A Plus Entertainment Network A Plus Entertainment Network

Forumlar  Kayıt Ol  Giriş  Bilgilerim  Mesaj Kutum  Adres Defteri  Üyeliklerim  Forumlarım 

Fotoğraf Galerisi  Üye Listesi  Arama  Takvimler  SSS  Etiket listesi  Çıkış

RE: Ufo'lar

 
Üye Adı: Guest
Bu forumu inceleyenler: hiçbiri
  Basılabilir Versiyon
Tüm Forumlar >> [Forumlar] >> [Genel] >> Genel >> RE: Ufo'lar Sayfa: <<   < Önceki  10 11 [12] 13 14   Sonraki >   >>
Giriş
Mesaj << Eski başlıklar   Yeni başlıklar >>
RE: Ufo'lar - 10/9/2007 2:56:32 AM   
157ku



Puan Toplamı: 232
Nereden: İzmir
Durum: çevrimdışı
quote:

ORİJİNAL: lord_raziel

@muçki nin yazdığı Eisenhover ile görüşme olayını ben de biliyorum. Yıllar önce yayınlanmış, saman kağıda basılmış, bir kaç kuruşa satılan (kesinlikle kitabı küçümsediğim sanılmasın sadece kaç sene önceki olduğunu belirtmeye çalışıyorum) Evrendeki En Büyük Sır isimli Ara Avedisyan adlı bir yazara ait kitapta okumuştum. Çok güzel bi kitaptı. Hatta arkadaşın da dediği gibi çok büyük felaketler olmaya başladığında dünyadan göç eden insanlardan ve Mu uygarlığının yıkılışından bahsedilir. hatta mu ve atlantis uygarlıklarının kendi aralarındaki büyük ve bir atom bombasından kat kat daha güçlü silahlarla yapılan nükleer bir savaştan dolayı kıtalarının yok olduğu anlatılır.

mu ve atlantis uygarlıklarının kendi aralarındaki büyük ve bir atom bombasından kat kat daha güçlü silahlarla yapılan bir nükleer savaştan yok olduğu doğruysa,mu ve atlantis zamanındaki teknolojinin şu anki teknolojiden daha ileri olduğu anlamına gelir.

< Mesajı değiştiren 157ku -- 10/9/2007 3:20:04 AM >

(cevap olarak lord_raziel)
Mesaj #: 276
RE: Kara delik - 10/9/2007 3:27:01 AM   
157ku



Puan Toplamı: 232
Nereden: İzmir
Durum: çevrimdışı
Ölen bir yıldız,eğer güneşimizin üç mislinden daha ağirsa,nötron yıldızı seviyesinde kalamaz, çekirdeğindeki tepkime ve yoğunluk artması devam eder ve "kara delik" haline gelir. Eğer güneşimizi 1cm³(santimetreküp) hacmime sıkıştırabilseydik, 1cm³'lük karadelik yapmış olurduk. Bir an için bu yapmış olduğumuz 1cm³'lük sıkıştırma işleminin karadeliğe dönüşmediğini düşünelim ; en azından 1cm³'lük cisim, güneşle aynı ve eşdeğer kütleye,yoğunluğa ve kütle çekim kuvvetine eşit olacaktır.(Bu bile muazzam bir durumdur.)güneş sistemindeki diğer dokuz gezegende 1cm³'ün çekim kuvvetinde yörüngede döneceklerdir. Karadelikler evrendeki en kararlı ve en uzunömürlü kavram olmalarına rağmen sonsuza kadar yaşayamazlar çünkü Hawking Işıması yaparak çok yavaşça enerjilerini kaybederler. Hawking Işıması elimizdeki teknoloji ile tespit edilebilecek bir ışınım değildir. Kara delikler özellikleri gereği başka ışıma yapamazlar çünkü yüzeylerinden kaçış hızı ışık hızından yüksektir. Kara deliğin yüzeyinde bir fener yakabilseydik, fenerin ışığı yerçekiminin etkisi ile kara delik yüzeyine geri bükülecekti. O zaman kara delikleri nasıl gözleyebiliriz?

Eğer kara delik bir çift yıldız sisteminin parçasıysa o zaman normal yıdızdan kara deliğe madde akışı olur. Madde akışı açısal momentumun korunması prensibine bağli olarak kara delik çevresinde bir disk oluşturur. Bu disk maddesi kara deliğin yakınında büyük yerçekimi potensiyeli altında müthiş sıcaklıklara ulaşmakta ve X-ışınları yaymaktadır. Kara deliklerin gözlemlenmesine yardımcı olan çevresine verdiği etki ve yaydığı X-ışınlarıdır.

Kara Delik uzayda maddenin çok küçük bir noktaya toplanması ile meydana gelen bir nesnedir. Kütle çekimi o kadar güçlüdür ki, ne ışık ne madde ne de her hangi diğer bir informasyon onun "olay ufkundan" uzaklaşamaz. Bu yüzden görünmez ve sadece kara bir delik olarak belirir.
vikipediadan alıntıdır.

kara delik resimleri








resimler vikipediadan alıntıdır.

< Mesajı değiştiren 157ku -- 10/9/2007 3:35:31 AM >

(cevap olarak 157ku)
Mesaj #: 277
RE: Kara delik - 10/9/2007 3:42:58 AM   
DexteR



Puan Toplamı: 11
katıldı: 23/8/2007
Nereden: Reach
Durum: çevrimdışı
Off abi bunun tribine girmek istemiyorum.Felaket merak edip kafa yorduğum olaylardı zamanında işin içinden hiç çıkamazdım onca araştırma boşa giderdi.

_____________________________






http://www.halo3countdown.com/

(cevap olarak 157ku)
Mesaj #: 278
RE: Kara delik - 10/9/2007 8:35:26 AM   
ReVenGeR



Puan Toplamı: 75
Nereden: İstanbul
Durum: çevrimdışı
İnanmayanların fikirlerimiedaha önceki belgelere olduğu gibi itiraz edeceklerinden yorum yapmıyorum.
Ekin çemberlerine üç boyutlu bakmaya çalışın

(cevap olarak DexteR)
Mesaj #: 279
RE:Karadelik - 23/9/2007 2:04:40 AM   
157ku



Puan Toplamı: 232
Nereden: İzmir
Durum: çevrimdışı
Dünyada açıklanamayan olaylar
--------------------------------------------------------------------------------

Konu oldukça ilgimi çekti özellikle m.ö 200de yapılan uçak nesnesi.

(cevap olarak ReVenGeR)
Mesaj #: 280
RE: RE:Karadelik - 23/9/2007 2:30:15 AM   
Armin



Puan Toplamı: 0
Nereden: İzmir/Bostanlı...
Durum: çevrimdışı
Bu Ufolara fazla takılmamak gerekir sonuc vermiyor bunlar . En iyisi ve gerçekten hoplatıcı olan CİN'lerimizdir . Hiç yaşanmış olayları olanlar var mı ? beyler ...

(cevap olarak 157ku)
Mesaj #: 281
RE: RE:Karadelik - 23/9/2007 3:07:13 AM   
skater_pro



Puan Toplamı: 20
Nereden: İstanbul
Durum: çevrimdışı
quote:

ORİJİNAL: 157ku

Dünyada açıklanamayan olaylar
--------------------------------------------------------------------------------

Konu oldukça ilgimi çekti özellikle m.ö 200de yapılan uçak nesnesi.


ilgi çekici...4,5 ve 9. hariç hepsi dikkaitmi çekti... özellikle o kafatası

_____________________________

içimizi karartmaya ne gerek var

(cevap olarak 157ku)
Mesaj #: 282
RE: Kuzey kutbunda gizli ülke - 23/9/2007 10:14:53 AM   
POTF

 


Puan Toplamı: 15
Durum: çevrimdışı
quote:

ORİJİNAL: 157ku

KUTBUNDAKİ BİLİNMEYEN VE ULAŞILAMAYAN GİZLİ BİR ÜLKE

Aşağıda yazacağımız anılar 1947 yılının Şubat ve Mart Aylarında yazılmıştır. Kutup Kaşifi Amiral Byrd'ın içinde buluınduğu koşullar
dayanılabilir ve güvenilirdi. Başka kişiler tarafından da bir hayal olayının yaşanmadığı yönünde güvence verildi. Aşağıda yazılanlar Amiral Byrd'nin birebir sözcükleridir. Kuzey Kutbu'nun uzun bir gecesinde yazılmış ve ciddi bir kaşifin ve bilim adamının parlak gün ışığı altında yaşadığı gerçeği anlatmaktadır.

