Bu tür yarış kategorisinde birçok yapımla başarılı bir şekilde kendisini gösterir iken; listenin kahramanlarından birisi de şüphesiz hepimizin en az bir kere de olsa deneyim ettiği Need for Speed serisidir. İlk olarak 1994 yılından The Need for Speed ismi ile karşımıza çıkan yapım, bulunduğu dönem içerisinde yarış türü oyunlar içerisinde kendisini kısa süre içerisinde göstermeyi başarmıştı. Kendi hayran kitlesini başarılı bir şekilde büyüten yapımdan üç yıl sonraysa hepimiz için bir efsane haline gelen Need for Speed II raflardaki yerini almıştı. İlk oyunun ardından büyük yenilikler ve daha detaylı araç modellemeleriyle karşımıza çıkan ikinci oyundan bir yıl sonra ise, polisleri de oyuna katan Need for Speed III: Hot Pursuit ile muhteşem bir üçlü ortaya çıkmıştı.

Temel üç oyun ile hayatımıza girmeyi başaran Need for Speed serisi, yaklaşık olarak 22 adet yapımı bünyesinde barındırırken; 2004 seriye katılan yeni oyunla altın çağını yaşamıştı. Bu hangi yapım mı? Tabi ki Need for Speed: Underground 2! Need for Speed serisi, Underground 2 ile ciddi anlamda hem hayran kitlesini ve hem de cirosunu başarılı bir şekilde arttırmayı başarmıştı. Bu başarının sırrı ise çok basitti: Biz oyuncuların istediği gibi bir deneyim sunmayı başarmak... Çıkışının ardından yaklaşık olarak 12 yıl geçmesine rağmen kendisini oynatmayı başaran Need for Speed: Underground 2, özgürlük kavramını birkez daha gündeme getirmeyi başarmış idi. Araçlar için sunulan modifiye yelpazesinin bu denli bir genişliğe sahip olması, bizleri en çok etkileyen unsur olmuştu. Düşününsene, hız göstergesinin modellenmesi ve renk seçimi dahi bizlerin elimizdeydi!
Need for Speed: Underground 2 yapıtının çıkışından bir yıl sonra ise Need for Speed: Most Wanted raflardaki yerini alarak, bizleri kendisine bağlamayı birkez daha başarmıştı. Need for Speed serisi hepimiz için kült bir hale dönüşürken; 2007 yılında piyasada yer alan Need for Speed: ProStreet ile seri çöküş dönemine girdi. ProStreet sonrasında piyasada yer alan Need for Speed yapıtlarını sadece oynadım demek için denedik ve birçoğunun sonunu bile getirmedik. Bununla birlikte her yıl mutlaka bir adet oyun ile karşımıza çıkan seri, kendisinden bizleri soğutmayı başarmıştı ta ki geçtiğimiz yıla kadar...

Need for Speed serisinin haklarına sahip olan ve yayımcılığını yapan Electronic Arts, yayınladığı görseller ile hepimizi heyecanlandırmayı başarmıştı. Seriyi iki yıllık dinlendirme sürecine bırakan ekip, bu görseller ile hepimizin aklına tek bir yapıtı aklına getirmişti: Underground 3... Bu dedikodulara ise firmadan kısa süre içerisinde “Bu sadece Need for Speed olacak.” açıklaması ile son verilmişti. Fakat, her ne kadar ismi sadece Need for Speed olarak piyasaya sürülecekse bile; Underground temasının olacağı da kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıktı. Konsolun ardından PC platformu için raflardaki yerini alan Need for Speed, bizlere eski tadını verdi mi? Gelin, hep beraber yeni nesil Need for Speed'e yakından göz atalım.

