MeTaLLiCA
Metal müziğin efsanevi gruplarından Metallica’nın hikayesi; Lars Ulrich’in yerel bir gazeteye ilan vermesi ve bu ilanı gören James Hetfield’ın, Ulrich’e ulaşması ile başladı. İkilinin bir araya gelmesi ile 1981 yılında grubun temelleri atıldı. Ardından Ron McGovney Metalica'nın ilk bas gitaristi olarak gruba dahil edildi. Ron, James’in yakın arkadaşıydı. Daha önce birlikte Leather Charm ve Phantom Lord gibi gruplarda çalmışlardı. Geriye kalan tek eksik ise bir solo gitaristti. Bu boşluğu da Dave Mustaine ile doldurdular ve tam bir grup kimliği kazandılar.
Grubun isminin ise ilginç bir hikayesi var. Başrolde Lars Ulrich karşımızda. Lars’ın bir arkadaşı metal fanzini çıkartacaktı fakat ismi konusunda kararsız kalmıştı. Bu isimlerden birisi Metallica’ydı. Lars bu ismi çok beğenmişti ve Metallica ismini kendine saklayarak arkadaşına diğer ismi önerdi. Böylelikle grubun ismi artık Metallica olmuştu.
Kadro bu şekildeyken zaman içerisinde grup elemanları Ron McGovney’in performansının yetersiz olduğunu düşünmeye başladılar. Bu sırada Trauma isimli bir grupta bas gitar çalan Cliff Burton onları çok etkiledi. Hiç düşünmeden kendi gruplarına katılması için Burton’a teklifte bulundurlar ve olumlu yanıt aldılar. Bu olayla birlikte Ron McGovney’a yol görünmüş oldu.
Hetfield, Ulrich, Burton ve Mustaine dörtlüsü albüm çalışmaları için uğraşırken, Dave Mustaine’in alkol problemi diğer üyeleri rahatsız edecek boyuta ulaşmıştı. Sonunda Mustaine gruptan çıkarıldı.
1983 yılında, o dönemlerde Exodus adlı grupta solo gitarist olarak görev yapan Kirk Hammett gruba dahil edildi. Metallica'nın menajerliğini yapan Mark Whittaker, önceleri Exodus ile çalıştığı için ilk olarak Hammett’a teklif götürmeyi uygun bulmuşlardı. Kirk Hammett’ın da gruba dahil olmasıyla birlikte, ileride efsane albümlerin altına imza atacak kadro tamamlanmış oldu.
Grubun ilk albümü olan Kill’em All 1983 yılında piyasaya çıktı. Alabildiğine hızlı, güçlü, etkileyici ve sert bir albümdü. Kapağı; içindekilerin habercisiydi sanki. Hit The Lights, The Four Horsemen ve Motorbreath’le hız sınırları zorlanırken, Jump In The Fire ile bir anda kendinizi alevlerin içinde buluyorsunuz. Derken Cliff Burton eşsiz bas yorumuyla selamlıyor sizi. Kendinizden geçiyorsunuz. Daha sonra Whiplash damarlarınızda gezinmeye başlıyor, zihninizi ele geçiriyor. Phantom Lord ile metalin sağır edici sesi yakınlaşıyor. No Remorse ve Seek And Destroy ile artık gücünüzün iyice tükenmeye başladığını hissederken Metal Militia ile iyice yoruluyorsunuz ama mutlusunuz.
Metallica bu albimle birçok derginin “en iyi grup” ve “en iyi albüm” gibi ödüllerini toplamayı başardı. Kill’em All ile bir akım yarattılar ve thrash metalin başyapıtlarından birini oluşturdular.
