Clive Barker's Jericho Not : Yazı bana aittir :)
Clive Barker'ın ismini ilk olarak 1987 yılında çektiği Hellraiser filmi ile duymuştum. Tabi filmi çıkış tarihinden bayağı bir süre sonra izlemiştim (yaklaşık 14 sene sonra). Film beni oldukça etkilemişti hatta korku filmlerini sevmeyen ben, bu filmden sonra korku filmi hastasına dönüşmüştüm. O zamandan beri korku filmlerini oldukça severim (bu arada şöyle kaliteli korku filmleri yapılmıyor artık günümüzde). Clive Barker'ı tanımayanlar için biraz kendisinden bahsedeyim. Ülkemizde pek bilinmese de Cliver Barker dünyanın en tanınmış korku fantezi yazarlarından birisi olarak anılıyor. Yazdığı kitaplar oldukça ilgi çekiyor ve yok satıyor. Eğer siz de fantezi korku romanlarından hoşlanıyorsanız Clive Barker'ın kitaplarına bakmanızda fayda var. Clive Barker, romanlarını anlatış tarzıyla diğer korku yazarlarından ayrılıyor, romanlarında geçen olayları en ince ayrıntısına kadar anlatması sizi tamamen hikayenin içine sokuyor. Clive Barker'ın oyun dünyasına girişi ise 2001 yılında oldu. Electronic Arts etiketiyle piyasaya sürülen Undying, korku oyunlarının çıtasını bir hayli yükseltti. Undying kimilerine göre şu ana kadar piyasaya sürülen en korkutucu oyundur ve tam bir klasiktir. Eğer Undying'i oynamadıysanız bir yerden bulup mutlaka oynayın. Her ne kadar oyun oldukça başarılı (birçok siteden ve dergiden oldukça yüksek puanlar almıştı) olsa da pek satılmadı (hala umutsuzca oyunun devamını bekler dururum). Ancak Clive Barker pes etmedi ve 2005 yılında Demonik adlı korku oyununu hazırladığını duyurdu. Ancak oyunun dağıtımcı firması Majesco?nun mali sıkıntılar içinde olması nedeniyle oyun 2006 yılında iptal edildi. Demonik'ten sonra Clive Barker, 2006 yılında Jericho projesi ile karşımıza çıktı. Yaklaşık bir buçuk sene süren geliştirilme aşamasından sonra Jericho nihayet raflardaki yerini aldı. Oyunun yapımını ise 2004 yapımı Scrapland oyunu ile tanıdığımız Mercury Steam üstlendi. Oyun dünyasında Undying'den bu yana göremediğimiz Clive Barker tekrar karşımızda, peki Jericho usta yazarımızın bir önceki oyunu Undying'in yanına yaklaşabilmiş mi, gelin hep birlikte bakalım.
