|
silenthilldreams -> RE: Silent Hill : Sohbet (22/9/2007 12:36:12 AM)
|
Bir haftalık zorunlu yokluğumdan sonra siteye dönüşümün şerefine bir sohbet konusu başlatmak istiyorum. Konu:Silent Hill'la nasıl tanıştınız? Klasik bir konuyla başlayalım, herkes anılarını döksün.İzninizle ben başlıyorum.Ben Silent Hill'la çıkışından bir yıl sonra, 2000 yılında tanıştım.Resident Evil 3'le bayağı eğleniyordum ve neyime gerekse daha fazla korkuya ihtiyaç duymuştum.O günlerde bir dergide alone in the dark oyunun ön incelemesine bir resim konmuş ve altına "bakalım darworks, bu oyunla resident evil ve silent hill'ın yakaladığı başarıyı yakalayabilecek mi?" diye bir not iliştirilmişti.ben de, bir oyun resident evil'la aynı övgü dolu cümle içinde yer alıyorsa kesinlikle oynanmalı diye düşünerek hemen oyunu edindim. eve geldim büyük beklentilerle oyunu açtım.edindiğim övgü dolu sözlerden sonra dehşet bir oyun bekliyorum.ana menüdeyiz.new game'i seçiyorum.sakin bir müzik,beklediğim gibi olmayan aksiyondan uzak bir video...olabilir, hala ümitliyim.video akıyor hem daha. her an ortalık kan gölüne dönebilir...derken video bitiyor...yüzümde anlamsız bir ifade...hımm...biraz tuhaf.neyse oyun başlıyor.daracık karanlık bir sokağa dalınca kendime gelirim şimdi.hele bir de yaratık fırlarsa sağdan soldan oh mis.o da ne? sislerin altında geniş bir caddedeyim.ilerliyorum.o meşhur dar sokağa giriyorum.hava kararınca hafiften ürperiyorum.derken etrafımı nihayet yaratıklar sarıyor oh be.nerde benim pompalı tüfeğim? aaaa.. elimde küçücük bir çakmak...kaaaaaaç...allahım bu tel örgüler ne ara çekildi buraya, daha demin geçtim bu yoldan!!!??? geliyolar.üstüme üstüme üstüme geliyolar...ekrana bakamıyorum artık korkudan.ve nihayet saldırılara daha fazla dayanamayıp ölüyorum. "e ölürüm tabi, vermemişsiniz ki elime silah. nasıl savunabilirim kendimi? ne biçim oyun bu ya?" nidaları eşliğinde, giren videoyla ikinci bir şok yaşıyorum.ne oluyor yahu ölmedim miydi ben demin? aaaaaa rüyaymış.yani devam ediyorum şimdi oyuna dimi? bak game over yazmak yok sonradan... şeklinde oyuna bir iki gün devam ediyorum.ite kaka üç kilitli kapısı olan eve kadar gidiyorum.sonra mı? sonra ne yapacağımı bir türlü bulamayıp takılıyorum ve "bu ne biçim korku oyunu be?" diye binbir hakaret eşliğinde oyunu bir kenara fırlatıyorum.hem ne fırlatış...oyunu elime bir daha teeee iki yıl sonra, nisan 2002'de alıyorum.niye mi? ben de bilmiyorum.içimden bir ses "artık silent hill'a hazırsın" diyor. "o yıl oyunu elime bir alıyorum, bir daha bırakmıyorum" diyeceğim sandınız değil mi? öyle olmuyor maalesef.bu kez de okuldaki piyano bulmacasını çözemiyorum bir türlü.oyun ikinci bir kez tarafımdan hunharca tozlu raflara fırlatılıyor ve aylar sonra, o bulmacanın çözümünü bir yerde okumamla birlikte üçüncü kez silent hill'la buluşuyorum.bu kez oluyor çok şükür ve bir daha hiç takılmadan,çözüme ihtiyaç duymadan oyunu nihayet bitiriyorum.ve Silent Hill aynı tarihte(Kasım 2002) benim için bugün ne anlam ifade ediyorsa o anlama kavuşuyor işte. hiç bekler miydiniz benim gibi bir silent hill fanatiğinden böyle bir riyakarlık?[:D] neyse sağolsun beni affeti silent hill o son buluşmamızda.bi daha da hiç üzmedim onu:) eeee anlatın bakalım. siz nasıl düştünüz kardeşler?:)
|
|
|
|