ADMİRAL RİCHARD B. BYRD'IN GÜNLÜĞÜ ŞUBAT-MART 1947


"Kuzey Kutbu'nda bir keşif uçuşu İç Dünya ; benim Gizli Günlüğüm "
Bu günlüğü gizlilik içinde yazmalıyım. Yazdıklarım Artrik'de 1947 yılı Şubat'ının 19.gününde yaptığım uçuşla ilgili. Zamanı geldiğinde , muhakkak insanlar daha akıllı olacaklar ve kaçınılmaz gerçeği kabul edecekler. Yazdıklarımı açıklama özgürlüğüne sahip değilim , belki de bunlar asla toplumsal bir incelemenin ışığını göremeyecektir ama bir gün herkesin okuyabilmesi için bunları kaydetmek benim görevim. Bu açgözlü ve sömürücü dünyada kesin eminim ki , insanoğlu gerçekleri daha fazla bastıramayacaktır.

"UÇUŞ SEYİR DEFTERİ"
19 Şubat 1947 Artrik Üssü Kampı

Saat 06. 00 : Tüm hazırlıklar tamamlandı. Kuzeye doğru uçacağım , tüm yakıt depoları dolduruldu.
Saat 06. 20 : Sancak motoru daha güçlü gibi. Ayarlama yaptık şimdi daha iyi.
Saat 07. 30 : Üsle radyo ilişkisi kontrolü yaptık. Herşey yolunda .
Saat 07. 40 : Sancak motorunda zayıf bir akıntı var gibi. Yağ basıncı normal.
Saat 08. 00: Uçuyorum. Uçuş normal görünüyor. 7000 m 'de uçuyorum. Türbülans normal .Herşey yolunda. ,
Saat 08. 15: Üsle telsiz kontrolü normal.
Saat 08. 30: Türbülans oluştu. 1000 m'ye kadar inmeye karar verdim , uçuş koşulları yumuşak görünüyor.
Saat 09. 10: Çok büyük bir buz alanı altta kar yağıyor. Görüntü muhteşem. Kırmızıdan mora kadar tüm renkleri görüyorum. Pusula olduğu yerde dönüp duruyor , her iki pusulam da yani manyetik ve gyro pusulalar dengelerini iyice yitirdiler ,titreşip duruyorlar. Güneş pusulasını kullanıyorum. Kontroller yavaş tepki veriyorlar ama bir buzlanma belirtisi yok.Üsle tekrar ilişki kurduk ve gördüklerimi anlattım.
Saat 09. 15: Uzakta dağlar görüyorum.
Saat 09. 49: Dağları gördüğümden bu yana 29 dakika geçti. Görsel bir yanılgı yok. Bunlar daha hiç görmediğim bir sıradağ halindeler.
Saat 09. 55: Altimetre 8900 metreyi gösteriyor ; güçlü bir türbülans var.
Saat 10. 00: Hala kuzeye doğru uçuyorum ve altımda küçük bir dağ sırası var , bunu tanımlıyorum ve soruşturmam gerek. Çünkü böyle bir dağ oluşumu haritalarda yok. O da ne ? Dağların arasında ve tam ortada küçük bir nehir akıyor , aşağıda yeşil bir vadi ; olamaz ! Burada garip ve normal olmayan bir şeyler var. Buz ve kar olmalıydı ama ben dağların yamaçlarında yeşil ormanlar görüyorum. Yön bulma araçlarım hala çılgınca dönüyorlar. Jiroskop hala öne ve arkaya doğru titreşip duruyor.
Saat 10. 05: 4500 metreye indim ve alttaki vadinin üzerinde sola doğru sert bir dönüş yaptım.
Aşağıda yeşille örtülmüş bir alan var. Burada ışık farklı , güneşi göremiyorum. Sola biraz daha döndüm ve aşağıda çok büyük garip hayvanlar gördüm. File benziyorlar ,ama , hayır bunlar birer Mamut. İnanılmaz ama oradalar. 3000 metredeyim , dürbünle bakıyorum ve hayvanlar görüyorum; oradalar. Bunu üsse bildirmemiz gerek.
Saat 10. 30: Yeşil renkli tepelere yaklaşıyorum. Dış ısı , termometrenin gösterdiğine göre 23 derece. Düz olarak uçmaya devam ediyorum. Göstergeler normal ama ben bir bulmacanın içindeyim. Yine üssü arıyoruz ama telsiz çalışmıyor.
Saat 11. 30: Eğer normal kelimesini bu ortamda kullanırsam her şey yolunda. İlerde bir yer var ,Sanki bir kente benziyor. Uçak çok hafifledi , bir tüy gibi dalgalanarak uçuyor.
Kontroller emirlerimi dinlemiyorlar. Tanrım!,Normal tepkiler vermeyen bir araç içinde uçuyorum ve yeterince hızlı değilim ama ilerde uçan garip bir araç var.Disk şeklinde ve parlak bana doğru yaklaşıyor , üzerindeki işareti görüyorum; bu bir gamalı haç. Fantastik ! Neredeyiz ? Ne oluyor ? Kontrolleri geri almaya çalışıyorum ama olmuyor.
Saat 11. 35: Telsizden çatırtılar geliyor , İngilizce bir ses ama derinlerden geliyor. Aksan İsveç ya da Alman şöyle diyor ; "Bölgemize hoş geldiniz Amiral. Sizi 7 dakika içinde indireceğiz. Güvenli ellerdesiniz rahat olun." Uçağımın motorları bir anda durdu ve garip bir gücün kontrolü altında uçmaya devam ediyorum. Şimdi uçağım kendi çevresinde dönmeye başladı.
Saat 11. 40: Bir diğer telsiz mesajı. İniş olayı başladı. Uçak şiddetle titriyor , aşağıya doğru iniyor , sanki görünmeyen dev bir asansörün içinde gibiyim. Artık çok rahatım hiçbir şey umurumda değil. Hafif bir sarsıntıyla uçağım yere temas ediyor.
Saat 11. 45: Seyir defterime aceleyle son cümleleri yazıyorum. Uçağıma doğru gelenler var ; Hepsi uzun boylu ve sarı saçlılar. Uzakta büyük ve parlak binaların bulunduğu bir kent var, gök kuşağına benzer renk dalgaları nabız gibi atarcasına kentin üzerinde yükseliyor. Ne olduğunu anlamış değilim ama ortada tehlikeli bir şey yok, hiçbir silah görmüyorum. Kargo kapısını açarken bir sesin ismimi söylediğini duyuyorum. Herşeye razıyım.(Kaydın sonu)


KRİSTAL KENTE GİRİYORUM

Bundan sonra olanları hafızama güvenerek yazdım. Telsizcimle beraber uçaktan çıktık , içten ve samimi bir karşılama bu. Tekerlekleri olmayan küçük bir platformun üstüne bindik. Şimdi hızla , parlayan kente doğru gidiyoruz. Kent sanki kristalden yapılmış gibi, içeri girerken daha önce hiç görmediğim büyüklükte binalar görüyorum. Bu yapılar Frank Lloyd Wright'in çizimlerinin ötesinde. Yada bir Buck Rogers filminin setindeyim. ( Yine dönemin sinamasın da canlandırılan bir bilim kurgu kahramanı ). Daha önce hiç tanımadığım sıcak içecekler ikram ediliyor, çok lezzetliler. On dakika kadar sonra iki hostes geliyor , çok güzeller ve kendileriyle beraber gelmemi söylüyorlar. Yapacak bir şey yok , gidiyorum ama telsizcim kalıyor. Kısa bir yürüyüşten sonra asansöre benzer bir yere giriyor aşağıya doğru inmeye başlıyoruz , araç duruyor ve kapı yukarıya doğru sessizce açılıyor .Uzun bir koridorda ilerliyoruz , gül kurusu renkte bir ışık her yerden yayılıyor , sanki duvarların içinden geliyor. Büyük bir kapının önünde duruyoruz. Kapının üzerinde okuyamadığım bir yazı var , kapı ses çıkarmadan açılıyor , girmem için işaret ediliyor. Hosteslerden bir tanesi ; " Korkacak bir şey yok Amiral , Üstad'ın huzuruna kabul edileceksiniz." diyor.

