A Plus Entertainment Network A Plus Entertainment Network

Forumlar  Kayıt Ol  Giriş  Bilgilerim  Mesaj Kutum  Adres Defteri  Üyeliklerim  Forumlarım 

Fotoğraf Galerisi  Üye Listesi  Arama  Takvimler  SSS  Etiket listesi  Çıkış

RE: Fantastik Edebiyat Serileri

 
Üye Adı: Guest
Bu forumu inceleyenler: hiçbiri
  Basılabilir Versiyon
Tüm Forumlar >> [Forumlar] >> [FRP] >> Kitaplar >> RE: Fantastik Edebiyat Serileri Sayfa: <<   < Önceki  1 2 [3] 4   Sonraki >   >>
Giriş
Mesaj << Eski başlıklar   Yeni başlıklar >>
RE: Fantastik Edebiyat Serileri - 31/8/2007 5:14:49 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 164
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Juliet E. McKenna'dan Einarinn;

Hırsızın Kumarı

Einarinn'de büyü sadece birkaç seçkin kişi tarafından biliniyordu. Bunlar, Başbüyücünün yakın gözetimi altında, herkesten uzakta özel bir hayat sürüyorlardı. Fakat hiçbir şey sonsuza kadar sürmez.
Livak geçimini hem kumar oynayarak, hem de bazen hırsızlık yaparak sağlıyordu. Uzun zamandır yeteneğiyle hayatta kalmaya alışmış ve büyük tehlikelerden kıl payı kurtularak yaşamıştı. Çaldığı bir antikayı köyden geçmekte olan bir tüccara satarken kendini politik entrikalarla dolu, içinde bulunanların aklına gelmeyecek kadar büyük bir kumarın oynandığı tehlikeli bir dünyada buldu.
Çünkü çalmış olduğu antika, Einarinn'in hakkında çok az şey bilinen ama hakkında çok fazla atılıp tutulan bir çağına aitti. Ve gerçekler ortaya çıkmaya başladığında, Livak hayatının en büyük kumarını oynamaya karar verdi.

Kılıç Ustasının Yemini

Elietimlerin tuhaf büyüsüne karşı savaşmak için bir büyücüye eşlik etmesi emredildiğinde Ryshad bunu, ölü arkadaşının intikamı için mükemmel bir fırsat olarak gördü. Bu aynı zamanda, kumarbaz, hırsız ve eski olan Liak ile ahbaplığını yenilemek için bir fırsattı.

İmparatorluktaki Elitimm tehdidi dehşet verici bir şekilde arttığı için Ryshad kişisel üzüntüsünü kontrol altına almak zorundaydı. Çok uzaklardaki diyarlara gidecek, ihanet ve iğrenç büyülerle karşılaşacaktı. İnanılmaz mucizeler ve korkutucu görüntülere şahit olacaktı. Yemine bağlı kalmak için ölümüne savaşacaktı.

Ve çoğu zaman kılıcı tek dostu olacaktı. Hem de hayal edemeyeceği kadar çok yönden.

Kumarbazın Şansı

Ünlü hırsız Livak, akıl çelen kötü Elietimm büyülerine karşı cesaretini ve yeteneklerini tekrar ortaya koyuyor. Güzel soyguncunun kalbini çalan asil kılıç ustası Ryshad da yanında. Artık karşısında onu ve sevgilisini bekleyen bir gelecek var...

Savaşçının Sadakati

Ryshad, kayıp koloniden hayata dönen D'Alsennin Evi'nin son temsilcisi olan Temar beraber anakaraya dönüyor.
Aileler arasında zengin koloniyi ele geçirmek için büyük bir mücadele başlıyor.

Temar, kolonisini yeniden inşa etmek için insanların desteğini almak istiyor.

Elietimm tehdidi hâlâ devam etmekte.
Ryshad'ın cesareti, yetenekleri ve sadakati sınavdan geçecek.

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 61
RE: Fantastik Edebiyat Serileri - 31/8/2007 5:19:47 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 164
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Klemens Peterhoff'dan ünlü Kartaca generali Hannibal;

Hannibal 1

Tarihte İskender kadar büyük bir yer tutan ve hafızalardan silinmeyen Hannibal'ı kim tanımaz ki?

Kartaca'da doğan ve ilk çağ İspanyasının en ünlü komutanları arasında sayılan bu korkusuz, cesur, ileri görüşlü, yakışıklı, genç komutan yaşamı ile günümüze kadar büyük izler bırakmış ve günüzmü liderlerine önder olmuştur.

Hannibal 2

Tarihte İskender kaar büyük bir yer tutan ve hafızalardan silinmeyen Hannibal'ı kim tanımaz ki?

Kartaca'da doğan ve ilk çağ İspanyasının en ünlü komutanları arasında sayılan bu korkusuz, cesur, ileri görüşlü, yakışıklı, genç komutan yaşamı ile günümüze kadar büyük izler bırakmış ve günümüz liderlerine önder olmuştur. İspanya'dan Roma'ya kadar, Afrika sahillerinden Alp Dağları'na kadar büyük br bölgeyi egemenliği altına alan bir askerlik dehası olduğu kadar bilim ve ticarette de üstün yeteneklere sahiptir.
Bu kitapta bütün hikaye, bir senfoninin parçaları şeklinde birbirine uyan bölümlerden oluşmuştur. Üç ayrı roman okuyacaksınız, bir tanesi geçmişte geçen, diğeri şimdiki zamanda olan ve son olarak da gelecekte "cehennem girişinde" yaşanacak olanlar.

Bu eser inanılmaz bir kompozisyon olarak karşımıza çıkıyor, gerçek bir başyapıt.

Hannibal 3

Tarihte İskender kadar büyük bir yer tutan ve hafızalardan silinmeyen Hannibal'ı kim tanımaz ki?

Kartaca'da doğan ve ilk çağ İspanyasının en ünlü komutanları arasında sayılan bu korkusuz, cesur, ileri görüşlü, yakışıklı, genç komutan yaşamı ile günümüze kadar büyük izler bırakmış ve günümüz liderlerine önder olmuştur. İspanya'dan Roma'ya kadar, Afrika sahillerinden Alp Dağlarına kadar büyük bir bölgeyi egemenliği altına alan bir askerlik dehası olduğu kadar bilim ve ticarette de üstün yeteneklere sahiptir.

Bu kitapta bütün hikâye, bir senfoninin parçaları şeklinde birbirine uyan bölümlerden oluşmuştur. Üç ayrı roman okuyacaksınız, bir tanesi geçmişte geçen, diğeri şimdiki zamanda olan ve son olarak da gelecekte "cehennem girişinde" yaşanacak olanlar. Bu eser inanılmaz bir kompozisyon olarak karşımıza çıkıyor, gerçek bir başyapıt.

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 62
RE: Fantastik Edebiyat Serileri - 31/8/2007 5:33:14 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 164
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Laurell K. Hamilton'dan Bir Vampir Avcısı Anita Blake;

Suçlu Zevkler

Bir Vampir Avcısı Anita Blake Romanı

"Doğru söylüyordu. Kapıyı kapatıp onu karanlık ve sıcak yolda bıraktım. Ölüleri diriltip yaşayan ölüleri huzura kavuşturuyordum. Yaptığım şey, kimliğim buydu. Eğer motivasyonumu sorgulamaya başlarsam, vampirleri öldürmeyi de bırakırdım. Bu kadar basitti. Bu gece motivasyonumu sorgulamıyordum, o zaman hala, bana verdikleri ismi taşıyan bir vampir avcısıydım. Ben Cellatım."
Ruhun karanlık arzularını, Laurell K. Hamilton'dan daha iyi kimse bilemez. New York Times çok satanlar listesinin üst sıralarından inmeyen Hamilton, Suçlu Zevkler'de bizi Anita Blake ile tanıştırıyor. Anita, esmer, ufak tefek ama çok tehlikeli bir ölü diriltici ve vampir avcısı. Fakat şehrin en güçlü vampiri onun yardımına ihtiyaç duyunca, Anita en büyük korkusuyla yüz yüze geliyor: Karşısında kendi duyduğu açlığı Anita'da da uyandırıp onu baştan çıkartabilecek bir adam var.
Karanlık sokaklarda bir köşeye sinmiş, avlanmayı bekleyen yaratıkların korktukları tek bir kişi var: Anita Blake...

Gülen Ceset

Zombileri morga götürüp orada üzerinde testler yapmayı denemişlerdi ama küçük parçalar kaçıp olabilecek en garip yerlerde saklanmaya başlamıştı."

"Zombi yavaşça dönüp komedyene baktı; hareketleri acı veriyor gibiydi. Adamın gözleri zombiye kaydı, sonra seyirciye döndü, gülümsemesi geri geldi. Zombi ona bakmaya devam ediyordu. Bunun adamın çok hoşuna gitmediği belliydi. Onu pek suçlamıyordum. Ölüler bile kötü esprileri sevmezdi."

Anita Black temposu bir an bile düşmeyen maceralarla boğuşuyor. Bir ölü diriltmek için bir milyon dolar teklif eden bir adamdan kurtulmak, ne olduğu belirsiz bir katif zombiyi bulmak ve şehrin yeni efendisi başvampir Jean-Claude'un çıkma tekliflerini atlatmak da bunlardan bir kısmı...