Undying'den Sonra Clive Barker Tekrar Karşımızda Clive Barker's Jericho'yu bilgisayarıma kurarken aklımda hep Undying vardı. O oyunu oynadığım zamanlar aklıma geliyordu ve ne kadar korkarak oynadığımı hatırlıyordum. Hatta oyunu korkudan gündüzleri oynardım, o halimle bile oyun beni korkutmayı başarırdı. Jericho nihayet bilgisayarıma kuruldu ve hemen oyuna girip oynamaya başladım, izlenimlerimi size anlatmadan önce isterseniz kısaca oyunun konusu hakkında size bilgi vereyim. Jericho'nun konusu aslında bir hayli ilginç. Tanrı'nın Adem ile Havva'dan önce yarattığı herhangi bir cinsiyete sahip olmayan The Firstborn, hapsedildiği Sümer şehiri Al-Khali'den kaçmak ister. Firsborn kaçmayı yedi kez dener her denemesinde de dünyadan bir kısım yerleri kendi bulunduğu yere taşır. Oyunda bizim görevimiz ise üstün büyü yeteneklerine sahip Jericho ekibini yöneterek binlerce Cehennem zebanisini öldürerek Firstborn'a ulaşmak, onun kaçmasını engellemek ve son olarak ise onu ait olduğu yere yollamak (hikaye dediğim gibi hayli ilginç olsa da oldukça havada kalıyor, oyun boyunca hikayenin içerisine giremeden sadece önünüze gelenleri vurmaya çalışıyorsunuz). Bu göründüğü kadar olmayacak, buna emin olabilirsiniz (ne demek istediğimi yazıyı okuyunca rahatlıkla anlayacaksınız). Hikayenin ilerleyişini daha fazla anlatmak istemiyorum oyundan alacağınız zevk azalmasın diye ancak bir noktayı söylemem lazım, oyunun başlarında takım kaptanınız Devin Ross ölüyor ama ruhu takım arkadaşlarının içinde dolaşıyor ve onları yönetip onlara özel yetenekler kazandırıyor. Ayrıca takım arkadaşlarınız arasında kimi yönetebileceğinizi seçebiliyorsunuz (yani aslında siz oyun boyunca Ross olarak oynuyorsunuz, en azından onun ruhu ile tüm takımı yönetiyorsunuz). Oyun boyunca Jericho ekibinin tüm askerlerini yöneteceksiniz, bu karakterlerden bazıları ile oyunu oynamak oldukça zevkliyken bazıları ile oynamak ise tam bir işkence olabiliyor. Yönetebildiğiniz karakterleri de kısaca sizlere tanıtayım.
Captain Devin Ross: Jericho takımının kaptanı ve tam bir lider. Silahı üzerine pompalı tüfek namlusu takılmış taramalı tüfek. Ross?un özel gücü ise takım arkadaşlarını yaralandıkları zaman iyileştirebilmesi ayrıca oyunun başında öldükten sonra ruhu ile takım arkadaşlarını yönetebiliyor ve onlara emirler verebiliyor.(Resimde yönettiğimiz adam)
Sergeant Frank Delgado: Takımın silah yönünden en tesisatlı askeri (bir nevi Heavy Guy?ı). Oldukça yavaş hareket ediyor (sağa sola hareket etmesi oldukça yavaş düşman etrafınızı sarınca kaçamıyorsunuz) ama tam bir ölüm makinesi. Silahları otomatik taramalı tüfek ve yarı otomatik tabanca. Özel yeteneği ise sağ kolunda bulunan ateş ruhu sayesinde ateşten duvarlar örebiliyor ve karşısında bulunan düşmanları yakabiliyor.(Sağ baş)
Corporal Simone Cole: Takımın bilgisayar korsanı ve matematik dahisi. Silahları taramalı tüfek ve el bombası. Cole?un özel güçleri ise zamanı yavaşlatabilme ve takım arkadaşlarının güçlerini bir süreliğine arttırabilme ile sınırlı.(Maskeli Gözüken Bayan)
Lt. Abigail Black: Jericho takımının telekinetik yeteneklere sahip keskin nişancısı ve takımın en konuşkan insanı, yaptığı konuşmalar zaman zaman oldukça eğlenceli olabiliyor. Silahları keskin nişancı tüfeği ve bomba atar. Black?ın özel güçleri sayacak olursam, telekinetik yeteneği sayesinde önünde bulunan nesneleri itebiliyor. Bir diğer özel gücü olan hayalet kurşun (Ghost Bullet) yeteneği sayesinde kurşunu yönetip 3 düşmanı ardı ardına vurabiliyor.(Sağ baş ve benim favori karakterim)
