Uzun zamandan beri uğrayamıyordum buralara.Wii için büyük zahmetlere girdim, ama değdiğini söylemeliyim

Şu sıralar daha sık girmeye çalışacağım inşallah.Buarada Mikhail Victor araştırma günlüklerini bitirdim.Onları yayınlayayım dedim.Kussura bakma Levent abi, senin paylaşımının önüne geçmek istemem:
Mikhail Victor Anılarının Devamı: Çözüm gerekli, gerekirse yazdıklarımı yeniden okumam gerekecek.Hatalarımı düzeltene kadar yeni bölüm yazmamın veya not tutmamın anlamı yok.En iyi çözüm günlük şeklinde raporlar tutmak.Bu sayede; hatalarımı kademe kademe belirleyebilirim…
“AY DOĞMADAN GÜNDÜZ OLUYOR”
İlk iki bölümü baştan okudum.Ne yazık ki bir sonuç elde edemedim.Anlaşılan biraz düşünmek için zaman ihtiyacım var…
6 saatlik bir düşünüş ve elime geçen hiçbir şey.Sadece Cumartesi günümün çoğunluğu gitti.Buna değdi mi bilemiyorum…Uzun süreden beri bu iş ile uğraşmaktan hep çekinmiştim.Çünkü tek çıktığım nokta tuğlalarla örülmüş bir duvar ve gidilecek alan yok.
__13 Mayıs 2008__
Tek başıma çözüm üretemediğimi anladım en sonunda.Bu yüzden birilerine danışmam şart.Ama kim?..
__16 Mayıs 2008__
Uzun çabalarım sonucunda bir şey elde edemeyişlerimin ardından hele şükür kafam çalıştı…
(Birçok karalama mevcut)
Yazdığım fikirlerde işeye yaramaz çıktı.Aslında bana kimin akıl vereceğini biliyorum.Fakat yoğun olduğu için yanına gitmekten çekiniyorum.En iyisi okulun son günlerinde yanına gitmek… Bende bu sırada aradaki kültür farklılığını gidermeye çalışacağım!
__20 Mayıs 2008__
Üç buçuk sayfa yazdım.İlk başta her şey güzel gibi geldi.Fakat sonrasında yazdığım sayfaların anlamsız olduğunu fark ettim…Yinede bunların işeye yaradığına inanıyorum… Bu bölümleri yazdıktan sonra eski bölümleri okudum.İlginçtir bazı şeyler gerçekten eksik ve yanlışmış gibi.Mesela; Mikhail Victor’ un geçmişini yazarken üstlerine karşı geldikten sonra ceza almaması .Genellikle yazdıklarımı iki-üç kez tekrar okurum.Önceden yazdığım bölümleri de tekrar okuduğuma eminim.Ama Allah aşkına bu nasıl bir YANLIŞTIR!!! Dünya’ nın hiçbir yerinde üstüne karşı gelen bir asker cezasız kalamaz.Yaptığım büyük bir hata… Bu hatam yüzünden askerlik yapmadığım açıkça belli oluyor.Galiba bu işi yapamayacağım.
Pes ediyorum…
__28 Mayıs 2008__
Güzel bir Cumartesi sabahı ve sınavların çoğundan kurtulmuş durumdayım.Kendime engel olamadan kalemi elime alarak bu kadar çabuk pes etmemem gerektiğini anladım.Bir Mü’mine işini yarıda bırakmak hiç yakışır mı?