****etliler Sirki

Bir Vampir Avcısı Anita Blake Romanı


"Çok korkuyordum ama neden?
Gitmem gerekiyordu ve ne kadar erken gidersem, eve o kadar erken dönecektim. Jean-Claude'un işleri kolaylaştırabileceğine inanabilseydim. İşin içine o girince hiçbir şey kolaylaşmıyordu. Eğer bu gece ondan cinayetlerle ilgili bir şeyler öğrenirsem, bedelini öderdim, parayla değil. Görünüşe göre Jean-Claude'da ondan fazla vardı. Hayır, onun istedi. Görünüşe göre Jean-Claude'da ondan fazla vardı. Hayır, onun istediği, daha acı verici, daha mahrem, daha kanlıydı."
...

Kaçık Kafe

"****et olsun, yaşıtlarımdan çıkacak birini bile bulamayan pek çok kadın tanıyordum. Richard'a kadar ben de onlardan birisiydim. Şehrin Vampir Efendisi'yle sıradan birisiymiş gibi çıkmayı hayal bile edemiyordum. Onunla sevişmeyi hayal edebiliyordum ama çıkmayı edemiyordum."
Bir kafada olağanüstü olaylar uzmanı... Hem animatör, hem de vampir avcısı. Anita Blake. Kötülerle dolu dünyadaki iyilerden birisi.
Anita yerel kurtadam sürüsünün liderine aşık oluyor. Bu güne kadar hayatta kalmıştı ama bu aşk ölümüne yol açabilirdi...
"Yetişkinlere yönelik bir Buffy the Vampire Slayer... Hareket hiç durmuyor."
- The New York Review of Science Fiction
"Canavarca bir eğlence."

Kanlı Kemikler

"Herkes bana doğru döndü. İki dişi vampir gülümsedi; bu durum hiç hoş değildi. Bana sanki ortasında ne olduğunu merak ettikleri bir parça şekermişim gibi bakıyorlardı. İçim yumuşak ve tatlı mıydı, yoksa fındıklı ve sert miydi? Erkeklerin böyle beni gözleri ile soyduğu olmuştu ama daha önce birisinin derim soyulunca nasıl görüneceğimi merak ederek baktığı olmamıştı."

Anita Blake yine iş başında. Ama bugün her zamankinden daha da meşgul. Anita'nın kendi yeteneklerinden şüphe etmesine neden olacak iki iş birden çıkıyor: İki yüz yaşındaki cesetlerden oluşan koca bir mezarlığı diriltmek ve daha önce görmediği bir şekilde öldürülen Missourili gençlere ne olduğu ortaya çıkarmak...

Ölüm Dansı

"Birisi beni Öldürmeye çalışıyordu...

Bunda yeni bir şey yoktu ama birisi işin uzmanından yardım alıyordu... Neredeyse korkuyor olmayı dileyecektim. Korku sizi canlı tutardı; ilgisizlik tutmazdı.

Dışarıda bir yerlerde, yarından itibaren, birisinin günlük yapılacak işler listesinde benim adım da olacaktı. Kuru temizlemeden kıyafetleri al, Anita Blake'İ öldür."

Anita ölüler kadar canlılarla da uğraşmak zorunda. Peşinde kiralik katiller de var. Jean-Claude, Rİchard Zeeman ve Anita Biake üçgenindeki ilişkiler yeni bir aşamada. Kurtadam sürüsüne kim lider oiacak? Hasta bir yaştı vampir Anita'dan yardim istiyor... Okumaya başlamadan önce derin bir nefes alın!

"Canavarca bir eğlence."
- Publishers Weekly

Yanmış Kurban

Sağlam ve sert duruşlu kadın karakterlerden hoşlanıyorsanız, Anita Blake maceraları tam size göre.

Anita Blake bir Vampir Avcısı. İşin aslı o bir canavar avcısı. Gerçi Bazen canavarlar da insan ve bazen Anita da kendisinin onlardan biri olduğuna dair kuşkuya kapılıyor. Anita bizimkine çok benzeyen bir dünyada yaşıyor. Farksa şu: Gece ortaya çıktığı düşünülen şeyler tamamen gerçek. Vampirler, büyüler, zombiler, kurtadamlar, kılıktan kılığa giren yaratıklar... Bunların hepsi var ve Anita sürekli iş üstünde.

"Dur durak bilmeyen aksiyon, zeki konuşmalar ve buğulu seks sahneleriyle dolu bu Anita Blake romanının adı Anne Rice ve Tanya Huff hayranlarını da çekecek."
- Library Journal

"Bir kundakçının yarattığı kavurucu alevler St. Louis'in ölmemişlerine ulaşınca, yok etmeye yemin ettiği o canavarları yanmaktan kurtarmak Vampir Avcısı Anita Blake'e düşer..."
- Publishers Weekley

Mavi Ay

"Gerçek Bir Koşturmaca. ...Büyük Romantik Heyecanlar Ve Erotik Ürperişler." -The New York Times

Delice bir tutkuyla bağlandığı sevgilisini arkasında bırakarak eski nişanlısına yardıma koşan vampir avcımız Anita Blake ile birlikte aşk ve sevgi bağları üzerine kafa patlatacağımız müthiş bir kurtarma operasyonu: Mavi Ay

Anita: "Richard bir alfa kurtadamdı. Tek ciddi kusuru da buydu. Onu birini yerken gördüğümde ayrıldık."

Ne olursa olsun, insan eski nişanlısını kolay kolay unutamaz, aradaki bağ kolay kopamaz. Anita Blake de gecenin üçünde, Jean-Claude'a aşık olmadan önce, yani bir zamanlar nişanlı olduğu Richard vesilesiyle arandığında, haberlerin iyi olmadığını sezdi. Görünüşe göre Richard tecavüzden içeri tıkılmıştı. Anita onun bir canavar olduğunu biliyordu ama sadece bu kadar, tecavüzcü olmadığına, olamayacağına da adı gibi emindi. Richard'ın masumiyetini kanıtlamak vazifesi artık Anita'nındı. Mavi ay yükselip de kurtadam için daha büyük belalar doğurmadan önce Anita tüm sorunları çözmeliydi.

"Laurell K. Hamilton, dişi karakteri Anita Blake'i erkeksi bir cesaret, kadınsı bir çekicilik ve kendi varoluşunu protesto eden sağlam bir mizah anlayışıyla donatarak yaratmış." - Publishers Weekly

Her Yeni Anita Blake Macerası Sonraki Maceranın Çok Daha Müthiş Ve Sağlam Olacağının İspatıdır. Vampir Avcısı Anita Blake Ve Benzersiz Yaşamı Artık Bir Dünya Markası!
Anita Blake, Mavi Ay'da eski sevgilisi Richard'ı tecavüz suçlamalarından aklamak üzere Myerton, Tennessee'ye doğru bir yolculuğa çıkıyor.

Hapse düşmeden önce de bir süredir Myerton'da olan ve master derecesini almak için yapması gerekenlerden biri olarak yerel bir troll grubuyla çalışan, ayrıca aradığı lupa adaylarını saptamak üzere yerli kurtadamların arasındaki kadınları seçmelerden geçiren Richard ise, halen Anita'nın onu Ölüm Dansı macerası sırasında terk edişinin içinde açtığı yaraları sarmakla meşgul.

Macera, Richard'ın kardeşi Daniel'in sabahın üçünde Anita'yı aramasıyla başlıyor. Daniel, abisinin tecavüz suçlamasıyla tutuklandığını ve masumiyetinin ortaya çıkacağına çok güvendiği için de avukat bile istemediğini haber veriyor Anita'ya. Kadirşinas vampir avcımız da şehrin efendisinin tüm itirazlarına rağmen Asher'ı, Damian'ı ve leoparadamların neredeyse tamamını yedek kuvvet olarak yanına alarak hiç vakit kaybetmeden Myerton'a doğru yola koyuluyor.

Karacamdan Kelebek

"Kana bulanmıştım ama kanayan ben değildim, o yüzden de sorun yoktu."


Laurell K. Hamilton yarattığı ve acayip dünyaya bir kez daha hoş geldiniz! Vampirler, kurtadamlar, kediadamlar, zombiler ve her türlü çeşit iğrenç sürüngen ipini koparmış geziniyor.

Anita Blake, Vampir Avcısı serisinin bu dokuzuncu macerasında akıl hocası Edward ile ortak çalışıyor.

Anita'nın çetincevizliği ve tutkulu kişiliği Karacamdan Kelebek'i canavarlarla dolu, kanınızı donduran bir okuma macerasına dönüştürüyor. New Mexico'nun çölleri ve heybetli dağları eşliğinde seyreden, bu Aztek ritüeli tadındaki hikâyeye doyamayacaksınız.

Sert, seksi, vampir avcısı, zombi animatörü ve St. Lois'teki doğaüstü cinayetlerde polis danışmanı olan Anita Blake, Laurell K. Hamilton'ın bu müthiş dizisinin dokuzuncu bölümünde New Mexico'daki canavarların peşine düşüyor.

Anita'nın akıl hocası Edward, ondan bir iyiliğin karşılığını istiyor, çünkü Anita'nın doğaüstü olaylardaki uzmanlığına ve güçlerine ihtiyacı var. Bir 'şey' seçtiği kurbanların derisini yüzüyor ve onları mutasyona uğratıyor. Edward'ın ise böylesi iğrenç suçları kimin işleyeceğine dair hiçbir fikri yok.