Yeni nesil Need for Speed'te de bu senaryo yer alırken; yenilik olarak ise gerçek hayattan alınan sahneler oyun esnasında sıkça yer alıyor. Aslında güzel bir yenilik olan bu sahnelerin eksi yanıysa, oyunculukların ciddi anlamda samimiyetten uzak ve amatör bir şekilde karşımıza çıkması oldu. Kadroda yer alan isimlere baktığımız zaman, çoğunun bize uzak olduğunu sadece bir ismin Game of Thrones'ta küçük bir rol aldığını görmekteyiz. Spike, Robyn, Manu ve Amy isminde dört kişilik küçük bir gruba katılarak başladığımız yapımda; ilk olarak bu isimler sayesinde yarışlara başlıyoruz. Yarışların ortasında dahi bu isimlerden gelen aramalar bazen can sıkıcı olabiliyor. Diyalogların da bu denli yavan olması da konuşmaların etkisiz olarak görünmesine neden oluyor. Zaten her aramada sadece “Gel, şurada yarış var; hadi buraya da gel yarış var.” gibi söylemler kullanılması, karakterlere karşı samimiyetsizlik oluşmasına zemin hazırlıyor.
Her bir karakterin ayrı ayrı yarış modlarıyla geçen senaryoda, oyun içerisinde yer alan kilit beş ismin dikkatini çekmeye çalışıyoruz. Bu isimler ve sahip olduğu ikonlar ise; Speed Icon: Magnus Walker, Style Icon: Ken Block, Build Icon: Nakai San, Crew Icon: Risky Devil ve Outlaw Icon: Morohoshi San olarak karşımıza çıkıyor. Peki, bu isimlerin dikkatlerini nasıl çekeceğiz? Her yarışın sonunda belirli tecrübe puanlarına sahip oluyoruz. Puanlama sisteminde ise bu ikonların yer aldığı sınıflar bulunuyor. Yarış içerisindeki durumumuza göre puan dağılımı yapılıyor ve bir süre sonra ise Spike, Robyn, Manu ve Amy dörtlüsü dışında sizlere arama gelerek daha üst düzey sokak yarışlarında rol alıyorsunuz.

Senaryo olarak bizleri pek tatmin etmeyen Need for Speed'in bu konu üzerinde biraz daha sıkı çalışması gerekiyor ki eğer oyunu denerseniz sizlerin de aynı düşünce üzerinde olacağınızı tahmin ediyoruz. Senaryo olarak canımızı sıkan bir diğer unsursa, senaryo içerisinde yer alan yarışların tekrar edilmiyor olması oldu. Eğer, sizin de her yarış içerisinde birinci olma gibi takıntınız varsa, bu duruma alışmanız uzun zaman alacaktır.
Gerek senaryo yarışlarında, gerek yan yarışlarda olsun yeni nesil oyunumuz da aynasızlar da unutulmuyor. Tabi, illegal yarış olur da polis olmaz mı?! Polis unsuru her ne kadar oyuna tat katsa da kullanılan yapay zekanın ve polislerdeki araçların halini gördüğümüz zaman tüm zevkimiz kaçtı. Oyuna başladığınız ilk zamanlar kaçmak biraz zor olsa da, ilerleyen zamanlarda bu işin çocuk oyuncağına döndüğünü fark edeceksiniz. Bu yüzden de polislere takılarak kolay bir şekilde tecrübe puanı ve oyun içi para kazanabilirsiniz.
Need for Speed serisini ve özellikle Need for Speed: Underground 2'yi sevme nedenlerimizin arasında geniş modifiye yalpazesi büyük rol oynamıştı . Fakat, son yıllarda piyasada yer alan seriye ait oyunlarda bu yelpazenin küçülmesi, bizleri bir hayli mutsuz etmişti. Yeni nesil Need for Speed'le bu yelpaze eskisi gibi olmasa dahi yine hayli ayrıntı olarak karşımıza çıkıyor. İlk olarak arabanın iç kısmından bahsedelim. Motor taraflı yapılan modifiyeler, ciddi anlamda hoşumuza gitti. Ayrıntılar ve bu ayrıntıların aracımıza kazandırdıklarını açık bir şekilde karşımıza çıkartan ekip, bu konuda iyi bir çalışmaya imza atmış. Motor geliştirmeleri ile birlikte, yarış türüne göre de motoru tasarlayabiliyoruz. Mesela, drift türünde bir yarış bizleri bekliyorsa frenleri biraz daha sıkılaştırıyoruz ve daha ince ayrıntılar üzerinde oynama yapabiliyoruz. Eğer, sizler de bizler gibi arabadan fazla anlamıyor ; oyun içerisinde yer alan drift ya da grip seçenekleri ile otomatik olarak yarışlara hazırlanabilirsiniz. Motor yönünden geliştirilen bu yenilik, oyun için artı olarak karşımıza çıkıyor.

