BK'nın en önemli kalemlerinden Philip K. Dick;
Android'ler Elektrikli Koyun Düşler mi? Blade Runner / Bıçak Sırtı'nın kitabı!...
Rick Deckard, yatağının yanındaki uyarıcının otomatik sinyalinin yaydığı tatlı ve küçük bir elektrik akımı tarafından uyarıldı. Şaşkınca yataktan kalktı. Önceden uyarılmadan kendini uyanık bulması onu daima şaşırtırdı. Rengârenk pijamasıyla ayakta gerinirken, yatakta karısı Iran; gri ve donuk gözlerini aralayıp söylendi ve yeniden kapadı.
"Penfield'ını çok hafif kurmuşsun," dedi Rick. "Onu tekrar kurduğumda kolayca uyanabileceksin ve-"
Rick karısının yanına oturarak ona doğru eğildi ve yumuşakça anlatmaya çalıştı.: "Eğer akım gücünü gerektiğince yükseltirsen uyandığına memnun olursun. Tüm sorun bu. Şayet C'ye kurarsan sınırı aşmış olursun ve bu tıpkı bende olduğu gibi bilincin oluşmasını engeller."
Rick dünyayla barışık olduğu için kendi ayarı D'deydi. Karısının çıplak ve solgun omzuna yavaşça dokundu.
Gökteki Göz
Başlangıçta basit bir kaza gibi görünüyordu.
Ama uyandıklarında duaların da, beddualarında gerçek olduğunu farkettiler...
Dünya gök kubbede yalnızdı. Alevler içindeki küçücük bir başka küre hareketsiz ve dev bir kütlenin çevresinde uçuşan pervane gibi Yer'in çevresinde daireler çiziyordu. Bunun Güneş olduğunu kederli bir heyeçanla kavradı. Ufacıktı. Ve hareket ediyordu.
Yer'in de aşağılarında kızılımsı bir katmanın, gri bulanıklığın çok daha derinlerinde başka bir katın daha var olduğunu gözlemlemek onu şaşırtmadı. Sanki evrenin ta dibinde ilkel bir maden ocağı çalışıyor gibiydi. Demirci ocakları, yüksek fırınlar ve uzaklarda bir yerde bir çeşit kaba volkanik kaynama, gri bulanıklğın içinde kızıl pırıltılar saçıyordu.
Cehennemdi bu.
Ve yukarıda ise... Boynunu iyice uzattı. Şimdi daha net görebiliyordu : Cennet!
Vulcan'ın Çekici
"Bize karşı, Birliğe karşı milyonlarca kişi var. Yok edilmesi gereken düşmanlar. İyileştiriciler durdurulmalı. Birlik yaşamı için savaşmalı. Büyük bir savaşa girmek için hazırlıklı olmalıyız... Birliğin bozulamayacak bir yapısı vardır. Bugün dünyadaki tek örgütleyici ilkedir. İyileştiriciler Hareketi asla hakim olamazdı. Onlar yalnızca bozguncu, niyetleri herşeyi yıkmak. Sundukları yapıcı hiçbir şey yok."
Barris çekiç kafalı parçalardan çıkan metal ses karşısında ürperdi. Sesi daha önce hiç duymamıştı ama tanımıştı.
Büyük bilgisayar uzaklarda, gizli yeraltı kalesinin en alt katında gömülüydü. Ama şu anda duydukları onun sesiydi.
Vulcan 3'ün sesi...
Yüksek Şatodaki Adam
Eğer... İkinci Dünya Savaşını Almanlar ve Japonlar kazansaydı...
Ve eğer Almanlar ve Japonlar, biri batıdan diğeri doğudan ABD'yi işgal etselerdi. Ortaya çıkan, Nazi vahşetinin ve muhafazakar Japon imparatorluğu şiddetinin hüküm sürdüğü bir kabus mu olurdu, yoksa bugünküne çok benzeyen, içinde yaşayan, seven, para kazanmaya çalışan, acı çeken insanların yaşadığı bir dünya mı?
Dick bize böyle bir dünyayı "işgalci"bir Japonun gözünden anlatıyor...