Birkaç saat sonrasında yaptığım hatayı kolayca düzeltebileceğimi anladım…
Şimdilik düşünüşlerime ara veriyorum.Tabii sadece Mikhail Victor ile ilgili olanlara.Sorunları bulmadan çözüm aramak yalnızca kafamı karıştırıyor.Süleyman Hoca ile bu konuyu mutlaka konuşmalıyım.O zamana kadar Rus Edebiyatından kitaplar okuyarak kültürlerini ve yaşantılarını anlamalıyım…
“Düşünmek hayatımdır.Eğer düşünmeyi kesersem, hayatımızda bitirmiş olurum.O hâlde cansız bir beden olurum.Ruhum ise; uzaklara hayal diyarına doğru uçar.Düşünmek ve hayal etmek… İkisi de aynı şey değil midir zaten? Eğer böyleyse düşünürken aynı anda hayal etmişte olurum”
__3 Haziran 2008__
Artık dersler tamamen bitmiş durumda.Her gün sınıfta bulunan projektör ile film izliyoruz.O kadar izleyip durdum ki başıma ağrılar girdi.Eve döndüğüm zaman uzandım ve Mikhail Victor anılarını yeniden düşünmeye başladım.Aslında bunları sonradan yazdım Yoksa aynı anda uzanıp yazamıyorum İlginçtir hep ilhamdan söz edilir.”İlham gelmediği için yazamadım.” Gibi... Bunu biraz olsun şimdi anlayabiliyorum.Ama ilham ile ilgisi yok yok.Tamamen Allah’ ın yardımı ile ilgili.Düşündüğüm şeyler gerçekten güzeldi.Ama buraya yazmak istemiyorum.Sonuçta bazı şeylerin üstesinden gelmem gerek.
__6 Haziran 2008__
“Korkunç Yıllar” ve “Ölü Canlar” adlı iki tane güzel romanı bitirdim.”Ölü Canları” bilmem, ama “Korkunç Yıllar” adlı “Cengiz Dağcı’ nın” romanı bana çok şey kattı.Mikhail Victor anılarında oluşturmuş olduğun İlbey adlı şahıs için biçilmez bir değeri var bu romanın.
__9 Haziran 2008__
Bugün gayet zindeyim.Bunun sebebi; Süleyman Hoca ile konuşmamdan kaynaklanmaktadır.Cidden en sonunda Süleyman Hoca ile konuşabildim.Okulun sonlarına doğru boş olur diye düşünürken aksine daha da yoğundu.Bunlara rağmen Süleyman Hoca’ yı bırakmaya niyetim yoktu.Türkçe Hocalarına ayrılmış odanın önünde 2 de saat boyunca volta attım.Bazı hocalar neden volta attığımı sordu.”Süleyman Hoca ile konuşacağım” diyip kısa kestim.Birde bizim dersimize girmeyen bir İngilizceci ile tatsız bir konuşma geçti aramızda.Adam; “Bu okula nasıl geldin?” diyor.Saygım olmasa; Yürüyerek Hocam…” diyecektim, ama vazgeçtim Oda da iki kişi vardı.Süleyman Hoca ile Oktay Hoca… Oktay Hoca sağ olsun, Süleyman Hoca’ yı beklediğimi duymuş herhalde; “Gel içeri konuş.” Dedi.”Yok Hocam, sizin işinizin bitmesini beklerim.Benim için sorun yok.” dedim.Ama “Çay molasına gidiyorum” diyince bende; “Tamam” dedim.Süleyman Hoca; “Gel, otur şöyle…” demesine karşın ben gerek olmadığını söyledim, ama en sonunda sandalyeye oturdum.Adamda ikna etme yeteneği var “İlk öncelikle not dilenmeye gelmedim Hocam” dedim.Durumu izah ettim.Neler yaptığımı anlattım.Süleyman Hoca’ da çok güzel öğütlerde bulundu.Bayağı yerinde hikayeler anlatarak bana cesaret verdi.Uzun bir konuşma olduğu için yazamayacağım.Yazmaya da niyetim yok…