ÜSTAD'IN SÖYLEDİKLERİ

İçeri giriyorum , çarpıcı renkler görüyorum , oda büyüleyici ve çok etkileyici. Karşımda çok güzel bir insan var , gördüklerimi anlatamıyorum , bildiğim sözcükler buna yeterli değil. İnsan gibi ama daha çok ötesinde , huzur ve mutluluk yayıyor. Düşüncelerim kesiliyor , melodik ve sıcak bir sesle konuşuyor ;
" Yerimize hoş geldiniz Amiral " O , bir erkek , yüzünde çok uzun yılların izleri var , uzun bir masada oturuyor sonra kalkıp bana oturmam için gösteriyor. Oturuyoruz , bana bakıp gülümsüyor ve yine o yumuşak ve melodik sesle konuşuyor ; " Sizin buraya girmenize izin verdik çünkü siz dünyanın yüzeyinde tanınan asil birisiniz. " Dünyanın yüzeyi mi ? diyor ve soluğumu tutuyorum . Gülümsüyor ve ;
" Evet şu anda İç Dünya'nın ARIANNI bölgesindesiniz. Sizi görevinizden fazla alıkoyamayacağım , güvenle yüzeye geri döneceksiniz. Ama şimdi Amiral sizi neden buraya getirdiğimizi söyleyeceğim. Irkınızın Japonya'da Hiroshima ve Nagasaki de patlattığı iki atom bombalarıyla çok ilgiliyiz .
Bu nedenle alarma geçtik ve uçan araçlarımızı yolladık , biz bunlara "FLUGELRAD " diyoruz. Sizi gözlüyorlar ve ırkınızın yüzeyde ne yaptığını araştırıyorlar . Bütün bunlar geçmişte kaldı , Amiral ama biz devam etmek zorundayız. Irkınızın savaşlarına ve barbarlığına daha önce hiç karışmadık ama şimdi durum farklı. İnsanlık için uygun olmayan doğal bir gücü , yani atomik enerjiyi öğrendiniz. Özel görevlileriniz dünyanızdaki güçlere mesajlar veriyorlar ama henüz bir tepki vermediler. Şimdi sizi dünyamızın varlığını gören bir tanık olarak seçtik. Irkınızdan binlerce yıl daha eski olan kültürümüzü , bilimimizi göreceksiniz Amiral ."
Sözünü kesiyor ve benimle ne yapacaklarını soruyorum. Üstad delici bakışlarıyla sanki düşüncelerimi okuyor ve bir müddet sonra cevap veriyor; " Irkınız şu anda dönüşü olmayan noktaya ulaştı. Aranızda ellerindeki gücü bırakmaktansa dünyayı yok etmeyi göze alacak olanlar var. " Başımı sallıyorum ve devam ediyor ; " 1945'de ve sonrasında ırkınızla ilişki kurmaya çalıştık ama düşmanca davranıldı , FLUGELRAD'larımıza ateş açılıp , düşürüldüler. Savaş uçaklarınız , kötü amaçlarla düşmanca davranarak bizimkileri kovaladılar. Şimdi sana şunu söylüyorum oğlum ; Dünyanızda çok büyük bir kötülük fırtınası oluşmakta , kara bir öfke ve şiddet yıllardır hiç eksilmeden , artarak birikiyor . Silahlanmanızın bir anlamı yok , biliminizde güvenli bir yer yok , kültürünüzde açan her çiçek, öfke ve hiddetle ezilip , yok ediliyor ,tüm insanlar ve canlılar derin bir kaosun içine düştüler. Yaşadığınız son savaş daha sonra ırkınızın başına geleceklerin bir başlangıcı. Biz burada her geçen saat durumu daha açık görüyoruz. Söylediklerimde bir yanlış var mı ?"
Hayır , bu eskidende oldu , karanlık çağlar geldi ama 500 yıl önce sona erdi diyorum . Üstad devam ediyor ; " Evet , oğlum . Karanlık çağlar asıl şimdi ırkınızın üzerine geliyor , karanlık dünyayı bir örtü gibi örtecek ama inanıyorum ki ırkınızdan bazıları yaşamayı başaracaklar ama buna daha zaman var , fazlası söylenmemeli. Çok uzaklarda ırkınızın yıkıntıları arasında yeni bir dünya doğacak , kayıp efsanevi hazineleri arayacaklar ve oğlum bizim korumamızda güvenlikte olacaklar zamanı geldiğinde biz ırkınıza ve kültürünüze yardım edeceğiz , belki savaşın ve çekişmelerin boş yere olduğunu bir gün öğreneceksiniz , ancak bundan sonra ırkınız tekrar kültürü ve bilimi elde edebilecek. Şimdi oğlum bu mesajlarla beraber yüzeye dönebilirsin. " Bu sözlerle beraberliğimiz sona ermiş görünüyor. Bir an için duruyorum , bu bir rüya olmalı ama ben bu gerçeği biliyordum. İki güzel hostesimin gelip "Bu yoldan Amiral" demeleriyle kendime geldim. Çıkmadan önce bir kez daha dönüp Üstad'a bakıyorum. O mitolojik yüzde yumuşacık bir gülümseme var; " Elveda oğlum " diyor ve ince uzun elini kaldırarak bir barış harekatı yapıyor. Hızla geri dönüyor ve yukarı çıkıyoruz. Hosteslerimden birisi bana dönüyor ve "Acele etmeliyiz Amiral . Üstad , sizi geçiktirmememizi istedi , mutlaka geri dönmeli ve mesajı vermelisiniz." Bir şey demiyorum. Olan her şey inancın ötesinde. İlk geldiğimiz yere dönüyoruz ,telsizcim orada , çok gergin ve yüzünde endişeli bir ifade var . Onu " Her şey yolunda Howie ," diyerek sakinleştiriyorum. Yine uçan platformla uçağımızın yanına götürülüyoruz. Motorlar çalışıyor ve hemen biniyoruz. Kapı kapandıktan sonra görünmeyen güç , uçağı kaldırıp bir anda 8000 metreye çıkarıyor . Onların araçlarından iki tanesi belli bir uzaklıktan bizi izliyor. Çok hızlı gidiyoruz ama hız göstergesini okuyamıyorum , ileriye doğru gidiyoruz. Telsiz çalışıyor ve ses; "Şimdi sizi terk ediyoruz Amiral , kontrollar serbest . Auf Wiedersehen" diyor. Almanca bir veda . Howie ve ben Flugelrad'ların soluk mavi gökte kaybolmalarını izliyoruz. Uçağım birden sarsılıyor ve aşağı doğru dalışa geçiyor. Toparlanıyor ve kontrolü alıyoruz . Şimdi uçuş normal , kimse konuşmuyor ,ikimizde kendi düşüncelerimizle başbaşayız.
Uçuş Seyir Defterinin DevamıSaat 22 . 00 ine sonsuz buz ve kar çölündeyiz. Üsse uzaklığımız yaklaşık 27 dakika. Haberleşiyoruz , cevap geliyor . Bütün koşullar normal . Üstekiler bizden haber aldıkları için çok memnunlar.
Saat 22 . 30 : Üsse yumuşak bir iniş yapıyoruz . Bir görevi bitirdim ama çok daha büyük bir görev şimdi beni bekliyor.

