|
_Orcunyus_ -> RE: Komik Yazılar (27/6/2008 2:23:05 PM)
|
Ben yazmıştım çok eskiden... Arşivden aradım buldum. Umarım beğenirsiniz. Okula gidiyorum yine... Sıkılıyor, sıkıldıkça düşünüyor, düşündükçe anlatma isteği duyuyorum. Çok gereksiz düşünceler içersindeyim? Sıra arkadaşım, Abdulrezzak!.. Bu ayrı bir dert. Niye Abdulrezzak? Başkasının Ayşe olur Oya olur ara sıra sevişgenlerden Melis olur, niye Abdulrezzak? Daha 1. dönemin sonundayız, sıralara sınıf hocamızın listesinde nasıl yazıldıysa öyle oturmak zorunda olduğumuzdan, Abdulrezzak ile aramızda bir bağ oluşması kaçınılmaz... İlk ders yine mi matematik? Şimdi gidip küfür edicem müdüre, hasss... be müdür! Saat sabahın 8.30'u be! Ayıp ayıp! Zaten 8.00'de uyanmışım! Sinirlenip, gaza gelerekten koşarak, kapısını çalmadan müdürün odasına giriyor ve "bir daha ilk ders matematik olursa, i..neyim ki öldürürüm lan seni!" diyorum. Müdür ise hemen yan çizerek "tabii canım... Nasıl, neyi istersen?" diyor. O sırada bir el uzanıyor omzuma, bizim Hamit'in eli lan bu? Çek lan elini, hop hoop! - Manyak mısın oğlum?! Ders başladı, camın önünde kendi kendine ne konuşup duruyosun?... Şu an gözlerimin önünden, bizim mini etekli, kendi aramızda kısaca 906090 dediğimiz Ayça geçiyor. Ahh Ayça ahh, ahh işte! Bir kez olsun bana niye bakmadın? Hayatının aşkitosu tam arkanda, bir kez dönüp baksan. Sende aşık olacaksın inan. Yanımda ki ayıoğluayınınoğlu Abdulrezzak ise, Ayça'ya sarkıntılık ediyor. Daha az önce, "seni açabilir miyim?" dedi, ardından gayet gevşek biçimde "kalemini yaniii.. maksat yardım severliiik.." dedi. Bana bak len! Ben şimdi seni bi açarım, bi açarım! Ne diyosun lan it! Ne diyosun lan gevşek! Tutmayın lean beni heaaaayt!.. Aaah... Ughh.. Durun hemşire hanım durun, biraz yavaş yahu. Ayıoğluayınınoğlu nolacak. İt, gevşek, oh got şit! pfff, adam bir yumruk çaktı, burnum şelale! Ayça'ya da rezil olduk iyi mi? Yumruğu yerken Ayça'nın, "offf ne biçim yumruk yedi be" diyişini duydum... Abdulrezzak, senin Allah belanı versin! Ayça sana gelince, ümidim hala var. Sen benimsin!!.. Aarrrghhh, hemşire yavaş be yavaş!! Gayet sıkıntılı bir durum, okulun bitmesine 3 ders kaldı. Bugün karneleri alacağız, sonra da 15 günlük tatil. Karnem matrix gibi olduğundan, "karnen nasıl?" diye soranlara önce zayıf olmayanları söyleyebiliyorum... Abdulrezzak geçiyor, bi de bana yan yan bakıyor.. Aslında, baktığını görmedim ama bakmıştır o it! Yine Ayça geçiyor önümden, bu kızda güzellik iksiri falan mı var anlamadım? Her tenefüs, daha da güzelleşiyor şerefsizim. Durun bi dakka! Durun!.. İnanamıyorum... Ayça Abdulrezzak'ın yanına gitti. Ve şu an Ayça, Abdulrezzak'ın elini tuttu... Hass... be Ayça!! Efkarlıyım, okulun bitmesine bi ders var... Derse merse girmiyorum ben, aldım kolamı çıktım en üst kata. Oturdum, efkârlanıyorum. Kantinde