biraz da yerli yazarlar bazı seri olması beklenen kitaplar da var umarım onların da devamı gelir.bazı eserlerin kapakları konusuna biraz daha dikkat edilmeli sanki?(mümkün olduğunca türe uygun olanları yazmaya çalıştım ama artık herşey birbirine karışıyor türler vs.ne yazık ki ben de yerli eserlere önyargı ile bakanlardanım tür açısından.bana göre aralarında ilgiye değer eserler de var.yakın zamanda olmasa da bazılarını okumayı düşünüyorum);
Elf Kanı Büyülü Efsaneler Serisi 1. Kitap - Alp Aras
Büyü gücü elinden alınmış insan ırkı diğer ırklardan kurtulmak için harekete geçiyor. İnsanların içinde yetişmiş yetim elf Enuthea, insan ailesi öldürülünce, yeni tanıştığı ve aşık olduğu savaşçı- şivacı dişi elf Erienesa'yla birlikte kaçmak zorunda kalıyor.
Peşlerinden gelen korku ve karmaşayla, hiç ummadıkları bir maceranın içine sürüklenen ikilinin farkında olmadan taşıdıkları sır ne?
Atlantis'ten İstanbul'a Kadim El Yazmaları'nın Peşinde - Ayhan Çorbacıoğlu
Karların oluşturduğu çığlar ve dağların tepelerindeki buzullar, yapıştıkları kayaları da beraberlerinde sürükleyerek koca bir nehir gibi, gece boyunca, obayı da içine alan geniş bir alana aktı, durdu.
Ardından lapa lapa yağmaya başlayan kar, öyle bir örtüp de saklamıştı ki her şeyi; sabah olduğunda, obanın bulunduğu topraklar üzerinde binlerce yıldan beri hiç kimsenin yaşamadığı sanılırdı.
Geride hiçbir iz bırakmadan, hep birlikte yok olmuşlar, gecenin sessizliği tekrar Uygur ellerine egemen olmuştu
Ertesi günlerde olayı haber alan diğer Uygur boyları ağıtlar yakıp, destanlar düzdüler. Yıllarca, Kutluğ'un tüm obasının karların ve buzların altında kalarak yok olduğunu; obada yaşayanlarınsa, aynı anda nefeslerinin kesilerek, el ele uçmağa vardıklarını, herkese anlatıp durdular.
Bizim amacımız insanoğlunun evrimini hızlandırıp, bir üst düzeye geçmelerini sağlamak. Onların ise; bu evrimi ellerinden geldiğince geciktirerek Karanlık Güçlerin evrenlerdeki varlığını sürdürmelerinin temini. Onlar, eğer sandığı açmayı başarırlarsa, Kadim El Yazmaları'ndaki gizli bilgileri onları almaya henüz hazır olmayan insanlığa verecekler.
Bu uygulamayı daha önce de Atlantisliler üzerinde denemiş ve başarılı olmuşlardı.
Öykünün devamı İstanbul'da yaşandı ve kahramanları da içimizden birileri idi...
Atlantis'i yok eden sır şimdi de İstanbul'da!
Tarihin en büyük gizemi Mu Uygarlığı'nın bir kolonisi Atlantis... Sular altında kalışından sonra kurtulanlardan bir grubun Uygur yurduna yerleştiği ve Türklerin kökeninin de Atlantis ve Mu Uygarlığı'na dayandığı bugün artık kabul gören bir gerçek...
İkibin yıl sonra bugün insanlık, tıpkı Atlantis gibi yokolma tehlikesi ile karşı karşıya kalır mı? İnsanlığı korumak için Uygurlu atalarımızdan bugüne görevler miras alınsaydı ne olurdu? Bu kez dünyayı ve insanlığı Türkler kurtarır mı?
Güzeldünya Kitapları arasından çıkan "Atlantis'ten İstanbul'a Kadim El Yazmaları'nın Peşinde" bu gizem üzerine kurulmuş mistik bir macera romanı...
Uzun yıllar ezoterik felsefe konusunda araştırmalar yapan ve konferanslar veren Ayhan Çorbacıoğlu'nun bu sıradışı romanı MS 475'te Uygur yurdunda başlıyor... Obanın lideri Kutluğ ve emrindeki yaratıklar Kadim El Yazmaları sandığını korumakla sorumlular.. Görevleri el yazmalarındaki kadim bilgilerin, onu almaya henüz hazır olmayan insanlığın eline geçmesini önlemek... Bunu başaramazlar ve sandık Karanlık Güçler'in eline geçerse, insanlık 2.kez Atlantis'in akibetine uğrayacak...
Ne var ki Kutluğ bu görevinde başarılı olamıyor ve obası karların altında kalarak bir gecede yokoluyor...