Wilhelmina "Billie" Church: Takımın özel büyü yeteneklerine sahip savaşçısı. Silahları katana ve otomatik tabanca. Church?ün katanasını elinize alıp ilerlemek zaman zaman oldukça zevkli olabiliyor. Church takımın en özgün özel güçlerine sahip olan üyesi. Bıçağı ile elini kesiyor ve etrafı ateşe verebiliyor, aynı zamanda yine elini kesip düşmanlarını hareketsiz bırakabiliyor (Church ile oyunu oynamak oldukça kolaylaşıyor).(Soldan üçüncü)
Father Rawlings: Takımın en bilgili üyelerinden birisi aynı zamanda da rahip. Hatta zaman zaman takıma Ross?tan çok emirler verebiliyor (John Mullins?e benzemesi nedeniyle benim 2.favori Jericho askerim). Silah olarak iki eline aldığı tabancaları (bu tabancalar pek çok özel kurşunu kullanabiliyor) kullanıyor. Rawlings?in özel güçlerinden bir tanesi Ross gibi takım elemanlarını iyileştirebilmesi, ancak bunu Ross?un aksine uzaktan da yapabiliyor. Yani takım arkadaşlarınızı iyileştirmek için yanlarına gitmenize gerek yok. Diğer özel gücü ise düşmanlarının sağlıklarını emerek takım arkadaşlarının sağlıklarına ekleyebiliyor.(Arkalarda gözüken yaşlı bey)
Xavier Jones: Jones hakkında oyunda pek bir bilgi verilmiyor ancak geçmiş yaşamında güvenlik görevlisi olduğu belirtiliyor. Silahı ise üzerine pompalı tüfek namlusu takılmış taramalı tüfek. Jones?un özel yeteneklerinden bir tanesi girilemeyen bazı yerlere ruhunu gönderebilmesi bu sayede açılmayan bazı kapıları açabiliyorsunuz, ayrıca bazı mekanizmaları çalıştırabiliyorsunuz. Diğer yeteneği ise olayları önceden bilebilme yeteneği, zaman zaman size gitmeniz gereken doğru yolları gösterebiliyor.
Oyun boyunca bu karakterlerden başka birçok yan karakterle de karşılaşacaksınız. Onları tek tek tanıtmak istemiyorum. Oyunu oynayınca zaten hepsini teker teker tanıyacaksınız, zaten hikayeye katkıları da pek bulunmuyor.
Korku Oyununda Takım Olarak İlerlemek Ne Demek? Oyunun oynanışının diğer FPS oyunlarından pek bir farkı bulunmuyor. Diğer FPS?lerdan farklı olarak Jericho takımında bulunan her askerin farklı özel yetenekleri bulunuyor (bu yetenekleri zaten kısaca karakterleri tanıtırken anlattım). Bu yetenekleri istediğiniz zaman istediğiniz gibi kullanabiliyorsunuz ve oyun ilerledikçe önceden açık olmayan bazı yetenekler açılıyor. Oyunun bazı yerlerini özellikle de bulmaca olan yerleri bu yetenekleri kullanarak geçmek zorunda da bırakılıyorsunuz (mesela Abigail Black?in telekinetik güçlerini kullanarak pek çok yeri geçebiliyorsunuz). Takımdan istediğiniz kişiyi oyun içinde şeçip onu yönetebiliyorsunuz (bu gerçekten de oldukça güzel bir özellik), zaten takımda birkaç kişi dışında oynaması zevkli karakter bulunmuyor ama yollarınız ayrılınca ister istemez o oynamak istemeyeceğiniz karakterlerle de oynamak zorunda kalıyorsunuz.. Yani oyun sizi aşağı yukarı her karakterle en az bir kez oynamaya zorluyor. Oyun boyunca genelde takım olarak ilerliyorsunuz ancak bazı yerlerde yollarınız ayrılabiliyor ve tek başınıza kalabiliyorsunuz (oyunun en korkutucu kısımları da zaten bu tek başınıza kaldığınız kısımlar).
