A Plus Entertainment Network A Plus Entertainment Network

Forumlar  Kayıt Ol  Giriş  Bilgilerim  Mesaj Kutum  Adres Defteri  Üyeliklerim  Forumlarım 

Fotoğraf Galerisi  Üye Listesi  Arama  Takvimler  SSS  Etiket listesi  Çıkış

RE: Silent Hill - Makaleler

 
Üye Adı: Guest
Bu forumu inceleyenler: hiçbiri
  Basılabilir Versiyon
Tüm Forumlar >> [Forumlar] >> [Oyunlar] >> Silent Hill >> RE: Silent Hill - Makaleler Sayfa: <<   < Önceki  1 [2] 3 4   Sonraki >   >>
Giriş
Mesaj << Eski başlıklar   Yeni başlıklar >>
RE: Silent Hill - Makaleler - 2/4/2007 1:55:06 AM   
Samurai



Puan Toplamı: 34
Nereden: Silent Hill,Toluca Prison
Durum: çevrimdışı
Richard Braintree (Silent Hill 4)



Richard,Henry’nin kayboluşuyla ilgilenen başka bir komşusudur.Bu işe el atmak için oldukça heveslidir,sadece huzur ve düzen istemektedir,bunun gerçekleşmesini insanları tabancası ile tehdit ederek sağlamaktadır.Diğer kiracıları sürekli izlemektedir.Walter çocukken,302 numaralı odayı ziyaret etmeye çalışmıştır,fakat Richard ona bağırıp,tehdit etmiştir,çocuğu oradan kovmuştur.

Joseph Schreiber (Silent Hill 4)

Joseph,Henry’den önce 302 numarada kalan araştırmacı bir gazetecidir.Henry’ye olduğu gibi,Joseph’e de kaybolmasından önce garip şeyler olmuştur.Ölümüyle,Giver of Wisdom(Bilgelik Verici) görevini üstlenmiştir,Walter, oda ve 21 kutsal işlem hakkında bildiklerini Receiver of Wisdom’a(Bilgelik Alıcısı), Henry’ye aktarır.Silent Hill 4’e başladığımızda,daha çok Joseph’le oynar gibiyizdir,çünkü ”Benim dairem.Kan ve pasla kaplanmış” demekteyizdir.Nesneleri incelediğimizde,aslında bizimken ,bizim olmadıkları söylenir.Ayrıca,kırmızı daktilomuzun kayıp olduğundan bahsederiz,halbuki Henry’nin bir daktilosu yoktur.Oyunun sonunda,oda rüyadaki gibi görülür,fakat Joseph'in yazdığı kırmızı notlarla beraber,kırmızı bir daktilo vardır.Notlardan birisi,bizim başlarda söylediğimiz şeylerden birini içermektedir,fakat Joseph sonradan “Bekle…ne yazıyorum??” der..

_____________________________

Vasiyetimdir:Ölürsem beni Silent Hill'e gömün!

(cevap olarak Samurai)
Mesaj #: 26
RE: Silent Hill - Makaleler - 2/4/2007 1:55:28 AM   
Samurai



Puan Toplamı: 34
Nereden: Silent Hill,Toluca Prison
Durum: çevrimdışı
Walter Sullivan (Silent Hill 4-The Room)



Walter,1970 yılında,Ashfield kasabasındaki,Güney Ashfield Heights apartmanındaki 302 numarada doğmuştur.Doğumundan kısa bir süre sonra,biyolojik anne babası,yeni doğmuş bebeği bırakarak daireyi terk etmişlerdir,doğumunun doğal olmadığına inanmaktaydılar.Çocuk daha sonra,binanın sahibi,Frank Sunderland tarafından fark edildi,çocuğu yakındaki St.Jerome’s Hastanesi’ne götürdü.Daha sonra çocuk devlet korumasına alındı ve Silent Hill’deki Wish House yetimhanesine yollandı.Burada Order tarikatının himayesine girdi,tarikat yetimi etkiliyordu.
Walter,21-22 yaşındayken,öldürme serisine başladı,farklı zamanlarda 10 kişiyi öldürdü,kalpleri çıkardı ve vücutlarına 01121-10121 numaralarını kazıdı.İpucu bıarkmamak için hiçbir çaba sarf etmiyordu,hatta kurbanlarının etine kendi ismini kazıyacak kadar ileri gidiyordu.Sonunda yakalandı ve yargılandı,fakat hapiste boğazına bir kaşık saplayarak intihar etti,ve bir şekilde şah damarını da kopardı.Wish House’un yakınlarında,isimsiz bir mezara gömüldü,fakat üç gün sonra,onun görünüşüne uyan bir adam,Güney Ashfield Heights apartmanının 302 numaralı dairesinden çıkarken görüldü.
Üç yıl sonra,başka bir ceset bulundu,Walter'ın önceki kurbanlarına benzer bir şekilde öldürülmüştü,ve polis taklit bir katilden şüphelendi,ne kalbi sökülmüş ne de vücuduna isim kazınmıştı.Polis,Walter’ın mezarını inceledi,fakat,içeride naaş yoktu ve 11121 numaraları tabuta kazınmıştı.İleriki birkaç yılda 12121-142121 numaraları vücutlarına kazınmış iki ceset daha bulundu.Polisin fark etmekte zorlandığı şey numaralardı,01121-14121,aslında 01|21-14|21,yani Walter’ın toplamda 21 kişiyi öldürmeyi planladığı anlamındaydı.
Order tarikatının öğretileri doğrultusunda,Walter bu 21 kişinin ölümünün “annesi”,302 numarayı ,serbest bırakacağına inanıyordu.Onu uyandıracak ve bir kez daha onun “rahminde”,onu korkutan dünyadan korunarak yaşayabilecektir.Kurbanlarından çoğu,oyun içinde hayalet olarak görülmektedir.
Bu karaktere ait ilk belirtiler Silent Hill 2’de görülür,James Sunderland tarafından Blue Creek Apartmanı’nda bir çöp kutusunda bulunan,gazete haberinde sözü geçmektedir.Haberde,Walter Sullivan’ın yakınlardaki Pleasant Nehiri’nden gelen bir katil olduğu ve iki çocuğu(Miriam ve Billy Locane) balta ile öldürüdüğünden bahsedilir.Tutuklanmasından dört gün sonra yukarıda bahsedildiği gibi intihar eder.Haber tarihinde, işlediği diğer cinayetlerin kurbanlarına dair bir bilgi yoktur.İlave olarak,Walter’ın Pleasant Nehri’nden eski bir okul arkadaşının sözlerini içerir.Burada Walter,”Kırmızı Şeytan”ın(muhtemelen Jimmy Stone) ,onu cinayetleri işlemesi için zorladığını iddia etmektedir.
Assumption Ceremony(Farz Seremonisi) için,kutsal kitap(scripture),kutsal su(white chrism),volkanik kayadan meydana gelen obsidiyan kadehi(obsidian goblet) ve on kalp gerekir.Bu Silent Hill 2’nin rebirth(yeniden doğuş) sonu için gereken ayinle aynıdır;gereken nesneler kayıp hatıralar kitabı,kutsal su,obsidiyan kutsal şarap kadehi(obsidian chalice) ve kan seromonisi kitabıdır(book of crimson ceremony)..



_____________________________

Vasiyetimdir:Ölürsem beni Silent Hill'e gömün!

(cevap olarak Samurai)
Mesaj #: 27
RE: Silent Hill - Makaleler - 2/4/2007 1:56:11 AM   
Samurai



Puan Toplamı: 34
Nereden: Silent Hill,Toluca Prison
Durum: çevrimdışı
Walter Sullivan'ın Kurbanları

