A Plus Entertainment Network A Plus Entertainment Network

Forumlar  Kayıt Ol  Giriş  Bilgilerim  Mesaj Kutum  Adres Defteri  Üyeliklerim  Forumlarım 

Fotoğraf Galerisi  Üye Listesi  Arama  Takvimler  SSS  Etiket listesi  Çıkış

MeTaLLiCA

 
Üye Adı: Guest
Bu forumu inceleyenler: hiçbiri
  Basılabilir Versiyon
Tüm Forumlar >> [Forumlar] >> [Genel] >> Müzik >> MeTaLLiCA Sayfa: [1] 2 3 4 5   Sonraki >   >>
Giriş
Mesaj << Eski başlıklar   Yeni başlıklar >>
MeTaLLiCA - 27/3/2007 6:53:12 PM  2 oylar
_GaMeTaLLiCA_



Puan Toplamı: 63
Durum: çevrimdışı
MeTaLLiCA



Metal müziğin efsanevi gruplarından Metallica’nın hikayesi; Lars Ulrich’in yerel bir gazeteye ilan vermesi ve bu ilanı gören James Hetfield’ın, Ulrich’e ulaşması ile başladı. İkilinin bir araya gelmesi ile 1981 yılında grubun temelleri atıldı. Ardından Ron McGovney Metalica'nın ilk bas gitaristi olarak gruba dahil edildi. Ron, James’in yakın arkadaşıydı. Daha önce birlikte Leather Charm ve Phantom Lord gibi gruplarda çalmışlardı. Geriye kalan tek eksik ise bir solo gitaristti. Bu boşluğu da Dave Mustaine ile doldurdular ve tam bir grup kimliği kazandılar.

Grubun isminin ise ilginç bir hikayesi var. Başrolde Lars Ulrich karşımızda. Lars’ın bir arkadaşı metal fanzini çıkartacaktı fakat ismi konusunda kararsız kalmıştı. Bu isimlerden birisi Metallica’ydı. Lars bu ismi çok beğenmişti ve Metallica ismini kendine saklayarak arkadaşına diğer ismi önerdi. Böylelikle grubun ismi artık Metallica olmuştu.

Kadro bu şekildeyken zaman içerisinde grup elemanları Ron McGovney’in performansının yetersiz olduğunu düşünmeye başladılar. Bu sırada Trauma isimli bir grupta bas gitar çalan Cliff Burton onları çok etkiledi. Hiç düşünmeden kendi gruplarına katılması için Burton’a teklifte bulundurlar ve olumlu yanıt aldılar. Bu olayla birlikte Ron McGovney’a yol görünmüş oldu.

Hetfield, Ulrich, Burton ve Mustaine dörtlüsü albüm çalışmaları için uğraşırken, Dave Mustaine’in alkol problemi diğer üyeleri rahatsız edecek boyuta ulaşmıştı. Sonunda Mustaine gruptan çıkarıldı.

1983 yılında, o dönemlerde Exodus adlı grupta solo gitarist olarak görev yapan Kirk Hammett gruba dahil edildi. Metallica'nın menajerliğini yapan Mark Whittaker, önceleri Exodus ile çalıştığı için ilk olarak Hammett’a teklif götürmeyi uygun bulmuşlardı. Kirk Hammett’ın da gruba dahil olmasıyla birlikte, ileride efsane albümlerin altına imza atacak kadro tamamlanmış oldu.

Grubun ilk albümü olan Kill’em All 1983 yılında piyasaya çıktı. Alabildiğine hızlı, güçlü, etkileyici ve sert bir albümdü. Kapağı; içindekilerin habercisiydi sanki. Hit The Lights, The Four Horsemen ve Motorbreath’le hız sınırları zorlanırken, Jump In The Fire ile bir anda kendinizi alevlerin içinde buluyorsunuz. Derken Cliff Burton eşsiz bas yorumuyla selamlıyor sizi. Kendinizden geçiyorsunuz. Daha sonra Whiplash damarlarınızda gezinmeye başlıyor, zihninizi ele geçiriyor. Phantom Lord ile metalin sağır edici sesi yakınlaşıyor. No Remorse ve Seek And Destroy ile artık gücünüzün iyice tükenmeye başladığını hissederken Metal Militia ile iyice yoruluyorsunuz ama mutlusunuz.

Metallica bu albimle birçok derginin “en iyi grup” ve “en iyi albüm” gibi ödüllerini toplamayı başardı. Kill’em All ile bir akım yarattılar ve thrash metalin başyapıtlarından birini oluşturdular.

Çok değil bir sene sonra Metallica Ride The Lightning albümü ile karşımıza çıktı. Yine süratli, güçlü ve etkileyici. İşte Fight Fire with Fire. Önce akustik bir giriş, arkasından muazzam bir riff ve kendimizi nükleer savaşın ortasında buluyoruz. Ride The Lightning ile bir idam mahkumu oluyoruz, suçsuz olduğumuzu bizden başka bilen yok. For Whom The Bell Tolls ise bir şarkının basit olmasına rağmen nasıl bu denli baştan çıkarıcı olabileceğini sormamıza neden oluyor. Ve turne esnasında ekipmanlarının çalınması üzerine Hetfield’ın kaleme aldığı Fade To Black eşsiz melodisiyle bizleri derinlere doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Trapped Under Ice ile adeta donuyoruz. Ardından Metallica’nın ileriki dönemlerde hiçbir canlı performansında yer vermeyeceği Escape bizi karşılıyor. Hiçbir konserde yer almayan bu şarkıdan, neredeyse her konserin demirbaşı olan, bir şarkı insanı nasıl bu kadar gaza getirebilir diye düşündüren ve konserlerde “die, die, die” diye gırtlak parçalamaya neden olan o esere geçiyoruz. Evet Creeping Death. Son olarakta The Call of the Ktulu ile veda ederken, söz yazmamıza bile gerek yok diyorlar sanki.

Ride The Lightning albümü ile artık daha tanınan bir grup haline geldiler, doğal olarak albüm satışlarında da oldukça büyük bir artış yaşandı. Metallica bu albümle birlikte artık daha büyük kitlelere hitap etmeye başladı. Küçük mekanlarda ve barlarda verilen konserlerin yerini onbinlere verilen stadyum konserleri aldı.

Hemen bir dipnot verelim; Ride The Lightning albümünün basımı sırasında oluşan bir hata nedeniyle bazı albüm kapakları mavi yerine yeşil olarak piyasaya çıkmıştır. Bu albümler günümüzde koleksiyoncuların en değer verdiği parçalar arasına girmiştir.
Hız kesmeden yollarına devam ettiler ve 1986 yılında Master Of Puppets albümünü çıkardılar. Thrash metalin en başarılı örneklerinden biri olan Master Of Puppets, en iyi albüm listelerinde her zaman başa oynamaktadır. Metallica bu albümlerle birlikte kendi adına başarılar yakalarken thrash metalinde tüm dünyada yayılmasını sağlamış ve birçok grubun önünü açmıştır.

Albüme Battery parçasıyla giriş yapıyor ve Hetfield’ın ilk iki albümdeki toy sesinin olgunlaşmaya başladığına şahit oluyoruz. Bu şahitliği yaparken birden Master Of Puppets başlıyor. Başımız vücudumuzdan ayrılmak istiyor, headbang bu olsa gerek diye düşünürken birden bir sessizlik ve işte o andan itibaren hafızalarımızdan silinmeyecek mükemmel solo. Tekrar başlayan sert riffler ve kahkahalarla son bulan başyapıt. The Thing That Should Not Be bizi var olmaması gerekenlerle yüzleştirirken zamanın durduğu yere Sanitariumla gidiyoruz. Ardından Disposable Heroes ve Leper Messiah ağırlıyor bizi. Ve duygulanma zamanı diyoruz, Orion bizi melodileriyle büyülüyor. Tam rahat bir nefes aldık diye düşünürken Damage Inc. yanıldığımızı söylüyor bize. Bu albümü hasarsız atlatmamız zor elbetteki. Albümün yanında kas gevşetici vermeleri gerekir diye düşünüp boynumuza masaj yaparken, inatla başa alıp tekrar tekrar dinliyoruz.

Grup avrupa turnesi kapsamında Danimarka’ya doğru yol alırken buzlanan yolda kayan otobüs devrildi. Cliff Burton henüz 24 yaşındayken ve daha bizlere verecek çok şeyi varken aramızdan ayrılmak zorunda kaldı.