Bu yaşadıklarımdan sonra bu olayla ilgili olarak 11 Mart 1947'de Pentagon'da bir toplantıda hazır bulundum. Olanları anlattım , keşfimi açıkladım ve Üstad'ın mesajını aktardım. Herşey gereğince kaydedildi . Başkana bilgi aktarıldı ama geciktirildiğimi veya alıkonulduğumu hissediyorum. Yüksek Güvenlik Örgütü ve bir tıp ekibi ile uzun görüşmeler yaptırdılar , bir kasıt algılıyorum . Büyük bir sıkıntı içindeyim , ABD Ulusal Güvenlik koşulları gereğince , sıkı kontrol altındayım. Ve sonunda emri aldım ; bildiğim her konuda kesin olarak sessiz kalmam isteniyor , bunu insanlık adına yapacakmışım.İnanılmaz ama ben bir askerim ve emirlere uymakt
an başka yapacak bir şeyim yok.

30.12.1956 SON SÖZLER

1947'den bu yana yıllar geçti. Günlüğümü tamamlamam gerekiyor . Kapatırken kendimden eminim . Bu sırrı yılla boyunca inançla sakladım . Bu benim tüm moral değerlerime ve haklarıma karşıydı. Şimdi sonsuz gecenin geldiğini hissediyorum ve bu sır benimle beraber ölmemeli . Ama gerçek eninde sonunda galip gelecek. İnsanlığın tek umudu bu . Gerçeği görüyorum ve ruhum bir an önce serbest kalmak için çırpınıyor . Askeri canavarlığın kalbi olan endüstri için görevimi yaptım.Şimdi uzun gece başlıyor ama bu bir son olmayacak Uzun Artrik gecesinde olduğu gibi , gerçeğin parlak güneş ışığı yine gelecek ve karanlıklardadan ışık doğacak . Çünkü ben Kutbun ötesinde varolan ülkede en büyük bilinmeyeni gördüm.

Amiral Richard E. Byrd.
ABD Deniz Kuvvetleri 24 Aralık 1956.
alıntıdır



Yer Altındaki Gizli Dünyalar kitabından alıntı sanırım.Biraz uçuk ama baya eğlenceli bir kitap.

(cevap olarak 157ku)
Mesaj #: 283
RE: Paranormal Bulgular - 23/9/2007 12:48:54 PM  1 oylar
HuNk



Puan Toplamı: 14
katıldı: 1/9/2007
Nereden: CehenneminDibinden=)
Durum: çevrimdışı
Evet arkadaşlar hem bilimsel açıdan hemde metafiziki açıdan senelerdir araştırdığım ve topladığım bir kaç bulguyu sizinle paylaşıcam öncelikle Bermuda Şeytan Üçgeninden bahsedicem...

Bermuda Şeytan Üçgeni keşfedildiğinden bu yana sayısız deniz ve hava aracının kaybolmasına neden olmuştur.Bu gizemli coğrafyanın mantıksal olarak hem bilimsel hemde paranormal kanıtları vardır.En garibi ise şudur;

1945 senesinde pacificden dönmekte olan bir deniz altı pacific okyanusunda kaybolmuş 3 sene sonra bermuda şeytan üçgeninden sapa sağlam çıkmıştır.İncelemeye alınan deniz altısında hiçbir canlıya rastlanamamıştır.

Avrupadan Amerikaya doğru 1945 senesinde yola çıkan İngiliz Squadron hava birliği birden bu bölge üzerinden geçerken radarlarda kaybolmuştur.Telsiz konuşmalarını aynen aktarıyorum;

Squadron Leader:Kule..burda hava değişik verdiğiniz raporlarda açık hava gözüküyor.
Kule:Hava açık SL..rotanızda devam edin.
SL:Bir kara parçasının üzerinden geçiyorum haritada gözükmüyor.Tanımlayamıyorum..
K:Rotanızda herhangi bir kara parçası yok rotanızı konrol edin.
SL:Peşimden gelmeyin ! Tekrar ediyorum peşimden gelmeyin !

daha sonra telsiz bağlantısı kopuyor ve yaklaşık 60 uçak o bölgede kayboluyor.Diğer bir olay ise 1970 senesinde Deniz bilimcilile uğraşan bir ingilizin bu bölge yakınlarında kocaman bir yük gemisinin gözleri önünde sarı bir ışığın içinde kaybolduğunu söylüyor.

Tam anlamıyla 1974 senesinden itibaren araştırmalara başlanan bölgede deniz altı araştırmalarında hiçbir enkaza rastlanmaması tüm bilimsel bulguları çürütmüş durumda.

Aynı metrekaredeki bir bölgede pacificde var.Elimize bir dünya küresi aldımızda herhangi bir üçgen bölgesinin ortasından şiş geçirdimizde doğrusal olarak dünyanın merkezinden geçip öteki bölgeden çıkıor.Diğer bölgenin adı Ejderha Şeytan Üçgeni...

Çünkü pacificde kaybolan deniz araçları aynen bermudada sağlam bi şekilde boy göstermiştir.Seneler sonra...içinde ne bir ceset nede hayat belirtisi bulunamamıştır.

Benim ve dünyada birçok bilim adamınında ikna olmasıyla burası boyutlar arası bir geçiş kapısı olabilir.Bugün bana tüm imkanları sağlasalar o bölgeye gitmeye razı olurum.Hayatımda en çok araştırdığım konulardan bir tanesidir...Sponsorluk istiorum

_____________________________

Hunk maybe kill someone today...

(cevap olarak POTF)
Mesaj #: 284
RE: Paranormal Bulgular - 23/9/2007 12:55:46 PM   
cellchook



Puan Toplamı: 26
Nereden: İstanbul/Sarıyer
Durum: çevrimdışı
pasifik yazsaydın keşke pacific yerine, neyse yine de iyi bir yazı olmuş, eğer yaşın gençse ne yapıp edip amerikada bilim eğitimi görmek için uğraş derim, sponsor derdin olmaz

(cevap olarak HuNk)
Mesaj #: 285
RE: Paranormal Bulgular - 23/9/2007 12:57:59 PM   
Last Samurai



Puan Toplamı: 108
Nereden: İstanbul
Durum: çevrimdışı
Benim de en çok merak ettiğim şeylerden biridir bermuda şeytan üçgeni...
Benim duyduğum şu:bu bölgede farklı bir çekim gücü varmış ve gemileri denizaltıları fln içine çekiyormuş.Uçan uçakları da tabi...Ama tabi bu doğru mu deil mi bilinmez.Yani büyük ihtimal sokakta uydurulan bi hikaye...

(cevap olarak HuNk)
Mesaj #: 286
RE: Paranormal Bulgular - 23/9/2007 1:20:03 PM   
HuNk



Puan Toplamı: 14
katıldı: 1/9/2007
Nereden: CehenneminDibinden=)
Durum: çevrimdışı
yaş 19 müzisyenim ve yazarlık yapıorum amatörce..öncelikle evet ordan çıkan yoğun metan gazı hem havada hemde deniz boşluk yaratıyor bu yüzden orda hava ve deniz araçları yok oluyor.Fakat deniz altı araştırmalarında kessinlikle hiçbir enkaza rastlanmaması bu bulguyu 8 sene önce çürüttü.Şu anda bölgede tüm araştırmalar durmuş vaziyette.Çünkü bilimadamlarının öne sürdüğü metan gazı olayına göre deniz altında enkazlar olması lazım.Ama orda hiçbir enkaza rastlanamadı ve bilim adamlarıda bu önerisini geri çekti zaten.Paranormalizm öncedn metafizik die adlandırılıordu ama bu tip olaydan sonra üniversitlerde fakülteler açılmaya başladı.

_____________________________

Hunk maybe kill someone today...