__11 Haziran 2008__
Süleyman Hoca ile konuştuktan sonra bazı şeyleri daha iyi görmeye başladım.Sanki gözümün önünde bir perde vardı ve her şeyi pusulu görmeme neden oluyordu.Belki de gerçeklerle baş etmekten korktuğum içindi.Çünkü sorunlar büyüktü.Hem de çok büyük.Baş etmeye kalksam bile beni sürükleyip bir kenara atarlardı.Ama perde gözlerimden kalkınca korkularımın aslında sadece hatalarım olduğunu anladığım.Aslında beni korkutmak için korkularım gibi gözükmeye çalışmışlar.Artık onları görebiliyordum.Bu şekilde hatalarımı değiştirme imkânımda vardı.Ne kendim nede onlara acımamam gerekiyordu.Çünkü bu iş daha yeni başlıyordu.En başta; e yaptığımı bilmem gerekiyordu.Ben bir bina inşa ediyordum.Açıkça yaptığım şey buydu.Fakat binayı inşa ederken temelini atmamıştım.Bu yüzden binada bir eksiklik duyuyordum.Süleyman Hoca, bana bunu gösterebilmişti.Anlayınca, yazmayı bırakıp Mikhail Victor Anılarını sonuna kadar, olayların hepsi bitinceye kadar kurgulamaya karar verdim.Kurgulama bittikten sonra artık ne yapacağım belli olacaktı… Ben bir senaryo yazıyordum ve binan temelini atlamış olabilirdim.Ama senaryonun iskeletini ana hatlarıyla ortaya çıkardıktan sonra bina sağlamlaşacaktı… Buna inanmam gerekiyordu…
__17 Haziran 2008__
Okulla ilgili bazı sorunlarım vardı.Ancak onları hallettikten sonra kafamı toparlayıp düşünme vaktim oldu.Adamlar karambole geçen seneki geçtiğim dersten beni sorumlu yapacaklardı Her neyse olaylar böyle gelişti.Tam olmasa bile Mikhail Victor Anılarını bir kalıba oturtmayı başardım.Yani kafamda başlangıcından sonuna kadar her şeyi hazırladım.Onları da küçük bir uygulamadan sonra 98 yılından kalma ajandama yazacağım Bazı hatalarımı, daha doğrusu Süleyman Hoca ile doğruladığımız hataları yazacağım.Bu şekilde hatalarımı analiz ederek gidermeye çalışabilirim…
1.İlk olarak bölümlerde çok uzun cümleler kullanmışım.Çoğu insan uzun cümle kullanarak zor bir şey yaptığını sanır.Aslında tam tersi kısa cümlecikler yazmak daha zordur.Tek bir kelime ile kendimizi ifade etmemiz gerekir.Bunu telafi etmeye çalışıyorum.Fakat kolay bir şey değil! Öyle ki; bazı yerlerde uzun cümleler kurmam olaydan kopukluğa neden olmuş.
2.Dil ve Anlatım hataları.Süleyman Hoca bunu çok fazla önemsememi söylemişti.Zamanla, çalışarak düzelebilirmiş.Süleyman Hoca’ nın dediklerini ciddiye aldığımdan, bende pek sorun etmiyorum
3.Kültür farklılığı… Süleyman Hoca bunun üzerinde özellikle durmuştu.Fazla durmasının nedeni; tamamen benim yanlış anlamamdan kaynaklanmaktaydı.Bu sorunlardan bahsederken; “Kültür Eksikliği” söz konu olmuştu.Hoca ise; “Sen yanlış anlamışsın.Senin kültür eksikliğin yok, kültür farklılığın var.” diyerek yanlışımı düzeltmişti.Olabildiğince bu farklılığı gidermeye çalışacağım.Gideremeyeceğim yerlerde ise; ayrıntıya girmekten çekineceğim.Zaten bu sorunu çok önceden belirttiği için ona göre önlemler almıştım.Mesela; olayın tamamen bilinmeyen bir üsse taşınması gibi.
4.Senaryo kurgusunun bir altyapısı yoktu.Yani ne olacağı belli değildi.Oturduğumda belki de ilk aklıma geleni yazıyordum.Fakat şu uzun zaman boyunca sürekli aklımda senaryoyu ilerlettim ve beğenmediğim yerlerini çıkardım.Aynı zamanda altyapı sorunu ortadan kaldırılmış oldu.Böylece bir iskelet sistemine kavuştu.