Sandığın açılabilmesi için 1977 yılının sonunda gezegenlerin dizilişi 1 dakika için uygun hale gelecek... Sandığı açma operasyonu "Dünyanın 0 noktası" İstanbul'da gerçekleşecek... Bu işlem için Sümer döneminin unutulmaz Simya ustası Uggae uyandırıldı. Ve ne yazık ki sandığın koruyucuları henüz görevlerinin bilincinde değiller... Geçmişten geleceğe gelen mektuptaki mesajı çözebilirlerse dünyanın kaderini değiştirebilecekler...
Musluk, Fodul, Kugurçak ve diğer sıradışı karakterler okuyucuyla buluşuyor...
"Atlantis'ten İstanbul'a" serisinin ilk kitabı "Kadim El Yazmaları'nın Peşinde" ile macera başlıyor!...
Şebek Romanı - Ayşe Şasa
Anlam kaybına uğramış, şiddet dolu ultra-modern bir ortamda, gelenek, kendine özgü huzur ve dinginliğe hangi biçimde yol bulur?
İnsanlığa, en karanlık, en çetin şartlarda yaşama gücü veren, ne türden bir derinliktir?
Bir bilimkurgu parodisi olan "Şebek Romanı" bilimkurgu, mizah, tasavvuf gibi üç öğeyi bir araya getiren bir uzun öykü. 2075 yılının Viyana'sında, yeni adıyla XB21'de yaşanan olaylar bizleri insanlığın geleceği üzeri bir kere daha düşünmeye davet ediyor.
Karanlığın Ötesinde - Bahadır İçel
Yalanlar, gerçekleşmemiş olasılıklardır...
İstanbul'un mahşeri caddelerinden, uzak diyarların yüreğine destansı bir yolculuk başlıyor... İyi ve kötünün arasındaki sınırların eridiği, olasılıkların gerçeklere karıştığı bir dünyada, kaderlerini arayan bir grup kahraman...
Şövalyeler
Büyücüler
Krallar
Çarpılmışlar
Dostlar
Hainler
Destanlar
Tanrılar
Umutlar
Yalanlar...
Karanlığın Ötesinde, unutulmaz bir yolculuğa çıkmaya hazır mısın?
Kaptan Teneke - Çağan Dikenelli
2255 yılında, Dünya artık koca bir çöplük olarak kullanılmaya başlamıştır. Birleşik Galaksi Federasyonu genellikle geçmişin demokrasi aşığı sömürgeci ülkeleri hakimiyetinde oluşmuş, o zamanlar Üçüncü Dünya Ülkesi olarak bilinen devletler ise fasaryadan gezegenlere yerleştirilmiştir. Türkler de kısa bir çimlendirme çalışmasıyla kandırılarak, sonradan kahverengi, üstünde hiçbir şey yetişmeyen çorak bir toprağa sahip olduğu anlaşılan Turka gezegenine gönderilmiş ve şamar oğlanı olarak kullanılmaya başlamışlardır. Kaptan Teneke, Türk filosunun emektar gemilerinden Alıngan'ın başındadır. Federasyon'dan sefer başına para aldığı için tehlike, zoka, komplo ayırt etmeden ve algılamadan her türlü göreve koşa koşa gidip, diğer devletlerin aklının alamayacağı kadar garip gezegenlerde yaşayan sapık ırklarla muhatap olmaktadır.
Evet, silah, ışınlanma ve uçuş sistemlerinin zavallılığıyla Allahlık Ali Bey durumundaki uzay gemisi Alıngan'ın; Zulatka Savaşı'nda tüm derisi uçup gitmiş ve vücudu parasızlıktan tenekeyle takviye edilmiş aslan yürekli Rizeli Kaptan Teneke'nin; geminin ultra amatör personelinin ve denenmek amacıyla Alıngan'a atılmış az bilinen ırk örneklerinin çılgın maceraları sizlerle.
Derinden Gelen Sesler - Derleyen:Pelin Ercün
"Yoksa gerçek denen bu düzlemde bu düzlemin yansıması olan ben miyim?"
Bütün hikayeler yolculukla başlar. Kitaplar sizi umarsızca bir yerlere sürüklerken zihninizde, geçtiğiniz bütün yollar sizde derin bir iz bırakır. Benim ise ilk yolculuğum Ursula K. leGuin'in Yerdeniz Adaları 'na olandı. Büyücü Ged ile atıldığım ilk macera... Arkasından Tolkien beni Orta Dünya ile tanıştırdı. Benim için bu dünyalar kimi zaman gerçeklikten bir kaçış, kimi zaman gerçekliği hayatımda dengeye oturtan sevda yüklü bir masaldı.
