Forumlar / Oyun - Sinema - Teknoloji Forumlar / Oyun - Sinema - Teknoloji

Forumlar  Kayıt Ol  Giriş  Bilgilerim  Mesaj Kutum  Adres Defteri  Üyeliklerim  Forumlarım 

Fotoğraf Galerisi  Üye Listesi  Arama  Takvimler  SSS  Etiket listesi  Çıkış

RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar

 
Üye Adı: Guest
Bu forumu inceleyenler: hiçbiri
  Basılabilir Versiyon
Tüm Forumlar >> [Forumlar] >> [FRP] >> Kitaplar >> RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar Sayfa: <<   < Önceki  1 [2]
Giriş
Mesaj << Eski başlıklar   Yeni başlıklar >>
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 31/12/2007 4:45:36 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
İthaki den bu sefer de Silmarillion;



Tolkien'in en önemli çalışması olarak kabul edilen Silmarillion, onun yarattığı dünyanın özüdür. Kökleri Hobbit'ten önceye uzanır ve Yüzüklerin Efendisi'nde şekillenmeye başlayan bir dünyanın yaratılış öyküsünü barındırarak, tüm Tolkien eserlerinin üzerine yerleşebileceği bir yapı oluşturur. Yaşamı boyunca üzerinde çalışmayı terk edemediği ve giderek büyüyüp gelişen bu eser ancak ölümünden dört yıl sonra oğlu tarafından yayımlanabildi. Elflerin en beceriklisi olan Feanorun yarattığı üç Silmaril'in çalınmasıyla birlikte kadim dünyanın en kederli olayları gelişmeye başlar. Silmarillion, elflerin tanrılara isyan ederek Orta Dünya'ya sürülmelerini; orada insanlar ve Cücelerle birleşerek tanrıların en kötüsüne, Morgoth'a karşı verdiği umutsuz savaşı anlatır.

Daha önce "Güç Yüzüklerine Dair" ismiyle yayımlanan ancak Silmarillion kitabında olması gereken metinde bu kitapla birlikte tam metin olarak yayımlanmıştır.
(Tanıtım Yazısından)

(cevap olarak excaliburs)
Mesaj #: 26
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 10/1/2008 4:58:39 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Raymond E. Feist, Janny Wurts

İmparatorluğun Kızı
İmparatorluk Üçlemesi 1. Kitap


Büyü ve cinayet Kelewan Diyarını yutup tüketiyor. Acımasız Savaş Şefleri Tsuranuanni İmparatorluğu'nu ele geçirmek için sonu gelmez kan davalarını başlatmışlar. Varlıklı İmparatorluk halkı, kiralık katiller, casus ustaları, yasal varislere karşı kurnaz ve haince düzenlenmiş entrikalar planlıyorlar. Tüm bu keşmekeşin arasında Mara adlı genç ve yaşamın sınavından geçmemiş bir hükümdar leydi, insanların hayatta kalmak için verdikleri kahramanca mücadeleyi yönetmeye başlar...
Macera ve entriklarla dolu bir kahramanlık hikayesi, "İmparatorluğun Kızı", alanında günümüzün en yetenekli iki yazarı tarafından hazırlanmış en üst düzeydeki fantezi öyküsü.

"Sürükleyici... Bu tümüyle anlatılmış hanedanlık fantazisi, su gibi akıp giden ve ekzotik zamanlar ve yerler hakkında iyi bir tarihsel romanın heyecanına sahip."
- Publishers Weekly

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 27
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 21/1/2008 5:09:09 AM   
lillian

 


Puan Toplamı: 0
katıldı: 21/1/2008
Nereden: aydın-ankara-balıkesir...
Durum: çevrimdışı
ahh ah..okudukça içim acıyor en son elenium'u bitirmiştim ankarada..aydında kitapçı buldun da fantastik edebiyat bölümü kaldı...

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 28
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 7/2/2008 7:32:15 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Yeni Bahar - Zaman Çarkı Serisi Başlangıç Kitabı (New Spring)

Tar Valon kuşatılmış. Vakanüvis dünyayı Karanlık Varlık’tan kurtarabilecek yegane insanın, Ejder’in doğduğuna dair kehanette bulunuyor ve sırf tesadüf eseri, Vakanüvis’in yanında Moiraine Damodred ve Siuan Sanche var. Dünyanın Gözü’nde Emond Meydanı’na gelen soğuk ve vakur Aes Sedai’den çok farklı bir Kabul Edilmiş olan saf, eşek şakalarından hoşlanan Moiraine Damodren, en iyi arkadaşı Siuan Sanche ile birlikte, yeni doğan bebeği bulmayı ve ona yardım etmeyi aklına koyuyor.

(cevap olarak lillian)
Mesaj #: 29
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 2/3/2008 6:03:53 PM  2 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Terry Pratchett'dan Gökyüzü Dolu Şapka

Tiffany yeteneklerini geliştirmek üzere evi terk ettiğinde kendine bir de düşman edinecektir; Kovan. Ya Kovan Tiffany'yi ele geçirecek ya da Tiffany kovanı yenecektir. Herşeyle savaşabilen gürültücü, sert, pis kokan Küçük Özgür Adamlar bile, bu sefer Tiffany'i kurtarmak için yeterli olmayacaktır. Tiffany Kovan'ı yenebilmek için kendi güçlerine güvenmek zorundadır...

"Bol bol espri, hayal gücü ve kurnazca gözlemlenmiş karakterler..."
Independent on Sunday

"Pratchett'ın, diyalogları ele alışı olağanüstü... Hem son derece tatmin edici hem de zekice"
The Times
(Tanıtım Yazısından)

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 30
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 2/3/2008 6:07:31 PM  2 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Jonathan Carroll'dan Beyaz Elmalar

"Jonathan Caroll bir sihirbazdır. Size gözlerini verir ve dünyayı bir daha asla aynı şekilde göremezsiniz." Neil Gaiman

"Jonathan Carroll, Jim Carrey kadar komik olmadığı zamanlar Hitchcock kadar korkutucudur." Stephen King

"Jonathan Carroll'ı okumak, bölümleri Dostoyevski ya da Italo Calvino tarafından yazılmış X-Files'ı ya da Alacakaranlık Kuşağı'nı izlemek gibidir." Pat Conroy

Başarılı bir reklamcı ve kadın avcısı olan başkahramanımız Vincent Ettrich kansere yenildikten sonra, uğruna karısı ve çocuklarını terk ettiği tek aşkı Isabelle Neukor tarafından, doğmamış oğulları Anjo'nun ruhu yardımıyla, yeniden hayata döndürüldüğünü öğrenir. Anjo'ya aktarmak üzere, ölüm tecrübesi sırasında öğrendiklerini hatırlama çabasıyla olayların içinde sürüklenirken onu yeniden Araf'a çekmeye çalışan, insan bedenine bürünmüş kaosla başa çıkmak zorunda kalır. Isabelle, Anjo ve koruyucu meleği Coco Hallis'in yardımlarıyla her seferinde ondan kaçmayı başarır. Ta ki...

