Forumlar / Oyun - Sinema - Teknoloji Forumlar / Oyun - Sinema - Teknoloji

Forumlar  Kayıt Ol  Giriş  Bilgilerim  Mesaj Kutum  Adres Defteri  Üyeliklerim  Forumlarım 

Fotoğraf Galerisi  Üye Listesi  Arama  Takvimler  SSS  Etiket listesi  Çıkış

RE: Sanatçı Biyografileri...

 
Üye Adı: Guest
Bu forumu inceleyenler: hiçbiri
  Basılabilir Versiyon
Tüm Forumlar >> [Forumlar] >> [Genel] >> Müzik >> RE: Sanatçı Biyografileri... Sayfa: <<   < Önceki  1 [2] 3   Sonraki >   >>
Giriş
Mesaj << Eski başlıklar   Yeni başlıklar >>
RE: Sanatçı Biyografileri... - 5/12/2007 11:45:01 PM  1 oylar
lewo_milla



Puan Toplamı: 614
Nereden: Milla+Keira+Avril'ın Yanı - Raccoon(İzmir)
Durum: çevrimdışı
Türkiye'deki bana göre en iyi 3 rockçıdan birisi olan ve işini her zaman süper yapmasına rağmen hakettiği değeri göremeyen sanatçılardan birisi Demir Demirkan. Gerçekten bestelerinde, hayatında ve karakterinde buram buram kalite kokuyor. Eurovison'da Sertab Erener ile birincilik kazandığımız şarkınında bestecisi ve düzenlemesini yapan kişi. Gitara Türkiye'de en iyi hükmeden kişilerden biri olduğuda su götürmez bir gerçek. Gerek besteleri gerek yaşam tarzı ve herşeyiyle sanatçı kelimesini üzerinde apolet olarak taşımayı fazlasıyla hakeden birisi şu herkesin sanatçı olduğu ülkemizde. Öyle anlamlı sözleri ve harika parçaları var ki anlatmak yetmez, dinlemenizi öneririm. Çünkü bu gerçek bir sanatçı ve hala dinlemediyseniz çok kaybınız vardır bence. Bunlar benim tasvirim ile Demir Demirkan'dı, birde uzunca tanıyalım...


Demir Demirkan





Demir Demirkan 12 Ağustos 1972 yılında Adana'da doğdu. Liseyi İzmir Özel Çamlaraltı Koleji'nde tamamladı. Bilkent Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde öğrenim gördü. Üniversite yıllarında Pentagram grubuna gitarist olarak katıldı.

Pentagram grubu ile "Trail Blazer" albümünü tamamladıktan sonra Los Angeles'a taşınarak 1992'de Musicians Institute'da eğitime başladı. Paul Hanson, Scott Henderson, Frank Gambale gibi birçok müzisyenle beraber çalıştı. Mezuniyetinden sonra da Los Angeles'da kalarak pop - jazz, afro, latin ve rock gibi birçok müzik tarzında kayıtlarda bulundu, gitar çaldı ve müzik yazdı.

1996'da eve, İstanbul'a döndü. Dönüşünde Pentagram grubu ile Anatolia albümünün kayıtlarını yaptı, ve Şebnem Ferah'ın "Kadın" albümünün prodüktörlüğünü üstlendi. Aynı yıl Sertab Erener'in "Sertab Gibi" albümünün prodüksiyonunu gerçekleştirdi (1997). Prodüktörlük tarafı ağır bastığı için Pentagram gurubundan ayrıldı. 1999 yılında Şebnem Ferah, "Artık Kısa Cümleler Kuruyorum" ve Sertab Erener'in "Sertab" albümünü hazırladı. Ricky Martin ve Sertab Erener'in düet yapığı, prodüktörlüğünü Desmond Child'ın üstlendiği "Private Emotions" adlı şarkının kayıtlarında bulundu, bu versiyon Orta Doğu ülkelerinde yayınlandı.

1999 yılında Sony Müzik Türkiye ile antlaşma imzaladı. İlk solo albümü Demir Demirkan adıyla 2000 yılının Mayis ayinda yayımlandı.

İki TV filminde yardımcı roller aldı. 2000 yılının sonunda Sertab Erener'in "Turuncu" albümü için tekrar stüdyoya girdi. 2002 yılının Mart ayında 2. solo albümü "Dünya Benim"i yayımladı.

Demir Demirkan 2002 Ekim ayından itibaren Show TV'de yayınlanmaya başlayan "5'i Bir Yerde" adlı TV Dizisinin başrolünde yeraldı. Jenerik şarkısı ve müziklerini yazan Demirkan, "Hayat Sensiz Olmuyor" adlı şarkıya da diziden alınan görüntülerin de bulunduğu bir klip de çekti.

2003 yılının Eurovision şarkı yarışmasında Türkiye'ye birincilik getiren "Every Way That I Can" adlı şarkıyı besteledi ve sözlerini yazdı.

2004 yılında 3. solo albümü İstanbul 2004'ü, 2007 yılında 4. solo albümü Ateş Yağmurunda Çırılçıplak'ı yayımladı





Albümler

Demir Demirkan'ın ilk solo albümü 2000 Mayıs'ta Sony Müzik tarafından yayınlandı. Demir'in kendi ismini verdiği ilk albümün prodüksiyonu İskender Paydaş ve kendisi tarafından yapıldı. Albümdeki 10 şarkıdan dokuz tanesi Demir Demirkan tarafından bir tanesi ise Deniz Yılmaz tarafından yaratıldı. Pentagram grubundan Tarkan Gözübüyük aranjelerde ve bass gitarda albüme katıldı.

İlk albümdeki şarkılar
Göçmen, Gümüş, Belki, Dağlar Dayanmaz, Dünyanın Yollarında, Sahte Cennet, Ölmek Yaşarken, Yarına Kadar, Karşılıksız Aşk Üçgeni

Yeni albümü "Dünya Benim"de Tarkan Gözübüyük, GMG, Alen Konakoğlu, Nurkan Renda, İsmail Soyberk, Mehmet Akatay, Hamdi Aktay gibi usta müzisyenlerle çalışan Demir Demirkan’a vokallerde de Özkan Uğur, Tuğba Önal, Sertab Erener, Sibel Gürsoy gibi Türkiye’nin en iyi sesleri eşlik etti. Yeni albümünde Fikret Kızılok ’un son yaptığı bestesi olan ve daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış "Aşk Var Ya"yı seslendiren ve bu şarkıda Fuat Güner’le düet yapan Demir Demirkan, albümdeki diğer sekiz şarkının söz ve müziğine, bir şarkının da müziğine imzasını attı. Albümün kayıtları Maslak B Stüdyosu’nda tamamlandı ve mastering’i Londra Sony Music stüdyolarında Ray Staff tarafından yapıldı.

2. Albümdeki şarkılar
İstemek yetmedi, Rüya, Ayıp, Aşk var ya, Doya doya, Resim, Dünya benim, Dedim ama, Cevapsız, Çırılçıplak

Üçünü albüm için Sony Music, Turkiye ile olan anlaşmasını sonlandıran Demir Demirkan, tamamen kendi beğenileri ve yetenekleri doğrultusunda bir albüm çıkardı. Çalışma 9 türkçe, 3 ingilizce şarkıdan oluşuyor. 5'i Bir Yerde dizisinin müziği olan "Hayat Sensiz Olmuyor" un yeni versiyonu da bu albümdedir. Bas gitar Kerem Tüzün (Kurban), davul Arbak Dal (Haluk Levent, Teoman) tarafından çalındı. Şarkıların düzenlemeleri de Demir, Kerem ve Arbak tarafından yapıldı.

Prodüktörlüğünü kendisinin üstlendiği albüm için Demir Demirkan şunları söylüyor:
"...aklımda her zaman bir müzik tarzı vardı. Bunu her albümde yapmaya çalıştım. Maalesef bu müzik, albümler piyasaya çıkmadan önce sağından solundan yontularak, "plak şirketlerinin aklınca" piyasaya uygun hale getirildi. İşte şimdi sözleri ve müziği tamamen kendi beğenim doğrultusunda bir albüm hazırlamayı başardım. Sonunda, bittikten sonra kendim de keyifle dinleyebileceğim bir albüm yapıyorum. Bir avuç profesyonel rock müzisyeni arasından en iyileriyle çalışmak da ayrı bir keyif ve onur..."

3. Albümdeki şarkılar
Senden Sonra, Kahpe, What's Done is Done, Gitti Gider, Köle Kral, Hayat Sensiz Olmuyor, Tomorrow is Another Day, Yalanlar, Berlin, Yavaş Yavaş, Zaferlerim, Sololar, Ought to Know (Avrupa baskısı)

2005 yılında Gelibolu belgeselinin film müziklerini yaptı. Bu müzikler de soundtrack CD olarak Avustralya ve Türkiye'de satışa sunuldu.

3. albümünü çıkardıktan sonra korsana karşılık olarak şarkılarını sadece internet üzerinden satma kararı aldı ve 2005 yılında 3. albümündeki "Zaferlerim" şarkısının remiksini ve 2006 yılında da "Rüzgar" ve "Hayat Nedir?" single'larını sadece internet üzerinden piyasaya sürdü.

4. albümü "Ateş Yağmurunda Çırılçıplak" 2007 Nisan sonunda piyasaya verilmiştir.

4. Albümdeki şarkılar
İkinci Evren, En Derinde, Rüyacı, Sen Varsan, Sükûnet, Nafile, Neden Ben, Toskana, Metanoia, Ben ve O, Erkekler Kulübü, Eureka, 80 Derece, Rüzgâr (bonus)





Çalışmaları

Artist/Group Albüm Tarih Görevi

Pentagram Trail Blazer 1992 Şarkı yazarı, Gitarlar
Pentagram Anatolia 1997 Şarkı yazarı, Gitarlar
Şebnem Ferah Kadın 1997 Prodüktör, Gitarlar
Şebnem Ferah Artik Kisa Cümleler Kuruyorum 1999 Prodüktör, Gitarlar
Sertab Erener Sertab gibi 1997 Prodüktör, Gitarlar, şarkı yazarı
Sertab Erener Sertab 1999 Prodüktör, Gitarlar, şarkı yazarı
Sertab Erener Turuncu 2001 Prodüktör, Gitarlar, şarkı yazarı
Demir Demirkan Demir Demirkan 2000 Prodüktör, Gitarlar, şarkı yazarı, Vokal
Sertab Erener Yeni 2001 Prodüktör, Gitarlar, şarkı yazarı
Demir Demirkan Dünya benim 2002 Prodüktör, Gitarlar, şarkı yazarı, Vokal
5'i Bir Yerde Dizi 2002 Başrol, jenerik şarkısı yazarı, yorumcusu
Every way that I can ESC 2003 Besteci ve söz yazarı
Demir Demirkan 2004 İstanbul 2004 Prodüktör, Gitarlar, şarkı yazarı, Vokal
Demir Demirkan 2007 ateş Yağmurunda Çırılçıplak




Sloganı ve Kendi Anlatımıyla Yaşam Felsefesi

FARKLI OLMAYA CÜRET ET!

DAHA ÜSTÜN BİR HAYATI HEDEFLE!

SIRADAN OLMAK ÖLÜMDÜR!