01/21:Jimmy Stone:On Kalbin Birincisi:Jimmy Stone,Order tarikatının bir bölümü olan,Valtiel mezhebinde rahipti.Ayinsel infazlarda giydiği üçgen kırmızı kukuleta sebebi ile,Order üyeleri tarafından “Kırmızı Şeytan” ismi verilmişti.Walter,onu Wish House yetimhanesinin içinde başının arkasından vurdu ve kalbini çıkardı.Oyunda Kurban 1 olarak bilinir.
02/21:Boby Randolph:On Kalbin İkincisi:Randolph,Walter’la aynı okula gitmiş olan,bir üniversite öğrencisidir.O ve arkadaşlarından ikisi,Sein Martin ve Jasper Gein,Order’ın gizeminden oldukça etkilenmiş ve hakkında her şeyi öğrenmeye çalışmışlardır.Walter,onu boğarak öldürüp,kalbini çıkarmış ve cesedini üçüncü kurbanınkiyle beraber Pleasant Nehri’ndeki kampüse atmıştır.Oyunda Kurban 2 olarak bilinir.
03/21:Sein Martin:On Kalbin Üçüncüsü:Arkadaşı Randolph gibi,Martin de Order’ı çevreleyen efsanelere meraklıydı,ve bu merak ölümüne sebep olmuştur.Walter,Bobby’ye yaptıklarının aynısını,Sein’e de yapmıştır ve cesetlerini kampuse atmıştır.Kurban 3 olarak bilinir.
04/21:Steve Garland: On Kalbin Dördüncüsü:Steve,Ashfield’te bir hayvan dükkanı işletmekteydi.Ölümü oldukça dehşet vericidir,vücudunu makineli tüfekle kalbura çevirmiştir(sadece göğsü hasarsız bırakmıştır,böylece kalbi çıkarabilecekti),ayrıca dükkandaki tüm hayvanları da acımasızca öldürmüştür.Steve Garland’ın,Silent Hill 1’deki hemşire Lisa Garland ile bir bağı olabilir,fakat bu ne onaylanmış ne de reddedilmiştir.Kurban 4 olarak bilinir.
05/21:Rick Albert: On Kalbin Beşincisi:Rick,Ashfield’te spor malzemeleri satan bir dükkan işletmekteydi.Walter onu bir golf sopası ile öldürmüş ve kalbini çıkarmıştır.Steve Garland ile aynı gün öldürülmüştür.Kurban 5 olarak bilinir.
06/21:George Rosten: On Kalbin Altıncısı:George,Valtiel mezhebinde rahiptir ve Jimmy Stone’un sağ koludur.21 Kutsal İşlem’i Walter’a kendisi öğretmiştir.Sonrası ilginç bir şekilde,kendi öğretileri için kurban durumuna gelmiştir.Walter onu demir bir boru ile döverek öldürmüştür ve kalbini çıkarmıştır.Kurban 6 olarak bilinir.
07/21:Billy Locane: On Kalbin Yedincisi:Billy,Silent Hill’de yaşayan bir çocuktur.Walter onu tek bir balta darbesi ile öldürüp, kalbini çıkarmıştır.
08/21:Miriam Locane: On Kalbin Sekizincisi:Miriam,Billy’nin ikiz kızkardeşiydi ve hemen kardeşinden sonra öldürülmüştür. Tek bir balta darbesi ile öldürülen Billy’den farklı olarak,Walter,kadınlara duyduğu vahşi düşmanlık nedeniyle,kalbini çıkarmadan önce, Miriam’ın vücudunu acımasızca parçalamıştır.Walter’ın diğer kurbanlarından farklı olarak,Billy ve Miriam oyunda hayalet olarak gözükmez,fakat birleşmiş bir yaratık olarak karşımıza çıkarlar.(iki başlı çocuk canavar olması lazım)Kurban 7 ve 8 olarak bilinirler.
09/21:William Gregory: On Kalbin Dokuzuncusu:William,Ashfield’taki Watch and Clock saat dükkanının sahibidir.Walter,onu bir tornavida ile öldürüp kalbini çıkarmıştır.Kurban 9 olarak bilinir.
10/21:Eric Walsh: On Kalbin Sonuncusu:Walter’ın ilk dehşetinin son kurbanıdır.Eric,Ashfield Bar’da barmen olarak çalışmaktadır.Doğum gününde,orta yaşlı bir müşteri ona,hayvan dükkanı sahibinin öldürüldüğünü ve katilin hala ortalıkta dolaşmakta olduğunu,bu yüzden de bar sahibinin barı erken kapatacağını söyler.Eric evine gider,sadece orada onu bekleyen Walter’ı bulmak için.Walter onu yüzünden vurur ve kalbini çıkarır.Kurban 10 olarak bilinir.
11/21:Walter Sullivan:Harekete Geçiş:Walter,yakalanışından sonra,hücresinde boğazına bir kaşık saplayıp,şah damarını parçalayarak intihar etti.Cesedi Wish House’un yakınındaki isimsiz bir mezara gömüldü,fakat ilk benzer cinayetten sonra,mezarı incelendi ve boş olduğu keşfedildi.Vücudu kendi hayaleti tarafından mezardan alınarak,302 numaradaki gizli bölmeye götürülmüştü,burada 21 Kutsal İşlem için geri kalanları bekleyecekti.Walter oyunda bir çok kez görülür,fakat çoğunlukla Henry’yle ilgili değildir.Hayalet değildir,Henry’ye fiziksel zarar verebilir ve verecektir,ayrıca oyunun son bossudur.


Wish House

12/21: Peter Walls:Boşluk:Walter’ın ölümünden sonraki ilk kurbanıdır.Peter,adı çıkmış bir uyuşturucu bağımlısıdır.Cesedi,Güney Ashfield Oteli’nin bir odasında bulunmuştur.Tanrıyı gördüğünü kabul etmesinden sonra,dövülerek öldürülmüştür.Kurban 12 olarak bilinir.
13/21:Sharon Blake:Karanlık:Sharon,Order tarikatının bir süredir hedefidir.Tüm ailesi Order’a katılmıştır,fakat o katılması davetlerini reddetmiştir(sonrasında da dava açmıştır).Silent Hill yakınındaki ormanda ailesini aramaya gittiğinde,ailesinin mezar taşlarını fark eder,bu noktada Walter onu yakalar ve gölde boğar.kurban 13 olarak bilinir.
14/21:Tobby Archbolt:Kasvet:Toby,Order’ın Kutsal Ana mezhebinin bir rahibiydi,Wish House’u yönetiyordu.Jimmy Stone ve George Rostin’in ölümleri ve Valtiel mezhebinin zayıflamasından sonra,kendi mezhebinin Order içinde etkisini artırmaya çalıştı.Bir Meksika gezisi sırasında,Walter onu bir tepeden aşağı itti,böylece ABD dışında öldürülen tek kurban oldu.Kurban 14 olarak bilinir.
15/21:Joseph Schreiber:Umutsuzluk(Bilgelik Verici):Joseph,Henry’den önce 302 numarada yaşayan bir muhabirdir.Order’ı araştırmaktadır,gizli işlerini açığa çıkardığı bir makale yazar.Order ve Walter Sullivan cinayetleri arasındaki bağı araştırırken,kendini aniden dairesinin içinde kilitlenmiş olarak bulur.Tek kaçış yolu banyo duvarındaki gizemli deliktir.Walter’ın 15. kurbanıdır,cesedi bulunamamıştır.Kurban 15 olarak bilinir.Joseph,Henry’ye düşmanlık göstermeyen tek kurbandır.
16/21:Cynthia Velasquez:Ayartıcı:Cynthia,Ashfield’te yaşayan bir kadındır.Henry onunla Güney Ashfield istasyonunda karşılaşır,rüya gördüğüne inanmaktadır,ve Henry sadece hayal mahsulüdür.(fakat bu onu baştan çıkarmaya çalışmasını engellemez)Henry istasyondan bir çıkış yolu bulmaya çalışırken,Walter onu bir çok bıçak darbesiyle öldürür,göğsüne de 16121 numarasını kazır.Kurban 16 olarak bilinir.
17/21:Jasper Gein:Kaynak:Jasper,aklen biraz dengesiz bir gençtir,Arkadaşları Bobby ve Sein ile birlikte,Order’ın gizeminden etkilenmişlerdir.Wish House’un yıkıntılarını incelerken,Walter Jasper’i kurban etmiştir,ki Jesper bundan dolayı minnettar gibidir.Henry,Jasper’la Wish House’un dışındaki ormanda yürürken karşılaşır.Ona çikolatalı sütü verdikten sonra,Jasper da Henry’ye bir kürek verir.Henry bu kürek sayesinde Wish House’un anahtarını bulur.Jasper,buradaki odalardan birine girerek kaybolur.Fazla zaman geçmeden,Henry insanın kanını donduran bir çığlık duyar ve Jasper’in girdiği odayı araştırır.Kapıyı açmasıyla,Jasper’i canlı olarak yakılmış halde acı içinde kıvranırken bulur.Henry bu olaya şahit olurken,Jasper uzun zamandır aradığı “kırmızı şeytanı” gördüğünü söyler.Onu kimin yaktığı asla belirtilmemiştir.
18/21:Andrew DeSalvo:Uyanıklık:Wish House’daki çocukların ceza için gönderildiği Water Prison’ın bekçisidir.Bir şekilde,kendi hücrelerinden birinde kilitli kalır ve Henry tarfından serbest bırakıldıktan sonra,Walter tarafından yakalanır ve boğularak öldürülür.Bu olurken,küçük Walter’ı görür,sanki Walter hareket geçişinden sonra “ruhunu” ayırarak bir çocuk hayalet yaratmıştır.Henry de küçük Walter’ı, ilki Wish House’un hemen dışında olmak üzere ,oyun içinde defalarca görür.
19/21:Richard Braintree:Kaos:Richard,Güney Ashfield Heights Apartmanı’nın 207 numarasında yaşamaktadır.İlginç ,bir anlamda da vahşi(sadist de denebilir) bir adamdır.302 numarada yine aynı şeylerin olmasıyla,Joseph Schreiber’e olanları hatırlamış ve endişenmiştir.Henry’ye yardım etmenin bir yolunu aramıştır,fakat Walter onu da yakalayıp,kendi dairesinde elektrikli sandalyede öldürmüştür.Sonradan,Richard’ın başka bir komşusunu dövdüğünü ve bu yüzden,çoğu Ashfield Heights sakinin ondan sakındığını keşfederiz.
20/21:Eileen Galvin:Anne(Yeniden Doğuş):Eileen,Henry’nin kapı komşusudur,Walter tarafından neredeyse ölünceye kadar dövülmüştür.Fakat,küçük Walter ve Henry’nin müdahalesi ile öldürülmesini engeller.20. Kutsal İşlem tamamlanmadığından,Walter onu kontrol edebilir,ve işlemin tamamlanmasını dener.
21/21:Henry Townshend:Bilgelik(Bilgelik Alıcısı):Walter,son kurbanının,302 numaranın şu anki sakini olmasını planlar,”annesini” temizlemek için Henry ölmelidir ve böylece en sonunda annesi yeniden doğacak ve Walter tekrar onunla bir araya gelecilecektir.Oyuncunun hareketlerine göre,Henry,Walter’ı alt edebilir,ya da onun ellerinde ölür.

_____________________________

Vasiyetimdir:Ölürsem beni Silent Hill'e gömün!