Anita'yı çağırmanın Edward için olumsuz bir tarafı da var tabii çünkü böylece onu da kendi takımına dahil etmiş oluyor. Anita ise dışarıdan bakıldığında saldırgan duran bu adamın da kendine ait bir hayatı olmasına çok şaşırıyor; artı taş kalpli bir katil değil de bambaşka yeteneklere sahip biri olduğunu anladığında adeta nutku tutuluyor

"Karacamdan Kelebek'te Laurell K. Hamilton iblislerle dolu, erotik bir dünya kuruyor. Seksi, sinirli, zalimlik derecesinde ironik yazım tarzı, okuyucuyu eşsiz bir ruh haline taşıyor. Hamilton'ın büyüleyici öykücülüğü de kesinlikle en üst seviyede. Roman, korku ve macerayı aynı kapta karıştırıyor ve ortaya çıkan şu: Müthiş bir eğlence!"
- Jayne Ann Krentz

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 63
RE: Fantastik Edebiyat Serileri - 31/8/2007 5:38:16 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 164
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Melanie Rawn'dan Ejderha Prens;

Ejderha Prens

Ejderha Lordu:
Çöl ateş kustuğu sürece, bu prensliğin hükümdarlığı Rohan'ın ailesine verilmişti. Rohan, Çöl'ün yeni prensi olduğunda İki hedefi vardı. Bunlardan birincisi ve en önemlisi, her zaman savaşın eşiğinde olan parçalanmış prensliklerden kurulu dünyaya kalıcı barış getirmekti, ikincisi ise ejderha öldürmenin erkekliğin bir kanıtı olan bu dünyada, gökyüzünün efendilerini ve
onların sırrını korumak için ölümüne savaşmaktı.

Ve Onun Güneş Efendisi:
Sioned Ateş'te Rohan'ın karısı olacağını yazgısında görmüştü. Güneş ve ay ışığının büyüsünü kullanıp hem Güneşefendîlerinin, hem de sıradan ölümlülerin kaderlerinden parçaları, henüz olmamış desenlerden yakalayabiliyordu. Tanrıça Şatosu'nun Leydisi ve ölümcül düşmanları Büyük Prens etrafında dönen komplolar arasında kalmıştı, Sioned, Lordunu onları tehdit eden
büyük savaştan korumak için bu son deseni değiştirebilecek miydi?

Yıldız Parşömeni

Rohan Büyük Prens,Güneşefendisi karısı Sioned Büyük Prens olduğunda, topraklarındaki barışı korumaya ve ejderhaların sınırını saklamaya yemin etmişlerdi.
Güneşinefendisi ve prenslik güçlerine sahip olan tek oğulları Pol'e günü gelince bunların hepsini miras bırakacaklardı.

Eski Büyük Prens Roelstra, Rohan'ın ellerinde ölçmüştü, ancak şeytani güçlerinin etkisi hala sürmekteydi...

Güneşefendisi Ateşi

Her şey Yıldız Parşömeni'nin bulunmasıyla başlamıştı. Güneşefendilerini ve onların büyülerini neredeyse yok eden kadim düşmanla ilgili geriye kalan tek kayıt eski büyücülerin unutulmuş sihirlerinde saklıydı.

Güneşefendilerinin yeni Lordu Andry bu ölümcül bilgileri öğrenmeye başlamıştı.

Bu arada, Büyük Prens Rohan'ın oğlu Pol ejderhaların zihinlerine ulaşmaya çalışıyordu.

Tarihin tozlarına karışmış düşman, ihanet ve kumpaslarla tekrar saldırmaya hazırlanırken, en güçlü kalelere bile sızmıştı.

Pol, Andry, Rohan ve Güneşefendisi eşi Sioned kısa bir süre sonra kimin düşman, kimin dost olduğunu ayırt etmeye başlamışlarken, büyü savaşları topraklarını mahvetmekle tehdit ediyordu.

Yükseklerde uçan ejderhalar, büyünün ateşli çağrısına geliyorlardı...

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 64
Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Serileri - 31/8/2007 5:47:01 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 164
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Michael Gerber'den Barry Trotter(Biri Harry Potter mı dedi? );

Barry Trotter ve Utanmaz Parodi
Düpedüz Gayriresmi ve Tamamen İstismarcı

Uyarıyoruz: Bu kitap asla aslı gibi değildir! Çünkü Barry Trotter bir komedidir.

Mizah yazarı Michael Gerber, büyücülük okulu Hogwarts'ın meşhur öğrencisi Harry Potter'la gırgır geçtiği meşhur parodisi Barry Trotter serisi ile huzurlarınızda!

Harry, itaatkâr ve şekerpare değil de aksine,
11 yaşında bir fırlama olsaydı nasıl bir kahraman olurdu?
Gerber'ın 'akşam yemeği masasının üstünden bir baykuş sürüsü uçup geçse gerçekte neler yaşanırdı' sorusundan hareketle yarattığı gerçek mizansenler her yaştan okuyucuyu gülmekten kırıp geçirecek cinsten.

Michael Gerber bu matrak ve çarpık hikâye ile Harry'nin yıldız mizacına, popülaritesine ve içinde bulunduğu sihir dünyasının reklamının ballandıra ballandıra yapılışına doğrudan göndermelerle acayip bir hiciv koyuyor ortaya ve insanı ısıran hazırcevaplığı ile çok fena döktürüyor.

Barry Trotter ve Lüzumsuz Devamı Kimsenin Beklemediği Kitap
HP5'ten bile kısa!

Michael Gerber'dan başarılı bir kitap daha mı? Domuzların uçma ihtimali bile daha yüksek!

Kronik deri mantarları ne yapar? Nükseder. Dünyanın en irite büyücüsü Barry de öyle yaptı. Döndü. Barry artık 38 yaşında ve evli. Ermine Cringer ile evlendi, nur topu gibi iki de çocukları var. Büyük olan yetenekli bir büyücü ama küçüğün büyü taraklarında hiç bezi yok. Bizimkiler bir Bıngıl mı doğurdu dersiniz?
BArry ve Erminei, Nigel'ı Hogwash'e bıraktıktan sonra tam tüyecekleri sırada okulun başadamı Dorco ölüyor. Bum! Kim yapmış olabilir? İyi de kimin umrundaki kimse pek sevmezdi zaten Dorco'yu. BArry ve Ermine da okulun geçici müdürleri olarak ilan ediliveriyorlar. Fakat tam da bundan sonra sadece muazzam bir pop kültür fenomenini istismar edecek şekilde tasarlanmış, ucuz romanlarda rastlanabilecek türde bir gelişmeyle, BArry gençlik hastalığına yakalanıyor. Düzenli bir hızla zamanı geriye doğru yaşamaya başlıyor yeniyetmeliğin korkularını yeniden yaşamak ise hadisenin tamamına tekabül etmiyor!

Dorco gizemini çözmek bir Ölüm ve Kalım meselesine dönüşüveriyor. Lord Valumart'ı enseleyebilmek için her zaman ki gibi Snipe'tan şüpheleniyorlar mı ki acaba? Yani demem o ki, hadi ama ya...

Barry Trotter ve Utanmaz Parodi'yi okumadıysanız, endişelenmeyin. Biz de okumadık. Ama bunu okuduk ve gerçekten de çok iyi!

Barry Trotter Devenin Nalı
%28 Daha Komik

İstediğinizin Dahi Farkında Olmadığınız Devam Kitabı (Ki halen de İstemiyorsunuz!)

Michael Gerber, yapabileceği en iyi şeyi yaptı ve 'yok artık devenin nalı yani' dedirtecek türden bir icraata imzayı basarak 3 nolu Barry Trotter macerasını cümle alemin beğenisine sundu. Bu esnada ise aklında şu düşünce mevcuttu: Siz, okuyucu, 'aman yav, ne harika bir fikir' yüzünüzü tak?nacak ve Michael'a minnet duyacaksınız.
Ve ayrıca, elinizde tuttuğunuz şu kitap bir devam eseri olduğundan kelli (sanatsal olarak tatmin edici olmaktan uzak ve hiç beklenmediği halde piyango bir şöhret kazanmış bir seri'nin devamına yönelik, finans güdümlü bir son dakika golü için kullanılan teknik terminoloji), tüm samimiyetimizle ifade ederiz ki, serinin önceki kitapları olan Barry Trotter ve Utanmaz Parodi ile Barry Trotter ve Lüzumsuz Devamı'nı okumuş olmanız kesinlikle şart değildir. Her ne kadar Orion ve Artemis'tekiler okumanızı önerse de.
Hem herbirinizin nerede yaşadığını da sular seller gibi biliyorlar, ona göre, falan filan! Barry Trotter ve Devenin Nalı'nı mutlaka alın. Türünün son örneği olabilir! Biz, geleceğin bu antikasına sahip olun deriz!
(Atansiyon Sibuple!)
Yasal Sorumluluk Zamazingosu
Birkiüç, birkiüç! Bu kitap J.K.Rowling ya da Harry Potter kitaplarının yayıncıları tarafından yazılmamış, yazdırılmamış veyahut yayımlanmamıştır. Harry Potter, Warner Bros'un tescilli markasıdır.
Teşekkür. Şimdi bu kitabı alın.

< Mesajı değiştiren Ershan -- 31/8/2007 5:58:50 PM >

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 65
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 1/9/2007 12:05:55 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 164
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Robert Silverberg'ün editörlüğünde Efsaneler;

Efsaneler 1

Stephen King, Ursula K. LeGuin, Terry Pratchett, Anne McCaffrey, Orson Scott Card ve George R. R. Martin gibi modern fantastik edebiyatı şekillendiren ünlü isimlerden yepyeni, davetkar öyküler...