Cliff Burton’un ölümüyle sarsılan grup kısa bir süre içinde toparlandı ve Flotsam&Jetsam'ın bas gitaristi Jason Newsted'i kadrosuna kattı. Zaten Metallica hayranı olan Newsted bu teklifi hiç düşünmeden kabul etmişti. Cliff gibi bir dehanın arkasından Metallica’da çalmak hiçte kolay olmayacaktı ve olmadı da. Ama Newsted zamanla kendini kanıtladı ve sevdirdi.

Metallica Jason Newsted'li kadrosuyla 1989 yılında …And Justice For All albümünü çıkardı. Tıpkı diğer albümler gibi büyük yankı uyandıran bu albüm Blackened adlı parçanın introsuyla giriyor. Birden bire Ulrich’in davulları ve Hetfield’ın eşsiz gitarını duyuyoruz. Şarkı öylesine muazzam ki sürekli değişen riffler ve melodilerle neye uğradığımızı şaşırıyoruz. Kirk Hammett parmaklarını konuşturuyor. Hetfield’ın sesi doruklarda. And Justice For All ile adaleti sorguluyoruz, Eye Of The Beholder bittikten sonra ise, “One” ile savaşın ortasında buluyoruz kendimizi. Şarkı o kadar melodik o kadar akıcı ki The Shortest Straw’a geçmeden önce bir kez daha dinlemek istiyoruz. Arkasından konserlerin vazgeçilmezlerinden olan Harvester Of Sorrow geliyor. The Frayed Ends Of Sanity’i dinledikten sonra ise To Live Is To Die bizi alıp götürüyor bilmediğimiz diyarlara. Bu duygu yoğunluğu içerisindeyken Dyers Eve geliyor ve yine başlayan boyun ağrıları.

Bu albümle birlikte Metallica kendi adına bir ilke imza attı ve 4. albümlerinde ilk kez klip çektiler. Bu parça One’dı. MTV Headbangers Ball’da yayınlanarak büyük beğeni topladı. Grup; One ile Grammy’e layık görüldü.

Uzun ve yorucu turne sona ermişti. Yeni albüm kaydına girme zamanı gelince grup Bob Rock ile çalışma kararı aldı ve kayıtlar başladı. Bob Rock’ın gelmesi ve grup üyelerinin özel yaşantılarındaki değişimler yeni albümü diğerlerine nazaran oldukça farklı kılmıştı. Albüme Metallica ismi verildi, aynı zamanda Black albüm olarakta geçmektedir.
Açılış Enter Sandman’le gerçekleşiyor ve düşler ülkesine doğru yola çıkıyoruz. Sad But True ile heavy tonları sonuna kadar hissedip headbang mağduru oluyoruz. Holier Than Thou bitince The Unforgiven ile melodiyi, mükemmel sözleri ve duyguyu içimizde hissediyoruz. Wherever I May Roam Kirk Hammett’in eşsiz solosuyla bezenmiş, riffler akıcı. Don't Tread On Me ve Through The Never bizlere eşlik ettikten sonra ileride çok aşina olacağımız Nothing Else Matters başlıyor. Şarkı çok sakin, sözler çok başarılı. Sona geldiğimizde ise eşsiz bir solo ile karşılaşıyoruz. Hetfield bu soloyla içindekileri dışa vuruyor sanki. Of Wolf And Man, The God That Failed, My Friend Of Misery ve The Struggle Within albümün diğer şarkıları olarak karşımıza çıkıyor.

Metallica Black albümle birlikte thrash metal kimliğini kenara bırakarak yeni bir tarz denemiştir. Heavy olan bu albüm fanları ikiye bölmüştür. Bir kesim bu albümü ticari bulup tarz değiştirmesini benimseyemezken, bir kesim ise Metallica’nın yeni halinden oldukça memnun kalmıştır. Sonuç olarak kim ne derse desin Black albümün çıkışıyla birlikte Metallica inanılmaz kitlelere ulaşmayı başarmış ve milyonlarca albüm satmıştır.



Bu büyük başarının ardından grubun hayranları yeni albüm için 5 yıl beklemek zorunda kaldılar. 1996 yılında Load ismini verdikleri albüm piyasaya çıktı. Ain't My Bitch, 2 x 4, The House That Jack Built, Until It Sleeps, King Nothing, Hero Of The Day, Bleeding Me, Cure, Poor Twisted Me, Wasting My Hate, Mama Said, Thorn Within, Ronnie, The Outlaw Torn albümde yer alan parçalardı. Aynı dönemde yapılmış olan şarkılardan oluşan Re-Load ise bir yıl sonra 1997’de raflardaki yerini aldı. Bu albümdeki şarkılar ise; Fuel, The Memory Remains, Devil's Dance, The Unforgiven II, Better Than You, Slither, Carpe Diem Baby, Bad Seed, Where The Wild Things Are, Prince Charming, Low Man's Lyric, Attitude, Fixxxer.

Tarihler 24.Kasım.1998’i gösterdiğinde Garage Inc. adını verdikleri 2 diskten oluşan bir cover albüm yayınladılar. Albümde; Diamond Head, Black Sabbath, Bob Seger, Misfits, Nick Cave, Mercyful Fate, Blue Oyster Cult, Thin Lizzy, Queen ve Motorhead gibi önemli grupların parçaları yer alıyor. Şarkılar oldukça başarılı yorumlanmış. Birçoğunu orjinalinden daha fazla sevebilirsiniz.





Garage Inc. albümünden bir yıl sonra, 23.Kasım.1999’da San Fransisco Senfoni Orkestrasıyla verdikleri konseri piyasaya sürdüler. Bu kayıtta eski şarkılar senfoni ile birlikte oldukça başarılı bir bütünlük arz ederken No Leaf Clover ve Minus Human gibi iki yeni şarkı çalınması hayranları mutlu etti. Özellikle No Leaf Clover bizlere, Hetfield’ın vokalinin ne denli güçlü olduğunu bir kez daha gösteriyor.

2001 yılına geldiğimizde Jason Newsted sağlık sorunlarını ileri sürerek 14 yıllık grubu Metallica’dan ayrıldığını açıkladı ve Echobrain grubunda çalmaya başladı. Fakat yaklaşık bir yıl sonra ordan da ayrılarak Voivod'a katıldı. Kısa bir dönemde Ozzy Osbourne'un bas gitaristliğini yaptı.

Jason’un gruptan ayrılması herkes için üzüntü verici bir durumdu ama bu yeni albüm kaydını engellememeliydi. Nitekim Metallica tekrar stüdyoya girdi ve albüm çalışmalarına başladı. Fakat grup üyeleri arasındaki ilişkiler kopma noktasına gelmişti. Öyle ki bu durumu düzeltmek için bir terapist bile tuttular. Bu zor dönemde James Hetfield’ın alkol problemi onu rehabilitasyona kadar götürdü ve 6 aylık bir ayrılığa neden oldu. Bu süre içerisinde gruptan sadece Kirk ile telefon görüşmesi yaptı ve Metallica’nın dergisi olan So What’a bir yazı gönderdi. Hetfield rehabilitasyondan döndüğünde albüm için tekrar çalışmaya başladılar. Fakat özellikle Lars’la James’in aralarında bitmek bilmeyen tartışmalar yaşanmaya devam ediyordu. İkili hiçbir konuda uzlaşamazken, Kirk Hammet ise genelde sessiz ve uzlaşmacı tavrını korumayı başarabiliyordu.

Grup üyelerinin ilişkilerinin dibe vurduğu bu zor dönemde St.Anger adını verdikleri albümün kaydını tamamladılar. 11 şarkıdan oluşan bu albümde St.Anger, Frantic, The Unnamed Feeling ve Some Kind of Monster öne çıkan parçalar oldu. O dönem bir bas gitarist almadıkları için albümdeki bas gitar kayıtlarını Bob Rock yaptı. Daha sonra Ozzy Osbourne’un gitaristliğini yapmış olan Robert Trujillo bas seçmelerinde grup üyelerinin beğenisini kazanarak Metallica ailesinin bir ferdi oldu.




Metallica 2005’in son bölümünde yeni albüm kaydı için stüdyoya girdi. Grubun fanları albümü sabırsızlıkla beklerken yeni albümde nasıl bir sound olacağı merak konusu. Her albümde bizleri şaşırtan grup bakalım bu geleneğini son albüme de taşıyacak mı…

Alıntıdır....