Çok değil bir sene sonra Metallica Ride The Lightning albümü ile karşımıza çıktı. Yine süratli, güçlü ve etkileyici. İşte Fight Fire with Fire. Önce akustik bir giriş, arkasından muazzam bir riff ve kendimizi nükleer savaşın ortasında buluyoruz. Ride The Lightning ile bir idam mahkumu oluyoruz, suçsuz olduğumuzu bizden başka bilen yok. For Whom The Bell Tolls ise bir şarkının basit olmasına rağmen nasıl bu denli baştan çıkarıcı olabileceğini sormamıza neden oluyor. Ve turne esnasında ekipmanlarının çalınması üzerine Hetfield’ın kaleme aldığı Fade To Black eşsiz melodisiyle bizleri derinlere doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Trapped Under Ice ile adeta donuyoruz. Ardından Metallica’nın ileriki dönemlerde hiçbir canlı performansında yer vermeyeceği Escape bizi karşılıyor. Hiçbir konserde yer almayan bu şarkıdan, neredeyse her konserin demirbaşı olan, bir şarkı insanı nasıl bu kadar gaza getirebilir diye düşündüren ve konserlerde “die, die, die” diye gırtlak parçalamaya neden olan o esere geçiyoruz. Evet Creeping Death. Son olarakta The Call of the Ktulu ile veda ederken, söz yazmamıza bile gerek yok diyorlar sanki.
Ride The Lightning albümü ile artık daha tanınan bir grup haline geldiler, doğal olarak albüm satışlarında da oldukça büyük bir artış yaşandı. Metallica bu albümle birlikte artık daha büyük kitlelere hitap etmeye başladı. Küçük mekanlarda ve barlarda verilen konserlerin yerini onbinlere verilen stadyum konserleri aldı.
Hemen bir dipnot verelim; Ride The Lightning albümünün basımı sırasında oluşan bir hata nedeniyle bazı albüm kapakları mavi yerine yeşil olarak piyasaya çıkmıştır. Bu albümler günümüzde koleksiyoncuların en değer verdiği parçalar arasına girmiştir.
Hız kesmeden yollarına devam ettiler ve 1986 yılında Master Of Puppets albümünü çıkardılar. Thrash metalin en başarılı örneklerinden biri olan Master Of Puppets, en iyi albüm listelerinde her zaman başa oynamaktadır. Metallica bu albümlerle birlikte kendi adına başarılar yakalarken thrash metalinde tüm dünyada yayılmasını sağlamış ve birçok grubun önünü açmıştır.
Albüme Battery parçasıyla giriş yapıyor ve Hetfield’ın ilk iki albümdeki toy sesinin olgunlaşmaya başladığına şahit oluyoruz. Bu şahitliği yaparken birden Master Of Puppets başlıyor. Başımız vücudumuzdan ayrılmak istiyor, headbang bu olsa gerek diye düşünürken birden bir sessizlik ve işte o andan itibaren hafızalarımızdan silinmeyecek mükemmel solo. Tekrar başlayan sert riffler ve kahkahalarla son bulan başyapıt. The Thing That Should Not Be bizi var olmaması gerekenlerle yüzleştirirken zamanın durduğu yere Sanitariumla gidiyoruz. Ardından Disposable Heroes ve Leper Messiah ağırlıyor bizi. Ve duygulanma zamanı diyoruz, Orion bizi melodileriyle büyülüyor. Tam rahat bir nefes aldık diye düşünürken Damage Inc. yanıldığımızı söylüyor bize. Bu albümü hasarsız atlatmamız zor elbetteki. Albümün yanında kas gevşetici vermeleri gerekir diye düşünüp boynumuza masaj yaparken, inatla başa alıp tekrar tekrar dinliyoruz.
Grup avrupa turnesi kapsamında Danimarka’ya doğru yol alırken buzlanan yolda kayan otobüs devrildi. Cliff Burton henüz 24 yaşındayken ve daha bizlere verecek çok şeyi varken aramızdan ayrılmak zorunda kaldı.
Cliff Burton’un ölümüyle sarsılan grup kısa bir süre içinde toparlandı ve Flotsam&Jetsam'ın bas gitaristi Jason Newsted'i kadrosuna kattı. Zaten Metallica hayranı olan Newsted bu teklifi hiç düşünmeden kabul etmişti. Cliff gibi bir dehanın arkasından Metallica’da çalmak hiçte kolay olmayacaktı ve olmadı da. Ama Newsted zamanla kendini kanıtladı ve sevdirdi.