(cevap olarak Samurai)
Mesaj #: 28
RE: Silent Hill - Makaleler - 2/4/2007 1:56:41 AM   
Samurai



Puan Toplamı: 34
Nereden: Silent Hill,Toluca Prison
Durum: çevrimdışı
302 Numaralı Daire




Silent Hill 4:The Room’da,dairenin geçmişin belli bir konusunu ve bunun korunmasını içerdiği açıktır.Henry,burada iki yılını geçirmiş ve daire tarafından “içine” çekilmiş olmasına rağmen,mekanla çok az bağı vardır.
Bu,Henry’nin bu yeri tam anlamıyla kendisine ait hissedemediğini ifade eder.(bir bakıma doğrudur,burası “kötü” güçlere ve Walter’a aittir,ilave olarak da bir önceki kiracı Joseph’in varlığı da mevcuttur)
Henry elbette,burayı tam anlamıyla asla anlayamamıştır.Ayrıca bu,dairenin kendisini içe doğru çekildiğini hissettirmesiyle ve karanlık güçlerin bir piyonu haline gelmesi sonucu,daha önemli bir amaca yönelmesini sağlamıştır.
302 numaranın sadece iki odasının,yani banyo ve çamaşır odasının, Henry’nin buraya taşındığı iki yıl önceden beri hiç değiştirilmemiş olması ilginçtir,el değmeden kalmıştır.
Bu iki yerin,tüm oyun boyunca diğer boyutlara açılan kapıların bulunduğu tek yerler olması da bir kez daha ilginçtir,tarikatın etkisinin bağlandığı yerlerdir ve etkili gözükmektedirler.Korunma,elbette anahtar sözcüktür..
Televizyon odanın merkezindedir,geniş bir salon tam onun karşısındadır,büyük ekran bir televizyondur(muhtemelen 55 ya da 63 ekran) ve bir de video kaset çaları vardır.Yandaki rafta bulunan ona eşlik eden radyo,dış dünya ile tek gerçek bağlantısının onu çevreleyen araçlar olduğu bir adamı göz önüne getirir.Onu gerçeğe bağlamaktadır ve aslında,mecazen zaman çemberinde tutmaktadır.Diğer insanların yaşamlarını seyredebildiği ”Hitchcock” tarzı arka pencere,belki de Henry’nin tek lüksüydü.Bir varsayım olarak fakat olması muhtemel,önceden herhangi bir kız arkadaşı ya da başarılı bir ilişkisi yoktur.Evin içinde hiçbir bayanın resmi ya da izi yoktur.



_____________________________

Vasiyetimdir:Ölürsem beni Silent Hill'e gömün!

(cevap olarak Samurai)
Mesaj #: 29
RE: Silent Hill - Makaleler - 2/4/2007 2:04:54 AM   
Samurai



Puan Toplamı: 34
Nereden: Silent Hill,Toluca Prison
Durum: çevrimdışı
Silent Hill 1,2,3,4 karakterlerine ait makalelerin tümü Gil-galad nickli arkadaşımıza aittir.
Kendisine 3-5 gün önce bir PM attım konunun eski forumlardan buraya taşınabilmesi için,cevap alamayınca kendim taşımak zorunda kaldım.
Makaleler için emeği geçen herkeze tekrar teşekkürlerimi sunuyorum.

< Mesajı değiştiren Samurai -- 6/4/2007 8:15:38 PM >


_____________________________

Vasiyetimdir:Ölürsem beni Silent Hill'e gömün!

(cevap olarak Samurai)
Mesaj #: 30
RE: Silent Hill - Makaleler - 6/4/2007 4:21:22 PM   
Scream



Puan Toplamı: 346
Nereden: Shepherd's Glen - Silent Hill
Durum: çevrimdışı
Oh oh oh... Döktürmüşsünüz ya. Ellerinize sağlık

(cevap olarak Samurai)
Mesaj #: 31
RE: Silent Hill - Makaleler - 6/4/2007 8:45:00 PM   
Academi12



Puan Toplamı: 16
katıldı: 6/4/2007
Nereden: Heryerden
Durum: çevrimdışı
Eline Saglık Samuraii

(cevap olarak Scream)
Mesaj #: 32
RE: Silent Hill - Makaleler - 24/4/2007 8:21:15 PM  1 oylar
SilentHillManiac



Puan Toplamı: 21
Nereden: Ne Kızıyorsun Ya Böhühühüüüü
Durum: çevrimdışı
Bilinmeyenler:
Yeni nesil oyun konsolların bize doğru koşturduğu şu aylarda, üstümüze “bir oyunu oyun yapan görselliktir” yalanı örtülmüş olsa da, hepimiz biliriz ki kalbimize kazınmış çoğu oyun atmosfer bakımından güçlü oyunlardır. Türünün ilk örneği sayılmasa da Alone in the Dark’la biz bunu görmüştük. Aslında ışık hayatımızın ne kadar da olmazsa olmazlarıymış, anlamıştık. Karanlıktan değil, içinde ne olduğundan korkar olmuştuk. Daha sonra Resident Evil çıka gelmişti. 3B grafikler eşliğinde soluk soluğa geçecek bir virüslü ortamda kendimizi bulmuş, hayatımızda sağlığın ne kadar da önemli olduğunu anlamıştık. Kargalardan, köpeklerden son sürat kaçar olmuştuk.

Derken Silent Hill ile tanıştık. Nasıl bir oyunla karşılaştığımızı uzun süre anlamamıştık, bir oyuna yaratıklara yakalanarak başlamak da ne demek oluyordu? Kocaman bir şehrin ortasında kaybolmuş, görüş mesafemiz birkaç metreye düşmüş bir şekilde çaresizce etrafta koşuşturuyorduk. Bu oyundan da akıl sağlığımızın ne kadar önemli olduğunu anlamıştık. Psikolojimizin bozulmasını göze alıp, geceleri Silent Hill oynamaya devam ettik. Oradan aldığımız gerilimi daha önce hiç tatmamıştık. Hem korkuyor hem oynamak istiyorduk...

Bu ay Silent Hill’in filmiyle tanıştık. Kimimiz beğendi, kimimiz beğenmedi. Beğenmeyenlerin en büyük derdi, oyunların anlaşılmaz havasını “açıklamaya” çalışmasıydı… Evet, Silent Hill serisinin en büyük özelliği anlaşılmazlığı. 4 oyun geldi, ama hala birçoğumuz için Silent Hill’de neler olduğu hala büyük bir muamma. İşte bu dosya konusunu bu yüzden hazırladık: Hazır filmi gelmiş, iki yeni SH oyunu da yoldayken korkmadık, yılmadık ve Silent Hill üzerindeki sis perdesini araladık. Karşımıza çıkan gerçekleri sizinle paylaşmak istedik.

Tanrıların Gönderdiği Bitki

İlk bakışta Amerika’nın herhangi bir kasabasından farklı görünmeyen Silent Hill’in tarihi oldukça eskiye dayanıyor. Muhtemelen Amerika’da bulunmuş olan tarih öncesi uygarlıklar (Mayalar, Aztekler gibi) Silent Hill’den çok da uzak olmayan bir bölgede binlerce yıl varlıklarını sürdürmüşler. Aynı bölgede tanrıları için ayinler yaptıkları, pek çok kurban verdikleri tahmin ediliyor. Mitolojileri de o zamanlarda Silent Hill’in topraklarına yerleşmeye başlıyor.

Silent Hill’deki olayları açıklamak için yola çıktığımızda, tamamen metafiziğe yönelmek bazı noktaların boşlukta kalmasına neden olur. Aslında Silent Hill, mitolojinin, paranormal olayların ve aynı zamanda bilimsel bazı gerçeklerin kesişim noktasında bulunan özel bir yer. Peki, nedir Silent Hill’i bu kadar özel yapan? Tarih öncesi uygarlıklar hakkındaki bilgileri incelediğimizde, ayinlerinde ve tanrıları çağırma törenlerinde kullandıkları bir bitkiye rastlıyoruz. Adı değişik kaynaklarda değişmekle birlikte, halüsinojen olduğu bilinen bu bitkiye, günümüzde Beyaz Claudia ismi veriliyor. Bu bitki yine aynı kaynaklarda belirtildiği üzere sadece Silent Hill yakınlarındaki Toluca Gölü’nün etrafında bulunuyor. Seri boyunca okuduğumuz bazı kitaplarda “Beyaz Yağ”, “En Beyaz Şarap” ve “Beyaz Kutsal Su” olarak geçen maddeler de aslında Beyaz Claudia’nın kendisi ta kendisi.
Tarih öncesi uygarlıklardan sonra devam eden katliamlar, savaşlar, Kızılderili soykırımları, Silent Hill’in ****etli bir yer haline gelmesini sağlamış. Günümüzde aynı topraklarda bulunan tarikatın da oluşumunu eski uygarlıklardan kalan öğretiler sağlamış olabilir. İçine kapalı bir kasaba olan Silent Hill’de hızla yayılan bu tarikatın, araştırmalar sonucu Beyaz Claudia’yı keşfetmesi uzun sürmemiş. İlk oyundan hatırlayacağımız üzere, bu bitkiyi PTV adı verilen bir uyuşturucuyu yapmak için kullanmaya başlamışlardı. Büyük olasılıkla Silent Hill’de doğup büyümüş olan Dr. Michael Kaufmann, hiçbir zaman tarikatın gerçek bir üyesi olmasa da bu uyuşturucuyla kazanacağı paranın farkında olduğu için, bunu gizlice üretip turistlere satmakta herhangi bir sakınca görmedi. Dahlia Gillespie’nin tarikatın başında olduğu zaman diliminde bu uyuşturucu trafiği oldukça yaygınlaşmıştı. Polisin sağa sola astığı uyarılara rağmen herhangi bir şey yapmaması, onların da bu uyuşturucu trafiğinden bir pay aldıklarının göstergesi. Dr. Kaufmann ise bu maddeleri ilk önce çok yakınında olan biri üzerinde, hemşire Lisa Garland’da denemeye başladı. Bu nedenle Beyaz Claudia hem kasabanın tarihi ****etinin çıkış noktası oluyor, hem de günümüzdeki olayların başlangıcında rol oynuyor.

Şimdi kasabayı biraz daha anlayabilmek için, seri boyunca gördüğümüz olayları ayrıntılı bir şekilde inceleyelim.

