Dúnedain Dunedain" Batı'nın İnsanları anlamına gelir. Orta Dünya'da, Númenor adasının felakete uğramasının ardından Numenor İnsanları'na, özellikle onların soyundan gelen Arnor ve Gondor halklarına verilen isimdir. Elendil ve oğulları tarafından İkinci Çağ'ın sonunda Orta Dünya'da iki büyük ve kadim Dunedain Krallığı kurulmuştu : Kuzey Krallığı Arnor ve Güney Krallığı Gondor. Önceleri iki krallık daha büyük bir Dunedain halkı için oluşturulmuş ve Annûminas'taki bir High King (Yüksek Kral) tarafından yönetilmesi düşünülmüştü. Bu dönemde Yüksek Kral Arnor'da yaşamakta olan Elendil'in kendisiydi. Ancak Elendil'in oğlu Isildur'un ölümünün ardından Arnor ve Gondor birbirinda ayrılıp tarih içinden birbirinden farklı yollar izlediler.
Dunedain'in Kuzey Krallığı Arnor, Isildur'un doğrudan varisleri tarafından yönetildi. İlk Kral da Isildur'un en küçük oğlu Valandil'di. Ancak toprakları her zaman kargaşa içinde oldu. İç karışıklıklar ve Angmar ile yapılan savaş sonunda Arnor önce dağıldı, ardından tamamen yok edildi. Böylece Kuzey Dunedain yavaş yavaş küçülen, önemini kaybeden ve oradan oraya dolaşan bir insan topluluğu haline geldi.
Yine de Isildur'un kanı bu insanların Reis'lerinde (Chieftain) devam etti. Aragorn II Elessar,Isildur'un 39. varisiydi ve 3000 yıllık ayrılıktan sonra Dunedain Krallıkları'nı birleştiren de o oldu
Elf Elf, aslen İskandinavya ve İngiltere mitolojisinde yer alan ve doğan peri halkı. J.R.R. Tolkien tarafından modern edebiyata kazandırılmış ve fantastik kurgunun en popüler öğelerinden biri haline gelmişlerdir. Özellikleri; katledilmedikçe veya kederden solmadıkça ölmezler, hiç bir hastalığa yakalanmaz ve uzun yolculuklarda lembas adını verdikleri yolazığını kullanırlar.Ateş yakmaz ve ağaç kesmezler yani insanların tam aksi yöndedirler.
Yaşayış tarzları olarak da, genelde doğa ile iç içe ve gelişimini doğa ile bir bütün olarak sağlayan bir halktır. Büyücülükle uğraşanları da vardır(galadriel; feanor). Asil ve alçak gönüllülerdir, asla satış yapmazlar.
Mükemmel güzellik gibi bir sembol oluşturabildikleri kadar(Orta Dünya), sıradan ırk olarak da değerlendirilebilir(Unutulmuş Diyarlar).
J.R.R. Tolkien'in yazmış olduğu notlardan derlenerek hazırlanan Silmarillion isimli kitapta elflerin yaratılışları ve Arda'nın birinci çağında Melkor'a karşı yapmış oldukları savaşlar anlatılır. Bu savaşlarda birçok elf, Angband'ın köleleri tarafından katledilir. Bunlar arasında ölene kadar Yüce Noldor Kralı olarak Beleriand'daki sürgünlerin efendisi olan Fingolfin de vardır.Fingolfin karanlık kuzey krallığın hemen güneyinde ülkesi Hithlum'da yaşıyordu.
