Hızlı bir başlangıç olacak ama Need for Speed: Most Wanted ilk aklımıza gelen oyun oldu. EA Games’in en popüler serilerinden biri olan NFS’nin, belki de en başarılı versiyonu olan Most Wanted, 2005 yılınında, yarış severlere çok şık bir hediye oldu. Underground’lardan en büyük farkı olarak işin içine polislerin de sokulduğu oyunda, en çok aranan yarış pilotu olmaya çalışıyorsunuz. Yine 2005 içerisinde raflarda kendine yer bulan Juiced’de modifiyeli otomobiller ve sokak yarışlarını temel alıyordu. Most Wanted’dan önce çıktığı için Underground 2 ile karşılaştırılan oyun, oldukça iyi eleştriler aldı. Ancak yine de NFS serisinin gölgesi altında kaldığı da bir gerçek. Yarış oyunlarından bahsetmişken Moto GP 3’ün de
ismini telaffuz etmemek olmaz. Bu yıl ülkemize de konuk olan Moto GP şampiyonasının lisanslı oyunu Moto GP 3, gerek oynanışıyla gerek grafiksel özellikleriyle olsun adeta bir motorsiklet simülasyonu keyfi yaşattı.
Canımız kavga(!) istediğinde 2005 yılı bize bir çok alternatif sundu. Birbirinden başarılı oyunların arasında Grand Theft Auto: San Andreas, bir yıldız gibi parlıyordu. Öyle ki seri 3. boyuta geçtiğinde iyiden iyiye artan oyuncu kitlesi, GTA: Vice City ile tavan yapmıştı. San Andreas’da, daha büyük bir harita ile daha çok görev, daha çok ek görev, yapacak daha çok iş ve içerdiği özgürlük ile Rockstar Games seriyi bir adım daha öne taşıdı. Hal böyle olunca bilgisayar oyunları tarihinde GTA adı önemli bir noktaya yazıldı. 2005’in bir diğer önde gelen aksiyon oyunu da Tom Clancy’s: Splinter Cell Chaos Theory. Sam Fisher’ın bu yeni macerası herşeyiyle muhteşemdi. Gizliliğin ön planda tutulduğu oyunun, gerek grafik gerek oynanabilirlik gerekse sesleri son derece başarılı hazırlanmıştı. Muhtemelen Splinter Cell Double Agent çıkana kadar Chaos Theory defalarca oynanılacak. Son yıllarda adından sıkça söz ettiren Prince of Persia serisi de yeni meyvesini 2005 yılı içerisinde verdi. The Two Thrones adı verilen oyunda, Prensimizi karanlık yönüyle de yüzleşmek zorunda kaldık. Çok fazla yenilik içermese de şu gerçek ki, oyuncular bu seriyi seviyor. Sonuç olarak Prince of Persia The Two Thrones ile 2005 yılının son dakikasında aksiyona doyduk.
Spor oyunlarına geçtiğimizde futbolun taçsız kralı Pro Evolution Soccer 5, adeta futbol simülasyonu kıvamında, sabit disklerimize yerleşti. Oynanıştaki farklılığı serinin önceki oyunlarına nazaran dikkat çekiyordu. İlk zamanlar oyuncuları son derece zorlayan bu oynanış, kısa süre sonunda yapacağını yaptı ve bağımlılığa dönüştü. Bağımlılıktan konu açılmışken, Football Manager 2006’dan da bahsetmemek olmaz. Futbol menajerliği oyunlarının önde gelen isimlerinden FM, bu sene de bekleyenlerini yanıltmadı ve son derece başarılı bir yapım ile yeşil sahalara indi. Her yıl olduğu gibi yine bazı geliştirmelerle karşımıza çıkan yapım, bu sene medya eklentileri ile adından sıkça söz ettirdi. Her yıl olduğu gibi bu sene de EA Sports’un yapımları ön planda kendilerine yer buldular. FIFA 06’nın başarısı yadsınamaz. Hele NBA 06’nın kalitesi ve PC platformunda rakipsizliği, basketbolseverler için oyunu çok özel bir noktaya taşıyor. Görsel yönden çok başarılı olan bu seri, oynanışıyla da kullanıcıları kendine hayran bıraktı.