"Efsaneler," dizinin editörü Robert Silverberg ve büyük usta Orson Scott Card'ın Türkçe basıma özel önsözleriyle.

Phoenix'in kanatları sizi bu kez de düşlere açılan dev bir kapının önüne bırakıyor. İçeri adım atmaktan kormayanlar için.

Efsaneler 2

Rober Silverberg, Raymond E. Feist, Terry Goodkind, Tad Williams, Robert Jordan
İkinci kapı açılıyor... İçeri adımınızı atmaktan çekinmediğiniz devasa kapının arkasındaki hayaller sizi tanımadığınız gerçekliklerin hikayeleriyle yüzleştirmeye devam ediyor.
"Macera"nın ikinci cildinde, yüzyılımızın en başarılı fantastik kurgu yazarlarının hiçbir yerde okumadığınız hikayelerine tanık olacaksınız.
"Efsaneler II" rüyaya yolculuğun son durağı.

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 66
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 1/9/2007 12:13:31 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 164
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Terry Pratchett'dan Johnny Maxwell Üçlemesi;

İnsanlığı Ancak Sen Kurtarırsın!

Galaksinin en azılı elebaşları bir bilgisayar ekranından çıkıp bütün dünyayı işgal etmeye hazır. Onları durdurabilecek tek kişi ise Johnny ve tüm insanlığın kaderi onun elinde. İnsanlığı bu uzaylı kaçkınların elinden kurtarmak mümkün olacak mı? Düşmanın amiral gemisine sızmaya kim cesaret edecek? Yoksa bütün bunlar sadece bir oyun mu?

Bilimkurgunun büyük ustası Terry Pratchett, tüm dünyada büyük ilgi gören Johnny Maxwell üçlemesinin ilk kitabıyla karşınızda.


Johnny ve Ölüler

Uzun bir aradan sonra Johnny Maxwell serisinin ikinci kitabı. Tüm yaşamları bir bilgisayar oyununun karakterleriyle özdeşleşmiş, 12-15 yaşları arasındaki bir grup serüvencinin yolculuğu sürüyor. Bu ikinci kitapta da, geçmişin tüm kahramanlarının gömülü olduğu bir mezarlığın kent meclisinin kararıyla yıkılmak istenmesi ve Johnny ile arkadaşlarının buna direnmesiyle başlayan macera, Pratchett'in, onu türün en özellikle yaratıcılarından biri yapan düşselliğiyle yüklü. Teknolojinin yok edemediği bir duyarlılık ve geçmiş özleminin hikayesi.

Johnny ve Bombalar

Johnny Maxwell serisinin üçüncü ve son kitabı 21 Mayıs 1941 tarihinde başlıyor ve bitiyor. Johnny ve arkadaşları kendilerini İkinci Dünya Savaşı'nın karanlık günlerinin tam ortasında bulur. Çocuklar, bir yol kenarında Bayan Tachyon'u yarı baygın bir halde yatarken görür. Bayan Tachyon'un cebinden çıkan anahtarlar, farklı tarih kesitlerine giden farklı kapıları açmakta kullanılmaktadır. Çocukların seçtiği anahtar onları Blackbury hava saldırısının yapıldığı tarihe götürür ve macera böylece başlar. Serinin sonu için Pratchett'ten ışık saçan bir anlatı.

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 67
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 1/9/2007 12:20:05 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 164
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
William Nicholson'dan Ateş Rüzgarı;

Rüzgar Çalgısı

Okuldan nefret ediyorum! Derecelendirmeden nefret ediyorum! Daha yükseğe ulaşmak istemiyorum! Daha çok çalışmayacağım! Yarının bugünden daha iyi olması için çaba göstermeyeceğim! 'Büyük Sınav'dan nefret ediyorum!

Etrafı duvarlarla çevrili kent devleti Aramanth'da sınavlar her şeydir. İnsanların yaşamı, sınavlardaki başarılarına göre belirlenmektedir. Aramanthlı genç bir kız olan Kestrel Hath bu sisteme başkaldırınca Başmüfettiş ailesini en ağır cezaya çarptırır. Kestrel, ailesi için bir çıkış yolu ararken, rüzgar çalgısının sırrını öğrenir ve ikiz kardeşi Bowman'la birlikte, Aramanth'ın geleceğini tehdit eden korkunç gücün kaynağına doğru zorlu bir yolculuğa çıkar.

İmparatorluğun Köleleri

Kestrel Hath ve erkek kardeşi Bowman'ın Rüzgar Çalgısı'nı çalıştırmalarının ardından beş yıl geçmiştir. Aramanth kenti daha hoşgörülüdür artık.... ve daha zayıf.

İmparatorluğun acımasız askerlerinin saldırısına karşı koyamadan Aramanth alevler içinde kalırken, halk köle olarak uzunbir yürüyüşe çıkarılır. Kentin düşmesinden sonra birbirinden haber alamayan Kestrel ve Bowman intikam içinyemin ederler. Ancak önce İmparatorluğun sırrını öğrenmek zorundadırlar.

Ateş Şarkısı

Fantastik Kurgunun Doruklarında Bir Roman

Ateş Şarkısı, anayurtlarına ulaşmak için yola düşen tutsak Manth halkının destanıdır.

Açlık, kar fırtınası ve acımasız Morahlılara karşı onların tek kurtarıcıları anne Ira Hath'tır. Ancak o da bu yolculukta zayıf düşmüştür.

Kestrel, annesi Ira Hath zayıf düşmüşken anayurda ulaşmanın ne zorluklar getireceğini bilmektedir. İkiz kardeş Bowman ise gizemli Albrad’dan öğrendikleriyle kendini halkının kurtuluşuna adamak üzere hazırlanmaktadır.

Bu arada Ateş Rüzgârı, yaşama umudunun önünde hızlanarak esmektedir.

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 68
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 1/9/2007 12:28:57 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 164
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
John Ronald Reuel Tolkien'in yarım kalan eseri Hurin'in Çocukları;



"Yüzüklerin Efendisi" serisinin yazarı John Ronald Reuel Tolkien'in, 1918'de yazmaya başladığı, ancak hayattayken tamamlayamadığı, oğlu tarafından tamamlanan bir romanı, satışa sunuluyor. Yazarın oğlu Christopher Tolkien, babasının taslakları üzerinde 30 yıl çalışarak romanı tamamladı.

İngiliz Harper Collins Yayınevi tarafından yapılan açıklamada, Tolkien'in yarıda bıraktığı "Hurin'in Çocukları" (The Children of Hurin) adlı romanın, 25 dile çevrilmesinin beklendiği bildirildi.
Açıklamaya göre, Tolkien'in oğlu Christopher Tolkien, romanı tamamlamak için babasının taslakları üzerinde yaklaşık 30 yıl uğraştı.

Christopher Tolkien, el yazmalarını uzun bir süre incelediğini ve öyküye ek yapmadan tutarlı bir öykü oluşturmayı denediğini söyledi.

"Hurin'in Çocukları" da Yüzüklerin Efendisi'nde olduğu gibi "Orta Dünya"da geçiyor. Öyküde, "Yüzüklerin Efendisi"nden ve hatta Hobbitlerin Tolkien'in kurduğu dünyaya adım atmasından önceki dönem anlatılıyor.

"Hurin'in Çocukları"ndaki kimi bölümlerin daha önceki Tolkien öykülerinde ayrı olarak yayımlandığı belirtiliyor.

320 sayfalık kitabın kapağını ve resimlerini, "Yüzüklerin Efendisi" ve "Hobbit"te olduğu gibi yine Alan Lee çizmiş.

Christopher Tolkien, 1977'de de babasının tamamlayamadığı "Silmarillion" kitabını tamamlayarak piyasaya sürmüştü.

< Mesajı değiştiren DoW -- 16/9/2007 6:17:33 PM >

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 69
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 1/9/2007 12:47:17 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 164
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Brian Stableford'dan Asgard Üçlemesi;

Merkeze Seyahat

Asgrad, iç içe geçmiş yüzlerce kattan oluşan yapay bir gezegen. Üst katlarda bulunan çok ileri bio-teknoloji kalıntıları. Yıldızlar arası bir soykırım ve bir androidin genlerinde kuluçkaya yatırılmış intikam tohumuyla hesaplaşması, polisiye ve peri masalının birbirine karıştığı bir arayış öyküsü.

Merkezden Gelen İstilacılar

"Bazıları ilginç doğar, bazılarını kendisi ilginçleştirir ve bazılarının da üzerine ilginiçlik yüklenmiştir. Ama denerseniz, bununla savaşabilirsiniz.

Asgard, iç içe geçmiş yüzlerce kattan oluşan ve evrenin sahip olduğu en büyük sırları barındıran yapay bir gezegen. Asgard, bir yandan yıldızlar arası bir soykırım hazırlığı sürerken bir taraftan da evrene yaşam tohumlarını saçıp ortadan kaybolan bir şey!

Yaşamı evrene saçan kim? Neden tüm galaktik ırklarda yaşam yaklaşık aynı dönemde başladı?

Polisiye ve peri masalının birbirine karıştığı bir arayış öyküsü.

Sherlock Holmes'un bize daima hatırlattığı gibi, olanaksızı ortadan kaldırdığında, geri kalanın - inanılmaz olsa da - gerçek olması gerekir.