Bir ElfEärendil'in Valinor'a yapacağı yolculuğa kadar elfler Morgoth'a karşı tam bir zafer kazanamadılar.Valinor Eärendil'in isteğini kabul etti ve Düşman'ı zamandışı boşluğa yolladı ve Melkor bir daha ebediyen oraya hapsoldu, boş boş gezinip durdu. Eärendil ise bir daha geriye dönmedi ve elflerin Eärendil Yıldızı, bugünkü insanların çoğunun Venüs, Türklerin Zühre dediği ve Anadolu'da hem Sabah Yıldızı, hem Çobanyıldızı hem de Akşamyıldızı olarak bilinen Dünya'ya en yakın gezegene dönüştü. Daha sonra Númenórean diye bilinen geçmiş insanların en bilge kavmi olarak kabul edilen Batılı insanların Büyük Deniz'in ortasındaki kıtaları Númenor'a giderlerken rehberleri Eärendil olmuştur. Gökte onun ışığını takip ederek kendilerine "Valar" tarafından armağan edilen kıtaya vardılar
Entler Elf tarihçeleri, Gökyüzünün Kraliçesi Varda Yıldızlara yeniden ışık verdiğinde ve Elfler uyandığında, Arda'nın Büyük Ormanlarında aynı zamanda Entlerin de uyandığını anlatır. Yeryüzünün Kraliçesi Yavanna'nın düşüncelerinden yaratılmış olan Entler Ağaçların Çobanları idiler. Gerçekten de çoban ve bekçiler olduklarını kanıtladılar çünkü bir kez uyanan Ent öfkesi korkunçtu ve elleri ile taş ve çeliği parçalayabilecek güce sahiplerdi. Haklı olarak onlardan korkulmakla birlikte, aynı zamanda nazik ve bilgeydiler. Ağaçları ve tüm Olvar'ı (Orta Dünya bitkilerini) severler ve onları kötülüklerden korurlardı.
Uyandıkları zaman Entler konuşamıyordu fakat Elfler onlara bu sanatı öğrettiler ve onlar da bu sanatı çok sevdiler. Aralarında İnsanların kısa şakıyan dilleri de olmak üzere pek çok dil öğrenmekten büyük zevk aldılar. Fakat hepsinden çok kendileri için yaratmış oldukları ve yalnızca kendilerinin öğrenebildiği dili sevdiler. Bu dil, dillerinden yuvarlanan tok ve yavaş bir gökgürültüsünü andırıyordu.
Fakat Güneşin İkinci Çağının sonu gelmeden Ent-karılarının bahçeleri yokedildi ve bahçeleri ile birlikte Ent-karıları da ortadan kayboldular. Bunların arasında Ağaçsakalı'nın eşi Hafifayaklı Fidankolu olarak da bilinen Fimbrethil de bulunuyordu. Hiç bir hikaye başlarına neler geldiğini anlatmamaktadır. Belki de Ent-karıları Güneye veya Doğuya gittiler; fakat neler olduğunu, uzun yıllar boyunca onları arayarak dolaşan Orman Entlerinin hiçbir zaman öğrenemediler.
Böylece, İnsanlar gibi ölmemelerine rağmen Entler, yaşlandıkça sayıları azalan bir ırk haline geldiler. Zaten hiçbir zaman sayıları çok fazla olmamıştı; bir kısmı çelik ve ateşle öldürüldü ve Ent-karılarının gidişinden sonra hiçbir Ent-çocuğu dünyaya gelmedi. Entler gibi, bir zamanlar içinde yaşadıkları uçsuz bucaksız olan Eriador ormanları da kesilip yakıldı ve geriye yalnızca Ağaçsakalı'nın Ent-ormanı, Shire ile sınırı bulunan Eski Orman kaldı.
Zaman zaman Entmoot adı verilen büyük toplantılar yapmakla birlikte Entler, büyük ormanların içinde birbirlerinden uzakta Ent evlerinde tek başlarına yaşayan ve yalnızlığı seven bir halktı. Ent evleri genellikle, bol kaynak suyu bulunan ve güzel ağaçlarla çevrelenmiş dağ mağaralarıydı. Katı yiyeceklerden değil büyük taş kavanozlarda sakladıkları berrak bir sıvıdan oluşan yemeklerini de bu yerlerde yerlerdi. Ent içkileri olarak bilinen bu büyülü sıvılar altın ve yeşil renkli bir ışıkla parlardı. Ve yine Ent evlerinde, genellikle gece boyunca bir şelalenin kristal serinliği altında ayakta durarak rahatlamak suretiyle dinlenirlerdi.
