Brian Fargo’nun Fallout ile bizleri kalitesine alıştırdığı derin, güzel ve kaliteli oyun anlayışını tabii ki Bard’s Tale’de de beklemek en doğal hakkımız. Brian Fargo tarafından oluşturulan InXile Entertainment firması henüz çok yeni bir firma olmasına rağmen çıkışlarını kaliteli bir yapım ile gerçekleştirmek istiyorlar ve bu ne isabetli bir seçimdir ki, Bard’s Tale gibi 15–20 sene öncesinin müthiş oyunu seçiliyor.
Eğlenceli adam şu Bard
Geçmişte muhteşem bir oyun olabilir Bard’s Tale. Hoş, o zamanları hiç hatırlamıyorum. Eskilerin kaliteli bir oyunu günümüze taşındığında doğabilecek aksilikler, insanların oyunu algılayış tarzları ve değer yargıları önemli bu tarz girişimlerde. Eminim yapımcıların kafasında da Bard’s Tale henüz fikir safhasındayken bu soru gelişmiştir. Eski klasikleri tekrar günümüzde görmek, bir oyuncu, hatta özellikle o oyunun hayranı olan açısından, elbette muhteşem; ama, gelin görün ki madalyonun diğer tarafı ile yüzyüze olan yapımcılar cephesinde bunun pek bir önem teşkil etmediğini düşünüyorum. Zira görüyoruz ki eski oyunların tekrar yapılması sırasında sık iptal haberleri ile karşılaşmak mümkün. Maddi çıkarların daha ön planda olduğu bariz. Lakin idealist bir firma ve tuttuğunu koparan bir karaktere sahip olduğu anlaşılan InXile Entertainment ve Brian Fargo anlıyoruz ki bunun çoktan üstesinden gelmişler. Gelmişler ki Bard’s Tale bizimle beraber.
Oyunda bir ozanı canlandırıyoruz. Kahramanımız aslında çok lakayt, çok civelek bir karaktere sahip. Nerede akşam orada sabah takılan, yediği önünde yemediğini umurunda olmayan, gayet çalgı çengi peşinde olan bir insan olarak adamımızı nitelendirmek yerinde olacaktır. İşte bizimkisi yine böyle gezedursun, kötü bir büyücü tarafından yüksekçe bir kuleye kapatılan prensesi kurtarmak bizim yegâne görevimiz oluyor. Biz de kendisine bu yer yer gizemli, yer yer akıl almaz, çoğun çok da eğlenceli serüveninde ona yoldaşlık ediyoruz.
Kılıçlarının biri mavi, biri yeşil
Oyunun demosu da full sürümünün piyasada olacağı tarihten yaklaşık bir ay önce internette yerini aldı. Setup programını yüklediğinizde install işlemi sorunsuzca gerçekleşiyor ve sabit diskinizde 330 MB’lik bir yer kaplıyor. Başlamadan önce oyunu yüklediğiniz klasörde ayarları yapabileceğiniz bir dosya var. 1600x1200 çözünürlüğe kadar ayarlarınızı artırabiliyorsunuz. Ayarlarınızı önceden yapın derim, çünkü oyunda bunun farkı çok belli oluyor.
Demo içerisinde oyundaki altıncı bölümü oynuyoruz. Yapabileceğimiz şeyler sınırlı. Sınırlı olmasına rağmen yine de o kadar çok seçenek aktif ki, neredeyse sahip olduğumuz olacağımız bütün güçleri kullanma şansına sahibiz. Anlaşıldığı kadarıyla karla kaplı bir zeminden yer altına düşmüşüz ve buradan çıkıp maceramıza devam etmemiz gerek. Bölümün amacını da zaten bu oluşturuyor ve ilerledikçe karşılaştığımız düşmanları kılıçtan geçirip tuzaklara yakalanmadan çıkışı arıyoruz. Kamera açısı ve sağ üstteki harita sistemi yüzünden oyun nedense bende biraz Nox’u çağrıştırdı. EA’in en sevdiğim RPG oyunu olan Nox’ta olduğu gibi Bard’s Tale’de de adamımızı tepeden görüyoruz. Ama tek bir farkla: kameramızdaki zoom yeteneğini kullanabiliyoruz ve üçüncü boyutta gerçekleşiyor bütün olanlar. Bu imkân her ne kadar çok fazla kullanışlı olmasa da hiç değilse birkaç metrelik bir görüş açısı artışı sağlaması bakımından kullanılabilir. Fakat sanmayın ki tüm bu açı size kahramanınızı çok rahatça kontrol ettiğiniz hissini veriyor.