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 70
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 1/9/2007 12:55:00 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 164
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Tolkien'in yakın arkadaşı Clive Staples Lewis'den Kozmik Üçleme;

Sessiz Gezegenin Dışında

Elinizdeki bu kitap bilimkurgu tarihindeki en önemli üçlemelerden birini başlatan gerçek bir klasiktir. Öykümüzün kahramanı Cambridge'li akademisyen Dr. Ransom'ı kaçırıp oradaki yaratıklara kurban olarak vermek için başka bir gezegene götüren kişilerin amacıysa yalnızca o dünyanın hazinelerini yağmalamaktı ... Ama öykü elbette ki rayından çıkacak ve o dilbilimci geldiği �sessiz gezegenin� trajik öyküsünü; çürümüş ve kaybolmuş Yerküre'nin öyküsünü evrenin her yerinde bilinen biçimiyle öğrenecek, o korkunç gerçekle karşılaşıp satır arası kahramanlarının yüzyıllardır üstlendiği sorumluluğu anlamak zorunda kalacaktı. �Seninle ben ilk karşılaştığımızda, karşılaşma çok kısa bir sürede olup bitmişti ve bu hiçbir şeydi. Biz şimdi o karşılaşmayı hatırladıkça bir şeyler gelişmekte. Ama hâlâ o karşılaşma hakkında çok az şey biliyoruz. Gün gelip de ölmeye yattığım zaman o karşılaşmayı hatırladığımda ne olacak, o ana kadar geçen günlerim boyunca üzerimde ne etkiler yaratacak � işte gerçek karşılaşma budur. Senin söylediğin şey karşılaşmanın yalnızca başlangıcıdır. Bana sizin dünyanızda da şairler olduğunu söylemiştin. Peki, ama onlar sana bütün bunları öğretmiyor mu?�

Perelandra Venüs'e Yolculuk

Öykümüzün kahramanı Cambridgeli akademisyen Dr.Watson'ın kutsal görevi, bu kez halkının Perelandra dediği Venüs gezegeninde, cennete benzeyen eşsiz bir dünyada gerçekleşiyor. Ne kadar korkunç olursa olsun, orada eski düşmanı Dr.Weston'la karşılaşmak ve onun şeytani planlarını engellemek zorundadır. Artık delirmiş durumdaki Dr.Weston'ın bedeni kötülüğün güçleri tarafından ele geçirilmiştir; ama kahramanımız insanüstü bir gayret sarf ederek Perelandra'nın masumiyetini korumalı ve yapılmak istenen kötülüğü, tüm yaratılmışların geleceğini savunmak adına durdurmalıdır. Aslında bu onun henüz bilmediği yazgısıdır.
"Ağaç o dünyada dikildi, ama meyve bu dünyada olgunlaştı. Karanlık Dünyada kan ve hayatın karışımının fışkırtan çeşme, burada yalnızca hayat verir. İlk şelaleleri geçtik, bundan sonra ırmak derinlere akıp denize yönelmekte. Burası Onun, fethedenlere vaat ettiği Sabah Yıldızı, burası dünyaların merkezi. Bu vakte kadar her şey bekliyordu. Ama artık borular çaldı ve ordu harekete geçti. Şükürler olsun Ona!... Elveda ey Dost ve Kurtarıcı, elveda. Her üçümüz de zamanın boyutları içinden geçene dek elveda. Maleldil'e her zaman bizi anlat, tıpkı bizim seni anlatacağımız gibi. Nuru,sevgisi ve gücü daima seninle olsun."

Korkunç Kale

Bu kez olaylar Jane Studdock'un gördüğü bir kabusla başlar; ertesi gün kabusunda gördüğü yüzü gazetede görür, karısını zehirlediği için giyotinle idam edilmiş bir bilim adamıdır bu. Jane'in gerçek ve korkunç bir olay hakkında uyarıldığını, aslında seçilmiş biri olduğunu anlaması epey uzun sürecektir. Eşi Mark'ın insan hayatını uygar dünya adına bütünüyle denetlemek isteyen bir örgüte katılması her şeyi daha da zorlaştırmaktadır. Artık özgürlük yanlıları ve totaliter yönetim tehlikesi arasında zamana karşı müthiş bir ölüm kalım savaşı başlamıştır. Bu savaşta bazı eski dostlar da elbette Jane'in yanında yer alacaktır.
Elinizdeki bu kitapla birlikte bilimkurgu tarihinin en önemli eserlerinden sayılan C. S. Lewis'in kozmik üçlemesi tamamlanırken iyinin ve kötünün savaşı yeniden kızışıyor.

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 71
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 1/9/2007 1:02:17 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 164
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Doris Lessing'den Argostaki Kanopus Arşivleri;

Şikasta

Galaksinin en güçlü ve en ileri uygarlığı Kanopus, Şikasta gezegeninde büyük bir projeye girişir. Akıllı bir canlı türünün evrimi hızlandırılacak ve burası bir cennete dönüştürülecektir. Ama umulmadık terslikler çıkar, evrenin yükselen saldırgan gücü Şammat'ın saldırıları her şeyi alt üst eder. Şikasta kıyametlerin, felaketlerin gezegeni haline gelir... Ama yaşayabilme ve gelişme mücadelesi her zaman olacaktır.

Doris Leesing'in bir kozmoloji yarattığı romanında dünya tarihinin uzak geçmişi kadar yakın geleceği de yeniden kurgulanıyor. Ve bu kurgularda uzaylı bir ajanın gözünden romatizmalı bir kedinin hayatına olduğu kadar, kendini yargılatmak istediği için ciddiye alınmayan sendika liderine de yer var. Eden bahçelerinden de eski zamanlara, devlere, ruhlara. "dost" ve "düşman" uzaylı ajanlara, devrimcilere de...

"Şikasta, her şeyden önce, dünyanın net bir tarihidir ve insan soyunun içindeki yok etme güdüsüne karşı bir risale, dünyanın doğal güzelliklerinin uzun bir methiyesi, yer küremizin bir ilahisidir.." Time

Şikasta, her biri bağımsız birer öykü oluşturan 5 kitaplık bir bilimkurgu dizisinin ilk kitabıdır. Lessing'in ünlü beşlemesinin diğer kitapları: Evlilikler, Sirius Deneyleri, 8. Gezegen, Duygusal Ajanlar adlarıyla yakında Çiviyazıları'ndan yayınlanacaktır.

Evlilikler

Ve bir gün "Yüce Kişiler " "Cennet"in kraliçesine, "Cehennem"in kralıyla evlenme emrini gönderirler. Sınıfsız, sorunsuz, mutlu insanların , savaş nedir, şiddet nedir, kötülük nedir, sömürü nedir bilmeyen insanların kuşağının kraliçesi Al-Ith, çaresiz uyacaktır bu emre ve şiddetin, savaş kurallarının egemen olduğu kuşağın kralına, Ben Ata'ya gidecektir.
Her ikisinin de karşı koyamadıkları bu emrin sonucu; müthiş bir gerginlik olacak, birbirlerini tanıma süreci zamanla tutkulu bir aşka dönüşecektir. Ve her ikisi de sayılarını bilemeyecekleri kadar çok partnerle sevişmiş, pek çok çocuğa sahip olmuş çift, bir şeyi yaşayarak öğrenecektir: Seavişmek başka şeydir, evlenmek başka... Dokunmak başka şeydir, aşkı, sevdayı içselleştirmek başka...

Her şey gerilerde kaldığında, cehennemin kralının diğer kuşakların kraliçeleriyle evliliklerinin nedenleri tartışıldıktan sonra açığa çıkan sonucu mağrur kral Ben Ata özetleyecektir: "memnuniyet, en yüksek amaç değildir!" Kraliçe Al-Ith ise gözlerini erişilmesi zor uzaklıklara yöneltmiştir...

Doris Lessing, başlıbaşına bir kozmoloji yarattığı "Argostaki Kanopus Arşivleri" dizisinin bu ikinci kitabında, kendi kadınlık, annelik deneyimlerini okurlarıyla paylaşmanın da ötelerine yelken açarak, iyilik-kötülük, yaratıcı dinamizmin kaynakları , çaresizlik gibi konuları ele alıyor. İnsanlardaki sınırsız yükselme içgüdüsüne, mistisizm eğilimlerine ve evet, insanın bedenini ve kişiliğini paylaşmaya yönelik içgüdülerinin nedenlerini sorgulayan bir başka bakış...

Sirius Deneyleri

"Üzerinde savaş verilen belirliliklerin kargaşasını daha da arttıran biri gibi görülmek istemem."

Lessing, ilk kitabı 1979 yılında yayınlanan beşlemesinin yarattığı tartışmalar üzerine bu sözleri söylemek zorunda kalmıştı. Çünkü "Argostaki Kanopus Arşivleri" gücünü ifade edilen olayların inandırıcılığından alıyordu.

Her biri diğerinden bağımsız olarak da okunabilecek beşlemenin bu üçüncü kitabı, bizleri insanlığın evrimine götürüyor, evrim teorisinin içerdiği eksik halkalara dikkat çekiyor. Öte yandan insanlığın derin hafızasında yer alan, belli başlı tüm kültürlerde rastlanan inanışlar ve mitler, farklı bir bakış açısıyla yeniden kurgulanıyor: Tufan, Atlantis, Şeytan, Mayaların akıbeti, devler, cüceler ve deneylerin malzemesi olan çeşitli primatlar, diğer gezegenlerden dünyaya aktarılan daha başka türler...

