Forumlar / Oyun - Sinema - Teknoloji Forumlar / Oyun - Sinema - Teknoloji

Forumlar  Kayıt Ol  Giriş  Bilgilerim  Mesaj Kutum  Adres Defteri  Üyeliklerim  Forumlarım 

Fotoğraf Galerisi  Üye Listesi  Arama  Takvimler  SSS  Etiket listesi  Çıkış

RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Serileri

 
Üye Adı: Guest
Bu forumu inceleyenler: hiçbiri
  Basılabilir Versiyon
Tüm Forumlar >> [Forumlar] >> [FRP] >> Kitaplar >> RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Serileri Sayfa: <<   < Önceki  1 2 3 [4]
Giriş
Mesaj << Eski başlıklar   Yeni başlıklar >>
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 1/9/2007 7:57:51 PM   
Necroth



Puan Toplamı: 134
Durum: çevrimdışı
Çıkan kitapların çıkış tarihlerini veya çıktıkları tarihleri bulup yazabilir misin DoW? Çok iyi olur...

_____________________________




(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 76
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 4/9/2007 10:55:00 AM   
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
yazdığım kitapların hepsi şu ana kadar basılmış kitaplar büyük çoğunluğu eminim rahatlıkla bulunur.ama ülkemizde bu türe belirli bir kesim dışında rağbet eden pek olmadığı için çoğu sadece bir kere basılıyor.bu nedenle bazıları zor bulunuyor ama yine de bulmak mümkün..

< Mesajı değiştiren DoW -- 16/9/2007 6:18:50 PM >

(cevap olarak Necroth)
Mesaj #: 77
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 6/9/2007 11:40:32 AM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Peter Freund'dan Laura;

Aventerra'nın Sırrı

LAURA, ailecek müptelası olacağımız fantastik bir dünyanın kapılarını açıyor bizlere. Seriyi ilk kitabından başlayarak, tüm aile fertleri bir solukta okuyacak hatta çocuklar kitabı anne-babalarının elinden alabilmek için hayli ter dökeceğe benziyor.

Laura Leander, yaşıtlarından pek de farklı olmayan, sıradan bir genç kızın heyecan verici, fantastik öyküsünü anlatıyor. Laura güzel, ince ve son derece atletik yapılı bir kızdır. Ortalamanın üzerinde bir zekası vardır, akıllıdır. Dahası neşeli, dışa dönük kişiliği sayesinde birçok kişinin sevgisini kazanmıştır.

On üçüncü yaşgününde Laura, zamanın başlangıcından beri kendisine son derece özel bir sorumluluk verildiğini keşfeder: İyi ile Kötü'nün ezeli mücadelesinde Laura'nın önemli bir rolü vardır.
İlk macerasında, Karanlığın Güçleri tarafından Aventerra gezegeninden çalınan İlham Kasesi'nin peşinde tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Aventerra, zamanın başlangıcından beri var olan, bizim dünyamıza paralel bir dünyadır. Bu dünya, insanoğlunun bütün mitoslarının, efsanelerinin, peri masalları ve fantezilerinin yuvasıdır, o masalların kahramanları, kötüler ve çeşit çeşit yaratık da en yalın biçimleriyle Aventerra'dadır. Bütün bu masalsı yaratıklar Işık ile Karanlık'ın sonsuz mücadelesinin içine hapsolup kalmıştır. Bizim dünyamızın durumu Aventerra'nın durumunu yansıtır, o masalsı dünyayı etkiler hep.

Laura, kaçırılarak insanların dünyasına getirilen İlham Kasesi'ni bulup ait olduğu yere, yani Aventerra'ya götürebilecek tek kişidir. Eğer Laura Leander bu son derece çetin görevi üstlenir ve güçlü düşmanların direncini kırıp işi zamanında tamamlarsa, Işığın Koruyucusu Elysion'un ölmesini engelleyebilecek ve böylece Kara Prens Borboron'un önderliğindeki Karanlık Güçler'in Işık ve İyilik üzerinde egemenlik kurmasını önleyebilecektir.

Görevini yerine getirebilmek için Laura'nın içindeki gücü keşfetmesi, içinde uyuyan yetenekleri ortaya çıkarıp geliştirmesi gerekmektedir. Prof. Aurelius Morgenstern, Mary Morgain ve Percy Valiant'ın yardımıyla Laura, zihin okuma, telekinesis ve rüyada yolculuk etme gibi olağanüstü beceriler kazanır.

Ama hepsinden önemlisi, başarı Laura'nın kendisine bağlıdır - korkularının üstesinden gelmesine, kendisini alt edebilmesine bağlıdır. Ancak o zaman kendisine biçilen büyük ve tehlikeli görevi yerine getirebilecektir. İnsanoğlunun yazgısı Laura'nın ellerindedir: Laura, Karanlığın zaferini engellemek zorundadır, yoksa yalnızca bizim dünyamız değil Aventerra da yok olup gidecektir.

1. Ciltte:
Birinci ciltte kahramanımızı olağan aile ve okul ortamında tanımaya başlarız. Biz okurlar da Laura'nın bildiğinden daha fazla bir şey bilmeyiz olup bitenler hakkında. Bekçilerin kahramanı olma yolunda ilerleyen Laura'nın peşinden gideriz. Laura'nın o çok önemli Kase'yi ararken ve kötülerin elinden almaya çalışırken yaşadığı macerayı birlikte yaşarız.

Birinci ciltte çeşitli karakterlerle tanışırız. Cüce devlerin sonuncusu Attila Morduk, Portak, kurt kadın Silva, ve sadık refakatçi, fısıldayan sis Rauenhauch Bekçilerin tarafında yer alan karakterlerdendir. Karanlığın tarafındaki karakterler ise gece elfi Albin Ellerking, şimşir ağacının korkunç köpekleri Dragan ile Drogur ve Zalim Taş Şövalye'dir. Daha sonraki öykülerde Laura'nın gelişimine tanık oluruz. Özel yeteneklerini nasıl güçlendirip mükemmelleştirdiğini ve sonunda nasıl ustalaştığını görürüz.

Laura'nın büyümesine de tanık oluruz: Üvey annesiyle çatışmaları, okuldaki sorunları, arkadaşlarıyla ilişkileri. Özel görevi nedeniyle Laura hep tetikte, hep harekete hazır durumdadır, Karanlık Güçler İlham Kasesi'ni yeniden ele geçirebilmek için her taşın altına bakar, İyi Güçlerle savaşırlar. Laura'nın ürkütücü macerasının sonlanmasına daha çok vardır.

Yedi Ay'ın Mührü

Laura, on üç yaşında, çok cesur ve fantastik yeteneklere sahip
bir genç kızdır. Babası, acımasız Kara Prens Borboron'un elinde tutsaktır.

Laura, yetenekleri sayesinde babasını Karanlık Güçler'in elinden kurtarmaya çalışır. Ancak yatılı okulun sevimli müdürü Profesör Morgenstern'in bile Laura'nın, babasını kurtarabileceğine dair ümidi yoktur.

Zaten Profesör Morgenstern'in de başı derttedir; manastırın gizli arşivindeki kütüphaneciyi öldürmekle suçlanmaktadır.

Laura, Beyaz Şövalye Paravain'in yamağı Alarik sayesinde
Aventerra'daki Karanlık Kale'ye ulaşır ama kısa bir süre sonra
Borboron tarafından yakalanır.

Laura, çok geçmeden hayatının en önemli kararını vermek zorunda kalır: Ya İyiliğin yanında İyilik adına savaşacak ve babasının ölümüne razı olacak ya da Kötülüğün yanında yer alıp babasını kurtaracaktır.

Laura'ya yardım edebilecek tek bir güç vardır: Evrendeki en güçlü şey olan Yedi Ay'ın Mührü. Ama bu da Dünya'nın en büyük gizemlerinden biridir ve hiç kimse Laura'nın bu sırrı çözebileceğinden emin değildir.

Gümüş Sfenks'in Kehaneti

Laura, arkadaşlarının yardımıyla Kara Prens'e, babasını tutsak alan Borboron'a karşı alışılmadık bir savaşa tutuşuyor.
Cesur kız babasını kurtarabilmek için büyülü kılıç Aykesen'i bulmak ve kuş uçmaz kervan geçmez Fatum Dağları'na yolculuk yapmak zorundadır. Ne var ki, bu dağın eteklerinde dev Gümüş Sfenks beklemektedir Laura'yı. Dev yaratık, can alıcı kehanetini bilemeyene geçit vermemektedir.
Yanlış bir yanıt, ölüm demektir. Laura atı Fırtına'yla birlikte balta girmemiş sihirli ormanda yol alırken Gümüş Sfenks karşısına çıkar...

Laura'nın, babasını kurtarmak için atıldığı maceradan başarılı çıkabilmesi bu zorlu sınavdan geçmesine bağlıdır.

"Fantastik, nefis ayrıntılar ve inanılmaz bir gerilim - Harry Potter ve arkadaşlarına sıkı bir rakip: Laura." Bild am Sonntag

Ejder Krallarının Laneti

Laura Leander'in on üçüncü yaşına basmasıyla başlayan gizemli olaylar "Ejder Krallarının Laneti"yle devam ediyor.

Laura, Kara Prens'in elinde tutsak olan babasını kurtarabilmek için Işığın Kılıcı Aykesen'in kırılmış parçalarını birleştirmek zorundadır; çünkü ancak bu kılıcın sahip olduğu güç sayesinde Kara Prens Borboron'a meydan okuyabilecektir. Bu yüzden fantastik dünya Aventerra'ya geri dönerek ejderlerin hakimiyetindeki ejder ülkesine gitmeli ve çok değerli bir maden olan Yıldız Demiri'ni bulmalıdır. Bu madeni ele geçirebilmesi için ise öncelikle ejder krallarını ikna etmesi gerekecektir. Ne var ki, çok eski zamanlarda gerçekleşmiş bir olay ejderlerin insanlara lanet okumasıyla sonuçlanmıştır ve Laura bu laneti ortadan kaldırmalıdır. Laura bir yandan bu lanetin nedenini çözmeye çalışırken, bir yandan da ailesinin geçmişine dair birtakım gerçekleri keşfetmeye başlar. Laura'nın Aventerra'daki mücadelesinde başta Işığın Savaşçıları olmak üzere birçok yardımcısı vardır, ama dünyada bıraktığı kardeşi Lukas ve arkadaşları da onu bu macerasında yalnız bırakmaz. Ejder krallarının lanetini çözerken Lukas da kendi güçlerini keşfetmeye başlayacak ve ailesinin karanlık geçmişine uzanacaktır.

Işık ve Karanlık arasındaki ezeli mücadelede Karanlık Güçlere karşı savaşan Laura ve Lukas'ı bu kez de zor ve tehlikeli bir görev bekliyor.

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 78
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 6/9/2007 11:45:47 AM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Henri Loevenbruck'dan Moira;

Dişi Kurt ile Çocuk

Yapı Kredi Yayınları, okulların kapandığı şu günlerde, çocuklar için kaçırılmayacak bir kitap yayımlıyor. Fransız yazar Henri Loevenbruck'in kaleme aldığı Dişi Kurt ile Çocuk, fantastik edebiyat tutkunlarının ellerinden düşürmeyecekleri bir kitap.