< Mesajı değiştiren KiRK_Lee_HaMMeTT -- 27/3/2007 7:47:00 PM >
Mesaj #: 1
RE: MeTaLLiCA - 27/3/2007 7:05:18 PM   
DarthSkywalker



Puan Toplamı: 15
Nereden: Tatooine
Durum: çevrimdışı
çok güzel bi yazı olmuş.. bu gazla beraber, bir dönem kasetlerle usanmadan sıkılmadan dinlediğim şarkıları, depoladığım cd den çıkartıp hafıza kartına atarak yine sabah akşam yolda dinlemeyi düşünüyorum :)

_____________________________

Merlin'de şimdiye kadar muhabbetim olan tüm arkadaşlar, kendinize çok iyi bakın. Kalın sağlıcakla...

(cevap olarak _GaMeTaLLiCA_)
Mesaj #: 2
RE: MeTaLLiCA - 27/3/2007 7:15:33 PM   
tarik92



Puan Toplamı: 51
Durum: çevrimdışı
Bu yazı inşallah bana vereceğin yazı değildir ki olması imkansız gibi bişey sürprizi kaçar valla.

_____________________________


(cevap olarak DarthSkywalker)
Mesaj #: 3
RE: MeTaLLiCA - 27/3/2007 7:46:34 PM   
_GaMeTaLLiCA_



Puan Toplamı: 63
Durum: çevrimdışı
quote:

ORİJİNAL: tarik92

Bu yazı inşallah bana vereceğin yazı değildir ki olması imkansız gibi bişey sürprizi kaçar valla.


Yok değil . Bu yazı alıntı zaten ekleyim onu çalıntı gibi olmasın

(cevap olarak tarik92)
Mesaj #: 4
RE: MeTaLLiCA - 28/3/2007 10:16:21 AM   
Licyd



Puan Toplamı: 309
Durum: çevrimdışı
İşte bana metali sevdiren grup.Heyt ülen nerelerdesiniz şimdi?!

(cevap olarak _GaMeTaLLiCA_)
Mesaj #: 5
RE: MeTaLLiCA - 28/3/2007 11:54:20 AM   
hagi_1965



Puan Toplamı: 33
Nereden: Ölümün Bana En Yakın Olduğu Yerden..
Durum: çevrimdışı
Bu grup benim hayatım...

(cevap olarak Licyd)
Mesaj #: 6
RE: MeTaLLiCA - 28/3/2007 3:58:02 PM   
_GaMeTaLLiCA_



Puan Toplamı: 63
Durum: çevrimdışı
quote:

ORİJİNAL: hagi_1965

Bu grup benim hayatım...



vay avatar süper . Bak sen askerdesin diye gelmediler bu sene bitir askerliği artık

(cevap olarak hagi_1965)
Mesaj #: 7
RE: MeTaLLiCA - 28/3/2007 4:03:38 PM   
muçki



Puan Toplamı: 133
Nereden: Olympus
Durum: çevrimdışı
En sevdiğim yabancı gruplardan biri.

(cevap olarak _GaMeTaLLiCA_)
Mesaj #: 8
RE: MeTaLLiCA - 28/3/2007 5:11:59 PM   
_GaMeTaLLiCA_



Puan Toplamı: 63
Durum: çevrimdışı


James'in saç stilleri . En güzeli live shit' le S&M bence

_____________________________


(cevap olarak muçki)
Mesaj #: 9
RE: MeTaLLiCA - 28/3/2007 5:18:46 PM   
_GaMeTaLLiCA_



Puan Toplamı: 63
Durum: çevrimdışı
Bu arada Metallica' nın Avp. turnesi tarihleri belli oluyor

---June 28 | Lisbon, POR | Super Bock Super Rock Festival
---July 1 | Werchter, BEL | Rock Werchter Festival
---July 3 | Athens, GRE | Rockwave Festival
---July 5 | Vienna, AUT | Rotundenplatz
---July 8 | London, UK | Wembley Staduim
---July 10 | Oslo, NOR | Valle Hovin Stadion
---July 12 | Stockholm, SWE | Stadion
---July 13 | Aarhus, DEN | Vestereng
---July 15 | Helsinki, FIN | Olympic Stadium
---July 18 | Moscow, RUS | Luzhniki Stadium


_____________________________


(cevap olarak _GaMeTaLLiCA_)
Mesaj #: 10
RE: MeTaLLiCA - 28/3/2007 5:21:16 PM   
zombiwan



Puan Toplamı: 536
Nereden: Karışık duygular içinden...
Durum: çevrimdışı
quote:

ORİJİNAL: hagi_1965

Bu grup benim hayatım...



Bilmem mi... Hatta Metallica DVD'sini getirmiştin beraber izlemiştik... Ne günlerdi...

Ben daha metal rock nedir bilmezken zevkle dinlerdim bu grubu... Bir cd geçmişti elime ve içindekiler kime ait bilmiyordum. Meğer ben de metalciymişim sonradan öğrendim grubun Metallica olduğunu duyunca anladım .

_____________________________


(cevap olarak _GaMeTaLLiCA_)
Mesaj #: 11
RE: MeTaLLiCA - 28/3/2007 5:32:04 PM   
sadeceali

 


Puan Toplamı: 6
Nereden: Bielefeld
Durum: çevrimdışı
reload albümünün tanitinimi hatirlayan varmi arkadaslar gerci 10 yil oldu istanbulda tanitim partisi vardi gittigim en son metal partisiydi maalesef sonra gurbet ele düstük
bilgiler icin sagol dostum cok olmustu METALLICA hakkinda birsey okumayali,yazilarinin devamini beklerim.

YASAMAK BIR AGAC GIBI TEK VE HÜR VE BIR ORMAN GIBI KARDESCESINE !!!!!

SÖZ GÜMÜSSE SÜKUT ALTINDIR!!!!!

(cevap olarak _GaMeTaLLiCA_)
Mesaj #: 12
RE: MeTaLLiCA - 28/3/2007 5:37:03 PM   
namenlos



Puan Toplamı: 351
Nereden: İstanbul
Durum: çevrimdışı
Metallica senelerdir bıkmak usanmak nedir bilmeden dinlediğim nadir gruplardan biri. Yazı için teşekkürler.

_____________________________

HEAVY RAIN'i merakla bekliyorum!


A little less conversation, a little more ACTION!

(cevap olarak sadeceali)
Mesaj #: 13
RE: MeTaLLiCA - 28/3/2007 5:41:14 PM   
_GaMeTaLLiCA_



Puan Toplamı: 63
Durum: çevrimdışı
Artık bir klasik haline gelen "Master of Puppets" albümü IGN Music'den Spence D. ve Ed Thompson tarafından da tüm zamanların en etkileyici heavy metal albümü seçildi. Spence "Master of Puppets" albümünü birinci seçmelerinin sebebini "Master of Puppets, grubun daha önceki tecrübeleri üzerine kusursuzca inşa edilmiş bir albüm. Tüm parçaların görkemli bir oluşum içinde bir araya geldiği bir albüm ve herkesin, Metallica'nın yaymak için doğduğu o gücün ve şanın farkına varmasını sağlayan bir albüm." yorumuyla açıkladı. Aynı listede "Ride the Lightning" beşinci sırada yer alırken "...And Justice for All" albümü de dokuzuncu sırada yer alıyor. IGN Music'den Spence D. ve Ed Thompson tarafından oluşturulan en iyi 25 heavy metal abümü listesi şöyle;

01.Metallica - Master of Puppets (Elektra Records, 1986)
02.Black Sabbath - Paranoid (Warner Bros., 1971)
03.Iron Maiden - Number of the Beast (Capitol Records, 1982)
04.Megadeth - Rust in Peace (Capitol Records, 1990)
05.Metallica - Ride the Lightning (Elektra Records, 1984)
06.Ozzy Osbourne - Blizzard of Ozz (Jet Records, 1980)
07.Slayer - Reign in Blood (American Records, 1986)
08.Dio - Holy Diver (Reprise Records, 1983)
09.Metallica - ...And Justice for All (Elektra Records, 1988)
10.Motörhead - Ace of Spades (Castle Music, 1980)
11.Pantera - Vulgar Display of Power (East/West, 1992)
12.Anthrax - Among the Living (Megaforce, 1987)
13.Black Sabbath - Black Sabbath (Warner Bros., 1970)
14.Fates Warning - No Exit (Metal Blade, 1988)
15.Judas Priest - Screaming for Vengeance (Columbia Records, 1982)
16.Mötley Crüe - Shout at the Devil (Elektra Records, 1983
17.Mastodon - Blood Mountain (Reprise Records, 2006)
18.Opeth - Blackwater Park (Koch, 2001)
19.Pantera - Cowboys from Hell (Atlantic Records, 1990)
20.Deep Purple - Machine Head (Warner Bros., 1972)
21.Iron Maiden - Piece of Mind (Capitol Records, 1983)
22.Ozzy Osburne - Diary of a Madman (Jet Records, 1981)
23.Sepultura - Roots (Roadrunner Records, 1996)
24.Quennsryche - Operation: Mindcrime (EMI, 1988)
25.Scorpions - Lovedrive (Mercury Records, 1979)

Hatırlanacağı üzere geçen Kasım ayında da Time Dergisi editörleri tarafından "Master of Puppets" tüm zamanların en iyi 100 albümü arasında gösterilmişti.


alıntıdır...

