir ve/veya bunlardan alıntı yapılabilir.