|
mysteriousrapper -> RE: Fıkralar (4/12/2007 6:58:13 PM)
|
BUNLAR ÇOK HOŞUMA GİTTİ..[:)]Not:Fatihin Torunlarını sadece mehter marşı bilenler anlar.[;)] Adam tepesi bulutlara degen dagdaki bir uçurumun kenarinda tek basina dolasirken ayagi kaymis,paldir küldür yuvarlanmis ,tam asagiya düserken bir çaliya tutunabilmis ve can havliyle bagirmaya baslamis, -Kimse yokmuuuuuu? Kimse yokmuuuuuuuu? Tam o anda gök yüzünden babacan bir ses,-evlat demis simdi ellerini birak bana sigin göreceksin ne kadar güzel uçarak asagiya inecek asagida sonsuz huzur ve mutluluga kavusacaksin-. Adam saskin bagirmaya devam etmis, -Baska kimse yokmuuuuuuuuu?' Ülkenin yasini basini almis ve en zengin isadamlarindan biriyle yapilan röportajdir: Genç gazeteci çocuk soruyor,"Efendim, bugünlere nasil geldiginizi, bu inanilmaz servetin öyküsünü bizimle paylasmak ister misiniz?" Ve cevap geliyor, "1928 yiliydi. 1.Dünya savasinin acilari yeni yeni sariliyordu. Elimdeki birkaç sentten baska hiç bir seyim yoktu. Elimdeki 5 sent ancak 1 elma almama yetiyordu, ve ben 1 tek elma aldim. Sabahtan aksama kadar elmayi sildim, piril piril oldu. O elmayi gün sonunda tam 10 sente sattim. Sabahi zor etmistim. Ertesi sabah, elimdeki 10 sentimle 2 elma aldim. Sabahtan aksama kadar o 2 elmanin her tarafini sildim, bir güzel parlattim ve gün sonunda ikisini, toplam 20 sente sattim. Bu sistemle ay sonuna kadar devam ettim ve bir ay içersinde tam 1.37 dolar kazanmis oldum. Ertesi ayin ilk haftasi karimin amcasi öldü ve bize 5 milyon dolar miras birakti. Bir gün cennetin kapilari siddetle vurulmus: -Güm Güm Güm !! Içeriden seslenmisler: -Kim o? Disaridan gök gürültüsü gibi bir ses: -Biz Istanbul'u fetheden Fatihin yigitleriyiz! Içeriden hos geldiniz diyerek kapilar ardina kadar açilmis ve yigitleri içeriye buyur etmisler. her sey çok güzel gidiyormus taa ki 40 yil geçinceye kadar. Bir gün kapilar yine siddetle çalinmis. -Güm Güm Güm !!! Içeriden sormuslar -Kim o? Disaridan gök gürültüsü gibi bir ses: -Biz Istanbul'u fetheden Fatihin yigitleriyiz! Içeriden hemen cevaplamislar: -Hadi len!Onlar 40 yil önce geldi! Disaridan yine ses gelmis: -Biz mehter takimiyiz!!! Temel Dallas'daki kuzeni Dursun'u görmeye gitmis. Dursun Temel'i havaalaninda karsilamis. Beraberce disari çikmislar. Temel bir bakmis 10 metre boyunda bir limuzin! "Uyyy, amma da büyük bu, da?!" Dursun hafifçe gülmüs. "Temelim burasi Amerika! Bura da herbirsey büyük!" Yola çikmislar, Dursun'un çiftliginin kapisindan içeri girmisler. Git git bir türlü eve varmiyorlar. Temel saskinlik içinde: "Uyy, amma da büyük çiftlik da?!" Dursun gene hafifçe gülmüs. "Temelim burasi Amerika! Bura da herbirsey büyük!" Neyse, aksam olmus, yemek salonuna geçmisler. Salonun ortasinda kocaman bir masa. Bir ucunda Temel bir ucunda Dursun. Temel Dursun'u taa uzaktan zor seçiyor. "Uyy!" diye bagirmis "amma büyük masa, da!" Dursun'un