Metallica Jason Newsted'li kadrosuyla 1989 yılında …And Justice For All albümünü çıkardı. Tıpkı diğer albümler gibi büyük yankı uyandıran bu albüm Blackened adlı parçanın introsuyla giriyor. Birden bire Ulrich’in davulları ve Hetfield’ın eşsiz gitarını duyuyoruz. Şarkı öylesine muazzam ki sürekli değişen riffler ve melodilerle neye uğradığımızı şaşırıyoruz. Kirk Hammett parmaklarını konuşturuyor. Hetfield’ın sesi doruklarda. And Justice For All ile adaleti sorguluyoruz, Eye Of The Beholder bittikten sonra ise, “One” ile savaşın ortasında buluyoruz kendimizi. Şarkı o kadar melodik o kadar akıcı ki The Shortest Straw’a geçmeden önce bir kez daha dinlemek istiyoruz. Arkasından konserlerin vazgeçilmezlerinden olan Harvester Of Sorrow geliyor. The Frayed Ends Of Sanity’i dinledikten sonra ise To Live Is To Die bizi alıp götürüyor bilmediğimiz diyarlara. Bu duygu yoğunluğu içerisindeyken Dyers Eve geliyor ve yine başlayan boyun ağrıları.
Bu albümle birlikte Metallica kendi adına bir ilke imza attı ve 4. albümlerinde ilk kez klip çektiler. Bu parça One’dı. MTV Headbangers Ball’da yayınlanarak büyük beğeni topladı. Grup; One ile Grammy’e layık görüldü.
Uzun ve yorucu turne sona ermişti. Yeni albüm kaydına girme zamanı gelince grup Bob Rock ile çalışma kararı aldı ve kayıtlar başladı. Bob Rock’ın gelmesi ve grup üyelerinin özel yaşantılarındaki değişimler yeni albümü diğerlerine nazaran oldukça farklı kılmıştı. Albüme Metallica ismi verildi, aynı zamanda Black albüm olarakta geçmektedir.
Açılış Enter Sandman’le gerçekleşiyor ve düşler ülkesine doğru yola çıkıyoruz. Sad But True ile heavy tonları sonuna kadar hissedip headbang mağduru oluyoruz. Holier Than Thou bitince The Unforgiven ile melodiyi, mükemmel sözleri ve duyguyu içimizde hissediyoruz. Wherever I May Roam Kirk Hammett’in eşsiz solosuyla bezenmiş, riffler akıcı. Don't Tread On Me ve Through The Never bizlere eşlik ettikten sonra ileride çok aşina olacağımız Nothing Else Matters başlıyor. Şarkı çok sakin, sözler çok başarılı. Sona geldiğimizde ise eşsiz bir solo ile karşılaşıyoruz. Hetfield bu soloyla içindekileri dışa vuruyor sanki. Of Wolf And Man, The God That Failed, My Friend Of Misery ve The Struggle Within albümün diğer şarkıları olarak karşımıza çıkıyor.
Metallica Black albümle birlikte thrash metal kimliğini kenara bırakarak yeni bir tarz denemiştir. Heavy olan bu albüm fanları ikiye bölmüştür. Bir kesim bu albümü ticari bulup tarz değiştirmesini benimseyemezken, bir kesim ise Metallica’nın yeni halinden oldukça memnun kalmıştır. Sonuç olarak kim ne derse desin Black albümün çıkışıyla birlikte Metallica inanılmaz kitlelere ulaşmayı başarmış ve milyonlarca albüm satmıştır.
Bu büyük başarının ardından grubun hayranları yeni albüm için 5 yıl beklemek zorunda kaldılar. 1996 yılında Load ismini verdikleri albüm piyasaya çıktı. Ain't My Bitch, 2 x 4, The House That Jack Built, Until It Sleeps, King Nothing, Hero Of The Day, Bleeding Me, Cure, Poor Twisted Me, Wasting My Hate, Mama Said, Thorn Within, Ronnie, The Outlaw Torn albümde yer alan parçalardı. Aynı dönemde yapılmış olan şarkılardan oluşan Re-Load ise bir yıl sonra 1997’de raflardaki yerini aldı. Bu albümdeki şarkılar ise; Fuel, The Memory Remains, Devil's Dance, The Unforgiven II, Better Than You, Slither, Carpe Diem Baby, Bad Seed, Where The Wild Things Are, Prince Charming, Low Man's Lyric, Attitude, Fixxxer.