Başlar başlamaz etrafınızdaki insanlar dikkatinizi çekecektir. Bu kişiler size yardım ediyorlar ve kazandığınız yeteneklerle yanınıza böyle insanlardan ekleyebilirsiniz. Bunların çok çeşitli yardımları var. Mesela beyaz cüppeli o yaşlı adam tuzakları önceden görebiliyor ve duvarlardaki dev bıçakları tutarak sizin geçerken oralardan zarar görmenizi engelliyor. Onun dışında savaşçı, okçu ekleyebilir daha güçlü mücadele edebilirsiniz.
Şarkısını dinlemek insana huzur veriyor
Şarkısı güzel; sesler ve müzikler gerçekten de çok hoş, üstelik huzur verici. Ama nedendir bilinmez, konsol versiyonunun aynısı grafikler açıkçası hiç de iç açıcı değil. Eğlenceli oyun yapısı ve diyaloglarına rağmen grafikler oyunun atmosferini kelimenin tam anlamıyla yok ediyor. Zaten açıkçası kamera açısı ilk olarak içimi epey sıkmıştı, grafiklerin de fazla bir şey verememesi, oyunu eğlenceli yapan unsurlarına rağmen olan bütün kurguyu bozmuş. Karakterler birbirleri içerisine geçebiliyor ve her ne kadar kahramanımızın yaptığı güzel kombolar ile animasyonlar süslense de bazen uzak, bazen de ağır kalabilmesi sonucunda oynanıştan çok tat alamıyorsunuz; hepsi bununla da kalmıyor, vuruş hissi de olması gerektiği gibi olmayınca bence hayli sağlam bir malzeme uygun değerlendirilememiş oluyor. Çok şeyler umut etmiştim oyun hakkında; ama açıkçası karşılaştıklarım beni biraz hayal kırıklığına uğrattı demem lazım. Kamera açısına bir noktadan sonra alışılsa da, bu oyunda olması gereken bu değildi. Klasik bir Diablo benzeri RPG olsaydı Bard’s Tale’in çok çok daha iyi olabileceği görüşündeyim.
Yorumlar (6)
Zaten oyun böyle olacaktı.Beklenilen gibide çıktı.Ama oyunun tam sürümünü denemeden kesin bir şey söylemek genede zor olur..
Ya ben bu tür bir oyun değil tüm frp klişeleriyle dalga geçen hafif adventure tadında bir rpg bekliyordum, bu oyunsa Diablo gibi bir şey(Önüne geleni(Kuş, goblin, ayı vs...) kes oyunu anlayacağınız.)
Aynen katılıyorum. Ben de hayal kırıklığına uğradım.
rezil etmişler bir efsaneyi gerçekten nerde eski rpg ler nerde yeni amerikan neslinin gereksiz hackn slashleri(bu oyun en azından demoda bana rpg adına hiç bir şey sunmadı)
kötü..
Ben oyunu ps2 de bitirdim. Kendi türünde gayet başarılı bir oyun. Diabloda zaten efsaneydi. Bi türü sevmiyorsunuz diye kötüleyemezsiniz. İsteyen baldur's gate oynar isteyen diablo. Bu oyunu hack'n slash seven herkese mutlaka tavsiye ederim. Çok matrak ve esprili bir oyun. Ayrıca oyunun hikayesi serbest. Mesela ben oyunu çok komik bir şekilde bitirdim. Ayrıca oyunun müzikleri ve atmosferi sıcak sevimli ve matrak bir atmosfer.