Forumlar / Oyun - Sinema - Teknoloji Forumlar / Oyun - Sinema - Teknoloji

Forumlar  Kayıt Ol  Giriş  Bilgilerim  Mesaj Kutum  Adres Defteri  Üyeliklerim  Forumlarım 

Fotoğraf Galerisi  Üye Listesi  Arama  Takvimler  SSS  Etiket listesi  Çıkış

Sinema Yıldızları - Biyografiler...

 
Üye Adı: Guest
Bu forumu inceleyenler: hiçbiri
  Basılabilir Versiyon
Tüm Forumlar >> [Forumlar] >> [Genel] >> Sinema-Televizyon >> Sinema Yıldızları - Biyografiler... Sayfa: [1] 2   Sonraki >   >>
Giriş
Mesaj << Eski başlıklar   Yeni başlıklar >>
Sinema Yıldızları - Biyografiler... - 14/8/2007 1:53:20 AM  2 oylar
lewo_milla



Puan Toplamı: 614
Nereden: Milla+Keira+Avril'ın Yanı - Raccoon(İzmir)
Durum: çevrimdışı
Evet arkadaşlar bir kaç gün önce müzik bölümünede böyle bir konu açmıştım ve buradada aynısını yapıyoruz. Sevdiğiniz sinema oyuncularının biyograflerini kaynak belirterek paylaşıyoruz. Evet ilk ben başlıyorum, kimle olabilir, tabikide aşığı olduğum Milla ile, devamı sizlerden. Hadi iyi eğlenceler...


Milla Jovovich




Doğum Tarihi:19 Aralık 1975
Burcu: Yay
Doğum Yeri: Kiev, Ukrayna, Rusya
Boy : 1.73 m



Onu Ünlü Yapan Ne?
1988'de Revlon'un dünyanın en unutulmaz kadınlarından biri seçildi. Yaşı henüz 12 idi.

Eğitim:
- Excelsior Lisesi'nden mezun.


Meraklısına...

Adı "Mi-la Yo-yo-viç" şeklinde okunuyor.

Jovovich aynı zamanda bir şarkıcı. "The Divine Comedy" adında bir albümü var.

Saçlarının gerçek rengi kahverengi.

Calvin Klein'ın modelliğini yapıyor.

Ünlülerin katıldığı partiler,galalar,açılışlar,moda şovları ve ödül törenleri gibi büyük organizasyonlara sıkça katılıyor. Bu yüzden de magazin basınının önemli simalarından biri olmuş durumda.

Dünya çapında 100'den fazla dergiye kapak oldu.

L'Oreal kozmetik firmasının uluslararası sözcülüğünü yapıyor.

Bir zamanlar "Plastic Has Memory" adlı bir müzik grubunun üyesiydi.

Akıcı bir Rusça'sı var.




Biraz bilgi...
“ Ben hala bir sanatçıyım. Asla sıradan bir filmde rol almayacağım çünkü kendime destek olmak için önce örnek olmalıyım.”

Bugün birçok genç ve güzel kız ünlü olmak uğruna her türlü yolu denemeyi göze alırken, henüz daha 11 yaşında olan Milla Jovovich Richard Avedon’un Revlon dergisi için seçtiği “ Dünyanın En Unutulmaz Kadınları ” arasında yer alıyordu. Gün başına 3.500 dolar kazanan yıldız, şöhretle çok küçük yaşlarda tanışmasına rağmen kanıksamakta zorluk çekmedi.

Rusya’nın ünlü film yıldızlarından Galina Loginova’nın kızı olan Ukraynalı güzel, pedikiyatrist babasının işi dolayısıyla çocukluk yıllarını Sovyetler Birliği ile Londra arasında mekik dokuyarak geçirdi. 1980 yılında ailesinin Amerika’ya iltica etmesiyle birlikte çok farklı bir dünyaya adım atan Jovovich, o zamanlar daha 5 yaşındaydı. Bir süre California’da yaşadıktan sonra ailesiyle birlikte yıldızlar kenti Los Angeles’a taşınan Milla Jovovich, birçok ünlü yıldızı bir arada görmekten çok mutlu olmuştu.

Egzotik bir güzelliğe sahip olan Jovovich, annesinin ön ayak olmasıyla birlikte küçük yaşta sinemanın büyülü dünyasına adım attı. 1988 yılında Disney’in televizyon filmi “ The Night Train to Kathmandu ”da rol alan küçük Jovovich, farklı bir cazibeye sahip olmasının keşfedilmesiyle birlikte modellik teklifleri almaya başladı. Dönemin ünlü fotoğrafçısı Richard Avedon favori modeli haline gelen Jovovich, kısa zamanda magazin dünyasının önde gelen isimleri arasına girerek Mademoiselle dergisine kapak oldu.

Modellikten ziyade oyunculuğu kafasına koyan Jovovich, fırsat buldukça kamera önüne geçmeye çalıştı. “ Two Moon Junction ”da iyi bir rolde oynayan genç yıldız, 15 yaşına geldiğinde dönemin en popüler film yıldızları olan Brooke Shields ve Christopher Atkins ile birlikte “ Return to the Blue Lagoon ” adlı filmde oynadı.

Oynadığı filmlerde oyuncudan ziyade daha çok bir model olarak kullanılan Jovovich, çıplaklığını kamera karşısında da sergilemekten kaçınmadı. İşte bu tür filmlerden biri olan “Kuffs ”da Christian Slater’ın fettan kız arkadaşını oynadı. “ Chaplin ”de Mildred Harris adlı ikincik bir karakteri canlandıran Jovovich, Richard Linklater’ın “ Dazed and Confused ” adlı filminde biraz olsun oyunculuk yeteneğini gösterme fırsatı buldu.

Gümüş ekrandan beklediği ilgiyi göremeyen Milla Jovovich şansını müzikte denemeye karar verdi ve pop dünyasına adım attı. 1994 yılında “ The Divine Comedy ” adlı ilk albümünü piyasaya çıkaran yıldız, istediği ilgiyi burada da göremedi. 18 yıl gibi kısa bir süre içerisinde oyunculuk, modellik, şarkıcılık ve hatta şarkı sözü yazarlığı yapan Jovovich, birçok alanda koşmasına rağmen hiçbirinde kayda değer bir başarı gösteremedi.

Fransız yönetmen Luc Besson’un “ The Fifth Element ” adlı fantastik bilim kurgu filmiyle beklediği çıkışı yapan Jovovich, filmde dünyayı kurtarması için gönderilen mükemmel insanı canlandırdı. Başrolü Bruce Willis ile birlikte paylaşan aktris, yeteneğini güzelliğiyle de bütünleştirerek kariyerine iyi bir sayfa ekledi.

Bu sırada Luc Besson ile büyük bir aşk yaşayan Jovovich, kendisi için “ Bugüne kadar birlikte çalıştığım en yetenekli insan ” diyen Besson ile iki yıl sonra evlendi. Çift Besson’un son projesi olan “ The Messenger: The Story of Joan of Arc ” filminde tekrar birlikte çalıştılar. Oldukça geniş bir kadrosu olan ama yeterince ilgi göremeyen filmde Jovovich Jean of Arc’ı canlandırdı.

2000 yılında ülkemizde gösterime giren Wim Wenders filmi " The Million Dollar Hotel "de ( Sırlar Oteli ) Eloise karakterini canlandıran aktris, Michael Winterbottom'un " The Claim " ( İhtirasın Bedeli ) filminde de genelev patroniçesi Lucia'yı canlandırdı.

Sinemanın yanı sıra müzikte de başarılı olmayı arzulayan aktris, filmin çekimlerinin bitmesinden sonra ikinci albümü için stüdyoya girdi. Deneyimi arttıkça daha seçici olmaya başladığını ve sanatsal kaygılarının daha da ön plana çıktığını belirten Jovovich, sinemadaki geleceği hakkında şunları söylüyor: “ İstediğim yalnızca yılda bir defa iyi bir filmde oynamak. Ve öldükten sonra saygı duyulan bir insan olmak ”


Bu bilgiler benden:Dünyanın en güzel kadınlarından birisi olarak gösteriliyor ve şu anda Resident Evil filmlerinin yönetmeni ve senaristi Paul Anderson ile nişanlı ve bir kaç ay içinde çocukları olacak. Sinema oyunculuğu, mankenlik yapıyor ama birde eski bir albümü varki sesi gerçekten müthiş. Şarkıları bende var ve müthiş bir sesi var. Oynadığı filmlerde bir çok sountrackde imzası var. inanmayan varsa sadece şarkılarından birtanesini dinlesin beni o zaman anlar... Dedim ya dünyanın en güzel kadınlarından birisi olarak gösteriliyor diye, zaten 12 yaşında iken buna o ünvan verilmiş.




Filmleri...
-Azazel (2008) (pre-production) (attached)
-Resident Evil: Extinction (2007) (post-production) .... Alice
-.45 (2006) .... Kate
-Ultraviolet (2006) .... Violet
-Trailer for a Remake of Gore Vidal's Caligula (2005) .... Druscilla
-Resident Evil: Apocalypse (2004) .... Alice
-"King of the Hill" .... Serena (1 episode, 2002)
- Get Your Freak Off (2002) TV Episode (voice) .... Serena
-You Stupid Man (2002) .... Nadine
-The House on Turk Street (2002) .... Erin
-Resident Evil (2002) .... Alice
-Dummy (2002) .... Fangora
-Zoolander (2001) .... Katinka
-The Claim (2000) .... Lucia
-The Million Dollar Hotel (2000) .... Eloise
-The Messenger: The Story of Joan of Arc (1999) .... Joan of Arc
-He Got Game (1998) .... Dakota Burns
-The Fifth Element (1997) .... Leeloo
-Dazed and Confused (1993) .... Michelle Burroughs
-Chaplin (1992) .... Mildred Harris
-Kuffs (1992) .... Maya Carlton
-Return to the Blue Lagoon (1991) .... Lilli
-"Parker Lewis Can't Lose" .... Robin Fecknowitz (1 episode, 1990)
- Pilot (1990) TV Episode .... Robin Fecknowitz
-"Married with Children" .... Yvette (1 episode, 1989)
- Fair Exchange (1989) TV Episode .... Yvette
-"Paradise" .... Katie (1 episode, 1988)
- Childhood's End (1988) TV Episode .... Katie
-The Night Train to Kathmandu (1988) (TV) (as Milla) .... Lily McLeod
-Two Moon Junction (1988) (as Milla) .... Samantha Delongpre



Alıntıdır...

< Mesajı değiştiren lewo_milla -- 12/11/2007 9:49:01 PM >


_____________________________


Avril is Princess Of The PunkRock!



www.ResidentEvilTurk.com
Mesaj #: 1
RE: Sinema Yıldızları - Biyografiler... - 14/8/2007 2:02:08 AM  2 oylar
rexcor



Puan Toplamı: 363
Nereden: Liberty City
Durum: çevrimdışı
Gerçek Adı: Alfredo Pacino
Doğum Yeri: Güney Bronx, New York
Boy : 1.68 m
Takma Adı : Sonny
Uzun süren sinema kariyeri boyunca, Hollywood'un baş aktörlerinden biri olarak görülen Al Pacino, 25 Nisan 1940'ta New York, Doğu Harlem'de dünyaya geldi. Güzel sanatlar Okulu'na giderken 17 yaşında okuldan ayrıldı ve çeşitli işlerde çalışmaya başladı.