Oyunda Alfa ve Omega 2 adet takım bulunuyor bu takımlara dur ve takip et gibi komutlar verebiliyorsunuz. Ancak bu komutları hiç kullanmadan da oyunu bitirebilirsiniz, çünkü yapay zeka oldukça kötü olarak hazırlanmış. Yapay zekadan konu açılmışken yaratıkların yapay zekası da oldukça kötü, sadece üzerinize doğru gelmek için programlanmışlar sanki başka yaptıkları hareket yok (evet oynarken bir kere duvarın arkasına da saklandılar). Hadi karşımıza çıkan düşmanlar beyinsiz peki elit Jericho ekibi neden düşmanların dibine girip siper almadan ve özel güçlerini pek kullanmadan ateş ediyorlar? Çoğu çatışmada takım arkadaşlarınız kolaylıkla yaralanıyor ve siz onları iyileştirmekle uğraşıyorsunuz (evet takım arkadaşlarınız yaralanınca yanlarına gidip iyileştirebiliyorsunuz). Bu aşağı yukarı her çatışmada yaşanıyor, takım arkadaşlarınız yaralanıyor siz gidip teker teker onları iyileştiriyorsunuz bu da oyunun atmosferini baltalıyor, zamanınızın çoğunu çatışmaya girmekten çok takım arkadaşlarınızı iyileştirmekle harcıyorsunuz. Yani oyunda yapay zeka yok gibi. Zaten oyunda ölme de yok gibi, tüm takım arkadaşlarınız ve siz ölmedikçe oyun bitmiyor bu da oyunu oldukça kolaylaştırıyor (oyunda sağlığınızla ilgili ekranda herhangi bir bilgi bulunmuyor, aynı Call of Duty 2?de olduğu gibi çok vurulursanız ekran kızarıyor o sırada biraz dinlenmeniz lazım yoksa yaralanıyorsunuz ve en yakınınızdaki takım arkadaşınızı kontrol etmeye başlıyorsunuz). Diğer oyunlarda da dediğim gibi bu oyunu da en yüksek zorluk seviyesinde ve otomatik nişan almayı kapatarak oynamanızı tavsiye ediyorum (tabii benim gibi takım arkadaşlarınızı iyileştirmekten bıkmak istemiyorsanız bunu denemeyin bile), zaten oyun oldukça kısa 8 saat gibi bir oynanış süresine sahip.
Jericho?nun oynanış açısından diğer bir problemi ise oyunun sık sık kesiliyor olması. Zaman zaman hatta çoğu zaman interaktif olmayan sinematikler yüzünden oyun kesiliyor ve çok yavaş hareket etmeye başlıyorsunuz. Sadece yürüyorsunuz, ateş de edemiyorsunuz bu sizi oyunun aksiyonundan mahrum bırakıyor. Oynanış ile ilgili diğer kötü kısım ise karakterimizin sağa ve sola yürümesi (strafe) oldukça yavaş olarak hazırlanmış (bu yavaşlık Turok ve Turok 2 gibi oyunlarda da vardı, bu oyunları oynayanlar hatırlayacaklardır). Yaratıkların etrafınızı sardığı zamanlarda bu durum canınızı oldukça sıkıyor. Oyun genel olarak çizgisel olarak ilerliyor yani gidebileceğiniz sadece tek bir yön var bu yüzden yolunuzu kolayca bulabilirsiniz, ama bu zamanda çizgisel bir oyun yapmak ne kadar mantıklı o da başka bir soru işareti. Oynanış açısından bir diğer özellik ise oyunda God of War, Tomb Raider Anniversary ve Fahrenheit gibi oyunlarda bulunan doğru zamanda doğru tuşa basma mini oyunu da yer alıyor (bir FPS oyununda bu özelliğe ilk defa rastlanıyor). Zaman zaman karşınıza çıkan bu durumlarda doğru zamanda doğru tuşlara basmanız lazım yoksa ölüyorsunuz. Bir diğer hata da burada boy gösteriyor. Genelde doğru zamanda bassanız bile zaman zaman ölüyorsunuz, oyun bastığınız tuşu algılamadığı için. Bu hatayı bir yamayla düzeltseler oldukça iyi olacak, çünkü sıklıkla böyle sahnelerle karşılaşıyorsunuz. En azından ölünce oyun bu sahnenin başından başlıyor yani bölümü baştan oynamak zorunda kalmıyorsunuz. Yeri gelmişken oyunun kayıt sisteminden de bahsedeyim, oyun oyunun belirli noktalarında kendiliğinden kayıt ediyor. Yani istediğiniz yerde kayıt yapamıyorsunuz. Belirtmeden geçmek istemediğim diğer bir nokta ise oyunda zıplama bulunmuyor, her ne kadar gerek olmasa da bir FPS?de zıplamanın olmaması bence büyük bir eksiklik (genelde düşmanlara zıplayarak ateş ederim de). Ayrıca bir korku oyununda takım olarak ilerlemek insanı pek korkutmuyor, zaten sürüyle yaratık geliyor bir de bunun üzerine takım arkadaşlarınızın olması oyunu korku oyunu kategorisinden çıkarıp saf FPS kategorisine sokuveriyor (hadi korkuyu geçtim taktik FPS olsun, o da olamıyor çünkü belirttiğim gibi yapay zeka yok). Biri Serious Sam mi dedi? Açıkçası Clive Barker?den böyle bir oynanışa sahip bir oyun beklemezdim, kısacası oyun sizi korkutmuyor korkutamıyor.
