Boromir Of The White City
Puan Toplamı: 47
Nereden: Londra
Durum: çevrimdışı
|
Ya kimse bir sey yazmiyo ve ben Pac'in ideolojisi ile kendim birseyler yazayim bari diye dusundum. bu yuzden son surat bir sekilde Valar'in isimleri ve gorevleri hakkinda yazi yazmaya baslayacagim ve hatta basliyorum Valar'a dair Manwe ve Melkor, Ilûvatar'ın düsüncesinde kardestiler. Dünya'ya giren Ainur arasında güçlüsü baslangıçta Melkor'du; ama Manwe Ilûvatar'ın en çok sevdiğiydi, onun isteklerini en açık biçimiyle anlayanıydı. Ve o, zaman tamam olduğunda, tüm Kralların ilki olmak için atanmıstı: Arda diyarının efendisi ve orada yasayan her seyin hükümdarı. Arda'da, onun sevinci rüzgârın ve bulutların içindeydi, havanın tüm katmanlarında, yüksekliklerden derinliklere, Arda'nın Örtüsü'nün en uzak sınırlarındaki çimenlerde esen meltemlerde. Lakabı Sûlimo'ydu, Arda Soluğunun Efendisi. Bütün hızlı kusları ve kanadın gücünü severdi, onlar da onun arzusuna göre gelip giderlerdi. Manwe, Ea'nın tüm diyarlarını bilen Yıldızların Hanımı Varda ile yasar. Onun güzelliği İnsan ya da Elf sözcükleriyle ifade edilemeyecek kadar görkemlidir; çünkü Ilûvatar'ın ısığı hâlâ onun yüzünde yasardı. Gücü ve nesesi ısıktadır. Ea'nın derinliklerinden Manwe'nin yardımına geldi; çünkü Müzik'in yapımından önce Melkor'u biliyordu ve onu reddetmisti, Melkor ondan nefret etti ve onu Eru'nun yarattığı tüm diğer seylerden daha fazla korkuttu. Manwe ve Varda birbirlerinden nadiren ayrıldılar ve Valinor'da yasadılar. Konakları, ebedi karın, Oiolos-se'nin, Taniquetil'in en yüksek zirvesinin üzerindeydi, Dünya'nın tüm dağlarının en yükseğinin. Manwe orada tahtını ükselttiğinde ve ilerilere baktığında, eğer Varda yanındaysa, sisin, karanlığın ve denizin fersahlarının içinden, diğer tüm gözlerden daha da uzakları görür. Eğer Manwe onunlaysa, Varda, doğudan batıya, tepelerden, vadilerden ve Melkor'un Dünya üstünde yarattığı karanlık yerlerden bağıran seslerin tınısını diğer tüm kulaklardan daha açıkça duyar. Elfler bu dünyaya yerlesmis tüm Ulular içinde en çok Varda'ya hürmet ve sevgi gösterirler. Ona Elbereth diye seslenirler; Orta Dünya'nın gölgelerinden ismini çağırır ve yıldızların yükselisinde onu sarkıyla yüceltirler. Ulmo, Suların Efendisidir. Tek basınadır. Hiçbir yere uzun süre yerlesmez, Dünya'nın üstündeki ya da altındaki tüm derin sularda dilediğince gezinir. Kudrette Manwe'ye en yakın olandır ve Valinor yaratılmadan önce onun en yakın dostuydu; ama sonra önemli seyler tartısılmadıkça Valar divanlarına çok az gitti. Tüm Arda'yı düsüncesinde barındırır ve bir konağa ihtiyacı yoktur. Üstelik toprak üzerinde yürümeyi sevmez ve kendisini akranlarının üslubuna göre nadiren bir gövdeye büründürürdü. Eğer Eru'nun Çocukları ona bakarsa, büyük bir korkuyla dolarlar;-çünkü tepesi, köpüklü korkunç miğferi ve gümüsten, yesilin tonlarına dek donuk bir sekilde parıldayıp titresen zırhlı giysisiyle Deniz Kralı'nın, yükselen bir dalga gibi toprağın üzerinde görünmesi korkutucudur. Manwe'nin boru gibi sesi gürültülüydü, ama Ulmo'nun sesi yalnızca kendisinin görebildiği okyanusun derinlikleri kadar derindi. Bununla beraber Ulmo, hem Elfleri hem İnsanları sevdi, Valar'ın öfkesi altında kalsalar bile onları hiç terk etmedi. Ara sıra Orta Dünya'nın kıyılarına görünmez olarak gelir veya körfezlerin içlerine kadar girerek denizden uzaklasıp karaya doğru yaklasır, orada