Bir yandan da oyunculuk dersleri alan Pacino, zaman zaman çıktığı gösterilerde oyunculuğunu geliştirdi. 1966 yılında " Actors Studio " da eğitim için hak kazandı. Daha sonra James Earl Jones ile çalıştığı The Place Creep'de rol aldı. 1967-68 tiyatro sezonunda zalim bir sokak serserisini oynadığı " The Indian Wants the Bronx " ile Obie Ödülleri En Iyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı.

Al Pacino'nun Broadway'de sahneye çıktığı ilk oyun " Does the Tiger Wear a Necktie ? " dir. Her ne kadar oyun kırk gösterimden sonra kaldırıldı ise de Pacino, topluma uyum sağlayamayan bir uyuşturucu bağımlısını canlandırdığı rolüyle Tony Ödülü'nün sahibi oldu. Al Pacino'nun kariyerindeki ilk filmi, 1969 yılında çevirdiği Me, Natalie' dir. Bir sene sonra yine bir uyuşturucu bağımlısını canlandırdığı Panic in Needle Park her ne kadar başarısız bulunsa da, üstün bir performans sergileyen Al Pacino büyük övgüler aldı.

Buradaki başarısıyla, yapımcılığını Paramount'un üstlendiği, Francis Ford Coppola'nın " The Godfather " ( Baba ) filminde Michael Carleone rolünü oynamaya hak kazanacaktır. Bu filmdeki muhteşem performansı ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar'ına aday gösterilerek çıkışına devam eden Pacino, 1973'te Scarecrow filmiyle pek iyi bulunmazken, polis draması " Serpico " ve " The Godfather Part II " ( Baba 2 ) gibi sükse yapan filmler ile karnesini düzeltti.

Baba 2 ile üçüncü defa Oscar'a aday gösterilen Al Pacino, 1975 yılında çevrilen " Dog Day Afternoon "da, homoseksüel sevgilisinin cinsiyet değiştirme ameliyatının parasını karşılamak için banka soymaya kalkan bir aşığı canlandırdı. Başarılı filmlerle ününe ün katan Pacino, 1977 tarihli, otomobil yarışlarını konu alan " Bobby Deerfield " daki kötü performansı ile inişe geçti.

Çareyi Broadway oyunlarına dönmekte buldu ve başrolünü oynadığı The Basic Training of Pavlo Hummel ile ikinci kez Tony ödülünün sahibi oldu. Hollywood'a döndükten sonra rol aldığı,And Justice for All ile eleştirmenlerin gönlünü alamasa da sinemaseverlerin gönlünde bir defa daha taht kurdu.

Pacino'nun daha sonra rol aldığı filmleri, seri bir homoseksüel katilin peşinde olan bir polis memurunu canlandırdığı " Cruising ", ve " Author Author " adlı komedi iş yapmadı. 1983 yılında Brian De Palma'nın yönettigi, şiddeti bol " Scarface " ( Yaralı Yüz ) ise ilk gösterildiğinde vasat bulunmasına karşın daha sonra sinemanın kült filmleri arasındaki yerini aldı.

Fakat başarının arkasından tekrar başarısızlık geldi ve Pacino tarihsel epik " Revolution " 'dan sonra gözlerden uzaklaştı. Bu arada " The Local Stigmatic " filmiyle yönetmenliği denedi. Ki bundaki başarısı filmin sinemalarda hiç gösterilmemiş olması ile eşleştirilebilir.

Al Pacino'nun dönüşü, 1989'da çekilen " Sea of Love " ( Aşk Denizi ) filmi ile oldu. Film büyük sükse yaptı. Pacino yeniden bir stardı! 1990'da gösterişli bir gangsteri oynadığı " Dick Tracy " ile altıncı kez Oscar'a aday olan Pacino, aynı yıl çevrilen, üçlemenin üçüncü ayağı " The Godfather Part III " ( Baba 3 ) 'de kendisinden bekleneni veremedi.

Ertesi yıl çevirdiği romantik komedi " Frankie and Johnny " ve ardından gelen Glengarry Glen Ross, vasatı geçemeyen filmleriydi. Uzun süren sessizliğin ardından " Scent of a Woman " ( Kadın Kokusu ) 'ndaki muhteşem oyunculuğu ile nihayet Oscar heykelciğine kavuşmayı başardı.

1993'te Brian De Palma ile tekrar çalıştığı " Carlito's Way " ve 1995'te Michael Mann'in yazıp yönettigi, ve Robert De Niro'nun canlandırdığı bir hırsızın peşindeki polisi oynadığı Heat ile kariyerine devam eden Pacino, 1996'da politik bir dram olan " City Hall "da rol aldı. Fakat o sene dikkatleri daha çok yazıp yönettiği ve rol aldığı Looking for Richard ile çekti.

1997 senesinde genç Hollywood starları ile çevirdiği filmler gündemdeydi. Önce Johnny Depp ile " Donnie Brasco " ve sonra Keanu Reeves ile " The Devil's Advocate " ( Şeytanın Avukatı ) . Al Pacino, 1999 yapımı " The Insider " ( Köstebek ) ile sinemaseverlerin karşısında. Başrolü Russel Crowe ile paylaşan Pacino , sigara şirketlerinin halktan gizlediği sırların anlatıldığı ve yayın aşamasında kıyametin koptuğu " 60 Dakika " adlı programın yapımcısı Jeffrey Wigand'ı canlandırdı.

2000 yılında yönetmenliğini Oliver Stone'un üstlendiği ve başrollerinde Cameron Diaz, James Woods ve Dennis Quaid gibi deneyimli oyuncuların yer aldığı " Any Given Sunday" ( Kazanma Hırsı ) adlı filmde oynayan aktör, Tony D'Amato adında futbol aşığı bir koçu canlandırdı.
2002 yılında görevi sırasında zor duruma düşen deneyimli bir dedektifi canlandırdığı " Insomnia " (Uykusuzluk) filmi ve kurnaz bir yönetmeni canlandırdığı " Simone " filmi ile izleyicilerin karşısına çıktı
2003 yılında " The Recruit " (Çaylak) filmi ile CIA ajanını canlandıran Al Pacino, televizyonda izlenme rekorları kıran tv dizisi " Angels in America " ile sevenlerinin gönüllerinde bir kez daha taht kurdu.

The Merchant of Venice (2004) - Shylock ile uzun bir aradan sonra kamera karşısına geçti.Oyunculuğunda Hala zirvede olduğunu kanıtladı Ve Son Olarak ta Ülkemizdede yeni Vizyona Giren Two for the Money (Kirli Para) 2006 İle Ekran Karşısında.

ÖDÜLLERİ: 1968: Obie- En iyi aktör, The Indian Wants the Bronx
1969: Tony- En iyi yardımcı erkek oyuncu, Does a Tiger Wear a Necktie?
1969: Drama Desk- Does a Tiger Wear a Necktie?
1969: Theater World- Does a Tiger Wear a Necktie?
1972: National Board of Review- En iyi yardımcı erkek oyuncu, The Godfather
1972: National Society of Film Critics- En iyi erkek oyuncu, The Godfather
1973: National Board of Review- En iyi yardımcı erkek oyuncu, Serpico
1973: Golden Globe: En iyi erkek oyuncu (Drama), Serpico
1974: BAFTA-En iyi erkek oyuncu The Godfather - Part II
1975: Los Angeles Film Critics- En iyi erkek oyuncu, Dog Day Afternoon
1975: BAFTA- En iyi erkek oyuncu, Dog Day Afternoon

1977: Tony- En iyi erkek oyuncu, The Basic Training of Pavlo Hummel
1992: Golden Globe- En iyi erkek oyuncu(Drama), Scent of a Woman
1992 - Oscar - En iyi erkek oyuncu: Scent of a Woman
1996: Independent Feature Project: Gotham Ödülü, Yaşamboyu Başarı Ödülü
1996: Directors Guild of America- Belgesel Yönetmeni, Looking for Richard
1997: Boston Society of Film Critics- En iyi erkek oyuncu, Donnie Brasco
2000: Film Society of Lincoln Center: Kariyer Başarı Ödülü
2000:Hollywood Foreign Press Association- Cecil B. DeMille Ödülü
2004: Emmy - Dizi filmde başarılı aktör, Angels in America
''1993 yılında, De Palma'nın "Yaralı Yüz/Scarface"le benzerlikler taşıyan, ancak çok daha oturmuş gözüken "Carlito'nun Yolu/Carlito's Way"nda muhteşem bir performans gösterdi. "Kadın Kokusu/Scent Of A Woman"da, kötü bir filmi oyuncunun nasıl sürükleyebileceğini kanıtladı ve bu en kötü filmlerinden biriyle Oscar heykelciğine ulaşabildi.. Al Pacino, filmin ilk sahnesiyle seyirciyi kendisine bağlıyor ve adeta ustalık gösterisi yapıyordu. ''
ÖZEL BİLGİLERİ: Anne babası Alfredo çocukken boşandı
Küçükken en sevdiği şey ünlülerin seslerini ayna karşısında taklit etmekti
Hiç evlenmedi ama bu 3 çocuğu olmasına engel değil
Babasının Sicilyalı olması Godfather serisinde onun seçilimine katkıda bulundu.
Godfather serisinde Don Carleone adayları arasında Robert Redford, Jack Nicholson, Robert De Niro, Warren Beatty, Ryan O'Neal vardı.
Yapımcılar aktörden "o cüce Pacino" diye bahsediyorlardı.
Sekiz Oscar adaylığı var
Yönetmenlik: 1990 "The Local Stigmatic" filmini yönetti ve prodüktörlüğünü yaptı. 1996'daysa senaryosunu da yazdığı "Looking For Richard" adlı filmin yine hem yönetmeni hem prodüktörüydü.
Suç: 1961 yılında ruhsatsız silah bulundurmak suçundan tutuklandı.
İlginç: Orjinal ismi Blink olan müzik grubu İrlanda'da aynı isimde bi tekno grubu olduğunu öğrendikten sonra isimlerini "Blink 182" olarak değiştirirler. Bunun Al Pacino ile ne ilgisi var derseniz, grup 182 sayısını Al Pacino'nun "Scarface"de '****' kelimesini tekrarladığı sayıdan almış.
Biliyor musunuz?: 1997'de Hollywood ünlüler kaldırımında yer alan yıldızlar arasına girdi.
Bunu biliyor musunuz?: Bir gün takma bıyık ve güneş gözlüğü takarak Beverly D'Angelo ile birlikte bir Yankees maçına giden Pacino, tüm bu önlemlere karşın tanınmasına engel olamadı.
Söz: "Oyuncu duygusal bir atlet gibidir. Ve bu uygulama çok acı verici-benim kişisel hayatım bundan zarar görüyor."
BİRLİKTELİKLERİ: Sevgilisi : Beverly D'Angelo, aktris(1954) 1997'den beri birlikteler
Sevgilisi : Penelope Ann Miller, aktris (1964)
Sevgilisi : Lyndall Hobbs, sunucu(1953)
Sevgilisi : Jan Tarrant, drama öğretmeni
Sevgilisi : Diane Keaton, aktris (1946)
Sevgilisi : Marthe Keller, aktris (1945)
Sevgilisi : Jill Clayburgh, aktris (1944)

EĞİTİM ve AİLESİ:
Ailesi:
Babası: Salvatore Pacino, sigortacı
Anne: Rose Pacino (1962) Kızı
İkizleri : Ocak 2001 doğumlular

Eğitim:
-High School for the Performing Arts, New York, Mezun olmadan ayrıldı
-HB Studio, New York; Charles Laughton ile okudu
-Actors Studio, New York
ONU ÜNLÜ YAPAN NEDİR?
Godfather (Baba) serisinde oynadığı Michael Carleone rolü

_____________________________

Bu aralar yokum kendinize iyi bakın

(cevap olarak lewo_milla)
Mesaj #: 2
RE: Sinema Yıldızları - Biyografiler... - 14/8/2007 9:20:52 AM  2 oylar
muçki



Puan Toplamı: 115
Nereden: Olympus
Durum: çevrimiçi
Bu durumda Jim carrey'i koymak bana düşüyor.



