Konuyu tabi ki de takip ediyoru etmesine ama, geyigin sulu kısmını ne zaman toparlayıp kurutucagınızı gormek için izliyorum. Tamam, bugun birazcık cıvıtmış olabilirim sohbeti ama, jilet gibi kesmeyi de bilmek lazım sulandırdıgımız yerde. Yani son 3 sayfadır, konu adına herhangi bir şey yok gerçekten... Bir ara konu izmrin sıcaklarıydı, sonra yemekleriydi. Sonra ufak bir atısma yasadık, arada bir kaç burç ismi ve izmirin kızlarının ününe yakısır seviyede kız olmadıgı iddiası atıldı. Ama ne zaman boyle bir iddia ya da benzeri bir şey atılsa ortaya, hormonlarımızın agır basmasından oturu olsa gerek, (kelimeden ötürü özür dilerim) sapıtıyoruz ve konu iyicene, inceden ignelemeli esprilere dönüyor.
Ben kabul ediyorum, konuyu bir iki yerde cıvıttım belki, özür dileirm. Ama sizler de iyice su kattınız.
Sizlere bir örnek vereyim. Beton hazırlarken, cok sulu olmamasını isteriz. Mühendis bunu kontrol eder, bazen koyu oldugundan oturu karısımın içine "superakıskanlastırıcı" katar, biraz olsun sulandırılmasını saglar bu da betonun.... Ama işçiler mühendis kafasını cevirdiği an, çimentoya su katar. Yogun kıvamda betonla ugrasmayı sevmez işçi, kalıba zor yerleşir, adam etmesi zor olur. Ama cıbvvık çimentoyla ugrasmazsın, kalıba dok, zaten kendi yerleşir. Ama beton kurudugunda, su katılmamış betonun dayanım kalitesini en az % 40 daha fazladır. Unutmayın ki su katmak, işlemeyi kolaylaştırsa da kaliteyi ciddi anlamda düşürür. Geyiği de sulandırdıkça yapılan muhabbetin kalitesi çok fazla düşer.
< Mesajı değiştiren tulkas tehanu -- 23/8/2008 3:50:23 AM >
_____________________________