beyaz deniz kabuklardan yapılmıs büyük borusu Ulumûri ile müzik yapardı; müziğini duyanlar bunu kalplerinde hisseder ve denize olan hasretleri onları bir daha asla terk etmezdi. Ama Ulmo, Orta Dünya sakinleriyle genellikle sadece suyun müziği olarak duyulan seslerle konustu. Çünkü tüm denizler, göller, nehirler, pınarlar ve kaynaklar onun yönetimindedir; bu yüzden Elfler, Ulmo'nun ruhunun dünyanın tüm oluklarına aktığını söyler. Böylece tüm haberler, Arda'nın tüm ihtiyaçları ve kederleri, Manwe'den saklanacak olsalar dahi, derinliklerde bile Ulmo'ya ulasır. Aule, Ulmo'dan biraz daha az kudretlidir. Egemenliği Arda'nın yapıldığı tüm maddeler üzerinedir. Baslangıçta Manwe ve Ulmo ile birlik içinde çalıstı; görevi toprakların ekillendirilmesiydi. Bir demircidir ve tüm zanaatların efendisidir, küçücük bile olsalar tüm beceri islerinden, eskinin görkemli yapımları kadar zevk alır. Yeryüzü'nün derinliğinde yatan değerli taslar, elde tutması güzel olan altın ; onundur ve dağ yamaçlarından, deniz havzalarından daha az değildir. Noldor ondan çok sey öğrendi ve o, daima onların dostu oldu. Melkor onu kıskanırdı, çünkü düsüncede ve güçte Aule ona denk gibiydi; ve ; aralarında uzun bir mücadele vardı; Melkor daima Aule'nin islerini bozdu ya da mahvetti, Aule de Melkor'un kargasa ve fesatlığını onarmaktan yorulup usanmıstı. Ama ikisi de becerilerinin övülmesinden zevk almak, yeni ve diğer Vala'lar tarafından düsünülmemis seyler yapmak istediler. Aule, Eru'ya sadık kalarak tüm yaptıklarını onun arzusuna sundu; diğerlerinin islerini kıskanmadı, arastırdı ve öğütler verdi. Oysa Melkor ruhunu kıskançlık ve nefret içinde harcadı, ta ki sonunda diğerlerinin düsüncelerini taklit etmek dısında hiçbir sey yapamayana dek; ve eğer yapabilirse, onların tüm islerini yok etti. Aule'nin karısı adının anlamı Doğurgan olan Yavanna'dır. Yeryüzünde yetisen her seyin sevgilisidir, onların sayısız biçimlerini aklında tutar, çok uzun zaman önceki ormanların kule gibi ağaçlarından tas üzerindeki yosunlara ya da küfteki küçük ve gizli seylere dek. Yavanna, saygınlıkta Valar Kraliçeleri arasında, Varda'dan sonra gelir. Uzun boylu ve yesil giysili bir kadın biçimindedir; ama bazen baska suretlere de bürünür. Onun günesle taçlanmıs sekilde bir ağaç gibi göklerin altında durusunu görenler vardır; tüm dallarından altın bir çiy kıraç yeryüzüne serpildi ve ürünler yesillendi; ağacın kökleri Ulmo'nun sularındaydı ve Manwe'nin rüzgârları onun yapraklarında konustu. Eldar dillerinde ona Yeryüzü'nün Kraliçesi, Kementâri, denir. Ruhların Efendileri, Feanturi, kardestirler; genellikle Mandos ve Lörien diye çağrılırlar. Ama doğrusu, bu onların yasadıkları yerlerin isimleridir, gerçek isimleriyse Nâmo ve Irmo'dur. Kardeslerin daha büyüğü olan Nâmo, Valinor'un batısına doğru olan Mandos'ta oturur. O, Ölüler Evi'nin koruyucusu ve katledilenlerin ruhlarını bir araya getirendir. Hiçbir seyi unutmaz; Ilûvatar'ın özgürlüğünde sessizce bekleyen seyler dısında, olacak her seyi bilir. Va-hır'ın Hüküm Vereni'dir; ama hüküm ve yargılarını sadece Manwe'nin emri üzerine söyler. Dokumacı, Vaire, onun karısıdır; Zaman içinde olan her seyi artık destanlasmıs olan ağlarına dokur ve çağlar geçtikçe genisleyen Mandos'un salonları onlarla süslenir. Daha genç olan Irmo, görünün ve düslerin efendisidir. Valar diyarında, bahçeleri birçok ruhla dolu ve tüm dünyadaki