Silent Hill’in ****etinin günümüzde tekrar ortaya çıkmasına neden olan Dahlia Gillespie, tarikatın önde gelen üyelerinden biridir. Dahlia Gillespie, büyük olasılıkla ikinci dünya savaşından sonra Avrupa’dan göçerek Silent Hill’e geldi. 2. Dünya Savaş zamanında insanlığın ne kadar acı ve nefret içinde olduğunu gördükten sonra, yeni geldiği bu kasabadaki yerel tarikatın “cennet”i vaat eden öğretilerini benimsemekte zorlanmadı. O zamanlar tarikatın en güçlü üyesi olan Leonard Wolf’la yakın arkadaş olduktan sonra yavaşça zirveye tırmandı. Bu zaman diliminde mitolojik öğretiler hakkında oldukça bilgi sahibi olmuştu. Leonard ve Dahlia, gerçek tanrının ancak kin ve nefret gibi kuvvetli duygularıyla doğacağına o zamanlar karar vermişlerdi. Dahlia bunun bilincinde olduğu için kızına hep kötü davrandı. Alessa’yı tanrılara kurban vermek için seçmişti. Alessa’nın günlük hayatında bir türlü tutunamayan, arkadaşları tarafından dışlanan bir çocuk olması Dahlia’nın işine geliyordu. Bir gün artık zamanın geldiğini düşünerek, kızı içindeyken kendi evini ateşe verdi. Yine de bir şekilde Alessa bu yangından kurtuldu, ama ömrünün geri kalan kısmını komada geçirmek zorunda kalacaktı. Dahlia ise amacına ulaşmanın tersine, insanlardan nefret eden kızının kâbuslarının gerçeğe dönüşmesine sebep olmuştu. Alessa annesini seviyordu, bu nedenle nefreti tanrının doğmasına yetmemişti. Bunun yerine iyi kısmını başka bir bebeğin bedeninde var ederek, Silent Hill yakınlarında bir yere bıraktı.

“Radio, What’s Wrong With The Radio?”

Harry Mason ve eşi, ilk oyundaki olayların yedi yıl öncesinde devreye girdiler. Evlilikleri süresince çocukları olmamıştı. Silent Hill yakınlarında buldukları bu bebeği evlat edindiler ve öz evlatları gibi yetiştirmeye başladılar. Nereden geldiğini bilmiyorlardı ama onu tanrının bir armağanı olarak gördüler. Bayan Mason, kısa süre sonra bir hastalık nedeni ile hayatını kaybedince Cheryl adını verdikleri bu çocuk için, Harry’den başka tutunacak dal kalmamıştı.

Cheryl yedi yaşına geldiğinde, Silent Hill’le buluşma zamanı gelmişti. Baba ve kız bir tatil için Silent Hill’e giderken, Alessa’nın diğer parçası birden karşılarına çıktı, malum kaza meydana geldi ve Cheryl, Silent Hill sokaklarında kayboldu. Büyük olasılıkla onu çağıran diğer yarısını bulmak üzere arabadan çıkmıştı. Harry Mason uyandığında Silent Hill’in sisli yüzü ile karşı karşıyaydı ve bilmediği dev bir geçmişin ortasında kızını aramaya koyuldu.

Aradan geçen bu yedi yıl boyunca, komadaki Alessa, Alcemhilla Hastanesinin altındaki gizli bir odada bakılmıştı. Bu süre boyunca onunla ilgilenen ve bir yandan da Dr. Kaufmann’ın deneylerine maruz kalan Hemşire Lisa Garland, bu kızın karanlık bilinçaltının esiri olmaya başlamıştı. Günlüğünde de belirttiği üzere, Alessa’nın bu halde hala yaşamaya devam edebilmesine anlam veremiyordu. Bu nedenle -belki de uyuşturucu yüzünden- öldüğünde, Alessa’nın karanlık dünyasında, öldüğünden bile habersiz yaşamaya devam etti. Hiçbir zaman diğer doktorlar veya hemşireler gibi dönüşüm geçirmedi, sadece korkmuştu ve ruhu Alessa’nın dünyasının bir parçası olmuştu. Bu nedenle Harry Mason, Lisa Garland’ı karanlık hastane dünyasının dışında hiç göremedi. Yine bu yüzden Lisa Garland, Harry Mason’a bilmediği bir sebepten dolayı hastaneyi asla terk edemeyeceğini söylemişti.

Leonard Wolf, bu olaylar gerçekleşirken hala hayattaydı. O da tıpkı Dahlia gibi kendi kızını nefret ve işkenceyle büyütmüştü. Claudia adını verdiği bu kız, onun için tarikatın mirasçısı olacaktı. Onu katı öğretilerle yetiştirdi. Yine de Claudia, Alessa’yla tanışma fırsatı bulmuştu. İkisi, yangından önce çok iyi arkadaş olmuşlardı. İkisinin de çok fazla ortak yönü vardı. Diğer insanları içine almadıkları bir dünya kurup, orada oyunlar oynamaya başlamışlardı. Alessa’nın evde yanmasının üzerine travma geçiren Claudia, onun içinden yeni bir tanrı doğduğu fikrine inanmaktan başka çıkış yolu bulamadı. Bu nedenle de onun tam olarak öldüğüne asla inanmadı.

Dahlia Gillespie, Harry Mason’ı Alessa’nın diğer yarısını bulmak için kullandıktan sonra, tanrıyı yeniden doğurmak için son bir kez daha çaba gösterdi. Ama yine işler beklediği gibi gitmedi ve bu yeni tanrı, onun ölümüne yol açtı. Yine de bir tanrı doğmuştu ama bu tanrı daha gelişimini tamamlayamadan Harry Mason tarafından yok edilince, tarikat büyük bir darbe aldı. Cheryl ve Alessa ölmüştü, ama tanrılar Harry’ye yeni bir bebek armağan etti. Bu bebek Alessa’dan geriye kalan son parçaydı. Alessa, bu kasabadan ve kötülüklerden uzakta yaşamak için bir kez daha şansını deniyordu.

Harry, bebeğin adını Heather koydu ve izini kaybettirmek için kendi adını değiştirdi. Yıllar boyunca saklanmak ve sürekli yer değiştirmek zorunda kaldılar. Sonunda Harry, Heather’ı habersiz olduğu geçmişinden uzakta bir yere götürmeyi, ona güzel bir hayat kurmayı başarmıştı. Heather ise belleğinde gizli olan geçmişini bastırmış, sıradan bir kız olarak büyümüştü.

Yeni Jenerasyon Tarikat

Leonard Wolf, ilk oyundaki olayların ardından tarikatın öğretilerine fazlaca kapılmaya başladı. Tanrının sesini duyduğunu, tanrı tarafından görevlendirildiğini iddia etmeye başlayınca şizofreni teşhisi ile Brookhaven Hastanesinde gözetim altına alındı. Bu süre zarfında doktorlara ve hastalara öğretilerini anlatmaya devam ediyordu. Claudia ise babasından ayrı kaldığı yıllarda tarikatın başına geçmiş ve büyük bir reform gerçekleştirmişti. Artık amacı Alessa’yı bulmak ve yeniden hayata getirmekti.

İlk oyundaki olaylardan 17 yıl sonra (SH3) Heather’ın Silent Hill’deki geçmişiyle yüzleşmesinin zamanı gelmişti. Heather, tıpkı babasının amaçladığı gibi sıradan bir genç kız olmuştu. Oyundan da anladığımız üzere yaşıtlarının genel ruh halinden ve karakterinden farklı bir özelliği yoktu. Claudia tarafından kiralanmış Dedektif Douglas, bir gün alışveriş sırasında onu bulunca, kâbus yeniden başladı. Kısa süre sonra da Claudia ile karşılaşmış ama karnındaki garip bir ağrı sohbeti yarıda bölmüştü. Karanlık dünyanın gelmesiyse uzun sürmedi. Claudia, Alessa’nın içindeki tanrının hala ölmediğine, cenneti var etmek üzere geri geleceğine inanıyordu. Ona göre Alessa, Heather’ın içinde doğmaya başlamıştı, ama Heather bundan habersizdi. Tarikatın sistemiyse hala değişmemişti. Claudia, Heather’ın içini nefretle doldurmak için babası Harry’yi öldürdü. Planı istediği gibi işlemeye başlamıştı; Heather intikam arzusuyla yanıp tutuşuyordu ve hesaplaşma için Silent Hill’e geldi.

Üçüncü oyunun karakterleri arasında en ilgi çekici olan Vincent’tır. Tam olarak kim olduğu veya kaç yaşında olduğu belli değildir. Bir yandan Heather’la oyun oynarken, diğer yandan Claudia’yı ortadan kaldırmak istemiştir. Silent Hill’e ilk oyundaki olaylardan kısa bir süre sonra gelmiştir. Claudia ile yakınlaşmış, kısa sürede tarikatın önemli üyelerinden biri haline gelmiştir. Gerçek mesleği bilinmese de Silent Hill’de rahip kimliğiyle yaşamıştır. Tarikatın ideallerine asla inanmamıştır, zeki bir insan olduğundan tarikatın Silent Hill’deki önemini para kazanmak için kullanmıştır. Heather ile ilk karşılaşmalarında onun tarafında olduğunu dile getirdiyse de fazlasıyla şüpheli davranışları yüzünden onu korkutmuştur. Ama hikâyenin devamında Heather’ı, Leonard ve Claudia’ya götüren yolları da o belirlemiştir. Alternatif Silent Hill’i eğlenceli bulan tek kişidir ve her şeye son vermek yerine olabildiğince bu dünyanın deneyimlerinden faydalanmak istemektedir. “Bu dünyanın zevklerini biliyorum ve bu dünyada bulunduğum sürece kendi mutluluğumu bulmak istiyorum.” demiştir. Kasabadaki olaylar sırasında aristokrasinin gücünü kullanan tek kişidir. O, Heather kadar karanlığın içinde değildir, diğer yandan tam olarak normal Silent Hill’e de dönemiyordur.