Çoğunluğun kuralları yerine kendi prensiplerine öncelik ver. Seçimlerini kendi etik kurallarına, değerlerine ve prensiplerine göre yap ve sonuçlarından tamamen kendin sorumlu ol. Çoğunluğun dayattığı bir hayatı kabullenme. Topluluktan farklı olmaktan korkma ve farklı olduğun için kendini sev. Topluluk farklı olandan korktuğu için senin aynılaşman için elinden geleni yapacaktır, taviz verme. En küçük tavizin bütünlüğünü yitirmen demektir. Çoğulların takdirini ve onayını beklemek en büyük zayıflıktır. En değerli takdir öz eleştiriden doğandır.

Sıradanlığı asla kabullenme. Sürekli daha yüksek seviyeli bir varoluş şekli ve üstün bir hayatı hedefle. Daha üstün bir hayat her zaman daha çok para, daha çok mal, mülk demek değildir. Daha üstün bir hayat mutlak özgürlüğe ulaşma çabasıdır. Bu da ancak kendi prensiplerin doğultusunda yaşamaktır. Bilimde ve sanatta devrimler yapanlar her zaman sıradışı insanlar olmuştur.

Bilinmeyenden korkmamak ve anlamaya çalışmak, iyi ve kötü, doğru ve yanlışı ayırt etmek bilgeliktir. Bilgelik hayatttaki tek gerçek güçtür. Zihinsel ve duygusal gelişim için çalış. Duygu ve düşüncelerinin mutlak hakimi ol. Şiddet ve yıkımı reddet. Cehalet ve sorumsuzluk en büyük düşmanlardır. Bilim en değerli araçtır, kullan.

Hiçbirşeyi sorgulamadan ve kendi yargından geçirmeden kabul etme. Varoluşunun tek sorumlusu sensin. Kendini tanımladığın şekilde varolursun. Sana satılan tüm maskeleri reddet. Büyü Kendi kendini yarat.

Demir Demirkan




Kaynak

< Mesajı değiştiren lewo_milla -- 5/12/2007 11:46:32 PM >


_____________________________


Avril is Princess Of The PunkRock!



www.ResidentEvilTurk.com

(cevap olarak GeneraL_MaXiMuS)
Mesaj #: 26
RE: Sanatçı Biyografileri... - 9/12/2007 1:56:14 PM  1 oylar
*K*



Puan Toplamı: 884
katıldı: 17/11/2007
Nereden: K'-Line/*AtLantis*
Durum: çevrimdışı
BARIŞ MANÇO




Barış Manço ;
(d. 2 Ocak 1943, İstanbul - ö. 1 Şubat 1999, İstanbul) Türk besteci, aranjör, şarkı sözü yazarı, TV programı yapımcısı. Türkiye'de rock müziğin öncülerinden, Anadolu Rock türünün kurucu üyelerinden.

Yaşamı
Mehmet Barış Manço, 2 Ocak 1943 tarihinde, Rikkat ve İsmail Hakkı çiftinin ikinci çocukları olarak İstanbul’da dünyaya geldi. Ailede artık Barış da dahil olmak üzere Savaş Manço, İnci Manço ve Oktay Manço vardı. Annesi Rikkat Hanım, Türk Sanat Müziği sanatçısıydı. Aileden gelen yeteneğiyle ortaokul öğrenimi aldığı yaşlarda müzikle ilgilenmeye başladı. Küçüklüğünde kendi kendine gitar çalmaya başlamış olan Barış Manço annesinden piyano dersleri alarak tekniğini ve müzik bilgisini geliştirdi. Liseye Galatasaray Lisesi’nde başladı.
Müziğe Galatasaray Lisesi’nde başlayan Barış Manço arkadaşlarıyla birlikte iki grup kurdu. Kurduğu ilk grubun adı “Kafadarlar”, ikincisi ise “Harmoniler”di. Daha sonra Şişli Terakki Lisesi’ne geçiş yaptı.

Liseden sonra Belçika Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi’nde 1963 - 1971 yılları arasında resim, grafik ve iç mimari okudu. Bu okuldan birincilikle mezun olup altın madalya aldı. Belçika’da “Les Mistigris” adında bir grupta yer aldı. “Les Mistigris”le beraber iki yıl içerisinde Paris Olympia’da konser verdi. 1966 yılında Paris’te iki 45’lik plak çıkardı.
1967'de Fuat Güner ve Mazhar Alanson ile birlikte “Kaygısızlar” adıyla bir grup kurdu. Aranjman şarkılara tepki göstererek Anadolu’dan beslenen pop folk tarzında müzik yapmaya başladı.

Profesyonel Müzik Yaşantısı
1969 baharında “Dağlar Dağlar” ile büyük bir çıkış yaptı, albüm beş ayda 700 bin adet satışa ulaştı. Bu çalışma, sanatçıya Altın Plak Ödülü’nü de kazandırdı. 1971 yılında Moğollar ile çalıştı. Askerliğini Polatlı'da asteğmen olarak 1971-1973 yılları arasında yaptı. 1973'de Kurtalan Ekspres’i kurdu. İlk klibini yine aynı yıl “Hey Koca Topçu”ya çekti. 1975’te ilk albümü “2023”ü yaptı.

1980 yılında Altın Orfe’de “Nick The Chopper” ve “Ben Bir Şarkıyım” adlı Bulgar şarkısı ile de altın madalyalar aldı. 1981'de çıkardığı "Sözüm Meclisten Dışarı" adlı albümündeki Dönence isimli şarkısı ilk Türk Psychedelic Rock olarak kabül görür. Yurtdışında birçok TV programına konuk olarak katıldı, birçok ülkede konserler verdi. 1983 yılında Eurovision Şarkı Yarışması’na “Kazma” adlı şarkısıyla katıldı, ancak kendi isteğiyle bu parçayı ön elemeden çekti.

Bestelediği 200’ün üzerindeki şarkısı, kendisine 12 altın ve 1 platin albüm ve kaset ödülü kazandırdı. Bu şarkıların bir bölümü daha sonra Yunanca, Bulgarca, Arapça, Farsça, Kürtçe, Japonca, İbranice, Fransızca, İngilizce ve Flemenkçe olarak yorumlandı.

TV programcılığı
1988 yılının Ekim ayında TRT 1’de çocuk ve aileye yönelik bir eğitim kültür ve eğlence programı olarak başlayan “7’den 77’ye” , 1998 Haziran ayında 370. kez ekrana gelerek Türk televizyonculuğunda ulaşılması zor bir rekora imza attı. “Ekvatordan Kutuplar’a” isimli programında ekibiyle birlikte beş kıtada 100’den fazla değişik yöreye giderek 600.000 km.’ye yakın yol kat etti.

Ayrıca “4 × 21 Doludizgin” adında bir talk-show programının yapımcılığını üstlendi. Ekim 1992'den 1993'ün sonlarına kadar 52 bölüm yayınlandı.

TV programlarının en revaçta olduğu yıllardaki ana yapım ekibi:Yavuz Zafer, şef kameraman; Erkan Umut, kameraman (sonradan şef kameraman); Kenan Eryılmaz, ışık; Binnur Kayak, yardımcı yönetmen; Nilüfer Ülkügüner, yardımcı yönetmen; Dr. Üstun Aydıngöz, projeler koordinatörü; Tamer Şahin, genel koordinatör (aynı zamanda menajeri); Berna Korkut, yapım sorumlusu (önceden TRT yapımlarında kurgucu ve yönetmen); Umut Germeyan, yapım sorumlusu; Belma Korkut, yapım görevlisi (önceden TRT yapımlarında yapım yönetim yardımcısı); Melih Erdem, yapım görevlisi (aynı zamanda konser görevlisi); Can Şahin, yapım görevlisi (aynı zamanda şoför).

Ödülleri
Müzik ve televizyon hayatında sayısız ödül aldı. Bunlardan bazıları 1991'de Türkiye Cumhuriyeti devlet sanatçısı unvanı, aynı yıl Hacettepe Üniversitesi Onursal Doktora unvanı, Uluslararası Teknoloji Ödülü, Japonya Uluslararası Kültür ve Barış Ödülü aldı. Ayrıca, Belçika Krallığı Leopold II Şövalyesi Nişanı, Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi Nişanı, Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen Türkmen Vatandaşlığı ödülleri vardır.200'ün üzerinde şarkısı olduğu için 12 altın ve 1 platin albüm ve kaset ödülü kazandı.

Özel yaşantısı
1978'de Lale Manço ile evlendi, Doğukan ve Batıkan ismini verdikleri iki erkek çocukları oldu.
Barış Manço, 31 Ocak 1999 gecesi 23:30 sularında Moda’daki evinde kalp krizi geçirdi. Siyami Ersek hastanesine kaldırılan Manço'nun aynı gece (1 Şubat 1999 Pazartesi) saat 01:30'da doktorlar tarafından vefatı açıklandı.

Diskografi
45'likleri
* Twistin USA / The Jet - Harmoniler, 1962
* Do The The Twist / Let's Twist again - Harmoniler, 1962
* Çıt Çıt Twist / Dream Girl - Harmoniler, 1963
* Baby Sitter / Quelle Peste / Jenny Jenny / Un Autre Amour Que Toi - Jacques Denjean Orchestra, 1964
* Baby Sitter / Quelle Peste - Jacques Denjean Orchestra, 1964
* Jenny Jenny / Un Autre Amour Que Toi - Jacques Denjean Orchestra, 1964
* Il Arrivera / Une Fille - Les Mistigris, 1966
* Bien Fait Pour Toi /Aman Avcı Vurma Beni - Les Mistigris, 1966
* Bizim Gibi / Big Boss Man / Seher Vakti / Good Golly Miss Molly - Les Mistigris, 1967
* Kol Düğmeleri / Big Boss Man / Seher Vakti / Good Golly Miss Molly - Les Mistigris, 1967
* Kızılcıklar / I'll Go Crazy - Kaygısızlar, 1968
* Bebek / Keep Lookin - Kaygısızlar, 1968
* Karanlıklar İçinde / Trip (To A Fair) - Kaygısızlar, 1968
* Bogaziçi / Flower Of Love - Kaygısızlar, 1968
* Runaway / Unutamıyorum - Kaygısızlar, 1969
* Ağlama Degmez Hayat / Kirpiklerin Ok Ok Eyle - Kaygısızlar, 1969
* Kağızman / Anadolu - Kaygısızlar, 1969
* Derule / Küçük Bir Gece Müziği - Barış Manço Ve Grubu, 1970
* Dağlar Dağlar 1 / Dağlar Dağlar 2 - Barış Manço Ve Grubu, 1970
* İşte Hendek İşte Deve / Katip Arzuhalim Yaz Yare Böyle - Moğollar, 1971
* Binboğanın Kızı - Kaygısızlar / Ay Osman - Moğollar, 1971
* Fil İle Kurbağa - Kaygısızlar / Je Te Retrouverais - Les Mistigris 'toplatıldı, 1972
* Ölum Allah'ın Emri / Gamzedeyim Deva Bulmam - Kurtalan Ekspres, 1972
* Lambaya Püf De / Kalk Gidelim Küheylan - Kurtalan Ekspres, 1973
* Gönül Dağı / Hey Koca Topçu Genç Osman - Kurtalan Ekspres, 1973
* Nazar Eyle Nazar Eyle (Gel Yanıma Pazar Eyle) / Gülme Ha Gülme - Kurtalan Ekspres, 1974
* Bir Bahar Akşamı / Estergon Kalesi - Kurtalan Ekspres, 1974
* Ben Bilirim / 2023 - Kurtalan Ekspres, 1975
* Çay Elinden Öteye Rezil Dede / Vur Ha Vur - Kurtalan Ekspres, 1976
* Nick The Chopper / Lonely Man - George Hayes Orchestra, 1977
* Hal Hal / Eğri Eğri Doğru Doğru Eğri Büğrü Ama Yine De Doğru - Kurtalan Ekspres, 1981
Albümleri
* Barış Manço 1, 1962 (?)
* Dünden Bugüne, 1971 (Sayan)
* 2023, 1975 (Yavuz Plak)
* Sakla Samanı Gelir Zamanı, 1976 (Yavuz)
* Nick the Chopper, 1976 (Yavuz Plak)
* Yeni Bir Gün (45.07), 1979 (Yavuz ve Burç Plakçılık)
* 20. Sanat Yılı Disko Manço, 1980 (Türküola)
* Sözüm Meclisten Dışarı, 1981 (Türküola)
* Barış Manço 2, 1982 (?)
* Estağfurullah... Ne Haddimize!, 1983 (Türküola)
* 24 Ayar Manço, 1985
* Değmesin Yağlı Boya, 1986 (Emre Plakçılık)
* Dağlar Dağlar - Barış Manço Klasikleri, 1987 (?)
* 30 Sanat Yılı Fulaksesuar Manço-Sahibinden İhtiyaçtan, 1988 (Emre Plakçılık)
* Darısı Başınıza, 1989 (Yavuz ve Burç Plakçılık)
* Ben Bilirim (Derleme), 1989
* Sarı Çizmeli Mehmet Ağa (Derleme), 1989
* Mega Manço, 1992 (Emre Plak)
* Müsaadenizle Çocuklar, 1995 (Emre Plak)
* Live in Japan, 1996 (Emre Plak)
* Mançoloji, 1999 (Emre Plak)
* Barış Manço Anıması, 2000
* Baris Mancho, 2000
* Yüreğimdeki Barış Şarkıları, 2001
* 2023 (New), 2004