Peki bu oyunun hiç mi güzel tarafı yok? Tabii ki var, oyunun bölüm sonu yaratıkları oldukça güzel. Onlarla yaptığınız savaşlar oldukça eğlendirici olarak hazırlanmış. Çoğunu yenmek için özel hareketler yapmanız ve çaba sarf etmeniz gerekiyor, zaten ne yapmanız gerektiğini takım arkadaşlarınız size söylüyorlar. Jericho?da çoklu oyuncu modu bulunmuyor, oyundaki bölümleri geçtikçe oyunun menüsünde bazı ekstralar açılıyor. Bu kadar çizgisel ilerleyen bir oyunda çoklu oyunculu modun olmaması gerçekten de kötü. Oyunu bitirdikten sonra zaten bir daha oynayasınız gelmiyor bari oyunda çoklu oyuncu modu bulunsaydı.
Oyunun Belki De En Güzel Tarafı Muhteşem Grafikleri Clive Barker?s Jericho, Mercury Steam firmasının geliştirdiği Mercury Engine kullanılarak hazırlanmış. Oyunun grafikleri göze oldukça hoş geliyor, haritalar oldukça detaylı olarak hazırlanmışlar ve haritalar üzerinde Clive Barker?ın o eşsiz mimarisini rahatlıkla görebiliyorsunuz (özellikle de oyunun son bölümlerinde). Ancak oyunda bulunan haritalar oldukça birbirine benziyor, zaman zaman ben burayı daha önceden de görmüştüm diyebiliyorsunuz. Anlayacağınız mimari her ne kadar güzel olsa da kendini çok fazla tekrar ediyor. Ayrıca oyunun büyük bir kısmı dar haritalarda ve koridorlarda geçiyor, hele buna bir de bu dar yerlerde yaratıkların bitmeden tükenmeden üzerinize gelmesi eklenince zaman zaman çıldırabiliyorsunuz. Yaratıkların ve çevrede bulunan nesnelerin modellemelerine ise mükemmel diyebiliriz, ben şu ana kadar hiçbir oyunda bu kadar ayrıntılı yaratık modellemesi görmemiştim. Yaratıklarla yüz yüze geldiğinizde ne demek istediğimi rahatlıkla anlayacaksınız. Takım arkadaşlarınızın modellemeleri de gayet güzel gözüküyor ancak giydikleri kıyafetler insanı zaman zaman güldürebiliyor (Father Rawlings?e bakınca gülesim geliyor nedense, Rawlings aşırı derecede Soldier of Fortune oyunundaki kahramanımız John Mullins?e benziyor. Sanki SOF?dan sonra bu oyuna transfer olmuş gibi diyebiliriz). Jericho?da kullanılan görsel efektler de son derece başarılı olarak hazırlanmış, patlamalar, motion blur efekti (bu efekti oldukça seviyorum oyuna büyük ölçüde gerçekçilik katıyor, zaten yeni nesil oyunlarda sık sık kullanılmaya başlandı), ateş ve su efektleri son derece güzeller. En önemlisi oyunun grafikleri oyunun atmosferine oldukça katkıda bulunuyorlar (oyunun grafikleri bana The Chronicles of Riddick oyununu hatırlattı). Bu oyun için en önemli efekt olan kan efekti de harika gözüküyor. Hatta şu ana kadar gördüğüm en güzel kan efekti bu oyunda, bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ama oyunda o kadar çok kan bulunuyor ki bir zamandan sonra bu durum sizi rahatsız edebiliyor (hele benim gibi sizi de kan tutuyorsa vay halinize).