_____________________________


(cevap olarak namenlos)
Mesaj #: 14
RE: MeTaLLiCA - 29/3/2007 10:50:06 AM   
Licyd



Puan Toplamı: 309
Durum: çevrimdışı
quote:

ORİJİNAL: KiRK_Lee_HaMMeTT

Bu arada Metallica' nın Avp. turnesi tarihleri belli oluyor

---June 28 | Lisbon, POR | Super Bock Super Rock Festival
---July 1 | Werchter, BEL | Rock Werchter Festival
---July 3 | Athens, GRE | Rockwave Festival
---July 5 | Vienna, AUT | Rotundenplatz
---July 8 | London, UK | Wembley Staduim
---July 10 | Oslo, NOR | Valle Hovin Stadion
---July 12 | Stockholm, SWE | Stadion
---July 13 | Aarhus, DEN | Vestereng
---July 15 | Helsinki, FIN | Olympic Stadium
---July 18 | Moscow, RUS | Luzhniki Stadium



Yaw Atina'ya kadar geliyorlar,Türkiye'de yoklar!!!

(cevap olarak _GaMeTaLLiCA_)
Mesaj #: 15
RE: MeTaLLiCA - 29/3/2007 11:33:37 AM   
hagi_1965



Puan Toplamı: 33
Nereden: Ölümün Bana En Yakın Olduğu Yerden..
Durum: çevrimdışı
quote:

ORİJİNAL: KiRK_Lee_HaMMeTT

quote:

ORİJİNAL: hagi_1965

Bu grup benim hayatım...



vay avatar süper . Bak sen askerdesin diye gelmediler bu sene bitir askerliği artık


Avatarı bulmak için çok uğraştım valla Fehmi ama aradığımada değdi Abi bırakta bu sene gelmesinler askerliğimi yakarım kaçar yine gider izlerdim iyiki gelmiyolar artık seneye gelirler kesin merak etme sen hatta beraber giderik kız arkadaşımıda alırım yanıma

(cevap olarak _GaMeTaLLiCA_)
Mesaj #: 16
RE: MeTaLLiCA - 29/3/2007 11:35:06 AM   
hagi_1965



Puan Toplamı: 33
Nereden: Ölümün Bana En Yakın Olduğu Yerden..
Durum: çevrimdışı
quote:

ORİJİNAL: zombiwan

quote:

ORİJİNAL: hagi_1965

Bu grup benim hayatım...



Bilmem mi... Hatta Metallica DVD'sini getirmiştin beraber izlemiştik... Ne günlerdi...

Ben daha metal rock nedir bilmezken zevkle dinlerdim bu grubu... Bir cd geçmişti elime ve içindekiler kime ait bilmiyordum. Meğer ben de metalciymişim sonradan öğrendim grubun Metallica olduğunu duyunca anladım .

Hatırlamammı tatlım... inş. konserinide izlemeye gidebiliriz Türkiye'ye gelirlerde...

(cevap olarak zombiwan)
Mesaj #: 17
RE: MeTaLLiCA - 29/3/2007 11:36:49 AM   
hagi_1965



Puan Toplamı: 33
Nereden: Ölümün Bana En Yakın Olduğu Yerden..
Durum: çevrimdışı
quote:

ORİJİNAL: KiRK_Lee_HaMMeTT



James'in saç stilleri . En güzeli live shit' le S&M bence

Valla 1988'den önce velet gibi görünüdüğü için yorum yapamam o seneler için. Fakat 1988'den itibaren karizması git gide arttı. Şu anda tipi harika bence

(cevap olarak _GaMeTaLLiCA_)
Mesaj #: 18
RE: MeTaLLiCA - 29/3/2007 2:03:49 PM   
hagi_1965



Puan Toplamı: 33
Nereden: Ölümün Bana En Yakın Olduğu Yerden..
Durum: çevrimdışı
Hazır Metallica safyası açılmışken coşup Metallica'nın Playboy Dergisine verdiği oldukça uzun röpörtajı sizlerle paylaşıyorum..


Metallica Sessizken Bile Ses Çıkartabiliyor.


Ocak aynının ortasında, turne ve kayıtdan en uzak kaldıkları dinlenme döneminde grup kısa ve öz bir basın bidirisi yayınladı. Bu bildiride basçı Jason Newsted "özel ve kişisel sebepler ve yıllar boyunca kendine açtığı sağlık sorunlarından ötürü" gruptan ayrıldığını açıklıyordu. Birkaç saat sonra Metallica'ya yakın bir kaynak Newsted'in bir gün önce San Francisco'daki Ritz-Carlton Hotel'inde grupla 9,5 saat toplantıda olduğunu söylüyordu ki bu ondan bir hafta evvelki benzer bir toplantı maratonunun devamıydı. Kaynağa göre Newsted'in istifasi grup tarafından "çok iyi bir şekilde tartışılmıştı".

Bir çok yönden geçen senenin çoğunu Naspter'a karşı saldırıyla - veya bir karşı saldırı denebilir- geçiren Metallica için alışılageldik bir karmaşaydı bu. Bu, internet sayfası ilk 18 ayinda fanlara hiç bir ücret ödemeden, kısaca bedava müzik sağlayarak tahmini 38 milyon kullanıcı çekmişti. Metallica, telif hakkı ihlali ve kanunsuz kazançtan dava açtı ve 11 Temmuz'da Lars - Naspter'a karşı basın kampanyası tipik gereksiz kahramanlıklarla doluydu - internet sitesine karşı Amerikan senatosu önünde şahitlik yaptı.

Politika ve basın toplantılarından arasında Metallica müzikle de ilgilendi. Mission Impossible 2 soundtrack'inden yeni şarkıları 'I Disappear' MTV Video ödüllerinde 5 dalda aday oldu. Grup iki CD'lik San Fracisco Senfoni Orkestrası'yla kaydettikleri konser albümü S&M'i piyasaya sürdü. Yaz süresince şarkıcı James Hetfield, Jet Ski kazası yüzünden 3 konser kaçırdığında vokal de yapan Kid Rock'la turladılar. VH1 televizyonu bile bu olayları özellikle negatif bir Behind the Music programiyla işledi. 2000 yılı basçı Jason Newsted'in dedigine göre, "büyük ihtimalle Metallica'nın en çok dikkat çeken yılıydı".

Bağımsız yazar Rob Tannenbaum'ı büyük rock gruplarının en sonuncusuyla röportaj yapmak üzere yolladık. Ona göre grup üyeleri birbiriyle iletişimsiz olmasına rağmen birbirinin düşüncelerinden bihaber değillerdi. İşte raporu:

"Jason Newsted'in Metallica'yı terketmesine şaşırmadım. İki ay evvel dördüyle de ayrı ayrı birer gün geçirdim ve bu kadar kavga eden parçalanmış bir grup görmedim. Birçok sert laflar şaka altına gizlenmişti -- Newsted, Hetfield'in vokaliyle dalga geçti; Hetfield, Ulrich'in davulculuğuyla ve son görüştüğüm Ulrich, Hetfield'in sözlerine aşağılamayla yanıt verdi.

Gerginlik çok açıktı çünkü bu -- bu kadroyla en son olacak -- görüşmeler boyunca bir özelliği paylaşıyorlardı: Herbiri kendinin yalnızlığa ihtiyacından bahsetti. Ne tezattir ki bu yalnızların grubu ve birliktelik ve kişisellik arasındaki çatışma çok açıktı".

PLAYBOY: Her zamanki konuşkanlığı yanında neden Lars grubun Naspter'a karşı sözcüsü oldu?

HETFIELD: Benim ve eşimin ikinci çocuğumuz oldu [oğlu Castor, Mayıs 2000 doğumlu]. Ve ailem her zaman birincil önemde. Bu yüzden meşaleyi Lars taşımak zorunda kaldı ve birkac hatalı hareket yapıldı. Bilirsiniz ki Lars bazen çok aşırı konuşkan ve saygısız bir çocuk olabiliyor. Bazı röportajlarda ben geriye çekip: "Böyle söyleme" dedim.