Karanlığı Taramak
Sanırım bu benim başyapıtım diyor Dick kitabın hemen başında. Yanılıyor olabilir, intikam lezzetli bir şeydir. Kitabın içeriğiyle ilgili, merak uyandıran Amerikan tarzı bir cümle grubu oluşturmak gerekirse: Karanlığın içinde bir adam, karanlığın içinde bir başka adamın peşinde. Gizli ajan Fred, Arctor isimli bir D Maddesi bağımlısını izlemekle görevlendiriliyor. Buraya kadar her şey yolunda, tek sorun Fred ve Arctor'un aynı kişi olmasında...
Uyuşturucudan örülü, her şeyin uyuşturucu üstüne kurulduğu bir ters ütopya, 68'in boşlukta çiçek yetiştirebilen kuşağına küçük bir selam, belli belirsiz bir gülümseme ve bu kitabın hiç bir yerinde sorulmamış bir soru terk eden giden midir, yoksa kalan mı?
Kaybedenler Kulübü her şeyin kenarında durup, sorulmuş her sorunun ancak yeni bir soruya sebep olacağını bilerek, tipik 6.45 bk metinlerinden birini daha tedirginlikle sunar.
Mars'ta Zaman Kayması
Yıl 2045 ve Mars'ta, su sıkıntısı yüzünden, bir bira, bir scotch'dan daha pahalı...
İnsanoğlu tükenmek bilmez girişimcilik hırsını, efendisi olmaya soyunduğu yeni gezegene de taşıyor. Mars'ın ilkel yerlileri olan Çöladamları, Dünya'dan göçen ve gezegenlerinde hızlı bir kolonileşme organizasyonu yürüten yeni yaşam alanı ortaklarını, Lafargue'ı okumuşçasına, fazla hareketli buluyor.
'Dünyalı', iktidar ve para uğruna her yolu denemeyi yine hazır: Mars'taki gücünü arttırmak isteyen Arnie Kott, usta bir tamirci ve eski bir şizofren olan Jack Bohlen'ı, geleceği görme yetisi olana otistik Manfred Steiner'le iletişim kurabilecek bir sistem yaratması için kiralıyor.
Sonrası, iç içe giren, karmaşıklaşan zaman, sanrılar, karabasanlar, kaos ve şizofren zihinle dış dünya gerçekliğinin çatışması...
Altıkırkbeş, dünyanın zamanı elinden kayarken bir şey yapamazlığın tatlı huzuruyla sakinleşen okurları için sunar:
İlkel olanın saflığına inanmayı sürdürün; ya da hemen başlayın.
Albemuth Özgür Radyosu
Philip K. Dick'in ölümünün ardından notları arasında bulunan Albemuth Özgür Radyosu, delice ve paranoyak yaklaşımlarla, eleştirmenlerin çoğunun dediği gibi, onun en önemli eseridir.
"En sonunda kavradım ki, Adem ile Havva'nın işlediği günahlar ve sonuçları, aslında bu engin iletişim ağıyla Valis'in sesini ifade eden Yapay Zeka birimiyle olan bağlantının kopmasıydı. Başlangıçta, tıpkı yanımdaki hayvan gibi, biz de bu ağa eklemlenmiştik, onun kimliğinin ve üzerimizdeki iradesinin ifadeleriydik. Bir şeyler yanlış gitmiş; Dünya üzerindeki ışıklar sönmüştü."
Polis devleti her şeyi ele geçirdiğinde... karanlık üzerimizi tamamen örttüğünde... bir yerlerde "özel" bir radyo harekete geçecektir ve eskilerin dedği gibi:
Kimin suçlu olduğunu anlamak istiyorsan, kimin kazandığına bakmalısın.