Wikipedia


_____________________________


http://www.silenthilltr.com/

(cevap olarak lewo_milla)
Mesaj #: 27
RE: Sanatçı Biyografileri... - 9/12/2007 2:00:55 PM   
MahmutMK



Puan Toplamı: 2129
Nereden: İstanbul
Durum: çevrimdışı
Barış Manço, şüphesiz ve tartışmasız Türkiye'nin gelmiş geçmiş en büyük sanatçısıydı ve hala da öyle. Başka hiç bir sanatçı ana dili gibi 10'a yakın dili konuşmuyor, yada dünyayı dolaşmıyor, her ülkeden ödülü, sevenleri yok. Hiçbir tv programına da katılmıyorlar. Çünkü çağırılmıyorlar. Günümüzün işi şarkıcı olma yolu polemiklerden geçiyor. Sen kötüsün, ben iyiyim... Saçma sapan şeyler..

_____________________________


(cevap olarak *K*)
Mesaj #: 28
RE: Sanatçı Biyografileri... - 9/12/2007 2:46:36 PM   
Licyd



Puan Toplamı: 287
Durum: çevrimiçi
Şu anda TV'lerde boy gösterenlerin sanatçılıkla alakaları yok ki.Eseri olmayan,bir üretimi olmayanlar zamanla unutulacaklar,bir Barış Manço gibi tarihte yer alamayacaklar,orası kesin.Zaten dün Müsadenizle Çocuklar albümünü dinledim,fena oldum yine. Bu arada biyografi için saol K.

(cevap olarak MahmutMK)
Mesaj #: 29
RE: Sanatçı Biyografileri... - 9/12/2007 5:12:51 PM   
selin



Puan Toplamı: 626
katıldı: 15/4/2007
Nereden: Hayatın İçinden
Durum: çevrimiçi
Benim en sevdiğim hatta onun için çıldırdığım sanatçı... İşte o Kenan Doğulu

Kenan Doğulu (1972 - .... )



Doğdudğu Ülke: Türkiye
Doğum Tatihi: 31 Mayıs/1972

Beş yaşında iken konservatuarın piano bölümüne birincilikle girdi. Altı sene piano bölümü sonrası gitar bölümüne geçti. Bu esnada tiyatro eğitimi, çocuk korosunda solistlik, ritmli sazlar öğrenimini de sürdürdü. Daha sonra ortaokulu başarı ile bitirip, konservatuara flüt bölümü ile devam etti ve başarılı bir sonuçla mezun oldu. Muzik kariyerini ilerletmek, show dünyasının kalbinin attığı Amerika'dan, yenilikleri ülkemize taşıyabilmek amacı ile Los Angeles'ta bulunan "Musician Institude" de başladığı yüksek öğrenimine Bilgi Üniversitesi müzik bölümünde devametmektedir.

Türkiye'de çok meşhur, çok sevilen ve beğeniyle izlenen bir sanatçı olduğu halde Kenan Doğulu, müzik kariyerinin hala başında olduğunu varsayarak, çok daha büyük projeler düşünmekte ve her yeni gün hedeflerini daha da büyütmektedir. Sanatçı, müzik piyasasında ülkesinde olduğu kadar, yurtdışında da önemli projelere imza atmayı ve ününü buralara taşımayı planlamaktadır.

Sanatçının ilk albümü "Yaparım Bilirsin" Ağustos 1993'te piyasaya çıktı. O yıl verdiği 93 konserle Türkiye çapında ciddi bir rakama ulaşan Kenan Doğulu'nun, ikinci albümü "Sımsıkı Sıkı Sıkı"yı Aralık 1994'de piyasaya sürüldü ve bir yıl içinde 175 performansla ulaşılması güç bir başarı kazandı.

1996 Ağustos ayında müzik marketlerde yerini alan "Kenan Doğulu 3" isimli albümü yoğun bir ilgiyle sevenlerinin beğenisini kazanmıştır. Bu albümdeki "Hiç Bana Sordun mu?", "Günah Değil mi Bana?"ve Cumhuriyetimizin simge parçalarından "10.Yıl Marşı" nın yeni düzenlemelerinin yer aldığı "Kenan Doğulu 3.5" isimli Maksi Single aynı yıl Eylül ayı ortalarında müzik piyasasına sunulmuştur.

Bilindiği gibi önceki kimliği ile 10. Yıl Marşımız, 29 Ekim 1997 tarihinde Sanatçı Kenan Doğulu tarafından yeniden düzenlenerek, günümüz Türkiye'sine ve Türk Milletine sunulmuştur. Cumhuriyet Marşımızın gündeme gelmesi, medyatikleşmesi, çocuklara ve gençlere hitap etmesinde sanatçının çok büyük bir katkısı olmuştur. 1998 yılında Cumhuriyetimizin 75.Yıl kutlamaları çerçevesinde, Bursa'dan başlayıp, Antalya, İstanbul, Ankara, İskenderun, Samsun, Selçuk'a kadar devam edip, İzmir'de noktalanan bir "Cumhuriyet Turnesi"ni de başarı ile tamamlamıştır.

Dinar'da çekilmiş olan "İsyan bu" adlı parçanın klibi, sadece burada bulunan depremzedelere yardım amacı ile yapılmış ve mağdur olan vatandaşlarımıza maddi destek sağlamıştır.

Ayrıca, sahibi bulunduğu ve 1993 Aralık ayı sonunda faaliyete geçen Doğulu Ses ve Görüntü Hizmetleri Ltd. Şti. Temmuz'98 tarihi itibarı ile tecrubeli ve yepyeni kadrosuyla "Doğulu Productions" adı altında kendi binasında hizmete girmiştir. Doğulu Productions, bugüne kadar Sanatçı Kenan Doğulu'nun albümlerine imza atmış ve ayrıca bünyesindeki stüdyosunda değişik sanatçıların albüm kayıtlarını gerçekleştirmiştir. Bunun yanısıra her türlü, yerli ve yabancı konserler, spor organizasyonları, CD Plus prodüksiyonları, digital kayıt ve mastering çalışmaları da devam etmektedir.


...ALINTIDIR...

_____________________________

Resident Evil - Silent Hill Oyuncusu..

(cevap olarak Licyd)
Mesaj #: 30
RE: Sanatçı Biyografileri... - 9/12/2007 5:27:27 PM   
Last Samurai



Puan Toplamı: 79
Nereden: İstanbul - Başakşehir
Durum: çevrimdışı
Selinnn...Söylemesi ayıp kenan bana çok benziyor

(cevap olarak selin)
Mesaj #: 31
RE: Sanatçı Biyografileri... - 9/12/2007 5:41:26 PM  1 oylar
selin



Puan Toplamı: 626
katıldı: 15/4/2007
Nereden: Hayatın İçinden
Durum: çevrimiçi
quote:

ORİJİNAL: Last Samurai

Selinnn...Söylemesi ayıp kenan bana çok benziyor

puahahah gerçekten mi Jennifer Lopez'de aynı ben Şıp demiş burnumdan düşmüş

Hadi benden bir biyografi daha...

Sertab Erener (1964 - .... )



Erken yaşlarda müzikle tanışan Erener, hassas bir yapıya sahipti. Hassas ve ince yapılı bu minyon kız, bir yandan onu çok erken bir yaşta, 11'inde yakalayan, tüm hayatını etkileyen kolit hastalağıyla, hastanelerle boğuştu, bir yandan ilk ve orta öğrenimini sürdürdü. Hastalığın verdiği acılardan, hasardan kendisini mutlu eden bir çıkış bulmuştu; annesi ona ilk piyano dersini aldırmıştı ve gelecek yaşamının özünü keşfetmesine neden olmuştu: Müzik.

İstanbul Belediye Konservatuvarı'nda başladığı müzik eğitimine Devlet Konservatuvarı'nda devam etti. Gelecek vaad eden bir sopranoydu. Altı yıllık eğitimin ardından profesyonel müzik kariyerine ses rengiyle, güçlü yorumuyla, perforansıyla hızlı ve sağlam adımlar atmaya başladı. İstanbul'un tanınmış ve elit kulüplerinde kendi orkestrasıyla, çeşitli büyük gruplarda, Sezen Aksu gibi ünlü sanatçıyla birlikte söyleyerek amacına doğru ilerledi. 1990'ların başında adı iyice duyulmaya başladı. Sezen Aksu, Sertab Erener'in en büyük destekçilerinden biriydi ve onun ilk albümünün prodüktörlüğünü üstlendi. Sezen Aksu'nun sözleri ve bestelerinin ağırlıkta olduğu ilk albümü "Sakin Ol" 1992'de yayınlandı.

950.000'lik resmi kayıtlı satışıyla, "En çok satan Albüm" olmayı başaran "Sakin Ol"dan sonra, 1994 yılında "Lal" geldi. Serdab Erener'in güçlü yorumuyla, Fahir Atakoğlu'nun melodik yapısı birleştiği "Lal"i, 1996'de "Sertab Gibi" izledi. Toplam 1.500.000'luk satış gerçekleşti. Dünyanın en iyi klasik müzikçilerinden biri olan Jose Carreras'la İstanbul'daki konserinde düet yapan Sertab, klasik müzikte de çok başarılı bir yorumcu olduğunu kanıtladı.