Her geçen gün kütüphaneme ellerimle eklediğim bir kitabın içimde yarattığı o büyük sevda, beni daha sık aralıklarla fantastik dünyalara yolculuğa çıkmaya itti. Bu yolculukların her biri bende o kadar derin izler bıraktı ki, bir gün uyandığımda bunları paylaşmam gerektiğini düşündüm. Sadece beyin bu iş için yeterli değildi. Fiziksel olarak da buna katkıda bulunmalıydım. Herkes benim gibi fantastik dünyalara yolculuğa çıkmalı, o dünyalarda kendinden bir şeyler bulabilmeliydi. Ve eğer bunu başarabilirsem, artık yolculuklarımda yalnız olmayacaktım.
Ve şu an durduğum yere baktığımda bunu az da olsa başarabilmiş olmanın mutluluğunu içime sığdırmakta zorlanıyorum. Ellerimle yoktan var ettiğim, her kenarını ayrı bir incelikle işlediğim fantastik dünyalara açılan kapımın anahtarı artık herkeste var. Bedenleri ve zihinleri ile beni yönlendiren, bir hayalin gerçek olmasını sağlayan, beraber yolculuklara çıktığım arkadaşlarıma ve her zaman benim yanımda olan Ertan Ekşi'ye verdikleri maddi manevi destek için çok teşekkür ederim. Bana ve yol arkadaşlarıma rehber oldunuz.
- Pelin Ercun
(Kitabın İçinden)
Savaş Çocuğu / Emir Alışık
Melekler Ve Bütün / Ekin Gayretli
Kuklacının Ölümü / Serdar Uslu
Batı Sahilinin Kraliçesi / Ali Aksöz
Sessiz Ortak / Ümit Yaşar Özkan
Bir Kış Gecesinden Masallar / Ahmet Atasoy
Ludduck, Kule Ve Mavi Taş / Burak Mollamehmetoğlu
Ölü Deli Tanrının Peşinde / Erman Kulunyar
Teralivfar Hikayeleri / Ekin Gayretli
Gece, Kan Ve Bir Yıldız / Alp Birişmen
Galgalin - Venianisin Kehaneti / Beril Tetik
Anka İle Güvercin / Gamze Gürsoy
Bozkırın Ruhu / Ekin Gayretli
Kadersizlerin Masalı: Symbralar / Ayşem Balay
Sisten Gelen Yabancılar / Aziz Hayri
Fraktal: Düşmüş Geceler / Altan Oğul
Orion'un Sim: Arianna / Hakan Güneş
Kızıl Saray / Mustafa Erdem Özçifçi
Cennet Kapısı / Begüm Gülderen
İşaret / Serkan Evcimen
Ölüler Ecesi / A. Bike Bâli
Işığın Gücü / Pelin Ercun
1002. Gece Masalları - Hazırlayan:Yiğit Değer Bengi
Barış Müsteceplıoğlu, Giovanni Scognamillo, Nazlı Eray, Ümit Kireççi, Kadir Aydemir, Altay Öktem, Arzu Çur, Ferhan Ertürk, Yiğit Değer Bengi, Gündüz Öğüt, Orhan Duru, İzzet Yasar, Evren İmge, Levent Şenyürek, Çiler İlhan, Sadık Yemni, Levent Mete, Muammer Yüksel ve İhsan Oktay Anar.
Yazı serüvenine doğrudan doğruya "fantastik" yazarak atılan yazarlarla, yıllardır yazdığı öykülerin içine hiç usanmadan fantazi ve bilimkurgu unsurları katan yazarlar yan yana duruyorlar bu seçkide. Bu anlamda Türkçe edebiyatta bir ilk 1002. Gece Masalları; farklı edebi geleneklerden gelen, farklı kuşakların öykülerini ortak bir paydada buluşturuyor.
Ne de olsa her öykü sözün güzelliği için okunur!
Od Aşk, Ateş Demekti 1. Kitap - Ercan Körpe
Ruhunun nerelerde gezindiğini hatırlayamıyordu. Biraz duraksadıktan sonra gözlerini kapayarak başını geriye, güngörmüş çınara yasladı. Ürpermişti. Dayanamadı, gözlerini tekrar açtı. Yapraklar arasından zaman zaman sızmayı başaran sonbahar güneşi, gözlerini kamaştırıyordu. Ellerini iki yana açtı ve dua edercesine havaya doğru kaldırdı.
"Ey ihtiyar ağaç! Her kış ölüp baharla birlikte tekrar dirilirsin, hem de yüzlerce defa bıkmadan usanmadan, söyle bana aşkta böyle bir şey midir? Bahara olan aşkın mıdır seni dirilten, ayakta tutan?"