Yıllarını hastanede geçiren Leonard’ın günleriyse iyi geçmemişti. Heather, bütün kâbusu sona erdireceği ümidiyle Metatronun Mühürü’nü ondan almaya gittiğinde, onun çoktan öldüğünü fark etti. Hastaneden, büyük olasılıkla su kanalları aracılığıyla kaçmaya çalışırken ölmüştü. Karanlık hastane dünyasının bir parçası olarak, çoktan dönüşüm geçirmişti. Kendisini tanrının koruyucusu ilan etmiş, mührü koruması altına almıştı. Yine de Heather, Leonard’ı öldürüp mührü aldığında, bir kez daha işler yolunda gitmedi. Mühür işe yaramamaktaydı, hatta Claudia’nın söylediğine göre bir çöpten başka bir şey değildi. Aslında işe yaramamasının sebebi Heather’ın tarikatın öğretilerine ve anlatılan hikâyelere inanmamasıydı. Benzer şekilde Claudia, babasının anlattıklarına inanmadığı için mührü de işe yaramaz olarak görüyordu. İkisinin bu “inançsızlığı” mührü sıradan bir parça taş haline getirdi. Vincent’ın ölümü de beklendiği üzere Claudia’nın elinden oldu. Claudia, cennetin kanla yaratılacağına, Alessa ile hayallerinin gerçek olacağına inanmıştı. Bu nedenle bu cinayeti işlemekten çekinmedi. “Neşeli insanlar kaba olur.” demişti. Onun için acı, gerçek kurtuluşun tek yoluydu. Heather’ın içinde bulunan ceninden haberdar olan tek kişi de O’ydu. Heather’ın nefreti tüm bedenini ele geçirdiğinde, bu tanrı cenini, vücudunun ağrılar ile dolmasına neden oluyordu. Nefretini bastıramadığı gün, tanrı doğacaktı. Heather ise beklenmedik bir şey yaptı: tarikatın öğretilerine inanmasa da, babasına güvendiği için, ondan kalan kolyenin içindeki maddeyi içti. Aglaophtis adı verilen bu madde, babasının 17 yıl önce Silent Hill’de bulduğu bir sıvının ta kendisiydi. Silent Hill’in gücünü insanın aklından ve inancından aldığının en büyük kanıtı bu sahnedir. Çünkü Aglaophtis işe yaradı ve Heather, içindeki cenini dışarı kustu. Claudia büyük bir korku ile tanrıyı kendi vücuduna aldı. Ama son yine beklediği gibi olmayacaktı. Claudia’nın anlayamadığı, Alessa’nın herkes gibi sıradan, mutlu bir hayat yaşamak istemesiydi. Bu neden Heather’ı yaratmış ve onu güvendiği Harry’ye emanet etmişti. Kendisinin gördüğü dünya acı, pislik ve işkence ile doluydu. Onun için tek kurtuluş Silent Hill’den uzakta, dış dünyada mümkün olabilirdi. Claudia ise onu anlayan tek arkadaşı Alessa’nın ölümünden sonra tamamen yalnız ve kimse tarafından anlaşılamayan biri olarak yaşamıştı. Bu nedenle Vincent’la bir tartışmasında “Siz anlayamıyorsunuz, hiçbiriniz…” demişti. Onu anlayan tek kişi Alessa’ydı ve o da Heather’ın kabuğu altında dünyaya gelmekteydi.

Claudia tanrıyı içine aldığında, Alessa’nın parapsikolojik güçleri, iki insanın nefreti ile birleşmişti. Ortaya çıkan tanrı, dünyaya bir cennet getirebilecek türden değildi. Daha çok hayatları boyunca acı çekmiş iki zavallı kızın tüm dünyadan almak istediği intikamın bir yansımasıydı. İki kardeş tek bir bedende birleşmişti. (Alessa ile Claudia hep birbirlerinin kardeşi olmayı hayal etmiştir.) Artık Heather için bütün bunlara bir son vermenin zamanı gelmişti. “Bu babam için… ve benim için… ve Claudia için de.” demiştir. Bu Heather’ın öfkesinden ve nefretinden arındığının bir göstergesidir. Claudia’ya acımaktadır, hayatı boyunca yaşadığı kötü kâbus sonunda onu bir yaratığa çevirmiş, öfkesi onu kör etmiştir. (Claudia büyük olasılıkla Alternatif Silent Hill’i, Heather’ın gördüğü gibi görmüyordu. Eğer görebilseydi yaratmak istediği cennetin ne kadar iğrenç ve çürümüş olduğunu da fark edebilirdi.) Kısa bir çarpışma sonunda, Heather tanrıyı yok ettiğinde, ölmüş olduğunu bilmesine rağmen onu tekmelemeye devam ettiğini fark etti. Her şeyin sonunda bitmiş olması ona garip geliyordu. İntikamın babasını ona geri getirmeyeceğini anladığındaysa onu düşünüp ağlamaktan başka bir şey yapamadı.

Solaris Vs. Silent Hill

Silent Hill’deki olaylar her ne kadar Beyaz Claudia ile (isim oyununa dikkat) alakalı olsa da, para psikolojik olarak gücünü insan beyninin gücünden ve inancından alıyor. Claudia veya Dahlia gibi inancı son derece kuvvetli olan insanlar, yeri geldiğinde tamamen olağanüstü şeyleri gerçekleştirebilmektedir. Örneğin Douglas, Claudia’yı vurmak için silahını kaldırdığında ne olduğu hala esrarını korusa da, Claudia’nın psişik güçleriyle onu yaraladığını söyleyebiliriz. Aynı şekilde oyundaki yaratıkların da tam olarak ne olduğunu anlamak mümkün değil. Karanlık dünyanın Alessa’nın beynindeki acımasız bir dünya olduğu düşünülürse, yaratıkların da aslında onu etkileyen binlerce parçanın bir yansıması olduğu söylenebilir. Bu konudaki en büyük ipucuysa serinin ikinci oyunundan geliyor. Bu sefer de başkarakter James, kendi yarattığı yaratıklarla savaşır, çünkü pek çoğu şekilsiz canlılardır. Derileri garip bir nedenle çürümeye başlayan karısının parçaları gibidir. Aynı şekilde ürkütücü hemşireler onun hastaneye gidip geldiği yıllarda karşılaştığı ve bilinçaltına kazıdığı ayrıntıların ortaya çıkmasıdır. Diğer bir yandan en büyük teoriyse Sisli Silent Hill’deki yaratıkların, aslında sıradan birer Silent Hill sakini olduğu ki, bu konuda da elimizde epey kanıt var. İkinci oyunda, Silent Hill tarafından çağırılan 3 karakteri incelediğimizde (James, Eddia ve Angela) her birinin kendi cehennemini yaşadığını görürüz. Eddie, Piramit Kafa’yı göremediğini söyler. Onun için yaratıklar sürekli onunla alay eden insanlardır. Angela ise yaratıkları kendisine tecavüz eden babası olarak görür. (Labirent bölümünde ona rastladığımızda, kapı şeklindeki bir yaratığa baba diye seslenmektedir.) James ise normal insanları çürümüş insanlar olarak görüyor olabilir. En büyük ipucu oyundaki ilk yaratığı gördüğümüz yerde saklı. Oyunun ilerleyen bölümlerinde o kısma geri dönersek tıpkı bir cinayet mahallini andıran şekilde, polis kordonu ile sarıldığını görürüz. Öldürülen sadece basit bir yaratık olsa, polis bu kadar ciddi bir şekilde olaya karışmazdı. Başka bir sahnede de sokakta elbise giymiş ölü bir şekilsiz yaratık görüyoruz. Yine SH2’de bulduğumuz bir defterde şu sözler yer almakta: “Şeytanları gördüm. Buradaydılar, eminim. Ama arkadaşım hiçbir şey görmediğini söyledi. Eğer bu doğruysa, ben sadece bir illüzyon mu gördüm?” Üstelik oyunda gördüğümüz o yaratıkların verdiği fiziksel zarara, darbelere, Piramit Kafa’nın büyük bıçağına rağmen James’in sadece birkaç şişe enerji içeceği içerek hayatta kalabilmesi ne kadar olası, değil mi?

SH3’te Vincent ile Heather arasında geçen efsanevi bir konuşmada, Vincent, Heather’ın Silent Hill’deki en kötü insan olduğunu, “Onları” öldürmekten ne kadar büyük bir zevk aldığını yüzüne vurduğunda, Heather şaşkınlık içinde “Yaratıkları mı kastediyorsun?” diye sorar. “Yaratıklar?.. Sana öyle mi görünüyorlar?” dediğinde ise zaten aklından şüpheye düşmüş olan Heather korkuyla gözlerini açar. Vincent’ın sonradan şaka yaptığını söylemesiyse onun oyunlarından başka bir şey değildir. Silent Hill, sadece Alessa’nın değil, yolu oraya düşmüş herkesin kâbuslarını görünebilir hale getiriyordur. Tıpkı Stanislaw Lem’in büyük bilimkurgu romanı “Solaris”te olduğu gibi, Silent Hill de bilinçaltının karanlık dehlizlerine girmeyi biliyor. Bu yüzden SH2’nin Laura’sı gibi iyi niyetli ve masum kişiler asla o karanlık dünyanın bir parçası olmuyor.


Silent Hill’in meşhur sisine gelince, sisin özellikle Toluca Gölü’nün çevresinde yoğunlaşıyor olması, bunu da Beyaz Claudia’ya bağlamamıza neden oluyor. Belki tohumların saçtığı polenler aslında sisli olmayan kasabanın sisli görünmesine neden oluyordur. Diğer yandan kasabanın sisli halini görebilenler de, Alessa’nın dünyasına girecek olanlar oluyor. Belki de Beyaz Claudia, halüsinasyon gördürdüğü kişilerin bilinçaltındaki bulanıklığı ve karmaşayı görünür hale getiriyordur. Silent Hill hakkındaki pek çok konuda olduğu gibi bunda da kesin bir sonuca varamıyoruz.

Silent serisinde, Silent Hill ile en az alakası olan son bölüm “The Room” ise kökenini yine Dahlia’dan alıyor. Walter Sullivan isimli bir seri katilin bilinçaltına odaklandığımız bu bölümde, başkarakter belki de tüm serinin en sıradan insanı: Henry Townsend. South Ashfield Apartmanının 302 numarasına taşınmak dışında hiçbir suçu yok Henry’nin.