Jim Carrey ya da gerçek adıyla James Eugene Carrey (d. 17 Ocak 1962, Ontario), Kanadalı komedyen ve sinema oyuncusudur.

1970'li yılların ortalarında, TV dizilerinde aldığı küçük rollerle oyunculuk dünyasına atılan Carrey, ilk çıkışını 1993 yılında "In Living Color" isimli TV şovuyla yaptı. Doğaçlama yeteneğinin ve mimiklerindeki esnekliğin farkına varılmasından sonra oynadığı 1994 yapımı Ace Ventura: Pet Dedective filmi ile televizyon dünyasından sinema dünyasına geçiş yaptı ve büyük bir başarı elde etti.

Yine 1994'te gişe rekoru kıran The Mask filmiyle asıl çıkışını yaptı. Aynı yıl Salak İle Avanak filminde canlandırdığı "Lloyd Christmas" karakteriyle ününü pekiştirdi.

Ardından 1995'de Batman Forever filminde The Riddler yani Bilmececi rolünde oynadı. Yine aynı yıl, Ace Ventura: When Nature Calls filminde oynayanarak başarısını artırdı. İki hayatlı, sıradışı ve başına buyruk karakterleri canlandırdığı filmler Cable Guy (1996) ve Liar Liar (1997) ile devam etti.

1998 yılıyla beraber Carrey, sinema ve TV ekranlarında canlandırdığı "güldüren" karakterlerden uzaklaşarak, Man on the Moon (1998), The Truman Show (1999), The Majestic (2001), Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004) adlı filmlerde gerçek bir aktör olduğunu kanıtladı.

Hiç Oscar alamamış olmasına rağmen 2 adet Golden Globe ödülüne, ve kendi kategorisinde bir rekor olan 9 adet MTV film ödülüne sahiptir. Empire Magazine dergisi tarafından, "tüm zamanların en iyi 100 sinema yıldızı" listesine 54. sıradan girmiş, yine aynı yıl People Magazine tarafından "dünyadaki en güzel 50 insan" listesine seçilmiş, 2003'de çıkarılan "90'ların en iyi Box Office yıldızları" sıralamasında da 5. sırayı almıştır.


Filmografi

The Six Million Dollar Man (2005)
The Secret Life of Walter Mitty (2005)
Fun with Dick and Jane (2005)
Lemony Snicket's A Series of Unfortunate Events (2004)
Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004)
Pecan Pie (2003)
Bruce Almighty (2003)
Majestic, The (2001)
How the Grinch Stole Christmas (2000)
Me, Myself & Irene (2000)
Man on the Moon (1999)
Simon Birch (1998)
Truman Show, The (1998)
Liar Liar (1997)
Cable Guy, The (1996)
Ace Ventura: When Nature Calls (1995)
Batman Forever (1995)

Dumb & Dumber (1994)
High Strung (1994)
Mask, The (1994)
Ace Ventura: Pet Detective (1994)
Itsy Bitsy Spider, The (1992)
Pink Cadillac (1989)
Earth Girls Are Easy (1988)
Dead Pool, The (1988)
Peggy Sue Got Married (1986)
Once Bitten (1985)
Finders Keepers (1984)
Copper Mountain (1983)
Introducing... Janet (1983)


Ödüllerinden Bazıları:
1995: MTV Film Ödülü - En iyi komedi performansı, Dumb and Dumber
1995: MTV Film Ödülü - En iyi Öpüşme, Dumb and Dumber
1996: People's Choice Ödülü - En iyi komedi aktörü
1996: MTV Film Ödülü - En iyi komedi performansı, Ace Ventura: When Nature Calls
1996: MTV Film Ödülü - En iyi erkek oyuncu, Ace Ventura: When Nature Calls
1997: MTV Film Ödülü - En iyi kötü karakter, The Cable Guy
1997: MTV Film Ödülü - En iyi komedi performansı, The Cable Guy
1998: MTV Film Ödülü - En iyi komedi performansı, Liar Liar
1998: Golden Globe - En iyi aktör (Drama), The Truman Show
1999: MTV Film Ödülü - En iyi erkek oyuncu, The Truman Show
1999: Boston Society of Film Critics Ödülü - En iyi aktör, Man on the Moon
1999: Golden Globe - En iyi aktör (komedi veya müzikal), Man on the Moon
2000: ShoWest Yılın Erkek Starı

Meraklısına...

Genelllikle yeşil renkli giyisiler giyen veya yeşil olan karakterleri canlandırıyor
16 yaşında, ortaokulu bitirmeden okuldan ayrıldı
Empire Dergisi'nin "Tüm zamanların en iyi 100 film yıldızı" listesinde 54. oldu. (1997)
People dergisinde Dünyanın en güzel 50 insanından biri seçildi. (1997)
Bir ara geçimlerini sağlamak için, diğer aile fertleriyle birlikte bir fabrikada çalıştı
2001'de yaptığı bir açıklamada Amerikan vatandaş olmak istediğini söyledi. Ancak Kadana vatandaşlığını da korumayı düşünüyor
2001'de kazandığı 9 MTV film ödülü bir rekordu
Dumb and Dumber, The Mask, Bruce Almighty, The Grinch ve The Man on the Moon filmlerinde canlandırdığı karakterlerin ortak yanları; zavallı olmaları ve ünlü olmak istemeleri

Alntıdır...

(cevap olarak rexcor)
Mesaj #: 3
RE: Sinema Yıldızları - Biyografiler... - 7/9/2007 11:06:24 PM  2 oylar
maxpayne_88



Puan Toplamı: 71
katıldı: 23/4/2007
Nereden: Elazığ City :)
Durum: çevrimdışı
Cameron Diaz



30 Ağustos 1972’de California San Diego’da doğdu. Küba-Amerikan bir baba ile İtalyan ve Alman ırkından gelen yerli bir Amerikalı annenin kızı olan Cameron, 16 yaşında Hollywood’da bir partide tanıştığı fotoğrafçı sayesinde Elite Model Ajansı ile bir anlaşma imzaladı. Modellikteki başarısı Japonya, Avustralya, Morocco ve Paris’te çalışmaya, Mademoiselle ve Seventeen gibi dergileride resimlerinin çıkmasına ve Calvin Klein, Coca Cola ve Levi’s gibi büyük şirketlerin reklam kampanyalarında rol almasına neden oldu. 1994’de Jim Carrey’in başrol oynadığı "The Mask / Maske" adlı aksiyon komedi filminde sinema kariyerine ilk adımını attı. Oyunculuk deneyimi hiç olmamasına rağmen filmdeki yardımcı oyuncu rolü denemelerine katılması sağlandı. 12 kez geri çağrıldıktan sonra kadın başrol oyuncusu Tina Carlyle rolünde oynaması kararlaştırıldı.


"The Mask" filminden sonra "The Last Supper"da rol alan Diaz, Hollywood'un yetenekli yıldızı Keanu Reeves ile başrolü paylaştığı "Feeling Minnesota"da evlenmek üzere olduğu adamın kardeşine aşık olan bir kadını canlandırdı. Bu filmle birlikte istediği çıkışı tam olarak yakalayamayan Cameron Diaz, daha sonraları Edward Burns ile "She's the One" ve Harvey Keitel ile "Head Above Water"da rol aldı. "Head Above Water / İz Peşinde" filmindeki başarılı oyunculuğu ile eleştirmenler tarafından geleceğin yıldızları arasında gösterilen Diaz, sinemadaki kariyerine ticari filmlerle devam etmeyi tercih etti.

Romantik komedi filmi "My Best Friend's Wedding / En İyi Arkadaşım Evleniyor"da Julia Roberts'a eşlik eden genç oyuncu, bu filmdeki performansıyla yükselişe geçti. "My Best Friend's Wedding"in ardından Trainspotting'in yönetmeni Danny Boyle'un, "A Life Less Ordinary / Olağanüstü Bir Hayat" (1995) adlı filminde, Ewan McGregor ile başrolü paylaştı. Aynı yıl uzun süredir beraber olduğu La Torre'den ayrılan güzel yıldız, 1998 yılında "There's Something About Mary / Ah Mary Vah Mary" adlı filmde birlikte oynadığı Matt Dillon üç yıl sürecek romantik bir ilişkiye başladı.


Bir kara mizah örneği olan "Very Bad Things / Hiç Hesapta Yokken"de Christian Slater'la başrolü paylaşan Diaz, 1999 yılında pek çok tartışma yaratan "Being John Malkovich / John Malkovich Olmak"da de rol aldı. Filmde, John Cusack'ın karısını canlandırdı ve bu rol ona 1999 Altı Küre ve Screen Actors Guild ödüllerinde en iyi yardımcı kadın oyunculuğu kazandırdı. Aynı yıl, yönetmenliğini Oliver Stone'un üstlendiği, başrollerinde Al Pacino, Dennis Quaid ve James Woods gibi usta oyuncuların yer aldığı "Any Given Sunday / Kazanma Hırsı"nda babasından kendisine miras olarak kalan Sharks adlı bir takımın sahibi Christina Pagniacci'yi canlandırdı.

2000 yılında tüm dünyada seyircilerin yoğun ilgisiyle karşılaşan ve gişe rekorları kıran "Charlie's Angels / Charlie’nin Melekleri"nde üç melekten "Natalie"yi canlandıran Cameron Diaz, 2001 yılında bir başka büyük yapımla yine kamera karşısındaydı. Güzel oyuncu, Tom Cruise ve Penelope Cruz ile birlikte rol aldığı "Vanilla Sky"da New York'lu yayıncı David Aames'e aşık Julie Gianni rolünde izleyici karşısına çıktı.