Alfa Ayının Kabileleri
"Geliştirdiğim teoriye göre," dedi Mary, "varolan birkaç ruh hastalığı alt kategorisi, bu dünyada antik Hindistan'dakine benzer sınıflar olarak işlev görüyor olmalı. Hebefenikler, dokunulmazlara denk olmalı. Manikler savaşçı sınıf olsa gerek, korkusuzlar, en yüksek sınıflardan biri... Paranoyaklar, daha doğru bir tabirle paranoid şizofrenikler, devlet adamları sınıfını oluşturuyor olmalıdır. Siyasi ideolojiyi ve sosyal planlamayı onlar üstlenmiştir. Genel dünya görüşünün bekçisi paranoyaklar. Basit şizofrenlere gelince... Onlar da şair sınıfına denk düşüyordur, bir kısmı dini kahin işlevi görse de... Polimorfik şizofreni hastaları ise toplumun yaratıcı üyeleri olarak, yeni fikirlerin üretilmesini sağlıyor olmalıdır. Aşırı önemsedikleri fikirlere sahip olan birileri de vardır; obsesif-kompulsif nevrozun gelişmiş biçimlerini taşıyan psikotikler... Bu insanlar da toplumun memurları ve bürokratları olarak, hiç yeni fikir üretmeden tören niteliğindeki işlevleri yerine getiriyorlardır. Bunların muhafazakarlığı polimorf şizofrenlerin radikalizmini dengeleyerek topluma bir istikrar kazandırıyordur."
"Yani insan bu işin pekala da yürüyeceğini düşünebilir," dedi Mageboom, anlamı belirsiz bir jest eşliğide, "Bizim Arz'daki toplumumuzdan ne farkı olabilir?"
Doğrusu iyi bir soruydu bu.
Ubik
Bilimkurgunun büyük ustası Philip K. Dick'ten yaşam, ölüm ve gerçeklik üstüne bir başyapıt daha...
Ben Ubik'im. Evrenden önce ben vardım. Güneşleri ben yarattım. Yaşamları ve yaşanacak yerleri ben yarattım; onları buraya getirdim ve onları oraya koydum. Benim istediğim gibi davranırlar, ben ne dersem onu yaparlar. Benim sözüm ve adım asla söylenmedi, kimse bilmez benim adımı. Bana Ubik diyorlar, ama adım bu değil. Ben varım. Her zaman var olacağım.
Hesaplaşma
Elektronik Teknisyeni Jenings, bir sabah uyandığında son iki yılın belleğinden silindiğini fark eder. Yıl 2030'lardır ve dünya birçok teknolojik gelişmeler kaydetmiştir. Jennings ise kendisi için pek çok bilinmezin içinde yalnızca Rethrick İnşaat Şirketi'nde çalıştığını hatırlamaktadır.
Şirkete gittiğinde üzerinde çalışmakta olduğu işin feshedildiğini ve karşılık olarak kendisine yalnızca içinde birtakım nesnelerin bulunduğu bir kesenin verileceğini öğrenir.
Kesinin içinde bir şifreli anahtar, bilet koçanı, bir makbuz, uzun bir tel, yarım poker fişi, yeşil bir kumaş parçası ve bir otobüs jetonu vardır...
Simulakra
Nicole "Yakalayın onu!" deyince koruma doğrudan Goltz'a ateş etti.
Tam o anda Golt zaman makinesini kullandı, etrafı bulanıklaştı ve Goltz kayboldu. Yine aynı odada, geleceğin kolay kolay ele geçmeyen hayaletlerinin tam ortasındaydı.
Düzensiz bir sırayla, psikoinetik Richard Kongrosian'ı önce arınma ayinlerinde sonra da Wilder Pembroke ile birlikte tuhaf pozisyonlarda gördü...
Çığrından Çıkmış Zaman
Kaçış Yok
Ragle kurtulması gerektiğini biliyordu. Ama... bindiği taksi şehrin sınırlarını geçemiyordu... her nasılsa otobüs bileti kuyruğu hiç azalmıyordu... ve aslında acaba gerçekten otobüs var mıydı?
Umutsuz bir hareketle kasabadan ayrılmış ve yabancı bir eve sığınmıştı. Belki burada, bir anda muazzam bir entrikanın öznesi haline gelmiş olduğu yanılsamasını alt edebilirdi...
Sonra televizyonu açtı. Bir eğitim filmi vardı -Ragle Gumm'un nasıl teşhis edileceği hakkındaydı.