1999 yılında dördüncü albümü "Sertab"ı çıkaran Sertab Erener, müzik listelerinde 1 numaraya yükseldi. Piyasaya çıkışından 3 ay gibi kısa bir sürede 500.000 gibi bir satışa ulaşan bu albümüyle, Sony Music International tarafından platin plak ile ödüllendirildi. Yorumcu performansının ön planda olduğu bu albümde Sertab, severlerine Makber'den Mozart'a uzanan çok renkli bir müzik ziyafeti çekti. Ricky Martin'le "Private Emotion -Come to me"yle düet yapan Sertab Erener, 2000 yılında da Yunan sanatçı Mando'yla birlikte "Aşk" single'nı çıkarttı.

Letonya'nın başkenti Riga'da yapılan 48. Eurovision Şarkı Yarışması'nda Türkiye adına yarışan Sertab Erener ve ekibi, "Every Way That I Can" adlı parçasıyla 167 puan alarak birinci oldu. (24 Mayıs 2003)



_____________________________

Resident Evil - Silent Hill Oyuncusu..

(cevap olarak Last Samurai)
Mesaj #: 32
RE: Sanatçı Biyografileri... - 9/12/2007 6:13:31 PM  1 oylar
santacruz



Puan Toplamı: 1
Nereden: istanbul/ortaköy
Durum: çevrimdışı

1990' lı yıllar Türkiye' de pop müzik patlamasının yasandığı yıllardır, ancak 1993 yılında Türkiye' de rock müzik rüzgarları esmeye başlamıştır. Kiminle mi? Tabii ki Kargo ile. Çıkardıkları ilk albüm "Sil Baştan" ile pop müzigin prim yaptığı günlerde başarılı rock parçalarına imza attılar, ancak albümün beklenen satışa ulaşmaması grup içinde bir takim problemlere yol açtı ve grupta dağılmalar başladı.

1994 yılında Kargo' dan geriye sadece grubun kurucusu Selim ve bas gitarcısı Mehmet Şenol Şişli kalmıştı. Selim ve Mehmet gruba yeni üyeler arayışına girmişlerdi çünkü amaçları Kargo grubunu, aralarına katacakları yeni üyelerle, en güzel yerlere taşımaktı. Aynı yıl içerisinde gruba konservatuar öğrencisi olan Serkan Çeliköz klavyeci olarak dahil oldu. Bunu takiben Burak Karataş' ın gruba davulcu olarak dahil olmasıyla geriye bir tek yer boş kaldi, o da solist kontenjanı idi. Bir aksam bir barda dinledikleri ve sesini çok begendikleri Koray Candemir solist kontenjanının rakipsiz adayı idi. Koray' ın solistlik teklifini kabulü ile albüm çalışmalarına start verdiler.

Takvimler 1996 yılını gösterdiğinde, Türkiye radyo ve televizyonlarında ortalığı adeta kasıp kavuran bir rock parçası yayınlanmaya başladı Bu parçanın adı "Yüzleşme" idi. Yüzlerce pop müzik parçası arasından başarıyla sıyrılan Yüzleşme, listelerde bir numaraya kadar yükselip uzun süre yerini kimseye kaptırmadı. Özellikle gençlerin beğenisini kazanan Yüzleşme, 96 yazının Kargo şarkılarıyla hareketli geçeceğinin sinyalini veriyordu. Bu sinyal, albümün diğer hiti "Son Defa"' nin yaz ortasında kliplenmesi ile gerçeklik kazandı. Müzik piyasasında bir rock grubunun da başarılı olabileceği üçüncü klibin çekildiği "Adımı Çağır" parçasından sonra kanıtlanmış oldu.

Kargo parçalarının Tv ve radyolarda sık sık yayınlanması grubun geniş bir hayran kitlesi kazanmasına ve albüm satışlarının olumlu şekilde etkilenmesine neden oldu. Böylece Kargo, ilk albümde yasadıkları sıkıntılara "Yarına Ne Kaldı" albümü ile nokta koymuş oldu. Artık önlerinde hayranları ile seyahat edecekleri uzun bir müzik yolculuğu vardı.

1997 yılının Nisan ayında merakla beklenen ikinci albüm "Sevmek Zor" piyasaya çıktı. Albümün ilk klip parçasi "Şairin elinde" idi. Şairin Elinde, ilginç sözleri ve başarılı klibi ile en az Yüzleşme kadar ses getirdi. Sevmek Zor albümündeki her parça farklı bir duyguya ev sahipliği yapıyordu. Aldatma, kırgınlık, kayboluş gibi temaların büyük bir başari ile işlendiği parçalar, Kargo fanları tarafından çok sevildi. Albümün ikinci klibi, 97 Temmuzunda, "Sen Her Zaman" isimli parçaya geldi ve bu klip de Kargo fanı olsun olmasın bir çok insan tarafından çok beğenildi.

1997 yılında ikinci albümünde çıkmasıyla ilk albümde olduğu gibi başarılı konserler vermek üzere bir turneye çiktilar ancak plak ve organizasyon şirketinin başarısız organizasyonu, Kargo' nun hayal ettiği konserleri verememesine yol açtı. Bu da, her ne kadar iyi bir satış rakamına ulaşmış olsa da, ikinci albümde Kargo' nun duraksamasına neden oldu.

Kargo, plak şirketine duymuş olduğu kızgınlıgı yaptıkları müzik ile dile getirmek istiyordu. 97 yılının son aylarında stüdyoya girerek üçüncü albümlerini hazırlamaya başladılar.

1998 yılının Haziran ayında Yalnızlık Mevsimi piyasaya çıktı. İlk klip, rock ile alaturka müziğin çok başarılı bir şekilde harmanlandığı "Arabik ****"' ye geldi. Bu parça, Kargo fanlarının yanısıra, underground cephesinden büyük bir destek gördü. Üçüncü albüm çok basarılı çalışmaların olduğu bir albümdü, fakat plak şirketi ikinci klibin çekimini bir türlü gerçekleştiremiyodu. Bu durum albümün unutulmasına neden olacakken, Kargo plak şirketini değiştirdi ve hemen albümün en önemli hitlerinden "Kalamış Parkı"' na basarılı bir klip çekildi. Bu klibin bir de özelliği vardi. Kalamış Parkı ' nin klibi, Kargo tarihinde ilk kez slow parçaya çekilmiş bir klipti. Dogu Batı kültürünün farklılığını anlatan "Boğaziçi"' ne çekilen ve çok başarılı görüntülerin bulunduğu üçüncü klibin ardından Kargo, Türk müzik piyasasında önemli bir yerde olduğunu ve Avrupa standartlarında bir grup olduğunu kanıtlamış oldu. Yalnızlık Mevsimi adından da anlaşılacağı üzere yalnızlık duygusunun her yönüyle işlendiği bir albüm oldu. Yalnızlığın yanı sıra doğu batı kültürünün sentezi ve bu sentezin getirdiği sosyal sorunlar da bu albümde başarılı bir şekilde irdelenmişti.

Üçüncü albümün diğer albümlerden bir farkı vardı. İlk kez albüm kapağında, Kargo kendi resmini kullanmamıştı ki bu cesaret gerektiren bir davranıştı. Onlar bu albümde parçaların ne kadar iddialı oldugunu albüm kapağında izledikleri politika ile kanıtladılar. Yalnızlık Mevsimi albümü gerek sözleri, gerek müziği, gerekse klipleri ile Kargo' nun müzik geçmisinde ve kariyerinde ulaştığı en yüksek nokta oldu.

1999 yilinda bas gitarcı M.Ş.Ş'nin askerde olması nedeniyle albüm çıkarılmadı. 2000 yılının Mart ayında Kargo dördüncü albümleri "Sen Bir Meleksin" ile müzik piyasasina iki yıllık bir aradan sonra tekrar merhaba dedi. 4' üncü albüm diğer albümlere göre gerek sözler gerekse müzik açısından daha soft bir albüm olmuştu. Bunun en büyük nedeni ise, Kargo'nun 2'inci ve 3'üncü albümde plak şirketiyle yaşadıkları sorunların ardından rahat bir döneme giriş yapmaları idi. Sen Bir Meleksin albümünün diğer albümlere göre daha akustik ve soft bir albüm olusu, hayran kitlesini yaş ortalamasının artmasına neden oldu. Bu albümle Kargo' yu orta yaş ve üzerinde olan insanlar da severek dinlemeye basladi. Sen Bir Meleksin albümünün ilk klip parçasi "Renklerin İçinde" oldu. Bu klibi takiben konser ve bar programlarinin favori parçası olan, Kargo'nun ilk elemanları ile çıkardıkları Sil Baştan albümünde de yer alan "Yanımda Sen olmayınca" 'ya klip çekildi. Yanımda Sen Olmayınca' nin yanısıra, ilk Kargo albümü olan Sil Baştan' ın o dönemin büyük hiti olan "Yıllar Sonra" sarkısını da Koray'ın güzel yorumuyla dinlemek bu albümde mümkün oldu. Yıllar sonra yeni haliyle kliplenince Kargo tarihinde iki defa klip çekilen ilk şarkı ünvanını da kazandı. Dördüncü albümün çıkmasıyla Kargo muhteşem sahne performansını konser ve bar programlarında sahneleme fırsatını bir kez daha yakalamış oldu. Efes Dark sponsorluğunda verdikleri konser turnesi, aynı zamanda Kargo'nun Efes Dark reklamlarında yer alması ve özel bir CD çıkarmasıyla daha da renklendi.

Sen bir meleksin albümünün büyük başarısına rağmen Kargo üyelerinin artık kendi özel projelerine zaman ayırmalarının vakti gelmişti. Hayranlarına "Best of Kargo" albümü ve remikslenerek sunulan "Ayrılık Şarkısı" ile bir süreliğine veda ettiler. Ara dönemlerinde Koray ilk solo albümü "Sade"' yi yayınladı ve aynı zamanda Ferzan Özpetek tarafindan çekilen "Cahil Periler" filmi ile beyazperde de, gerek seslendirdiği ve rol aldığı reklam filmleriyle, gerekse de sunuculuğunu yaptığı "Sing Your Song" yarışma programı ile ekranlardan sevenlerine ulaştı. Selim ve Serkan ise, Aslı ile başladıkları prodüktörlük çalışmalarını tam gaz sürdürdüler, Mister No, Tarık, Aslı ve Yalın akla ilk gelen isimlerden. Burak da, baterisiyle bazı sanatçılara destek verdi. MŞŞ ise bu dönemde iki kitap yazıp, yeni projesi olan Biraderler grubu üstünde çalıştı.

2003 yılında yeniden albüm çıkarma üstünde konuşan grup elemanları olumlu karara varılması ile 2004 yılının başında albüm kayıtları başladı. Fakat çesitli nedenler yüzünden kendi bireysel projelerini gerçekleştirmek isteyen MŞŞ, bu albüme katılmamaya karar verdi. Athena grubundan ayrılan Canay Cengen ile albüm kayıtları ve konserlerde kendilerine destek vermesi için anlaşan Kargo, yoğun tempolu çalışmaları sonucunda "Ateş ve Su" adlı albümleri ile 2004 Mayıs ayında tekrar sevenleri ile buluştu.