(cevap olarak Last Samurai)
Mesaj #: 287
RE: Paranormal Bulgular - 23/9/2007 2:16:46 PM   
HuNk



Puan Toplamı: 14
katıldı: 1/9/2007
Nereden: CehenneminDibinden=)
Durum: çevrimdışı
aslında MK dan şöyle bilme yatkın bi kaç arkadaş bulup tubitaka baş vursak bize gereken imkanları sağlasalar hem ülke için adılmış büyük bir adım olur Üçgenlere yaklaşıp araştırmalar yapsak hatta ben içine girmeye bile razıyım yeterki oraya gidebileyim...

_____________________________

Hunk maybe kill someone today...

(cevap olarak HuNk)
Mesaj #: 288
RE: Paranormal Bulgular - 23/9/2007 3:17:53 PM   
157ku



Puan Toplamı: 232
Nereden: İzmir
Durum: çevrimdışı
Bermuda Şeytan üçgeni boyutlar arası geçiş kapısı olabilir,bermuda şeytan üçgeninde kaybolan insanlar başka boyutlarda yaşamlarını sürdürüyor olabilirler.

(cevap olarak HuNk)
Mesaj #: 289
RE: Paranormal Bulgular - 23/9/2007 3:18:11 PM   
HuNk



Puan Toplamı: 14
katıldı: 1/9/2007
Nereden: CehenneminDibinden=)
Durum: çevrimdışı
Şimdi bir diğer bilgi PİRAMİDLER...

Kendim mısırlıyım..doğumum istanbulda oldu ama anne tarafı ve baba tarafı mısırdan gelme.Orayada osmanlı zamanında Türkiyeden göç etmişler felan filan...
Gizalıyım yani piramitlerin en yoğun olduğu bölge..(Kaire de denebilir)

Piramitler tanesi yaklaşık 150 ila 200 ton arasında değişen bloklardan meydana gelmiştir.Günümüz teknolojisiyle bile bu yapıtları yapmak mümkün değildir.Peki o zaman nasıl yapılmıştır ? Eğer Atilla olmasaydı dünya tarihinde bunu kolaylıkla bilebilirdik...Büyük Hun yıkımıyla başlayan ve Hunların Irağa Bağdat Kütüphanesine girip ordaki tüm bulguları yakmasıyla dünyadaki bütün gizemler tarihe gömülmüştür.Sadece şunu söyleyebilirim O zamanki teknolojiye sahip olan Mısırlılar ve onların kuzenleri olarak nitelendirilebilcek olan İranlılar günümüz teknolojisinden milyonlarca yıl öndeydi.Mısırda çöllere yayılmış olan piramitlerin yer altından her biriyle bağlantısı vardır.Fakat hala piramitlerin asıl kısmı olan SHEJ-Nİ BAR'a yani Mezarlara girilememiştir.Bilinen en büyük piramitler Keops ve Sagop piramitlerinin altında büyük hazinelerin olduğu bilinmektedir.Fakat buraya akın eden hiçbir hazine avcısı bunlara ulaşamamıştır.Kimi bulgular piramtlerin yapımında uzaylıların yardımı olduğunu söylemekte.Diğeri ise insan gücüyla piramitlerin yapıldığını belirtmektedir.İnsan gücüyla bu yapıtların oluşması imkansızdır.Çünkü en tepedeki Güneş Taşını yukarı çıkartmak için NouCamp stadyumu kadar insanın yardımı gerekmektedir.Ayrıca en küçük piramitin yapımı 3,5 sene en büyüğünün yapımı ise 12 senede yapıldığı saptanmıştır.Buda bu yapıtlara göre çok kısa bir zamandır..

_____________________________

Hunk maybe kill someone today...

(cevap olarak HuNk)
Mesaj #: 290
RE: Paranormal Bulgular - 23/9/2007 3:34:37 PM   
b@RboRy



Puan Toplamı: 63
Nereden: İstanbul
Durum: çevrimdışı
Şu uzaylı, bilim-kurgu filmlerinin varya topu hikaye! Bırakın süper zeka olduklarını ben bu uzaylılarda zerre kadar beyin olduğuna dahi inanmıyorum!

Yaw Allah aşkına şöyle bir==> tanımlanamayan yaşam formunu gözlem ve araştırma için dünyaya gönderen varlıkların zekası nedir ki teknolojileri ne olsun??


< Mesajı değiştiren b@RboRy -- 26/9/2007 6:20:26 PM >


_____________________________



This is the liberty we've won for ourselves! Outer Haven.

(cevap olarak HuNk)
Mesaj #: 291
RE: Paranormal Bulgular - 23/9/2007 3:43:02 PM   
HuNk



Puan Toplamı: 14
katıldı: 1/9/2007
Nereden: CehenneminDibinden=)
Durum: çevrimdışı
quote:

ORİJİNAL: b@RboRy

Şu uzaylı, bilim-kurgu filmlerinin varya topu hikaye! Bırakın süper zeka olduklarını ben bu uzaylılarda zerre kadar beyin olduğuna dahi inanmıyorum!

Yaw Allah aşkına şöyle bir==> tanımlanamayan yaşam formunu gözlem ve araştırma için dünyaya gönderen varlıkların zekası nedir ki teknolojileri ne olsun??



tarhitede uygarlıklar arası teknoloji farklılıkları görülmüştür..misal fatih istanbulu feth ederken toplarla surları yıkmış ama avrupada daha top nedir bilinmiordu bunun gibi..yani dostum şöyle uzayda ilkten dünya oluşmadı dünyadan önce bir güneş ve onun etrafındaki gezegenler vardı yine..yani eer bu gezegenler dünyadan önce de varsa ve orda yaşayan canlıların teknolojik olarak ilerde olması mümkün....ayrıca şuda bir ilgi çekici nokta günümüz teknolojisinde en modern ve teknolojik şehir Kaire...bunada dikkatiniizi çekerim

_____________________________

Hunk maybe kill someone today...

(cevap olarak b@RboRy)
Mesaj #: 292
RE: Paranormal Bulgular - 23/9/2007 3:53:26 PM   
muçki



Puan Toplamı: 133
Nereden: Olympus
Durum: çevrimiçi
Anlaşılan yine paylaşım yapmanın vakti gelmiş

_____________________________


(cevap olarak HuNk)
Mesaj #: 293
RE: Paranormal Bulgular - 23/9/2007 3:53:33 PM   
Emperoroi



Puan Toplamı: 16
Nereden: İstanbul
Durum: çevrimdışı
Bu evrendeki en zeki varlıklar insanlardır. Yani şu evrende korkulacak bir yaratık varsa o da sadece insan olabilir... :)

_____________________________


79-82

(cevap olarak HuNk)
Mesaj #: 294
RE: Paranormal Bulgular - 23/9/2007 4:12:55 PM   
rexcor



Puan Toplamı: 432
Nereden: Liberty City
Durum: çevrimdışı
bende vampirleri yazayım
Vampir Nedir?

Genel anlamıyla vampir terimi, hayatını sürdürmek için insanların kanını
emen insanımsı varlıkları tanımlamak için kullanılır.

İnsanın kanını tamamen emen bir vampir, onun ölümüne yol açabilir. Ancak,
vampir kanını içtiği kimseye kendi kanından da içirecek olursa, kurbanı da
bir vampire dönüşür. Bu, 1-2 haftalık bir transformasyon sürecidir ve
süreç sonunda kanı kullanmayı öğrenmiş olarak kendisini seçen vampirin ait
olduğu klana katılır.

Vampirleri güçleri, kanlarındadır. Bir başka vampirin kanını içen bir
vampir, onun güçlerine sahip olabilir; bu yüzden, hiçbir vampir bir
diğerine tamamen güvenemez.


Vampirler Nereden Gelmiştir?

Dünya tarihine bakacak olursak, vampirlere dair ilk yazılı kayıt William
of Newburgh tarafından tutulmuştur. 12. yüzyılda yaşamış olan William,
ölen bazı kişilerin, geceleri insanlara saldırmak üzere geri geldiklerini
anlatan bir takım metinler yazmıştır. Yazmış olduğu metinlerde, bu gece
yaratıkları Sanguisuga (kan emici) diye tanımlanmışlardır. Ancak
vampirlerin geçmişi çok daha eskiye, ta yaradılışa dayanmaktadır.

