|
*K* -> RE: Formula 1 Haberler (5/1/2008 1:34:46 PM)
|
F1 ve Çıkar Çevreleri Peş peşe gelen casusluk skandalleri, Alonso’nun geleceği, Formula 1’in 12. takımının akıbeti, McLaren’in 2008 otomobilinin FIA denetiminden geçip geçmeyeceği, Schumacher’in test gerekçesiyle geri dönme olasılığı gibi önemli birçok konu dururken bu da nereden çıktı diyeceksiniz. Ancak, Formula 1 çok uzun süredir çıkar çevrelerinin istilası altındadır. Ancak görülen o ki, sporun gelişmesi için sayıları giderek artan bu çevrelere de gereksinim var. Bugünlerde Hindistan’da insanlar, ülkelerinde yapılacak GP’nin nasıl bir finansal yararı olacağını tartışıyor. Üstelik önlerinde yıllardır kar edemeyen bir Avustralya, bir Fransa örneği, yine aynı nedenle pistinin işletme hakkını Bernard Charles Ecclestone’a devreden bir Türkiye örneği varken. Melbourne’da promotörlük işine soyunan Jaypee Group’un bu işten kar edip edemeyeceği ayrı bir tartışma konusuyken, İstanbul Park hala “çok bilinmeyenli denklem” özelliğini koruyor. GP’lerin bilet satışları dışındaki bilinen tüm gelirlerinin Formula 1 yönetimine (FOA) gittiği bilinen bir gerçek. Sadece yıllık telif ücreti olan ortalama 20-25 milyon doların, kar veya zarar etmeden karşılanabilmesi amacıyla, kişi başı 100 dolar ödeyen 200-250 bin kişiye gerek olduğunu bilmek için uzay mühendisi olmaya da gerek yok. Peki, Formula 1 standardında bir pistin yapımı için en az 150-200 milyon dolar gerekirken, örneğin Avustralya’nın yeni promotörü Jaypee, üstelik GP sürekli zarar açıklarken, nasıl kar etmeyi ümit ediyor? Tabii pistin Formula 1 dışında kalan yıllık iş planının yapılması ve bu planın gerçekleştirilmesi bir seçenek. Kaldı ki Bahreyn, Çin, Türkiye ve Hindistan’la kıyaslandığında, Avustralya’nın çok köklü bir motor sporları kültürü var. Bu durumda akla gelen tek mantıklı çözüm, yeterli yerel izleyici kitle olmasa bile, yarış promotörünün GP dışında kalan etkinliklerde bulunması. Yine Jaypee örneğine dönecek olursak, bu firma 5 yıldızlı otellere sahip olmanın dışında, golf tesisleri, alış veriş merkezleri, büyük ticari yapıların işletmesi, otoyol inşaatları gibi çok farklı iş alanlarında çalışıyor. Dünya ekonomisine önümüzdeki 10 yıl içinde egemen olacak BRIC ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) arasında yer alan Hindistan, dünyanın nüfusu en yüksek ikinci ülkesi olmasının dezavantajıyla, çok yaygın yoksulluk, hijyen olmayan koşulların yoğunluğu ve yetersiz ve zayıf altyapıya sahip. Dolayısıyla fazla cesur, macera seven, ya da akademik, araştırma nedenleri ve medya mensubu olarak Hindistan'a gidenler dışında, ülke ekonomisine asıl katkıyı yapan zengin turistlerin pek itibar göstermedikleri görülür. Bu nedenle Hintlilerin yeni havaalanları, yollar, turist merkezleri ve ünlü Tac Mahal'e yakın oteller gibi tesislere önem vermeleri sürpriz değildir. Formula 1'in Hindistan'a nasıl bir ekonomik yarar getireceğini hesaplamak pek kolay değil. Ancak bu ülkede yapılacak yarışlar, başta Honda ve Toyota olmak üzere, Renault, BMW ve Fiat'ın çok büyük potansiyel pazar olarak değerendirmeleri açısından ilgi çekecektir. Tabii bu arada yabancı turist açısından da yeni ufukların açılmasına neden olacaktır. Türkiye'ye baktığımızda ise; İstanbul Park'ı karlı işletecek kapasitede, uluslararası motor sporları pazarlama yeteneğinde, batıda artık bir bilim dalı haline gelen sponsorluk yönetiminden haberi olmayan insanlarımızın yine kolay yolu seçip, çareyi işi "bir bilene" devretmekle çözdüklerini veya öyle zannettiklerini gördük. İstanbul Park'ın sahibi Bernard Charles Ecclestone da yukarıda sözünü ettiğimiz çıkar çevrelerinin içinde yer alıyor. Bay Ecclestone'un iş alanı her ne kadar Jaypee ve benzeri kuruluşlar kadar çeşitlilik göstermese de, orta vadede Türkiye ve İstanbul Parkiçin çok önemli bir çıkar çevresi oluşturuyor. Çok tuhaf ama, hem F1’in, hem de gittiği ülkelerin gelişmek için galiba böylesi çıkar çevrelerine gereksinimi var. Ülkemizin de bugünkü koşullarda Bernard Charles Ecclestone’a gereksinimi olduğu gibi... padokf1.com/Editör
|
|
|
|