Önceleri antolojiler hazırlayıp eleştirmenlik yapan Henri Loevenbruck Dişi Kurt ile Çocuk'la birlikte kendine yepyeni bir sayfa açıyor. Serüven romanları arasında en çağdaş tür olarak nitelediği fantastik roman hayranlığı, genç yazarı bu türde bir üçleme yazmaya itmiş. Dişi Kurt ile Çocuk, üçlemenin ilk kitabı.

Fransız fantastik romanının "çok satanlar"ından Dişi Kurt ile Çocuk, Jack London'ın Beyaz Diş'i ile Yüzüklerin Efendisi arasında kendine bir yer ediniyor. Loevenbruck kitabında iki yalnız kahramanın birbiriyle kesişen öykülerini akıcı bir dille anlatıyor: Ailesi tarafından terk edilmiş küçük bir kız ve sürüsünden kovulmuş bir kurt. Küçük kız Aléa 13 yaşında, sokaklarda yaşıyor. Herkes tarafından itilip kakılırken, gizli bir güce sahip olduğunu fark ediyor. Efsaneye göre "kurtarıcı" olan Samildanach yoksa o mu? Ama olamaz, Samildanach nasıl olur da küçük bir kız olabilir? Samildanach olsun olmasın, sahip olduğu güçler onu avare ve yoksul yaşamından koparacak ve cüceler, büyücüler, ozanlar, savaşçılar, canavarlarla dolu büyülü bir serüvene sürükleyecek. Ve onun bu tehlikeli yolculuğu, tuhaf bir koşutlukla, dişi kurdun yaşamında yankı bulacak.

Fransız fantastik romanlarının en çok satanlarından biri olan Dişi Kurt ile Çocuk'un en önemli özelliklerinden biri de bu: Dünyanın yazgısının bağlı olduğu kişi bu kez küçük bir kız. Aynanın öteki tarafındaki dişi kurdun varlığı metne tadına doyulmaz bir şiirsellik katıyor. Yazar kitabı yazmaya başlamadan önce Gévaudan'daki Kurt Parkı'nda uzun araştırmalar yapmış.

Elif Gökteke'nin özenli çevirisiyle Türkçe'ye kazandırılan Dişi Kurt ile Çocuk, sadece bir başlangıç. Aléa'nın ve kurdun serüvenleri devam edecek...

Kurtların Savaşı

Kurtlar yakında birleşecek. Beyaz kurt İmala'nın arkasında sürü büyüyor ve yakında gizlediği yerden çıkıp savaşa gidecek. Birleşen klanlar onların dilini konuşanı, yani Toprağın Kızı'nı zafere ulaştırmak zorundalar. Bugün artık Alea küçük bir kız değil. Kendisine miras kalan o tuhaf gücü sonunda kabul edip yazgısıyla karşılaşmaya karar veriyor. Kurtlar tarafından korunarak, yanındani yeni yol arkadaşları, geçmişini arıyor. Ama kendisini arayanlar da hiç uzakta değiller. Bağnaz dinciler, amaçları uğrunda hiçbir şeyden çekinmeyen siyasetçiler, deli büyücüler, hepsi Toprağın Kızı'nı bulmak için elinden geleni yapıyor. Savaş işte böyle başlayacak.

Kurtların Savaşı kaçış ve macerayı harmanlayan Moira üçlemesinin ikinci kitabı.
Beyaz Diş'le Yüzüklerin Efendisi arasındaki bu kitap iki yalnız ruhun, ailesi tarafından terk edilmiş bir genç kızın ve sürüsünden dışlanmış bir dişi kurdun öyküsünü anlatıyor.
Daha şimdiden Fransız fantastik edebiyatının çoksatarlarından biri olarak değerlendirilen birinci ciltten sonra, Moira evreni daha da zenginleşiyor ve sayfalar boyunca bizi büyülemeye devam ediyor.

Dişi Kurdun Gecesi

Henri Loevenbruck'un Fransa'da olay yaratan fantastik üçlemesi La Moïra'nın son kitabı Dişi Kurdun Gecesi'yle bir efsane daha sonlanıyor. Samildanach... Saîman'ın son çocuğu.
Gaelia'da yeni bir çağın başlamasını sağlamak zorunda. Çünkü Gaelia can çekişmekte. Adanın dört bir yanı savaş halinde. Avcılar da kurtların peşine düşmüş! Nefret ateşi coşmuş, din fanatikleri ve iktidara susamışlarca körükleniyor; büyüyse yavaş yavaş yitiyor.

Gaelia can çekişmekte, zaman daralıyor. İnsanların avlamaya çalıştıkları beyaz kurdu bulmak, Moïra'nın ve üç kehanetin anlamını çözmek, her şeyden önemlisi yarının dünyasını hazırlamak gerek.

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 79
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 10/9/2007 7:13:46 PM   
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
biraz da yerli yazarlar bazı seri olması beklenen kitaplar da var umarım onların da devamı gelir.bazı eserlerin kapakları konusuna biraz daha dikkat edilmeli sanki?(mümkün olduğunca türe uygun olanları yazmaya çalıştım ama artık herşey birbirine karışıyor türler vs.ne yazık ki ben de yerli eserlere önyargı ile bakanlardanım tür açısından.bana göre aralarında ilgiye değer eserler de var.yakın zamanda olmasa da bazılarını okumayı düşünüyorum);

Elf Kanı Büyülü Efsaneler Serisi 1. Kitap - Alp Aras

Büyü gücü elinden alınmış insan ırkı diğer ırklardan kurtulmak için harekete geçiyor. İnsanların içinde yetişmiş yetim elf Enuthea, insan ailesi öldürülünce, yeni tanıştığı ve aşık olduğu savaşçı- şivacı dişi elf Erienesa'yla birlikte kaçmak zorunda kalıyor.

Peşlerinden gelen korku ve karmaşayla, hiç ummadıkları bir maceranın içine sürüklenen ikilinin farkında olmadan taşıdıkları sır ne?

Atlantis'ten İstanbul'a Kadim El Yazmaları'nın Peşinde - Ayhan Çorbacıoğlu

Karların oluşturduğu çığlar ve dağların tepelerindeki buzullar, yapıştıkları kayaları da beraberlerinde sürükleyerek koca bir nehir gibi, gece boyunca, obayı da içine alan geniş bir alana aktı, durdu.

Ardından lapa lapa yağmaya başlayan kar, öyle bir örtüp de saklamıştı ki her şeyi; sabah olduğunda, obanın bulunduğu topraklar üzerinde binlerce yıldan beri hiç kimsenin yaşamadığı sanılırdı.

Geride hiçbir iz bırakmadan, hep birlikte yok olmuşlar, gecenin sessizliği tekrar Uygur ellerine egemen olmuştu

Ertesi günlerde olayı haber alan diğer Uygur boyları ağıtlar yakıp, destanlar düzdüler. Yıllarca, Kutluğ'un tüm obasının karların ve buzların altında kalarak yok olduğunu; obada yaşayanlarınsa, aynı anda nefeslerinin kesilerek, el ele uçmağa vardıklarını, herkese anlatıp durdular.

Bizim amacımız insanoğlunun evrimini hızlandırıp, bir üst düzeye geçmelerini sağlamak. Onların ise; bu evrimi ellerinden geldiğince geciktirerek Karanlık Güçlerin evrenlerdeki varlığını sürdürmelerinin temini. Onlar, eğer sandığı açmayı başarırlarsa, Kadim El Yazmaları'ndaki gizli bilgileri onları almaya henüz hazır olmayan insanlığa verecekler.

Bu uygulamayı daha önce de Atlantisliler üzerinde denemiş ve başarılı olmuşlardı.

Öykünün devamı İstanbul'da yaşandı ve kahramanları da içimizden birileri idi...

Atlantis'i yok eden sır şimdi de İstanbul'da!

Tarihin en büyük gizemi Mu Uygarlığı'nın bir kolonisi Atlantis... Sular altında kalışından sonra kurtulanlardan bir grubun Uygur yurduna yerleştiği ve Türklerin kökeninin de Atlantis ve Mu Uygarlığı'na dayandığı bugün artık kabul gören bir gerçek...

İkibin yıl sonra bugün insanlık, tıpkı Atlantis gibi yokolma tehlikesi ile karşı karşıya kalır mı? İnsanlığı korumak için Uygurlu atalarımızdan bugüne görevler miras alınsaydı ne olurdu? Bu kez dünyayı ve insanlığı Türkler kurtarır mı?

Güzeldünya Kitapları arasından çıkan "Atlantis'ten İstanbul'a Kadim El Yazmaları'nın Peşinde" bu gizem üzerine kurulmuş mistik bir macera romanı...

Uzun yıllar ezoterik felsefe konusunda araştırmalar yapan ve konferanslar veren Ayhan Çorbacıoğlu'nun bu sıradışı romanı MS 475'te Uygur yurdunda başlıyor... Obanın lideri Kutluğ ve emrindeki yaratıklar Kadim El Yazmaları sandığını korumakla sorumlular.. Görevleri el yazmalarındaki kadim bilgilerin, onu almaya henüz hazır olmayan insanlığın eline geçmesini önlemek... Bunu başaramazlar ve sandık Karanlık Güçler'in eline geçerse, insanlık 2.kez Atlantis'in akibetine uğrayacak...

Ne var ki Kutluğ bu görevinde başarılı olamıyor ve obası karların altında kalarak bir gecede yokoluyor...

Sandığın açılabilmesi için 1977 yılının sonunda gezegenlerin dizilişi 1 dakika için uygun hale gelecek... Sandığı açma operasyonu "Dünyanın 0 noktası" İstanbul'da gerçekleşecek... Bu işlem için Sümer döneminin unutulmaz Simya ustası Uggae uyandırıldı. Ve ne yazık ki sandığın koruyucuları henüz görevlerinin bilincinde değiller... Geçmişten geleceğe gelen mektuptaki mesajı çözebilirlerse dünyanın kaderini değiştirebilecekler...

Musluk, Fodul, Kugurçak ve diğer sıradışı karakterler okuyucuyla buluşuyor...

"Atlantis'ten İstanbul'a" serisinin ilk kitabı "Kadim El Yazmaları'nın Peşinde" ile macera başlıyor!...

Şebek Romanı - Ayşe Şasa

Anlam kaybına uğramış, şiddet dolu ultra-modern bir ortamda, gelenek, kendine özgü huzur ve dinginliğe hangi biçimde yol bulur?

İnsanlığa, en karanlık, en çetin şartlarda yaşama gücü veren, ne türden bir derinliktir?

Bir bilimkurgu parodisi olan "Şebek Romanı" bilimkurgu, mizah, tasavvuf gibi üç öğeyi bir araya getiren bir uzun öykü. 2075 yılının Viyana'sında, yeni adıyla XB21'de yaşanan olaylar bizleri insanlığın geleceği üzeri bir kere daha düşünmeye davet ediyor.

Karanlığın Ötesinde - Bahadır İçel

Yalanlar, gerçekleşmemiş olasılıklardır...

İstanbul'un mahşeri caddelerinden, uzak diyarların yüreğine destansı bir yolculuk başlıyor... İyi ve kötünün arasındaki sınırların eridiği, olasılıkların gerçeklere karıştığı bir dünyada, kaderlerini arayan bir grup kahraman...