Kutsal musevi metinlerinde, yaratılış şu şekilde tasvir edilir:
27 So God created man in his own image, in the image of God created he
him; male and female created he them.
28 And God blessed them and God said unto them, Be fruitful and multiply
and replenish the earth and subdue it.
(Genesis 17-28)
Vampir metinlerinde, ilk yaratılan kadının Eve değil, Lilith olduğu
söylenir. Lilith, kendisine yüklenmiş olan üreme görevi dolayısıyla
kendisini aşağılanmış hisseder ve Adam ile aynı seviyede olması
gerektiğini haykırarak isyan eder. Adam onun isyanına karşı kayıtsız
kalınca iyice sinirlenen Lilith, Tanrı'nın kutsal adını yüksek sesle
haykırarak ortadan kaybolur. Lilith'in gidişi üzerine Tanrı Eve'yi toprak
yerine Adam'ın kaburga kemiğinden yaratır; bu şekilde Eve isyankar değil
sadık olur. Lilith ise, Kızıldeniz civarında bir yerde ****etlenmiş ve
şeytani bir şekilde yaşamaya devam eder; kendi şeytani çocukları iyi-kötü
arasındaki savaşlarda öldürülükçe o da çocuk öldürür.

Adam ile Lilith'in ilk çocukları olan Caine ise, vampirlerin ilkidir. Bir
kıskançlık sonucu kendi kardeşini öldürünce, Tanrı tarafından ****etlenmiş
ve cezalandırılmıştır. Caine, sonsuza dek tekrar güneş yüzü göremeyecek ve
kana susamışlığın azabını çekecektir. Caine, taşıdığı sonsuz izle
anne-babasının topraklarından sürülür.
10 What hast thou done? The voice of thy brother's blood crith unto me
from the ground.
11 And now art thou cursed from the earth, which hath opened her mouth
to receive thy brother's blood from thy hand;
12 When thou tillest the ground, it shall not henceforth yield unto thee
her strength; a fugitive and a vagabond shalt thou be in the earth.
15 And the LORD said unto him, Therefore whosoever slayeth Caine,
vengeance shall be taken on him seven fold. And the LORD set a mark on
Caine, lest any finding him shall kill him."
Genesis 4:10-15
Vampir metinlerine göre Caine, Lilith'i bulmak üzere Kızıldeniz'e gitmiş,
Lilith de ona kanın gücünü öğretmiştir.

Caine'den, İskandinav ülkelerine ait bir efsane olan Beowulf'ta da
bahsedilir:
...Till the monster stirred, that demon, that fiend,
Grendel, who haunted the moors, the wild
Marshes, and made his home in a hell
Not hell but earth. He was spawned in that slime,
Conceived by a pair of those monsters born
Of Caine, murderous creatures banished
By God, punished forever for the crime
Of Abel's death. The Almighty drove
Those demons out, and their exile was bitter,
Shut away from men; they split
Into a thousand forms of evil-- spirits
And fiends, goblins, monsters, giants,
A brood forever opposing the Lord's
Will, and again and again defeated.
(Ll. 101-114)

...Caine had killed his only
Brother, slain his father's son
With an angry sword, God drove him off,
Outlawed him to the dry and barren desert,
And branded him with a murder's mark. And he bore
A race of fiends accursed like their father...
(Ll. 1261-1266)
Kanı kullanarak mistik güçleri nasıl uyandıracağını ve insanları kendi
cinsinden varlıklara nasıl dönüştüreceğini öğrenen Caine, en başta kendi
gibi ****etli varlıkları dünya yüzeyine yaymanın doğru olmayacağını düşünür
ve kendi kabuğuna çekilir. Ancak zaman içinde yalnızlık duygusuna yenik
düşer ve 3 kişiyi kendi gibi vampire dönüştürür. Zaman içinde 3 kişi 13
kişi olur. Bu 13 vampir, dünyanın ilk insanları arasında özgürce dolaşarak
umarsızca beslenmeye başlar. Olup bitenler karşısında çılgına dönen Caine,
daha fazla vampir yaratılmasını kesin olarak yasaklar. Tüm vampirleri
yanına alan Caine, bir şehir kurar ve bu şehirde vampirlerle insanlar
barış içinde yaşar.

Ne var ki, barış çok uzun sürmez ve Caine'in çocukları tekrar insanlarla
beslenmeye başlar. En sonunda şehir çöker; bu çöküşün sebebi kesin olarak
bilinmez, ancak yıkıma doğal afetlerin veya Caine'nin kurallarından bıkan
bir çocuğun yaptığı kara büyünün yol açtığına dair rivayetler vardır. Bu
yıkımın ardından Caine onun ilk 3 çocuğu kaybolur. Bu şekilde, tarihin en
güçlü vampirleri ortadan kalkmıştır.

Geriye kalan 13 vampir ise, kurallardan bağımsız bir hayat sürmeye başlar.
Bu 13 vampirden Antediluvians diye bahsedilir. Antediluvians'ın yarattığı
vampirler ise, her birinin özel güçlerini ve yeteneklerini (bir miktar
fireyle) miras alırlar. Bu şekilde, vampir klanları yavaş yavaş oluşmaya
başlar.


Vampir Klanlarının Tarihi

Vampir klanları, dünyanın dört bir yanına dağılmaya başlar. Ancak, oluşan
her yeni vampir jenerasyonu, bir öncekine göre daha güçsüz olur. Zaman
içinde, klanlar arasında güç rekabeti ve savaşlar başgösterir; ve
günümüzde hala devam eden bir vampir cihadı başlamış olur.

Ortaçağın ilk yıllarında kendilerini iyiden iyiye açığa vuran vampirlerin
nüfusu tedirgin edici boyutlara ulaşır. Halkın bu konudaki fısıltıları
kiliseye kadar ulaşır. Oluşturulan gizli örgütler vampirlere karşı büyük
bir savaş açar. Vampirlerin en zayıfı dahi insanların en güçlüsünden kat
kat daha güçlü olmasına rağmen sayıca üstün olan ve gündüzleri de
savaşabilen insanlar, birçok vampiri ortadan kaldırır.

Yaşlı vampirler tarafından "kurban edilecek koyun" gözüyle bakılan genç
vampirler, büyük bir ayaklanma çıkarırlar. Doğu Almanya'da bir grup genç
vampir, yaşlı vampirlerin kendilerini kontrol etmesini sağlayan büyüyü
kırmanın bir yolunu keşfeder. İnsanlar ve iç çatışmalar sebebiyle darbe
üzerine darbe yiyen vampir ırkının soyu tehlikeye girer.

Bunun üzerine 15. yüzyılda, tüm klanların tesilcilerinin katılacağı bir
toplantı düzenlenir. 13 klanın 7'sinin katıldığı bu toplantıda, Camarilla
adı verilen bir birlik kurulur. Sayısal üstünlüğe sahip olan Camarilla
birliği içsel ayaklanmaları kolaylıkla bastırır. Camarilla, 6 temel kanunu
kabul eder:
The First Tradition: The Masquerade Thou shall not reveal thy nature to
those not of the Blood. Doing so shall renounce thy claims of Blood.

The Second Tradition: The Domain Thy domain is thine own concern. All
others owe thee respect while in it. None may challenge thy word while
in thy domain.

The Third Tradition: The Progeny Thou shall sire another only with the
permission of thine elder. If thou createst another without thine
elder's leave, both thee and thy progeny shall be slain.

The Fourth Tradition: The Accounting Those thou create are thine own
childer. Until thy progeny shall be released, thou shall command them in
all things. Their sins are thine to endure.

The Fifth Tradition: Hospitality Honor one another's domain. When thou
comest to a foreign city, thou shall present thyself to the one who
ruleth there. Without the word of acceptance, thou art nothing.