Jonathan Carroll 'mozaik, Tanrı, ölüm, Araf, kaos, aşk' çerçevesinde yarattığı eserinde her zaman aklımızı karıştıran sorulara alışılmış kalıpların dışında cevaplar veriyor. Ve bu da Beyaz Elmalar'ı yalnızca metafiziksel olaylar üzerine kurgulanmış bir roman olmaktan çıkarıp her bir sayfada bir yerlere not alma isteği uyandıran bambaşka bir eser haline getiriyor.

Öykü dalında (Dünya Fantazya Ödülü) Öykü dalında (Bram Stoker Ödülü)
Kahkahalar Ülkesi ile (İmgelem Büyük Ödülü) Roman dalında (İngiliz Fantazya Ödülü) Öykü dalında (Pushcart Ödülü)

Beyaz Elmalar ya da Ölü olmadığınıza emin misiniz?

Her ne kadar uzun yıllardır küçümsenegelse de, nihayet edebiyatın klasik edebiyat dışındaki diğer alt türleri kendilerini ispatladılar.

Yayımlanan kitapların edebi niteliğine - değerine bakmadan sadece ait oldukları tür nedeniyle eleştirilmesi doğrusu büyük haksızlık. Yiğidi öldürüp hakkını yemeyeceksek, kabul etmemiz gerekir ki, bütün klişeleri ve alışkanlıkları bir yana bırakıp, yeni bir dünya yaratmaya kalkışmak başlı başına bir cesaret örneği...
Bugünlerde yayımlanan Beyaz Elmalar'sa türünü pek açık etmiyor, ama yazarı Jonathan Carrol, aşka, hayata ve ölüme dair bu romanda bize etkileyici, lezzetli bir edebi şölen sunuyor...

Türkçe okurunun Kahkalar Ülkesi adlı romanıyla (İthaki -2006) tanıdığı, 1988'de ve 1995'te öykü dalında Dünya Fantazya ve Bram Stoker Ödülleri'ni almış olan Carrol'ın, son romanı Beyaz Elmalar'da da iddialı olduğunu söylemek mümkün.
Bu iddianın sırrıysa romanın bilimkurgudan polisiyeye uzanan olaylar örgüsünün güzel bir anlatımla birleştiğinde ortaya "türler üstü" bir kitap çıkarmış olması... ki, bu türlerde yazılmış kimi kitapları her zaman kolaylıkla okuyamayan klasik edebiyat tutkunu ben bile, ilk kez farklı türden bir kitabı bu kadar sevdim.

İnsanın en büyük travması olan ölüm ve ölümsüzlük, öte-dünya, ölümden sonra hayat gibi olguları bir aşkın üzerinden anlatırken, aşk odaklı bir bilimkurgu-polisiyeye imza atmış Carrol...
Hastalığı nedeniyle ölen, ama bunun farkında olmayan, "insanları ketçap, peçete ve sıradan otomobiller" kullanmaya teşvik eden, yine de ne iş yaptığı sorulduğunda reklamcılık yerine -içinde yaratıcı geçen her iş kadınları etkilediği için- "yaratıcı danışman" diye cevap veren,
Vincent Ettrich'in kafası, yeni tanıştığı, -herkesin karşısına başka bir şekilde çıkan- kadının anlattıklarıyla allak bullak olur.
Çünkü kadın, romanın ana eksenini de oluşturan bir mozaikten söz etmektedir. Herkesin hayatıyla, daha doğrusu ölerek eklendiği...

Bütün yaşamlar Mozaiğe eklenir...

İki tür mozaik vardır kitaba göre, ilki insanın kendisinin yarattığı- yaşadığı hayattır. Bitince, bu yaşam daha büyük bir mozaiğin parçası haline gelir. Bu büyük mozaikse ölüm'dür.
Buna göre, insanın yaşamı sona erdiğinde öleceğini sanması bir yanılgıdan başka bir şey değildir, çünkü yaşamı sona eren insan önce Araf'a gider, orda ölümün ne olduğunu ve ona nasıl uyum sağlayacağını öğrenmelidir. Daha sonra mozaiğe eklenecektir. Yani herkes kendi çinisini - yaşamını mozaiğe ekler ve tüm parçalar bir araya geldiğinde tekrar ayrılıp etrafa dağılır. Tekrar tekrar yaşanacak, hiç sonu gelmeyen bir süreçtir bu, belli bir mesafe katettikten sonra geri dönülür, dönüş yolundaysa tümüyle farklı bir görünüm kazanılır. Bu yüzden de yeniden bir araya gelindiğinde öncekinden tamamıyla farklı bir mozaik oluşturulur.

"Bir yaşam yaratırsın ve sonra o son bulur. Ama yarattığın o varlığa ne olacaktır? Gözler sonsuza dek kapanınca o da yitip gidecek midir? Bu hiç mantıklı değil. Koca bir yaşamın birikimi olan onca enerji, tecrübe ve hayal gücü boşa mı gidecektir? Kalbin durmasıyla beraber yetmiş yıllık gelişim ortadan kaybolabilir mi?"

Romanın alt-metnini insanın ölümü anlama çabası ve hatta ona meydan okuyuşu ve ölümle hiçbir şeyin aslında bitmediği, ve hiçbir hayatın boşuna yaşanmadığı, her hayatın biricik ve değerli olduğunun vurgulanması olarak okumak da mümkün. Çünkü yaşamın anlamı, ölüm ve sonrası her zaman merak konusu olageldi insan için...

Aşk ve Anjo...

Aynı zamanda tutkulu bir aşkın da kahramanı olan Vincent'ın hayatı da, cevapların onu çok zorladığı sorularla doludur. Ne mozaikten, ne araftan haberi vardır, ölmüştür, ama öldüğünü karnında onun çocuğunu taşıyan sevgilisi dışında kimse hatırlamamaktadır. Çünkü sevgilisi İsabelle Neukor, adı Anjo olan ve değişik şekillere bürünüp annesiyle konuşabilen bebekleri sayesinde onu Araf'tan geri getirmiştir.
Bu bebek, üstün bir beyin'dir ve bizzat mozaik tarafından, babasını ve annesini, bilinç kazanan, mozaiğin değişmesini istemeyen kargaşa'ya karşı korumakla yükümlüdür.
Vincent Ettrich, bütün bu süreçte bolca şaşkınlık ve hayal kırıklığı yaşayacak, kimleri gerçekten tanıdığına, kimlerin başka şekillere bürünmüş ölmüş bedenler olduğuna dair ciddi tereddütler hissedecektir.

Bu nedenle evindeki giysi dolabının en gizli köşesine, tanıdığı, onun için önemli insanlarla ilgili notlar bırakır; sevgilisiyle tanıştığı yer, en sevdiği üç yemek... çünkü Vincent Ettrich, sürekli bir unutma hali içindedir...