Şövalyeler
Büyücüler
Krallar
Çarpılmışlar
Dostlar
Hainler
Destanlar
Tanrılar
Umutlar
Yalanlar...

Karanlığın Ötesinde, unutulmaz bir yolculuğa çıkmaya hazır mısın?

Kaptan Teneke - Çağan Dikenelli

2255 yılında, Dünya artık koca bir çöplük olarak kullanılmaya başlamıştır. Birleşik Galaksi Federasyonu genellikle geçmişin demokrasi aşığı sömürgeci ülkeleri hakimiyetinde oluşmuş, o zamanlar Üçüncü Dünya Ülkesi olarak bilinen devletler ise fasaryadan gezegenlere yerleştirilmiştir. Türkler de kısa bir çimlendirme çalışmasıyla kandırılarak, sonradan kahverengi, üstünde hiçbir şey yetişmeyen çorak bir toprağa sahip olduğu anlaşılan Turka gezegenine gönderilmiş ve şamar oğlanı olarak kullanılmaya başlamışlardır. Kaptan Teneke, Türk filosunun emektar gemilerinden Alıngan'ın başındadır. Federasyon'dan sefer başına para aldığı için tehlike, zoka, komplo ayırt etmeden ve algılamadan her türlü göreve koşa koşa gidip, diğer devletlerin aklının alamayacağı kadar garip gezegenlerde yaşayan sapık ırklarla muhatap olmaktadır.

Evet, silah, ışınlanma ve uçuş sistemlerinin zavallılığıyla Allahlık Ali Bey durumundaki uzay gemisi Alıngan'ın; Zulatka Savaşı'nda tüm derisi uçup gitmiş ve vücudu parasızlıktan tenekeyle takviye edilmiş aslan yürekli Rizeli Kaptan Teneke'nin; geminin ultra amatör personelinin ve denenmek amacıyla Alıngan'a atılmış az bilinen ırk örneklerinin çılgın maceraları sizlerle.

Derinden Gelen Sesler - Derleyen:Pelin Ercün

"Yoksa gerçek denen bu düzlemde bu düzlemin yansıması olan ben miyim?"

Bütün hikayeler yolculukla başlar. Kitaplar sizi umarsızca bir yerlere sürüklerken zihninizde, geçtiğiniz bütün yollar sizde derin bir iz bırakır. Benim ise ilk yolculuğum Ursula K. leGuin'in Yerdeniz Adaları 'na olandı. Büyücü Ged ile atıldığım ilk macera... Arkasından Tolkien beni Orta Dünya ile tanıştırdı. Benim için bu dünyalar kimi zaman gerçeklikten bir kaçış, kimi zaman gerçekliği hayatımda dengeye oturtan sevda yüklü bir masaldı.

Her geçen gün kütüphaneme ellerimle eklediğim bir kitabın içimde yarattığı o büyük sevda, beni daha sık aralıklarla fantastik dünyalara yolculuğa çıkmaya itti. Bu yolculukların her biri bende o kadar derin izler bıraktı ki, bir gün uyandığımda bunları paylaşmam gerektiğini düşündüm. Sadece beyin bu iş için yeterli değildi. Fiziksel olarak da buna katkıda bulunmalıydım. Herkes benim gibi fantastik dünyalara yolculuğa çıkmalı, o dünyalarda kendinden bir şeyler bulabilmeliydi. Ve eğer bunu başarabilirsem, artık yolculuklarımda yalnız olmayacaktım.

Ve şu an durduğum yere baktığımda bunu az da olsa başarabilmiş olmanın mutluluğunu içime sığdırmakta zorlanıyorum. Ellerimle yoktan var ettiğim, her kenarını ayrı bir incelikle işlediğim fantastik dünyalara açılan kapımın anahtarı artık herkeste var. Bedenleri ve zihinleri ile beni yönlendiren, bir hayalin gerçek olmasını sağlayan, beraber yolculuklara çıktığım arkadaşlarıma ve her zaman benim yanımda olan Ertan Ekşi'ye verdikleri maddi manevi destek için çok teşekkür ederim. Bana ve yol arkadaşlarıma rehber oldunuz.
- Pelin Ercun
(Kitabın İçinden)

Savaş Çocuğu / Emir Alışık
Melekler Ve Bütün / Ekin Gayretli
Kuklacının Ölümü / Serdar Uslu
Batı Sahilinin Kraliçesi / Ali Aksöz
Sessiz Ortak / Ümit Yaşar Özkan
Bir Kış Gecesinden Masallar / Ahmet Atasoy
Ludduck, Kule Ve Mavi Taş / Burak Mollamehmetoğlu
Ölü Deli Tanrının Peşinde / Erman Kulunyar
Teralivfar Hikayeleri / Ekin Gayretli
Gece, Kan Ve Bir Yıldız / Alp Birişmen
Galgalin - Venianisin Kehaneti / Beril Tetik
Anka İle Güvercin / Gamze Gürsoy
Bozkırın Ruhu / Ekin Gayretli
Kadersizlerin Masalı: Symbralar / Ayşem Balay
Sisten Gelen Yabancılar / Aziz Hayri
Fraktal: Düşmüş Geceler / Altan Oğul
Orion'un Sim: Arianna / Hakan Güneş
Kızıl Saray / Mustafa Erdem Özçifçi
Cennet Kapısı / Begüm Gülderen
İşaret / Serkan Evcimen
Ölüler Ecesi / A. Bike Bâli
Işığın Gücü / Pelin Ercun

1002. Gece Masalları - Hazırlayan:Yiğit Değer Bengi

Barış Müsteceplıoğlu, Giovanni Scognamillo, Nazlı Eray, Ümit Kireççi, Kadir Aydemir, Altay Öktem, Arzu Çur, Ferhan Ertürk, Yiğit Değer Bengi, Gündüz Öğüt, Orhan Duru, İzzet Yasar, Evren İmge, Levent Şenyürek, Çiler İlhan, Sadık Yemni, Levent Mete, Muammer Yüksel ve İhsan Oktay Anar.

Yazı serüvenine doğrudan doğruya "fantastik" yazarak atılan yazarlarla, yıllardır yazdığı öykülerin içine hiç usanmadan fantazi ve bilimkurgu unsurları katan yazarlar yan yana duruyorlar bu seçkide. Bu anlamda Türkçe edebiyatta bir ilk 1002. Gece Masalları; farklı edebi geleneklerden gelen, farklı kuşakların öykülerini ortak bir paydada buluşturuyor.

Ne de olsa her öykü sözün güzelliği için okunur!

Od Aşk, Ateş Demekti 1. Kitap - Ercan Körpe

Ruhunun nerelerde gezindiğini hatırlayamıyordu. Biraz duraksadıktan sonra gözlerini kapayarak başını geriye, güngörmüş çınara yasladı. Ürpermişti. Dayanamadı, gözlerini tekrar açtı. Yapraklar arasından zaman zaman sızmayı başaran sonbahar güneşi, gözlerini kamaştırıyordu. Ellerini iki yana açtı ve dua edercesine havaya doğru kaldırdı.

"Ey ihtiyar ağaç! Her kış ölüp baharla birlikte tekrar dirilirsin, hem de yüzlerce defa bıkmadan usanmadan, söyle bana aşkta böyle bir şey midir? Bahara olan aşkın mıdır seni dirilten, ayakta tutan?"

Kadın ateşti, lâkin yok eden cinsten. "Önce ateşleriyle eriterek kıvama getirirler, sonra hissettirmeden kalıplarına alırlar, nihayetinde de sözleriyle döve döve yeni şeklini verirler" diye mırıldandı. Katlanılması zor bu manzara karşısında içi öfkeyle dolmuştu. Daha fazla dayanamayıp bakışlarını Güştarb Dağları'nın sisli doruklarına çevirdi. Yaşamın yalın ve acı gerçekliğini bir çırpıda unutuvermiş, kadim dostu ile paylaştığı onlarca güzel hatıra arasında kaybolup gitmişti.

Mahlûkun gözlerine, daha doğrusu gözlerin olması gereken iki boş çukura bakakalmıştı Kamkagan. Dolunayın aydınlığına rağmen hâlâ simsiyahtı. Çocukken saklambaç oynadıklarında, çoğu zaman gizlendiği, kimsenin bilmediği ve kimseyle paylaşmadığı küçük mağara bile bu kadar karanlık, boş ve siyah değildi. Kesik gırtlağından sulu çamur renginde kan sızmaya başlamış, ortalığı hayvan leşi gibi iğrenç bir koku sarmıştı. Hiddetle tuttuğu saçları bıraktığında, mahlûkun cansız bedeni önüne yığılıverdi.

Aynanın Diğer Tarafında Sonlar ve Başlangıçlar - Esin Akyıldız

Her başlangıç için bir son adanır, Aynanın Diğer Tarafında. Mucize dilencilerinin rüyalarının gerçekliğinde başlayan sonda, söz sahibi olan kelimelerin izi sıçramıştır, yazılmış her satıra. Hakikatin dar kalıplara sıkıştığı anda yürüyen hayaller bulaşmıştır bu kez onların ellerin. Çıkış kimi zaman isyandadır, kimi zaman boşlukta... Onlar ki kahramanlarını kendileri yaratırlar!

Vulcania'da efsaneler bazen bir kılıcın ucunda dizilirler, bazen de lanetli bir kitabın isli satırlarında erirler. Çekici düşlemlerin içinde sorgulananlar, karamsarlığın prangalarına tutsak yaşamlar için körüklenirler. Hayal kırıntılarından doğanların, gerçek denilene hitabından kopan kasırganın yürüdüğü yollarda patlayan düşüncelerin karmaşasadır bu...

Şüpheyle örülmüş bir kesinliğin sunduğu macerada, büyünün ve gücün açtığı yaradan sızan kanın bıraktığı izlerde yanan yaprakların dilidir Aynanın Diğer Tarafında. Okunmak istenilen kelimelerin mürekkepleridir avuçlara dokunan. Anlamsızlığa bindirilmiş anlamlar ve anlamlara bindirilmiş anlamsızlıkların sesini ahenkle taşıan fantastik bir romandır bu kitap.

...Bir adım atsa kırılacak ayna. Altın gözlülerin ellerinden dökülürken efsaneler, haykıracak tüm yeryüzü. Kader bir cinayet işleyecek, suçluyu yaratmak için. Ve umut bir günah işleyecek, kahramanı yaratmak için. Küstah bir son başlangıçlar için.Aynanın Diğer Tarafında, yokluğu varlığa kanıtlamak için...

Ozanın Şarkısı - Göktuğ Canbaba

Tanrılar şarkılarını söylediler ve bir dünya yarattılar.

Büyülü çalgıları ve ölümcül sesleriyle hayatlarından bir parça vererek onu şekillendirdiler. Bakışları ve nefesleriyle ona hayat verdiler. Ağlayarak ve gülerek ona nasıl yaşanacağını söylediler. Aldatarak ve severek ona hissetmeyi öğrettiler.

Yaşayan bir dünya yarattılar ve adını İmr'Quaril koydular, tanrıların lisanında bu 'Kuzey Kıtalar' demekti. İnsanlar ona böyle seslenecekti.

Bir dünya yaratılmış ve yeni bir oyun başlamıştı artık...