Grafikler güzel gözüküyor peki ya fizikler nasıl? Bu sorunun cevabı aslında biraz göreceli. Oyun Ageia firmasının PhysX kartlarına tam destek veriyor, zaten bu fizik kartına sahip olun veya olmayın oyun kurulurken kartın sürücülerini otomatik olarak yüklüyor. Fizikler genel anlamda başarılı gözüküyor ancak Ragdoll efekti biraz aşırıya kaçmış gibi. Wilhelmina Church adlı karakter ile oyunu oynarken eğer bir düşmanı katanınızla öldürürseniz o yaratık oldukça yükseye uçuyor (tamam havaya uçsunlar ama 10 metre havaya nasıl uçuyorlar). Bu olay sadece katanayla da olmuyor pompalı tüfekle de zaman zaman olabiliyor yani Ragdoll efektleri pek gerçekçi değil. Bunun dışında Abigail Black karakterinin telekinetik güçleri sayesinde pek çok nesneyi itebiliyorsunuz (gerçi çoğu itme olayı sinematik olarak oluyor). Fizikler konusunda en beğendiğim nokta cesetlerin bomba ile parçalanması ve parçalanma efektleri oldu, eğer düşmanlarınız etrafınızdayken bomba atarsanız paramparça oluyorlar ve parçaları etrafınıza yayılıyor. PhysX kartı oyuna birkaç ekstra parçalanma efekti dışında pek bir şey eklemiyor. Yani sırf bu oyun için PhysX kartı almayı düşünmeyin. Sonuç olarak oyunun fiziklerini birkaç hata dışında beğendiğimi söyleyebilirim.
Oyunun sistem ihtiyaçlarına gelecek olursak, Xbox 360?dan PC?ye çevrilme bir oyun olmasına rağmen oyunun optimizasyonu gayet başarılı olarak yapılmış. Bu kadar güzel grafiklere sahip olan oyunu Intel P4 2.8 GHz, NVIDIA GeForce 7800 GS, 1 GB DDR Ram?e sahip kendi bilgisayarımda tüm grafik ayarları en sondayken 1024 x 768 çözünürlükte oyunu rahatlıkla 25 FPS?nin üzerinde oynayabildim ve hiç takılma yaşamadım. Sadece zaman zaman düşmanların üzerinize çok geldiği sıralarda FPS?de düşmeler oldu ama o da olsun artık (zaten ölen düşmanlar yok oluyorlar, oyunun performansını arttırmak için düşünülmüş bir hile ancak gerçekcilik açısından kötü). Bölüm yükleme süreleri de hayli kısa, ortalama 10-15 saniye gibi kısa sürede bölümler yükleniyor. Mercury Steam optimizasyon konusunda benden tam puan almayı hak ediyor, eğer düşük konfigürasyona sahip bir bilgisayarınız varsa birkaç ayarı kısıp oyunu rahatlıkla oynayabilirsiniz bundan hiç şüpheniz olmasın.