8. Gezegen

Kanopus'un kolonileştirdiği gezegenlerin sekizincisi, sakin ve mutlu insanların diyarıdır. Ama gezegeni topykun yokolmaya itecek gelişmeler cennet günlerinin tam ortasında yakalar onları...

Gezegenin sakinleri ve evrenin en gelişmiş uygarlığı Kanopus, birlikte direnmeye çalışacaklar ve felaketin önlenmesini sağlayacak çözümlere yöneleceklerdir.

Lessing, bilimkurgu edebiyatını derinden etkileyen beşlemesinin, "bilimkurgunun İncil'i"ni dördüncü cildinde zaman, mekan ve varoluş kavramlarını tartışıyor ve açığa çıkarıyor.

Donarak yokoluşa giden talihsiz bir gezegenin öyküsü... Ve yaşanılan gezegenimize karşı sorumluluklarımızı sorgulayan bir varoluş destanı...

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 72
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 1/9/2007 1:21:19 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 164
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Jules Verne söze gerek yok;

Kaptan Grant'in Çocukları 1. Cilt

Cesur ve fedakar Lord Glenarvan, sevgili eşi Lady Glenarvan ve dostlarıyla birlikte, Duncan adlı yatını denemek için denize açılır. Bu yürekli insanlar, denizde buldukları bir şişenin hayatlarına yeni bir yöne vereceğinden habersizdirler. Şişeden çıkan belge sayesinde, ünlü İskoç denizci Kaptan Grant'le iki arkadaşının, batan gemilerinden sağ olarak kurtulduklarını ve başlarının tehlikede olduğunu öğrenirler. İngiliz Hükümeti bu konuda bir girişimde bulunmaya yanaşmamaktadır. Kaptan Grant'in yapayalnız kalmış iki çocuğunu da tanıdıktan sonra, bu merhametli insanların önünde tek seçenek vardır artık: Ne pahasına olursa olsun, Kaptan Grant'in izini sürüp, onu bulmak.

Sağlam bir yat olan Duncan, onların bu yolculukları için biçilmiş kaftandır. Güney Amerika kıyıları ve Arjantin pampalarında türlü tehlikelere göğüs gererler.
Zaman zaman güldüren, zaman zaman duygulandıran anlatımıyla bir Jules Verne klasiği...

Kaptan Grant'in Çocukları 2. Cilt

Cesur Lord Glenarvan ve sevgili eşi Lady Glenarvan, dalgın bilgin Jacques Paganel'le didişmekten usanmayan Binbaşı Mac Nabbs, Kaptan Grant'in çocukları Robert ve Mary, yatları Duncan'la kaptanın izini sürmeye devam ediyor.

Güney Amerika kıyıları ve Arjantin pampalarındaki tehlikeli yolculukta umduğunu bulamayan kafile bu kez doğru iz üzerinde olduğundan emin. Kaptan Grant ve iki arkadaşının hayatta olduğundan da.

Yolculuk Paganel'in "yeryüzündeki en tuhaf topraklar" diye nitelediği Avusturalya'da, kafileyi bekleyen sürprizlerle ve bütün heyecanıyla sürüyor.

Kaptan Grant'in Çocukları 3. Cilt

Lord Glenarvan ve kafilesi bütün umutları tükenmiş halde eve dönmeye uğraşırken; kendilerini Yeni Zelanda'nın ilkel kabilelerinin arasında buluyorlar. Dokuz ay boyunca tek amaçları Kaptan Grant'i bulmak olan bu cesur insanlar, şimdi sadece "insan etini" çok seven kabilelerin ortasında hayatta kalmaya çalışıyorlar. Acaba, kafilenin hayatta kalma mücadelesi ve Kaptan Grant'ı bulma çabaları nasıl sonuçlanacak? Maceramızın bu son kitabında Jules Verne, sürükleyici anlatımı ve ayrıntılı tasvirleriyle Güney Amerika, Arjantin ve Avustralya'dan sonra bu kez Yeni Zelanda'yı mercek altına alırken heyecan doruğa yükseliyor.

Kaptan Hatteras'ın Maceraları 1. Cilt

Richard Shandan ve Dr. Clawbonny, meçhul birinden, kendilerini keşif gezisine katılmaya davet eden bir mektup alırlar, yolculuk güzergahı da meçhuldür. Tayfaları toplama ve bu macera için gereken geminin yapımını sağlama görevi Shandan'a verilmiştir. Gemi tamamlanınca, rotalarının kuzeydeki Melville Köfrezi olduğu bildirir. Gemi kuzeye doğru yol almaya başlar, ama kaptan hala ortada yoktur. Tüm mürettebat bu meçhul kaptanın aslında var olmadığını düşünmeye başlamışken ve gemi buzdağlarının ortasında kısılıp kalmış, Richard Shandon ne yapacağını bilmez halde geminin kumandasını yitirmiş birden güçlü ve buyurgan bir ses duyulur...

Kaptan Hatteras'ın Maceraları 2. Cilt

Kaptan Hatteras'ın kuzey yolculuğu, isyan eden mürettebatı tarafın durdurulmuştur. Hatteras'ın yokluğunda yönetimini devralan ikinci kaptan Richard Shandon, mürettebatın hoşnutsuzluğunu körükleyerek onları isyana teşvik etmiş ve Forward briki buzların ortasında ateşe verilerek terk edilmiştir. Doktor Clawbonny, Johnson, Bell ve buzların altından kurtardıkları yaralı Altamont ile birlikte Forward'a dönen Hatteras, alev alev yanan bir gemiyle karşılaşır. Forward'ın yanıp kül olmasıyla birlikte uçsuz bucaksız buz tarlasının ortasında yiyeceksiz ve yakacaksız kalan kazazedeler, yine de kutup yolunda ilerlemekten vazgeçmeyeceklerdir. Tüm imkansızlara ve umutsuzluklara rağmen Hatteras Kuzey Kutubu'na, daha önce kimsenin ulaşmayı başaramadığı bu imkansız noktaya ingiliz bayrağını dikmekte kararlıdır.
Acaba Kaptan Hatteras imkansızı başarabilecek midir?

Esrarlı Ada 1. Cilt

Cyrus Smith, Gédéon Spilett, Nab, Pencroff ve Harbert Brown , General Ulysse Grant'ın birlikleri tarafından kuşatılmış olan Richmond'da esir düşmüşlerdir. Bu korkunç iç savaşta esir olarak kalmayı içlerine sindiremeyen bu beş cesur adam, Jonathan Forster'ın, kuşatma birliklerini havadan aşarak ayrılıkçıların kampına ulaşabilmek için kullanmayı düşündüğü balonla hapsoldukları şehirden kaçarlar. Ortalığı cehenneme çeviren kasırga onları Richmond'ın yedi bin mil ötesindeki, ıssız bir adaya sürükler. Kaçışa beş adam ve bir köpekle başlayan tutsaklar, adaya sadece dört kişi olarak inebilmişlerdir.

Silahsız, yiyeceksiz, giyeceksiz ve barınaksız durumda, ıssız bir adaya düşen tutsakların sahip olduğu tek şey birbirlerine olan güvenleri ve dayanışmadır.

Esrarlı Ada'nın ilk cildinde Jules Verne, en zor şartlarda bile bir ümidin daima varolduğunu sürükleyici bir kurgu içinde anlatıyor.

Esrarlı Ada 2. Cilt

Talihin kendilerini sürüklediği ıssız adayı küçük bir cennet haline getiren beş dost, bu küçük kara parçasında ülkelerinden ve türdeşlerinden uzak olmanın hüznüyle yaşamlarına devam etmektedirler. Zekaları, becerileri ve cesaretleri bir yandan hayatlarını kolaylaştırmakta, diğer yandan da kaderlerine boyun eğmeyecek kadar özgürlüklerine düşkün bu beş adamı, uçsuz bucaksız denizlerde keşif gezilerine çıkmaya zorlamaktadır. Ancak, bir şişenin içinde adalarının kıyısına vuran pusula tüm planlarını altüst eder.

Ada sakinleri bu gizemin peşine takılıp yeni ve bilinmedik maceralara atılmışlardır bile. Gittikleri yeni adacıkta onları neler beklemektedir? Karşılaştıkları esrarlı olayların açıklanaması nedir? Issız denizin ortasında zannettikleri kadar yalnız mıdırlar? Yoksa bu ıssız adanın beklenmedik konukları vardır?

Denizler Altında Yirmi Bin Fersah 1. Cilt

Paris Doğabilimleri Müzesi'nden Profesör Aronnax, Amerika Donanma Bakanı'ndan bir mektup alır. Ticaret yollarını tehdit eden bir deniz canavarının yakalanması amacıyla düzenlenen bir sefere katılması istenmektedir. Uşağı ile birlikte gemiye binen profesör, altı ay süren yolculuk sonunda canavara ilişkin hiçbir veri elde edemez. Derken yaşadıkları deniz kazası sonucunda kendilerini bu devasa canavarın sırtında bulurlar. Profesör Aronnax, uşağı Conseil ve zıpkıncı Ned ****d'i okyanusun azgın sularından kurtaran, muhteşem denizaltısı Nautilus'la kendisine denizler altında bir dünya kuran Kaptan Nemo'dan başkası değildir.

Profesör Aronnax ve arkadaşları, Nautilus ve Kaptan Nemo sayesinde bu olağanüstü dünyanın gizemlerini ve sürprizlerini keşfedeceklerdir.

Belleklere kazınmış bir Jules Verne klasiği...