ULRICH: Akılsızlık sınırında söylediğim şeyler oldu. Limp Bizkit, Napster'la anlaşıp 2 milyon dolar alıp bu "ücretsiz turne"ye çıktıklarında -- Sponsor parası olmadı bedava konserler vermek mümkun çünkü biz bunu yapıyoruz -- bunun saçmalık olduğunu soyledim. Biliyorum ki birçok kişi Fred Durst'dan nefret ediyor ama ben onun çok yetenekli olduğunu düşünüyorum. Ben ve Fred öpüşüp barıştık. Ağzımı açtığımda çoğu zaman etkileyci konuşurum ama arada sırada saçmaladığım da olur. Bunun farkındayım.

P: Fanlar size neler dedi?

JH: Sanki intihar eğilimindeymişler gibi bazı fanlar "Napster'i rahat bırakın" dediler. Ama bunu "Metallica şahane" dedikten sonra söylüyorlardı. Bu şekilde "teşekkürleri", "**** you"ya döndürüyorsun. Bunu "tartışmak" isteyen fanlarla birçok konuşmalar yaptım. Atlanta'dan zavallı bir kız ağladı. Paranın kötü olduğunu düşünüyordu. Öyleyse neden Kanada ya da başka bir sosyalist ülkede yaşamiyorsun?

Hammett: Hala milletin gösterdiği reaksiyona hayret ediyorum. Bunun çok açık olduğunu düşünüyordum: Bizim müziğimizi yapmamaları gerekmesine rağmen alıyorlar ve biz de bunu durdurmak istiyoruz. Bilgisayarlar, hırsızlık yapmıyormuşsunuz gibi gösteriyor. Çünkü tek yaptığınız bir düğmeye basmak. İşin aslı şu ki hırsızlık yapmak doğru birsey değil.

P: Birçok kişiyi sinirlendirdiniz. Usenet forumlarinda "Kirk ve Lars eşcinseller" diye bir başlık var.

KH: Bu yaratıcılık eksikliği. Birini "şişko" diye çağırmaktan farkı yok.

P: Belki haklıydınız ama insanların zenginlere sempati duyması zor.

LU: Evet öyle. "Şu zengin rock yıldızları" halini aldı. Ama anlıyorum, 80 milyon albüm satışından sonra sahip olduğum paralarla ne yapacağım hakkında bir fikrim yok. Artık asıl sorun hakkında konuşabilir miyiz? Asıl sorun, bana göre, seçim. Müziğimle ne olacağını ben seçmek istiyorum. Çok açık ki gelecek, online müzik satışında. Fakat yan komşun müziği bedavaya dağıtıyorsa bunu yapamayacağın çok açık.

P: Napster'a karşı kampanya başlattığınızda bu kadar uzayacağını tahmin etmişmiydiniz?

LU: Hayır en ufak bir fikrim bile yoktu. Lars Ulrich -düşünce eserleri için poster çocugu imaji- peşinde koştuğum birşey değildi.

P: Geçen Eylül MTV Music ödüllerinde sahnede ****alanınca şaşırdınız mı?

LU: Sahnedeyken haberim yoktu. Sahneden indikten sonra millet "Cok iyi idare ettiniz" diyince "Ne ****alanması?" dedim.

P: Çok ilginç çünkü çok rahatsız gözüküyordunuz.

LU: Biraz sarhoştum. Şimdiye kadar katıldığım tartışmasız en kötü ödül töreniydi. Erken çıkıp arkadaşlarla dışarıda kokteyl içtim.

P: Napster'ın yaratıcısı Shawn Fanning Metallica tshirtüyle gelince sizi çektiler ve çok sarsılmış gözüküyordunuz.

LU: Anlamanız lazım ki herşey evvelden planlanmıştı. Bana Shawn Fanning'e ödül vermem için sahneye çıkmamı teklif etmişlerdi. Gösteriden bir gün evvel Napster'ın avukatları önü çektiler. Benim kaba veya can sıkıcı birşey yapacağımı düşünüyorlardı. MTV bana "Metallica tshirtüyle gelirse sana bir problem olur mu?" diye sordular ben de "Tabii gelsin sorun olmaz" dedim. Tüm bunları biliyordum - uyuyormuş gibi yaptım. Elim suratımda başımı salladım. Evvelden planlanmış gibiydi herşey.

P: Ne olsa Napster'a karşı davanızı geri çekerdiniz?

LU: Anlaşmaya istekliydiler. Bizim tek istediğimiz avukatların ücretlerinin ödenmesiydi. Ve sanıyoruz ki onların istedikleri gruba erişimi engellemeye güçleri var.

KH: İlk günden beri eleştirilere alışkınız. Kill'em All çıktığında benzeri hiçbir şey yoktu. Aman tanrım ikinci albümde slow şarkılarımız vardı! Fanlarımız bile bizi eleştriyor. Eleştirlere gelince artık kurşun geçirmez yeleklerimiz var. Doğruyu söylemek gerekirse onlarla besleniyoruz.

JH: Metallica nefret edilmeyi seviyor.

KH: Kesinlikle nefret edilmeyi sevmek. Grupta olmadan evvel de biz dışarıdakilerdik. Bu yüzden bu düşünce yapısı bize çok iyi uyuyor.

P: Artik sadece MTV değil VH1'da da superstar oldunuz. Orada başta ne kadar popülariteden uzak olduğunuzu unutmak kolay.

JH: Ben ve Lars ilk tanıştığımızda kabul görmeyen bir müzik türünü seviyorduk, özellikle Los Angeles'da. Biz hızlı ve heavy idik. LA 'de kısa ve dikkat çeken şarkılarr modaydı: Motley Crue, Ratt, Van Halen. Ayrıca görüntü de önemliydi ve bizim sahip olduğumuz tek görüntü çürkündi.

P: Fakat LA stili giyinmeye bağışıklığınız yoktu.

JH: Deri plastik pantolonlarla (spandex) savaşımız oldu. Hava atmak kolaydı. "Spandex giy, kızlar bayılır!" Amerika'daki ilk turnemizde spandex'im - bunu söylemekten nefret ediyorum, "benim spandex'im". Çok kötülük dolu bir cümle. Bir gece evvelden ıslaktı ve ısıtıcıyla kurutuyordum. Bacakların birleşme yerinde büyük bir delik eriyerek açıldı. "Külotlu çorap gibiydiler. Kot pantolonlarımı giymeye karar verdim bundan sonra ve bu olan en iyi şeydi. Black albüm turnesine kadar Lars spandex giymeye devam etti ama kendisi farklı konuşabilir.

LU: Los Angeles'de toplum dışıydık. İlk yıllar çok yalnızdık.

JH: Bazı konserlerde kız arkadaşlarımız olmasa seyirciler arasında barmenden başka kimse olmayacaktı. Sonra bazı şiddetli fanlarımız bizi takit etmeye başladi sonrada takım elemanımız oldular. "Belki de şu çocuk bazı malzemelerimizi taşımak istiyordur böylece ben taşımak zorunda kalmam"

P: İlk albümlerdeki ortacağ ve Dungeons-and-Dragons teması nerden geldi?

JH: Judas Priest hepimizin çok sevdiği bir gruptu. "Eğer o bu konuda yazıyorsa metal olmak için yapman gereken bu." Derken daha çok şey katıldı, "Biz neler yapıyorsak onu yazalım": Birşeyleri dağıtmak hakkında Whiplash, Hit the Lights ve Seek And Destroy. Gündüz işlerinde çalışırdık. Sonrasında partiler verir mobilyaları dışarı alır ve etrafı dağıtırdık. Soyunma odalarını dağıtırdık çünkü öyle yapmamız gerekiyordu. Sonrasinda faturayı alır ve giderdik. "****! Pete Townshend'in lambasının parasını ödediğini bilmiyordum!" Turneden dönerdik ve hiç para kazanmamış olurduk. Organizatörlere bir dolu mobilya almış olurduk sadece.

KH: Bütün gün içer ve çok az ara verirdik. Etrafımızdakiler sinek gibi dökülürlerdi ama bizim güçlendirdiğimiz dayanıklılığımız vardı. Ünümüz bizden evvel giderdi. Kill'em All turnesini hatırlamıyorum - Öğleden sonra saat 3-4 civarı içmeye başlardık.