The Sixth Tradition: Destruction Thou art forbidden to destroy another
of thy kind. The right of destruction belongeth only to thine elder.
Only the eldest among thee shall call the blood hunt.
Gerçek yüzlerini saklayarak insanlar arasında yaşama kararı alan
Camarilla, insanların birkaç kuşak sonrasında vampirlerin sadece efsane
olduklarına inanmalarını ummaktaydı. Camarilla'ya katılmayan vampir
klanları ise yeraltına sürülmüştür (bu klanlar, daha sonra Sabbath
adındaki bir diğer birliği oluşturacaktır).

Alınan kararlardan sonra cihad devam etmiş, ancak mücadeleler meydan
savaşı olmaktan çıkıp gece baskınlarına dönüşmüştür. Bu ölümcül cihad,
zaman değiştikçe form ve method değişikliklerine uğramış olmakla birlikte,
günümüzde hala sürmektedir.

Vampirler arasında anlatılan efsaneler, Gehenna adındaki bir geceden
bahseder. Bu gecede, Antediluvians adıyla anılan ve Caine'in ilk torunları
olan ve inanılmaz derecede büyük cüçlere sahip 13 vampir gizli
barınaklarından dışarı çıkacak ve kendilerinden daha genç olan bütün
vampirleri ortadan kaldıracaktır. Bu gece, aynı zamanda bilinen dünyanın
sonu olacaktır. Gehenna'yı durdurmaya çalışan vampirler olduğu gibi, onu
fanatik derecede destekleyen vampirler de mevcuttur.


Vampir Birlikleri ve Klanları

Camarilla Birliği

Camarilla, Caine'in ilkelerini sürdürmeyi ve vampirleri insan
saldırılarından korumayı amaçlayan bir birliktir. İnsanlar arasında yaşar
ve belli sınırlar çerçevesinde kalarak büyük bir dikkatle beslenirler.
Camarilla, 7 klandan oluşur:
Brujah: Brujah klanı, genel olarak asi ruhlu vampirlerden oluşur.
Brujahlar, sosyal değişime kolaylıkla ayak uydururlar ve içlerinde
Camarilla birliğine ait en güçlü vampirlerden bazıları yer alır.
Birçok diğer vampir, Brujah'lardan "Punk'çı kanun kaçakları" diye
bahseder.


Gangrel: Tüm vampirler arasında, içgüdülerine ve doğalarına en
bağlı klandır. Doğa içinde yaşamayı şehirde yaşamaya tercih
ederler. Nasıl ve neden olduğu bilinmese de, Gangrel klanına
kurtadamlar ve kurtlar dokunmamaktadır. Şekil değiştirme konusunda
özel yeteneklere sahip olan klanın üyeleri, yarasa veya kurda
kolayca dönüşebilirler. Klan, son zamanlarda başlarına gelen (ve
ne olduğu tam oalrak bilinemeyen) kötü bir olay yüzünden,
Camarilla'dan uzaklaşmıştır.


Malkavian: Diğer vampirlere dahi korku salan bir klandır.
Malkavian'ların hemen hepsi "deli" diye tanımlanabilecek derecede
davranış bozukluğu sergiler. Ne zaman ne yapacakları belli
olmadığı ve davranışlarının & tepkilerinin ne anlama geldiği asla
tam olarak anlaşılamadığı için diğer vampirler Malkavian'lara
dikkatle yaklaşır.


Nosferatu: Dış görünüşlerinin çirkinlikleriyle ün salmış bir
klandır. Köpek dişleri yerine ön iki dişinin uzun olmasıyla ve kel
kafalarıyla tanınırlar. Nosferatu'lar görünüşleri sebebiyle
gizlenme ihtiyacı içindedirler. Diğer vampirler, mecbur kalmadıkça
Nosferatu'larla iletişim kurmazlar.


Toreador: "Sanatçı vampirler" diye tanımlanırlar. Son derece kibar
ve naziktirler. Oldukça zeki olan Toreador klanı üyelerinin her
hareketinde tutku gizlidir.


Tremere: Büyü konusunda uzmanlaşmış olan klandır. Ritüeller ve
büyüler aracılığıyla kanın diğer vampirlerce çok az bilinen birçok
gücünü ortaya çıkarabilirler. Tremere klanının neler
yapabileceğini bilenler, onlardan uzak durmaya özen gösterir.


Ventrue: Ventrue klanı, onurlu ve kibar olmasıyla ün yapmıştır. En
eski zamanlardan beri liderlik duygularıyla hareket eden klan,
vampirlerin geleceğini şekillendirebilmek için çalışır. Eski
zamanlarda Ventrue üyeleri soylular ve prensler gibi güçlü kişiler
arasından seçilirdi. Günümüzde soylu bir servete sahip olan klan,
Camarilla'nın düzenini ve devamlılığını sağlayan anahtar güçtür.


Sabbat Birliği

Camarilla'ya isyan eden ve yeraltına sürülen vampir klanlarının
oluşturduğu birliktir. Amacı, tüm vampirleri Camarilla'nın
sınırlandırmalarından çıkarıp dünya üzerinde tamamen özgür olmalarını
sağlamaktır. Sabbat metinleri vampirlerin beslenme zincirinin en üstünde
yer aldığını, bu yüzden insanlardan saklanmak yerine onları yönetmeleri
gerektiğini söyler. Sabbat, bağımsız birçok sempatizanı olmasına karşın, 2
klandan oluşur:
Lasombra: Sabbat'ın kalbi diye nitelenen Lasombra klanı, zevk
düşkünlüğüyle tanınır. İnsanlara tamamen sırt çevirmek yerine,
onların ölümlülük ve zayıflıklarını kendi zevkleri için
kullanırlar. Ölümsüz olmanın tadını sonuna kadar yaşamayı
amaçlayan bir hayat tarzları vardır. Klan, karanlık güçler
üzerinde hakimiyet sahibidir.


Tzimisce: Sabbat'ın ruhu diye nitelenen Tzimisce klanı, vahşetiyle
tanınır. "Discipline of Vicissitude" adlı doktrinlerine bağlı
olarak, insan ve vampir bedenleri üzerinde birçok korkunç deney
yaparlar. Bünyesinde birçok büyücü barındıran klan, et ve kemik
üzerinde hakimiyet sahibidir. 13 Antediluvian arasında yer alan
yaratıcılarının yakında uyanacağına dair söylentiler vardır.


Bağımsız Klanlar

Herhangi bir gruba dahil olmayı reddeden vampirler mevcuttur. "Anarchs"
diye tanınan ve pek fazla sorun çıkartmaran bir grup genç vampir vardır.
"Inconnu" diye tanınan ve tarih öncesinden kalan bir grup vampir ise, güç
oyunlarından uzak durup kendi içlerine dönmüş ve kendilerini
potansiyellerini ortaya çıkarıp aydınlanmayı yaşamaya adamıştır.

4 klan ise, büyük cihad içerisindeki yerlerini zaman zaman değiştirirler
ve "Neutral" diye tanımlanırlar. Bu klanlar;
Assamite: Kökenleri doğu çölleri olan ölümcül Assamite klanı,
katillik hünerlerini doğru fiyatı ödeyebilen herhangi biri için
sergileyebilir.


Setite: En güvenilmez klan olma özelliğini taşır. Karanlık bir
takım güçlere sahiptirler ve Caine'in kurmuş olduğu ilk şehri
kendilerinin yıkmış olduğunu söylerler.


Giovanni: Saygı duyulan ve güvenilen bir klandır. Kökleri Rönesans
öncesi tüccar prenslere dayanır. Hala Venice bölgesinde yaşar ve
sırlarını çok iyi saklarlar.


Ravnos: Kara mizahın vampirler arasındaki temsilcileri diye
nitelendirilirler. Kökenleri çingenelere ve hırsızlara dayanır.
Bir süre önce 13 Antediluvian arasında yer alan yaratıcıları
uyanmış (veya uyandırılmış) ve kan ihtiyacı içinde birçok Ravnos'u
kanlarını içerek ortadan kaldırmıştır. Geriye kalanlar
Camarilla'ya katılmayı düşünmektedir; Camarilla, Gangrel'in yerini
alabilmeleri açısından olaya sıcak bakmaktadır.