Böylece Entler bilge ve hemen hemen ölümsüz hayatlarını sürdürdüler ve Yeryüzünün pek çok farklı ırkı onların yüceliğini etkilemeden etraflarında ortaya çıktı ve kayboldu. Yalnızca kötü Orclar çelik silahları ile ortaya çıktığında, Entler öfke ile harekete geçtiler. Entler, Cüceleri de sevmezdi çünkü Cüceler silah olarak balta kullanır ve ağaç keserlerdi. Ve söylendiğine göre Güneşin İlk Çağında Menegroth'daki Gri Elf kalesini yağmalayan Nogrod'un Cüce savaşçıları, Entler tarafından yakalanarak yokedilmişlerdi.
Yıldızışığı yıllarında Entler, hem dişi hem erkek türlere sahipti fakat Güneşin Çağlarında Ent-karıları meyva ağaçları, çalılar, çiçekler, çimenler ve tahıllar gibi Olvar'ın daha küçük türleriyle ilgilenebilecekleri açık alanlara aşık oldular fakat erkek Entler ormanlardaki ağaçları seviyorlardı.
Entlerin Efendisi, ortak dildeki ismi Ağaçsakalı (Treebeard) olan Fangorn idi. Çok iri ve yaşlıydı. Çünkü Dünyaya gelmiş olan en uzun boylu ve sağlam ırkın üyesiydi. Ağaçsakalı'nın kocaman kaba kabuklu gövdesi, bir meşe veya kayın ağacınınkini hatırlatıyordu; dala benzeyen düzgün kolları ve dallar gibi düğümlü yedi parmaklı elleri vardı. Ağaçsakalı'nın kendine özgü neredeyse boyunsuz başı yüksek ve gövdesi kadar kalındı. Kahve renkli gözleri iri ve bilge bakışlıydı ve yeşil bir ışıkla parlıyorlardı. Vahşi gri sakalı dallar ve yosunlardan yapılmış bir hasır gibiydi. Ağaçlar gibi liflerden yapılmıştı fakat yaşayan köklere benzeyen ayaklarının üzerindeki bükülmez bacakları ile, uzun bacaklı bir bataklık kuşu gibi sallanıp uzanarak çok hızlı yürüyebilirdi.
Yüzük Savaşı başladığı sırada Ağaçsakalı, Uyanış Zamanında ortaya çıkmış olan en yaşlı üç Entten biriydi. Ağaçsakalı'ndan başka, adı "Yaprak lülesi" anlamına gelen Finglas ile adı "Deri kabuk" anlamına gelen Flandrif vardı fakat bu ikisi artık başka Entlerin sorunları ile bile ilgilenmiyorlardı.
Entler, komşu şehir Isengrad'da oturan Saruman'ın hizmetkarları tarafından rahatsız ediliyorlardı. Bu nedenle Yüzük Savaşına katıldılar ve Entlerin Büyük Yürüyüşü denilen olay meydana geldi. Kıtalarca Ent, Isengrad kalesine yürüdü. Onlarla birlikte Entler tarafından yönetilen ve hemen hemen onlar kadar güçlü olan ağaç ruhları Huornlar da geldi. Ent öfkesi ile Isengrad'ın surları paramparça edilerek, Saruman'ın gücü yokedildi. Huornlar yürüyen bir orman gibi Hornburg Savaşına katıldılar ve Saruman'ın birlikleri de yokedildi.
Yüzük Savaşından sonra Entler yine barış içinde Ent Ormanında yaşamaya devam ettilerse de, zamanla sayıları azaldı ve inanışa göre Dördüncü Çağda tamamen yokoldular.
Hobbitler Hobbitler kısa boylu , kocaman tüylü ayaklı , kıvırcık saçlı, son derece neşeli, ehli keyif bir ırktır. Pek maceraperest değillerdir. Onların Orta Dünya' da ki maceraları saygın bir Hobbit olan Bilbo Baggins'in arkadaşı Gandalf'la başlar.