[img]http://Silah Sesleri Ne Kadar Kötüyse Müzikler Bir O Kadar Güzel[/img]
Jericho?nun ses efektlerinin hiç hoşuma gitmediğini baştan söylemek istiyorum. Silah sesleri çok özensiz olarak hazırlanmış ve oldukça zayıflar. Yani pompalı ile ateş edince çıkan sesler bile oldukça zayıf bir tokluk yok. Sanki oyunda oyuncak silahların seslerini kullanmışlar (küçükken hep plastik mermi atan tabancam olsun isterdim ama ailem almazdı, bunu birden aklıma geldiği için yazayım dedim). Ayrıca karakterlerin seslendirmeleri de amatörce hazırlanmış, zaman zaman takım arkadaşlarınız konuşurken gülesiniz geliyor. Oyunun için hazırlanan diyaloglar da bir hayli komik ve anlamsızca, ne demek istediğimi oyunu oynayınca anlayacaksınız. Ancak iyi vuruşlar yaptığınızda ve oyunu iyi oynadıkça takım arkadaşlarınız size destek olsun diye gaza getirici konuşmalar yapabiliyorlar, bu olayı sevdim. Zaten oyun boyunca durmadan aralarında konuşuyorlar ve olaylar hakkında yorum yapıyorlar. Her ne kadar bu hata grafik konusunda olsa da burda söylemek istedim, karakterlerin ağızları ile söyledikleri uyuşmuyor. Küçük bir ayrıntı olsa da sıklıkla bu durumla karşılaşınca oyundan soğuyorsunuz. Yaratıkların ses efektlerini ise oldukça beğendim, tüm yaratıklar farklı seslere sahip ve hepsinin sesleri de insanı oldukça ürkütüyor. Çevre sesleri de oldukça güzel hazırlanmış ve atmosfere katkı sağlıyorlar. Sesler konusunda bir karara varacak olursak, oyunun sesleri ortalama bir çizgi üzerinde dolaşıp duruyor. Bazen oldukça güzel, bazen ise insanı çileden çıkarabiliyorlar.
Oyunun müziklerinin ise ses efektlerine göre oldukça güzel olduğunu söyleyebilirim. Oyunu oynarken zaman zaman çalan müzikler oyunun atmosferine katkı sağlıyorlar ve insanı geriyorlar. Çoğu müzik oyunda bulunduğunuz ortama göre hazırlanmış ve atmosferi tamamlıyor. Kısacası oyunun müziklerini beğendim, oyunun yapısına oldukça uygun parçalar hazırlanmış (korku oyunlarında müzik denilince aklınıza hemen Silent Hill geliyorsa bu oyunun müzikleri sizin pek hoşunuza gitmeyebilir, bunu da ekleyeyim. Buradan Akira Yamaoka?yı saygıyla anıyorum).
[img]http://Eğer Korkmak İstiyorsanız Cliver Barker?s Undying Oynayın[/img]
Jericho?yu çok fazla eleştirdim bunun da farkındayım ancak bu oyunu çok büyük bir umutla bekliyordum. Clive Barker?dan Undying (şu ana kadar oynadığım en korkutucu oyunlardan bir tanesidir hatta en korkutucusudur) gibi bir oyunu oynadıktan sonra bu oyunun ondan da iyi olmasını umuyordum. Ama karşıma Serious Sam (bu oyunu da çok severim yanlış anlaşılma olmasın ama herkesi korkutacak diyerekten piyasaya sürülen bir oyunun bu türe kaymış olması oldukça düşündürücü) tarzı önüme geleni vurduğum bir oyun çıkınca bu oyun için dediklerim az bile kalıyor. Kısacası Mercury Steam bu oyunun altından kalkmayı başaramamış, oyun zaman zaman sizi eğlendirse de çizgisel olarak ilerlemesi, hepsi aynı hissini uyandıran dar koridorlarda dolaşmanız, oyun boyunca durmadan aynı şeyleri yapmanız, yaratıkların ve takım arkadaşlarınızın yapay zekasının kötü olması, oyunun sık sık bölünmesi, karakterlerin ve silahların seslerinin kötü olması gibi özellikler sizi oyundan oldukça soğutuyor. Daha da ön