Türkiye' de genç elemanlardan oluşan ve alternatif olarak çıkan ilk rock grubu olarak nitelendirebileceğimiz Kargo, birçok genç rock sanatçısı ve gruplarına yol açarak Türkiye' de rock müziğin bugüne gelmesinde ilk adımı attı. Yeni çıkan grup ve kişilere yardımları ile de rock müziğin gelişmesine ne kadar önem verdiklerini ispatladılar. Kargo' ya bizlere ve Türk müzik piyasasına böyle bir fırsat verdikleri için sonsuz teşekkürler.

kaynak: www.kargoonline.com

şuan manga yı dinliyorsak öncelikle koray candemir ve selim öztürk abimize tşk etmemiz gerekir.. manga grubunu piyasaya süren perdenin arkasındaki yıldızlar diyebiliriz..

_____________________________


(cevap olarak selin)
Mesaj #: 33
RE: Sanatçı Biyografileri... - 9/12/2007 7:16:35 PM  1 oylar
muçki



Puan Toplamı: 115
Nereden: Olympus
Durum: çevrimdışı
----------METALLİCA----------


Metallica ABD'li thrash metal grubu. Thrash metal akımının kurucusu, ve 80'li yılların en iyi ve en ilham verici metal grubu kabul edilir. 60 milyonu ABD'de, 40 milyonu da dünyanın geri kalanında olmak üzere yaklaşık 100 milyon albüm satışı bulunan grup, müzik tarihinin ticari olarak en başarılı metal gruplarından biridir. Konser satışları açısından da Amerikan müzik tarihinin en büyük 13. topluluğu konumundadır.

Gruptan Megadeth grubunun kurucusu Dave Mustaine, 1986 yılında bir trafik kazasında ölen Clifford Lee Burton ve Metallica ile yollarını kendi isteği ile ayıran Jason Newsted gibi isimler gelip geçmiştir. Ron McGovney ise grubun orjinal bas gitaristi olup, ilk albümden kısa bir süre önce Cliff Burton ile yer değiştirmiştir. Grup enteresan bir şekilde bir gazete ilanıyla kuruldu. İlk albümleri 1983'te çıkardılar. Kill'em All adıyla çıkan ilk albüm metal dünyasında çılgınca karşılandı. İkinci albüm Ride the Lightning ile grup Avrupa'da turnelere çıkmaya ve imza dağıtmaya başladı. Master of Puppets albümü ile thrash metal zirveye taşındı ve grup heavy metalin lokomotif gruplarından biri oldu.

Topluluğun ilk üç albümünde bas gitar çalan Cliff Burton, 1986 yılında İsveç'te bir konser dönüşü yaşanan trafik kazası neticesinde hayatını kaybetti. Cliff Burton'un ölümünden sonra yerine Flotsam & Jetsam isimli gruptan Jason Newsted geçti. Grup, ...And Justice for All albümü ile grup yavaş yavaş yeraltından çıkıp popüler müziğin önemli gruplarından biri olmaya basladı. 1991'de kendi adlarını taşıyan Metallica albümü grubu dünyanın en tanınan metal grupları arasına sokmuştur. Sonrasında gelen Load ve Reload albümleri eski hayranlarını hayal kırıklığına uğratırken gruba yeni jenerasyon hayran kitlesi kazandırdı ve grup birçok ödül daha kazanıp yoluna güçlenerek devam etti. Sonrasında gelen Garage Inc. ve Symphony & Metallica (S&M) albümleriyle grup popülerliğini korudu. 2000'li yıllarda Napster davası ve bas gitarist Jason Newsted'in gruptan ayrılması grubu içinden çıkılmaz durumlara sürükledi. 2003 yılında bir dönem Ozzy'nin (Ozzy Osbourne) bas gitarcısı olan Rob Trujillo gruba katıldı, fakat o sırada albüm kayıtları sona ermek üzere olduğundan bas gitarı o değil, aynı zamanda prodüktörleri olan Bob Rock çaldı. 2003 yılında yayımlanan son albümleri St. Anger, çiğ soundu, garip davulları, Hetfield'ın cilasız vokal performansı ve hiçbir solo olmaması gibi nedenlerle çok tartışıldı ve karışık eleştiriler aldı. Grup 2005 yılı sonunda 15 yılı aşkınlık prodüktörleriyle yollarını ayrdı ve birçok önemli isimle çalışmış olan Rick Rubin'le çalışmaya karar verdi. Şu sıralarda yeni albüm çalışmalarını sürdürmekte olan Metallica'nın bu albümünün 2008 yılında yayımlanması bekleniyor.

Metallica, Türkiye'de biri 1993 yılında İnönü Stadı'nda, diğeri de 1999 yılında Ali Sami Yen Stadı'nda olmak üzere iki konser vermiştir.

Şu anda yeni bir album çalışmasındadırlar. Yeni albunlerin isimi HQ olacaktır. 2006'dan beri verdikleri konserlerde yeni albümlerinden 2 parça seslendirmektedirler. Bu parçaların adını söylemeden konserlerinde "The New Song" ve "The New Song 2" olarak canlı performanslarını sergilerler. Bu şarkılarla beraber Master of Puppets albümlerinden önceki sound'a dönmeyi planlamaktadırlar. Verdikleri röportajlarda hayranlarını ikinci bir St.Anger faciasını yaşatmayacaklarını dolaylı yoldan söylemektedirler.


Mevcut Üyeler

* James Hetfield - Gitar, Vokal
* Lars Ulrich - Bateri
* Kirk Hammett - Solo Gitar,Geri Vokal
* Robert Trujillo - Bas

Alıntıdır...

< Mesajı değiştiren muçki -- 9/12/2007 7:23:45 PM >

(cevap olarak santacruz)
Mesaj #: 34
RE: Sanatçı Biyografileri... - 9/12/2007 7:20:11 PM  1 oylar
muçki



Puan Toplamı: 115
Nereden: Olympus
Durum: çevrimdışı
----------İCED EARTH----------


Florida'lı Iced Earth 1984 yılında gitarist Jon Schaffer tarafından başlangıçta Purgatory ismiyle kuruldu.

1985 yılında 'Burning Oasis' , 1986 yılında 'Psychotic Dreams' ve yine 1986 yılında 'Horror Show' adlı 3 demo çıkardılar. Ancak bu demolarla grup istediği başarıyı elde edememişti ve 5 sene boyunca herhangi bir gelişme olmamıştı. Zamanla 80'li yılların Thrash etkileri ile Iron Maiden'ın klasik stilinden etkilendiler. Ve sonunda 1988 yılında çıkardıkları demoları 'Enter The Realm' underground müzik piyasasında favori gösterilen çalışmalar arasında yer alıyordu. Bu demodan sonra grup ismini Iced Earth olarak değiştirdi.

Ve 1990 yılında Jon Schaffer (Gitar), Randy Shawver (Gitar), Gene Adams (vokal), Dave Abell (bas gitar) ve Mike McGill (davul) den oluşan kadrosuyla ilk albümleri 'Iced Earth' kaydedilir ve 1991 yılında piyasada yerini alır.

Albümden sonra çeşitli eleman değişiklikleriyle vokale John Greely ve davula da Richey Secchiari geçer. Ve grup 1991 yılında 'Night Of The Stormrider' isimli 2. albümünün kayıtlarına başlar.
1992 yılına gelindiğinde albüm piyasadadır.

Bu albümden sonra grup 3 sene süren bir sessizliğe bürünür. Ancak 1995 yılında Burnt Offerings albümüyle adeta yeniden doğar Iced Earth... 8 şarkıdan oluşan albümde vokalde John'un yerine Matthem Barlow, davulda da Richey'in yerine Rodney Beasley vardır.

Matthem Barlow grubun ilk güven veren,ayakları yere sağlam basan vokalisti olarak kendini kanıtlamıştır. Sadece davulda değişiklik olan grupta Mark Prator davula geçmiştir. Ve 1 yıl sonra yani 1996'da grup 'The Dark Saga' albümünü çıkarır.

Albümün yakaladığı başarı çizgisiyle büyük mutluluk yaşayan grup 1997'de o güne kadar ki şarkılarını tekrar kaydederek bir toplama albüm çıkarmak için Morrisound stüdyolarına girer. 'Days Of Purgatory' ismindeki toplama albüm çift cd'den oluşmakta ve 21 şarkı içermektedir.


Albümden sonra dağılma tehlikesi yaşayan grupta bazı elemanlar gruptan ayrılmıştı. Özellikle gitarist Randy Shawver'in 'Something Wicked This Way Comes' albümünün kayıtlarından önce ayrılması nedeniyle Jon Schaefer grubun konumunu yeniden ele aldı.
Ancak Larry Tarnowski'nin gitara, James MacDonough'un da bas gitara geçmesiyel grup albüm kayıtlarını gerçekleştirdi. Ve klasik Iced Earth çizgisinden taviz vermeyen albüm oldukça başarılıydı. 1998'de piyasada yerini alan albüm 13 şarkı içermekteydi.

1999 yılında ise grubun 3 cd'lik efsanevi nitelikteki konser albümleri 'Alive In Athens' i piyasaya sürerler. Bunun dışında 7 şarkıdan oluşan 'Melancholy' EP'si de çıkar.


2001 yılında ise 'Horror Show' albümünü yapan grup fanlarını hayal kırıklığına uğratmıştır. Çünkü bugüne kadar birçok başarılı albüm yapan grup bu albümde hayranlarına beklenen tadı verememiştir.


2002 yılında Iced Earth 'Dark Genesis' isminde 5 cd'lik box-set çıkarır. Bu box-set Enter The Realm Ep'si, Iced Earth, Night Of The Stormrider, Burnt Offerings albümleri ve bir de Tribute albümden oluşmaktadır. 1 sene sonra da 4 şarkılık 'The Reckoning' EP'si çıkmıştır.

2004 yılına gelindiğinde grup The Glorious Burden - Gettysburg (1863) olmak üzere çift cd'den oluşan yeni bir albüm piyasaya sürer. Horror Show albümüne göre çok daha iyi olan albümde dünya tarihinde yaşanan olaylar konu olarak işlenmiştir. Epikal liriklere ve daha güçlü bir sound'a sahip olan albümde özellikle dikkat çeken Hun İmparatoru Atilla ile Avrupa arasında geçen savaşları, Napolyon savaşları, 1. Dünya Savaşı ve 2001 de Amerika'daki olayları anlatmasıdır. Albümde ayrılan Matthem Barlow'un yerine vokale heavy metal devi Judas Priest grubundan tanınan Tim Owens geçmiştir.

Bunun dışında aynı sene Century Media'nın düzenlemesini yaptığı çift cd'den oluşan bir toplama albüm piyasada yerini almıştır.

Alıntıdır...