JH: Soyunma odalarını dağıtmak içkiyle alakalıydı. A Day on the Green en kötüsü oldu. Ben ve bir arkadaşım deli gibi Alman içkisi Jãgermeister içmiş ve meyva ve yemekleri hava deliğinden geçirmeye çalışmıştık. "Bu delik yeterince büyük değil genişletelim!" Treyler mahvolmuştu. Bill Graham - Huzur içinde yatsın - organizatörümüzdü. Odasına çağrıldım. "Müdürü görmeye gidiyorum" diyen bir öğrenci gibiydim. Bana "Bu yaptıklar sayesinde Sid vicious ve Keith Moon'la da yaptığım konuşmayı yapıyorum seninle dedi. "Sahane! oh bir saniye onlar oldu. Sahane değil belki kendimi toplamam lazım". Bu noktada anladım ki bir grupta olmak milleti kızdırmak ve etrafı dağıtmaktan daha farklı birşeydi.

P: Lars hakkında ilk birlikte çalışmanızdan sonra ne düşündün?

JH: Lars'ın tek zilli çok kötü bir davulu vardı. Zil durmadan düşüyor ve biz durup onu yerden almasını bekliyorduk. İyi bir davulcu değildi. Bugün de yılın davulcusu değil. Hepimiz bunu biliyoruz. Calışma bitince "Bu neydi?" olduk. Stüdyonun faturasına da ona yükledik. [gülmeler] Onun hakkında o kadar çok şey vardı ki. Davranışları, görünüşü, aksanı, tavrı, kokusu - Danimarka gibi kokuyordu sanırım. Banyo konusunda farklı bir görüşleri var, biz Amerika'da sabun kullaniriz.

LU: Amerikan çocuklarının, günde 4 banyo yapmak gibi takıntıları vardı.

P: Peki yıkanmışmıydınız?

LU: Benim için yeterli kadar, tamam mı?

JH: Biz McDonald's da yerdik o balık yerdi. Başka bir dünyadandı. Babası ünlüydü. Çok iyi durumdaydı. Zengin tek çocuk. Şımarık - ağzını nereden aldığı belli. Tüm hayatı boyunca ne istedigi bilir ve ona doğru gider ve alır.

LU: Tek çocugum. Serbest yetiştirlidim. Babamla tüm dünyayı dolaştım. Evet ben ve James Hetfield çok farklı geçmişlerden geldik. Ve daha büyüdükçe büyük ihtimalle daha da farklılaştık.

JH: Beni birçok yeni müzikle tanıştırdı. Onun evinde müzik dinleyerek cok zaman geçirdim. Albüm koleksiyonuna inanamıyordum - belki haftada bir albüm almayı karşılayabilirdim, ve o dükkandan 20 taneyle gelirdi. Danimarka'da duyduğu Styx ve REO Speedwagon albümleri aldı. Ben "Neden Styx aldın?" derdim.

LU: Takıntılı bir kişiliğim var. 1950 - 1956 yıları arasında modern dönemden Danimarka sandalyeleri de olsa Jean-Michel Basquiat veya Oasis de olsa birşeyle ilgilenince onun hakkında herşeyi öğrenmeliyim. 9 yaşındayken herşey Deep Purple'dı. Tüm zamanımı Kopenhag'daki otellerinin önünde Ritchie Blackmore'un çıkmasını ve onu sokakta takip edebilmeyi bekleyerek geçirirdim.

P: Danimarka'yı bu kadar çok sevdiğine göre neden LA'deydin?

LU: Okulu Danimarka'da bitirip tenis kariyeri yapmak için Amerika'ya taşındım. Beverly Hills'den sonra LA'in en ukala havalı yeri Newport Beach'e yerleştik. Pembe Lacoste gömlekli çocuklar vardı her yerde ve ben Iron Maiden tshirtlerimleydim. Sanırım bu yüzden bir düşmanlık vardı, bir nevi soyutlanmıştık. James Hetfield soyutlanmışlığın kralıydı bu yüzden bizi bu kardeşce ortaklık bir araya getirdi.

P: James ne kadar kendini soyutlamıştı seninle tanıştığında?

LU: Bu kadar utangaç birisiyle daha evvel hiç karşılaşmamıştım. Gerçekten tamemen içine kapalıydı ve nerdeyse soyal ilişkilerden korkuyordu. Ciddi bir sivilce problemi de vardı.

JH: Sanırım söylenecek çok şey yok. Lars'la tanıştığımda annemi yeni kaybetmiştim. O sırada herkes düşmandı benim gözümde. Sohbet etmek konusunda iyi değildim - bu yetiştigim ortamın sonucuydu, bir nevi kendimi soyutlamıştım. Dini durumumu anlatmaktan yorulmuştum. Grup kurulunca bir daha konuşmak zorunda olmayacağımı düşündüm. Lars her şeyi söyleyebilirdi. Sonrasında kimse şarkıların ne anlama geldigini anlayamadı [gülmeler].

P: Dini durumunuz neydi?

JH: Ben garip bir din olan bilimsel hristiyan olarak yetiştirlidim. Ana kural tanrının herşeyi düzelteceğiydi. Vücudunuz sadece bir dış kabuk ve doktorlara ihtiyaciniz yok. Diğerlerinden uzaklaştıran ve anlaması zor olan birşeydi. Futbol oynamak için doktordan rapor alamazdım. Okuldaki sağlık dersini terketmek zorunda olmak garipti ve tüm çocuklar "Neden bırakmak zorundasın? Yoksa sen anormal misin? " derlerdi. Çocukken takımın parçası olmak istersiniz. Her zaman senin hakkında fısıldaşır ve senin garip olduğunu düşünürler. Çok rahatsız ediciydi. Babam pazar okulunda ders verirdi - çok severdi. Zorla gönderildim. Orada konuşmalar yapardık ve bir kolu kırılmış. Ayağa kalktı ve "Kolumu kırdım ama simdi daha iyi" dedi. Ama aslında çok kötü durumdaydı. Şimdi düşündüğümde çok rahatsız edici olduğunu görüyorum.

P: Hiç evden kaçtınız mi?

JH: Bir keresinde kız kardeşim ve ben uzaklaştık. Ailemiz 4 blok ötede yakaladı. Bayagi tokat atmışlardı.

P: Çocuklari dövmeye taraftar misin?

JH: Arkadaşları ve eşlerini tokatlamak. Evet son çare olarak. Fakat tokatlamak büyük bir sebep açıklamasıyla birlikte gelir.

P: Ailenizin ilişkisi nasıldı?

JH: Annemin ikinci evliliğiydi - İki tane üvey kardeşim var. Gerçek bir sorun görmedim. Çocukların önünde kavga etmezlerdi. Derken babam bir kac yıllığına "iş gezisine" gitti. Lise ikiye gidiyordum. Benden gizlendi ve gitmişti. Sonunda annem "Baban geri gelmeyecek" dedi. Çok zordu. Kötü zamanlar oldu - annemin evde olması gereken zamanlar yoksa kız kardeşimi öldürüdüm. Deli gibi dövüşüyorduk. Onu bir keresinde kızgın yağ ile yaktığımı hatırlıyorum "Vov! bu sefer çok ileri gittik". Annem çok üzülüyordu ve bunlar onu hasta etti. Hastalığını bizden gizledi. Birden hastaneye düştü. Ve birden gitti. Kanser onu aldı. 10 yaş büyük üvey kardeşim Dave ile yaşamaya başladık. Kız kardeşim kontrol edilemiyordu ve evden atıldı. Liseyi bitirdim ve "Görüşürüz" deyip ayrıldım.

KH: James kopuk bir evden geliyordu, ben de kopuk bir evden geliyordum ve gruba katıldığımda bu nedenden birbirimize bağlandık. Çocukken çok kötü davranışa maruz kaldım. Babam çok içerdi. Annemi ve beni çok döverdi. Elime bir gitar geçirdim ve 15 yaşımdan sonra odamdan çok ender çıktım. 16. yaşgünümde babamı annemden ayırmaya çalışıyordum - bana döndü ve vurmaya başladı. Derken birgün bizi terketti. Annem kız kardeşime ve bana bakmak için zorlanıyordu. Kesinlikle öfkemi müziğe kanalize ettim. 9 - 10 yaşındayken de komşumuz tarafından taciz edilmiştim. Hastanın tekiydi. Köpeğim Tippy'yle cinsel ilişkiye girmişti. Şimdi gülebiliyorum - aslında o zaman da gülmüştüm.

P: Öyle gözüküyor ki heavy metal orantısız sayıda kötü muameleye kalmış insanları çekiyor.