"Ruhun yeniden hayat bulmasına ilişkin okuduğu bir makaleyi hatırladı. Bu makalede konunun uzmanı bir kişiye, ölümden sonra tekrar hayata dönülebiliyorsa neden önceki yaşama dair hiçbir şey hatırlanamadığı soruluyordu. Uzmanın verdiği yanıt öylesine yerli yerine oturuyordu ki, Ettrich gülmekten alamamıştı kendini: 'Daha iki gün önce öğle yemeğinde ne yediğimi hatırlamazken Antik Mısır'da yaşamanın neye benzediğini hatırlamamı nasıl beklersiniz?'

Bunları düşünerek gülümseyen Ettrich gözlerini masanın üzerinde gezdirdi. Avusturya'da yaşayan Isabelle'den almış olduğu eski bir mektubu görüp tam ona uzanıyordu ki, telesekreterin mesaj ışığının yandığını fark etti. O dışarıdayken birisi aramıştı besbelli.

... onu asıl sersemleten, konuşmaya en çok ihtiyaç duyduğu kişinin onu aramasından çok, verişen numaranın kendininkiyle aynı oluşuydu...

... böyle devam ederse keçileri kaçıracağına emindi. Başka bir uğraş bulmak üzere etrafına bakındı ve İsabelle'in mektubunu alıp okudu.

'Sana her yazışımda, söylemem gereken çok acil bir şeyler oluyor Vincent. Büyük önem taşıyan şeyler. Ufak bir ayrıntı, bir bakış, bir ses, bir inanç, bir anı, bir düş, şehir mezarlığında üzerinde ismi yazılı olmayan siyah çelikten bir mezar taşı, o gün yanında özürlü oğluyla yemek yerken seninle birlikte izlediğimiz adam, bir öpücüğün bıraktığı koku, yanaklarıma süzülen gözyaşları... seninle acilen paylaşmam gereken şeyle oluyor hep. Çünkü sen benim için önemlisin, beni anlıyorsun, çünkü yaşamıma anlam kazandırdın ve daha pek çok neden..."

Bütün bu olaylar örgüsü, mozaik, kargaşa, anne karnındaki konuşan bebek, henüz ölmekte olan birinden çoktan ölmüş bir başkasına geçen 'numen' adlı maddeyle tekrar kavuşulan kalp atışları ve yaşamsal olgular; hayal gücünün sınırsızlığının ve ihtişamının nasıl büyüleyici olabildiğinde bir kere daha hemfikir kılıyor bizi.

Ve bu romanla Carrol, bildiklerimizin sınırlarını zorlayarak, bizi hayata ve kendimize dair her şey üzerine bir kere daha, bir kere daha düşünmeye davet ediyor.

Cevaplara boş verip, soruları çoğaltmak için...
(Tanıtım Yazısından)

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 31
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 22/3/2008 2:20:33 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Watership Tepesi - Richard Adams

Olağanüstü... Büyülü bir şekilde yazılmış ve unutulmayacak bir eser.
-The New York Times

Adams'ın şiirsel bakış açısı ve ona bahşedilmiş hikaye anlatma yeteneği, her yaşa hitap edecek ve yıllarca unutulmayacak bir hikayeyi ortaya çıkarıyor.
- Sunday Telegraph

Harika bir kitap... Bütün dünya, kendi mükemmel gerçekçiliğiyle yaratılmış ve insan ilişkileriyle tesadüfi; ama derin bir ilişki kurulmuş.
- Guardian

Watership Tepesi;
* Yayınlandığı yıllarda, kitaba adını da veren Watership Tepesi'ni ziyaretçi akınına uğratan...
* Animasyon olarak film ve dizi haline getirilen...
* Tüm dünyada çok izlenen Lost gibi kimi dizi ya da Stephen King'in Kara Kule'si gibi kime kitaplara esin kaynağı olduğu iddia edilen...
* 2003 yılında BBC tarafından düzenlenen 'Tüm Zamanların En İyi 100 Kitabı' anketinde 42. sırayı alan...
* 2005 yılında, Fransız, Channel 4 izleyicileri -70.000 kişinin oy kullandığı- tarafından, animasyon filminin son bölümü, 'En Dramatik 100 Sahne' oylamasında 15. seçilen
gerçek bir başyapıttır...

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 32
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 22/3/2008 2:23:39 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Duman Hırsızı - Shana Abé

Yüzyıllardır, gizlice kuzey İngiltere’nin yeşil ve sisli tepelerinde yaşayan sıradışı güzellliğin, gücün ve şehvetin yaratıkları, insandan canavara ve sonra yine insana dönüşebilme yeteneğine sahiptirler. Şimdi ise sırları ve hayatları tüm sınırları yok edecek bir cazibenin tehdidi altındadır…

DUMAN HIRSIZI olarak bilinen gözüpek bir mücevher hırsızı Londra polisini şaşkına çevirmektedir. Zengin kurbanlarının iddiaları ise daha şaşırtıcıdır. Bu hırsızın duvarlardan geçebildiğini, havada yok olduğunu ileri sürmektedirler. Ama Longford’un asillerinden karizmatik Christoff gerçeği bilmektedir: Hırsız sıradan birisi değildir. Dragon’ların Alfa lideri olarak, sırlar ölümlüler tarafından öğrenilmeden takımı kaçağı yakalamalıdır. Ne var ki Dragonlar bile hırsızın bir kadın olabileceğinden şüphelenmez. Sihir, romantizm ve hırsızların dünyasından büyüleyici bir Shana Abé romanı.

“Başından sonuna kadar gerçek bir sihir!..”
Karen Marie Moning, New York Times, Spell of the Highlander’ın bestseller yazarı

“Bu harika yazılmış kitaba kendimi kaptırdım…”
Jane Feather, New York Times, Almost a Bride’in bestseller yazarı

“Shana Abé’nin harika hayal gücüne ve lirik üslubuna hayran kaldım.”
Michael Palmer,New York Times, Almost a Bride’in bestseller yazarı

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 33
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 1/4/2008 7:58:01 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Tehlikeli Diyardan Öyküler
(Tales From The Perilous Realm)
John Ronald Reuel Tolkien



"Peri Diyarı tehlikeli bir yerdir ve ihtiyatsız ayaklar için pek çok çukur, fazla cüretli olanlar için pek çok zindan barındırır..."

"Peri masallarının dünyası engin, derin ve yüksektir, ve birçok şeyle doludur: Orada her tür hayvan ve kuş; kıyısız denizler, sayısız yıldız; kendisi bir büyü olan güzellik, ve her daim mevcut bir tehlike; kılıç kadar keskin coşku ve hüzün vardır. O diyara girmiş bir insan orayı gördüğü için kendini talihli sayabilir, ama Peri Diyarı'nın zenginliği ve tuhaflığı gezginin dilini bağlar, anlatamaz. Ve orada bulunduğu sürece, çok fazla soru sorması tehlikelidir, çünkü kapılar yüzüne kapanabilir ve anahtarlar kaybolabilir..."
J. R. R. Tolkien
(Tanıtım Yazısından)

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 34
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 18/4/2008 7:21:17 PM  2 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Ateş Kılıcı - Stuart Hill

2005 Yılında Çocuk ve Gençlik Kitapları Kategorisinde
Ottakar Ödülü'nü Kazanan Buzlar Ülkesinin Çığlığı Devam Ediyor...


Yirmi yıl önce istilacı Scipio Bellorum'a karşı koyan küçük krallık yine aynı tehlikeyle yüz yüzedir. Kendinden daha gaddar iki oğluyla birlikte Scipio saldırı hazırlığı içindedir.