Kadın ateşti, lâkin yok eden cinsten. "Önce ateşleriyle eriterek kıvama getirirler, sonra hissettirmeden kalıplarına alırlar, nihayetinde de sözleriyle döve döve yeni şeklini verirler" diye mırıldandı. Katlanılması zor bu manzara karşısında içi öfkeyle dolmuştu. Daha fazla dayanamayıp bakışlarını Güştarb Dağları'nın sisli doruklarına çevirdi. Yaşamın yalın ve acı gerçekliğini bir çırpıda unutuvermiş, kadim dostu ile paylaştığı onlarca güzel hatıra arasında kaybolup gitmişti.
Mahlûkun gözlerine, daha doğrusu gözlerin olması gereken iki boş çukura bakakalmıştı Kamkagan. Dolunayın aydınlığına rağmen hâlâ simsiyahtı. Çocukken saklambaç oynadıklarında, çoğu zaman gizlendiği, kimsenin bilmediği ve kimseyle paylaşmadığı küçük mağara bile bu kadar karanlık, boş ve siyah değildi. Kesik gırtlağından sulu çamur renginde kan sızmaya başlamış, ortalığı hayvan leşi gibi iğrenç bir koku sarmıştı. Hiddetle tuttuğu saçları bıraktığında, mahlûkun cansız bedeni önüne yığılıverdi.
Aynanın Diğer Tarafında Sonlar ve Başlangıçlar - Esin Akyıldız
Her başlangıç için bir son adanır, Aynanın Diğer Tarafında. Mucize dilencilerinin rüyalarının gerçekliğinde başlayan sonda, söz sahibi olan kelimelerin izi sıçramıştır, yazılmış her satıra. Hakikatin dar kalıplara sıkıştığı anda yürüyen hayaller bulaşmıştır bu kez onların ellerin. Çıkış kimi zaman isyandadır, kimi zaman boşlukta... Onlar ki kahramanlarını kendileri yaratırlar!
Vulcania'da efsaneler bazen bir kılıcın ucunda dizilirler, bazen de lanetli bir kitabın isli satırlarında erirler. Çekici düşlemlerin içinde sorgulananlar, karamsarlığın prangalarına tutsak yaşamlar için körüklenirler. Hayal kırıntılarından doğanların, gerçek denilene hitabından kopan kasırganın yürüdüğü yollarda patlayan düşüncelerin karmaşasadır bu...
Şüpheyle örülmüş bir kesinliğin sunduğu macerada, büyünün ve gücün açtığı yaradan sızan kanın bıraktığı izlerde yanan yaprakların dilidir Aynanın Diğer Tarafında. Okunmak istenilen kelimelerin mürekkepleridir avuçlara dokunan. Anlamsızlığa bindirilmiş anlamlar ve anlamlara bindirilmiş anlamsızlıkların sesini ahenkle taşıan fantastik bir romandır bu kitap.
...Bir adım atsa kırılacak ayna. Altın gözlülerin ellerinden dökülürken efsaneler, haykıracak tüm yeryüzü. Kader bir cinayet işleyecek, suçluyu yaratmak için. Ve umut bir günah işleyecek, kahramanı yaratmak için. Küstah bir son başlangıçlar için.Aynanın Diğer Tarafında, yokluğu varlığa kanıtlamak için...
Ozanın Şarkısı - Göktuğ Canbaba
Tanrılar şarkılarını söylediler ve bir dünya yarattılar.
Büyülü çalgıları ve ölümcül sesleriyle hayatlarından bir parça vererek onu şekillendirdiler. Bakışları ve nefesleriyle ona hayat verdiler. Ağlayarak ve gülerek ona nasıl yaşanacağını söylediler. Aldatarak ve severek ona hissetmeyi öğrettiler.
Yaşayan bir dünya yarattılar ve adını İmr'Quaril koydular, tanrıların lisanında bu 'Kuzey Kıtalar' demekti. İnsanlar ona böyle seslenecekti.
Bir dünya yaratılmış ve yeni bir oyun başlamıştı artık...
Yada'nın Gizilgücü - Gülten Dayıoğlu
Yada'nın bir bilimadamı olan babası Apam, Çinli Beyin Avı Örgütü'nden kaçarken birdenbire ortadan kaybolur. Bir Çin casusu olan Yada'nın annesi de onu yetimhaneye terk edip Çin'e döner.
Kısa bir süre sonra babaannesi ve dedesi küçük çocuğu yetimhaneden kaçırarak çiftliklerine giderler. Artık Yada'nın bakımını bu yaşlı çift üstlenmiştir.
Yaşadıkları çiftliğin kâhyası Temir, alabildiğine gizemli bir adamdır. O, bu yaşlı çiftin sırdaşı ve can yoldaşıdır.