KH: Heavy metalin iyileştirici gücü olduğuna inanıyorum - gerginliği alıp götürüyor. Sanırım bu sebepten kötü çocukluk geçirenler heavy metalin çekimine kapılıyor. İnsanların saldırganlığı ve gerginliğini şiddetsiz bir şekilde dışarı vurmasını sağlıyor. Ayrıca heavy metalin bir birleştiriciliği var - dışlanmışları bir araya getiriyor. Heavy metal ilgisiz bırakılmış, kayıp, kimsenin istemediği, evden kaçmış hayvanları çekiyor.

LU: Her zaman için bu konu benim icin sorun oldu çünkü hayatım boyunca hiç bir zaman büyük bir psikolojik sorunum olmadi. Neden bu metalle kısıtlı olsun? Elton John konserine giderseniz insanların aynı duygusal sorunları taşıdığını görürsünüz. Eğer 10 tane Metallica fanını duvara dizerseniz 10 farklı hikaye ile karşılaşırsınız

P: Ve üçü duvara işer.

LU: Ve biri kafasını duvara vurur, evet. Bu tip klişeleri kabullenmekte zorlanıyorum.

P: Baslangıçta Metallica isminden başka isim düşündünüz mü?

LU: 20 isim adayımız vardı: Nixon, Helldriver, Blitzer. Ben en çok Thunderfuck olsun istiyordum.

P: Ne zaman dişi fanları çekmeye başlandınız?

KH: Kızlar her zaman konserlere gelirlerdi. Sadece erkeklerden çok farklı gözükmezlerdi.

LU: Kızlar otobüse gelir ve herkesle birlikte olurlardı. "İki tane kız geldi herkes sıraya girsin" denirdi. Millet "Og! az evvel yandakininki ağzındaydi..." derdi. Ne olmuş? O zaman dilini onun boğazına sokma.

JH: Yaptıklarını severlerdi. Ve hehe islerini iyi yaparlardı. O zamanlar herkes paylaşırdı. "Onunla işim bitti gel, al benim kızı!" Lars onları büyülerdi. Kirk bebek yüzüyle onlara çekici gelirdi. Ve Cliff - büyük bir aleti vardı. Ünü etrafta dolaşırdı sanırım.

LU: Sert ****ler dediğimiz olay vardı - şahaneydi. Sahneden inerdik ve 10 kadar çıplak kız duşta bizi beklerdi.

KH: Neden birdenbire yakışıklı olduğumu anlayamazdım. Bugün değişik bir görünüşle mi uyanmıştım? Yüklü bir banka hesabı seni yakışıklı gösterecektir. Kimse hayatım boyu bana böyle davranmamıştı.

P: Gruptaki en büyük hergele kimdi?

LU: Hepimizin öyle zamanları oldu. Kimsenin birkaç defadan az yaptığını sanmıyorum.

P: Cliff Burton'un öldüğü gece hakkında ne hatırlıyorsunuz?

JH: Etrafta uçan şeylerle uyandığımı hatırlıyorum. Acil çıkış penceresinden buz gibi havaya iç çamaşırlarıyla çıktım ve Cliff kayıptı. Cliff'in bacaklarını otobüsün altında gördüğümü hatırlıyorum. En zayıf ve beyaz bacaklar onundu. O zaman gittiğini anladım. Otobüs tam onun üstündeydi. Hepimiz hastanedeydik ve tur menajeri "Grubu toplayıp gidelim" dedi. Grup kelimesini söylediğinde - doğru olmayan birşey vardı" Artık bir grup değildik". Alkole sarıldık ve içmeye başladık.

KH: Cliff çok akıllı, okumayı seven etkileyici konuşan biriydi. Neden bizlerden biri değil de onun gittiğini anlamıyorum.

JASON NEWSTED: Cliff Burton benim ilahımdı. Gurusuydu bu isin. Ondan daha evvel ve daha sonra kimse o şekilde bas gitar çalmadi. Millet onu kopya etti ama kimse hiçbir zaman onun dokunusunun duygusuna sahip olamadı.

P: O zaman siz Arizona'dayken büyük bir fandınız?

JN: Grubum Flotsam and Jetsam en çok Metallica'dan etkilendi. Genelde Arizona civarında klüplere ve çöl partilerinde çalardık.

P: Çöl partisi nedir?

JN: Ailelerden borc alınıp 80 veya 120 dolar bir araya getirilir ve bir günlük jenerator kiralanır. Sahne yapmak için liseden masalar alınır ve sis makinesi kiralanir. Bazı kişiler bulunup fıçı aldırılır ve "Millet gelince bize 40 dolar vereceksiniz" denir. Nakliye kamyonu hendeğe sıkıştırılır, masalar çekilir ve tekerleklerin altına konur ve yukarı vurularak taşıma kısmı dışarı çıkartılır. Fıçı alacak olan kişiler çoktan içiyordur. Saat öğleden sonra birdir. Kemerlerinde .44 magnumlar vardır. Arizona'da gösterecek silahin varsa ne istiyorsan giyebilirsin. Şimdiden zil zurna sarhosş olmuş şekilde geçen gece Safeaway dükkanını soyduklarını öğrenirsin. "Ah evet parayı bu adamlardan alacağız." Sonrasında hazırlanır, bir veya iki saat çalarsın i polisler gelir ve herşeyi mahvederler. Metallica'ya katılana kadar hiç para kazanmadım. En çok aldığım para - çok büyük bir konser olduğunu düşünmüştük - beş kişi için 26 dolardı.

P: Hiç bunu özlediğin oluyor mu??

JN: Böyle pis olmayı özlüyorum. Açlığı özlüyorum. Malzemeleri klüpte hazırlamak için işten erken çıkma heycanını özlüyorum. Ve 7 kişi gelir ama 700 kişiymiş gibi çalarsın. Çaldığımız ana klübün karşı sokağında Burger King vardı - 29 sent burger dagi satin alırdık. Bunla mutlu olurduk. "Bir kola alacağım", "Olmaz iki burger daha demek bu. Arka odalardan bira çalarız". Çünkü aksi halde haşlanmış patatesle Burger Kind'den çalınmış ketçap yerdik.

P: Cliff hayattayken Metallica'yi canlı gördün mü?

JN: Evet. Phoenix'de WASP'la Master of Puppets çıkmadan evvel. Ön sıra. Tam Cliff Burton'un önü, taparak. Ağzımın suyu akarak. Deli gibi kafamı sallayarak. 14 dolara tshirt, ki o zaman için dünyadaki tüm para demekti bu. Sırf Metallica'yı görmeye gitmiştik. Metallica bitince biz de çıktık. Darmadağın etmişlerdi ve bizde yaptıkları herşeyi tüm kalbimizle bilerdik.

P: Öldüğünü nasıl duydun?

JN: Bir arkadaşım sabah saat 6'da beni uyandırdı ve "Gazeteye bakman lazım" dedi. Gazeteye düşen gözyaşlarımı ve yazıları ıslatmasını hatırlıyorum. Siyah bilekliklerle çıktık sonraki konserlerimize.

P: Cliff'in öldüğünü duyduktan ne kadar sonra Metallica yeni bir basçıya ihtiyaç duyacak diye düşünmeye başladın?

JN: O gün hayal kurdum. Sadece ya olursa? ya olursa? ya olursa? diye.

P: Seni San Francisco'ya prova için getirdiler. Sinirlimiydin?

JN: O hafta hiç uyumadım. Sadece birkaç sefer uzanmış olabilirim. 5 gün için ayaktaydım ve çalabildiğim kadar araliksiz çaldim. Parmağımda nasır üstüne nasır oluştu. İçerdeki siniri hissetmeye başlayınca bir süre için ara verdim. Provaya uçak bileti alabilmem için birkaç arkadaşım bir araya gelip 140 dolar topladılar.

P: Uçak paranı ödememeleri cok ucuz bir davranış. Denedikleri kişilere sert mi davranıyorlardı?

JN: Bas gitarı Quiet Riot'dan imzalı bir çocuk içeri geldi. Ve James sadece "Sıradakı!" diye bağırdı. Çocuk daha gitarinin fişini bile takmamıştı. Çocuklar dağılmış haldeydi.

P: Onlarla ilk yılını anlat.

JN: Aşağılamalarla dolu. Birçok duygusal test.

JH: Öfke içinde yas tutuyorduk. "Cliff'in yerine burdasın, bu yüzden böyle davranılacak" Bizim için bir terapiydi.