Diaz, 2002 yılında gösterime giren ve başrollerini Leonardo Di Caprio ve Daniel Day Lewis'le paylaştığı "Gangs of New York / New York Çeteleri"nden sonra, yine aynı yıl " The Sweetest Thing / Ateşli ve Tatlı" ve " The Slackers" adlı fimlerde de rol aldı. Diaz, Drew Barrymore ve Lucy Liu ile başrolleri paylaştığı, 2003 yapımlı "Charlie’s Angels: Full Throttle / Charlie’nin Melekleri: Tam Gaz" adlı filmdeki başarılı oyunculuğuyla yine sinemaseverlerden tam not aldı.




Tom Cruise



Thomas Cruise Mapother IV (d. 3 Temmuz 1962 Syracuse New York, ABD) üç kere Akademi Ödülüne aday gösterilmiş, Altın Küre ödüllü oyuncu.


Sinemaya 1981 yılında Franco Zeffirelli’nin Endless Love adlı filmiyle başladı. Ardından George C. Scott, Timothy Hutton ve Sean Penn ile birlikte rol aldığı Taps'da oynadı. Bunu ilk kez Altın Küre ödülüne aday gösterildiği 1983 yapımı Risky Business / Riskli İş izledi. 1986 yılına gelindiğinde Top Gun adlı filmde portresini çizdiği 'Maverick' rolüyle 80’li yılların en popüler karakterlerinden birini canlandırmış oldu.

Bu dönemlerde The Color of Money / Paranın Rengi, Rain Man / Yağmur Adam, ilk kez Oscar’a aday gösterildiği Born on the Fourth of July / Doğum Günü 4 Temmuz ve Far and Away / Uzak Ufuklar adlı filmlerde başrol oynadı.

1993 yılında oynadığı ve Teğmen J. G. Daniel Kaffee rolüyle kamera karşısına geçtiği A Few Good Man / Birkaç İyi Adam’daki performansıyla üçüncü kez Altın Küre’ye aday gösterildi.

1996’da oynadığı ve bir spor ajansının sahibini canlandırdığı Jerry Maguire ise en iyi aktör dalında ikinci kez Oscar’a aday gösterilirken, en iyi aktör dalında Altın Küre ödülünü kucakladı. Stanley Kubrick’in Eyes Wide Shut / Gözleri Tamamen Kapalı adlı filmde boşandığı karısı Nicole Kidman ile birlikte kamera karşısına geçti.

Yönetmenliğini Paul Thomas Anderson’ın üstlendiği 2000 yapımı Magnolia / Manolya adlı filmde ‘en iyi yardımcı erkek oyuncu’ dalında bir kez daha Altın Küre ödülüne layık görüldü.

Son dönemlerde Brian De Palma’ın Mission Impossible / Görevimiz Tehlike, John Woo’nun yönettiği devamı Mission Impossible 2 / Görevimiz Tehlike 2, Cameron Crowe’un yönettiği Vanilla Sky, Steven Spielberg’in yönettiği Minority Report / Azınlık Raporu, Edward Zwick'in yönettiği The Last Samurai / Son Samuray, Michael Mann'in yönettiği Collateral ve Dünyalar Savaşı adlı filmlerde rol aldı.

Scientology dinine mensuptur. Bu nedenle zaman zaman eleştiri almaktadır.

18 Kasım 2006'da Katie Holmes ile Roma'da evlenmiştir.


14 yaşındayken rahip olmayı düşünüyordu. Bu kararından bir sene sonra vazgeçti.
14 yaşındayken ABD ve Kanada'da 15 farklı okulda bulunmuş durumdaydı.
The Matrix'te Keanu Reeves'in canlandırdığı Thomas A. Anderson / Neo rolü için ilk düşünülen aktördü.
Mission: Impossible 2 için 75.000.000 $ alarak bir film için en yüksek ücreti alan aktör oldu.
1997'de en iyi giyinen erkek oyuncu seçilmişti
People Dergisinde yaşayan en seksi aktör seçilmişti (1990)
1994'te Toronto'da pilotluk lisansı aldı
Premiere'in 2003 yıllık "Power 100" Listesinde 14. oldu, 2002'de 16. idi
Hollywood Reporter, Tom Cruise'u dünyanın en fazla hasılat kazandırma potansiyeline sahip yıldızı seçti.
Basil ve Murray adlarında iki köpeği ve Harvey adında bir kedisi var.




Angelina Jolie



Angelina Jolie (4 Haziran 1975, Los Angeles, ABD), tam ismi Angelina Jolie Voight olan, Oscar ödüllü aktör Jon Voight'un kızı olan Amerikan sinema oyuncusudur.

Lee Strasberg Tiyatro Okulunda oyunculuk eğitimi aldı. Londra, New York ve Los Angeles'da profesyonel modellik yaptı. Şu anda ünlü aktör Brad Pitt ile birlikte ve basına göre evlilik planları yapıyor. Her ikisi de 3 yıl süren iki evlilik yaptı, 1996-1999 arasında Jonny Lee Miller ile, 2000-2003 yılları arasında da Billy Bob Thornton ile evli kaldı. Ama Billy Bob Thornton Angelina yerine televizyon izlemeyi tercih edince zaten yeterince aşk olduğu söylenemeyen ilişki sona erdi.Daha sonra 2004 yılında Mr And Mrs Smith filminde hayatının erkeğiyle Brad Pitt tanıştı.27 Mayıs 2006 tarihinde Shiloh Nouvel Jolie Pitt'i dünyaya getirdi.Shiloh Brad ve Angelina'nın biyolojik kızıdır.Çift şimdi ise Maddox,Zahara,Pax ve Shiloh ile dudak ısırtıcak bir aile hayatı sürmektedir.Geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada Jolie 14 çocuk istediğini vurgulamış ve Brad ile harika bir aileye sahip olduğunu çılgın bir ailesi olduğunu ve bunun için çok ama çok şanslı olduğunu söylemiştir ve ayrıca annesinin ölüm acısını Brad ile atlattığını söylemiştir ve onu ne kadar sevdiğini ne kadar aşık olduğunu da bir kez daha dile getirmiştir.



Vücudunda 12 dövme bulununan Jolie'nin, kolunda Türkçesi "Vahşi yürekli olup da kafeslerde tutulanlar için bir dua..." anlamında bir dövme bulunuyor.
Maddox (Doğum yeri:Kamboçya), Zahara Marley (Doğum yeri:Etiyopya) ve Pax Thien (Doğum yeri:Vietnam) adında üç evlatlık çocuğu ve Brad Pitt'ten dünyaya getirdiği Shiloh Nouvel (Doğum yeri:Namibya) isimli bir kız çocuğu var.
Ağustos 2005'te yardımlarından sonra Kamboçya Başbakanı tarafından Kamboçya vatandaşlığı kazandı.
Girl Interrupted filminde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar`ı kazandı.
Film başına en yüksek ücretini Lara Croft Tomb Raider: The Cradle of Life (2003) filminde aldı: 12 milyon USD. Lara Croft: Tomb Raider (2001) filminden ise 7 milyon USD almıştı.
FHM, Maxim ve Stuff gibi ünlü erkek dergilerinde defacalarca Dünyanın en seksi 5 kadınından biri seçildi. Ayrıca Amerikalı anket firması Blockbuster Inc. tarafından ABD erkeklerinin cumartesi geceleri en çok birlikte olmak isteyeceği ünlüler listesinden inanılmaz bir fark atarak birinci seçildi.
Bir röpörtajında Eskisi kadar çılgın bir hayat yaşamıyorsunuz bunun nedeni gerçek aşkı bulmanız mı? sorusuna
'Brad’e söylemeyin ama ben onu çok seviyorum. Hayatımın kesinlikle daha huzurlu bir dönemindeyim. 20 yaşındayken çok saçma şeylere tepki gösterirdim. Şimdi çocuklarım sağlıklıysa ve değer verdiğim birine bir şey olmadıysa hiç bir şey beni yıkamaz.'demiştir


Filmografi

Beowulf (2007) (Film Çekiliyor) .... Queen of Darkness
A Mighty Hearth (2007) .... Mariane Pearl
The Good Shepherd (2006) .... Clover Wilson
Mr. & Mrs. Smith (2005) .... Jane Smith
Alexander (2004) .... Olympias
The Fever (2004).... Revolutionary
Sky Captain ve Yarının Dünyası (2004) .... Franky
Shark Tale (2004) (voice) .... Lola
Taking Lives (2004) .... Illeana
Beyond Borders (2003) .... Sarah Jordan
Lara Croft Tomb Raider: The Cradle of Life (2003) .... Lara Croft
Life or Something Like It (2002) .... Lanie Kerrigan
Original Sin (2001) .... Julia Russell/Bonnie Castle
Lara Croft: Tomb Raider (2001) .... Lara Croft
Gone in Sixty Seconds (2000) .... Sara 'Sway' Wayland
Girl, Interrupted (1999) .... Lisa Rowe
The Bone Collector (1999) .... Amelia Donaghy
Pushing Tin (1999) .... Mary Bell
Playing by Heart (1998) .... Joan
Hell's Kitchen (1998) .... Gloria McNeary
Gia (1998) (TV) .... Gia Marie Carangi
Playing God (1997) .... Claire
George Wallace (1997) (TV) .... Cornelia Wallace
True Women (1997) (TV) .... Georgia Virginia Lawshe Woods
Foxfire (1996) .... Margret 'Legs' Sadovsky
Love Is All There Is (1996) .... Gina Malacici
Mojave Moon (1996) .... Eleanor 'Elie' Rigby
Hackers (1995) .... Kate "Acid Burn" Libby
Without Evidence (1995) .... Jodie Swearingen
Cyborg 2 (1993) .... Casella 'Cash' Reese
Alice & Viril (1993) .... Alice
Angela & Viril (1993) .... Angela
Lookin' to Get Out (1982) .... Tosh

şimdilik aklıma gelenler bunlar daha sonra yine eklerim


Alıntıdır

< Mesajı değiştiren maxpayne_88 -- 7/9/2007 11:16:35 PM >


_____________________________

Bir kulubü büyük yapan taraftarlarıdır

(cevap olarak muçki)
Mesaj #: 4
RE: Sinema Yıldızları - Biyografiler... - 7/9/2007 11:09:32 PM   
res_aykut



Puan Toplamı: 396
katıldı: 23/4/2007
Nereden: Cindy Lennox 'umun çalıştığı bardan..(J'S bar)
Durum: çevrimdışı
ahhh ah! 1975 yılında doğmak vardı ve Excelsior Lisesi'nde okumak

(cevap olarak maxpayne_88)
Mesaj #: 5
RE: Sinema Yıldızları - Biyografiler... - 7/9/2007 11:16:25 PM   
garnett

 


Puan Toplamı: 48
Durum: çevrimdışı
Jim Carrey'e bende bayılıyorum tam aklımdan geçti baktım muçki koymuş, ellerine sağlık

(cevap olarak res_aykut)
Mesaj #: 6
Schwarzenegger, arnold - 28/9/2007 7:43:03 PM  2 oylar
MahmutMK



Puan Toplamı: 2137
Nereden: İstanbul
Durum: çevrimdışı
ARNOLD SCHWARZENEGGER



30 Temmuz 1947, Graz - Avusturya


Lakabı: Alie içinde : ARNIE --- Tüm dünyada : "Terminator" olarak anılır...