Yada'nın Gizilgücü - Gülten Dayıoğlu

Yada'nın bir bilimadamı olan babası Apam, Çinli Beyin Avı Örgütü'nden kaçarken birdenbire ortadan kaybolur. Bir Çin casusu olan Yada'nın annesi de onu yetimhaneye terk edip Çin'e döner.

Kısa bir süre sonra babaannesi ve dedesi küçük çocuğu yetimhaneden kaçırarak çiftliklerine giderler. Artık Yada'nın bakımını bu yaşlı çift üstlenmiştir.

Yaşadıkları çiftliğin kâhyası Temir, alabildiğine gizemli bir adamdır. O, bu yaşlı çiftin sırdaşı ve can yoldaşıdır.

Temir, zaman geçip Yada büyüdükçe babasının ölmediğini, bir yerlerde gizemli bir yaşam sürdüğünü söyleyip durur. Ama küçük kıza hiçbir zaman gerçekleri söylemez.
Yada, babasını merak eder ve sonunda onu bulmaya karar verir.

On dört yaşına geldiğinde, karanlık geçmişinden habersiz, babasının peşine düşer. Bunun için internette açılan "Babamı Arıyorum" adlı bir siteye babasıyla ilgili ipuçlarını vererek onu aramaya başlar.

Ancak Yada bu yüzden hem kendini, hem babasını hem de tüm ailesini büyük bir tehlikeye sürükler.

1001 Soruda Bilimkurgu ve Fantastik - Hakan Alpin

Yüzüklerin Efendisi, Ejderha Mızrağı, Star Wars, Star Trek...

ya da herhangi bir bilimkurgu-fantastik eserle ilgili bilgilerinizi sınayabileceğiniz bir kitap var elinizde...

1001 Soruda çizgiroman kitabının yazarı Hakan Alpin türün hayranları için hazırladı.
(...)

Türklerin Uzaylılarla Randevusu - İsmail Ünver

Yıllardır uzaydaki söz sahibi ülkelerin milyonlarca dolar akıtarak haklarında nice araştırmalar yaptığı uzaylı yaratıkların ansızın, hem de hiçbir şüpheye yer bırakmadan Anadolu'nun ücra bir köşesinde unutulmuş, ekonomik imkansızlıklar nedeniyle nüfusunun çoğu büyük şehirlere göç etmiş, kadersiz bir kasabaya indiklerini, küçük bir kızı kaçırıp ardından kasabanın kız kurusu Zehra ile aşk alemleri yaptıklarını ve en nihayet yıllar önce kapatılmış bakır madeninin önündeki alana inerek tüm insanlığa kendilerini göstereceklerini anons ettiklerini düşünün. Bu durumda kıyamet kopmaz mı? Elbette kopar. Bir gün öncesine kadar kimsenin umursamadığı bu talihsiz Anadolu kasabası, bir anda tüm dünyanın ilgi odağı haline gelir. Her yandan on binlerce meraklı, araştırmacı, bilim adamı, tabi bir o kadar da fırsatçı kasabaya hücum eder. Bu olaydan bile siyasi rant sağlamaya çalışan ucuz politikacılar eklenince, işler içinden çıkılmaz bir hale gelir.

Bir zamanlar üzerine adeta ölü toprağı serpilmişcesine hareketsiz olan Bakırtepe kasabasında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Korkunç bir toplumsal histeri baş göstermiştir. En kötüsü de uzaylı konuklarımızla olan bu muhteşem randevunun milletimizi nereye götüreciğinin kimse tarafından kestirilememesidir.Muhteşem bir geleceğe mi? Yoksa tüyler ürpertici bir kabusa mı?

Anadolu Korku Öyküleri Cilt: 1


Kayra Keri Küpçü (Kayra "Keri" Küpçü) , Demokan Atasoy, Işın Beril Tetik, Galip Dursun, Koray Günyaşar, Ayşegül Nergis
...

Büyük kent korkuları başka, kırsal alan korkuları bambaşkadır; doğa ile doğanın gücü ile batıl inançlarla iç içedir ve çarpıcılıklarını da onlardan alır, ola ki inandırıcılıklarını da...

Öykülerin tümü, özgünlüklerinden bir şey kaybetmeksizin, anlattıkları ortamların -köyler, ormanlar, tepeler, mağaralar- özelliklerini koruyarak dayandıkları malzemelerin -batıl inançlar, hayaletler, büyüler, büyücüler- yerinde kullanılışı ile gerçekten kimi Anadolu korkularını, okurları etkileyecek ve düşündürecek şekilde canlandırıyorlar. Kaldı ki ücra köylerin, geleneklere bürünmüş kasabaların, kuytu ormanların, bir görünen bir kaybolan mağaraların ve nerelere kadar uzandığı bilinmeyen kuyuların gizleri ve dağıttığı, dağıtabildikleri heyecanlar, korkular ve kabuslar bunlarla bitmiyor, ola ki başlıyor...

Rika'nın Beyninde - Levent Mete

Bulunduğum yerden kan akışının uğultusunu ve dokuların kendine özgü hışırtılarını duyabiliyordum. Belli belirsiz bazı mırıltılar, inlemeler, iç geçirmeyi andıran sesler işitiliyordu. Kızın zihni bu aralar epey hareketliydi anlaşılan. Derinlere doğru uzanıp giden o tuhaflıklar ülkesine yapmak zorunda olduğum yolculuğu düşününce titredim. İnsan aklının karşılaştığı en korkunç yaratıklarla doluydu orası. Böyle olduğu biliniyordu. Ama, nasıldı bu yaratıklar? Aralarından geçmeye, hatta belki de içlerinden bazılarının yuva olarak bellediği oyuklara girip çıkmaya kalkan birine nasıl davranırlardı?'

Rika'nın Beyninde, bilincin parlak ışığıyla bilinçdışının alacakaranlık dehlizleri arasında gidip gelen, kahramanlarını düşle gerçek arasında dolaştıran, olağandışı yaşantılarla dolu bir serüven. Büyücüler ve Terapi'nin yazarı Levent Mete, ruhun derin bölgelerine ayna tuttuğu bu yeni romanında, bireysel ve toplumsal iktidara farklı bir noktadan, liseli bir genç kızın zihninden bakıyor. Rika'nın Beyninde, giderek kanıksayıp olağan karşıladığımız, adaletsizlik, yıkım ve vahşetle örülmüş bir dünyayı, fantastik edebiyatın olanaklarını kullanarak sorgulayan, sıra dışı bir roman.

Öteki Dünyalı - Mustafa Yelkenli(Türün önemli eserleriyle ilgili eleştiri)

Gelecek tasarım bilimkurgu edebiyatının temel özelliğidir. Gelecekteki olası öyküler aynı zamanda gelecekteki olası düzenleri de betimler. Bunun nasıl şekilleneceği yazarın ideolojik donanımına bağlıdır. Eğer emperyalist yayılmacılığa sempatiyle bakıyorsa yazar, kuşkusuz gelecekte bir uzay imparatorluğunu anlatacaktır Asimov gibi. Evrimleşmenin son aşamasında tanrısal bir takım özellikler kazanacaksa insan, Arthur C. Clarke gibi saf enerji haline gelen insanın serüvenini romanına konu edecektir. Telapatinin yaygınlaşacağını öngörüyorsa yazar Alfred Bester gibi, tüm güvenlik birimlerini en yetenekli telepatlardan seçecektir kuşkusuz. Var olan düzene itirazı varsa eğer, Bradbury gibi, kitap düşmanlığını ve polis devletini işleyecektir. Veya mevcut olanı sorgulayarak dünyayı yeniden yorumlayacakve bir anlamda karşı dünya tarihini yazakacaktı; Lessing gibi. Ya da Philip K. Dick gibi karanlık bir geleceğin uyarısını yapacaktır okurlarına. Stanislaw Lem gibi insanı ön plana çıkarıp başka gezegenlerin doğal yaşamlarına müdahale etmeyecek, geleceği bugüne bakarak absürd bir şekilde betimlemeye kalkışacaktır. LeGuin gibi anarşizmi ve feminizmi, Franke Herbert gibi Ortadoğu coğrafyasını binlerce yıl sonraya uyarlayacak ideolojik donanımına uygun olarak tasarlanacaktır.

Korkunun Yüzleri - Nuray Tekin

Korkunun çeşit çeşit yüzüyle karşılaşmaya, her şeyi göze alarak bir düşler labirentinden dolaşmaya hazır mısınız? Çünkü Nuray Tekin'in hikayeleri sizi, ya birdenbire her türlü çılgınlığın pençesine düşen, esrarengiz cinayetlerin birbirini izlediği; ya da kimseye bir defadan fazla görünmeyen gezginlerin toplanıp durmaksızın "aradığı"; ya da üzerlerinde binlerce insanın kanı bulunan bıçakların kaderleri çizdiği; ama her seferinde bilmediğiniz, tanımadığınız, zihninizde canlandırmakta zorlanacağınız uzak yerlere götürüyor. Herkesin gerçek diye başka bir şey gördüğü ve kimsenin gördüğünden emin olamadığı ürkütücü düşler dünyasında Nuray Tekin'in kahramanları, atalarından kalma bir terkibin yardımıyla telepati yoluyla haberleşiyorlar, bir sinekle iletişim kurmaya çabalıyorlar, hayatın akışını değiştirebilen resimlerin yapıldığı boyaların peşine düşüyorlar, kendilerini birdenbire, sadece ölülerin "yaşadığı" bir alemde buluyorlar veya nasıl "her şeyi içine almaya hazır" bir vampir haline geldiklerini anlatıyorlar; ya da sadece köpekten korkuyorlar. Gece evde ışıkları yakmadan sadece köpekten korkuyorlar. Gece evde ışıkları yakmadan dolaşırken içinizde uyanan ürpermeden haz alanlardansanız, Nuray Tekin'in fantastik hikayeleri size özel bir zevk verecek; ama aşk, cinayet, arayış, gerçek, yanılsama... gibi konularda cüretkar zihin yolculukları peşindeyseniz, elinizdeki kitap bir saatsiz bombaya dönüşebilir...

Kralların Yolu 2012 Destanı 1. Kitap - Selim Yeniçeri

Pelerinli yabancı ince uzun vücudunu bir yılan gibi kıvırarak birkaç adım daha ilerledi ve sonra olduğu yerde donup kaldı. Aradığı şeyi bulmuştu. Ondan gelen düşünce dalgalarını algılayabiliyordu.

Acaba dileklerin gerçekleştiği doğru mu? diye düşünüyordu hedef kişi.

Dileklerin gerçekleşip gerçekleşmemesinin hiçbir önemi yok, diye düşündü pelerinli yabancı. Önemli olan, misyonunun gerçekleşip gerçekleşmemesi!

"Kendini bilmeyen, yolunu da izleyemez!"
Muhteşem gitar sololarının hâlâ kulaklarını doldurduğunu fark edince, Rohan bu sesin gerçekten de beyninden geldiğini anladı; üstelik bu yabancı kadın Rohan'dan en az birkaç metre ötede duruyordu.
Kadın mı?

Yirminci yüzyıl Türkiyesi'nde kusurlu eğitim sisteminin, hoşgörüsüzlüğün ve cehaletin neredeyse ziyan etmek üzere olduğu genç bir dahi, Rohan Yalvaç, hayatı boyunca ünlü bir Rock yıldızı olmanın hayalini kurmuştu. Şimdi yaşadığı onca zorluktan sonra neredeyse hayalinden vazgeçmek üzereyken, aslında bunun kozmik bir planın parçası olduğunu ve kendisinin de bu planda merkezi rol aldığını anlayacaktı.