Maia Maialar Valara, Arda'nın yaratılmasında yardım etmek üzere gönderilen ruhlardır. Sayıları çoğu ırkınkinden azdır. Tanınan Maialar arasında Curumar (Saruman), Sauron, Olorin (Gandalf) sayılabilir. Balroglar Melkor (Morgoth) tarafından kullanılmış Maialardır.
Maia(Yarı Tanrı) Eru Zamansız Salon'da Ainur'u yarattı. Onlar çok güçlü tanrılardı. Ainur Eru'nun isteiği üzerine onun için şarkı söylemeye başladı ve boşlukta Arda oluştu. Böylece Ainurdan bir kısmı Arda'ya indiler ve onlara Valar ismi verildi ve 15 taneydiler. Valar ile birlikte birçok daha güçsüz Ainur daha indi yeryüzüne bunlar Valar'ın yardımcılarıydılar ve Maiar adını aldılar. Valar'ın yaşadığı Undying Lands'de (Ölümsüz Topraklar)birçok Maiar vardı ve bunlardan az bir kısmı Orta Dünya'da tanındı ve isimlendirildi.
Maiar'ın en güçlüsü Manwe'nin Maia'sı Eönwe idi. Eönwe bir Vala kadar güçlü idi ve Melkor'a karşı verilen savaşlarda bir Vala kadar iyi savaştı.
Arien ve Tilion insanların (men) tanıdıkları Maiar lardı. Arien güneşe yol gösteriyordu Tilion ise aya.
Osse ve Unien denizcilerin yakından tanıdıkları Vala Olmo'nun yardımcılarıydı. Osse dalgaların efendisi idi ve her denizci ondan çok korkardı. Uinen ise durgun ve sakin havanın Maia'sıydı ve bu yüzden denizciler tarafından sevilirdi.
En ünlü Maia ise kuşkusuz Melian'dı. Valinor'da hem Vana hem de Este'nin emrinde olan Melian Yızldızların Çağı sırasında Orta Dünya'ya gelmiş ve burda elf kralı Elwe Singollo ile evlenmişti.
Orta Dünya'ya gelen tek Maia Melian değildi. Elflerin (Elves) Iarwin Ben-adar, cücelerin (Dwarfs) Forn insanların (men) Orald ve Hobbitlerin (Hobbits) Tom Bombadil ismini verdikleri bu Maia Orta Dunya halklarının kaderine çok az bulamış ve Old Forest'da yaşamıştır. Old Forest'da Tom Bombadil ile birlikte yaşayan diğer bir Maia ise Goldberry idi ve Tom Bombadil'in karısıydı.
Orta Dünya tarihinde önemli rol oynamış Maiar ise hiç kuşkusuz beş Istari idi. Güneşin Üçüncü Çağı'nda Ora Dünya'ya gelen bu 5 Maia Saruman The White, Radagast The Brown, Gandalf The Grey ve iki Blue Wizard Alatar ve Pallando idi.
Ölümsüz Toprak'larda yaşayan Maiar Orta Dünya'da ki tek Maiar değildi. Kötü Vala Melkor'a hizmet eden birçok Maiar vardı. Bunlardan kuşkusuz en korkuncu Balrog'ların efendisi Gothmog idi. Örümcek formunda görünen Ungoliant Melkor'un bile kontrol etmekde güçlük çektiği bir Maia idi.Ungolıant bi örümcek şeklındedir ve görünmez ağları vardır.ayrıca sonsuz bi açlığa sahiptir ve denir ki;ortaya çıkan bi kıylıkta kendini yiyererk yok ettiği söylenir
Melkor tarafından nasıl yaratıldıkları belli olmayan ile Vampir (vampires) ve kurtadam da (werewolfs) birer Maia idi. Vampirin ismi Thuringwethil ve kurtadamın ismi ise Draugluin idi.
