Ekip liderleri Ubisoft kitle yöneticisi ve geliştiricileri olmak üzere 4'erli takımlara ayrılarak bilgisayarların başına geçtik. Son model Razer marka bir PC’de ister Mouse klavye, ister Xbox One kontrolcüsü seçeneklerinden birini seçerek oynayabiliyorduk. Açıkçası ben hem odanın loş olması hem de daha rahat etme tercihimden dolayı kontrolcüyle oynamayı seçtim. Çıkışında 20 adet olacak sınıflardan sadece 7'si bu demoda oynanabilir durumdaydı. Ben işin eğlenceli kısmına yönelip “demolisher” karakterlerinden birini seçerek oyuna dahil oldum.
He ne kadar geliştiriciler önümde biri konferansta ikisi de önümde olmak üzere 3 defa aynı demoyu son derece koordineli olarak hatasız oynadılarsa da en son maçlarında görevi tamamlamalarına rağmen tüm takım telef olmuştu. Bakalım biz böyle bir durumda ne kadar başarılı olabilecektik.

Görevin başlamasıyla olan oldu. Önce çatıya kanca atarak tırmandık ve binanın arka tarafına geçtik. Oradaki pencerelerden birini patlattığımda kulaklarım patlamanın yıkım etkisi ve sonrasında bir ıslık sesiyle sarsıldı. Gerçekten o zaman atmosferin tadını almaya gerçek anlamda başladım. İçeri girdiğimizde ekibi hızlı bir kargaşa ve telaş sardı. Ben ve Ubisoft’daki abla (ki ben kendisine bundan sonra böyle hitap edeceğim) aşağı taraftaki bombaya yöneldiğimiz sırada ekipteki diğer 2 kişi ise üst katlara yöneldi. Tam ben arkamda ne olduğunu unutup ilk teröristi indirdiğim sırada yukarıdaki arkadaşların başlarının belada olduğunu fark edip hızlıca yukarı çıktık.
Biz duvarlarda ufak delikler açıp etraftaki dikenli telleri temizleyerek kendimizi savunma pozisyonuna sokmuştuk. Ancak ortalığa tekrardan kaos hakim olmuştu. Teröristler hem ateş gücüyle saldırıyor hem de duvarları yıkmaya çalışıyorlardı. Ekip lideri bizi toparlamaya çalışırken vuruldu daha sonra onu ben izledim. Bizi kaldırmaya çalışan üçüncü arkadaşımız odayı temizlemeyi başardı ancak o da yere düşmüştü. Geriye bir kişi kalmıştı. Buradan hepimiz sağ çıkamayacaktık ancak en azından ikimizi oyuna döndürebilirdi. Derken birkaç el shotgun sesi duyuldu ve biz ne olduğunu anlayamadan oyun sona erdi. Oyunun bitiş anını gösteren kameranın görüntüsünü izlediğimizde hepimiz irkildik. Alt katta bulunan 2 terörist ayak seslerinden ekip arkadaşımızın nerede bulunduğunu tespit etmiş ve tavana ateş açmaya başlamışlar. Tavanda açtıkları delikten ekibin son elemanını indirmeleri çok da uzun sürmemiş.

Evet işte Rainbow 6: Siege böyle bir oyun. Tecrübelerim oldukça kısa sürse de oyunun gerilimi ve tansiyonu gerçekten de beni kendime getirmeye yetti. PvP maçı yapmaya fırsatım olmadı ancak yapay zeka hakkını vermişti. Tabi fark ettiğimiz diğer hususlardan biri de iyi iletişime sahip bir ekibe ve sağlam bir ekip liderine ihtiyacımız olmasıydı. Rainbow 6: Siege gerek harita tasarımı, gerek yıkılabilir ortamı ve ses tasarımıyla gerçekten inanılmaz bir oyun. Ancak oyunun asıl performansı ve keyfi arkadaşlarınızla beraber oynarken ortaya çıkacak bir yapım. Oyunun herhangi bir hikaye modu bulunmasa da coop modu oldukça iyi iş çıkarmış. Tabi 60$ lık fiyat etiketini de hesaba kattığınızda arkadaşlarınızla oynamak biraz daha güç hale gelecektir. Eğer iyi bir Twitch kitlesi ve E-spor desteği görmezse sonu 2-3 ay içerisinde Evolve gibi bile olabilir. Ama herşeye rağmen oldukça keyifli ve gerilimli bir Rainbow Six deneyimi sizleri bekliyor.

Yorumlar (6)
Unisoft bu oyunu 25 tl yapsa 4-5 tane alırım bu gün bir daha yaşanmaz diye :D
aslında hikaye kısmı olmayan oyunların fiyatları daha ucuz olmalı yada sürekli desteklenmeli.
Hayat size güzel valla, okadar oyunu oynuyorsunuz, dünyayı turluyorsunuz bide üstüne para alıyorsunuz.
Okurken kendimi kaybettim abi ne yazmışsın ya :D şaka biryana rainbow 6 serisine yakışan bir oyun ve pvp falan iyi olmuş ama fiyatı malum.Düşeceğini düşünüyorum o fiyata kim alır onu
Çok haklısın. Steam olumsuz yorumlarının neredeyse hepsi zaten fiyatı yüzünden. Yani oyun kendisinden pahalı. BU 179 lira hastalığıda her yere bulaştı.
Tam olarak anlamadım. Oyunun hiç mi hikaye modu olmayacak?