Her şey 17,000 yıl önce başlamıştı ve şimdi 2012 yılı yaklaşırken, Marduk ile ilgili söylentiler ortalıkta dolaşırken ve herkes endişe, korku ve merakla neler olacağını beklerken...
Tigerianlar geri dönüyordu!

Elbid Avcısı - Şule İbiş

Yaşamla ölüm arasındaki bölgede kalan Ela, hayata dönebilmek için Elbid Avcısı olmak zorundadır.

Elbidler, komaya giren insanların nefes parçacıklarıdır ve ara dünyada herbiri farklı bir varlık görünümündedir.

Ela, konuşabilen Madalyon'u ve Zip'i Beyaz'ın yardımıyla bir yandan Elbildlerini yakalamak için uğraşırken, diğer yandan da Karanlık Bronlarına yakalanmaya çalışacaktır.

Billur Köşk Hikayeleri - Tahir Hafızoğlu

İnsan aklının ürettiği olağanüstü hikayeler ve masallar, tıpkı bir rüya gibi herşeyi mümkün kılarken, aslında içinde gerçek hayata ilişkin birçok mesajı da mecaz olarak bilinçaltına bırakırlar.
Cesarete, kuvvete, güzelliğe, şansa ve servete vurgu yapan bu olağanüstü hikayeler, söz ustalarının dilinden nesilden nesile aktarılırlar.

Devler, yedi başlı ejderler, uçan atlar, büyücü cadılar, insan yiyen kuşların yeraldığı hayal ürünü bu hikayelerin satır aralarındaki adalet, dürüstlük, nankörlük, kurnazlık, ahmaklık ve hikmeti bulmak da okuyucuya kalıyor...

Kabasay'ın Dönüşü - Utku Eser, Şadruh Seyyid Han

Dili ve özel alfabesiyle ilk kez günışığına çıkıyor Kabasay'ın Dönüşü

Kabasay nedir, neyin nesidir, ne zamandan beri vardır, dünyayı yöneten gizli güçler kimler, gizlinin de gizlisi mi var, bilimin asıl seviyesi nedir, yüksek bilim ve teknoloji (yordambilim) üretenler kimlerdir, devletleri yönetenleri yönetenler kimlerdir, asıl savaşlar nasıl ve nerede kimler arasında yapılıyor, dünyadaki iyiliği ve kötülüğü yönetenler kimlerdir? Yoksa bütün bunları yapanlar acaba aramızda sıradan bir vatandaş olarak yaşayan ve gerçekte birtakım olağanüstü güçlere sahip insanlar mı? Onlar yoksa aramızda da biz mi onları fark etmiyoruz ya da onlar mı kendilerini gizliyor? Gelin bu romanda bu soruların cevaplarını da birlikte arayalım.

Kabasay'ın Dönüşü'nün bir özelliği de yanısıra bir dil çalışmasının yürütülmesidir. Yabancı kelimelerin Türkçeleştirilerek kazandırılması ve dilimize sahip çıkılması adına yürütülen özel ve özenli bir çalışmadır bu.

Kitaptaki bir başka özellik de yaratıcı ve özgün bir yöntemle kitabın kendi korsanıyla savaşması sağlanmaya çalışılmıştır. Her okurun elindeki her kitap, ayrıca yalnızca "sahibine" özel izler barındırıyor ve aynı izlere sahip ikinci bir kitabı hiçbir okurda bulmak mümkün değil.

Zaman Çöktü - Y. Hakan Erdem

41. yüzyıl: Koyun ve koçların sembolokrasiye karşı savaşı!

Kitab-ı Duvduvani ile Unomastica alla Turca'nın yazarı Y. Hakan Erdem, bu kez bilimkurguya el atıyor ve tufandan sonrasına, 41. yüzyıla gidiyor, ama buralardan fazla uzaklaşmadan... Zaman Çöktü, bir bakıma, insanlaşmaya çalışan koyunların, koyunluk değerlerini savunarak insanlara karşı ayaklanışının hikâyesi. Bir bakıma da, 21 yüzyıldır süren sembolokrasiye ve Türkiye'nin ruhuna tutulmuş bir ayna: Huriler, buharlaştırıcılar, gargoylelar, başkasının uykusunu uyuyanlar, koçlar, dispatlar, siborkullar, kara delikler, kırmızı başlıklı kızlar ve daha neler neler... Belki de, Batılılaşma sürecindeki koca bir ülkenin, mecburen Güneylileşmek zorunda kalışının hikâyesidir bu, kim bilir?

Bambaşka bir dünya bu tufanın baştan sona sulara gark ettiği,
Anadolu'yu yerinde bırakıp bazı kıtaları nerdeyse yok ettiği...

Ama her şey gene aynı; egemenler, semenderler, güçemenlerle,
Medya imparatorlukları, zencefil tekelleri ve bazı kartellerle...

Ayaklanırken Philippos oğlu Alexander önderliğinde koyunlar
Korkunç kuğular ve bilinçler havada süzülür... Katılaştırılır atlar

Doğu Batı, yönler karışır, nereye gitmeli şimdi? Yüzler asılır
Zaman çökmüş kime ne, her koyun kendi bacağından asılır
"Buza Yazılı Şiir"den, anonim

Çift Başlı Kartal - Yiğit Değer Bengi

"Masallar külliyen yalan, mitolojiyse gerçekmiş hissi veren başka bir çeşit yalandır. Sevimli, güzel, yararlı yalanlardır bunlar; bir kızın sevişmeye giderken annesine söylediği bu gece kız arkadaşımda kalacağım yalanı gibi... Fantastik ise, düpedüz doğrudur. Gerçeğin arka planıdır sadece, aynanın sır'sız yüzüdür. Yalan gibi görünmesi ondan. Yiğit Değer Bengi'nin öyküleri ne masalsı, ne mitolojik, ne de fantastik. Daha da ileri gidebiliriz; bu öyküler gerçeğin ta dibi! İster taş devrinde, ister Ortaçağ'ın karanlığında, ister günümüzün pis, isli dünyasında yaşasın, hiç fark etmez. İnsanın gerçekliğe çarptıkça çıkardığı tok sesi duydum bu öykülerde. Sarsılmam ondan. Az buz değil, katlanılmaz derecede tok bir ses bu. Yani her okuyana çalım atacak güçte öyküler bunlar. Çünkü gerçek, bütün gerçekliğiyle gözler önüne serilmiş, mitoloji, masal, fantastik gibi öğeler ise, gerçekleri yola koşmak için kırbaç niyetine kullanılmış... 2000'li yıllar, gerçeğin kan-ter içinde yola koşulduğu, ciddi ciddi kırbaçlandığı yıllar olarak geçecek edebiyat tarihine. Kırbacı elinde tutanlardan biri de Yiğit işte..."
- Altay Öktem

"Bengi, bizi salt bir hayal gücünün ve sağlam bir tarih bilincinin yaratabildiği zengin bir dünyanın içine duyarlılıkla yerleştiriyor, adeta bağlıyor."
- Giovanni Scognamillo

Yazar, soğuk, acımasız ve kaba gerçekliği zamandan azade geçişlerin huzuruyla ılıtıp sunuyor. Kendine özgü bir dil kurma yolculuğu da denebilecek öyküler bunlar. Bir yol. Çift başlı kartal yolu."
- Sadık Yemni

"Çift Başlı Kartal öyküleri, tarihsel anlatı, mitoloji ve zengin bir hayal gücüyle yoğrulmuş, ustalıkla yazılmış öyküler. Bengi, edebiyatımızda az yürünen bir yolda, cesaretle ilerliyor."

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 80
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 10/9/2007 7:19:18 PM   
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Giritli Ali Aziz Efendi'den Bir Osmanlı Efendisinin Fantastik Hayalleri(bunu özellikle merak ettim );

Mısır Şehzadesi

Osmanlı hayal dünyasının bilinmeyen klasikleri artık Türk Edebiyatı literatüründe Bir Osmanlı Efendisinin Fantastik Hayalleri

"Okumaya zaman bulamıyorum" diyorsanız bu kitaplardan uzak durun! Aksi halde bütün zamanınızı çalar...

Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de son zamanlarda fantastik ve bilim kurgu türünden eserlere giderek artan bir ilgi söz konusudur. Bu eserlere sürekli olarak bir yenisi eklenmeye devam ediyor. İnsanın değişik bir boyut arayışının edebiyattaki yansımaları olarak değerlendirebileceğimiz bu eserle; insan hayalinin uçsuz bucaksız genişliğinin göstergesidir aynı zamanda...

Bu türün en eski ürünlerine Doğu'da, kendi kültür çevremizde sıkça rastlamaktayız. Ali Aziz Efendi'nin hayalleri de bunlardan birisidir. 1700'lerin sonlarında yazılmış olan üç eseri, zamanında oldukça ilgi çekmiş, en çok okunan kitaplar arasına girmiştir. Hatta o zamanın teknolojik şartlarına rağmen 5 ayrı baskı yapmıştır.

Eğer dünyanın tek düzeliğinden birazcık sıkılmışsanız ve hayatınıza azıcık da olsa hoşluk katmak için zamanınız varsa, bu kitapların sayfalarını açın, aksi takdirde hiç başlamayın; bütün zamanınızı çalar ve sizi esir alabilir...

"Mısır Şehzadesi", "Simyacı'nın Sırrı" ve "Mühür" adıyla okuyucuya sunulan Ali Aziz Efendi'nin bu üç eserini günümüz Türkçesine Orhan Sakin uyarladı.

Simyacı'nın Sırrı

Osmanlı hayal dünyasının bilinmeyen klasikleri artık Türk Edebiyatı literatüründe Bir Osmanlı Efendisinin Fantastik Hayalleri

"Okumaya zaman bulamıyorum" diyorsanız bu kitaplardan uzak durun! Aksi halde bütün zamanınızı çalar...

Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de son zamanlarda fantastik ve bilim kurgu türünden eserlere giderek artan bir ilgi söz konusudur. Bu eserlere sürekli olarak bir yenisi eklenmeye devam ediyor. İnsanın değişik bir boyut arayışının edebiyattaki yansımaları olarak değerlendirebileceğimiz bu eserle; insan hayalinin uçsuz bucaksız genişliğinin göstergesidir aynı zamanda...

Bu türün en eski ürünlerine Doğu'da, kendi kültür çevremizde sıkça rastlamaktayız. Ali Aziz Efendi'nin hayalleri de bunlardan birisidir. 1700'lerin sonlarında yazılmış olan üç eseri, zamanında oldukça ilgi çekmiş, en çok okunan kitaplar arasına girmiştir. Hatta o zamanın teknolojik şartlarına rağmen 5 ayrı baskı yapmıştır.

Eğer dünyanın tek düzeliğinden birazcık sıkılmışsanız ve hayatınıza azıcık da olsa hoşluk katmak için zamanınız varsa, bu kitapların sayfalarını açın, aksi takdirde hiç başlamayın; bütün zamanınızı çalar ve sizi esir alabilir...

"Mısır Şehzadesi", "Simyacı'nın Sırrı" ve "Mühür" adıyla okuyucuya sunulan Ali Aziz Efendi'nin bu üç eserini günümüz Türkçesine Orhan Sakin uyarladı.