Melkor'un en kötü ve en ünlü Maia'sı ise Sauron'du.melkor dan daha az kotuydu.melkor un bütün planlarında sauraon un bir payı vardır... Başta Demirci Aule'nin Maia'sı olan Sauron sonradan taraf değiştirip Melkor'un yanına geçmişti ve Melkor'un Valar tarafından yenilmesinden sonra Orta Dünya'da ki en kötü güç olarak yüzyıllar boyunca korku saçmıştı.
Noldor Elflerin üç soyundan biridir. Elf lisanında "derin elfler" anlamına gelir, Elfler arasında demir işciliğinde en yetenekli olan soydur. Vala Aule bu soyu çok sever kendileriyle sürekli bir ilişki içindedir. Bu sebebden Noldor soyuna Aule'nin sevgilileride denir. Noldor'un en sevdiği Vala ise Varda Elbereth'tir. Gil-Galad, Son İttifak Savaşında ölene kadar Finwe ve onun varisleri tarafından yönetildiler ve ayrıca Feanor'un peşinden Orta Dünyaya gelen Elf soyudur.
Telcontari Sauron’un Tek Yüzük’ün yok edilmesiyle birlikte hükmünün sona ermesiyle Güneşin Üçüncü Çağı bitmiş ve Dördüncü Çağ başlamıştı. Yeni bir çağın başlamasının diğer bir nedeni de Arnor ve Gondor krallıklarının yeniden birleşmesi idi. Bu yeni krallığın ilk kralı Arathorn oğlu Aragorn’du.
Yeni doğan krallıkla birlikte Aragorn kendi evine yeni bir isim seçti: Telcontar, Quenya dilinde “yolgezer” anlamına geliyordu. Böylece Aragorn soyundan gelenlere Telcontari denildi.
Uruk-hai Melkor'un Valar tarafından boşluğa hapsedilmesinden sonra kötülüğün simgesi olan Sauron'un yarattığı en etkili yaratıklardan biri de Uruk-Hai'lerdir. Orta Dünya Uruk-Hai adlı ork türü ile ilk kez Güneşin Üçüncü Çağı'nın 2475. yılında karşılaştı. Bu ork türü bir insan kadar uzun boyluydu. Kara derili ve kara kanlıydı. Ve en önemli özellikleri ışıktan korkmamaları ve gün ışığında da en az gece oldukları kadar tehlikeli olmalarıydı. Diğer ork türlerine göre oldukça güçlü ve dayanıklıydılar. Bu nedenle Sauron'un savaşlarda en güvendiği güçlerden biri haline geldiler. Üzerlerinde genellikle kara zırhlar olurdu ve uzun kılıçlar kullanırlardı. Bu özellikleri ile kısa zamanda diğer orklar arasında komutan konumuna geldiler ve kendilerinden zayıf ork türlerinden bile daha acımasız ve daha kötü yaratılışlıydılar. Cüce ırkından olan Gimli,Miğferdibi Muharebesinden önce Rohan kralı Theoden'e Uruk-Hailer hakkında şunları söylemiştir:"Bu savaş kafasız Orkların kuru gürültüsü olmayacak.Bunlar Uruk-Hai.Zırhları kalın,kalkanları geniş.En az bir insan,bir cüce kadar güçlüler."
Uruk-Hai'nin ilk kullanıldığı savaşta Gondor insanları büyük bir yenilgiye uğradılar ve Gondor'un başkenti olan Osgiliath'ın taştan köprüsü yıkıldı. Bu olay Osgiliath'ın düşüşünün başlangıcı oldu.
Üçüncü çağda ortaya çıkan Uruk-Hai'ler sadece Sauron'un kırmızı gözünün bulunduğu sancağın emrinde değillerdi. Aynı zamanda kendini Beyaz El ile simgeleyen Saruman'ın da emrinde savaştılar. Yüzük Savaşı'ndaki her savaşta Uruk-Hai'ler ön saflarda savaştılar. Falat Sauron'un yokedilişi ile birlikte sayıları gün geçtikçe azaldı ve Orta Dünya'da kitleler halinde bir daha görülmediler.
_____________________________
PSN Hesabım:BiohazaRd_TR