< Mesajı değiştiren muçki -- 9/12/2007 7:28:53 PM >

(cevap olarak muçki)
Mesaj #: 35
RE: Sanatçı Biyografileri... - 9/12/2007 7:26:53 PM  1 oylar
muçki



Puan Toplamı: 115
Nereden: Olympus
Durum: çevrimdışı
----------PENTAGRAM----------


Pentagram, kuruculuğunu Hakan Utangaç ve Cenk Ünnü'nün yaptığı bir Heavy Metal grubudur. Türkiye’nin en büyük heavy metal gruplarından olan Pentagram bugüne dek Pentagram, Trail Blazer, Anatolia, Popçular Dışarı, Unspoken ve Bir albümlerini yayınladı. Grup, 1997 yılında çıkardıkları Anatolia albümünün 100.000’in üzerinde satması sonucunda yurtdışında da ilgi çekti ve Danimarka ve Almanya’da konserler verdi. Pentagram'ın verdiği konserler çoğunlukla kapalı gişe olmuştur.

Pentagram'ın temelleri, Hakan Utangaç, Cenk Ünnü ve Kenan Bozoğlu tarafından 1984 yılında Bursa'da kurulan Thunders' adlı lise grubu ile atılmıştır. 1986 yılında Kenan Bozoğlu'nun ayrılmasının ardından Cenk Ünnü ve Hakan Utangaç Pentagram adı ile çalışmalarına devam etmişlerdir.
Pentagram'ın temellerinin atıldığı bu dönemde, Hakan Utangaç gitar ve vokal, Cenk Ünnü davul ve Kaan adlı bir arkadaşları da bir süre bas gitar çalmıştır.

1987 yılında bas gitarda Tarkan Gözübüyük ve solo gitarda Ümit Yılbar'ın katılımıyla Pentagram grubunun ana kadrosu şekillenmiştir.

Grup, ilk ciddi sahne deneyimini İstanbul Bağcılar'da bir düğün salonunda yaşadı. Buradaki konserde yaklaşık 200 kişilik bir izleyici grubuna seslenildi. Sahneyi, vokalistliğini Gökhan Semiz'in (Grup Vitamin vokalisti) üstlendiği AC/DC tarzında müzik yapan bir grupla paylaşmışlardı. Pentagram'ın bu konserde 5 tane şarkı çalması planlanmıştı. Ancak, henüz beşinci şarkıya gelinmeden masalar, sandalyeler kırıldı. Türkiye ilk kez Thrash Speed Metal müzikle tanışıyordu. Bu coşku içinde düğün salonunda kırılmadık masa, sandalye vs. kalmadı. Konser bittikten sonra Pentagram üyeleri, düğün salonundaki hasardan dolayı oluşan zararı da karşılamak zorunda kaldılar. Daha sonra Moda Sinemasında bir konser daha verir grup. Şimdi de kulanılan pentagram logosu bu konserin afişi için Hakan Utangaç tarafından elle çizilmişir. Bu konser sonrasında oluşan hasarı yine Pentagram ve konserde bulunan diğer gruplar üstlenir ve sinema bir ay sürecek tadilat dönemine girer. Kimileri Cenk'in davulunun rehin bırakıldığını bile söylemektedir. Bu konser daha sonra "Efsane Moda Konseri" olarak hafızalara kazınır.

"O yıllarda şimdiki kadar rock - metal dinleyen insanlar çok çok azdı. Öyle 14 - 15 kişi bir araya gelip beraber müzik dinlerdik, müzik yapmaya çalışırdık genellikle. Bakırköy tayfası, Avcılar tayfası gibi kodlamalar vardı. Üstümüze o zamana göre çok ters sayılacak şeyler giyerdik; bilekliklerimizi kendimiz hazırlardık Mercan'dan piramitler alıp. Çok laf yedik, tepki çektik. Öyle bir dönemdi, hatta kolsuz tişört giymenin bile homoseksüellik sayıldığı yıllardı. Sonra Rambo çıktı da insanlar alıştılar buna. 80'ler güzeldi ama Türkiye için zor yıllardı. Dünyada da heavy metalin sıçrama yaptığı, enstrümanların kalitesinin arttığı heavy metalin en güzel günlerini yaşadığı dönemlerdi. Türkiye'de, darbe sonrası yasakların olduğu, insanlara yapılan baskıların getirmiş olduğu stres ve zorlukları yaşadık bizler. Öyle bir nesil olarak yetiştik...

İlk konserimizi Bağcılar'da verdik bir düğün salonunda. O zamanlar eski Vitamin grubunun solisti Gökhan vardı (Allah rahmet eylesin, trafik kazasında öldü.) İşte, onun vokal yaptığı şu an ismini hatırlayamadığım AC/DC tarzında Türkçe sözlü müzik yapan bir gruba konuk olduk. 5 parça çalıp inecektik ama biz daha 5. parçaya gelemeden birden her şey yıkıldı salonda. Sandalyeler, masalar, her şey kırıldı. Türkiye'de verilen ilk speed metal konseriydi ve yaklaşık 150 - 200 kişi koskoca düğün salonunu yıkmıştı. Daha sonra düğün salonun sahibi geldi "ne oluyor" filan dedi. Yine biz ödemek zorunda kaldık kırılanların masraflarını..."

Bu dönemde, Pentagram, ilk albümlerini çıkarmak için çalışmalara başlamıştı. Açık Hava Tiyatrosu'nda verdikleri konser sonrası, solo gitarist Ümit Yılbar grupla yollarını ayırdı. Yeni bir solo gitarist arayışına giren grup, Ümit Yılbar'dan boşalan yere, solo tekniği çok gelişmiş olan Murat Net'i getirdi. Kadro tamamlandıktan sonra, albüm kayıtlarına başladılar. Albümün kayıt aşaması yaklaşık 10 ay sürdü. 1990 yılında, NEPA Müzik etiketiyle Pentagram albümü müzik piyasasındaki yerini aldı. Grup, yurtdışında da adından söz ettirebilmeyi hedefliyordu; bu nedenle albümdeki şarkıların tamamı İngilizce sözlüydü. Albümün kapak tasarımı ise yarışma sonucu belirlenmişti. Yarışmaya katılan 120 adet kapak resminin arasından, Tunç Örer isimli katılımcının eseri olan bir suluboya çalışma, kapak resmi olarak seçilmişti. Albümde; Intro (Wreck), Rotten Dogs, Mephistopheles, Metal Not Dead, Los Magandos, Asharoth, Bloody Gilliotine, Powerstage, Dimensions Of Death, Pentagram ve Deceptive Bells şarkıları yer alıyordu. Özellikle, Rotten Dogs ve Powerstage şarkıları hit oldu. Powerstage şarkısı, Pentagram severlere ithaf edilmişti ve kurulan hayran kulübüne "Powerstage" adı verilmişti. Albüm satışları çok iyi gitmeye başladı. İlk olarak 5.000 adet basılan albüme olan yoğun talepten dolayı albümün ikinci basımı da yapıldı. Yaklaşık 30.000 adet satan albüm, metal müzik tarzında bir rekora imza atmıştı.

Grup, bu ilk albümle birlikte birçok konsere çıktı. Bu konserler de çok başarılı geçiyordu. Konser kayıtlarından oluşan bir albüm çıkarma fikri oluştu ve çok geçmeden bu fikir, meyvesini de verdi. Konser kayıtlarından oluşan "Live At The Trail" albümü yayınlandı. Bu albümde, vokalistliğe Bartu Topbaş ve solo gitardan ayrılan Murat Net'in yerine de, yine bu işte ustalaşmış bir isim olan Demir Demirkan'ın geldiğini görüyoruz. Albüm kapağında, Pentagram logosunun altında dikenli teller ve Mosh işareti yapan Pentagram severlerin resmi vardı. Bu albümde ise; Trail Blazer (enstrümantal), Rotten Dogs, Peace Sells (Megadeth cover'ı), Mephistopheles, Brain On The Wall (Los Magandos isimli şarkının devamı niteliğinde), Rotten Dogs (Kolombiya'da bir rock programının yayınında Pentagram anlatılıyor ve sonrasında Rotten Dogs çalıyor), Anarchy in the UK (Sex Pistols cover'ı), Powerstage şarkıları yer alıyordu.

Pentagram, birçok konser verdikten sonra, 1992 yılında Nuclear Blast firması etiketiyle Trail Blazer albümüyle müzik piyasasındaki yerini aldı. Grup, bu albümün hazırlıklarına başlamadan tekrar kadro değişikliğine gitti ve İsveç'e giden Bartu'nun yerine vokalist olarak Ogün Sanlısoy getirildi. İlk albümde olduğu gibi, bu albümde de şarkıların hepsi İngilizce sözlüydü. Bu albümle birlikte grup kendi stillerini müzik piyasasına iyice benimsetmeye başlamıştı. Albümün kapak tasarımı bu sefer daha sadeydi. Tasarımda sadece alışılmış Pentagram logosu ve albüm ismi yer alıyordu. Albümde; Secret Misile, Living On Lies, Trail Blazer (enstrümantal), Vita Es Morte, Fly Forever, Time Bomb, Over The Line, The Planet, Brain On The Wall, No One Wins The Fight, Vita Es Morte (Live) ve Powerstage (Live) şarkıları yer alıyordu. Bu albümde işlenen genel tema, anti-militarizm; dünyadaki kötü gidişe ve savaşlara karşı isyan etme fikriydi. Yeni albümle birlikte yine birçok konsere çıktılar.

1995 yılında Demir Demirkan gruptan ayrılarak ABD'ye gitti. Sonrasında ise vokalistliği yürüten Ogün Sanlısoy, solo albüm çalışmaları yapmak istediği için gruptan ayrıldı. Vokale Sawdust ve Cherooke gruplarında solistlik yapmakta olan Murat İlkan getirildi. Bu sırada, 2 senelik bir ayrılığın ardından Demir Demirkan gruba geri döndü.

Pentagram, yeni bir albüm çıkartmak istiyordu ve bunun için Türkiye'de faaliyet gösteren Raks Müzik firmasıyla iki adet albüm hazırlamak için anlaşma imzalandı. Raks Müzik stüdyosunda albüm hazırlıklarına başlandı. Hazırlanan albümün mix'lerini Charles Turkmen yaptı. Steve Smart isimli bir başka yapımcı ise Avustralya'da albümün son hazırlıklarını tamamladı. 1997 yılına geldiklerinde, yeni albümleri olan "Anatolia" piyasaya sürüldü. Albüm, 13 şarkıdan oluşuyordu ve grup, tarihinlerinde bir ilke imza atarak bu albümde 3 tane Türkçe sözlü şarkıya yer vermişti. Uzun süredir müzik piyasasının içinde olan grup, bu albümle satış rekorları kırdı. Bu albümde, kendi metal sound'larının üzerinde Anadolu ezgileri de göze çarpıyordu. Albümde; 1000 In The Eastland, Anatolia (İngilizce versiyon), Dark Is The Sunlight, Gündüz Gece (Aşık Veysel cover), Stand To Fall, Give Me Something To Kill The Pain, Welcome The End, Anatolia (Türkçe versiyon), On The Run, Time (Enstrümantal), Behind The Veil, Fall Of Hero ve Sonsuz şarkıları yer alıyordu. Bu albümle birlikte, ilk kez Pentagram dinleyicisiyle tanışan Murat İlkan, başarılı vokaliyle dikkat çekti ve kendini sevdirdi.