5.Ve sonuncu soruna geldik.Süleyman Hoca şöyle demişti; “Rus Edebiyatı ile karakterleri şekillendirmen güzel bir şey.Ancak sadece bununla sınırlı kalma.Her çeşit kitap okumaya özen göster.Yazacağın her şeyde doğruluk payı bulunması için sık sık araştırmalarda bulun.Ben, hiçbir zaman öğrencilerime şu kitabı okuyacaksınız demedim.Çünkü belirlediğim kitabı okumak zorunlu gibi görünecek ve öğrenciye bir katkısı olmayacaktı.Olsa bile beklenen düzeyde olmayacaktır.”
Bilge bir insandan bilge sözler… Bu arada benimde iyi hafızam varmış Ne adamım yahu.Araştırma günlüklerimde bile kendimi övüyorum
Süleyman Hoca’ nın ısrarla üzerinde durduğu bir isteği vardı.Bu senaryonun iskelet sistemini çıkartarak üzerinde çalışılmasıydı.Zaten daha öncede yazdığım gibi bunu yaptım.Tek gereken
kağıda dökmek.Onu da birkaç gün sonra yapma niyetindeyim…
“CİDDİ YAZMAK KOLAYDIR.GÜLDÜREREK YAZMAK İSE ZORDUR.BAZILARI GÜLDÜREREK YAZDIKLARINI SANARLAR.BU DOĞRUDUR.OKUYUCU GÜLER.AMA YAZILANI DEĞİL, YAZANA.İŞTE BU YÜZDEN GÜLDÜREREK YAZMAK ZORDUR.”
“Acılarımla yoğrulmuş bir kuyudayım.
Tırmanmaya çalıştıkça daha da aşağı düşerim.
Tırmanmayı bırakırım.
80 yıl boyunca öylece kalırım.
Yüzüme bakmak için bir aynam yoktur.
Durmadan gözlerimden akan yaşlarla boğuştuğum çoktur.
Sonra fark ederim ki yaşlarımdan bir ayna peyda olmuştur.
Yüzüme bakarım.
Görürüm ki kuyuya atıldığım yaştayım.
Yalnızca ruhumun yaşlandığını bilmekteyim.
Ne sakalım ağrımış, nede saçlarım dökülmüş.
Meğersem yaşlanan tek şey ruhum olmuş.”
__25 Haziran 2008__
Nintendo Wii için bazı parçaların parasını tamamlamak amacıyla sucu dükkanında işe başladım.Ara sıra telefonları bakarken, ara sırada su taşımakla uğraşıyorum.Aslında alışınca o kadar zor değil.Püf noktası omuz bölümünde.1 hafta boyunca ağrı yaptıktan sonra alışılıyor.Tabii çok sık omuzda taşınırsa nasır çıkma tehlikesi var.O tamamen ayrı bir şey… Her neyse dükkanda çalışmamın iyi yanlarından biri bol bol düşünmek için vakit bulmam.Mutlak değerde bunu değerlendiriyorum.Bu yüzden çok fazla can sıkıntısı çekmiyorum.Şimdilik iskelet sistemini çıkarmaya çalışacağım.Bismillahirrahmanirrahim… İskelet sisteminin bana yararı; hem kısa cümleler pratiği yapmış olacağım, hem de iskelet sistemini çıkardıktan sonra istenilen ekleme ve çıkarma yapılsa bile senaryonun akışı bozulmayacaktır.Artık başlayayım:
1.Mikhail’ in hapishanede; geçmişini hatırlaması
2.Hücreden çıkışı
3.İsmi saklanan üsse götürülmesi
4.İlk göreve çıkışları ve Umbrella ile ilgili bazı sırları çözmesi
5.Üsse dönüş ve gizem yumağının çözümü için yeni planlamalar
6.Askerlerin girişi yasak olan yere girmesi
7.Eski belgeleri okuyup Umbrella hakkındaki birçok gerçeği öğrenmesi
8.Yasak yerden çıkışı
9.Helikopterlerle ilgili sırrı çözmek için planlamalar
10.Çözüme ulaşılması ve tesis yöneticisinin, tüm askerleri Raccoon City’ e göndermesi
11.Askerler arasında gruplaşma
12.Nemesis ile ilk karşılaşma
13.Cheslav’ in R.P.D.’ ye gitmesi
14.Maximillian’ ın, Nemesis tarafından öldürülmesi
15.Hayatta kalan askerlerin yeniden toplanması
16.Saat kulesine ilk gidiş
17.Paralı askerlerin yeniden ayrılışı
18.Tahliye çalışmaları
19.İlbey’ in, Nemesis tarafından öldürülmesi
20.Cheslav’ in helikopter getirtmek için çabaları
21.Geri dönüş
22.Cheslav’ in yaralanarak virüse maruz kalması
23.Nemesis ile ölümüne girilen mücadelede, Cheslav’ in, Nemesis tarafından öldürülmesi.