Temir, zaman geçip Yada büyüdükçe babasının ölmediğini, bir yerlerde gizemli bir yaşam sürdüğünü söyleyip durur. Ama küçük kıza hiçbir zaman gerçekleri söylemez.
Yada, babasını merak eder ve sonunda onu bulmaya karar verir.
On dört yaşına geldiğinde, karanlık geçmişinden habersiz, babasının peşine düşer. Bunun için internette açılan "Babamı Arıyorum" adlı bir siteye babasıyla ilgili ipuçlarını vererek onu aramaya başlar.
Ancak Yada bu yüzden hem kendini, hem babasını hem de tüm ailesini büyük bir tehlikeye sürükler.
1001 Soruda Bilimkurgu ve Fantastik - Hakan Alpin
Yüzüklerin Efendisi, Ejderha Mızrağı, Star Wars, Star Trek...
ya da herhangi bir bilimkurgu-fantastik eserle ilgili bilgilerinizi sınayabileceğiniz bir kitap var elinizde...
1001 Soruda çizgiroman kitabının yazarı Hakan Alpin türün hayranları için hazırladı.
(...)
Türklerin Uzaylılarla Randevusu - İsmail Ünver
Yıllardır uzaydaki söz sahibi ülkelerin milyonlarca dolar akıtarak haklarında nice araştırmalar yaptığı uzaylı yaratıkların ansızın, hem de hiçbir şüpheye yer bırakmadan Anadolu'nun ücra bir köşesinde unutulmuş, ekonomik imkansızlıklar nedeniyle nüfusunun çoğu büyük şehirlere göç etmiş, kadersiz bir kasabaya indiklerini, küçük bir kızı kaçırıp ardından kasabanın kız kurusu Zehra ile aşk alemleri yaptıklarını ve en nihayet yıllar önce kapatılmış bakır madeninin önündeki alana inerek tüm insanlığa kendilerini göstereceklerini anons ettiklerini düşünün. Bu durumda kıyamet kopmaz mı? Elbette kopar. Bir gün öncesine kadar kimsenin umursamadığı bu talihsiz Anadolu kasabası, bir anda tüm dünyanın ilgi odağı haline gelir. Her yandan on binlerce meraklı, araştırmacı, bilim adamı, tabi bir o kadar da fırsatçı kasabaya hücum eder. Bu olaydan bile siyasi rant sağlamaya çalışan ucuz politikacılar eklenince, işler içinden çıkılmaz bir hale gelir.
Bir zamanlar üzerine adeta ölü toprağı serpilmişcesine hareketsiz olan Bakırtepe kasabasında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Korkunç bir toplumsal histeri baş göstermiştir. En kötüsü de uzaylı konuklarımızla olan bu muhteşem randevunun milletimizi nereye götüreciğinin kimse tarafından kestirilememesidir.Muhteşem bir geleceğe mi? Yoksa tüyler ürpertici bir kabusa mı?
Anadolu Korku Öyküleri Cilt: 1
Kayra Keri Küpçü (Kayra "Keri" Küpçü) , Demokan Atasoy, Işın Beril Tetik, Galip Dursun, Koray Günyaşar, Ayşegül Nergis
...
Büyük kent korkuları başka, kırsal alan korkuları bambaşkadır; doğa ile doğanın gücü ile batıl inançlarla iç içedir ve çarpıcılıklarını da onlardan alır, ola ki inandırıcılıklarını da...
Öykülerin tümü, özgünlüklerinden bir şey kaybetmeksizin, anlattıkları ortamların -köyler, ormanlar, tepeler, mağaralar- özelliklerini koruyarak dayandıkları malzemelerin -batıl inançlar, hayaletler, büyüler, büyücüler- yerinde kullanılışı ile gerçekten kimi Anadolu korkularını, okurları etkileyecek ve düşündürecek şekilde canlandırıyorlar. Kaldı ki ücra köylerin, geleneklere bürünmüş kasabaların, kuytu ormanların, bir görünen bir kaybolan mağaraların ve nerelere kadar uzandığı bilinmeyen kuyuların gizleri ve dağıttığı, dağıtabildikleri heyecanlar, korkular ve kabuslar bunlarla bitmiyor, ola ki başlıyor...
Rika'nın Beyninde - Levent Mete
Bulunduğum yerden kan akışının uğultusunu ve dokuların kendine özgü hışırtılarını duyabiliyordum. Belli belirsiz bazı mırıltılar, inlemeler, iç geçirmeyi andıran sesler işitiliyordu. Kızın zihni bu aralar epey hareketliydi anlaşılan. Derinlere doğru uzanıp giden o tuhaflıklar ülkesine yapmak zorunda olduğum yolculuğu düşününce titredim. İnsan aklının karşılaştığı en korkunç yaratıklarla doluydu orası. Böyle olduğu biliniyordu. Ama, nasıldı bu yaratıklar? Aralarından geçmeye, hatta belki de içlerinden bazılarının yuva olarak bellediği oyuklara girip çıkmaya kalkan birine nasıl davranırlardı?'