Mühür

Osmanlı hayal dünyasının bilinmeyen klasikleri artık Türk Edebiyatı literatüründe Bir Osmanlı Efendisinin Fantastik Hayalleri

"Okumaya zaman bulamıyorum" diyorsanız bu kitaplardan uzak durun! Aksi halde bütün zamanınızı çalar...

Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de son zamanlarda fantastik ve bilim kurgu türünden eserlere giderek artan bir ilgi söz konusudur. Bu eserlere sürekli olarak bir yenisi eklenmeye devam ediyor. İnsanın değişik bir boyut arayışının edebiyattaki yansımaları olarak değerlendirebileceğimiz bu eserle; insan hayalinin uçsuz bucaksız genişliğinin göstergesidir aynı zamanda...

Bu türün en eski ürünlerine Doğu'da, kendi kültür çevremizde sıkça rastlamaktayız. Ali Aziz Efendi'nin hayalleri de bunlardan birisidir. 1700'lerin sonlarında yazılmış olan üç eseri, zamanında oldukça ilgi çekmiş, en çok okunan kitaplar arasına girmiştir. Hatta o zamanın teknolojik şartlarına rağmen 5 ayrı baskı yapmıştır.

"Mısır Şehzadesi", "Simyacı'nın Sırrı" ve "Mühür" adıyla okuyucuya sunulan Ali Aziz Efendi'nin bu üç eserini günümüz Türkçesine Orhan Sakin uyarladı.
(Tanıtım Yazısından)

Eğer dünyanın tek düzeliğinden birazcık sıkılmışsanız ve hayatınıza azıcık da olsa hoşluk katmak için zamanınız varsa, bu kitapların sayfalarını açın, aksi takdirde hiç başlamayın; bütün zamanınızı çalar ve sizi esir alabilir...

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 81
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 10/9/2007 7:26:03 PM   
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Cornelia Funke;

Mürekkep Yürek

Mürekkep Yürek genç, yetişkin her yaştan okurun elinden bırakmak istemeyeceği müthiş bir fantastik kurgu.

Meggie'nin babası Mo'nun olağanüstü bir yeteneği vardır. Sesli okuduğu kitapların kahramanları, kitaptan çıkarak gerçek olurlar. Ancak onların yerine de gerçek dünyadan kişiler ya da varlıklar romanın içine girer. Mo, bu yeteneğini, Meggie bebekken ona Mürekkep Yürek adlı romanı okuduğu sırada keşfeder. Bir anda kitabı okuduğu odada tuhaf insanlar belirir ama asıl önemlisi Meggie'nin annesi kaybolmuştur...

Büyük sürprizlerle dolu Mürekkep Yürek'te olanlara inanamayacaksınız. Her ihtimale karşı, size bu kitabı sesli okumamanızı öneririz...

Mürekkep Dünya

Mürekkep Yürek'in yazarı Cornelia Funke'nin usta kaleminden keyifle okuyacağınız, hayal gücünüzün sınırlarını zorlayacak bir roman daha... Mürekkep Dünya'ya hoş geldiniz!

Cornelia Funke'nin bir önceki romanı Mürekkep Yürek'ten tanıdığınız kahramanlarla yine beraberiz. Ancak bu kez başları farklı bir dertte. Meggie'nin hayatını değiştiren bu hikaye daha da heyecanlı bir serüvene dönüşerek devam ediyor.

Meggie'nin, babası Mo gibi olağanüstü bir yeteneği vardır. Okuduğu kitaplardaki kahramanların kitaptan çıkabilmeleri yetmiyormuş gibi üstüne üstlük gerçek hayattan da romanın içine girebilen varlıklar var. Bu kitapta, bir önceki kitabımızda gerçek dünyadan romanın içindeki dünyaya geçip kaybolan Meggie'nin annesini kurtarmaya çalışıyorlar. Bu farklı macerada Meggie, kötü niyetli Basta'ya karşı, o yakalamadan sevdiklerini uyarmak için çabuk davranmalı! Bakalım kahramanımız, Gizemli Orman'ı, perileri, camdan adamları görmek için neler yapacak?

Yine sürprizlerle şaşıracak, yine maceraya doyamayacak, yine inanamayacaksınız!

Ejderha Süvarisi

1999 Yılı Kalbach 'Klapperschlange' Ödülü, Hameln Kenti Rattenfaenger Edebiyat Ödülü ve Zürih La Vache Qui Lit Kitap Ödülü.
Ejderha parıldayan kanatlarını açtı ve havalandı. Ben nefesini tuttu ve Lung'ın sırtına tutundu. Ejderha yukarılara doğru uçtu. Gecenin karanlığı ve sessizliği onları sarıyordu...

Firedrake, Ben ve Sorrel, ejderhaların barış ve huzur içinde yaşayabileceği efsanevi bir yer aramak üzere hep beraber bir yolculuğa çıkarlar. Bu yolculuk, onları harika yaratıklarla ve zalim bir adamla karşılaşacakları sihirli topraklara götürür. Bu topraklarda sürükleyici ve tehlikeli maceraların içine dalarlar.

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 82
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 10/9/2007 7:29:21 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Herbie Brennan'dan Peri Savaşları;

Peri Savaşları

Her yaştan kitapseverin soluğunu tutarak okuyacağı Peri Savaşları, parçaları bir araya geldikçe çözülen olağanüstü bir bulmacayı andırıyor.

Bay Fogarty'nin kedisi bir kelebeği mideye indirmek üzereyken Henry kelebeğin hayatını kurtarır. Ama aslında kurtardığı, Gece Perileri'nin tehdidi altındaki ülkesinden kaçmak zorunda kalmış bir peri prensidir. Periler Diyarı'na geri dönebilmek için Prens Pyrgus'ın tek güvencesi, Henry ve Bay Fogarty'dir. Ailesinin sorunlarıyla uğraşmakta olan Henry ise, bir anda kendisini sürükleyici bir serüvenin içinde bulur.
"Şimdiye dek raflarda boy göstermiş en iyi fantastik kitaplardan biri" The Times Educational Supplement "Peri Savaşları fantezi, mitolojive bilimin şaşırtıcı bir karışımı. Herbie Brennan üçünün de ustası." Eoin Colfer, Artemis Fowl'ın yazarı.

Mor İmparator Peri Savaşları'nın Devamı...

Pyrgus Mor İmparator olmak için hazırlık yapmaktadır. Bay Fogarty Benzer Dünya'yla tüm ilişkisini kesmek üzeredir ve Eşikbekçisi olarak o da hazırlıklara başlamıştır. Henry ise Pyrgus'ın Taç Giyme Töreni'ne davet edilmiştir. Periler Diyarı'nda huzurlu bir hayat başlamıştır; her şey kontrol altındadır ve savaş dönemi sona ermiştir. Ancak her şey ölmüş olan eski Mor İmparator'un bir anda ortaya çıkmasıyla değişir. Lord Hairstreak artık ipleri eline almıştır ve Mor İmparator olmak için kurduğu planları adım adım uygulamaktadır. Blue ve Pyrgus'ın bu büyük düşmanla başa çıkabilmeleri için yardıma ihtiyaçları vardır.

Herbie Brennan her yaştan kitapseverin heyecanını yine son sayfaya kadar ayakta tutuyor. Bu sefer bulmaca daha karışık ve daha zorlu.

"Heyecanlı, romantik, çok zekice ve şaşırtıcı."
- Independent on Sunday

"Şimdiye dek raflarda boy göstermiş en iyi fantastik kitaplardan biri."
- The Times Educational Supplement

"Peri Savaşları fantezi, mitoloji ve bilimin şaşırtıcı bir karışımı. Herbie Brennan üçünün de ustası."
- Eoin Colfer, Artemis Fowl'ın yazarı

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 83
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 10/9/2007 7:35:17 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
muhtelif eserler;

Armağan Zamanlar - Zoran Zivkoviç

2003 Dünya Fantezi Roman Ödüllü Yazar
Gizemli bir ziyaretçi, hayattaki her şeyden umudunu kesmiş üç farklı insanın kapısını çalar. Bu kişiler, hapsedildiği hücresinde son gecesini geçiren idam mahkumu bir astronom; hayatını tozlu bodrum katındaki bürosunda geçirmiş, yalnız bir antik dinbilimci kadın; geçmişindeki karanlık, acı dolu bir anının etkisinden uzun yıllardan beri kurtulamamış yaşlı bir saatçidir. İşte bu gizemli ziyaretçi, kapısını çaldığı bu kişilere eşsiz ama bir o kadar da belirsiz birer zaman armağan eder. Gizemli ziyaretçinin gerçek kimliğini bilen tek kişiyse, kapatıldığı stüdyosunda yaşayan kaçık bir kadın ressamdır. İyi ama böyle bir dünyada, kaçık olmasa bile, bir sanatçıya kim inanır ki?

"Bu kısa roman gerçekçiliğin kurguyla ilişkisini sorguluyor. Sonunda da, her şeyi sorgular hale getiriyor: karakterlerin kimliklerini, gizemli ziyaretçiyi, doktoru ve yazarı. Gerçek ile kurgu arasındaki sınırlar bulanıklaşıyor ve okur kurgu içinde bir kurguyla karşı karşıya kalıp kalmadığı konusunda tereddüt ediyor. Postmodernizm ile bilimkurgu karışımı bu olağandışı roman, insanın varlığı konusunda çok kritik birtakım soru işaretlerini ortaya çıkarıyor. Gerek edebi, gerek felsefi açıdan birbirlerinden çok farklı yorumlara açık ve her seviyede kişinin okuyabileceği bir roman."
(World Literature Today, ABD)

Edebi fantastik akımın dünyadaki öncülerinden olan Zoran Zivkoci, Armağan Zamanlar'da, zaman olgusunun sorgulanabilirliğini, zekice ve felsefi derinlikle okurun önüne seriyor.

Gnole İki Dünya Arasında Yeşil Bir Macera - Alan Alridge

Fungle, Dumanlı Dağlar'da yaşayan bir Gnole, köstebek benzeri bir canlıdır. Biçilen ağaçlar, delik deşik edilen toprak, havaya uçurulan dağlar insanların yıkıcılığının belirtileri olarak yaklaştıkça, ormanın şamanı olan Fungle'ın, Doğa Tanrısı ile Yıkım Tanrısı arasındaki savaşa katılması kaçınılmaz olur. Böylece, aslında keyifbaz, evcimen bir kitap kurdu olan Fungle, kadim bir silahı ele geçirmek üzere, insanların sahiplendiği dünyanın merkezine dek uzanan bir yolculuğa çıkar.

Uyuşuk, hırçın, şaşkın, kötü, habis, beceriksiz, doğaüstü, yardımsever, ürkütücü bir yaratıklar kalabalığının eşliğinde ilerleyen büyük yeşil bi macera, büyüleyici bir bilgelikle yüklü yeşil masal: Gnole.

Yıkım'a Giden Adam - Alfred Bester

"Sonsuz evrenin içinde yeni olan, farklı olan hiçbir şey yoktur. İnsanoğlunun anlık düşünceleri içinde eşsiz görülebilen her şey, Tanrı'nın Gözü'nün sonsuzluğunda çaresiz kalacaktır...
Her biri, uzay ve zamanda eşi olmayan o gururlu yanılsamaya bakıcılık eden, sonsuz sayıda dünya ve kültür vardı...
acı çeken sayısız insan...
İşte bu, böyle bir zamanın öyküsüdür ve böyle bir kişinin..."

