The Sopranos Tekrar Bölümleriyle E2'de
Pazartesiden Perşembeye 22:15'de
(tekrarı aynı gece 00:30'da)
The Sopranos (1999-2007)
Tony Soprano, New Jersey’de yaşayan meşhur bir mafya ailesinin Capo (lider/bölgesel şef)’sudur. İtalyan asıllı bir Amerika’lıdır. Hem bir aile babası hem de bir mafya babasıdır. Ancak çocuklarına ve dış dünyaya kendisini atık idarecisi olarak tanıtmaktadır. Meadow adında genç bir kızı ve Anthony Jr. adında bir oğlu vardır. Yine bir İtalyan asıllı olan Carmela ile evlidir. Tony ile alakalı her şeyi kabullenmiş olan Carmela, kocasının hırsız, katil, suçlu olduğunu ve kendisini aldattığını bilmektedir.
Tony’nin iki de kız kardeşi vardır. Ablası Barbara Giglione’un bir kızı bir de oğlu vardır ve California’da yaşamaktadır. Başının belası küçük kız kardeşi Janice Soprano ise kocasından ayrılmış, 8 yaşında bir oğlu olan bir duldur. Tony, annesi ile de büyük sorunlar yaşamaktadır. Annesi Livia, kocası öldükten sonra çok şüpheli olmuştur ve bunamıştır.Tony annesini şehrin en iyi huzur evine vermek istemektedir ama annesi karşı gelmektedir.
Tony’nin bir de genç yeğeni vardır, Christopher Moltisanti. İşi yeni öğrenen Christopher ve yardımcısı, büyük patron, Junior Soprano’nun işlerine çomak sokmaktadır ve bu durum Junior’ı çok sinirlenmektedir. Christopher’ın seksi, sarışın, kaniş köpek sahibi sevgilisi Adriana La Cerva da Jackie Aprile’in yeğenidir. Ve o da içinde bulunduğu ortamın farkındadır.
Tony’nin iş yerinde de sorunları vardır. New Jersey aile patronu Jackie Aprile kanserdir ve çok az ömrü kalmıştır. Yerine ise Kuzey New Jersey patronu olan ve aynı zamanda Tony’nin öz amcası olan Junior Soprano geçeçektir. Bu durum Tony ile amcası arasında sürtüşmeler çıkmasına neden olur.
Tony, hem ailedeki hem de iş yerindeki sıkıntılar yüzünden panik atak olmuştur ve bu yüzden psikologa gitmektedir. Pskolog Dr. Jennifer Melfi’ye de kendini atık idarecisi olarak tanıştırır, çünkü Tony’nin bir psikologa gittiği duyurulursa bu onun sonu olacaktır. Ama Tony, gizliden gizliye bir tutku beslemeye başladığı doktoruna yalan söyleyemez ve seanslarında pek detaya girmeden ona olan bitenleri anlatır.
Kısaca mafya ağına da değinelim. Tony’ nin Consigliere (danışman/sağ kol)’si Silvio Dante, Tony’nin UnderBoss’u (ikinci patron) Paulie “Walnuts” Gaultieri ve Askerleri Salvatore “Big Pussy” Bonpensiero ,Christopher Moltisanti, Jimmy Altieri. Aileye üye alımında en önemli kural alınacak kişinin İtalyan bir ailenin soyundan gelmesidir.
Soprano’lar, Amerika’nın Simpsonlar’dan sonra tanıdığı en meşur aile. HBO kanalında yayınlanan dizi, 6 sezon (6. sezon iki seneye yayıldı) sürdü ve kabloluda kırılması zor bir reyting rekoruyla sona erdi. Amerika’da 13 milyon kablolu izleyicisinin son bölümü izlediği açıklandı. The New York Times “The Sopranos”u “Amerikan pop kültürünün son çeyrek yüzyıldaki en büyük ürünü” olarak ****se etti. Dizi, jeneriğinden müziklerine, oyunculuklarından senaryosuna, prodüksiyonundan yönetmenliğine kadar televizyon tarihinin gördüğü en özel yapımlardan ve bu birçok otorite tarafından da kabul görmüş durumda. Siz de bu bu efsaneye diziye uzak kalmayın.
“The Sopranos”u hiç izlemediyseniz kesinlikle kafanızdaki mafya dizisi imajından kurtulun. Sopranos hiç de öyle bir dizi değil. Oldukça derinlikli bir karakter draması.
Sinematik özellikleri,karakterlerinin derinlikli bir biçimde işlenmesi bir yana,Tony’nin merkezinde olduğu hikaye,aslında bir aile hikayesi.
Daha doğrusu iki aile hikayesi.The Sopranos’u diğer dizilerden ayıran sadece küfürleri,canlı şiddet sahneleri ve alışılmadık karakterleri değil.Dizinin yaratacısı David Chase ile ekibi,karmaşık durumlardan kaçacaklarına onlara kucak açıyorlar,sorun yaratacak olay ve fikirleri dışlamıyorlar.Şiddete yatkın suçlu karakterleri aynı zamanda aile sorunları,maddi sıkıntıları olan,stres çeken insanlar.Karakterlerin evlilik sorunları, anne-baba olarak vermek zorunda kaldıkları kararlar,izleyicilerin bir ölçüde özdeşleşmesini sağlıyor.Tony’nin New Jersey’deki ailesinde ise iktidar hevesi işin içine karışmadıkça,İtalyan yemekleri ve Al Pacino ile Robert De Niro’yu taklit ettikleri neşeli anlarla bir İtalyan muhabbeti hakim.The Sopranos farklı mizah anlayışıyla da dikkat çekiyor.
The Sopranos’un yarattığı etkinin bir başka sonucu ise,içerdiği yoğun şiddete gösterilen tepkiler oldu.Bu kadar popüler bir dizinin kahramanlarından bir kısmının envai çeşit suçla haşır neşir yaşayan kişiler olması pek de kolay yutulur lokma değildi.dizi de ne “salt iyi”vardı,ne de “salt kötü”.Her karakter bir anlamda,insan doğasının gereklerine uygun sürdürüyordu hayatını.David Chase’in dizisi daha önceki gangster dramlarına hiç benzemiyor.Noir’i hatırlatan bir mizahı var.
The Sopranos yayınladığı süre içinde nerde gösterime girerse girsin hep aynı tepkileri gördü.İşin sanat kısmı ilk günden itibaren hiç tartışılmadı neredeyse.The Sopranos besbelliydi ki The Godfather ve Goodfellas’ın mirasçısı ve onların iki ayağını oluşturduğu sayacağının üçüncüsüydü.TV Guide’a göre gelmiş geçmiş en iyi tv şovu listesinde beşiniciyken New York Times’a göre “American popüler kültürünün son yirmi beş yıldaki en büyük eseriydi”.İngiliz Q dergisinin 20. yıl özel sayısına göreyse son yirmi yılın en iyileri sıralamasında ikinciydi.Newsweek’e göreyse tartışmasız en iyiydi.Yayınlandığı süre içerisinde yüzden fazla ödül aldı.
< Mesajı değiştiren Fahapoca -- 1/8/2008 9:19:25 PM >