Denizler Altında Yirmi Bin Fersah 2. Cilt

Profesör Aronnax ve arkadaşlarının, okyanusların baş döndüren derinliklerindeki olağanüstü macerası sürüyor. Jules Verne'in inanılmaz düş gücüyle bilim tarihine kazandırdığı denizaltı Nautilus ve Kaptan Nemo, denizler altında gömülü kalmış pek çok sırrı keşfederek, düşsel yolculuklarına devam ediyorlar.

Belleklere kazınmış bir Jules Verne klasiği...

Balonla Beş Hafta

Bir gezgin ve gözüpek bir kaşif olan Doktor Fergusson'un, herkesi heyecana sürükleyen bir düşü vardır: Balonla seyahat... Tek amacı, Victoria adını verdiği balonuyla Afrika'yı bir uçtan bir uca kat etmek, daha önce hiçbir gezginin ayak basmadığı bölgelerini keşfetmektir. Bir gün, yardımcısını ve bir arkadaşını bu olağanüstü yolculuğa çıkmaya ikna ederek yola koyulur. Bu yola çıkış, hem tehlikeler ve belirsizliklerle dolu bir macerayı, hem de romantik bir Afrika seyahatini başlatacaktır.

Jules Verne'in yazdığı ilk roman olan Balonla Beş Hafta, okuyucuya, hem olağanüstü bir macera, hem de düş tadında bir Afrika sehayati sunuyor.

80 Günde Devri Alem

Phileas Fogg, kimsenin hakkında hiçbir şey bilmediği zengin ve kibar bir İngiliz beyefendisidir. Son derece düzenli bir hayat sürmesi, titiz ve dakik yaşayan biri olmasıyla ünlüdür. Bir gün, üyesi olduğu "Londra Kulübü"nde, gerçekleştirilmesi imkansız gibi görünen bir konuda, servetinin yarısını ortaya koyarak iddiaya girer: Dünyanın çevresini 80 günde dolaşacaktır, hem de hava yolu kullanmaksızın, önceden hiçbir ayarlama ve planlama yapmaksızın.

Fogg, tek bir gecikme ya da tek bir aksilik sonucu her şeyini kaybetmesine neden olacak bu imkansız yolculuğa yardımcısı eşliğinde koyulur. Yolculukları sırasında değişik ülkelere uğrayacak, kimi zaman fil sırtında, kimi zaman tren ya da gemiyle yolculuk edeceklerdir. İddia sonucu giriştikleri bu yolculuk zaman zaman da heyecan dolu bir kaçışa dönüşecektir...

Dünya edebiyatının çağını en iyi gözlemleyen yazarlarından biri olan Jules Verne, bu kitabında zamanımıza ondokuzuncu yüzyıldan bir selam veriyor.

Dünyanın Merkezine Seyahat

Hamburg'un eski mahallesindeki küçük bir evde, genç ve çekingen Axel, amcası jeolog ve madenbilimci Profesör Lidenbrock'la birlikte çalışmaktadır. Delikanlı, bu sabırsız ve öfkeli profesörün yanında yaşayan güzel bir Estonyalı kıza, Graüben'e aşıktır. Bir gün profesör, eski bir elyazmasının içinde bir şifre bulur ve hayatları o andan itibaren altüst olur. Onaltıncı yüzyılın ünlü İzlandalı bilgini Arne Saknussemm, bu şifrede, İzlanda'daki sönmüş yanardağ Sneffels'in kraterinden dünya'nın merkezine indiğini açıklamaktadır! Profesör Lidenbrock büyük bir heyecana kapılır ve yeğeni Axel'le birlikte İzlanda'ya gider. Sakin ve soğukkanlı rehberleri Hans'ın eşliğinde, yanardağın gizemli derinliklerine inerler... Yerin altında, sürprizlerle dolu bir yolculuk onları beklemektedir.
Belleklere kazınmış bir Jules Verne klasiği...

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 73
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 1/9/2007 1:41:40 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 164
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
BK'nın en önemli kalemlerinden Philip K. Dick;

Android'ler Elektrikli Koyun Düşler mi?
Blade Runner / Bıçak Sırtı'nın kitabı!...

Rick Deckard, yatağının yanındaki uyarıcının otomatik sinyalinin yaydığı tatlı ve küçük bir elektrik akımı tarafından uyarıldı. Şaşkınca yataktan kalktı. Önceden uyarılmadan kendini uyanık bulması onu daima şaşırtırdı. Rengârenk pijamasıyla ayakta gerinirken, yatakta karısı Iran; gri ve donuk gözlerini aralayıp söylendi ve yeniden kapadı.
"Penfield'ını çok hafif kurmuşsun," dedi Rick. "Onu tekrar kurduğumda kolayca uyanabileceksin ve-"
Rick karısının yanına oturarak ona doğru eğildi ve yumuşakça anlatmaya çalıştı.: "Eğer akım gücünü gerektiğince yükseltirsen uyandığına memnun olursun. Tüm sorun bu. Şayet C'ye kurarsan sınırı aşmış olursun ve bu tıpkı bende olduğu gibi bilincin oluşmasını engeller."
Rick dünyayla barışık olduğu için kendi ayarı D'deydi. Karısının çıplak ve solgun omzuna yavaşça dokundu.

Gökteki Göz

Başlangıçta basit bir kaza gibi görünüyordu.
Ama uyandıklarında duaların da, beddualarında gerçek olduğunu farkettiler...

Dünya gök kubbede yalnızdı. Alevler içindeki küçücük bir başka küre hareketsiz ve dev bir kütlenin çevresinde uçuşan pervane gibi Yer'in çevresinde daireler çiziyordu. Bunun Güneş olduğunu kederli bir heyeçanla kavradı. Ufacıktı. Ve hareket ediyordu.
Yer'in de aşağılarında kızılımsı bir katmanın, gri bulanıklığın çok daha derinlerinde başka bir katın daha var olduğunu gözlemlemek onu şaşırtmadı. Sanki evrenin ta dibinde ilkel bir maden ocağı çalışıyor gibiydi. Demirci ocakları, yüksek fırınlar ve uzaklarda bir yerde bir çeşit kaba volkanik kaynama, gri bulanıklğın içinde kızıl pırıltılar saçıyordu.
Cehennemdi bu.
Ve yukarıda ise... Boynunu iyice uzattı. Şimdi daha net görebiliyordu : Cennet!

Vulcan'ın Çekici

"Bize karşı, Birliğe karşı milyonlarca kişi var. Yok edilmesi gereken düşmanlar. İyileştiriciler durdurulmalı. Birlik yaşamı için savaşmalı. Büyük bir savaşa girmek için hazırlıklı olmalıyız... Birliğin bozulamayacak bir yapısı vardır. Bugün dünyadaki tek örgütleyici ilkedir. İyileştiriciler Hareketi asla hakim olamazdı. Onlar yalnızca bozguncu, niyetleri herşeyi yıkmak. Sundukları yapıcı hiçbir şey yok."
Barris çekiç kafalı parçalardan çıkan metal ses karşısında ürperdi. Sesi daha önce hiç duymamıştı ama tanımıştı.
Büyük bilgisayar uzaklarda, gizli yeraltı kalesinin en alt katında gömülüydü. Ama şu anda duydukları onun sesiydi.
Vulcan 3'ün sesi...

Yüksek Şatodaki Adam

Eğer... İkinci Dünya Savaşını Almanlar ve Japonlar kazansaydı...

Ve eğer Almanlar ve Japonlar, biri batıdan diğeri doğudan ABD'yi işgal etselerdi. Ortaya çıkan, Nazi vahşetinin ve muhafazakar Japon imparatorluğu şiddetinin hüküm sürdüğü bir kabus mu olurdu, yoksa bugünküne çok benzeyen, içinde yaşayan, seven, para kazanmaya çalışan, acı çeken insanların yaşadığı bir dünya mı?

Dick bize böyle bir dünyayı "işgalci"bir Japonun gözünden anlatıyor...

Karanlığı Taramak

Sanırım bu benim başyapıtım diyor Dick kitabın hemen başında. Yanılıyor olabilir, intikam lezzetli bir şeydir. Kitabın içeriğiyle ilgili, merak uyandıran Amerikan tarzı bir cümle grubu oluşturmak gerekirse: Karanlığın içinde bir adam, karanlığın içinde bir başka adamın peşinde. Gizli ajan Fred, Arctor isimli bir D Maddesi bağımlısını izlemekle görevlendiriliyor. Buraya kadar her şey yolunda, tek sorun Fred ve Arctor'un aynı kişi olmasında...

Uyuşturucudan örülü, her şeyin uyuşturucu üstüne kurulduğu bir ters ütopya, 68'in boşlukta çiçek yetiştirebilen kuşağına küçük bir selam, belli belirsiz bir gülümseme ve bu kitabın hiç bir yerinde sorulmamış bir soru terk eden giden midir, yoksa kalan mı?

Kaybedenler Kulübü her şeyin kenarında durup, sorulmuş her sorunun ancak yeni bir soruya sebep olacağını bilerek, tipik 6.45 bk metinlerinden birini daha tedirginlikle sunar.

Mars'ta Zaman Kayması

Yıl 2045 ve Mars'ta, su sıkıntısı yüzünden, bir bira, bir scotch'dan daha pahalı...