24.Kurtulmak için son çabalar
25.Hayatta kalan askerlerin yeniden birleşmesi
26.Saat kulesine ikinci kez gidiş için hazırlıklar
27.Jill Valentine ile tanışma
28.Trene ani saldırı (zombiler tarafından)
29.Saat kulesine yolculuk
30.Nemesis’ in trene binmesi ve Mikhail ile amansız mücadele
31.Mikhail’ in kendini feda etmesi
32.Kurtuluşun özeti
__3 Temmuz 2008__
Aslında yazacak şeylerim bitti.Fakat bu işe başlayınca bir daha bırakılmıyor anlaşılan.Mutlaka bunu bırakacağım zamanlarda olacak.Ama şu anlık ne zaman olduğu benim için önemli değil.Her neyse uzun zamandan beri el yazısıyla yazmadığımı fark ettim.Zamanında el yazısıyla yazınca; normal yazımızın düzeleceği söylenirdi.Açıkçası el yazısı, günlük hayatta kullandığım bir yazı olunca, normal yazımın çirkinleştiğini fark ettim.
Bazı anılarımdan kaçmak için ardı ardına 15 sayfa atlamışım… Birkaç gün öncesini anlatmak istiyorum.Bunu neden yazdığımı da bilmiyorum.Sonuçta bana karşı çıkamaz bu ajanda Birkaç gün öncesinde belki Mikhail Victor Anıları için çok verimli şeyler düşünemedim… Ama ilginçtir iki farklı senaryo aklımda cereyan etti.
Birincisi: Mikhail’ i hücreden kurtaran iki adamın hikayesi ile ilgili
İkincisi: Hunk’ un geçmişi ile ilgili…
Bunları tama bir düzen içine oturtamasam da aklıma şekillenmiş durumda.
Bazen bana, bunları neyin yaptırdığını düşünüyorum.Allah’ ın, bana bir güç ve yardımda bulunmasıyla yazdığım kesin.Aslında bana bunları yaptıran şeyin ne olduğunu biliyorum.Sadece bir insan.Ama bana 11 yıl boyunca büyük şeyler katmış biri.Cesaretim olsa ona teşekkür etmek isterdim.Fakat ben korkak birisiyim… Ya da onu aptalca şeylerden ötürü rahatsız etmek istemiyorum.İşte bunca şeyi yazmamda ve birçok olguyu elde etmemde ben hiçbir çaba göstermedim.Her şeyi onun sayesinde başardım aslında.
Teşekkür ederim…
Gâliba yazacaklarım bu kadarmış.Önceden bir eksiklik hissediyordum.Anlaşılan bu eksiklik, sadece bana bu faydaları sağlayan kişiye teşekkür etmememden kaynaklanıyormuş.Benden bu kadar.Mikhail Victor Anıları araştırma raporları sonra ermiştir…
“Oturmuşum karanlıkta tek başıma
Kulaklarımla sessizliği dinliyorum yalnızca
Elimde olmadan ağlıyorum gâliba
Eskiyi düşünerek biraz daha boğuluyorum yalnızlıkla”
< Mesajı değiştiren DWG22 -- 7/7/2008 2:01:28 AM >
_____________________________
ReTürk Rebirth