Evrene hütmetmeye, var olan en büyük güce ve en büyük çılgınlığa sahip olmak için önünüzde terk edilen bir engel var: öldürülmesi gereken bir adam. 24. yüzyılın en zengin adamı, yüreğinde intikam ateşi ve düşlerinde isimsiz bir düşmanla yaşıyor...

Ve av yeniden başladı.

Düşler İmparatoru - Clark Ashton Smith

Şair, ressam, heykeltıraş ve kara fantazyanın üç büyük kaleminden biri olan Clark Ashton Smith'in öyküleri ilkel tanrıların oyun alanları Hyperborea'dan, ölmekte olan bir güneşin kızıl aydınlığındaki son kıta Zothique'e kadar, en habis büyüler, en kadim kentler ve en iblisçe intikamlarla dolu tüm unutulmuş dünyalara ve tuhaf boyutlara uzanıyor.

Kutsal - Daniel Quinn

"İsmail" adlı bestseller yazarı Daniel Quinn'den, doğaüstü güçleri bulmak için yola çıkan bir dedektifin öyküsü...

Chicagolu özel dedektif Howard Sheim, Eski Ahit'in Çıkış Kitabı'nda adları geçen Baal, Ashtorot ve Moloch gibi "sahte" tanrıları bulması için milyoner bir Musevi olan Aaron Fischer tarafından tutulur. Arayışları onu, kendine özgü bir mistik olan bir Tarot uzmanına ve genç bir görücü olan Richard Halloway'e yönlendirir. Genç çocuk, aramızda yaşayan bu varlıkların, bizler gibi insan olmadıklarını ama onların ne olduklarını da bilmediğini söyler. Kader, bir süre sonra Howard'ın, 42 yaşındaki babası David Kennesey tarafından gizemli bir şekilde terkedilen 12 yaşındaki Tim ile inanılmaz bir maceraya atılmasına neden olur. Gizem ve macera dolu bir yolculuğun ardından Andrea ve bir grup gizemliinsanın yaşadığı dağlar içindeki bir tür Shangri-La'ya ulaşırlar. Howard burada, tanrıların eski oyunculukları ve gizemleri ile tanışır ve olaylar asla tahmin edemeyeceği bir boyuta doğru ilerler.

Althalus'un Dönüşümü - David Eddings, Leigh Eddings

Althalus, tanıdığınızda çok seveceğiniz bir adam değildir. Bir hırsız, bir yalancı, zaman zaman cinayet işleyen ve onur sözcüğünün anlamını bile bilmeyen bir insandır. Ama kaderin bir cilvesi, onu aslında kedi olmayan bir kediyle tanıştırır. Böylece Althalus hiç ummadığı olayların ortasında bulur kendini. Yaratıcı Tanrı Deiwos ve yok edici İblis Daeva'nın ebedi savaşı sürerken, gizemli üçüncü tarafın ajanı olarak çıktığı yolculuk, Althalus'un tüm hayatını değiştirecektir. Güçlü, deneyimli ve acımasız düşmanlarına karşı yanında bir grup deneyimsiz gençten başka kimse olmayacaktır: Çocuk denecek yaşta bir savaşçı, genç bir rahip, şımarık bir prenses, yetim bir hırsız, herkesin dışladığı bir cadı... Mutlak iyi ve mutlak kötü kavramlarına yeni bir anlayış getiren, eğlenceli bir macera başlıyor. Eddingslerden tek kitaplık keyifli bir eser.

Efsane Drenai Masalları - David Gemmell

Eski görkemli günlerini geride bırakan Drenai İmparatorluğu'nun kaderi, Delnoch kalesinin savunulmasına bağlıydı ve tarihte eşi benzeri görülmemiş bir orduya karşı, çoğunluğunu on bin kadar asker, General Magnus gelene kadar, yani üç ay boyunca kaleyi savunmak durumundaydı.

Ve kahramanlıkları efsanelere konu olan ancak yıllar önce dağlarda inzivaya çekilmiş emekli savaşçı Drus, dünyanın bu en büyük savaşında son bir kez baltasını savurmak için Delnoch'a doğru yola çıktı. Kont Delnar'ın kızı Virae, yakışıklı serseri Regnak ile kanun kaçağı Bowman'ın yolları da ölümün kol gezdiği Delnoch'ta kesişti.

Bu, güçlü kılıç savaşçıları, balta kullanıcılar ve kıyamet sonrası maceraperestleriyle örülmüş müthiş bir hikâye!

"David Gemmell gerçek maceranın öyküsünü kuruyor, son derece hakiki, destansı bir fantezi malzemesi kullanıyor."
- R.A. Salvatore

"Yazar David Gemmell yaşayan karakterler yaratarak, yaşamları değerlendikçe geçirdikleri gelişim ve değişimleri göstererel müthiş bir iş çıkarmış. Bu hareketli hikaye yüksek eşikler, olağanüstü bir yaratıcılık, inanılmaz fedakarlıklar, kalabalık zafer anları ve bütüne yayılacak güçte bir mizahla dopdolu. Kılıçlı ve kahramanlı masalları seven herkese ve tüm tarihi roman düşkünlerine öneriyoruz.
- Yet Another Book Review Site -

Hayatın Gerçekleri - Graham Joyce

2003 Dünya Fantezi Roman Ödülü
İkinci Dünya Savaşı sırasında ve savaşın hemen sonrasındaki dönemde İngiltere'nin Coventry şehrinde geçen bu roman, Vine ailesinin en küçük kızı, genç ve başına buyruk Cassie'nin bir Amerikan askerinden evlilik dışı olan oğlu Frank Arthur Vine'ın ilk çocukluk çağı boyunca çevresinde geçen olayları konu alıyor. Doğaüstü sezgilere sahip kaçık Cassie'nin çocuğa gereğince bakamayacağı düşünüldüğünden, Frank, birbirinden ilginç altı teyzesinin ve bu yetisinden hiç memnun olmasa da "ölüler dünyasıyla" ilişki kurabilen otoriter ama sevecen anneannesi Martha Vine'ın gözetimi altında büyür. Joyce, gerçeküstü bir hikaye içinde kitap sayfalarından fırlayacak kadar "gerçek" karakterleriyle, savaş, doğum, ölüm, aşk, cinsellik, siyaset ve hayatın başka pek çok gerçeği üzerine küçük ayrıntıları ustalıkla bir araya getirerek büyük bir eser inşa etmeyi başarıyor.

"Şaşırtıcı, büyüleyici bir roman."
-Washington Post Book World

"Uzun zamandır bende böylesine hayranlık uyandıran bir roman okumamıştım."
-Isabel Allende

"Ustalıkla planlanmış ve etkileyici bir dille yazılmış."
-New York Times Book Review

Ateşin Efendisi Şaman Mitolojinin Romanı - Harald Braem

Asya'nın Ayincisi, Ateşin Efendisi Şaman Mitolojisinin Romanı

Büyük davulu ve ustasının pelerinini alıyor. Ayinlerde gerekli olan bir sürü ufak tefek nesneyi keselere doldurup beline bağlıyor. Dizlerinin üstüne oturup kürek çekiyor ve emniyetli bir şekilde yavaşça akıntının içinde ilerliyor. Kafasındaki tüylü başlık rüzgarda uçuşuyor. Tayganın kralı Malu'nun gururlu boynuzlarını da taşıyor üstünde; ruhunda ise bir daha asla sönmeyecek olan bir alev dalgalanıyor. Sisin içinde dimdik duruyor ve yavaşça kıyıda onu bekleyen insanlara doğru yol alıyor: Bir kartal, bir geyik ve Ateşin Efendisi. Ve ayaklarının dibine uzanmış bir kurt.

Yüce şaman Bo-Han işte bu şekilde aşıyor nehri.

Asansördeki Kadın - Helene Tursten

Ve karşınızda Helene Tursten'in "hayalet hikâyeleri koleksiyonu"; gerçekten tüylerinizi ürpertmesi dileğiyle...

"...Pencereden yağmurlu bir gece ve zifiri bir karanlık görünüyordu. Kendi kendime bir şarkı mırıldanarak bulaşıkları yıkamaya başladım. Birden arkamda birinin olduğunu hissettim. Çok yakınımdaydı. Birinin enseme üflediğine yemin edebilirdim. İlk önce kocamın tekrar aşağıya indiğini ve beni boynumdan öpmek istediğini düşündüm. Bu yüzden ona yaslanayım diye geriye doğru kısa bir adım attım. Az kalsın düşüyordum, çünkü orada beni bekleyen kaslı bir göğüs yoktu. Camlı veranda bomboştu."

İsveç'in en çok okunan yazarlarından Helene Tursten'den on bir esrarengiz, tüyler ürpertici ve gerilim dolu öykü:

Her dolunay zamanı bir hastanenin asansörüyle alt kata inen kadın ve onunla iletişim kurmak isteyen hemşirelerin maceraları...

İsveç'in bir adasına tatile giden iki çiftin, kaldıkları pansiyonda yaşadıkları... İskoçya'ya tatile giden bir çiftin kaldığı, 30 yıl önce yanmış olan ev ve sahibesi...

Aniden ölen bir kadının, kocasının kalan hayatını mutlu kılmak için diğer âlemden yaptığı akıl almaz yardımlar...

Bly'ın Gizemi - Henry James

"Tereddüt eğitimi hissediyorum; ama artık harekete geçmeliydim. Bly'da korkunç olan şeyin ne olduğunu öğrenmek için hoşgörülü inanca - zaten pek inançlı değildim; ama bu başka bir konu - meydan okumanın yanı sıra acı çektiğim şeyi yineledim ve sonuca daha da yaklaşmaya çalıştım. Geri dönüp baktığımda yaşadığım bu şey bana masum bir savaşımmış gibi geliyor; fakat en azından olayın kalbine ulaşmıştım ve gidilecek en mantıklı yol da şüphesiz biraz daha ilerleyebilmekti. Bir akşamüstü, hiçbir şey yokken ve hiç hazır olmadığım bir anda, buraya ilk geldiğim gece hissettiğim soğukluğu hissettim bedenimde. Belki de, o gece hissettiğim şeyi tekrar hissetmişimdir."

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 84
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 10/9/2007 7:44:10 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Clive Barker'dan Kan Kitapları;

Kan Kitapları 1

Korku edebiyatının geleceğini gördüm... Adı Clive Barker'dı.
- Stephen King

Epik fantezi ustası Clive Barker'ın hayalgücünden tüylerinizi ürpertecek beş hikaye. Hepsi de sizi uçurumun kıyısına götürecek. Hatta belki, daha da ötesine.

Bu kitaptaki hikayeler, korku edebiyatında devrim yaratacak bir yenilikte. Hepside hayattan çıkıp bilinmeyen istikamete giden o karanlık yolun birer haritası'' kan hikayeleri. Çok acımasız bu yolu aşabilecek. Çoğumuz. dua ve okşamalarla ışıklı sokaklardan huzur içinde geçirilecek. Ama bir kaçımız... Seçilmiş bir kaçımız için dehşet, zıplayarak gelecek ve lanetlenmişlerin yolundan bizleri kapıp kaçıracak.