Vampirlerin Hiyerarşik Yapısı

Vampirler, hiyerarşiye çok önem veren varlıklardır. Camarilla birliği, bu
konuda kendi içinde son derece gelişmiş bir sistem kurmuştur.
Prince
Vampirlerin yaşadığı bölgeler, çeşitli sınırlarla bölünmüştür. Her
bölüm, bir prince tarafından yönetilir; bir prince ise, en yaşlı
vampirler tarafından seçilir. Bir prince tarafından yönetilen her bölüme
"Domain" adı verilmektedir. Yabancı bir Domain'de izinsiz avlanırken
yakalanan bir vampir, prince tarafından cezalandırılabilir.

Domain prensleri, genellikle Ventrue veya Toreador klanı üyelerinden
seçilir. Ancak, yer yer Brujah, Nosferatu, hatta Malkavian prenslerine
dahi rastlanmıştır.

Bir prince, kendi Domain'i çerçevesinde tam yetkiye sahiptir. Av
sınırlarını çizebilir, belli bölgeleri kanın yasak olduğu nötr alanlar
ilan edebilir. Camarilla'nın 6 ilkesini ihlal eden vampirleri kendi
bölgesinde avlayabilir.

Prince hakimiyet alanlarının sınırları genelde şehirlerle çizilmiştir.
Mesela; Paris'in, Chicago'nun, Atlanta'nın ayrı ayrı prince'leri vardır.
Bir prince söz konusu bölgede asırlardır yaşamış vampirlerden seçilmiş
olduğundan, bölgesinde neler olup bittiğini herkesten daha iyi bilir.

Primogen
Her "Domain"de, prince'e yardım etmek amacıyla kurulmuş bir de primogen
grubu vardır. Bu grup, çeşitli ırkların yaşlılarından oluşan bir
meclistir. Bir Domain'de prince'in sözü emir sayılsa da, başarısız
prince'lerin Primogen'i tarafından yok edildiği tarihte görülmüştür.

Elder
300 yıldan daha uzun süredir yaşayan vampirlere verilen addır. Bir
elder, yaşadığı süre zarfında birçok güç kazanmıştır ve son derece
ölümcül ve tehlikelidir.

Ancillae
Elder'ların bir alt sınıfıdır. Genellikle 100-300 yıldır yaşayan
vampirlerdir; ancak büyük başarılar gösteren daha genç vampirlere de bu
sıfat verilebilir. Genellikle Elder'larına hizmet etmekle uğraşırlar.
Kendi aralarında güç savaşları olsa da, bu savaşlar Elder'lar arasındaki
savaşlardan çok daha zayıftır.

Neonate
Vampir ırkının tabanını oluşturan sınıftır. Bir asırdan daha kısa
süredir yaşayan vampirlerdir.

Vampirlerin Zayıf Yönleri

Son derece güçlü varlıklar olan vampirlerin zayıf yönleri de vardır.
Jenerasyonlar boyunca gittikçe incelen kan sebebiyle, zayıflıklarda da
artış görülmüştür.
Gün Işığı: Caine'den beri süren ****et sebebiyle, vampirler gün ışığına
çıkamaz.

Ateş: Yeterince uzun süre yanan bir vampir ölür. (Güneş ışığı, çok daha
çabuk olmakla birlikte, vampirler üzerinde aynı etkiyi yapmaktadır.)

Sarımsak: Koku ve tad alma duyuları son derece hassa olan vampirler,
sarımsaktan nefret ederler.

Gümüş: Kurtadamlar gibi, vampirler de gümüş madenine karşı alerjileri
vardır. Gümüş ile karıştırılmış titanyumun da aynı etkiyi yarattığı
söylenir; daha hafif ve sağlam bir madde olan titanyum, bu amaç için
tercih edilebilir.

Kazık: Kalbe saplanacak gümüş veya ahşap bir kazık, bir vampir için son
derece tehlikeli olabilir.

Haç: Hıristiyan haçının vampirleri geri püskürttüğü söylenir. Burada
önemli olan şey, haçın kendisinden ziyade onu elinde taşıyan kişinin
inancıdır.

Kutsal Su: Kutsal suyun vampirler üzerinde ateş etkisi yarattığı
söylenir. Haçta olduğu gibi, kutsal suda da önemli olan şey duayı okuyan
ve suyu kullanan kişinin inancıdır.

Ölü Kanı: Vampirler, ölmüş varlıkların kanını içemezler.

Bir Vampir Nasıl Bulunur

Vampir klanları şehirlerde son derece organize bir şekilde yaşadıklarından
bulunmaları oldukça zordur. Ancak, daha küçük bölgelerdeki vampirleri
tespit etmenin bazı yolları vardır.

Civarda bir vampir olduğunun temel işaretleri vardır:
Civar halkın gece saldırılarından, veya gece saldırıları içeren
kabuslardan şikayet etmesi
Boyunlarında veya ana damarlar civarında ısırık izi bulunan insan veya
cesetler

Küçük bölgelerde saklanacak fazla yer olmadığından, vampirler gündüzleri
mezarlarda saklanmayı tercih ederler. Hangi mezarın vampir içerdiğini
tespit etmek için yaygın olarak uygulanan yöntem, bembeyaz tüylere sahip
bakire bir kısrağı mezarlıkta dolaştırmaktır. Kısrağın önünde durduğu ve
ilerlemeyi reddettiği mezar, muhtemelen bir vampir içeriyordur.

Bulunan mezarın gerçekten bir vampire ait olduğunun belirgin işaretleri
vardır:
Bir mezar civarında bulunan delikler
Cesedin tamamen açık gözlere sahip olması

Cesedin hiç bozulmamış olması

Mezar ve tabutta bulunan taze kan

Cesedin gayet sağlıklı görünmesi ve taze kana sahip olması

Kayıtlara Geçmiş Bazı Vampirler
Blow Çobanı: Bir zamanlar Blow kasabasında yaşayan bir çoban, bilinmeyen
bir nedenden ötürü ölür ve gömülür. Gömülmesinden birkaç gün sonra,
geceleri ortaya çıkmaya ve önüne gelen herkese saldırmaya başlar; ve
saldırdığı herkes 8 gün içinde ölür. Gece baskınlarının sayısı artınca,
halk çobanın mezarını açar ve kalbine bir kazık saplayarak tekrar
kapatırlar. O gece, çoban çok daha öfkeli ve saldırgan olarak tekrar
ortaya çıkar - elinde kalbine saklanan kazıkla birlikte. Artık çok
korkmuş olan halk, ertesi gün cesedi mezarından tekrar çıkarır ve ateşe
verir.

Arnold Paul: 1700 yılında Medvegia'da doğmuştur. 1727 yılında genç bir
asker olan Arnold Paul, Belgrad civarındaki kasabasına geri döner ve
askerliği boyunca biriktirdiği parayla bir ev alıp evlenir. Arnold'un
üzerinden asla atamadığı melankoninin sebebini uzun bir süre boyunca
merak eden karısına Arnold en sonunda gerçeği açıklar ve askerliği
sırasında uzak bir kasabada boynunu ısıran ve kanını emmeye çalışan bir
vampirle mücadele etmek zorunda kaldığını söyler. Vampiri mezarına kadar
takip edip onu öldürmeyi başardığını, ve bir vampire dönüşmemek için
söylentilerden öğrendiği gibi vampirin mezar toprağından yediğini,
kanından içtiğini ve yaralarını vampir kanıyla yıkadığını itiraf eder.
Bu itiraftan sadece birkaç gün sonra, Arnold oldukça yüksek bir saman
yükünün tepesinden düşer ve 3 gün sonra can verir. Gömülmesinden bir ay
sonra köy halkı, Arnold'un geceleri dolaşırken görüldüğünü söylemeye
başlar. Onunla direkt temasa geçen kişilerse birkaç gün geçmeden
ölürler. Birkaç gece