İnternet kafe kültürünü takip ediyorsanız, Age of Empires ismi neredeyse kullanılan her makinede geçiyordur. Efsane strateji oyunu Age of Empires’ın 2005 yılında yeni versiyonu raflarda yerini aldı. Öyle ki şölen havasındaki grafikleri ile AoE 3, eski kimliğinden biraz sıyrılmış. Ancak bu yeni görüntüsüne de alışınca, bu yılın klasiklerinden biri çıkmış oluyor karşımıza. Artık bir kaç yıl RTS dendiğinde akla ilk gelen isimlerden biri Age of Empires 3 olacak. 2005’in bir diğer önde gelen yapımı Rome Total War: Barbarian Invasion oldu. Total War serisinin bildik oynanışını, teknolojinin son nimetlerinden yararlanarak biz oyunculara sunan yapımcılar, Rome Total War’a gelen bu ek paket ile, sevenlerini yine yanıltmadılar ve gayet başarılı bir oyun yaptılar. Görselliği çok fazla ön planda tutmayan strateji severler için ise 2005 yılında raflarda yer bulan Civilization 4, serinin önceki oyunlarını oynayanları yanıltmayıp, yine muhteşem bir oyun ziyafeti sundu. Klasik strateji oyunlarından daha farklı ve ayrıntılı yanları olan Civ 4’ün en büyük eksisi grafikleriydi. Geri kalan tüm ayrıntılarıyla oyun, uzun yıllar unutulmayacak bir klasik olarak ismini tarihe yazdırdı.
Alternatifin, en azından kaliteli alternatifin çok olmadığı bir türdü MMO dünyası. 2004 sonlarında WOW’un Amerika’da yaptığı sarsıcı çıkışın sonrasında Ocak-Şubat aylarında Avrupa’da ve dolayısıyla ülkemizde de satışa sunulan oyun bariz bir şekilde yılı forse etti. Geçen günler içerisinde 5 milyon üyeye ulaştığı haberlerini de hatırlatacak olursak WOW’un yılın en üst düzey oyunlarından biri olduğunu kabul etmek gerekir. Onun yanı sıra Guild Wars da NCsoft’un yıla damgasını vuran önemli oyunlarındandı. Aylık ücreti olmayışı ve rakiplerine oranla daha ekonomik oluşu onu tercih edenleri mahcup bırakmadı; kendi yarattığı alternatif evreni layığıyla ve başarıyla kullandı, sevenleri ise önümüzdeki yıl çıkması dedikoduları dolaşan ek paketle ilgili gelişmeleri yakından takip ediyorlar. Matrix Online ise Matrix evrenini keşfe çıkanlar için iyi bir alternatifti, Everquest II ve Star Wars Galaxies’in eklenti paketleri ise önceki sene piyasaya sürülmüş oyunlara hoş yenilikler kazandırdı. Ülkemize Gizland’ın getirdiği Neocron 2: Beyond Dome of York ise FPS açıdan Neocron dünyasında turlamamıza imkân sağladı. 2006’nın oyunları ise 2005’ten çok daha fazla.
Türün meraklıları bu sene hareketli sayılabilecek bir yıl geçirdiler denebilir. Yılın en önemli olaylarının başında pek tabii ki MYST serisinin son bulması yer alıyordu. Yılın son çeyreğinin başlarında gelen End of Ages ile Myst serisi nihayete ermiş oldu. Sadece onunla da kalmadı, serinin yaratıcısı Cyan Worlds de kepenkleri indirdi. Yalnız bu da çok uzun sürmedi ve bir süre sonra “şapkadan tekrar tavşan çıkarmak için” geri döndüler. Fakat kesin olan bir şey vardı ki, o da Myst serisinin son bulduğuydu. Sene içerisinde veda eden önemli bir diğer firma da Syberia serisiyle akıllarımıza kazınmış olan Microids firmasıydı. Gerçi onlarınkine tam anlamıyla veda denemez; Ubisoft, senenin başlarında alınan bir kararla Microids hisselerinin büyük bir bölümünü satın aldı ve anlaşmaya göre bir daha oyun yapamayacak. Onları yalnızca yayımcı tarafında izleyebileceğiz ve bu da sadece Avrupa sınırları içerisinde gerçekleşecek. Tüm bu gelişmelere rağmen Microids son olarak piyasaya sürdüğü Still Life ile 2005’e damgasını vurdu. Yıla damgasını vuran gelişmelerden bir başkası ise Sam&Max’in yapım haklarının Telltale Games tarafından alınması oldu. Yıl içerisinde Bone ile dikkatleri çeken firmayı önümüzdeki sene içerisinde Sam&Max ile de görecek olmak heyecan verici. Üstelik oyunun seneler önce LucasArts’ın yarım bıraktığı projeye devam niteliğinde değil de sıfırdan başlanmış bir yapım olması da dikkat çekici. The Adventure Company ise sürekli kötü oyun piyasaya sürme rutinine bu sene içerisinde Kheops imzalı Voyage ve Echo ismindeki iki harika oyun ile nokta koydu diyebiliriz. Bazılarımıza göre yılın en başarılılarından olan bu iki oyunu önümüzdeki sene içerisinde aynı şirketten çıkacak başka oyunlar da devam ettirecektir. Borken Sword 4’ün duyurulması, Benoit Sokal’ın yeni oyunu Paradise hakkındaki gelişmeler de diğer önemli olaylardandı. 2006’nın 2005’ten çok daha hareketli geçeceği bariz gibi görünüyor.