Buzlar ülkesinin kaderi Kraliçe Thirrin ve Cadı Baba Oskan ile güçlü, azimli beş çocuklarının elindedir.

Fakat kraliyet ailesi çocuklarının hepsi bu zorlu göreve hazır değildir. Ailenin küçük kızı karabüyülerin ustası Medea, aileyi içten zehirlemeye mi uğraşıyordu? Veya uzak ülkelere sürgüne yollanan ailenin en küçük ve zayıf çocuğu Sharley elinde ateş kılıcıyla tekrar yurduna dönebilecek miydi?

Buzlar Ülkesi Serisi'nin ikinci kitabı olan Ateş Kılıcı, deniz maceraları, güneyin sıcak çölleri ve insan hayalinin ulaşamayacağı ülkeleri anlatan genç okuyucuları soluksuz bırakacak heyecanlı maceraları içeren masal tadında bir roman.
Savaşın ateşini duyumsayın!

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 35
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 18/4/2008 7:23:44 PM  2 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Amber ve Küller - Margaret Weis

Ejderha Mızrağı Destanı, Amber ve Küller ile sürüyor...

Ejderha Mızrağı Dünyası'nın çekici, korkusuz, acımasız, gizemli savaşçısı Mina; Ruhlar Savaşı sonrası yaşadığı hayal kırıklığı ve acı sarmalındayken, baştan çıkarıcı bir kılığa bürünmüş 'Ölüm Tanrısı'yla bir anlaşma yapar...

Yeni yeni toparlanmakta olan dünyaya garip bir vampir kültü yayılırken; hiç beklenmedik kahramanlar -kendi iç dünyasında yaşayan bir keşiş ve ölülerle iletişim kurabilen bir kender- gittikçe artan kötülüğün köklerini kazımak için güçlerini birleştirirler...

Fantastik dünyaların en yaratıcı yazarı M. Weis'den sürükleyici bir seri daha...

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 36
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 27/4/2008 3:43:18 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Kehribar Dürbün Altın Pusula Dizisi 3. Kitap
(Karanlık Cevher 3. Kitap)
Orjinal isim: His Dark Materials 3 - The Amber Spyglass
Philip Pullman


Will keskin bıçağın taşıyıcısıdır. Şimdiki görevi, ölen babasının son isteğini yerine getirmek, yani bıçağı Lord Asriel'e ulaştırmaktır.

Ancak Lyra ortadan kaybolmuşken, Lord Asriel'i aramaya nasıl gidecektir? Etrafını kuşatmış sayısız entrikanın iç yüzünü yalnızca Lyra'nın yardımıyla görebilir. Bu arada pek çok dünyanın içinde yer aldığı iki büyük güç, şimdiye kadarki en korkunç savaş için saf oluşturmaktadır. Will Lyra'yı bulmaya mecburdur, çünkü böylelikle ölüler dünyasından bile birlikte geçecekleri kaçınılmaz bir yolculuğa çıkacak ve kendi savaşlarını vereceklerdir.

Karanlık Cevher Dizisi'nin son kitabı Kehribar Dürbün baştan sona müthiş bir macera sunuyor.

"...macera, felsefe, mit, dinle harmanlanmış ve kuantum fiziğiyle zenginleştirilmiş heyecan verici ve şiirsel bir roman..."
-Guardian

"Tolkien ve C. S. Lewis, kenara çekilin. Philip Pullman olağanüstü olan kozmolojik gövde gösterisini tamamladı... parmak ısırtan bir hayal gücü ustalığı..."
-Daily Telegraph

Ah kudretini anlat, inayetini söyle,
Cüppesi ışıktan, çatısı uzaydan olanın;
Gazap arabası gür gökgürültülü bulutlar yapar,
Ve karanlıktır yolu fırtınanın kanatlarında.
-Robert Grant, Eski ve Çağdaş İlahiler.

Ey yıldızlar,
Siz değil misiniz, âşığın yüzünü görme arzusunu
doğuran maşuğun? Onun saf hatlarına dair gizli kavrayışı
gelmiyor mu takımyıldızların saflığından?
-Rainer Maria Rilke, Üçüncü Duino Ağıdı.
-Rainer Maria Rilke'den Seçme Şiirler.

Canlıları her ne yapıyorsa, ince dumanlar kaçar ondan.
Gece soğuk, narin ve meleklerle dolu
Yaşayanların üzerine çöken. Fabrikaların hepsi aydınlık,
Sürüyor çınlama işitilmeden.
Ne kadar uzakta olsak da, bir aradayız hep birden.
-John Ashbery, Rahip. Irmak ve Dağ'dan.

Büyülü Uyku 1

... derin mağaralardan gelen yaratıklar, uyuyan kıza baktılar...
-William Blake

Ormangülü fundalıklarının gölgelediği bir vadide, karın başladığı yerin yakınında, erimiş kar sularının süt beyazı çalkalandığı ve devasa çamların arasında kumruların, ketenkuşlarının uçuştuğu yerde, yukarıda sarp kayalıklar ve aşağıda kıpırtısız, ağır yapraklarca yarı gizlenmiş bir mağara vardı.

Orman seslerle doluydu: kayaların arasında akan dere, çam dallarındaki iğne yaprakların içinden esen rüzgar, böceklerin çıtırtıları, küçük orman memelilerinin bağırışları, kuş cıvıltıları... Zaman zaman güçlü bir esintiyle sedir ya da köknar dalları birbirine sürtünüyor, çello gibi inliyordu.

Her daim parlak ve benek benek güneş ışığı ile dolu olan bir yerdi; limoni altın sarısı ışınlar, kahverengi-yeşil gölgelerin arasından orman zeminine düşüyordu; ve ışık asla durağan, asla değişmez değildi, çünkü ağaç tepelerinin arasından sık sık sis bulutları süzülüyor, gün ışığını süzerek sedef parıltısına dönüştürüyor, çam kozalaklarını bir nem tabakası ile kaplıyor, sis kalktığında da ışıldamalarını sağlıyordu. Bazen bulutlar yoğunlaşıyor, yarı sis, yarı yağmurdan oluşan minik damlalara dönüşüyor, damlalar düşmek yerine aşağı süzülüyor ve milyonlarca iğne yaprak arasından usulca, hışır hışır, pıtır pıtır yağıyordu.