Albümün ardından grup, çeşitli konserlere çıktı. Bu konserlerden en çok ses getireni olan "Açık Hava Konseri"ni albüm haline getirdiler. 1999 yılında çıkan bu canlı performans albümünün adı konserdeki coşkulu Pentagram hayranlarının hep birlikte “Popçular Dışarı” diye ettikleri tezahüratlardan alan "Popçular Dışarı" oldu. Bu albüm, Pentagram'ın söylemiyle, Türkiye'de 4. bir kuvvet haline gelen "medya"ya ithaf ediliyordu. Albümün kapağına da, bolluk ve bereketi simgeleyen "Bereket Tanrısı" heykelinin bir resmi konulmuştu. Bu live albümde; Intro, Before The Veil, Behind The Veil, Welcome The End, No One Wins The Fight, G.S.T.K.P., Vita Es Morte, Gündüz Gece, Black Magic (Slayer cover), Rotten Dogs, 999 (Enstrümantal), 1000 In The Eastland ve Anatolia (Türkçe versiyon) şarkıları yer alıyordu.

Bu albüm çıktıktan sonra, solo işler yapmak isteyen Demir Demirkan gruptan ayrıldı. Demir Demirkan'ın ayrılmasıyla oluşan boşluğu, aynı zamanda grubun gitar teknisyenliğini de yapmakta olan Onur Pamukçu doldurdu. Bu kadroyla değişik konserlere çıkan grup, 1999 yılında Kemancı Rock Bar'da konser vermeyi planlamıştı; fakat konsere birkaç gün kala ülkemizin yaşadığı deprem felaketi nedeniyle konser iptal edildi. Bir süre duraklama dönemine giren grup, yaşanan deprem nedeniyle ülkemize gelen, içinde ABD Başkanı Bill Clinton ve birçok devlet başkanının bulunduğu bir seyirci topluluğuna karşı 12 Kasım 1999'da Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda "Gündüz Gece" parçasını çalarak devlet başkanlarını, tabir-i câizse coşturmuştu.

Ancak, o günlerde, Pentagram adına olumlu sayılabilecek bu gelişmelerin yanı sıra, Türkiye gündeminden kaynaklanan olumsuzluklar da yaşanmaktaydı. Yine o dönemlerde, ülke gündemini işgal eden satanizm olaylarından, "Pentagram" isminden ve toplumdaki önyargılardan dolayı en fazla etkilenen ve haksız suçlamalara hedef olan da Pentagram grubu oldu.

Tam da bu sıralarda EP çıkartmaya karar verildi. Askerlik görevlerini tamamlayan grup elemanları, 2000 yılında Noise Record müzik şirketiyle 4 albümlük bir anlaşma imzaladı. Türkiye'de çıkacak olan albümleri için ise Böcek Yapım'ı tercih ettiler. Grup, EP'yi çıkartmak için hazırlıklara başladı. Çıkartacakları EP'yi albüme dönüştürme fikri oluştu ve sonrasında ise 2 albüm çıkarmak istediler. Bu albümlerden biri Türkçe sözlü, diğeri ise İngilizce sözlü olacaktı. Bu arada gruba, Metin Türkcan katıldı. 2000 yılında prodüktör Charles Turkmen'le birlikte albüm hazırlıklarına başlandı. Albümün kayıtları Yunanistan'da bulunan Sierra Studios'ta yapılırken bir yandan da albüm, İstanbul'da bulunan grubun kendi stüdyosunda son şeklini alıyordu. 2001 yılının sonlarına doğru "Unspoken" isimli yeni albümleri müzik piyasasındaki yerini aldı. Yurt dışına da gönderilecek olan bu albüm için, ilk albümden bu yana, grubun adı olan Pentagram üzerinde de çeşitli değişiklikler yapıldı. Çünkü, yurt dışında da aynı isimli bir grup vardı ve bundan dolayı, bir karışıklığın oluşmasına meydan vermemek için, önce grubun ismi "The Pentagram" olarak değiştirildi, ancak daha sonra bu yeterli görülmeyip sadece yurtdışında kullanılmak üzere "Mezarkabul" (mezarkabul kelimesinin anlamı, "bir imamın ölünün üzerine attığı bir avuç toprak"tır.) adı seçildi. Bundan sonra, Türkiye'de Pentagram, yurt dışında ise Mezarkabul adıyla yer anılacaklardı. Albüm; We Come From Now Here, In Esir Like An Eagle, Unspoken, Lions In A Cage, For The One Unchancing, Mezarkabul (Enstrümantal), Take My Time, Pain, Puratu, This Too Will Pass ve For Those Who Died Alone (Enstrümantal) şarkılarından oluşuyordu. 2002 yılında ise, daha önceden karar verdikleri Türkçe sözlü albüm, Böcek Yapım ile "Bir" adı altında albüm raflarındaki yerini aldı. Albümde; Tigris (Enstrümantal), Bir, Şeytan Bunun Neresinde, Bu Alemi Gören Sensin (Aşık Veysel Cover), Mezarkabul (Enstrümantal), Sır, Kam (enstrümantal), Ölümlü ve F.T.W.D.A. (Enstrümantal) şarkıları yer alıyordu. Tamamen Türkçe sözlü olan bu albümle birlikte grup yine bir ilke imza attı. Yeni albümle birlikte çeşitli konserlere ve televizyon programlarına çıkan grup, bir süre sonra derin bir sessizliğe girerek Pentagram hayranlarını üzdü. Piyasada ve Pentagram severler arasında, "grup dağıldı" diye çeşitli söylentiler yayılıyordu. Grup üyelerinin hiçbirinden net bir açıklama da gelmediği için birçok hayran grubun dağıldığını düşünüyordu.

Grup elemanları bu arada farklı işlerle yaşamlarını devam ettiriyorlardı. Cenk Ünnü, kendisine ait olan Pena Müzik Evi'ni işletiyordu. Hakan Utangaç, piyasadaki pek çok müzisyenin video klip yönetmenliğini üstleniyor, grafik tasarımla ilgileniyor; diğer üç elemansa müzik piyasasında kişisel çalışmalarıyla yollarına devam ediyorlardı. Tarkan Gözübüyük, prodüktör olarak; Murat İlkan, Cem Köksal'a vokalist olarak ve Metin Türkcan ise; hem Şebnem Ferah'ın, hem de Ogün Sanlısoy'un solo gitaristliğini üstlenerek müzik piyasasındaydılar. Grup adına ise bir gelişme göze çarpmıyor ve haddinden fazla uzun süren bu sessizlik, Pentagram hayranlarını iyice üzüyordu.

2006 yılının sonlarına doğru, Kasım ve Aralık aylarında verilmesi planlanan üç konser için, Pentagram tekrar stüdyoya kapanarak provalara başladı. En şaşırtıcı gelişme ise, eski bir Pentagram üyesi olan Demir Demirkan'ın yeniden gruba dahil olması ve provalara da diğer üyelerle birlikte katılmasıydı. Ama gruba tekrar döneceği düşünülen Demir Demirkan'ın grupta kalmayacağı açıklandı.


4 Şubat 2007' tarihinde Bostancı Gösteri Merkezi'nde verdikleri 20. Yıl Konseri ile sahnelere dönen grup, konser alanındaki olağanüstü enerjeyi görerek bir turne çalışmasına girdi.

Alıntıdır...

< Mesajı değiştiren muçki -- 9/12/2007 7:31:29 PM >

(cevap olarak muçki)
Mesaj #: 36
RE: Sanatçı Biyografileri... - 12/12/2007 9:42:39 PM  1 oylar
Burak The Paladin



Puan Toplamı: 127
Nereden: Scarlett Johansson'un yanından...Keşke...
Durum: çevrimdışı
RAMMSTEIN




Rammstein Alman bir müzik topluluğudur.NDH Metal müzik toluluğu içindedirler. Tarzları Dans metal türündedir.("Tanz Metal"). Sadece Almanca müzik yapmaktadırlar. 1994'te kurulan grup Dünya üzerinde 12 milyon albüm satmıştır.

1994 yılında gitarist Richard Kruspe o zamanki grubu "Orgasm Death Gimmicks"ten sıkılır ve aklına yeni bir fikir gelir. Bol distortionlı, sert, tekdüze gitar riffleri ile müzik yapan, heyecanlı, sert, bazen hüzünlü hatta zaman zaman da sıkıcı müzikler yapmak. Berlin duvarı yıkıldıktan sonra evine yani Schwerin’e dönen Richard bu fikri önce arkadaşı Christoph Schneider’le paylaşır ve daha sonra Oliver Riedel’ı da gruba dahil eder. Vokal için de o zamanki grubu First Arsch’ ta davul çalan Till Lindemann ikna edilince Rammstein rüyası "kısmen" başlar. Grup Berlin’de yapılan "Metro Beat" müzik ödülleri için bir kaç parça kaydeder ve yarışmayı kazanır. Ödül olarak da daha profesyonel bir stüdyoda kayıt imkanı kazanırlar. Stüdyoya girmeden önce "Feeling B" grubunun gitaristi Paul kadroya dahil edilir. Hiç de melodik olmayan sert "Rammstein soundu"nun değişmesi gerektiğini düşünen topluluk, daha önce Paul’un da birlikte çalıştığı Christian "Flake" Lorenz’e teklif götürür. Daha klasik bir müzik anlayışına sahip olan Flake bu teklife sıcak bakmaz. Fakat grup büyük ısrarlar sonucu -tabi Paul’ün de ev arkadaşı ve de daha önce aynı grupta çalıyor olmasının avantajlarından faydalanarak- Flake’i ikna etmeyi başarır. Aslında Flake bugün bile yapılan müziği pek sevmez. Grupta hoşuna giden şeyi bir röportajında şöyle belirtir Flake: "Onlar sevmediğim müziği yapıyolar. Ben ise klavyemle onların müziğine tecavüz ediyorum. Bu çok hoşuma gidiyor". Flake’in de katılımıyla bugüne kadar hiç değişmeyen Rammstein kadrosu tamamlanır. Trend Renzor’ın öncülüğünde endüstriyel müzik daha yeni doğmuş kabul edilirken (hatta adı bile henüz tam konmamışken) dünya bu tarzın efsanesiyle tanışır. Fakat grup, röportajlarında endüstriyel müzik yaptıklarını hiç bir zaman belirtmeyip "müziğimize istedikleri ismi verebilirler" der.


Grup adını 1988 yılında Almanya’nın Ramstein kasabası yakınlarında "Ramstein" isimli Amerikan Hava Üssü’nde gerçekleşen trajik kaza için yazdığı şarkıdan alır. Gösteri uçuşu yapan jetlerden ikisi birbirine çarpar ve birinin seyircilerin üzerine düşmesi sonucu 80’in üzerinde insan hayatını kaybeder. Rammstein tam altı yıl sonra dizelerinde bu olayı tekrar canlandırır. Albümleri çıkmadan önce verdikleri küçük konserlerde parça o kadar sevilir ki gruba bu ismi verirler. Ayrıca grubun karanlık tarafını da bu şarkının iyi yansıttığını düşünürler. Fakat o kaza üzerinden bir reklam izlenimi vereceği endişesini taşıyan grup, ismine bir "m" ekleyerek, kelime anlamı "kuvvetlice çarpan taş" olan -ayrıca Berlin duvarının inşası sırasında kontrol ve güvenlik için kullanılan taşların da ismi olan- "Rammstein" olarak değiştirir.