Rika'nın Beyninde, bilincin parlak ışığıyla bilinçdışının alacakaranlık dehlizleri arasında gidip gelen, kahramanlarını düşle gerçek arasında dolaştıran, olağandışı yaşantılarla dolu bir serüven. Büyücüler ve Terapi'nin yazarı Levent Mete, ruhun derin bölgelerine ayna tuttuğu bu yeni romanında, bireysel ve toplumsal iktidara farklı bir noktadan, liseli bir genç kızın zihninden bakıyor. Rika'nın Beyninde, giderek kanıksayıp olağan karşıladığımız, adaletsizlik, yıkım ve vahşetle örülmüş bir dünyayı, fantastik edebiyatın olanaklarını kullanarak sorgulayan, sıra dışı bir roman.
Öteki Dünyalı - Mustafa Yelkenli(Türün önemli eserleriyle ilgili eleştiri)
Gelecek tasarım bilimkurgu edebiyatının temel özelliğidir. Gelecekteki olası öyküler aynı zamanda gelecekteki olası düzenleri de betimler. Bunun nasıl şekilleneceği yazarın ideolojik donanımına bağlıdır. Eğer emperyalist yayılmacılığa sempatiyle bakıyorsa yazar, kuşkusuz gelecekte bir uzay imparatorluğunu anlatacaktır Asimov gibi. Evrimleşmenin son aşamasında tanrısal bir takım özellikler kazanacaksa insan, Arthur C. Clarke gibi saf enerji haline gelen insanın serüvenini romanına konu edecektir. Telapatinin yaygınlaşacağını öngörüyorsa yazar Alfred Bester gibi, tüm güvenlik birimlerini en yetenekli telepatlardan seçecektir kuşkusuz. Var olan düzene itirazı varsa eğer, Bradbury gibi, kitap düşmanlığını ve polis devletini işleyecektir. Veya mevcut olanı sorgulayarak dünyayı yeniden yorumlayacakve bir anlamda karşı dünya tarihini yazakacaktı; Lessing gibi. Ya da Philip K. Dick gibi karanlık bir geleceğin uyarısını yapacaktır okurlarına. Stanislaw Lem gibi insanı ön plana çıkarıp başka gezegenlerin doğal yaşamlarına müdahale etmeyecek, geleceği bugüne bakarak absürd bir şekilde betimlemeye kalkışacaktır. LeGuin gibi anarşizmi ve feminizmi, Franke Herbert gibi Ortadoğu coğrafyasını binlerce yıl sonraya uyarlayacak ideolojik donanımına uygun olarak tasarlanacaktır.
Korkunun Yüzleri - Nuray Tekin
Korkunun çeşit çeşit yüzüyle karşılaşmaya, her şeyi göze alarak bir düşler labirentinden dolaşmaya hazır mısınız? Çünkü Nuray Tekin'in hikayeleri sizi, ya birdenbire her türlü çılgınlığın pençesine düşen, esrarengiz cinayetlerin birbirini izlediği; ya da kimseye bir defadan fazla görünmeyen gezginlerin toplanıp durmaksızın "aradığı"; ya da üzerlerinde binlerce insanın kanı bulunan bıçakların kaderleri çizdiği; ama her seferinde bilmediğiniz, tanımadığınız, zihninizde canlandırmakta zorlanacağınız uzak yerlere götürüyor. Herkesin gerçek diye başka bir şey gördüğü ve kimsenin gördüğünden emin olamadığı ürkütücü düşler dünyasında Nuray Tekin'in kahramanları, atalarından kalma bir terkibin yardımıyla telepati yoluyla haberleşiyorlar, bir sinekle iletişim kurmaya çabalıyorlar, hayatın akışını değiştirebilen resimlerin yapıldığı boyaların peşine düşüyorlar, kendilerini birdenbire, sadece ölülerin "yaşadığı" bir alemde buluyorlar veya nasıl "her şeyi içine almaya hazır" bir vampir haline geldiklerini anlatıyorlar; ya da sadece köpekten korkuyorlar. Gece evde ışıkları yakmadan sadece köpekten korkuyorlar. Gece evde ışıkları yakmadan dolaşırken içinizde uyanan ürpermeden haz alanlardansanız, Nuray Tekin'in fantastik hikayeleri size özel bir zevk verecek; ama aşk, cinayet, arayış, gerçek, yanılsama... gibi konularda cüretkar zihin yolculukları peşindeyseniz, elinizdeki kitap bir saatsiz bombaya dönüşebilir...