Dereyi takip eden dar patika, vadinin eteklerindeki -birbirine sokulmuş çoban kulübelerinden ibaret olan- köyden vadinin tepesinden sarkan buzulun yakınındaki yarı yıkık mabede gidiyordu. Yüksek dağların kesintisiz rüzgarlarında solmuş ipek bayrakların dalgalandığı, dindar köylülerin arpa ekmekleri ve kuru çaylarla adak adadığı bir yer. Işığın tuhaf etkisi, buz ve buhar, vadinin başına daimi gökkuşakları sarıyordu.

Mağara patikanın biraz yukarısındaydı. Seneler önce burada kutsal bir adam yaşamış, tefekküre dalmış, oruç tutmuş, dua etmişti ve, onun anısına, mağara kutsal sayılıyordu. Mağaranın derinliği dokuz metre kadardı ve zemini kuruydu: Bir ayı ya da kurt için kusursuz bir indi, ama senelerdir içinde kuşlarla yarasalardan başka hiçbir şey yaşamamıştı.

Ama girişe çömelip sivri kulaklarını dikmiş, kara gözleriyle sağı solu tarayan şekil ne kuştu ne de yarasa. Güneş altın rengi, parlak kürkünü ışıl ışıl aydınlatırken, o bir çam kozalağını evirip çeviriyor, ince parmaklarıyla pulları kırıyor, tatlı çam fıstıklarını ayıklıyordu.

Arkasında, güneş ışığının uzandığı sınırın hemen arkasında, Mrs. Coulter neft sobasının üzerindeki küçük tencerede su ısıtıyordu. Cini uyarırcasına mırıldandı ve Mrs. Coulter başını kaldırdı.
Ormandaki patikadan, köylü bir kız yaklaşıyordu. Mrs. Coulter onun kim olduğunu biliyordu: Ama günlerdir ona yemek getiriyordu. Mrs. Coulter buraya ilk geldiğinde, tefekkür ve dua için burayı seçmiş, erkeklerle konuşmamaya yeminli, kutsal bir kadın olduğunu açıklamıştı. Ziyaretlerini kabul ettiği tek kişi Ama'ydı.

Fakat bu sefer kız yalnız değildi. Babası da yanındaydı. Kız mağaraya doğru tırmanmaya devam ederken adam biraz uzakta bekledi.

Ama mağaranın girişine geldi ve eğildi.

"Babam hoşgörünüz için dualarını gönderdi," dedi.

"Selamlar çocuğum," dedi Mrs. Coulter.

Kız elindeki solgun pamuklulara sarılmış bohçayı Mrs. Coulter'ın ayaklarının dibine bıraktı. Sonra, pamuk ipliğiyle bağladığı yaklaşık bir düzine gelincikten oluşan küçük çiçek demetini uzattı ve endişeli bir sesle, çabuk çabuk konuşmaya başladı. Mrs. Coulter bu dağ köylülerinin dilini biraz anlıyordu, fakat ne kadarını anladığını belli etmek olmazdı. Bu yüzden gülümsedi, kıza dudaklarını kapayıp iki cini izlemesini işaret etti. Altın maymun küçük siyah elini uzatmıştı. Ama'nın kelebek cini kanat çırparak ona yaklaştı, yaklaştı ve kemiksi işaret parmağına kondu.

Maymun onu yavaşça kulağına götürdü ve Mrs. Coulter zihnine, kızın sözlerini açıklığa kavuşturan minik bir kavrayış selinin aktığını hissetti. Köylüler onun gibi kutsal bir kadının mağaraya sığınmasından dolayı mutluydu, ama söylentilere göre yanında güçlü ve tehlikeli biri daha vardı.

Köylüleri korkutan buydu. Bu diğer varlık Mrs. Coulter'ın efendisi miydi, yoksa hizmetkârı mı? İnsanlara zarar vermeyi düşünüyor muydu? Neden gelmişti oraya? Çok kalacaklar mıydı? Ama bu soruları bin ayrı kuruntuyla aktardı.

Cinin kavrayışı kendi zihnine akarken, Mrs. Coulter'ın aklına yeni bir yanıt geldi. Gerçeği söyleyebilirdi. Doğal olarak, hepsini değil, yalnızca bir kısmını. Fikir aklına gelince minik bir kahkaha atma dürtüsü hissetti, fakat açıklama yaparken bunu sesine yansıtmadı:

"Evet, yanımda biri daha var. Fakat korkacak bir şey yok. O benim kızım ve devamlı uyumasına sebep olan bir sihrin etkisinde. Ona sihir yapan büyücüden saklanmak için buraya geldik. Ben onu tedavi ediyorum ve tehlikeden koruyorum. İstersen gel ve gör."

Mrs. Coulter'ın yumuşak sesi Ama'yı biraz yatıştırmıştı, fakat hâlâ biraz korkuyordu; büyücülerden ve sihirlerden bahsetmek, hissettiği huşu duygusunu artırmıştı. Ancak, altın maymun, kelebek cinini öylesine nazikçe tutuyordu ve kendisi de öyle meraklanmıştı ki, Mrs. Coulter'ın peşinden mağaraya girdi.
Aşağıdaki patikada bekleyen babası mağaraya doğru bir adım attı ve karga cini kanatlarını bir iki kez kaldırdı, fakat adam olduğu yerde kaldı.

Gün ışığı hızla solmakta olduğundan Mrs. Coulter bir mum yaktı ve Ama'yı mağaranın arkasına götürdü. Loş ışıkta, küçük kızın iri iri açılmış gözleri parıldıyordu. Kafa karıştırıcı kötü ruhları uzak tutmak için elleri devamlı aynı jesti yapıyor, parmağını başparmağına dokundurup duruyordu.

"Gördün mü?" dedi Mrs. Coulter. "Kimseye zarar veremez. Korkacak hiçbir şey yok."

Ama uyku tulumunun içindeki şekle baktı. Kendisinden yaklaşık üç dört yaş büyük bir kızdı ve saçları Ama'nın hiç görmediği bir renkteydi -aslan yelesi gibi bir sarımsı kahverengi. Dudaklarını sıkı sıkı kapamıştı ve derin uykudaydı, buna kuşku yoktu, çünkü kızın boynunda kıvrılmış olan cini kendinde değildi. Cin gelinciğe benziyordu, ama kızıl-altın renkte ve daha küçüktü. Altın maymun uyuyan cinin kulaklarının arasını sevecenlikle okşuyordu. Ama bakarken gelinciğe benzeyen yaratık huzursuzca kıpırdandı ve boğuk, küçük bir miyavlama kopardı. Ama'nın fare şeklini almış cini Ama'nın boynuna yaslandı ve korkuyla saçlarının arasından baktı.

"Babana gördüklerini anlatabilirsin," diye devam etti Mrs. Coulter. "Kötü ruh yok. Yalnızca, bir sihrin etkisi altında uyuyan, benim gözetimimdeki kızım var. Lütfen Ama, babana bunun sır olarak kalması gerektiğini söyle. Lyra'nın burada olduğunu ikinizden başka kimse bilmemeli. Büyücü onun nerede olduğunu öğrenirse bizi bulur ve onu, beni ve yakındaki herkesi yok eder. Bu yüzden, sakın konuşmayın! Babana söyle, ama başka kimseye söyleme."