1994 yılında 5 parçadan oluşan (Hallo Hallo, Weisses Fleisch, Rammstein, Schwarzes Glas, Seemann) bir demo kaydı hazırlayan grup bu kayıtla yapımcıların kapılarını aşındırmaya başlar. Bazı yarışmalarda da dereceler alan Rammstein bir dolu aksaklığa rağmen 1995’te Motor Music / PolyGram (Universal) ile kontrata imza atmayı başarır ve Mart 95’te ilk Rammstein albümü "Herzeleid" İsveç’li grup Clawfinger’in de prodüktörü olan "Jacob Hellner" ve "Carl-Michael Herlöffson" la birlikte, Stockholm Polar Studio’da kaydedilir. 17 Ağustos 1995’te ilk single "Du Riechst so Gut" ve 24 Eylül 1995’te de albüm yayınlanır. Albüm kapağındaki resimleri yüzünden grup Neo-Nazi olmakla suçlanır. Tek sebep bu değildir aslında. Vokalist Till Lindemann’ın "R" harflerinin üzerine basa basa söylemesi (ki bu aşırı sağcıların konuşmalarında görülürdü. Adolf Hitler’de "R" harfinin üzerine basa basa konuşurdu) ve konserlerinde gösteri yapan Neo-Nazi’ler için de "kimseye konserimize gelmeyin diyemeyiz" demeleri bir anda şimşekleri grubun üzerine çeker. Grup üyeleri bu soruyla her karşılaştıklarında Nazi yanlısı olmadıklarını ne kadar söyleseler de, insanları bugün bile bu konuda tam olarak ikna edememişlerdir. Zamanla grup bu eleştirilere alışır ve pek de umursamamaya başlar (Müzikleri Columbine katliamını gerçekleştiren çocuğa ilham vermekle bile suçlanmıştı). 14 Ekim 1995’te Project Pitchfork ile beraber 15 konserlik bir turneye çıkan Rammstein büyük ilgi görür. Daha sonra 27-29 Kasım’da Clawfinger’in alt grubu olarak Varşova ve Prag’da konser veren grup, 2 Aralık 1995’te Almanya’da tek başına 17 konserlik ilk turnesine başladı. 1996 yılında konserlerini devam ettiren Rammstein 27 Mart 1996’da Londra’da "MTV Hanging Out" programına, 2 Mayıs 1996’da da Hong Kong’da Polygram Dünya Kurultayına çıkarak kendisini dünyaya tanıttı.


Amerika’lı yönetmen David Lynch’in büyük hayranı olan grup bir videolarını çekmesi için Lynch’e albümlerini gönderirler. Albümden çok etkilendiğini söyleyen Lynch, zamanı olmadığı için teklifi kibarca geri çevirir. Ancak her filminin soundtrack albümüne girecek parçaları bizzat kendi seçen Lynch, Rammstein’ın iki parçasını (Rammstein, Heirate Mich) Lost Highway filminde ve soundtrack albümünde kullanmaya karar verir. Soundtrack albümü için "Rammstein" parçasına da bir video çekilir ve Amerika dahil dünyadaki tüm müzik kanallarında dönmeye başlar. David Lynch’in bu seçimi, dünyayı sarmak üzere olan Rammstein fırtınasına hız verir.


Rammstein sahnede ilk ışık gösterisini Gert Hof sorumluluğunda Berlin Arena’da yıldönümü konserinde kullanır. Bu konserde ayrıca "Moby" ve Bobo & Berlin Üniversite orkestrası’da yer alır. Işıkla mükemmel uyum sağlayan Rammstein müziği, daha sonraki konserlerinde alev ve ışıkla inanılmaz hale gelecektir.


Yeni albümleri Sehnsucht Kasım 1996’da tamamlanır ve albümün ilk single’ı "Engel" 1 Nisan 1997’de yayınlanır. Listelere 12. sıradan giriş yapan, "Bobo"nun da vokaliyle eşlik ettiği parçanın single’ı Haziran ayında 250.000 satış rakamını aşıp 3.lüğe ulaşır. Daha sonra 21 Temmuz 1997’de ikinci single "Du Hast" yayınlanır ve ağustos ayında listelerde 5. sıraya yerleşir. 2. Rammstein albümü "Sehnsucht" ise 22 Ağustos 1997’de yayınlanır. Albüm sadece iki hafta sonunda listelerde 1 numaraya yerleşir. Bu şekilde "Herzeleid" albümü ve "Sehnsucht" albümünden yayınlanan iki single "Engel" ve "Du Hast" la birlikte, Almanya Top 20 listesinde aynı anda dört Ramms+ein kaydı yer alır. 15 Kasım 1997’de geniş çaptaki ilk Avrupa turnesine çıkan grup 8 ülkede toplam 10 konser verir. 21 Kasım 1997’de ise Kraftwerk’in ünlü parçası "Das Modell"i coverlayan grup bir de single yayınlar.


1998 yılının hemen başında Depeche Mode gruptan tribute albümlerinde yer almak üzere bir cover ister. Bu teklif üzerine çok mutlu olan Rammstein (her biri birer Depeche Mode hayranıdır) "Stripped" parçasını yorumlar. Till bir röportajında şöyle diyor: "Biyografilerinde en iyi coverlarının bu olduğunu söylediler. Gurur duyduk". Ayrıca parça için 27 Temmuz 1998’de bir de single yayınlanır.


Konser performansları dilden dile dolaşan ve bir efsane haline gelen grup 14 Ağustos 98’de "en iyi canlı performans" dalında Comet ödülü kazanır. Daha sonra 22 Ağustos’u 23’üne bağlayan gece unutulmaz bir Rammstein konseri gerçekleşir. Berlin Wuhlheide’de "Danzig", "Nina Hagen", "Joachim Witt" ve "Alaska"nın alt grup olarak sahne aldığı 17.000’den fazla Rammstein hayranının tanık olduğu bu unutulmaz konser ayrıca profesyonel olarak kayda alınır. Daha sonra 30 Ağustos 1999’da konser kaydı albüm olarak yayınlanır ve iki hafta içinde bir numaraya yükselir. Konserin görüntülü kaydı ise 13 Eylül 99’da VHS formatında 26 Kasım’da da DVD formatında yayınlanır.


Rammstein 22 Eylül 98’de "Korn", "Ice Cube", "Orgy", ve "Limp Bizkit"in yer aldığı "Family Values" turnesine katılır böylece Amerika’da da belli bir fan kitlesi kazanır. 12 Kasım 98’de ise Rammstein "En iyi Rock Performansı" dalında MTV Avrupa müzik ödüllerinde aday gösterilir ve Milano’da ödül gecesi "Du Hast" parçasını canlı olarak yorumlar. Şubat 99’da 42. Grammy ödüllerinde "En iyi Metal Performansı" dalında aday gösterilen grup Nisan 99’da "En Başarılı Alman Grup" dalında Echo ödülünün sahibi olur.


2 Nisan 2001’de grup sessizliğini bozar ve 3. stüdyo albümü Mutter’i yayınlar. Bu albümden çıkan 3. single Ich Will için grup 8 kasım 2001’de MTV Avrupa Müzik Ödüllerinde inanılmaz bir canlı performans gerçekleştirir. Ekim 2002’de ise Rammstein "xXx" filminin hemen girişinde "Feuer Frei" parçasıyla görülür.


"Mutter" fırtınasının dinmesinin ardından grup iç sorunlarla uğraşmaya başlar. Dağılma kararının eşiğine gelen grup 1 yıl ayrı kalma kararı alır. Bir yılın sonunda tekrar biraraya gelir grup ve buzları eritir. Çünkü Rammstein’ın diğer gruplardan farklı bir yanı iş arkadaşı olmamalarıdır. Zaten grup ortada yokken de iyi arkadaştır grup üyeleri. Örneğin Oliver bir röportajında şöyle diyor: "Aslında ben her zaman tatilde olduğumu düşünüyorum. Sevdiğim, yapmak istediğim işi, yapmak istediğim kişilerle ve istediğim ortamda yapıyorum".


Merakla beklenen 4. Stüdyo albümleri "Reise, Reise"yı 27 Eylül 2004’te yayınlar grup. Albümün ilk single’ı "Mein Teil" içerdiği "gerçek" yamyam hikayesiyle bir kez daha tüm şimşeklerin "Rammstein" üzerine çekilmesine sebep olur. İkinci single "Amerika"da ise Rammstein o güne kadar hiç yapmadığı bir şeyi yapar ve politik bir şarkı yazar. Paul Landers bu konuyla ilgili bir röportajında şöyle der: "Biz kesin bir mesajı olan bir grup değiliz. Fakat burda bir istisna yapmak zorundaydık. Çünkü biz albümü hazırlarken Amerika çok fazla can sıkmaya başlamıştı." Daha sonra yayınladıkları diğer single’lar "Ohne Dich" ve "Keine Lust" ile yine ses getiren grup "Reise, Reise" albümü ile "uluslararası en iyi Rock grubu" dalında "Echo" ödülünü kazanır.


Grup "Reise, Reise" fırtınası daha dinmemişken sıradaki albümün müjdesini verir. 28 Ekim 2005’te çıkaracakları albümün adı "Rosenrot" olacaktır. Bu kadar kısa bir zaman sonra yeni albümün çıkmasının sebebi ise parçaların zaten hazır olmasıdır. "Reise, Reise" albümünün çalışmaları esnasında ortaya o kadar çok parça çıkmıştır ki albüme girmeyen parçaların kaybolmasını istemez grup üyeleri. Ve bu parçalarla birlikte 4 yeni parça daha hazırlayarak, önce adının "Reise, Reise (vol.2)" olarak duyurulduğu fakat daha sonra değiştirildiği "Rosenrot" albümünü çıkarmaya karar verir. 3 Kasım 2005’te "en iyi Alman grup" ödülünü MTV müzik ödüllerinde alan grup ayrıca Grammy ödüllerine ikinci kez "En İyi Metal Performansı" dalında "Mein Teil" ile aday gösterilir. Yine hemen ardından 12 Mart 2006’da "en iyi rock/alternative" kategorisinde bir kez daha "Echo" ödülü kazanır Rammstein.


Dünya çapında toplam 10 milyonun üzerinde kopya satan Rammstein, endüstriyel metalin gereklerini tam olarak yerine getirdiği için her zaman dinleyicisine gereken atmosferi, enerjiyi ve sound’larındaki yürekliliği ulaştıracaktır. Endüstriyel metal, deneysel ve elektronik bir alt-yapıya sahip endüstriyel müzik tarzının aksine elektro gitar, yoğun bir müzik ve keskin riff’ler içeriyor. Metal müziğin agresif yapısını, karanlık şarkı sözlerini yansıtmayı da ihmal etmiyor. Aslında şarkı sözlerinin yorumlanması hakkında çok çekmiş bir grup Rammstein. Paul’un de belirttiği gibi "Amerika" dışında şarkılarında hiçbir zaman kesin bir şeyi anlatmıyorlar. "Daha belirsiz olan bazı şeyler ise insanlara kendi düşüncelerini uygulayabilecekleri kadar şan