302 Nolu Odanın Hikayesi

Walter, bundan uzun yıllar önce annesi ve babası tarafından aynı odada terkedilmişti. Terk edilen bebekler genellikle ölür, ama Walter şanslıydı. Apartman yöneticisi, aynı zamanda 2. oyundaki James’in babası, Frank Sunderland onu buldu. Ambulansla St. Jerome Hastanesine kaldırıldı. Üstelik aynı hastanede, apartmanda oturan hemşire kadın Rachel çalışıyordu (Aynı zamanda Rachel’ın SH2’deki Mary’nin ve Laura’nın hemşiresi olduğunu biliyoruz. Bu durumda Mary ve Laura da aynı hastanede tedavi görmüş olabilir). Bebek kurtarıldıktan sonra Silent Hill’e, yetimler yurduna gönderildi. Walter’ın hayatının bu dönemi pek güzel geçmedi. SH serisinin tüm antagonist karakterleri gibi o da yalnız ve işkence dolu bir çocukluk geçirdi. Çocukların cezalandırıldığında gönderildiği Water Hapishanesinin görevlisi Andrew DeSalvo çocuklara sadistçe davranmaktan zevk alıyordu. Aynı zamanda çocukların içini kin ve öfke ile doldurmanın bir yoluydu bu. Sonunda herhangi bir neden olmadan Walter’ı dövmeye başladığında, Walter ilk defa birinin ölümünü gerçekten istedi. Bu sırada onun tarafından daha az hırpalanabilmek için okuma derslerine daha fazla çalışmaya başladı. Tarikatın kutsal kitapları ve öğretileri bir yandan çocuklara öğretiliyordu. Walter’ın okuma derslerindeki başarısı da bu nedenle Dahlia’nın ilgisini çekti.

Bu süre boyunca annesinin olmamasının eksikliğini kafasındaki bir fikir ile doldurdu, annesi hala kendisinin bulunduğu 302 nolu evde yaşıyordu. Yıllar boyu yurttan kaçamasa da, Dahlia ile tanıştıktan sonra hayatı değişti. Dahlia onu özellikle seçmişti; tarikatın gelecekteki planları için kullanmaya müsait görünüyordu. Belli aralıklarla ona masallar anlatıyor, annesinin gerçekten o odada yaşadığına dair fikirleri doğruluyordu. Sonunda Dahlia, eğer “21 Sacraments”ı düzgün okuyabilirse, ona annesini görmeye gidebileceğini söyledi. Bu vesile ile onun öğretileri iyice öğrenmesini amaçlıyordu. Walter çok iyi bir şekilde okudu ve bir Pazar günü ilk defa dış dünyaya çıktı. Dahlia’nın beklediği gibi şehir hayatı onu çok korkutmuştu. Hemen evi bulup, 302 nolu odadaki annesine seslenmeye başladı. Ama kapıyı açan olmayacaktı. Walter yine de ümidini kaybetmedi. Belli aralıklarla annesini ziyaret etmeye devam etti. Ona göre annesi uyuduğu için kapıyı açamıyordu, yoksa o da oğlunu görmek istiyordu. Walter için korkunç dünyada tutunabilecek tek dal buydu. Bir gün eve yeni birileri taşındığı için kapı açıldı. Walter, hayalkırıklığına uğradı. Dahlia’nın anlattıkları onun için yalan olamazdı, tarikatın öğretilerinden dışarıya çıkabilmeyi düşünemiyordu. Bu nedenle zamanla annesinin 302 nolu odada yaşadığını değil, 302 nolu odanın onun annesi olduğunu düşünmeye başladı. Hemen hemen her canlı, doğumundan sonra görebildiği ilk şeyin annesi olduğunu düşünür. Walter’ın ise bebekliği ile ilgili hatırladığı ve bildiği tek şey bu “odaydı”.

Walter, büyüdükçe daha da sorunlu ve yalnız biri olmaya devam etti. Sıklıkla 302 nolu odayı ziyarete gidiyordu. İnsanlarla az iletişim kuruyor ama kurduğunda da kötü tecrübeler ediniyordu. Apartman sakinlerinden silah manyağı Richard Braintree, küçükken sürekli apartmana geldiği için, onu vurmakla tehdit etmişti. DeSalvo’nun davranışlarından farkı olmayan bu davranış Walter’ın nefretini arttırdı. İnsanlardan nefret ediyordu. Ama ileride tanıdığı bu az sayıdaki insanın hepsini kullanması gerekecekti. Çünkü Walter, annesini tekrar diriltmek için kendi yolunu bulmuştu: 21 Sacraments! Tarot kartlarına göndermelerle dolu 21 cinayeti işlemesi ve bazılarının kalbini çıkarması gerekiyordu. Bu sayede annesine tekrar kavuşabilecekti.

Walter, 24 yaşında cinayetlerine başladı. İlk kurbanı, tarikatın önemli bir üyesi olan Jimmy Stone oldu. 21 Sacraments’a göre ilk 10 kurbanın kalbinin çıkarılması gerekiyordu. Her birini tarot kartlarındaki bir karakterle özdeşleştirdikten sonra sırayla öldürmeye başladı. Bunların arasında Lisa Garland’ın akrabası olduğu düşünülen Steve Garland da bulunuyordu. İlk 10 cinayetin ardından yakalandığında, hapishanede kendini bir kaşıkla öldürdü. Gömüldükten sonra cinayetlerin devam ettiğini gören polis, mezarını açtığında bedeni bulamadı. Walter’ın kurbanlarının üzerine yazdığı rakamlardan biri olan “11121” yazısı bulundu sadece. Bu da 11. kurbanın kendisi olduğunu gösteriyordu. (11/21) Bunun ardından Walter’ın ölüm sonrası cinayetleri başladı. 15. kurban Joseph Scheiber da, 302 numarada yaşıyordu. Gizlice tarikatın eylemlerini takip etmeye çalışan bir araştırmacı gazeteciydi. Garip bir şekilde bir gün kendini evine kilitledi ve günlerce çıkmadı. Sonunda polis eve girdiğinde bedeni bulamadı. Andrew DeSalvo ve Richard Braintree gibi nefret ettiği insanlarıysa sona saklamıştı. Biri 18. diğeri 19. kurban oldu. Richard ile Henry’nin bu nedenle yolları kesişti. Çünkü Henry 21. kurban olacaktı. 20. kurban ise Henry’nin gizlice gözetlediği komşu Elieen’di. Henry bir gün kendini evine kilitli bulunca hikâyenin onunla ilgili kısmı başladı. Uzun bir süre telefonla bile sesini dışarıya duyuramadı. Duvarlarda bulduğu delikler dışında evinden dışarı çıkacak bir yolu kalmamıştı. Bu delikler onu Walter’ın karanlık dünyasına, yok edilemeyen kurbanların ruhlarına ve değişik yaratıklara götürüyordu. Oyunda Silent Hill’in çok fazla yeri olmasa da olayların çıkış noktası için gerekliydi.

Kasvetli Rüyalar

Peki, nedir bu 21 Sacraments? Temel olarak tarikatın Aztek mitolojisinden aldığı temel birkaç törenden biri olduğunu söyleyebiliriz. Genelde tanrıların veya ölmüş insanların tekrar hayata döndürülmesi için kullanılıyor. İlk olarak adını SH2’de bulduğumuz bazı kaynaklarda görüyoruz. “Born From A Wish” senaryosunda karşımıza çıkan Ernest, kasabanın zengin ve üst düzey sakinlerinden biriydi. Yedi yaşındaki kızı Amy kaza eseri öldüğünde hayatı birden anlamını yitirdi. Tek kızı, onun için yaşamanın tek anlamıydı ve ilk başta büyük bir depresyona girdi. Ardından tarikatın öğretileri içinde adı geçen “21 Sacraments”i duyduğunda büyük bir heyecan duydu. Bu kutsal törenin özel bir parçası olan “Holy Assumption” ölü bir insanın tekrar dünyaya gelebileceğinden bahsediyordu. İşe yarayıp yaramayacağını bilmiyordu ama denemekten çekinmedi. Bu tören için 3 ana parça gerekiyordu: siyah obsidiyan kadehi, “beyaz kutsal su” ve kırmızı kan. Ernest, kızını hayata döndürmek için kendini kurban etmekten çekinmedi ve kasabanın sisli boyutuna geçti. James ile aralarındaki benzerlik şaşırtıcı idi. Her biri sevdikleri birinin ölümünden sonra hayatına normal bir şekilde devam etmekten vazgeçmişti. James, Mary’yi öldürdüğünü hatırlamadığı gibi, Ernest da kendini öldürdüğünü bir süre fark edemedi. Maria, kasabanın James için yarattığı bir karakterdi, ama Ernest da onu görebiliyordu. Bilmediği bir nedenden dolayı odasından çıkamıyordu, bu nedenle kızını tekrar dünyaya getirebilmek için Maria’dan yardım istedi, “beyaz kutsal su”yu ona getirebilecek tek kişi O’ydu. (Beyaz kutsal su tahmin ettiğiniz gibi törende kullanılan, Beyaz Claudia tohumundan elde edilmiş sıvının bir başka adı.) Maria, Ernest’a bunun işe yarayıp yaramayacağını sorduğundaysa aldığı cevap bunaltı içindeki bir “Bilmiyorum.” olmuştu. Ernest hala vazgeçmemişti. Tıpkı James gibi. Çünkü James, “Rebirth” sonuna varabilmek için 4 eşyayı topluyordu: beyaz kutsal su, obsidiyan kadeh, “book of lost memories” ve “book of crimson ceremony”. Ve bilinmeyen bir adaya doğru kayığını çekerken şu cümleleri kuruyordu: “Mary… Çok huzurlu görünüyorsun; seni uyandıracağım için beni affet, ama sensiz devam edemem. Sensiz yaşayamam, Mary. Bu kasaba, Silent Hill… Eski tanrılar hala burayı terk etmedi. Ve onlar hala, kendilerine saygı gösterenlere güçlerini bahşediyorlar. Ölüme bile karşı gelme gücü… Ah… Mary.”