Lyra'nın yanında diz çöktü ve nemli saçlarını uyuyan yüzünden geriye sıvazladı, sonra eğilip kızının yanağını öptü. Başını kaldırıp hüzünlü, sevgi dolu gözlerle Ama'ya baktı ve öylesine cesur bir sevecenlikle gülümsedi ki, küçük kız gözlerinin yaşlarla dolduğunu hissetti.

Mağaranın girişine dönerlerken Mrs. Coulter, Ama'nın elini tuttu ve kızın babasının aşağıda endişe içinde mağarayı gözlemekte olduğunu gördü. Kadın ellerini bir araya getirdi ve adama eğildi. Ama, Mrs. Coulter'a ve sihir altında uyuyan kıza eğildikten sonra dönüp, alacakaranlığa boğulmuş yamacı inerken, adam da rahatlayarak Mrs. Coulter'ın selamına karşılık verdi. Baba kız son bir kez mağaraya dönüp eğildikten sonra patikadan aşağı inmeye başladılar ve sık ormangülü fundalıklarının arasındaki loşlukta gözden kayboldular.

Mrs. Coulter sobanın üzerinde ısınmakta olan suya döndü. Kaynamak üzereydi.

Çömelerek, suyun içine iki tutam bu torbadan, bir tutam diğerinden ekledi, bazı kuru yapraklar ufaladı ve üç damla açık sarı yağ koydu. Suyu karıştırdı ve içinden sayarak beş dakika geçmesini bekledi. Sonra tencereyi sobanın üzerinden aldı ve oturup sıvının soğumasını bekledi.

Çevresine, Sir Charles Latrom'un öldüğü mavi gölün kıyısındaki kamptan alınmış bazı eşyalar saçılmıştı: bir uyku tulumu, yedek kıyafetlerin ve banyo malzemelerinin bulunduğu bir sırt çantası, vesaire. Ayrıca, çadır bezinden, sert tahta çerçeveli bir bavul vardı. Bavulun içi kapok astarlıydı ve içinde muhtelif aletler vardı; bir de, kılıfı içinde bir tabanca.

Seyrek havada karışım hemen soğudu. Vücut ısısına iner inmez, Mrs. Coulter sıvıyı dikkatle metal bir bardağa doldurup mağaranın arkasına taşıdı. Maymun elindeki çam kozalağını bırakıp onunla geldi.

Mrs. Coulter bardağı dikkatle alçak bir kayanın üzerine koydu ve uyuyan Lyra'nın yanında diz çöktü. Altın maymun, uyanırsa Pantalaimon'u yakalamaya hazır bir şekilde diğer yanda çömeldi.

Lyra'nın saçları nemliydi ve kapalı gözkapaklarının altında gözleri hareket ediyordu. Kıpırdanmaya başlamıştı: Mrs. Coulter onu öperken kirpiklerinin titreştiğini hissetmişti ve Lyra'nın tamamen uyanmasına az kaldığını anlamıştı.

Elini kızın başının altına kaydırdı ve diğer eliyle alnındaki nemli saç tutamlarını sıyırdı. Lyra'nın dudakları aralandı ve kız hafifçe inledi; Pantalaimon göğsüne biraz daha sokuldu. Altın maymun gözlerini Lyra'nın cininden asla ayırmıyordu ve küçük kara parmakları uyku tulumunun kenarında seyiriyordu.

Mrs. Coulter'ın bir bakışı üzerine elini çekti ve azıcık geriledi. Kadın kızını, omuzları yerden kalkıp başı arkaya devrilecek şekilde hafifçe kaldırdı. Lyra nefesini tuttu, gözkapakları titreşerek zorlukla aralandı.

"Roger," diye mırıldandı. "Roger... neredesin... göremiyorum..."

"Şş," diye fısıldadı annesi, "sus hayatım, bunu iç."

Bardağı Lyra'nın ağzına götürdü ve bir damlanın kızın dudaklarını ıslatmasına izin verdi. Lyra'nın dili bunu hissetti ve damlayı yaladı. Sonra Mrs. Coulter Lyra'nın ağzına sıvıdan biraz daha damlattı büyük bir dikkatle ve daha fazlasını dökmeden önce kızın bir önceki yudumu yutmasını bekledi.

Bu dakikalarca sürdü, ama sonunda bardak boşaldı ve Mrs. Coulter kızını yatırdı. Lyra'nın başı yere değer değmez Pantalaimon tekrar kızın boynundaki yerine döndü. Onun kızıl-altın kürkü de Lyra'nın saçları kadar nemliydi. İkisi yine derin bir uykuya dalmışlardı.

Altın maymun hafif adımlarla mağaranın ağzına döndü ve bir kez daha patikayı gözlemeye başladı. Mrs. Coulter soğuk su dolu bir çanağa bir bez batırdı ve Lyra'nın yüzünü sildi, sonra uyku tulumunu açıp kızın kollarını, boynunu ve omuzlarını temizledi, çünkü Lyra sıcaklamıştı. Sonra bir tarak çıkardı ve Lyra'nın dolaşık saçlarını nazikçe açtı, alnından arkaya doğru götürerek düzgünce ayırdı.

Kız serinlesin diye uyku tulumunu açık bıraktı ve Ama'nın getirdiği bohçayı açtı: birkaç pide, bir kalıp sıkıştırılmış çay yaprağı, büyük bir yaprağa sarılmış yapış yapış pirinç. Ateş yakma zamanı gelmişti. Geceleyin dağların soğuk havası daha da sertleşirdi. Yöntemli bir şekilde çalışarak biraz kuru çıra kesti, odunları hazırladı ve bir kibrit çaktı. Bu da düşünülmesi gereken şeylerden biriydi: Kibritleri tükeniyordu, sobayı yakmakta kullandığı neft de öyle; bundan sonra ateşi gece gündüz yanık bırakmak zorunda kalacaktı.

Cini huzursuzdu. Mrs. Coulter'ın burada, mağarada yaptığı şeyden hoşlanmıyordu. Endişesini ifade etmeye çalıştığında Mrs. Coulter onu başından savmıştı. Cin üzerinden nefret akarak sırtını döndü ve çam kozalağından kopardığı pulları karanlığa fırlattı. Mrs. Coulter ona aldırış etmedi, düzenli ve becerikli bir biçimde çalışarak ateşi canlandırdıktan sonra tencereye çay suyu doldurup sobaya oturttu.

Yine de, cinin kuşkuculuğundan etkilenmişti. Koyu gri çay kalıbını suya ufalarken, burada ne işinin olduğunu, yaptığı şeyin delilik olup olmadığını ve, tekrar tekrar, kilise öğrenirse ne olacağını düşündü. Altın maymun haklıydı. Burada yalnızca Lyra'yı saklamıyordu: Kendi gözlerini de kaçırıyordu.