JN: Bir keresinde New York'tayken sabahın dördünde otel odamın kapısını yumrukluyorlardı. "Kalk ayağa! İçme zamanı!" "Artık Metallica'dasın şu ****et kapıyı açsan iyi olur!" Dövmeye devam ediyorlardi kapıyı. Boom! Kapı pervazı dağıldı ve kapı içeri uçtu. Onlar "Kapıya cevap vermeliydin" dediler ve yatağı kaptıkları gibi üstünde ben varken ters çevirdiler. Sandalyeleri, yazı masasını, TV sehpasını - odada ne var ne yoksa - yatağın üstüne koydular. Elbislerimi, kasetlerimi, ayakkabilarımı camdan dışarı attılar. Tıraş köpüğü aynanın üstünde, diş macunu heryerdeydi. Tam bir yıkım. Kapıdan koşarak çıkarken "Gruba hoş geldin!" dediler.

P: Senin için onların başkalarina eşcinsel dediklerini biliyormuydun?

JN: Hayır. Demek istediğim o kadar çok şey vardi ki bu sadece ufak bir detay.

P: Neden böyle yapıyorlardı ve neden sen göz yumuyordun?

JN: Çünkü Metallica'daydım, rüyalarim gerçek olmuştu. Kesinlikle moralim bozulmuştu, bıkmıştım ve istenmiyor gibi hissediyordum kendimi. Kaldırıp kaldıramayacağımı görmek için böyle yaptılar. Cliff Burton'un yerine geçeceksen zor durumlardan kendini kurtarabilmen lazımdı.

P: Tamam cçocuklar Alcoholica'da en içkici kim?

KH: James. Votka içer gibi yarım şise Jagermeister (sert Alman içkisi) içebilir kendi başına.

LU: James Hetfield. Eğer ben ve James içmeye aynı anda başlasak, 6 saat ağır bir içişin ardından, ben sızarım. Uzun bir süre alkolü bizden farklı bir seviyede algılıyordu.

JH: Bendim. Sırf eğlence olsun diye bir şişe votka içerdim. Hala yaşadığıma şaşıyorum.

JN: Zor bir seçim. Burun farkıyla Lars diyorum. Başka bir şekilde içiyor Danimarkali olduğundan. Onlar genç yaşta alisiyorlar. (içki yaşı Amerika'da Avrupaya göre daha yüksek)

LU:[gulmeler] Alem düşüncem şöyleydi; üç gün üst üste içer sonra sonraki dört gün ağzıma damla koymazdım.

JN: Aramızda aşırı içip prova veya fotoğraf çekimini kaçıran bir tek James olmuştur. Alkol komasına giren de sadece oydu.

KH: Jason diğerlerimiz kadar içkici değildir. Ot içmeyi daha çok sever.

P: Hızlı müzik sevenler hızlı uyuşturucları da severler. Grup bunları yaptı mı?

KH: Bizim kampımızda hız kötü bir laf ama hız tutkunları bizi sever.

LU: Aramzıda hiçbir uyuştucuya bulaşmayan bir tek James. Ben, Jason, Kirk ve Cliff her zaman değişik şeyleri daha üst seviyeye taşımak için denerdik.

KH: Kokain kesinlikle hayatımızda yer etmişti. Başka müzisyenlerle takılırsın ve yapacağın ilk şey beş kişi bir tuvalete oturmuşsunuzdur. And Justice for All turnesinde kötü bir kokain problemi yaşadım fakat bıraktım çünkü beni depresif yapıyordu. Eroin de denedim ama çok şükürler olsun ki nefret ettim.

LU: LCD denediğimde bir kere, deli gibi korkmuştum. Gerçekten kullandigim tek uyuşturucu kokain. Bana bir kaç ekstra içki içme saati sağlıyor. Birçok kişi sana yaklaşmak için kullanıyor ve sen de buna kanıyorsun. Kısır döngüler içinde "Bir süre bırakıyorum" diyorsun. Sonra 6 ay uzak kalıyorsun.

P: Zaman geçtikçe grup seni aşağılamayı kesti mi?

JN: Zaman geçtikçe daha beter oldular. 2. ve 3. yıl en acımasızlarıydı. Klasik okul şakaları yerine derin yaralayan ve saygısızlık içeren şeylerdi.

P: Saygısız olan ne yaptılar?

JN: And Justice For All'da bas gitarın sesini kısmak. Müzikal açıdan benim fikirlerimi dinlememek.

P: Jason And Justice For All'da var mı?

JH: Resmi var [büyük kahkaha] Birisi bana üzerinde "And Justice For All - Şimdi bas ile!" yazan bir etiketle
bir şaka CD'si yolladı.

LU: Albümlerimiz içinde içimin rahat etmediği tek albümümüz. Müzikten ziyade yetenek tatmini ve atletik gösteriye dönüştü.

P: Gruplar genelde aileler gibidirler ve bu aile çok kavga ediyor gibi.

KH: Birçok dizi ve dramalar yaşadık bu grupta olmakla. Ben kendimi hakem rolünü oynarken buluyorum. James ve Lars arasında tampon oldum, Lars'la Jason arasinda da.

JH: Lars'ın adı habire geçiyor öyle değil mi? [gülüşler] Ortalığı diliyle karıştıran genelde o oluyor. Bazen çekilmez olur ve havalara girer. Onu sahnede bir kez yumurkladım - büyük ihtimal birlikte üçüncü konserimizdi. Encore'da 'Let it Loose'u çalmaya anlaşmıştık ve o geri gelip başka bir şarkıya basladi, Killing Time, çünku davullarla başlıyordu. Geri dönüp küfrettim. Sözleri hatırlamiyordum, tam bir rezalet oldu.

LU: Çalmak istediğim şarkıya başladım. Neden olduğunu hatırlamıyorum - Belki encore için daha uygun olduğunu düşündüm. Ve James bana yumruk attı.

JH: Onu davul setine attığım birkaç sefer hatırlıyorum, zilleri fırlattığımı, kafasının yarıldığını...

LU: Jason'la bazı kavgalarımız oldu.

KH: Gruptan hiç kimseye el kaldırmadım. Yoga yapıp doğu filozofisiyle ilgileniyorum. Karmaya inaniyorum: Ete hayır, domuza hayır, kanatlılara hayır.

JH: Gruptaki en akıllı kişi ben kesinlikle değilim o yüzden zekice tartışmaları kazanmama olanak yok. Şiddete başvurmak işe yarıyordu. Ve ürkütmek.

KH: James size bağırarak gelirse ürkütücü olabilir.

P: Metallica'ya birçok sey oldu. Bu grubun kötü bir karmaya sahip olduğu anlamına mı geliyor?

KH : Gayet mümkün. ****et olsun başımızdan o kadar çok şey geçti ki. Karma yüzünden olması lazım. Şarkılarımızın ortaya çıkardığı enerjiden mi bilmem. İnsanlar müziğimizin enerjisini kanalize ediyorlar - yüzde 90 bu iyi birşey ama belki yüzde 10 kötü. Dazlakların şarkılarımızı dinledikten sonra şarkı isimlerini gamal haçların altına dövme olarak yaptırdıklarını duydum. Belki kişisel karma yüzünden. Belki James'in bu kadar çok kaza geçirmesinin sebebi onun kişisel karması ve bu grubu da etkiliyor.

P: Black albümden başlayarak, And Justice For All'dan sonraki değişimi nasıl tanımlarsınız?

LU: İlk albümler kaba kuvvet ve benzeri şeyler üstüneydi. James kendini daha rahat hissettikçe göğüse vurulan şarkılardan kırılganlık ve kafa karışıklığı gibi konulara sahip sarkılar çıktı. "Durum berbat, kalkınca herşeyi öldüreceğim." yerine "Durum berbat ve bundan gerçekten acı çekiyorum."

JH: Black albüme söz yazmaya başlayınca ne yazacağımı bilemedim. Tüm grubun arkasında duracagı sözler yazmak istiyordum - ama dördümüz de çok farklıyız. Tek yol direk içeriye doğruydu.

P: Yazdığın tüm şeyler içinde hangi sarkıyı kaydetmekte en çok tereddüt ettin?

JH: Nothing Else Matters. Çok önemli bir dönüm noktasıydı. Duygusaldı.

P: Nothing Else Matters tema olarak Styx'in Babe adlı şarkısı gibi.

JH: S*ktirin. [gülümser] Grubun seveceğini sanmamıştım. Ama çok destek çıktılar.

KH: O zaman tek düşünebildiğim "James kız arkadaşına ****et bir aşk şarkısı mı yazdı?" idi. Bu çok garip.

JN: Başta bana hiç Metallica gibi gelmedi. Ben hızlı ve sert şeyler severim. Metallica country müzik yapmamalı. Load'da 'Mama Said' ile buna çok yaklaştık. Bana güzel bir tad verdiğini düşünmüyorum.

K