Kralların Yolu 2012 Destanı 1. Kitap - Selim Yeniçeri
Pelerinli yabancı ince uzun vücudunu bir yılan gibi kıvırarak birkaç adım daha ilerledi ve sonra olduğu yerde donup kaldı. Aradığı şeyi bulmuştu. Ondan gelen düşünce dalgalarını algılayabiliyordu.
Acaba dileklerin gerçekleştiği doğru mu? diye düşünüyordu hedef kişi.
Dileklerin gerçekleşip gerçekleşmemesinin hiçbir önemi yok, diye düşündü pelerinli yabancı. Önemli olan, misyonunun gerçekleşip gerçekleşmemesi!
"Kendini bilmeyen, yolunu da izleyemez!"
Muhteşem gitar sololarının hâlâ kulaklarını doldurduğunu fark edince, Rohan bu sesin gerçekten de beyninden geldiğini anladı; üstelik bu yabancı kadın Rohan'dan en az birkaç metre ötede duruyordu.
Kadın mı?
Yirminci yüzyıl Türkiyesi'nde kusurlu eğitim sisteminin, hoşgörüsüzlüğün ve cehaletin neredeyse ziyan etmek üzere olduğu genç bir dahi, Rohan Yalvaç, hayatı boyunca ünlü bir Rock yıldızı olmanın hayalini kurmuştu. Şimdi yaşadığı onca zorluktan sonra neredeyse hayalinden vazgeçmek üzereyken, aslında bunun kozmik bir planın parçası olduğunu ve kendisinin de bu planda merkezi rol aldığını anlayacaktı.
Her şey 17,000 yıl önce başlamıştı ve şimdi 2012 yılı yaklaşırken, Marduk ile ilgili söylentiler ortalıkta dolaşırken ve herkes endişe, korku ve merakla neler olacağını beklerken...
Tigerianlar geri dönüyordu!
Elbid Avcısı - Şule İbiş
Yaşamla ölüm arasındaki bölgede kalan Ela, hayata dönebilmek için Elbid Avcısı olmak zorundadır.
Elbidler, komaya giren insanların nefes parçacıklarıdır ve ara dünyada herbiri farklı bir varlık görünümündedir.
Ela, konuşabilen Madalyon'u ve Zip'i Beyaz'ın yardımıyla bir yandan Elbildlerini yakalamak için uğraşırken, diğer yandan da Karanlık Bronlarına yakalanmaya çalışacaktır.
Billur Köşk Hikayeleri - Tahir Hafızoğlu
İnsan aklının ürettiği olağanüstü hikayeler ve masallar, tıpkı bir rüya gibi herşeyi mümkün kılarken, aslında içinde gerçek hayata ilişkin birçok mesajı da mecaz olarak bilinçaltına bırakırlar.
Cesarete, kuvvete, güzelliğe, şansa ve servete vurgu yapan bu olağanüstü hikayeler, söz ustalarının dilinden nesilden nesile aktarılırlar.
Devler, yedi başlı ejderler, uçan atlar, büyücü cadılar, insan yiyen kuşların yeraldığı hayal ürünü bu hikayelerin satır aralarındaki adalet, dürüstlük, nankörlük, kurnazlık, ahmaklık ve hikmeti bulmak da okuyucuya kalıyor...
Kabasay'ın Dönüşü - Utku Eser, Şadruh Seyyid Han
Dili ve özel alfabesiyle ilk kez günışığına çıkıyor Kabasay'ın Dönüşü
Kabasay nedir, neyin nesidir, ne zamandan beri vardır, dünyayı yöneten gizli güçler kimler, gizlinin de gizlisi mi var, bilimin asıl seviyesi nedir, yüksek bilim ve teknoloji (yordambilim) üretenler kimlerdir, devletleri yönetenleri yönetenler kimlerdir, asıl savaşlar nasıl ve nerede kimler arasında yapılıyor, dünyadaki iyiliği ve kötülüğü yönetenler kimlerdir? Yoksa bütün bunları yapanlar acaba aramızda sıradan bir vatandaş olarak yaşayan ve gerçekte birtakım olağanüstü güçlere sahip insanlar mı? Onlar yoksa aramızda da biz mi onları fark etmiyoruz ya da onlar mı kendilerini gizliyor? Gelin bu romanda bu soruların cevaplarını da birlikte arayalım.
Kabasay'ın Dönüşü'nün bir özelliği de yanısıra bir dil çalışmasının yürütülmesidir. Yabancı kelimelerin Türkçeleştirilerek kazandırılması ve dilimize sahip çıkılması adına yürütülen özel ve özenli bir çalışmadır bu.