En büyük filmi : TERMINATOR 2 JUDGMENT DAY -- Bütçe: 102 milyon dolar --- Hasılat: 520 milyon dolar --- Önemli başarısı: 4 oskar

Ünlü sözü: I'II BE BACK...

İlginç sözleri: Eğer bir sonraki Terminator filminde ben oynarsam bu filmin adı "TERMINATOR TEKERLEKLİ SANDALYEDE" olur.

MUHTEŞEM VÜCUT VİDEOSU 1

MUHTEŞEM VÜCUT VİDEOSU 2

MUHTEŞEM VÜCUT VİDEOSU 3

Avusturya asıllı Amerikalı aktör, politikacı ve 38. California valisi. Gerçek adı Arnold Alois Schwarzenegger’dır. 1968’de Sam Amca’nın topraklarına ayak bastıktan sonra Amerikan rüyasını gerçekleştiren, sayısız vücut geliştirme şampiyonluğu bulunan ve tüm zamanların en çok gişe başarısı getiren filmlerinde başrol oynayan Schwarzenegger, Richard Nixon ve düşüncelerine yakınlığı nedeniyle Cumhuriyetçi olmuş ve siyasete atılmıştır. Terminator, Total Recall, Predator ve Conan The Barbarian gibi tüm dünyada büyük ilgi gören yapımlarda rol almıştır.

30-temmuz 1947’de Thal, Styria, avusturya’da dünyaya geldi. Babası Gustav Schwarzenegger polis şefiydi, çok fazla içki içiyordu ve 1938’de Nazi Partisi Anschluss’a katılmıştı. Annesi Aurelia Jadrny’le evlendiklerinde Jadrny’nin önceki evliliğinden Meinhard isimli bir oğlu bulunuyordu. Ailesi Katolik geleneklerine sıkı sıkıya bağlıydı. Schwarzenegger’ın babasıyla ilişkisi hep problemli olmuştu. Aktör bu konudaki görüşlerini “Aramızda gerçek bir duvar var.” şeklinde açıklamıştı. Ancak baba oğul birlikte sinemaya gitmekten hoşlanıyorlardı ve Schwarzenegger, izlediği ilk filmin bir John Wayne filmi olduğunu hatırlıyordu. Öğrenciliğinde güler yüzlü, neşeli ve coşkulu olan Schwarzenegger, ekonomik açıdan da zor şartlarda büyümüştü. Çocukluğunun en kayda değer anılarından birini evlerine buzdolabı alınması olarak hatırlayan aktör, spora meraklıydı. Kendisini zayıf bulduğu için body-building’le ilgilenen ve bir spor salonuna kaydolan Schwarzenegger’ın idolleri vücut geliştirme konusunda büyük ün yapmış Reg Park ve Steve Reeves’di.

1965’te askerlik görevini yapmak için avusturya ordusuna katılan aktör, aynı yıl vücut geliştirme konusunda düzenlenen Junior Mr. Europe’u kazandı.

Henüz 20 yaşında olan aktör, 1967’de ve 1968’de olmak üzere iki yıl üst üste Londra’da yapılan Mr. Universe’ü kazanarak bu ödülü alan en genç sporcu oldu.

Eylül 1968’de ilk defa amerika’ya gelen ve İngilizcesi oldukça zayıf olan aktör, Santa Monica’daki Gold's Gym’de Joe Weider’ın gözetiminde vücut çalışmaya başladı.

1969’da 5 yıl boyunca birlikte olacağı İngilizce öğretmeni Barbara Outland Baker’la tanıştı. Baker daha sonra 2006’da ilişkilerinin iç yüzünü anlatacağı “Arnold and Me: In the Shadow of the Austrian Oak” isimli bir kitap yazacaktı.

Aynı yıl dünyadaki en prestjli vücut geliştirme ödülü Mr. Olympia’ya katıldı ama 3 kez şampiyon olan Sergio Oliva yüzünden yarışmayı kaybetti.

1970’te nihayet Mr. Olympia’ydı. 1975’e kadar her yıl Mr. Olympia’yı kazanan Schwarzenegger, o yıl emekli olduğunu açıklayarak yıllarını verdiği bu spora veda etti.

İlk filmi yönetmenliğini Arthur Allan Seidelman’ın yaptığı Hercules in New York’tu. İngilizcesi çok iyi olmadığı için filmde sesi dublajlıydı. Güçlü kasları ve vücudu yüzünden bu film için biçilmiş kaftandı. Ancak yapımcılar soyadını telaffuz edemedikleri için ona Arnold Strong diyorlardı.

1971 yılında erkek kardeşi Meinhard bir trafik kazasında hayatını kaybetti. O yıl tüm dünya onu “Dünyanın En Güçlü Adamı” olarak tanıyordu. Vücut geliştirmeden film kariyerine geçiş dönemi Schwarzenegger için oldukça zorlu oldu. Çünkü yola sinemayla devam etmek bir yandan onu korkutuyordu. Başlangıçta sıkıntı çekse de sinemanın büyülü dünyası onu da etkisi altına almış görünüyordu.

1972’de babası Gustav Schwarzenegger, felç nedeniyle hayata veda etti. Schwarzenegger, body building yarışmasına katıldığı için babasının cenaze töreninde bulunamamıştı.

1976’da Jeff Bridges’le birlikte Stay Hungry filmi için kamera karşısındaydı. Filmdeki rolüyle en iyi erkek oyuncu dalında Golden Globe ödülünün sahibi oldu. Bu onun sinemaya inancını arttıran önemli bir ödül oldu. Ertesi yıl Mr. Olympia olma yolundaki serüveninin anlatıldığı belgesel film Pumping Iron ile kamera karşısındaydı. The Streets of San Francisco ve Dead Lift gibi dizilerde rol aldıktan sonra 1979’da western türündeki The Villain’la izleyiciyle buluştu. Aynı yıl Scavenger Hunt’ta bir spor hocası rolünü canlandırdıktan sonra sinema tarihinde önemli yeri olan Robert E. Howard’ın ünlü çizgi roman klasiği Conan’a beyaz perdede Conan the Barbarian ve Conan the Destroyer filmleriyle hayat verdi. Bunca yoğun trafiğin içinde o yıl University of Wisconsin’deki uluslararası ekonomi dalındaki eğitimini de tamamlayıp mezun oldu.

1984’te büyük box office başarısı getirecek olan ve Schwarzenegger’ı tüm dünyada en çok ünlü yapan filmlerden biri olan James Cameron’ın The Terminator’ünde yarı insan yarı makine rolünde izleyiciyle buluştu.

26-nisan 1986 ‘da John F. Kennedy ‘nin yeğeni olan ünlü televizyoncu Maria Shriver ‘la dünya evine girdi. Çiftin, Katherine Eunice Schwarzenegger, Christina Maria Aurelia Schwarzenegger, Patrick Arnold Schwarzenegger ve Christopher Sargent Shriver Schwarzenegger isimlerinde dört çocukları oldu. Daha sonraki flmi olarak Predatör geldi.

80’li yıllar aksiyon filmlerinde Schwarzenegger’le birlikte Sylvester Stallone’un uluslararası star oldukları yıllardı. Ancak aksiyon dışında farklı türlerde de kendini gösteren aktör, Danny De Vito’yla birlikte başrolleri paylaştıkları Twins isimli filmde komedi dalında da oldukça başarılı olduğunu göstermiş oldu.

Aktörün 90’lı yıllara başlangıcı oldukça iddali oldu. Zira ünlü yazar Philip K. Dick’in romanından beyaz perdeye uyarlanan ve başrollerini Sharon Stone’la paylaştığı Total Recall iki dalda oskara aday gösterildi.

1991’de Terminator’un devam filmi olan Terminatör 2:Judgement Day, o zamana kadar yapılmış en yüksek bütçeli ve en çok hasılat elde eden film olarak sinema tarihine geçti.

Last Action Hero, True Lies, Junior, T2 3-D: Battle Across Time, Eraser ve Jingle All the Way filmlerinden sonra sinema izleyicisi 1997’de Schwarzenegger’ı Batman&Robin’de izleme fırsatı buldu.

2000 yılında Bruce Willis, Sylvester Stallone ve Demi Moore’la birlikte Hard Rock Café olan Planet Hollywood’u kurdu. Küçük yaşlarda politikaya ilgi duymaya başlayan, 1968’de Amerika’ya ilk kez geldiğinde, Nixon’dan çok etkilenen ve Cumhuriyetçilere yakın bir siyasi duruşu benimseyen Schwarzenegger, Kennedy’nin yeğeniyle evli olması sebebiyle de bu alanda çok fazla düşünme ve tartışma fırsatı buluyordu.

Hayatı vücut geliştirme ve sinema ve politika şeklinde üç bölüme ayrılabilecek Schwarzenegger, 8-ocak 2003 seçimlerinde California valisi seçildi. İlk defa The Tonight Show with Jay Leno programında aday olacağı açıklandığında bu TV tarihinin en önemli haberlerinden biri olarak görülmüştü.

Schwarzenegger, İrlandalı John Downey’dan sonra Amerika’da doğup büyümeden California valiliğine seçilmiş ikinci politikacıdır. Ayrıca Ronald Reagan’dan sonra vali olan ikinci film yıldızıdır.



İlginç Bilgiler

İlk filminde soyadı zor söylendiği için yapımcılar tarafından Arnold Strong olarak anılmıştır. İkinci filminde bu olaydan rahatsız olduğu için Schwarzenegger soyadını kullanmıştır.
Arnie'nin Avusturya'da kendi adına bir futbol stadyumu bulunmaktadır.
Vali olduktan sonra hakkında birçok taciz davası açıldı. Bu davaların bazıları hala devam etmektedir. Ayrıca yakın arkadaşı James Cameron'un eş olan Linda hamilton'a karşı da taciz söylentileri vardır...