Tarihler 24.Kasım.1998’i gösterdiğinde Garage Inc. adını verdikleri 2 diskten oluşan bir cover albüm yayınladılar. Albümde; Diamond Head, Black Sabbath, Bob Seger, Misfits, Nick Cave, Mercyful Fate, Blue Oyster Cult, Thin Lizzy, Queen ve Motorhead gibi önemli grupların parçaları yer alıyor. Şarkılar oldukça başarılı yorumlanmış. Birçoğunu orjinalinden daha fazla sevebilirsiniz.
Garage Inc. albümünden bir yıl sonra, 23.Kasım.1999’da San Fransisco Senfoni Orkestrasıyla verdikleri konseri piyasaya sürdüler. Bu kayıtta eski şarkılar senfoni ile birlikte oldukça başarılı bir bütünlük arz ederken No Leaf Clover ve Minus Human gibi iki yeni şarkı çalınması hayranları mutlu etti. Özellikle No Leaf Clover bizlere, Hetfield’ın vokalinin ne denli güçlü olduğunu bir kez daha gösteriyor.
2001 yılına geldiğimizde Jason Newsted sağlık sorunlarını ileri sürerek 14 yıllık grubu Metallica’dan ayrıldığını açıkladı ve Echobrain grubunda çalmaya başladı. Fakat yaklaşık bir yıl sonra ordan da ayrılarak Voivod'a katıldı. Kısa bir dönemde Ozzy Osbourne'un bas gitaristliğini yaptı.
Jason’un gruptan ayrılması herkes için üzüntü verici bir durumdu ama bu yeni albüm kaydını engellememeliydi. Nitekim Metallica tekrar stüdyoya girdi ve albüm çalışmalarına başladı. Fakat grup üyeleri arasındaki ilişkiler kopma noktasına gelmişti. Öyle ki bu durumu düzeltmek için bir terapist bile tuttular. Bu zor dönemde James Hetfield’ın alkol problemi onu rehabilitasyona kadar götürdü ve 6 aylık bir ayrılığa neden oldu. Bu süre içerisinde gruptan sadece Kirk ile telefon görüşmesi yaptı ve Metallica’nın dergisi olan So What’a bir yazı gönderdi. Hetfield rehabilitasyondan döndüğünde albüm için tekrar çalışmaya başladılar. Fakat özellikle Lars’la James’in aralarında bitmek bilmeyen tartışmalar yaşanmaya devam ediyordu. İkili hiçbir konuda uzlaşamazken, Kirk Hammet ise genelde sessiz ve uzlaşmacı tavrını korumayı başarabiliyordu.
Grup üyelerinin ilişkilerinin dibe vurduğu bu zor dönemde St.Anger adını verdikleri albümün kaydını tamamladılar. 11 şarkıdan oluşan bu albümde St.Anger, Frantic, The Unnamed Feeling ve Some Kind of Monster öne çıkan parçalar oldu. O dönem bir bas gitarist almadıkları için albümdeki bas gitar kayıtlarını Bob Rock yaptı. Daha sonra Ozzy Osbourne’un gitaristliğini yapmış olan Robert Trujillo bas seçmelerinde grup üyelerinin beğenisini kazanarak Metallica ailesinin bir ferdi oldu.
Metallica 2005’in son bölümünde yeni albüm kaydı için stüdyoya girdi. Grubun fanları albümü sabırsızlıkla beklerken yeni albümde nasıl bir sound olacağı merak konusu. Her albümde bizleri şaşırtan grup bakalım bu geleneğini son albüme de taşıyacak mı…
Alıntıdır....
< Mesajı değiştiren KiRK_Lee_HaMMeTT -- 27/3/2007 7:47:00 PM >