rakı yok ki anasını satiyim. Aşık oldum, kimse anlamıyor. Anlayan bile tınlamıyor... Son ders karneler dağıtılıyormuş, gider alırım sonra... Ayça'yı bir daha görürsem ağlarım herhalde... Kodumun!! Abdul!! Rezzak!!! Nihayet okul bitti, tatilde başladı. Matrix gibi karnem sahiden yahu. 6 zayıf var. Aynı muhabbet eve gidince yine başlayacak. Annem diyecek "oğlum bu zayıfların hali ne?" ben diyecem "ikinci döneme şişmanlarlar anne"... Hiç servise binemem, Ayça ile aynı servisteyiz. Yürüyerek giderim ben evime. Şu an arkamdan biri bana sesleniyor, hemde sesi Ayça'ya benziyor. İşi Yeşilçam'a benzetmen dönüp baksam iyi olur. Hakikâtten Ayça sesleniyor!.. "Alp bekle beni!" diye bağırıyor bana. Alp kimmiş be? Alp mi kalmış? Sayende kendi benliğimi kaybediyorum lan ben! Ayça geliyor, bana sarılıyor. "Çok teşekkür ederim" diyor. O bana sarıldı ya, küfür etse yeter. Fakat niye sarıldığını hatırlayamıyorum. Niye diye soruyorum? "Sen olmasan ingilizcem bir gelirdi" diyor. (Dip Not: Zayıf olmayan tek dersim ingilizcedir) Oyyy, bir mutlu oluyorum. Hemen bu durumdan yararlanarak gayet kalleşçe ve gevşek sorular soruyorum; ee napıyosun? bi yerlere gidelim mi?.. - Alp kusuruma bakmazsın dimi? Berk ile buluşacağım çünkü? - Berk mi? Ne Berk'i? Kimmiş bu Berk? - Alp o benim sevgilim. - Ne sevgilisi? Nasıl sevgili? Ama Ayça... Cümlemi bitirmeme izin vermeden o çoktan taksi tutup gidiyor. Ben gene kaldırıma talip kalıyorum... Karşıdan karşıya geçmem lazım, bir araba dursa geçicem. Durun lan bi, heh teşekkür ederim. Bi dakka, bu arabada ki Abdulrezzak! Arabayı üstüme üstüme sürüyor, dur Abdul! Dur Rezzak!! Duuuuuuuuuuuuurrrrrrrrrrrrrrrrrr!!!!... - Eaaaaaaaaahhh!! Dur Abdul! Dur Rezzak! - Alp, iyi misin canım? - Offf, oh şit. Sadece rüyaymış ya. - Su ister misin bitanem? Çok korkmuşa dönüyorsun. - Hayır sağol Ayça'cım. 30 sene öncesini yaşadım resmen tekrar. - 30 sene önce ne olmuştu ki bitanem? - Lisedeyken... - Eee hayatım? - Boşver be bitanem. Ne de olsa üniversitedeyken sen beni, ben seni sevdim evlendik. Seni çok seviyorum ya... - Tamam öyle olsun bakalım, bende seni çok seviyorum canım. Aah, nerde unutuyordum. Bugün bil bakalım kim geliyor? - Kim canım? - Bizim liseden arkadaşımız? - A-aa? Hangisi?! - Abdulrezzak, oda şehir dışındaydı. Dün İstanbul'a gelmiş, bi ziyarete gelecek. - Ne? Abdul? Rezzak? Ne diyosun sen ya? - Hahahah, şaka şaka amma telaşlandın. - Offf... - Seni çok seviyorum Alp'cim ya... - Bende seni hayatım, bende seni... Bak şaka dimi? - Hiç yalan söylermiyim? - Söylemezsin de... Gene de can güvenliği. Nasıl bu aşk bu anlamıyorum. Seni gördüğüm andan beri böyleyim... - Aşk obur bir insan gibi. Yemeği yiyorsun, yetmiyor tabağıda yiyorsun! - Sence aşk bu kadar mı işkencedir? - Gereken değeri vermek daha önemlidir!
|
|
|
|