Filmleri

1970 Hercules in New York
1973 The Long Goodbye
1976 Sat Hungry
1977 Pumping Iron
1979 The Villian
1979 Scavenger Hunt
1982 Conan the Barbarian
1984 Conan the Destroyer
1984 The Terminatör
1985 Red Sonja
1985 Commando
1986 Raw Deal
1987 Predator
1987 The Running Man
1988 Red Heat
1988 Twins
1990 Total Recall
1990 Kindergaten Cop
1991 The Terminatör 2:Judgement Day
1992 Feed
1993 Dave
1993 Lasy Action Hero
1994 The Last Party
1994 True Lies
1994 Junior
1994 A Century of Cinema
1994 Beretta's Island
1996 Eraser
1996 Jingle All The Way
1997 Batman&Robin
1999 End of Days
2000 The 6th day
2002 Collateral Damage
2003 The Terminatör 3:The Rise of the Machines
2004 Around the World in 80 Days
2005 The Kid & I


1. KAYNAK

2. KAYNAK

3. KAYNAK



BAZI RESİMLER


















< Mesajı değiştiren MahmutMK -- 28/9/2007 7:48:23 PM >


_____________________________


(cevap olarak garnett)
Mesaj #: 7
RE: Schwarzenegger, arnold - 28/9/2007 10:56:23 PM  2 oylar
majodyman



Puan Toplamı: 61
Nereden: Wish House
Durum: çevrimdışı
EDWARD NORTON



Doğum Tarihi: 18 Ağustos 1969
Doğum Yeri: Boston, Massachusetts, USA


Sıradışı bir yeteneğe sahip olan aktör Edward Norton’un yıldızı, 1996 yılında rol aldığı “ Primal Fear ” adlı filmdeki rolüyle bir anda parlayıvermişti. Filmdeki nefes kesen performansı ile önce Altın Küre’ye ardından Oscar’a aday gösterilen Norton, “ American History X ”, “ The People vs. Larry Flynt ” ve “ Fight Club ” gibi başarılı yapımlarla yoluna devam etti.

18 Ağustos 1969’da Boston’da dünyaya gelen aktör, çocukluk yıllarını Columbia’da geçirdi. Küçük yaşlardan itibaren zekası ve ciddiyeti çevresindekilerin dikkatini çeken Norton’un oyunculuğa olan ilgisi daha beş yaşındayken, sonradan kendisi de aktris olan bakıcısı Betsy True ile birlikte gittiği “ Cinderella ” müzikaliyle başladı.

Bundan kısa süre sonra Orestein’s Columbia School for Theatrical Arts’da okumaya başlayan Norton, ilk sahne heyecanını sekiz yaşında “ Annie Get Your Gun ” ile tadacaktı.

Küçük yaşına rağmen rolünü büyük profesyonellikle canlandıran Norton, bundan sonraki rollerinde de ciddiyetini sürdürdü. Liseden sonra Yale Üniversitesi’nde astronomi, tarih ve Japonca eğitimi alan aktör, üniversitenin tiyatro etkinliklerinde de faal olarak görev almaktaydı.

Norton, tarih diplomasını aldıktan sonra birkaç ayını Japonya’da geçirdi. Ardından New York’a giderek, şehirlerdeki bozulmaya karşı mücadele veren “ Enterprise Foundation ” için çalıştı. Bu dönemde de oyunculuk konusunda karşısına çıkan her fırsatı değerlendirmeye devam eden aktör, sonuçta oyunculuğu meslek olarak benimsemeye karar verdi.

1994 yılında Edward Albee’nin “ Fragments ” isimli oyunu için oyuncu seçmelerine katıldı ve seçmelerde sergilediği dikkat çekici performansla rolü kolayca aldı. Ardından, sık sık Albee oyunlarının sahnelendiği “ New York Signature Theatre Company ”ye katıldı. Broadway’de gösterdiği başarılı performans yapımcıların gözünden kaçmayacaktı.

Aktör, 2100 kişinin katıldığı seçmeleri geçerek “ Primal Fear ” da rol aldı. Seçmelere gelen yönetmen, Norton’un kusursuz bir Kentucky aksanıyla konuştuğunu duyduğu anda – canlandırılacak karakterin geldiği yer Doğu Kentucky idi – rolü Norton’a vermeye karar vermişti.

Söylentiye göre Norton bu aksanı Coal Miner’ın “ Daughter ”ını izleyerek öğrenmişti. Seçmelerde bulunanlar arasında, Norton’un sahnede gösterdiği performansı görüp de etkilenmeyen kişi yoktu.

Aynı yıl Woody Allen’ın yönettiği “ Everyone Says I Love You ” isimli Hollywood müzikalinde Drew Barrymore’un nazik nişanlısını canlandıran aktör, rolündeki şarkıları kendi söyleyerek bu alandaki başarısıyla da izleyicileri etkilemeyi başardı.

Bir yıl içinde birbirinden bunca farklı iki filmle hızını alamayan aktör, Milos Forman’ın beğenilen filmi “ The People vs. Larry Flynt ” isimli filmde de azimli ceza avukatı rolüyle dikkatleri üzerinde topladı.

1998 yılında Norton iki ayrı filmdeki performansıyla yine sinemaseverlerin beğenisini toplamayı başardı. Bunlardan ilki, “ Rounders ” filmindeki, Matt Damon’un “ Solucan ” lakaplı arkadaşı rolüydü. Film hakkındaki yorumların yetersizliği aktörün başarısını da biraz gölgeledi. Aynı yıl rol aldığı “ American History X ” filmi de box-office’te fazla başarı elde edemedi ama Norton filmdeki rolüyle izleyicileri hayran bırakarak Oscar adaylığını elde etti.

1999 yılında Brad Pitt ve Helena Bonham Carter ile birlikte “ Fight Club ”da rol aldı. Ardından 2000 yapımı “ Keeping the Faith ” ile yönetmenliğe adım atan Norton, filmde aynı zamanda en yakın arkadaşıyla aynı kadına aşık olan papaz rolündeydi. 2001 yapımı “ The Score ”da yine bambaşka bir kişilikle – saldırgan ve yetenekli genç bir hırsız olarak – hayranlarının karşısına çıktı. Aktörün filmdeki rol arkadaşları arasında, Hollywood’un dev isimleri Robert de Niro ve Marlon Brando da vardı.

Edward Norton’un 2002 yılında rol aldığı yapımlar arasında “ Frida ”, “ Red Dragon ” ve “ Death to Smoochy ” bulunuyor...



Filmografi

-The Painted Veil (2006) .... Walter Fane
-The Illusionist (2006) .... Eisenheim
-Down in the Valley (2005) .... Harlan
-Kingdom of Heaven (2005) .... King Baldwin
-The Italian Job (2003) .... Steve
-25th Hour (2002) .... Monty Brogan
-Red Dragon (2002) .... Will Graham
-Frida (2002) .... Nelson Rockefeller
-Death to Smoochy (2002) .... Sheldon Mopes/Smoochy the Rhino
-The Score (2001) .... Jack Teller
-The Simpsons .... Devon Bradley (1 episode, 2000)
-Keeping the Faith (2000) .... Father Brian Finn
-Fight Club (1999) .... The Narrator
-American History X (1998) .... Derek Vinyard
-Rounders (1998) .... Lester 'Worm' Murphy
-Everyone Says I Love You (1996) .... Holden Spence
-The People vs. Larry Flynt (1996) .... Alan Isaacman
-Primal Fear (1996) .... Aaron Stampler
-Only in America (1994) (V) (as Ed Norton) .... Duane/James/Bruno/Eric/The Museum Guard

_____________________________


(cevap olarak MahmutMK)
Mesaj #: 8
RE: Sinema Yıldızları - Biyografiler - 3/10/2007 2:03:59 PM  1 oylar
lewo_milla



Puan Toplamı: 614
Nereden: Milla+Keira+Avril'ın Yanı - Raccoon(İzmir)
Durum: çevrimdışı
Milla'dan sonra çok sevdiğim ikinci bayan...



Keira Knightley


Doğum Yeri: Londra, İngiltere
Doğum Tarihi: 22.03.1985
Boy : 1.70 m
İlk Rol: "A Village Affair" 9 yasındayken
Çıkış: "Bend It Like Beckham"
Favori Filmler: Star Wars Filmleri
Favori TV Showu: Neighbours
Favori Müzik: Eminem Nirvana
Favori Yemek: İtalyan
Favori Aktris Katharine Hepburn
Hobbi: film seyretmek





Onu Ünlü Yapan Ne? Bend It Lıke Beckham (Hayatımın Çalımı Beckham) filmindeki performansı.


Ailesi:
Babası: Aktör William Knightley
Annesi: Aktrislikten yazarlığa geçiş yapan Sharman MacDonald
Kardeşi: bir abisi var Caleb (24)


Ödüllerinden Bazıları:
Londra Film Eleştirmenleri Birliği En İyi Yeni Yüz - Bend It Like Beckham


Eğitim:
- Devam ediyor.


Meraklısına...

Dans eğitimi var. Geçmişte Star Wars Episode 1'de Queen Amidala'nın (Natalie Portman) dublörünü canlandırdı ve aralarındaki farkı annesi bile anlamadı.


Kısaca Hayatı...



İngiliz sinemasının bütçesiyle dudak uçuklatan ya da hasılat rekorları kıran filmleri olmasa da yetenekli oyuncularını Hollywood'a ihraç etmesiyle tanınıyor. Adalı oyuncuların yeni kuşak isimleri arasında şimdi Keira Knightley en popüler olanı.

Son dönem yıldızları yükselen memleketlileri Kate Beckinsale ile Scarlett Johansson'ın imajlarını toplayıp ortalaması alındığında ortaya Keira Knightley çıkabilir hani abartırsak. var ama konumuz. Keira Knightley henüz 20 yaşında. Hakkında neredeyse her gün bir haber alıyor, yeni projelerin oyuncu kadrosunda adını görüyoruz. Kısaca göreceğimiz filmleri gördüklerimizin sayısını fazlasıyla katlayacak gibi. Tüm zamanların en çekici 100 film yıldızı' listesinde ilk sıraya yerleştiği haberini demin yazdım zaten:):)). Yani sinemanın efsanesi Marilyn Monroe'yu ve Hollywood'un tüm güzellerini geride bırakmış. Oylamayı yapan sinema dergisi 'Empire' İngiliz de olsa ortada bir torpil olmadığı açık.



Onu Hollywood için ideal yapan "Hayatımın Çalımı Beckham"daki gibi 'masum' yüzündeki müzip ifade. Yeterince çocuksu, bir o kadar da 'kadınsı' yani olgun hal takınabiliyor. Cazip, çekici ve bir haliyle de dumuş oturmuş, hafif 'hüzünlü' bir ifadesi var hani. Daha önemlisi şimdiye kadar oynadığı rollerde 'oynayabildiğini' gösteren, farklı rollerin üstesinden gelebileceği ipucunu kısa rollerinde bile fazlasıyla veren etkileyici bir imaj oluşturabilmesi. Hatirlarsanız, "Aşk Heryerde" adlı romantik komedide ingiliz tiyatro ve sinemasının usta isimlerinin buluştuğu, Hugh Grantve Colin Firth gibi isimlerin oluşturduğu kalabalığın arasında bile dikkati çekmeyi başarmıştı.
Annesi oyun yazarı, babası da aktör. 10 yıl önce, çocukken başlamış oyunculuğa. Televizyon filmleriyle başlayan kariyerinde "Yıldız Savaşları-Gizli Tehlike"deki dublörlüğüye izleyici tarafından farkedilmiyor pek. Ama "Oliver Twist" gibi klasik mini TV dizileriyle İngiltere'de yoluna devam ediyor. Dünya vizonuna ulaşma çabalarının birisi de üç yıl önceki gerilim filmi "Delik" oluyor. İngiltere'nin en saygın tiyatro yönetmenlerinden Nick Hamm'in filminde Amerkan Güzeli'nden hatırlayacağınız Thora Birch gibi Hollywood'un yeni keşifleriyle birlikte rol alıyor. Ama nafile. Neyseki ardından gelen "Hayatımın Çalımı Beckham" ona hayatının çalımını yapma fırsatını veriyor. Johnny Depp'i keyifle izlediğimiz "Karayip Korsanları"da bu kez Hollywood'daki genç İngiliz oyuncu Orlando Bloom'un aşık olduğu kraliyet mensubu genç kızı canlandırıyor.

