Yasakla aslında kim cezalandırılıyor? Yasaklayanlar internetin çapının farkında mı? Çözüm beklemek hayal mi? Ve Ekşi Sözlük yazarlarından yorumlar: “Yeter artık vurmayın adam oldu”, “Bırak gitsin, dönerse senindir”, “Herkes kapansın, bir sen açık kal”...
Doç. Dr. Mustafa Akgül (Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi):
50 KİŞİ ŞİKAYET ETSE SAKINCALI VİDEO ZATEN KALKARDI
Erişimi engellemekle Türkiye’yi cezalandırıyoruz o çok açık. Bir kitap yüzünden tüm kütüphaneyi yakıyoruz. Olan bu. Yapılan hukuki değil. Sadece videonun kendisini yasaklamak mümkünken, diyalogla kaldırmak mümkünken siteye erişimi engellemeyi tercih ediyoruz. Bu da Türkiye’yi cezalandırmak anlamına geliyor.
Hata şurada; kitap, dergi, gazete toplama alışkanlığı ile yapılıyor bu iş. İnternetin doğasının, çapının farkında olmamakla yapılan bir uygulamanın bir sonucu bu. Sadece sakıncalı bulunan videoları engellemek mümkün ama bu nedense yapılmıyor. Bu yola hiç gidilmedi. Toptancı anlayışla en kolay olanı yasaklamak yoluna gidiliyor. Ayrıca diyalogla o nesneleri kaldırmakta mümkün. Ayrıca, Türkiye’nin dünya internetine kurallar koyma çabası olarak görüldüğü için de tepki alıyor.
Batıda böyle uygulamalar yok. Kişisel haklara saldırı olduğu zaman mahkeme kararı ile o nesnelerin kaldırılması yoluna gidiliyor. Toptan yasaklama mantığı batıda yok, doğuda var. Çin’de 30 bin kişi çalışıyor bu tip şeyleri yasaklamak için.
YouTube ülkelerin sakıncalı gördüğü şeylere özen gösteriyorlar. O sakıncalı nesneyi alıp inceliyorlar. Mahkeme kararlarını değerlendiriyorlar. Burada sorun Türkiye’nin dünya üstünde kural koyma çabasından kaynaklanıyor. Bu videoları Türkiye’den görmek mümkün değil normal koşullarda. Ama bizimkiler istiyorlar ki tamamen kaldırsınlar bunları.
Her ülke “ben bu videoyu istemiyorum kaldır “derse bunun sonu nereye varacak? Bir tedbir kararı ayrıca kesin kararda değil. Bu işin hukukunda bir sorun var. Halbuki bütün bunları sivil yapılarla kaldırmak mümkün. Örneğin vatandaşlar olarak 20 kişi 50 kişi YouTube’a bunu kaldır diye yazsa YouTube kaldıracak zaten.
Avukat Özgür Eralp (Bilişim ve Hukuk Dergisi Genel Yayın Yönetmeni):
YOUTUBE TÜRKİYE’Yİ ÖNEMSEMİYOR
Erişimi engellediğimiz zaman sakıncalı bulunan videolarla birlikte yararlı videoları da kapatmış oluyorsunuz. Türkiye’den birinin erişimini engelliyorsunuz ama yurt dışından sakıncalı videoları koyabilecek olanlar yine girmiş oluyorlar.
İnterneti kendi doğasına bırakmak gerekiyor. Yoksa bunun pratik bir çözümü yok. Sakıncalı olan şeylere tepki kendiliğinden gelir. Devlet otoritesini kullanmakla bu işi çözemezsiniz. İnternetin bir doğası bir dengesi var. Kendi kendini temizler.
Yasaklamaların bize sadece zararı var. Örneğin bu bir reklam pazarıdır. Avrupa Şampiyonası’nda bile bunu kullanabilirdik. Diğer ülkeler bu tanıtımı kullandılar. Biz bu fırsatı kaçırdık.
Bunu pratik olarak engelleyemezsiniz. YouTube Türkiye İnternet trafiğinin yüzde 10’unu oluşturuyor. Bence YouTube Türkiye’yi çok önemsiyor. Yüzde 10’a rağmen açmıyorsa önemsemiyor demektir. Çok kaybı olmadığını düşünüyor.
Atatürk’e hakaret görüntüleri ve benzerleri bitmeyecek ki, devamlı olacak. Olay sadece YouTube ile ilgili değil çünkü. Mahekemeler açısından bir çözümsüzlük yok kanun uygulanıyor ama teknik bir çözümsüzlük var.
YouTube için eksisozluk.com’a girilen entry’ler:
* Bu kadar entry’yi görünce dirildi sandığım site
* Herkes kapansın, bir sen açık kal
* Hakkında sadece oturup engellemenin kaldırılması umudu beslenen meşhur site
* Who tube?
* Gözden ırak olan gönülden ırak olur
* YouTube partisi açılırsa oyumu ona vereceğim
* O kadar uzun zamandır yoktur ki, artık yokluğuna alıştırmıştır
* Uyum engelli kanunların engellediği engelli site
* Bugün Ankara’nın farklı yerlerinde bir görünüp bir kaybolmuş gizemli doğa olayı. Acaba görünen YouTube muydu? Yoksa her şey birkaç şakacı kafadarın işi mi? Görgü tanıkları bilgisayarlarını açtıklarında bir ışık hüzmesinin hızla onları YouTube’a yönlendirdiğini söylüyor.
* Geri gelmiş diyorlar ama fazla kalamayacakmış, yolu uzunmuş
* Açılan site. Hayret
* En sonunda yalama olmuş site, açılmıyor. Aç, kapa, aç, kapa. Olacağı buydu. Bozdular siteyi...
* Girmek için en sağlam yol: Yurtdışı uçak bileti+vize+don&atlet
* Müebbet yediğini düşündüğüm site
* Üçüncü mahkeme kararından sonra üstune bir de asma kilit takılmasını bekliyorum
* Bir iki üç yetmez dört beş altı olsun
* Yeter artık vurmayın ‘adam oldu’ (öldü)
* Unuttuğumdur
* Giremediğimdir
* Özlediğimdir
* Bir anda karşımda belirendir
* Kıyıda köşede kalmış bir sulh ceza mahkemesi olsam direkt yasaklardım
* Bırak gitsin dönerse senindir
* Hakaret ve aşağılama nedeniyle İstanbul’un bazı semtlerine YouTube verilemeyecek
* Bahtsız site. Dava açmayana kız vermiyorlar. Hakkındaki kararları gördükçe Ali Sami’ye seslenme isteği doğuruyor bende
* Az gelişmiş ülke refleksi kurbanıdır
* Aga geçen gün YouTube’u açmışız
* Sol frame’de bu kadar entry’sini görünce Türkiye’ye özgürlük geldi sandım
* An itibarı ile açıktır, diye yazılsa milletin kargalar gibi üşüşeceği çekici bir cazibesi olan anlaşılması güç site
* Bugün hala YouTube gelmemiş köylerimiz ilçelerimiz var dedirten sitedir
* Yasaklandıkça alternatiflerine kaydığım site
* Artık önümüzdeki kapatmalara bakacağız
(Savcılık)
* Kapandığında bütün memlekette küt diye kapanıveren, açılırken bölge bölge açılan meret. Kapatmayı daha iyi öğrenmişler. “Açma” konusuna daha gelmemişler
(bkz: bu konuyu henüz işlemedik)
* Bende “evladım açıp kapama bozcaksın” deme isteği uyandıran site
(bkz: yasaklar bizi yıldıramaz)
NTVMSNBC.COM
_____________________________