Ya iki oyununda tarzı aynıydı, türüde aynıyıdı. Bide mekanlar olarak ikisi birbirine benizyordu fakat oyunun geçtiği mekanlar değil. Yani şöyle söyleyim 2 oyunda aynı kıtanın farklı yerlerinde geçiyor gibi o derece birbirine benziyordu. Ayrıca oynanış tarzıda hemen hemen aynıydı. Ben iki oyunuda bitirdiğimde, ikisindede tamamen aynı tadı almıştım o derece birbirine yakınlar. Ertu'nun kasttettiği evren bu olsa gerek. Anlatmak istediğini anladım yani, ICO da genelde devasa tapınaklarda yapıların içinde gezerdik ve uzaktaki manzara sanki SOTC'un geçtiği mekanları andırırdı. STOC'da çevre konusunda ICO yu andırıyordu zaman zaman.
"SPOİLER İÇERİR"
Konu olarakta, ICO tam olarak Oğuz bey'in anlattığından ziyade bizim ana karekterin (şu an ismini hatırlamıyorum) kafasında boynuzları olduğu için ****etli olduğunu düşünen köylüler onu götürüp bir tapınakta bir nevi ufak hücre gibi hazırlanmış yerlere hapsediyorlardı. Bu mekanlarda ICO nun sonunda öldürdüğümüz ve oyun boyunca yanımızda gelen kızın annesine aitti, cadı gibi bişeydi. Ruhlarla besleniyordu galiba.
SOTC ta ise sevdiği kızı tekrar hayata döndürebilmek için 16 dev Clossus'u yok etmesi gerekiyordu. Konu olarak farklılar.
< Mesajı değiştiren cold_winter -- 17/8/2008 11:19:46 PM >
_____________________________
Brezilya dizi diyaloglarından bir örnek:
-Maricuz evlenmiş duydun mu ?
-Ne! Maricruz evlenmiş mi ?
-Evet. Maricruz evlenmiş..