Kitaptaki bir başka özellik de yaratıcı ve özgün bir yöntemle kitabın kendi korsanıyla savaşması sağlanmaya çalışılmıştır. Her okurun elindeki her kitap, ayrıca yalnızca "sahibine" özel izler barındırıyor ve aynı izlere sahip ikinci bir kitabı hiçbir okurda bulmak mümkün değil.
Zaman Çöktü - Y. Hakan Erdem
41. yüzyıl: Koyun ve koçların sembolokrasiye karşı savaşı!
Kitab-ı Duvduvani ile Unomastica alla Turca'nın yazarı Y. Hakan Erdem, bu kez bilimkurguya el atıyor ve tufandan sonrasına, 41. yüzyıla gidiyor, ama buralardan fazla uzaklaşmadan... Zaman Çöktü, bir bakıma, insanlaşmaya çalışan koyunların, koyunluk değerlerini savunarak insanlara karşı ayaklanışının hikâyesi. Bir bakıma da, 21 yüzyıldır süren sembolokrasiye ve Türkiye'nin ruhuna tutulmuş bir ayna: Huriler, buharlaştırıcılar, gargoylelar, başkasının uykusunu uyuyanlar, koçlar, dispatlar, siborkullar, kara delikler, kırmızı başlıklı kızlar ve daha neler neler... Belki de, Batılılaşma sürecindeki koca bir ülkenin, mecburen Güneylileşmek zorunda kalışının hikâyesidir bu, kim bilir?
Bambaşka bir dünya bu tufanın baştan sona sulara gark ettiği,
Anadolu'yu yerinde bırakıp bazı kıtaları nerdeyse yok ettiği...
Ama her şey gene aynı; egemenler, semenderler, güçemenlerle,
Medya imparatorlukları, zencefil tekelleri ve bazı kartellerle...
Ayaklanırken Philippos oğlu Alexander önderliğinde koyunlar
Korkunç kuğular ve bilinçler havada süzülür... Katılaştırılır atlar
Doğu Batı, yönler karışır, nereye gitmeli şimdi? Yüzler asılır
Zaman çökmüş kime ne, her koyun kendi bacağından asılır
"Buza Yazılı Şiir"den, anonim
Çift Başlı Kartal - Yiğit Değer Bengi
"Masallar külliyen yalan, mitolojiyse gerçekmiş hissi veren başka bir çeşit yalandır. Sevimli, güzel, yararlı yalanlardır bunlar; bir kızın sevişmeye giderken annesine söylediği bu gece kız arkadaşımda kalacağım yalanı gibi... Fantastik ise, düpedüz doğrudur. Gerçeğin arka planıdır sadece, aynanın sır'sız yüzüdür. Yalan gibi görünmesi ondan. Yiğit Değer Bengi'nin öyküleri ne masalsı, ne mitolojik, ne de fantastik. Daha da ileri gidebiliriz; bu öyküler gerçeğin ta dibi! İster taş devrinde, ister Ortaçağ'ın karanlığında, ister günümüzün pis, isli dünyasında yaşasın, hiç fark etmez. İnsanın gerçekliğe çarptıkça çıkardığı tok sesi duydum bu öykülerde. Sarsılmam ondan. Az buz değil, katlanılmaz derecede tok bir ses bu. Yani her okuyana çalım atacak güçte öyküler bunlar. Çünkü gerçek, bütün gerçekliğiyle gözler önüne serilmiş, mitoloji, masal, fantastik gibi öğeler ise, gerçekleri yola koşmak için kırbaç niyetine kullanılmış... 2000'li yıllar, gerçeğin kan-ter içinde yola koşulduğu, ciddi ciddi kırbaçlandığı yıllar olarak geçecek edebiyat tarihine. Kırbacı elinde tutanlardan biri de Yiğit işte..."
- Altay Öktem
"Bengi, bizi salt bir hayal gücünün ve sağlam bir tarih bilincinin yaratabildiği zengin bir dünyanın içine duyarlılıkla yerleştiriyor, adeta bağlıyor."
- Giovanni Scognamillo
Yazar, soğuk, acımasız ve kaba gerçekliği zamandan azade geçişlerin huzuruyla ılıtıp sunuyor. Kendine özgü bir dil kurma yolculuğu da denebilecek öyküler bunlar. Bir yol. Çift başlı kartal yolu."
- Sadık Yemni
"Çift Başlı Kartal öyküleri, tarihsel anlatı, mitoloji ve zengin bir hayal gücüyle yoğrulmuş, ustalıkla yazılmış öyküler. Bengi, edebiyatımızda az yürünen bir yolda, cesaretle ilerliyor."