Küçük oğlan karanlıktan çıkarak, hem umutlu hem korkmuş bir halde, tekrar tekrar fısıldadı:

"Lyra... Lyra... Lyra..."

Arkasında, ondan daha gölgeli, ondan daha sessiz, başka şekiller vardı. Aynı gruptan ve aynı türden gibiydiler, ama yüzleri görünmüyordu ve sesleri çıkmıyordu; ve oğlan sesini asla bir fısıltıdan öteye yükseltmiyordu. Yüzü, yarı unutulmuş bir şey gibi gölgeli ve bulanıktı.

"Lyra... Lyra..."

Neredeydiler?

Demir karası gökyüzünde hiçbir ışığın parlamadığı, sisin her yönde ufku gizlediği, büyük bir ovada. Zemin çıplak topraktı, tüyden de hafif milyonlarca ayağın baskısıyla ezilmiş, dümdüz olmuştu; demek ki toprağı ezen zamandı, ama bu yerde zaman da durmuştu; öyleyse olağan hali buydu. Burası her yerin sonu, tüm dünyaların sonuncusuydu.

"Lyra..."

Neden oradaydılar?

Hapsedilmişlerdi. Biri suç işlemişti, ama suçun ne olduğunu, kimin işlediğini, hangi otorite tarafından yargılanacağını kimse bilmiyordu.

Küçük oğlan neden Lyra'nın adını seslenip duruyordu? Umut.
Onlar kimdiler? Hayaletler. Ve Lyra, ne kadar uğraşırsa uğraşsın, onlara dokunamıyordu. Şaşkın elleri içlerinden geçip gidiyordu ve küçük çocuk orada durmuş, yalvarıyordu.

"Roger," dedi, ama sesi bir fısıltı olarak çıktı, "ah, Roger, neredesin? Burası neresi?"

"Ölüler dünyası Lyra," dedi çocuk. "Ne yapacağımı bilmiyorum -burada sonsuza dek mi kalacağım, kötü bir şey falan mı yaptım, hiçbirini bilmiyorum, çünkü iyi olmaya çalıştım, ama ondan nefret ediyorum, ondan korkuyorum, nefret ediyorum..."
Ve Lyra dedi ki, "Bizi...
(Tanıtım Yazısından)

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 37
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 3/5/2008 9:22:01 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Kabalcı Yayınevi Dune Serisi'ni yeni çevirisiyle bizlere sunuyor;
Dune
Frank Herbert


İmparatorluk Takvimine göre yıl 10.191.

Halkının Dune dediği Arrakis gezegeni yıllardır gaddarlığı ve acımasızlığıyla tanınan Harkonnenlerin elinden kurtulup Atreides Hanedanının yönetimi altına girdi. Baron Vladimir Harkonnen bu yenilgiyi kabul edecek mi? Konsey'e bağlı Büyük Hanedanların çok sevdiği ve doğal olarak diğer güçlülerin kıskançlığını kazanan, adil namıyla tanınan Kızıl Dük Leto Atreides, yönetimini üstlendiği bu yeni gezegende de başarılı olabilecek mi? O gezegen ki evrendeki en değerli maddenin, melanj denilen baharatın elde edilebildiği yegane kaynak. Kızgın güneşinin kavurduğu çöllerinde yaşayan, gezegenlerini sulak bir yer yapabilme hayaliyle yaşayan bir halk; insanlık tarihinin görebileceği en iyi savaşcılar, çölün özgür halkı Fremenler ... kendilerini Cennete götürecek olan liderlerini, mesihlerini bekliyorlar.

Binlerce yıldır süren Atreides laneti bir kez daha yaşanacak... Güce sahip olma duygusunun etrafında girdaplanarak gelişen entrikalar, savaşlar ve ihanetlerin arasında Dune tarihinin sayfaları açılıyor ...

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 38
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 1/6/2008 7:10:33 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Büyü Septimus Heap 1. Kitap
Orjinal isim: Magyk
Angie Sage



Yedinci oğlun, yedinci oğlu Septimus Heap, doğduğu gece annesinin koynundan çalınır. Ebesi onun öldüğünü söyler. Aynı gece bebeğin babası Silas Heap karların üstünde kundağa sarılmış menekşe gözlü yeni doğmuş bir kız bebek bulur. Heapler bu yeni doğmuş zavallı bebeğe Jenna adını verir ve onu kendi evlatları gibi büyütürler. Ama bu esrarengiz kız bebek kimdir ve sevgili oğulları Septimus'un başına gerçekten ne gelmiştir?

Angie Sage'in büyüleyici yeni serisinin birinci kitabı olan Büyü okuyucuları garip karakterler, sihirler, iksirler ve tılsımlarla bezenmiş fantastik bir yolculuğa çıkarıyor. Zengin, duygusal ve ironik bir dille kaybolan ve sonra tekrar bulunan kimliklerin öyküsünü anlatıyor.
(Tanıtım Yazısından)

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 39
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 11/6/2008 6:12:32 PM   
king görkem



Puan Toplamı: 9
katıldı: 3/7/2007
Durum: çevrimdışı
Bu Bayan Sage çocuklar için resimli kitaplar yazardı.Tarz falan değiştirmiş heralde

_____________________________

Some people feel the rain.Others just get wet.

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 40
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 11/6/2008 11:55:15 PM   
POP_13



Puan Toplamı: 0
katıldı: 3/6/2008
Nereden: İSTANBUL
Durum: çevrimdışı
Bu kitapların hepsi çok iyi insan hepsini okumak istiyor

_____________________________

BATAN GÜNEŞ UMUDUMUZ DOĞAN GÜNEŞ UMUDUMUZ OLSUN EY BÜTÜN ARKADAŞLARIM!!!

(cevap olarak excaliburs)
Mesaj #: 41
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 12/6/2008 5:10:42 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Laika Yayıncılık daha öncede çeşitli yayınevlerinden çıkmış olan wizards of the coast a ait eserlerin ülkemiz temsilcisi olduğunu daha önceden duyurmuştu.Şimdi o kitaplardan bazıları yeni basımlarıyla tekrar bizlerle bulamayanlar için de iyi olmuş ancak ben hala drizzt in yeni kitaplarını dört gözle bekliyorum hadi bakalım...

Ben, Strahd Bir Vampirin Anıları
P. N. Elrod

"Ben, Strahd, Barovia Lordu" İyi biliyorum ki hükümdarlığım sırasında gelişen olaylar, tarihi kaydetmek yerine çarpıtmakta usta olanlar tarafından korkunç bir şekilde yanlış anlatılmıştır. Bu yüzden olayların bir kaydını tutmaya karar verdim ki sonunda gerçekler anlaşılsın..."