Görüldüğü gibi Silent Hill yüzlerce ince detayla süslenmiş, mitolojik ve dinsel bilgilerle desteklenmiş, psikolojik bir gerilim. Yapımcı ekibin ser verip sır vermemesi de Silent Hill’in gizemini uzun bir süre daha koruyacağa benziyor. Hollywood’un da SH’i markalaştırmasıyla gelecek oyunların daha da kasvetli ve derin olacağını düşünüyoruz. Yeri gelecek korkudan bir tuvalet molası verecek, yeri gelince de yanımıza bir arkadaş ve 100 Watt’lık ampul alıp öyle kâbusumuzu tamamlamaya çalışacağız. Ve bunları yaparken de aklımızda hep aynı sorunun cevabını arayacağız: “Peki, bir gün Silent Hill bizi çağırırsa, ne yapacağız?”

(cevap olarak Academi12)
Mesaj #: 33
RE: Silent Hill - Makaleler - 24/4/2007 8:22:36 PM  1 oylar
SilentHillManiac



Puan Toplamı: 21
Nereden: Ne Kızıyorsun Ya Böhühühüüüü
Durum: çevrimdışı
Esinlenilenler ve Diğerleri:



1999 yılında piyasaya sürüldüğünden beri pek çoğumuzun belleğine unutulmaz bir şekilde kazınmış olan Silent Hill, birçok korku klasiğinden etkilenmiştir. İlk olarak akla gelen film Jacob’s Ladder oluyor. Vietnam savaşıyla başlayan film, ana karakterin yaralanmasından sonra zaman atlaması yaşıyor ve bir grup askerin savaş sonrası yaşadıkları travmalara odaklanıyordu. SH benzeri yaratıklar, sis tabakası ve mekânlar sıklıkla karışımıza çıkıyordu. Özellikle ilk oyunun Bad+ sonunda Harry’nin aslında ölüm öncesi hayallerini oynadığımızı öğrendiğimiz kısım filmdekinin birebir aynısı. Bunun dışında Team Silent’ın büyük bir Davi Lynch hayranı olduğu gözüküyor. Her oyunda pek çok gönderme yapmaktan kaçınmıyorlar. Hatta SH2’deki dolabın içinden Piramit Kafa’yı röntgenlediğimiz kısım, yönetmenin Blue Velvet filmini hatırlatarak gülümsetiyor. SH2’nin James’i ile Lost Highway’in Fred Madison’ı kendi karılarını öldürüyor ve anımsamıyor, ikisi de bunu bir videokaset sayesinde öğreniyordu. Oyundaki mekanların ve hikayenin çıkış noktası da Hideo Nakata’nın “öfkeli küçük kızın ****eti” konulu filmlerini (Ringu 1-2, Dark Water) fazlası ile andırıyor. Senaristler de dördüncü oyun için, Ryu Murakami’nin yazdığı Coin Locker Baby’den oldukça esinlendiklerini açıklamışlardı.

Oyundaki yaratık tasarımları ise çok daha sofistike etkileşimler sonucu ortaya çıkmış. Ünlü ressam Francis Bacon’ın resimde görülen tablosu ikinci oyundaki Lying Figure’ü fazlasıyla andırıyor. En bariz etkileşimse Alman sanatçı Hans Bellmer’in çalışmaları üzerinde olmuş. Hans Bellmer insan uzuvlarının rahatsız edici görüntüleri üzerine yoğunlaşmış bir sanatçı. Meşhur dört bacaklı kadınları ise SH2’de apartmanda gördüğümüz kadın hissi veren yaratıkların birebir aynısı ve çok daha rahatsız edici.

Çok eğlenceli bir çıkış noktası da SH2’nin Maria’sında olmuş. Maria, hepimizin tanıdığı pop yıldızı Christina Aguilera’nin MTV “Gençlerin Seçimi Ödülü”nü aldığı geceki halinin birebir aynısı. Üstelik “Maria”, Christina Aguilera’nın pek de bilinmeyen ortanca ismi.

SAMAEL VE SEMBOLLER

Silent Hill 1’in Good sonlarını görenler hatırlayacaktır Samael’i. SH tarihinde ilk ve son kez Samael’le mücadele etmiş ve kötülüğü kısa süreliğine de olsa defetmiştik. Peki, kim bu Samael, filmde ve oyunda gördüğümüz şu sembol nedir, kökeni nereden gelmektedir.
Çeşitli dinlere göre Samael’in ne olduğu değişir ama genel görüş Samael’in şeytanın en sadık yardımcı olduğu yönündedir. SH’de de Samael kötülük, günah ve kurban isteyen sıfatlar üzerine kurulmuştur (çizimlerine bakılırsa oldukça Baphomet’e benzemektedir). Alessa kendisine tanrı olarak Samael’i seçmiştir ve nefreti karşılığında kendisine yardım edeceğini düşünmektedir. SH1’de posterlere veya notlara baktığımızda şehrin Samael’den haberdar olduğunu ve ondan korktuğunu söyleyebiliriz. Oyunun çeşitli yerlerinde zaten Samael ile özdeşleşen işareti görüyoruz.

HERŞEY BİRER SEMBOLDÜR
Mark of Samael veya bir diğer adıyla Seal of Metatron (SH3’de Virun VII Chest diye geçiyor) oldukça gizemli bir sembol. Hakkında kesin bir bilgi yok ama şu ana kadar gerçek bir sembol olduğu ispatlanamadı. Bize göre oyun için yapılmış bir hayal ürünü (mutlaka bir sembolden esinlenilmiştir tabii). Alessa bu sembolü tılsım olarak kullanmaktadır. Böylece kötü güçlerini kendisini incitmek istediğinde veya kendisinin de bazı nefret ettiği kişileri incitmek istediğinde bu gücü kullanabilmektedir. Dahlia’nın “Tılsımın kullanıldığını öğrenince şok olmuştum...” demesinden Alessa’nın bu güce sahip olduğunu ve Dahlia’nın da bu güce sahip olmak istediğini çıkarabiliriz. Sembole baktığımızda bir takım işaretleri görebiliyoruz. Eski Enoch alfabesi bu şekilleri neredeyse tamamen destekliyor. Ortaya çıkan kelime de Xuchilbara’dır. Bu kelimenin anlamı tam olarak açıklanmasa da Xuchilbara’nın Piramit Kafa olduğu düşünülüyor.

Silent Hill’de gizemini koruyan bir diğer sembol de Halo of the Sun. SH3 yükleme noktaları ve SH4’te de duvardaki geçitler bu sembolle gösteriliyordu. Görülen işaretlerden yola çıktığımızda eski Macar alfabesi bize birkaç fikir verdi. Ortaya tanıdık üç isim çıktı. Dördüncü isimse Alizer olarak değiştirebilir ki bu da başka bir melektir (bu aslında Raziel’in bir diğer adıdır. Raziel de “Tanrının Sırrı” demektir). Ortada gözüken üç daire de geçmişi, şimdiki zamanı ve geleceği temsil etmektedir.

Görüldüğü gibi Konami, oyunun çerçevesini oldukça büyük tutuyor. Bir din veya tarikata ait bir sembolü direkt kullanmak yerine, ondan esinleniyor ve ipuçlarıyla oyuncunun kendisinin bu sırları ortaya çıkarmasını istiyor. Silent Hill’i diğer türdeşlerinden ayıran en büyük özelliğinden biri de işte bu.

AKIRA YAMAOKA KİMDİR?



Silent Hill denince akla gelen bir diğer isim de kuşkusuzu Akira Yamaoka’dır. Kendisi SH’in hem yapım aşamasında görev almaktadır hem de ses/müzik kısmının patronudur (ki filmde de bu görevleri devam ettirmiştir). Şüphesiz SH’i bu kadar gerici yapan özelliklerin başında fon müzikleri ve ara videolardaki besteler gelmektedir. Kendisi her ne kadar 16 yıl kadar Konami’nin birçok oyununa müzikler yapsa da, onu ünlü kılan oyun SH’tir. Resmi albümlerinden Silent Hill, Theme of Laura, Promise, You’re Not Here, Waiting For You gibi enfes parçalara imza atmıştır. Kendisi oldukça iyi bir gitaristtir (aynı şeyi vokali için söyleyemeyeceğiz:)) ve bunu da Mayıs ayındaki PLAY: A Video Game Symphony’de gösterdi. Theme of Laura’nın bootleg kayıtlı videosu için şu adresi kullanabilirsiniz: http://www.youtube.com/watch?v=G8lfUjEn7Yw

GELECEK SILENT HILL’LER, BİZİ BEKLER

Önümüzdeki yıllarda karşılaşacağımız iki yeni SH oyunu var. Bunların ilki PSP’ye özel olan SH: Origins (son adı bu olmayabilir). Origins’de ilk oyunun da öncesine döneceğiz. SH’de henüz işlerin çığırından çıkmadığı bir zamanda, bir kamyon şoförü rolünü üstleneceğiz. Travis O’Grandy adlı karakterimiz şehre bırakacağı yük için Silent Hill’e gelecek ve geçmişindeki kötü anılarla yüzleşecek ve kâbusu başlayacak.
Origins diğer SH oyunlarından farklı bir şekilde oynanacak. Teknik olarak baktığımızda Resident Evil 4’e benziyor. Nişan alma moduna geçtiğimizde kamera omuz arkasına geçecek ve silahtan çıkan lazerle düşmanlarımızın istediğimiz uzvuna nişan alabileceğiz. Ama yapımcılar da şu uyarıyı eklemeyi ihmal etmiyor: “Oyun bir FPS olmayacak”.
Oyunda tek tuşla anında silahlar arasında geçiş yapabileceğiz. Bu da oyunda biraz daha hızlı yaratıklarla karşılaşacağımızın demek oluyor. Geri kalan detaylar için ne yazık ki Aralık ayına kadar beklememiz gerekecek.
Silent Hill 5 ise gizemini hala koruyor. Oyun kesinlikle yeni nesil bir konsola hazırlanıyor ama PS3 mü, XBox 360’mı kesin bir bilgi yok. Oyunun senaryosu hakkında yetkililer henüz ağızlarından fazla bir şey kaçırmasa da, serinin en çok sevilen oyunu SH2’nin izinden yürüyeceği açıklandı. Aynı mantıkla oyun çoğunlukla oyuncunun psikolojisi üzerinde oyunlar oynayacak ve gerecek. SH 4’teki aksiyon tabanlı oynanışa da geri dönülmeyecek. SH5 için de 2007’nin sonlarına kadar beklememiz gerekiyor.