en güzel yer olan Lörien'de yasar. Karısı Nazik Este'dir, yaraların ve yorgunluğun iyilestiricisi. Este'nin giysisi gridir ve dinlenmek onun ihsanıdır. Gündüzleri gezinmez, ağaçlarla gölgelenmis Lörellin gölünde bir adada uyur. Valinor'da oturan herkes Irmo ve Este'nin pınarlarında yeniden canlılık kazanır; sık sık Lorien'e gelir ve orada üzerlerindeki Arda'nın yükünü azaltıp dinlenme fırsatı bulurlar. Este'den daha güçlü olan Nienna'dır, Feanturi'nin kız kardesi; tek basına yasar. Kederi ve Melkor'un bozması yüzünden Arda'nın acı çektiği her yara için yas tutmasıyla tanınır. Hüznü öylesine büyüktür ki, Müzik gelisirken kendi sarkısı bitiminden çok daha önce ağıta dönüsmüstü ve yas tutusun sesi, Dünya daha olusmaya baslamadan önce Dünya'nın temalarına örüldü. Ama kendisi için ağlamaz; ve onu dinleyenler merhameti, umut içinde dayanmayı öğrenir. Konağı Batı'nın batısında, dünyanın sınırları üzerindedir; ve sakinlerinin mutlu olduğu Vaiimar kentine nadiren gider. Daha çok kendi evine yakın olan Mandos'un salonlarına gider; ve Mandos'ta onu bekleyen herkes ona yalvarır, çünkü o, ruha güç getirir, acıyı bilgeliğe dönüstürür. Evi'nin pencereleri dünyanın duvarlarının ötesine bakar. Güç ve cesaret islerinde en görkemli olanları Tulkas'tır, lakabı Yiğit'tir, Astaldo. Melkor'la yaptıkları ilk savasta Valar'a yardım etmek için Arda'ya girmistir. Güresten ve güç yarıslarından keyif alır; at binmez, çünkü ayakları üstünde giden her seyden daha iyi kosabilir; ve o, yorulmazdır. Saçı ve sakalı altın renginde, bedeni sağlıklıdır; silahları elleridir. Geçmise ya da geleceğe pek aldırmaz, bir danısman olarak ise yaramaz ama gözüpek bir arkadastır. Karısı, Orome'nin kızkardesi Nessa'dır, o da kıvrak ve çabuk ayaklıdır. Geyikleri sever ve; onlar da Nessa ne zaman yabana çıksa onun derslerini izlerler, ama o, saçlarında rüzgârla bir ok gibi hızlıdır, onlardan daha iyi kosar. Dans etmekten zevk alır ve Valimar'ın hiç solmayan çayırlarında dans eder; Orome, kudretli bir efendidir. Tulkas'tan biraz daha az güçlüyse , bile kızgınlığı daha korkunçtur; oysa Tulkas sporda ya da savasta daima güler, Elfler doğmadan önceki savaslarda Melkor'un yüzüne bile gülmüstü. Orome, Orta Dünya'nın topraklarını çok sevdi ve oraları ; isteksizce terk ederek Valinor'a en son gelen oldu; ve eskiden sık sık yanında ordusuyla dağlar üzerinden doğuya geçerek, tepelere ve düzlüklere döndü. O, canavarların ve kötü hayvanların avcısıdır, atlardan ve tazılardan zevk alır; ve bütün ağaçları sever, bu yüzden Ormanların Efendisi, Aldaron diye çağrılır ve Sindar da ona Tauron der. Güneste ak ve gecede gümüsi parlayan olan atının ismi Nahar'dır. Günes'in kızıllık içinde yükselmesi ya da bulutlan ayıran simsekler gibi sesi olan Valaröma, yüce borusunun ismidir. Onun borusu ordusunun tüm borularının üzerinde Yavanna'nın Valinor'da yarattığı ormanlarda duyulur; çünkü orada Orome halkını ve hayvanlarını Melkor'un kötü yaratıklarını kovalamaları için eğitecekti. Orome'nin karısı Yavanna'nın küçük kız kardesi Ebedi-genç Vâna'dır. Eğer geçerken üstlerine bakarsa tüm çiçekler topraktan fıskırıp açar; tüm kuslar onun gelisinde sarkılar söyler. Elimde derman kalmadi. 1 saat arayla yazdim iki parca olarak. PaC senin bunlari nasil yazdigini hala kavramis degilim. bugunluk bu kadar...
< Mesajı değiştiren Boromir Of The White City -- 19/9/2007 10:41:12 PM >
|