Sislerin, kuzgunların diyarından tutkunun, ölümsüzlüğün, lanetin destanı...
(Tanıtım Yazısından)


Huma Destanı Karanlık Havari Serisi 1. Kitap
Richard A. Knaak

Huma; Yemin ve Düstur'a olan bağlılığı ve gümüş bir ejderhaya olan tutkusu tarafından yönlendirilen ilk Mızrak Kahramanı'dır. Huma; Ejderha Mızrağı dünyasında Raistlin'den sonra en merak edilen kahramanlardan birisidir...
(Tanıtım Yazısından)

(cevap olarak POP_13)
Mesaj #: 42
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 16/6/2008 11:02:35 AM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Burada Ejderhalar Yaşar
James A. Owen

Olağandışı bir cinayet;birbirini hiç tanımayan John,jack ve Charles'ı Birinci Dünya Savaşı sırasında, yağmurlu bir Londra gecesinde bir araya getirir. Bert adında tuhaf, küçük bir adam, onlara efsanelerde, fabl ve masallarda şimdiye dek adı geçen tüm toprakların atlası olan 'Hayali Coğrafya Atlası'nın' Bakıcı'sı olduklarını söyler. Bert, dünyalar arasındaki Sınır'dan, bu topraklara, yani Düş Adaları'na geçebilecek yalnızca yedi araç olduğunu anlatır.Bunlardan biri de Çivit Ejder adındaki kendi gemisidir.

Garip ve korkunç yaratıklar tarafından takip edilen ekip, ejdergemisiyle Londra'dan kaçar. Hayalin ülkesine yolculuk ederken, her iki dünyanın yazgısını tehdit eden karanlık güçleri yenmenin, önce kendi korkularını yenmek ve birbirlerine güvenmekten geçtiğini öğrenirler. Ve bu süreçte, bir gün efsanevi birer anlatıcı olacaklarına dair ipuçlarını verdikleri büyük bir macerayı okurla paylaşırlar.

Efsabe, sihir ve gizemin sıra dışı yolculuğu Burada Ejderhalar Yaşar müthiş ve yeni yetenek James A. Owen'ı sizlerle tanıştırıyor.

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 43
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 16/6/2008 11:04:48 AM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Laura Ateş Yılanı'nın Yüzüğü
Orjinal isim: Laura und der Ring der Feuerschlange
Peter Freund

Laura Leander'in on üçüncü yaşına basmasıyla başlayan gizemli olaylar "Ateş Yılanı'nın Yüzüğü"yle devam ediyor.

Laura, yıllar önce yaşanan sırlarla dolu bir araba kazasının ardından, annesinin öldüğüne kanaat getirmiştir ta ki Ejder Oburgulius, annesi Anna Leander'in hala hayatta olabileceği ümidini kalbinde yeşertene dek. Sihirli güçlere sahip olan Laura, annesinin yaşadığına dair kanıt bulabilmek umuduyla, geçmişe dönebilmek için tehlikelerle dolu bir rüya yolculuğuna çıkmayı göze alır. Tüm işaretler, annesi Anna'nın karanlık Gölgeler Ülkesine sürgün edildiğini göstermektedir. Fakat oraya ancak Ateş Yılanı'nın efsanevi yüzüğünün yardımıyla girilebilmektedir. Laura, sonunda bu yüzüğü ele geçirir ve Gölgeler Ülkesine girmeye hazırlanır. Hayatının en tehlikeli macerasına atılmak üzere olduğunun farkında bile değildir!...

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 44
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 16/6/2008 11:08:58 AM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Sherlock Holmes ve Ölülerin Bilgeliği
Orjinal isim: Sherlock Holmes y la Sabiduria de los Muertos
Rodolfo Martinez



Ünlü Londralı dedektif, garip bir kimlik aldatmacası vakasının ardından, şeytani tarikatlar, efsanevi Altın Şafak ve Mısırlı masonlar arasında müthiş bir büyü kitabının peşinde süregiden zalimce entrikaların ortasına düşer. Bu emanet, cehennemin kapılarını açabilecek kudrette, El Azif, Çölün Ruhları Kitabı, Ölü İsimler Kitabı veya Necronomicon gibi çok değişik isimlerle bilinen bir kitaptır.

Rodolfo Martinez, en büyük iki edebi efsaneyi yanyana koyuyor: Baker Sokağı'nın dedektifi ve İlahi Yalnız. Sonuç, o ünlü peri fotoğrafını çeken ve Arthur Conan Doyle'a tapan birine ait olabilecek hararetli bir anlatı.

"Size en ciddi tavsiyem, gerçekten son zamanlarda İspanya'da yayımlanan en değerli kitaplardan biri olan bu kitabı okumanızdır."
Julian Diez, Gigames

Rodolfo Martinez, Holmes'ü bize hep görmek istediğimiz gibi sunuyor; kibirli, zeki ve fantastik gizemlerin en büyüklerinden biriyle karşı karşıya..."
Rafael Marin, Lagrimas de Luz

Doktor Watson'un, orijinal kitaplardaki şaşırtıcı sadakatini yeniden yaratmayı başaran ve İnsanı yakalayan, gerilimli bir hikaye. Okumaya başlandığında elden bırakılması imkansız."
Gabriel Bermudes Castillo, El Pais del Pasado

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 45
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 28/6/2008 6:33:22 PM   
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Dune Mesihi
Orjinal isim: Dune Messiah
Frank Herbert

İmparatorluk Takvimine göre yıl 10.206.
Paul Atreides, Fremenlerin Müeddib'i, binlerce gezegene hükmeden Bilinen Evren'in imparatoru, Fremenlerinin giriştiği kutsal savaşın, cihadın tartışmasız galibi haline gelmişti. Bir zamanlar çölün derinliklerine kaçan küçük bir soyluyken, şimdi ölçülemez dinsel güce sahip bir mesih ve gelecek görüşüne sahip bir kâhin ya da binlerce gezegendeki milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlanan cihadın eli kanlı, zalim hükümdarıydı. Oysa onun tek istediği evrene yayılmış insanlara daha fazla zarar vermeden, bunca karmaşanın ortasında kendi yolunu bulmak ve huzur içinde yaşamaktı.

Yine de değişmeyen gerçekler vardı ve binlerce yıldır sürüp giden Atreides laneti hala varlığını hissettiriyordu... Güce sahip olma duygusunun etrafında girdaplanarak gelişen entrikalar, savaşlar ve ihanetlerin arasında Dune tarihinin sayfaları açılmayı sürdürüyor...

Kabalcı Yayınevi Dune tarihinin klasik serisini, Frank Herbert'in milyonlarca satan olağanüstü destanını bir kez daha dilimize çevirdi.
(Arka Kapak)

< Mesajı değiştiren DoW -- 2/7/2008 2:32:17 PM >

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 46
RE: Fantastik Kurguda Yeni Çıkan Kitaplar - 2/7/2008 2:06:06 PM   
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Amber ve Demir Karanlık Havari Serisi 2. Kitap
Margaret Weis

Krynn sürekli değişiyor, güç dengeleri de... Tanrısal güçlerin arasında bir ölümlünün ne şansı olabilir? Hayal bile edemeyecekleri güçlerin savurduğu; küçük ama garip bir gru