Amerikalı yönetmenlerin gönlünü pırıltılı yüzüne yakışan arzulu gülüşüyle çoktan fethetti. Oscar ödüllü aktör Adrian Brody ile birlikte "The Jacket" adlı film için kamera önüne geçti bile. "Azap Ateşi" gibi Hollywood icraatlarıyla tanınan İngiliz yönetmen Tony Scott'ın yeni filmi "Domino"da da başrolde oynayacak. 'Eski' 007 Pierce Brosnan bile Bond kızı olarak ona şans tanıdı!!!!!.




Keira Knightley
Bir baktık 'star' olmuş!
Lider ruhlu, azimli, istediğini mutlaka elde eder... Koç burcunun belirgin özellikleri işte. 26 Mart 1985'te doğan Keira Knightley, henüz 21 yaşını sürerken geldiği noktaya bakılırsa burcunun doğrultusunda gidiyor. 1999'da Yıldız Savaşları: Bölüm 1, Gizli Tehlike'de figürandan biraz daha önemli bir rol üstlenip Prenses Amidala'nın dublörü Saba'yı oynayan bu küçük kız, bugün dünya çapında izlenme rekoru kırması beklenen Karayip Korsanları: Ölü Adamın Sandığı filminin yıldızı. 2001'de sinemalarımıza şöyle uğrayan Delik (The Hole) filmiyle bize selam çakan, 2002 tarihli Hayatımın Çalımı'yla yüzüne aşina olmaya başladığımız güzel yıldız, Karayip Korsanları: Siyah İnci'nin Laneti ile tüm dünyanın kabul ettiği bir isim haline geldi. Erkek dergilerinin her sene hazırladıkları Dünyanın En Seksi Kadınları listelerinin gediklisi, büyük bütçeli filmlerin aranılan aktristi oldu.

İskoç anne, İngiliz babadan olma Knightley, Karayip Korsanları'nda Vali'nin uçarı kızı Elizabeth Swann'ı canlandırıyor. Elizabeth, bir demirci çırağı olan Will Turner'a (Bloom) aşık. Knightley onun yaşında her genç kızdan bekleneceği gibi, Orlando Bloom ve Johnny Depp gibi iki yakışıklı aktörle oynamaktan gayet memnun. 'Tek kelimeyle büyüleyici... İkisi de son derece yakışıklı. Johnny Depp'i çalışırken seyretmek başlıbaşına bir keyifti. Bildiğiniz gibi gerçek anlamda bir ustadır. Onu seyrederken sanki ustalardan ders alıyormuşum gibi hissettim. Orlando'ya gelince... Onu çok uzun zamandır zaten tanıyorum. Londra'da çok güzel şeyler yapmıştık. Bu filmde onunla karşılıklı oynamak harikaydı...' Depp'e hayranlığı azımsanacak gibi değil Knightleynin, hatta filme onunla öpüştüğü bir sahneyi koyması için yönetmen Verbinski'ye yalvardığını kendi söylüyor. Çekimlerin çoğunda Knightleynin annesinin de olduğunu söyleyelim de, bu itirafa aldanıp onun özgürlüğünü tamamen ilan etmiş vamp bir kadın olduğu fikrine kapılmayın. Bu konudan söz açıldığında konuşmaya hevesli değil Knightley:Fırsat buldukça elime bir fincan kahve tutuşturmaktan başka şey yaptığı yok. Kısacası annelik görevini yapıyor. Bu konuyu kapatsak iyi olacak.' Çekimlerin yapıldığı Bahama Adalarında boş vakitlerini nasıl değerlendirdiği sorulunca Knighley'nin okumaya olan merakı ortaya çıkıyor. Lucrezia Borgia hakkında iyi bir biyografi, Hitlerin sığınağı hakkında iyi bir kitap okudum. Çok sayıda senaryo taslağına göz gezdirdim. Knighleynin yer aldığı, yakın zamanda seyredeceğimiz projeler ise şunlar. Karayip Korsanları 3, Alessandro Barricco'nun ünlü eserinden uyarlanan Silk (İpek) ve yine roman uyarlaması Atonement (Kefaret-Ian McEwan).


FİLMİ TEK BAŞINA GÖTÜREBİLİYOR
Keira Knightley iyi bir oyuncu olduğunu "Bend it Like Beckham" ve İngiliz televizyonu için oynadığı Doktor Jivago dizisindeki Lara rolüyle kanıtlamıştı ama bir filmi tek başına götürebileceğini 2005te çevirdiği "Aşk ve Gurur" filmindeki Elizabeth Bennet rolüyle gösterdi. Bu film sadece İngilterede değil ABDde büyük ilgi gördü.
Esmer güzeli Keira Knigthley, henüz 21 yaşında olmasına rağmen, uzun zamandır hiçbir İngiliz kadın oyuncunun ulaşamadığı bir unvana sahip: Hollywoodun en parlak genç yıldızlarından biri. Oynadığı filmlerin yaptığı hasılat, Scarlett Johanssonunkinden daha yüksek. Artık film başına 6 milyon dolar gibi ücretler talep edebiliyor.
Buna karşılık özel hayatını Scarlett Johanssona göre daha gizli tutuyor. Tipik bir İngiliz gibi, bunun kamuyu ilgilendirmediğini söylüyor.
Kral Arthur filmindeki Lady Guinevere karakterine getirdiği yeni solukla bir anda yıldızı parlayan Keira Knightley, son dönem moda akımlarının sıkı takipçilerinden. Audrey Hepburnu andıran yüz hatlarına ithafen, giyim tarzı da Hepburnun minik bir kopyasını anımsatıyor. Küçük ve minyon yapısıyla 50li yılların modasına bir saygı duruşu sergileyen genç oyuncu, tercihini genelde sade ve şık tasarımlardan yana kullanıyor. Kırmızı halı üzerinde aristokrat şıklığını sunan Knightley, set dışında gayet spor, yenilikleri yakından takip eden bir görüntü veriyor. En son yeni filmi Pride and Prejudicein galasında giydiği elbiseyle babaannelerimizin dolabında saklı duran kıyafetleri gün yüzüne çıkarmakla kalmadı, ayrıca bu akımda birçok Hollywood yıldızına da öncülük etmiş oldu.




Keira: Kiiyra diye okunur
19 yaşında olması ve çevirdiği dişe dokunur film sayısının bir elin parmağını geçmemesi gerçeklerini hesaba katarsak, Keira Knightley'in Empire okurları tarafından tüm zamanların en güzel aktristi seçilmesine şaşırdığımızı söylemeliyiz. Keira, böyle bir ankette ilk seçimimiz olmadı doğrusu, ancak şimdi düşünüyoruz da olabilirdi de. Ya çok kolay etkileniyoruz ya da bu kızda gerçekten ilginç bir şeyler var.
Keira, oyuncu bir anne babanın kızı olarak 22 Mart 1985'te doğmuş. 1985 kısmının üzerinden bir daha geçelim isterseniz. 3 yaşında ailesine bir ajansla çalışmak istediğini söylemiş ama özellikle oyunculuktan yazarlığa geçen annesi, kızının oyuncu olmasını istemiyormuş. Keira 3 sene kadar başlarının etini yedikten sonra, 6 yaşında, sonunda ailesini ikna etmiş, ancak ailesinin şartı zaten disleksi olan Keira'nın kariyerinin eğitimi ile hiçbir şekilde çakışmamasıymış. Bize, 3 yaşında ailesini ısrarlarıyla bezdirebilen bir kızın önünde duramayacaklarından, sanki zorla, izin vermiş taklidi yapmışlar gibi geldi.
1994'te, yani dokuz yaşında "'A Village Affair" adlı ilk filminde oynamış. Duymadınız mı? Nasıl sinemaseversiniz siz? Şaka yapıyoruz, bizim de hiç mi hiç haberimiz yok doğrusu. Bu filmden sonra birkaç ufak yapımda ufak rollerde görünmüş. 9 yaşında olması ve ufak rollerde görünmesi ile ilgili gerçekten kötü birkaç espri yapabiliriz ama yapmayacağız, siz okuyucularımıza değer veriyoruz.
Keira ilk önemli rolünü, 1999'da çekilen "Star Wars Episode I"da kapmış. Rolü, kraliçe Amidala'nın yanındaki sahte kraliçeymiş. Sanırım hatırladınız, Padme'nin suikastlara karşı korunmak için yanında dolaştırdığı benzeri Sabe vardı ya, işte o Keira imiş. Birçok kişi o ağır makyaj yüzünden Sabe'nin de Natalie Portman tarafından canlandırıldığını düşünmüş. Sadece izleyiciler değil, Keira'nın annesi bile ikisini ayıramamış.
Daha sonra televizyon filmi "Princess of Thieves" ve "Oliver Twist"de oynadı ama biz bunları da izlemedik, geçiyoruz. Ama 2001'de rol aldığı "The Hole"u izledik, eğer bu filmi izleyip de Keira'yı hatırlamayan varsa, rica ediyoruz zaten artık daha fazla okumasın. İzleyenler neden bahsettiğimizi anlayacaktır!
Bütün bu rollere rağmen Keira Knightley'in "aa şu filmdeki kız işte" rolü, "Bend It Like Beckham"daki Jules oldu. Gurinder Chadha'nın beklenmedik şekilde bütün dünyada hit olan ufacık bütçeli sevimli komedisi için Keira 20 hafta futbol çalışmıştı. Rolü için akıl hastanesinde filan zaman geçiren idealist oyunculardan olduğu için değil ama yerine oynatacakları bir dublöre bütçe ayrılamadığı için. İngiltere'nin önemli koçlarından biri olan çalıştırıcısı, bu eğitimden sonra Michael Owen'dan daha yetenekli olduğunu bile söylemişti. Hepimizin hatırladığı "Love Actually", "Pirates of the Caribbean" derken Keira, "King Arthur"daki Guinevere rolü ile bugünlerde tekrar perdelerimize konuk oluyor.
Keira, 5 kız arkadaşıyla birlikte Londra'da kocaman bir evde yaşıyor. Bu yıl boyunca İngiltere'nin önemli bütün dergileri tarafından yılın en güzel oyuncusu ilan edildi. Adının yanlış okunmasından şikayetçi. Hala filmlerden kazandığı paraları oyuncak bebeklere ve bebek evlerine yatırıyor. Bir de geçenlerde saçlarını epey bir kısa kestirdi.



Keira Knightley henüz 21inde olduğu halde Hollywood yapımcılarının peşinden koştuğu bir yüz, ufak çapta bir servet sahibi... Ama o ısrarla Londrada bir apartman dairesinde sevgilisi Jamie Dornan ile sade bir hayat yaşıyordu(ayrıldılar.şu anda rupert friend'le birlikte) ve alışıldık yıldız tavırlarından uzak bir kişiliği var.