sesi gelmis "Temelim burasi Amerika! Bura da herbirsey büyük!" Yemekten sonra Temel'in tuvalete gitmesi gerekmis. Dursun "Temelim, alt kata in, soldan üçüncü kapi" diye tarif etmis. Temel alt kata inmis ama sol yerine sagdan üçüncü kapiya girmis. Orasi evin havuzunun oldugu yermis. Heryer karanlik oldugu için Temel elektrik dügmesini ararken havuza düsmüs. Can havliyle bagirmaya baslamis: "Sifonu çekmeyiiin!! Sifonu çekmeyiiin!" 20'nci yüzyilin ilk yarisinda yoksul bir adam falciya gider. Falci kadin fanusta korkunç gelecegi görür: - Eyvah! Gelecekte milyonlarca insanin ölümüne sebep olacaksin! Adam kahrolur.. "Milyonlarin katili olmaktansa kendimi öldürürüm, daha iyi!" deyip tren yoluna kosar. Raya kafasini dayayacak, istikbaldeki korkunç felaketin önüne geçecekti!.. Fakat o da ne?.. Raya kafasini dayamis bir küçük çocuk... Tren de 100 metre ötede ve hizla geliyor.. Hemen firlayip çocugu rayin üstünden çeker.. Ufakligi yatistirmak için basini oksarken sorar: - Adin ne senin, söyle bakayim?.. - ADOLF efendim... Bir gün gazetecinin biri röportaj için gittigi bir köyde kadinlarin erkeklerin üç adim arkasindan gittigini görmüs ve sormus arkadaki kadina 'siz neden arkadan gidiyorsunuz' kadin 'saygidan' cevabini vermis... aradan on yil geçmis ve ayni gazetecinin ayni köye yolu düsmüs tekrar. Bu sefer islerin tam tersi oldugunu görünce sasirmis öyle ki: kadinlar üç adim önden erkekler arkadan gidiyormus... heyencanla sebebini sormus arkadan gelen erkegin birine... ne dese begenirsiniz ''walla gurban terörisler mayin dösiy!!'' Ali ile Ayse, tarladan köye dönmektedirler. Ali'nin bir elinde, ipinden tuttugu kuzu, öteki elinde, bos bir kova, koltugunun altinda bir tavuk, omuzunda da bir dirgen bulunmaktadir. Ayse ise, bir kucak odun götürmektedir evine. Bir ara Ayse, Ali'ye dönerek: "Ali, bu yolda seninle yürümekten korkuyorum, ya bana saldirirsan" der. Ali de: "Yapma yahu, elimde bunlar varken, sana nasil saldirabilirim ki?" der. Bunun üzerine Ayse: "Ne yani? Dirgeni yere batirip kuzuyu ona bagladiktan sonra, tavugu da kovanin altina kapatarak yapamaz misin yani?" der. Iki fakülte arkadasi yillar sonra sokakta karsilasir, biri digerini eve yemege davet eder... - Oglum bu ne ev böyle be, su salonun büyüklügüne bak! Nereden buldun bu kadar parayi birader? Duvarlarda nadide tablolar... - Gel göstereyim, gel su pencerenin önüne... Suradaki otoyolu görüyor musun? - Evet. - 20 milyon dolar tuttu, 25 milyon dolara fatura ettik, farki cebe indirdik. Iki yil sonra iki arkadas yine karsilasir... - Gel bu sefer ben seni davet edeyim, bize gidelim... - ****! Suraya bak... Vay anam vay! Oglum sen bizim eve saray diyordun bu ne böyle. Bizimki bunun yaninda müstemilat olmaz valla, saray asil burasi.- Gel nasil yaptigimi sana göstereyim, geç su pencerenin önüne, bak surada otoyolu görüyor musun? - Hayir! - Iste !!!
|
|
|
|