(cevap olarak SilentHillManiac)
Mesaj #: 34
RE: Silent Hill - Makaleler - 24/4/2007 8:24:59 PM  1 oylar
SilentHillManiac



Puan Toplamı: 21
Nereden: Ne Kızıyorsun Ya Böhühühüüüü
Durum: çevrimdışı
Biliyor Muydunuz:

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ 1?
Silent Hill 1’deki Midwich Okulunda bulduğumuz öğretmen listesinde adı geçen K. Gordon, T. Moore ve L. Renaldo isimleri Sonic **** isimli grubun üyelerinden direk olarak alınmış.

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ 2?
California eyaletindeki, San Bruno isimli yerleşim bölgesi, Team Silent’a ciddi bir şekilde ilham vermiş. Pek çok mekân ve binayı birebir oyuna aktardıkları söyleniyor.

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ 3?
Seride UFO sonuna sahip olmayan tek bölüm The Room. Yine de başkarakter Henry, hepimizi gülümsetecek bir takım UFO söylentilerinden bahsetmeden geçmiyor

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ 4?
SH2’yi oynarken anlam veremediğimiz bir kare, dördüncü oyuna geldiğimizde çok daha anlamlı bir hale gelmişti. Resmini de göreceğiniz “There was a hole here. It’s gone now.” yazısı SH4 oyunun o zamanda habercisi gibi.

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ 5?
Oyunda önemli bir yeri olan Beyaz Claudia, tamamen hayal ürünü bir bitki. Neden bu ismi aldığını düşündüğümüzde ise karşımıza gerçekten varolan ve az bilinen iki bitki çıkıyor: Siyah Dahlia ve Pembe Heather.

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ 6?
Old Silent Hill’deki Finney Caddesi, büyük bir olasılıkla adını bilimkurgu yazarı Jack Finney’den alıyor. Finney’in en ünlü eseri “The Body Snatchers” da, hastanede gördüğümüz başkalaşım geçirmiş doktor ve hemşirelerin sırtındaki parazite benzer yaratıklar barındırıyordu.

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ 7?
İlk oyunu bir kez bitirdikten sonra elektrikli testereyi aldığımız dükkanın adı “Cut Rite Chainsaws”, meşhur korku filmi Texas Chainsaw Massacre Pt. 2’da efsanevi psikopatı oynayan Dennis Hopper’ın ilk testeresini aldığı dükkânın adı ile aynı.

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ 8?
Silent Hill’in yakınlarındaki Toluca Gölü, gerçekten Güney California civarlarında bulunmakta. Yönetmen David Lynch’in yedi yıldır her gün düzenli olarak öğle yemeği yediği Bob’s Big Boy isimli restoran ise Toluca Gölü’nün yakınlarında, Warner Bros. Stüdyoları ile Universal Stüdyoları arasında bulunuyor.

ALINTIDIR

< Mesajı değiştiren SilentHillManiac -- 24/4/2007 8:26:52 PM >

(cevap olarak SilentHillManiac)
Mesaj #: 35
RE: Silent Hill - Makaleler - 17/7/2007 2:30:26 PM   
MillAvriLewo



Puan Toplamı: 753
Nereden: Milla ve Avril'ın Yanından - Raccoon (İzmir+Afyon)
Durum: çevrimdışı
İşte makaleler burada Engin abi(arkadaşlar makaleler kayboldu sanıyordukta deneme amaçlı yazdım bu mesajı)

_____________________________

Bir yandan AŞK, bir yandan vizeler...:)



(cevap olarak SilentHillManiac)
Mesaj #: 36
RE: Silent Hill - Makaleler - 17/7/2007 6:59:14 PM   
Sasha S. Hill

 


Puan Toplamı: 0
katıldı: 9/7/2007
Nereden: Tibetian Foothills (TR2)
Durum: çevrimdışı
Ooo süper bilgiler.

(cevap olarak MillAvriLewo)
Mesaj #: 37
RE: Silent Hill - Makaleler - 17/7/2007 7:56:31 PM  1 oylar
silenthilldreams



Puan Toplamı: 207
Nereden: lakeview hotel
Durum: çevrimdışı
SILENT HILL 2

Mary'nin Mektubu

Huzursuz rüyalarımda,
o kasabayı görüyorum.
Silent Hill'ı.
Beni bir gün tekrar
oraya götüreceğine dair söz vermiştin.
Ama hiç götürmedin.

Şimdi orada yalnız başımayım...
Bizim "özel yerimizde"
Seni bekliyorum.
Gelip de beni görmeni bekliyorum.
Ama gelmiyorsun.

Ve bu yüzden acı ve yalnızlık kozamın içinde
sarmalanmış olarak bekliyorum.

Biliyorum sana çok korkunç bir şey yaptım.
Beni asla affetmeyeceğin bir şey.

Keşke bunu değiştirirebilseydim,
ama yapamam.

Burada böylece yatmış,seni beklerken
kendimi çok acınası ve çirkin hissediyorum...

Hergün tavandaki çatlaklara gözlerimi dikip bakıyorum
ve tek düşünebildiğim şey
bütün bunların ne kadar adaletsiz olduğu...

Bugün doktor geldi.Bana,
kısa bir süreliğine eve gidebileceğimi söyledi.

İyileştiğimden dolayı değil.
Sadece bunun belki de son şansım olabileceğinden...

Sanırım ne demek istediğimi anladın...

Öyle bile olsa, eve dönüyor olmaktan dolayı mutluyum.
Seni öyle fena özledim ki.

Ama korkarım james,
Korkarım eve dönmemi gerçekten istemiyorsun.

Ne zaman beni görmeye gelsen,
bunun senin için ne kadar zor olduğunu söyleyebilirim...

Benden nefret mi ediyorsun yoksa
bana acıyor musun bilmiyorum...
Ya da belki sadece miğdeni bulandırıyorumdur...

Bunun için özür dilerim.

Öleceğimi ilk öğrendiğim zaman,
bunu bir türlü kabullenmek istemedim.

Her an sinirliydim ve
en çok sevdiğim insanların hepsine saldırdım.
Özellikle de sana James.

Bu yüzden, eğer gerçekten benden nefret ediyorsan
seni anlarım.

Ama şunu bilmeni istiyorum, James.

Seni her zaman seveceğim.(Mary'nin sesi gittikçe hüzünlü bir hal alır)

Birlikte sürdüğümüz hayat
bu şekilde sonlanmak zorunda kalsa da,
yine de bunu dünyalara değişmezdim.
Birlikte harika birkaç yıl geçirdik.

Eh,mektup uzadıkça uzadı
o yüzden veda edeceğim.

Hemşireye ben öldükten sonra bunu
sana vermesini söyledim.

Yani sen bu mektubu okurken,
ben çoktan ölmüş olacağım.

Sana beni hatırla diyemem,
Ama beni unutmana da tahammül edemem.

Hastalandığımdan beri geçen şu son birkaç yıl...
Özür dilerim, sana yaptıklarım için,bize yaptıklarım için...
(Mary iyice ağlamaklı olur)

Bana öyle çok şey verdin ki,
ve ben sana karşılığında
küçücük bir şey bile veremedim.

Bu yüzden artık kendin için yaşamanı istiyorum.
Senin için en iyi olan neyse onu yap, James.

James...

Beni çok mutlu ettin.


_____________________________


(cevap olarak Sasha S. Hill)
Mesaj #: 38
RE: Silent Hill - Makaleler - 17/7/2007 8:54:07 PM   
res_aykut



Puan Toplamı: 423
katıldı: 23/4/2007
Nereden: Cindy Lennox 'umun çalıştığı bardan..(J'S bar)
Durum: çevrimdışı
Yaa süper nereden buldun bunları??Çok güzel olmuş,peki bu mektupun ses hali varmı?Müzik şeklinde?Sh2 de varmı böyle birşey?Varsa yayınlarmısınız...
Birde bu mektupda sana çok korkunç şeyler yapdım,affedemeyeceğin birşey die bişey geçiyor.Neyden bahsediyor?

< Mesajı değiştiren res_aykut -- 17/7/2007 8:58:43 PM >

(cevap olarak silenthilldreams)
Mesaj #: 39
RE: Silent Hill - Makaleler - 17/7/2007 11:36:07 PM   
Knuckles The Echidna



Puan Toplamı: 3
katıldı: 27/6/2007
Durum: çevrimdışı
arkadaşlar çok güzel olmuş.yanlız mesaj eski ama leonardın resmi olarak gösterilen missionary değil mi

< Mesajı değiştiren Knuckles The Echidna -- 17/7/2007 11:43:02 PM >

(cevap olarak Samurai)
Mesaj #: 40
RE: Silent Hill - Makaleler - 18/7/2007 12:08:35 AM   
Gil_galad



Puan Toplamı: 579
Nereden: Aralık'ta asker, bilinmez nereye düşer...
Durum: çevrimdışı
gerçekten eline sağlık samurai..mesajını almıştım,ama yurt dışında olduğum için çok fazla vakit yoktu eklemek için..sağolasın sana da zahmet oldu..eğer eksik parçalar varsa özelden mesaj at,orjinallerin hepsi hala bilgisayarda duruyor..(ama sanırım eski forumlardan tamamını buraya eklemişssin)

_____________________________

Ereinion "Aranel" Gil-galad

(cevap olarak Knuckles The Echidna)