Türk Oyunları
2005 yılının Türk oyunları için çok iyi geçtiğini söyleyemeyiz. Ama buna rağmen kötü bir yıl geride bıraktığımız da söylenemez. Bu yıl içerisinde Türk oyunculuğunun Doom3’ü, Duke Nukem’i; kısacası fenomeni haline gelen Pusu’yu karşıladık, çok da iyi ettik. Yıllarca onu bir FPS olarak bekliyorken o bize üçüncü kişi kamera açısından bakıverdi ve şüphesiz ki yılın en önemli gelişmesi Pusu’nun piyasaya sürülmesiydi. Güzel yanları kadar hataları da yok değildi; ama eli ayağı düzgün, kanlı canlı bir Türk oyununu para verip orijinal olarak alabilme imkânını bize yaşattı. Onun dışındaysa icraattan çok yine lafın piyasa yaptığı bir yıldı 2005. Laftan kasıt olarak “haber” diye de hemen belirtelim. Türk oyunlar arasında merakla beklediklerimizden bir diğeri olarak da Kâbus 22’nin 2005 içerisinde tamamlandığını öğrendik, ekran görüntüleri ve oyun içi videolarından gördüğümüz kadarıyla sabırsızlanmamak elde değil.
Bu yıl içerisinde ayrıca bir önceki yıl duyurulan İstanbul adlı MMORPG “Hususi Müşterek Zahiri Felaket Oyunu” için alpha tester alımı yapıldı. Nisan ve Haziran aylarındaki bu gelişmelerin ardından oyuna dair başka bir haber meydana çıkmış değil. 17 Ağustos cephesinde ise sene hareketli geçti denebilir. Yıl içerisinde projeyi bir süreliğine durduran yapımcılar, birkaç ay önce kulaklarımıza fısıldadıkları üzere yapıma devam edilme kararını vermiş bulunuyorlar. Türk yapımı amatör oyunlar da yine bu yıl içerisinde karşılaştıklarımızdandı. Son dönemlerden akılda kalanlardan Koridor, Coderis ve oyunyapimi.org umut vaat eden yapımlardı. Üstelik oyunyapimi.org’un yapımcısı sene sonlarına doğru Sevgilim Olur Musun? adını verdiği ilk ticari yapımını duyurdu. Bu saydıklarımızın dışındaysa başkaca fazla önemli bir gelişmenin yaşanmadığı söylenebilir. Fakat bunların da yabana atılacak şeyler olmadığını söylemek isteriz. Sonuçtaysa 2006’nın 2005’ten çok daha hareketli geçeceği kesin.
Yorumlar (6)
2005 in rüküşü driver 3 tü
Her oyun türü için ortalama 3 örnek verdiğimizden ötürü, eksiğimiz mutlaka olacaktır. Bu yüzden bunlara takılmayın ;)
2005 yılı oyunları hakkında bir yazı ve God of War yok !!! ben saymıyom
MOST WANTED... KİM NE DERSE DESİN....[8)] birde MOH europen asault çok keyif almıştım
Fear,Nfs,Kingkong......2005 te Oynadıgım en deli oyunlardı...
Bence güzel bir yazı olmuş. Tebrik ederim. Benim en beğendiğim oyun GTA:SA oldu. Çok uzun süre oynadım. Aynı zamanda CoD2 de çok sağlamdı. NFS:Mw beni deli etti ama oda güzel oyundu. Neyse daha biçok oyun var ama bunlar favorilerimdi 2005 te.