Uzun zaman önce gösterime giren Aşk ve Gururun Elizabeth Bennet Keira Knightley, 26 Mart 1985te İngilterede doğdu. Babası Will aktör, annesi Sharman Macdonald oyun yazarı ve oyuncuydu. Keira nın onların izinden gitmeye karar vermesi uzun sürmedi. Üç yaşında bir ajansa kaydolmak istediğini söylemiş, yedisinde kavanozda biriktirdiği bozukluklarla bir ev alıp ailesinin yanından taşınmaya karar vermişti.

Ama bir ajansa kaydolmak için dört yıl daha beklemesi gerekti ve yedi yaşında Little Girl in Royal Celebration adlı televizyon dizisiyle siftah yaptı, bunu başka diziler izledi. Okuma yazma güçlüğü yaşadığı da aynı dönemde ortaya çıktı. Küçük oyuncu bu sorunu ailesinin desteği ve sıkı bir çalışmayla ilkgençliğinde aştı.

Sinemanın tadını, iki lezbiyenin aşkının anlatıldığı A Village Affair adlı filmle aldı. Ancak sinemayla gerçek tanışması 1999;da George Lucas;ın Star Wars-Gizli Tehlike filmi sayesinde oldu. Filmde Natalie Portman;ın canlandırdığı Amidala adlı cumhuriyetçi senatörün benzerini oynadı. 14 yaşındaki Keira Knightley ve Portman arasındaki benzerlik o derece fazlaydı ki, sette makyajları yapıldığında onları anneleri bile birbirinden ayıramazdı. Filmin basın duyurusunda Keiranın adı gizli tutuldu ve her iki rolü de Portman;ın canlandırdığı belirtildi. Hatta Keira;nın annesi Sharman Macdonald bile filmde öz kızını tanıyamadı.

Keira, Teddingtonda sıradan bir okula gidiyordu ve okul bitince ne yapacağına ilişkin bir fikri yoktu. Gitgide daha önemli teklifler almaya başlasa da, sınavlarıyla çakışan teklifleri kabul etmiyordu. 1999da Disney;in Hırsızlar Kralı adlı filminde Robin Hood;un kızı Gwyni canlandırdı. İlk ciddi ilişkisini de filmin Romanyadaki setinde oyuncu Del Synnott ile yaşadı. 2000de yönetmenliğini Nick Hammın yaptığı, bir lisede geçen karanlık korku filmi The Holeda ilk kez soyundu. Çekimler sırasında 15 yaşındaydı ve yapımcılar filmi piyasaya sürmek için genç kızın 16 yaşına girmesini bekledi.

2001 yazında Bend It Like Beckham adlı yapımda Parminder Nagra adında Asyalı, futbol tutkunu bir kızı oynadı. Futbol sevgisi yüzünden hem kültürel hem de dini baskılara göğüs geren bu karakter ve film, İngiltereye bomba gibi düştü. Futbol delisi İngiliz halkı filmin gösterildiği salonları hınca hınç doldurduysa da, Keira popüler olmak için filmin Amerikada gösterime girmesini beklemek zorunda kaldı.

Bu sırada Keiranın üniversite çağı gelmiş, Esher Collegeda İngiliz Edebiyatı eğitimi almaya başlamıştı. Ancak bir oyuncu olarak ufkunu genişleteceğine inandığı rolleri kabul etmeyi sürdürüyordu. 2002nin ilk yarısında Bir Yaz Gecesi Rüyasından uyarlanan The Seasons Alter;ın Helenası oldu. Bu rolle, işi bildiğini, sadece güzel bir yüz olmadığını ortaya koymuştu.

Bridget Jonesun Günlüğünün Londra galasında tesadüfen yapımcı Andy Harries ile tanışınca okulu bırakıp tam zamanlı oyuncu oldu. Romantik komedi Love Actuallyde Hugh Grant, Liam Neeson ve Emma Thompson gibi önemli oyuncularla kamera karşısına geçip kocasının en yakın arkadaşına âşık olan yeni evli Juliet canlandırdı.

Sevimli bir İngiliz aksanıyla konuşan bu güzel kızın fark edilmesi Love Actuallyden sonra çekildiği halde ondan önce vizyona giren Karayip Korsanları: Kara İnci ile oldu. 2003te herkes Karayip Korsanları;nda Johnny Depp ve Orlando Bloomla kamera karşısına geçen kızı konuşuyordu. Bent It Like Beckham;ın yapımcıları insanların dilinden düşmeyen bu oyuncunun kendi filmlerinin de yıldızı olduğunu fark ederek filmi tekrar, bu kez Amerikada vizyona soktular. Film Keira;nın Karayip Korsanları ile gelen popülaritesinin de yardımıyla ölistelerde üçüncülüğe yükseldi.

2004te gösterime giren Kral Arthur eleştirmenlerce beğenilmese de izleyiciyi tatmin etti. Bunu başrolünü Adrien Brody yle paylaştığı korku filmi The Jacket, Stories of Lost Souls, Domino filmleri izledi.



Filmografi

Pirates of the Caribbean: At World's End (2007)
Pirates of the Caribbean: Dead Man's Chest (2006)
Domino (2005)
Pride and Prejudice (2005)
Jacket, The (2005)
King Arthur (2004)
Tulip Fever (2004)
Love Actually (2003)
Pirates of the Caribbean: The Curse of the Black Pearl (2003)
Pure (2002)
Thunderpants (2002)
Bend It Like Beckham (2002)
Deflation (2001)
Hole, The (2001)
Star Wars: Episode I - The Phantom Menace (1999)
Innocent Lies (1995)


Tamamı alıntıdır...

< Mesajı değiştiren lewo_milla -- 12/11/2007 10:32:17 PM >


_____________________________


Avril is Princess Of The PunkRock!



www.ResidentEvilTurk.com

(cevap olarak majodyman)
Mesaj #: 9
RE: Sinema Yıldızları - Biyografiler - 3/10/2007 3:32:29 PM  1 oylar
Alias



Puan Toplamı: 71
katıldı: 29/6/2007
Nereden: İzmir/Bostanlı
Durum: çevrimdışı

Vincent Perez

Vincent Perez hakkında bilmeniz gereken ilk şey kesinlikle bir Fransız olmadığı. Her ne kadar doğduğu yer olan Lozan’da ( İsviçre ) Fransızca konuşuluyor olsa da, Vincent İspanyol ve Alman kanı taşıyor. 1964 yılının Haziran ayında üç çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelen aktörün babası daha iyi bir yaşam için İsviçre’ye işçi olarak gelen İspanyol bir göçmen.
Babasının iş dünyasına atılmasını istemesine rağmen çok faklı hayaller peşinde koşan Perez, 18 yaşına gelince Fransa’ya göç etti. Oyunculuğa başlamadan önce heykel, resim ve fotoğrafla yakından ilgilenen aktör, o zamanlar oyunculuğa soğuk baktığını söylüyor: " Yalnızlıktan korktuğum için oyuncu olmamaya karar verdim. Korkularımla başa çıkmam için bir yoldu. Ben ise çekingen ve mutsuz bir hayata sahiptim. "
Yedi yaşındayken izlediği Charlie Chaplin’in aktör olmak istememesinde önemli bir etken olduğunu da vurgulayan genç aktör, kendini onunla birlikte tanımaya başladığını söylüyor. Kendini sessiz ve oldukça sakar olarak tanımlayan Vincent, oyunculuğa, ailesini, arkadaşlarının ve öğretmenlerinin taklidini yaparken kahkahalara boğdurduğunu fark etmesiyle atıldığını belirtiyor.
Geneva’da oyunculuk eğitimi almaya başlayan Vincent Perez, daha sonra Paris Konservatuarına gitti. Eğitimini Nanterre’deki L’Ecole des Amandiers’te tamamlayan aktör, okul yıllarında edindiği bilgileri Fransa’daki tiyatrolarda oynayarak değerlendirdi. Her oyunuyla seyircilerin beğenisini toplayan Perez öğretmenlerinin " Artık bundan sonra öğreneceğin bir şey yok. Yapman gereken sürekli çalışmak. " tavsiyesine uymaya karar verdi.
Öğrencilik yıllarında " Gardien De Nuit " ( 1986 ) adlı bir filmde rol alan Perez, kendisini dünya çapında üne kavuşturacak filmine 1990 yılında imza attı. Gerard Depardieu ile birlikte " Cyrano De Bergerac " filminde oynayan yetenekli aktör, daha sonra Oscar ödüllü " Indochina " filminde rol aldı. Alexandre Jardin’in " Fanfan " filminde oynadıktan sonra Patrice Chereau’nun 1994 Cannes ödülünü kazanan " La Reine Margot " filminde Isabella Adjani ve Daniel Auteil gibi Fransız sinemasını pek çok ünlü ismiyle birlikte oynadı.
Bu filmdeki rolüyle Prix Jean Gabin ödülünü kazanan Perez, aynı yıl " L’Exchange " adlı kısa metrajlı bir filmin yönetmenliğini üstlendi. " Le Bossu " ( 1997 ) ve " Ceux Qui M’aiment le Train " ( 1998 ) ile iki kez En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Cesar ödülüne aday gösterildi.
Aşk hayatı oldukça çalkantılı olan yakışıklı aktör, bekarlık yıllarında Jacqueline Bisset ve Carla Bruni gibi ünlüler ile birlikte oldu. Senegalli model ve aktris Karine Sylla ile evlenen Perez, eşinin ilk kocası olan Gerard Depardieu’dan olan Roxane adındaki çocuğuna da üvey babalık etti. 1999 yılında Karine ile birlikte Iman isimli bir çocuk dünyaya getirdi.

Filmografi:
2000 - Le Libertin
2000 - Epouse-Moi
2000 - I Dreamed of Africa
1999 - Le Temps Retrouve
1998 - Talk of Angels
1998 - Shot Through thr Heart
1998 - Ceux Qui M'aiment Prendront Le Train
1998 - The Treat
1998 - Le Bossu
1997 - Swept From the Sea
1996 - The Crow:City of Angels
1996 - Ligne De Vie
1995 - La Reine Margot
1993 - Fanfan
1992 - Indochine
1992 - Cendre D'Or
1991 - La Neige Et Le Feu
1990 - Le Voyage Du Capitaine Fraccsse
1990 - Cyrano De Bergerac
1988 - La Maison De Jade
1987 - Hotel De France
1986 - Gardien De La Nuit

(cevap olarak lewo_milla)
Mesaj #: 10
RE: Sinema Yıldızları - Biyografiler - 3/11/2007 4:23:14 AM   
majodyman



Puan Toplamı: 61
Nereden: Wish House
Durum: çevrimdışı
Vay bee Keira Knightley 85 doğumlu muymuş.. Çık çık çık vay anasını yanlış ülkede yaşıyorum.. Lise arkadaşım olabilirdi.. :)

_____________________________


(cevap olarak Alias)
Mesaj #: 11