Kan Kitapları 2

"Yaratık bir çitanın hızıyla yaklaşmaktaydı. Her an büyüyordu. Her adımda Davidson o yabancı anatominin ayrıntılarını biraz daha iyi seçebiliyordu. Başparmaksız ellerini, dişlerle kaplı avuçlarını, üstünde yalnızca üç renkli bir göz bulunan kafasını, omuzlarındaki ve göğsündeki kasları, hatta cinsel organını, öfke ya da şehvetten (Tanrı'm yardım et bana) kalkmış, çatallı ve karnına çarpan cinsel organı. (...) Sonra yarılmaya başladı. Yırtık burnuna geldi. Yukarıya çıkıp alnına yayılırken, aşağıya inip dudaklarıyla çenesini, ardından boynuyla göğsünü ikiye ayırdı. Gömleği birkaç saniyede kana bulandı, siyah takımı iyice karardı, yenlerinden ve paçalarından kan boşandı. Ellerinin derileri cerrah eldivenleri gibi çıkıverdi. Kanlı kafa derisi başının iki yanına, fil kulakları gibi düştü."

Kan Kitapları 3

Korku edebiyatının geleceğini gördüm... Adı Clive Barker'dı.
Stephen King

"Onu çok uzun süredir hapseden taş kaldırılmıştı. Çiğkafa artık kolayca tırmanıyor, üstündeki mezar toprağından silkinerek kurtuluyordu, deri değiştiren bir yılan gibi. Gövdesi serbestti. Omuz genişliği bir insanınkinin iki misliydi. Yara izleriyle kaplı uzun kolları herhangi bir insanınkilerden güçlüydü. Diriliş kutlaması yapan organlarına dolan kan, onları kelebek kanatları gibi titreştiriyordu. Uzun, ölümcül parmakları ritmik hareketlerle toprağı pençeliyor, giderek güçleniyorlardı. Thomas Garrow öylece durmuş izliyordu. Huşudan başka bir şey hissetmiyordu. İnsan ancak hala sağ kalma umudu varsa korkardı: Onun böyle bir umudu yoktu. (...) Çiğkafa onu saçlarından tuttu. Garrow'un kafa derisi vücut ağırlığı yüzünden yırtılınca Çiğkafa onu dev eliyle boynundan kolayca kavrayıverdi. (...) Çiğkafa'nın acımasız yüzüne baktı. Devasa bir yüzdü, dolunay gibi iri ve kehribar rengi. Çiğkafa'nın bir gözünden diğerine, sonra burnu olan yarığa ve nihayet, çocuksu bir dehşetle ağzına baktı. Tanrı'm, o ağız. Mağara gibiydi. Öyle genişti ki, açılırken o kafa ikiye ayrılıyordu sanki. Thomas Garrow'un son düşüncesi bu oldu. Ayın ikiye ayrıldığı ve gökyüzünden üstüne düştüğü."

Epik fantei ustası Clive Barker'ın hayal gücünden, tüylerinizi ürpertecek beş hikâya daha...

"Clive Barker'ın öteki dünyaları hayal etmekte benzersiz bir yeteneği var."
Washinnton Post Book World

"Clive Barker hayalgücünüzü korkuyla dondurabiliyor."
Atlanta Journal-Constitution

diğer eserleri;

Galilee

Korku edebiyatının geleceğini gördüm... Adı Clive Barker'dı.
- Stephen King

Her ailenin bir sırrı vardır.

Geary'ler de bu kuralın istisnası değildir. Rockefeller'lar kadar zengin, Kennedy'ler kadar parlak başarılara imza atmış olan bu hanedan, İç Savaş'tan bu yana Amerika'daki hayatı görünmez elle yönetmiş ve bütün bu süre boyunca hem yozlaşmalarının ne kadar derinlere indiğini hem de ölümsüz (!) Barbarossa'larla olan acımasız kavgalarını zekice saklayabilmişlerdi.

Ama bütün bunlar değişmek üzereydi... Barbarossa hanedanının prensi Galilee, Geary ailesine gelin giden Rachel Pallenberg'e aşık olunca, aileler arasındaki bastırılmış nefret su yüzüne çıkacak ve karşılıklı yokedici bir çılgınlığa dönüşecektir. Artık bütün sırlar ortaya dökülmüştür... Hem de, yazardan bu kitabın devamını bekleten, "olayların devamını da yazsa" dedirtecek biçimde...

Clive Barker o kadar iyi yazıyor ki, tam anlamıyla dilimin tutulduğunu söyleyebilirim.
- Stephen King

Parlak bir hayalgücüne sahip, büyüleyici ve güçlü bir yazar... Önemli bir hikaye anlatıcısı.
- J. G. Ballard

Galilee, zamanı ve mekanı aşarak, son derece güzel bir anlatımla nefes kesici bir hayalgücünü ortaya koyuyor. Sözün kısası: Fantastik, sürükleyici bir dünyalar savaşı.
- People

Lanetlenme Oyunu

Marty Strauss kendini bildi bileli yaşamı, daima talih tarafından yönetilmişti. En sonunda, bir kez olsun talih ondan yanaydı. Hapishaneden şartlı tahliyeyle çıktığında, Avrupa'nın en varlıklı adamlarından birinin, Joseph Whitehead'ın koruması olarak işe alınmıştı.

Whitehead de, yıllarca önce "talih"le bir oyun oynamıştır. Ölümsüz ruhuna karşılık ona, zenginlik ve sınırsız bir güç veren eski bir oyun...

Şimdi oyundaki rakibi olan güçler, "kendilerinin olan"ı almak için geri gelmişlerdi. Ölüler dirilten bu korkunç güçlere karşılık, Cehennem ve insan efendisi arasında güçlere karşılık, Cehennem ve insan efendisi arasında kalan Marty'nin, son bir umutsuz oyun oynamaktan başka şansı yoktur.

Clive Barker o kadar iyi yazıyor ki, tam anlamıyla dilimin tutulduğunu söyleyebilirim.
- Stephen King

Clive Barker, çoğumuzun hayal etmeye bile cesaret edemeyeceği korkular hakkında yazıyor.
- Ramsey Campbell

Başından sonuna kadar muhteşem bir parlaklık taşıyan bir üslup.
- James Herbert

Kabal

Bir gün masumların canını alan eli kanlı bir katil olduğunuzu öğrenseydiniz, ne yapardınız? Dünya üzerinde sığınabileceğiniz hiçbir yer yoksa, sevdiğiniz kadınla birlikte olmak için hiçbir şansınız kalmamışsa, ölüm bir çözüm olabilir mi?

Boone, doktoru Decker'den bir katil olduğunu öğrendiğinde önce ölmek ister ama ölüm bile onu reddetiğinde kendisi gibi olanların yani canavarların tek sığınağı olan Midian'a gider. Midian yarı ölülerin, Gecedölü'nün evidir. Boone burada hiç beklemediği ve bir kadının aşkıyla kendisinin kim olduğunu anlayacaktır.

Clive Barker'den gerçek canavarlara ve gerçek insanlara dair olağanüstü bir korku hikayesi.

Clive Barker o kadar iyi yazıyor ki, tam anlamıyla dilimin tutulduğunu söyleyebilirim.
- Stephen King

Yoğun bir erotizme sahip sürükleyici bir öykü...
- Sunday Independent

Bir yandan bakarsanız, basit bir korku hikayesi ama öte yandan toplum ve toplumdan dışlanmışlara dair derin bir hikaye... eşine ender rastlanı, güçlü bir fantazi.
- People

Kutsanma Ayini

Will Rabjohns her şeye sahipti: Yakışıklıydı... Zengindi... Dünyanın en ünlü doğal hayat fotoğrafçısı olarak saygı görüyordu. Ama Will, aynı zamanda hayaletlerle boğuşan bir adamdı. Bir yandan hayatını sanatı için tehlikeye atarak, vahşi doğanın saf tragedyası ile acımasılığını fotoğraflarında yakalıyordu. Bir yandan da doğa dışı/üstü yaratıklara karşı ayakta kalmaya çalışıyordu. Bir insanın kişisel erotizmini, doğaüstü alanlara kadar yansıtan bir mücadelenin de yanı sıra...

Will Rabjohns, bir kutup ayısının pençelerinde ağır yaralanarak girdiği komada çocukluğunun merkezi olan bir anıyı yeniden yaşar. Ona doğanın kalbinde yatan gizemi gösteren eski ve korkunç güçlerle yeniden buluşur. Ve eğer uyanırsa geçmişindeki karanlıkla yüzleşmeyi gerektiğini anlar. Bu savaşı yalnızca kendi ruhu için değil, bütün bir gezegenin ve yaşayan her canlının ruhu için vermesi gerekecektir.

Nefes kesici... Günümüz kurgu edebiyatının en başta gelen yazarı
- Locus-

Clive Barker, çoğumuzun hayal etmeye bile cesaret edemeyeceği korkular hakkında yazıyor.
-Rampsey Campbell-

(cevap olarak DoW)
Mesaj #: 85
RE: Fantastik Edebiyat,Bilim-Kurgu,Korku Edebiyatı Seri... - 10/9/2007 7:50:46 PM  1 oylar
DoW



Puan Toplamı: 156
katıldı: 15/8/2007
Durum: çevrimdışı
Star Wars

Yeni Umut - George Lucas

Bu uzay yığınının küçük bir ölçekle gösterildiği haritada, Alderaan'ın yokolması mikro bir çöküntü oluşturmuştu. Alderaan, üzerindeki şehirleri, çiftlikleri, fabrikaları, kasabaları -ve vatan hainleriyle diye kendi kendi hatırlattı Vader- yok edilmişti.

İnsanoğlunun uğraşısının, gelişimin ve yok etmenin karmaşık teknolojisine rağmen hayal edilemeyecek kadar geniş bir evrende bunun hiçbir önemi yoktu. Vader'ın kutsal planları onaylandığı zaman hepsi değişecekti.

İmparatorluk - Donald F. Glut

Kaptan Piett bir an bile duraksamadan ileri atılırken Amiral de sendeleyerek geri çekildi, eli doğruca boğazına gitmişti.

Piett saygıyla cevap verdi. "Evet, Lordum!"

Ozzel sanki boğazı görünmez pençeler tarafından sıkılıyormuş gibiydi.

Vader, "Saldırı birliklerini enerji alanının dışına indirmek için hazırlıklarınızı yapın," diye emretti, sonra sert bir sesle ekledi. "Ve donanmayı planladığı şekilde yerleştirin ki gezegenden hiçbir şey kaçamasın. Artık kumanda sende, Amiral Piett."

Jedi'nin Dönüşü - James Kahn

Ve Senatör Palpatine bu anı değerlendirmişti. Sahte de olsa zekice sözler ve kurnaz politik manevralarla kendisini Konsey Başkanı seçtirmeyi başarmış, sonra da hile, rüşvet ve terörle İmparator ilan etmişti.

İmparator. Bu kelimenin kulaklarda çınlaması muhteşemdi. Cumhuriyet harap olmuştu. İmparatorluk kendi ateşiyle göz kamaştırıyordu ve her zaman göz kamaştıracaktı. İmparator diğerlerinin inanmayı reddettiği şeyi biliyordu: Karanlık en büyük güçtü.

(cevap olarak DoW)