İnsanoğlu tükenmek bilmez girişimcilik hırsını, efendisi olmaya soyunduğu yeni gezegene de taşıyor. Mars'ın ilkel yerlileri olan Çöladamları, Dünya'dan göçen ve gezegenlerinde hızlı bir kolonileşme organizasyonu yürüten yeni yaşam alanı ortaklarını, Lafargue'ı okumuşçasına, fazla hareketli buluyor.

'Dünyalı', iktidar ve para uğruna her yolu denemeyi yine hazır: Mars'taki gücünü arttırmak isteyen Arnie Kott, usta bir tamirci ve eski bir şizofren olan Jack Bohlen'ı, geleceği görme yetisi olana otistik Manfred Steiner'le iletişim kurabilecek bir sistem yaratması için kiralıyor.

Sonrası, iç içe giren, karmaşıklaşan zaman, sanrılar, karabasanlar, kaos ve şizofren zihinle dış dünya gerçekliğinin çatışması...

Altıkırkbeş, dünyanın zamanı elinden kayarken bir şey yapamazlığın tatlı huzuruyla sakinleşen okurları için sunar:
İlkel olanın saflığına inanmayı sürdürün; ya da hemen başlayın.

Albemuth Özgür Radyosu

Philip K. Dick'in ölümünün ardından notları arasında bulunan Albemuth Özgür Radyosu, delice ve paranoyak yaklaşımlarla, eleştirmenlerin çoğunun dediği gibi, onun en önemli eseridir.

"En sonunda kavradım ki, Adem ile Havva'nın işlediği günahlar ve sonuçları, aslında bu engin iletişim ağıyla Valis'in sesini ifade eden Yapay Zeka birimiyle olan bağlantının kopmasıydı. Başlangıçta, tıpkı yanımdaki hayvan gibi, biz de bu ağa eklemlenmiştik, onun kimliğinin ve üzerimizdeki iradesinin ifadeleriydik. Bir şeyler yanlış gitmiş; Dünya üzerindeki ışıklar sönmüştü."

Polis devleti her şeyi ele geçirdiğinde... karanlık üzerimizi tamamen örttüğünde... bir yerlerde "özel" bir radyo harekete geçecektir ve eskilerin dedği gibi:
Kimin suçlu olduğunu anlamak istiyorsan, kimin kazandığına bakmalısın.

Alfa Ayının Kabileleri

"Geliştirdiğim teoriye göre," dedi Mary, "varolan birkaç ruh hastalığı alt kategorisi, bu dünyada antik Hindistan'dakine benzer sınıflar olarak işlev görüyor olmalı. Hebefenikler, dokunulmazlara denk olmalı. Manikler savaşçı sınıf olsa gerek, korkusuzlar, en yüksek sınıflardan biri... Paranoyaklar, daha doğru bir tabirle paranoid şizofrenikler, devlet adamları sınıfını oluşturuyor olmalıdır. Siyasi ideolojiyi ve sosyal planlamayı onlar üstlenmiştir. Genel dünya görüşünün bekçisi paranoyaklar. Basit şizofrenlere gelince... Onlar da şair sınıfına denk düşüyordur, bir kısmı dini kahin işlevi görse de... Polimorfik şizofreni hastaları ise toplumun yaratıcı üyeleri olarak, yeni fikirlerin üretilmesini sağlıyor olmalıdır. Aşırı önemsedikleri fikirlere sahip olan birileri de vardır; obsesif-kompulsif nevrozun gelişmiş biçimlerini taşıyan psikotikler... Bu insanlar da toplumun memurları ve bürokratları olarak, hiç yeni fikir üretmeden tören niteliğindeki işlevleri yerine getiriyorlardır. Bunların muhafazakarlığı polimorf şizofrenlerin radikalizmini dengeleyerek topluma bir istikrar kazandırıyordur."

"Yani insan bu işin pekala da yürüyeceğini düşünebilir," dedi Mageboom, anlamı belirsiz bir jest eşliğide, "Bizim Arz'daki toplumumuzdan ne farkı olabilir?"

Doğrusu iyi bir soruydu bu.

Ubik

Bilimkurgunun büyük ustası Philip K. Dick'ten yaşam, ölüm ve gerçeklik üstüne bir başyapıt daha...

Ben Ubik'im. Evrenden önce ben vardım. Güneşleri ben yarattım. Yaşamları ve yaşanacak yerleri ben yarattım; onları buraya getirdim ve onları oraya koydum. Benim istediğim gibi davranırlar, ben ne dersem onu yaparlar. Benim sözüm ve adım asla söylenmedi, kimse bilmez benim adımı. Bana Ubik diyorlar, ama adım bu değil. Ben varım. Her zaman var olacağım.

Hesaplaşma

Elektronik Teknisyeni Jenings, bir sabah uyandığında son iki yılın belleğinden silindiğini fark eder. Yıl 2030'lardır ve dünya birçok teknolojik gelişmeler kaydetmiştir. Jennings ise kendisi için pek çok bilinmezin içinde yalnızca Rethrick İnşaat Şirketi'nde çalıştığını hatırlamaktadır.

Şirkete gittiğinde üzerinde çalışmakta olduğu işin feshedildiğini ve karşılık olarak kendisine yalnızca içinde birtakım nesnelerin bulunduğu bir kesenin verileceğini öğrenir.

Kesinin içinde bir şifreli anahtar, bilet koçanı, bir makbuz, uzun bir tel, yarım poker fişi, yeşil bir kumaş parçası ve bir otobüs jetonu vardır...

Simulakra

Nicole "Yakalayın onu!" deyince koruma doğrudan Goltz'a ateş etti.

Tam o anda Golt zaman makinesini kullandı, etrafı bulanıklaştı ve Goltz kayboldu. Yine aynı odada, geleceğin kolay kolay ele geçmeyen hayaletlerinin tam ortasındaydı.

Düzensiz bir sırayla, psikoinetik Richard Kongrosian'ı önce arınma ayinlerinde sonra da Wilder Pembroke ile birlikte tuhaf pozisyonlarda gördü...

Çığrından Çıkmış Zaman

Kaçış Yok

Ragle kurtulması gerektiğini biliyordu. Ama... bindiği taksi şehrin sınırlarını geçemiyordu... her nasılsa otobüs bileti kuyruğu hiç azalmıyordu... ve aslında acaba gerçekten otobüs var mıydı?

Umutsuz bir hareketle kasabadan ayrılmış ve yabancı bir eve sığınmıştı. Belki burada, bir anda muazzam bir entrikanın öznesi haline gelmiş olduğu yanılsamasını alt edebilirdi...

Sonra televizyonu açtı. Bir eğitim filmi vardı -Ragle Gumm'un nasıl teşhis edileceği hakkındaydı.

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 74
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 1/9/2007 1:46:19 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 164
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Özlem Alpin'den Türk Edebiyat Tarihinin ilk bilimkurgu üçlemesi;

Son Cephede Şafak

Yoğun.. soluksuz.. bilimsel temelleri sağlam.. ve yerli.

"Burada üretim olmaz" iddialarına karşı, "lafı bırakıp işe koyularak" verilen etkili bir yanıt.

Yer ve kişi isimleri çeşitli nedenlerden dolayı pek yerli görünmese de, kalem Türkiye'de doğup büyümüş, Türk eğitim sistemiyle yetişmiş bir yazara ait.

'Son Cephede Şafak', Türk Edebiyat Tarihinin ilk bilimkurgu üçlemesinin ilk romanı.

Aynı zamanda kendi içinde de bütünlük taşıyan tam bir yapıt.

Arkaplanda, bilinen insanlık tarihi boyunca hiçbir toplulukta uygulaması görülmemiş bir toplum yapısı yansıtılıyor. İnsanlığın galaksiye yayılarak değişik kültürler oluşturduğu bir ortamda yeşeren ve ortalamanın üzerinde umut vadeden bu yapı, üçlemenin romanlarına da edebiyat tarihimizin ilk 'evren tasarımını' içerme özelliğini kazandırmakta.

Kendini bir anda bu panoramanın içinde bulan yorgun yetişkinin yaşadıkları da, burada doğup büyüyerek şekillenen yeniyetmenin karakter evrimi de aynı arkaplan eşliğinde aktarılıyor. Hatta içerideki/erden birinde bizzat kendinizi bile bulabiliyorsunuz...

Yüreğin Zafere Çağrısı

Elinizdeki kitap, Türk Edebiyat Tarihinin ilk bilimkurgu üçlemesinin ikinci romanıdır. Aynı zamanda kendi içinde de bütünlük taşıyan tam bir yapıttır. Yer ve kişi isimleri çeşitli nedenlerden dolayı pek yerli görünmese de, kalem Türkiye'de doğup büyümüş, Türk eğitim sistemiyle yetişmiş bir yazara aittir.

Arkaplanda, bilinen insanlık tarihi boyunca hiçbir toplulukta uygulaması görülmemiş bir toplum yapısı yansıtılmaktadır. İnsanlığın galaksiye yayılarak değişik kültürler oluşturduğu bir ortamda yeşeren ve ortalamanın üzerinde umut vadeden bu yapı, üçlemenin romanlarına da edebiyat tarihimizin ilk 'evren tasarımını' içerme özelliğini kazandırmaktadır.

Gelelim bu arkaplanın önünde neler olup bittiğine...

Çocukluğunuzda bol bol hırpaladığınız kişinin günün birinde amiriniz olarak karşınıza çıktığını düşünün... Bu arada bir yandan geç kalmış kariyerinizi ilerletmeye çalışırken, diğer yandan kendi hesaplaşmalarınızla yüz yüze gelmek zorundasınız. Ayrı