Aracımızın dış kısmında yapacağımız modifiyeler ise biraz canımızı sıkıyor. Bunun nedeni ise, motor yönünden bu kadar geniş modifiye seçeneği sunulmasına karşın, dış tarafta bu yelpaze oldukça daralıyor. Dış tarafta kullanacağımız nesnelerin bazıları görevler sonucu belirli ücretler ile alınır iken; bazıları da oyun içerisinde yer alan pikap tarzı araçların yanında giderek “PgDn” tuşu etkileşimi ile ücretsiz bir şekilde sahip olabiliyoruz. Rüzgarlık, araç vücudu, jantlar ve araç renkleri dışında fazla bir değişim yapamadığımız dış modifiye bizleri hayal kırıklığına uğratıyor. Ah ahh nerede o eski Underground ruhu... Modifiye seçenekleri bunlar, fakat araçlar nerede? Tek bir garajımızın bulunduğu oyunda, maksimum beş adet araç alabiliyoruz. Tabi, aldığımız bu araçları beğenmezsek de piyasa değerinin bir hayli altında satış işlemini gerçekleştirebiliyoruz. 1965 model Ford Mustang'ten tutun da, 2015 model Lamborghini Huracán LP 610-4 araçları dahil olmak üzere yaklaşık 50 adet klasik ve spor tarzında araçlar sizleri bekliyor.
Evet, aracımız hazır; ne yapacağımızı da biliyoruz. Peki, nasıl bir şehir bizleri bekiyor? Ventura Bay isimli üç adacıktan oluşan şehrimiz, Need for Speed için yeter ibüyüklükte olduğunu söyleyebiliriz. Peki, bu şehirde kimse yok mu yahu? Tamam, Underground ruhu olarak illegal yarışlar olduğu için gece yarışıyoruz da bu şehirde gece hayatı yok mu? Sadece birkaç araç göreceğiniz Ventura Bay, ölü bir şehir olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca, değinmiş iken; oyun içerisinde her zaman gece hayatını yaşayacaksınız, sonuçta sokak yarışçısısınız! Arada bşr şafak sökmesine yakın bir aydınlık olsa dahi, o gece yakanızı bırakmayacaksınız ve kaygan yollarda direksiyon sallamaya devam edeceksiniz. Canımızı sıkan aslında sinirimize giden etkenlerden birisi de oyun içerisinde devamlı yağmur yağması oldu. Yağmur ile görsellik ve grafik şöleni yaşanıyor ama insan da bir süre sonra daralıyor. Yağmurdan dolayı da bir süre sonra uykumuzun geldiği kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

Ghost Games tarafından Frostbite oyun motoru kullanılarak geliştirilen yapıt, bu bakımdan grafik olarak bizleri tatmin etmeyi başarıyor. Her ne kadar bizler deneyemesek dahi 4K çözünürlük seçeneğinin de oyuna dahil edilmesi, bu seçenek ile oyunu deneyim eden insanların bir hayli zevk alacağını tahmin ediyoruz ki, düşük ayarlarda oyunu test etmemize rağmen bu kadar zevk aldıysak; 4K seçeneklerde neler olur bilemeyiz. Şehir modellemesi ile birlikte araçların gerçek hayattaki modellemeleri ile aynı modellemeler içeren Need for Speed, bu konuda bizlerden tam not almayı başardı. Bu denli kaliteli grafiğin yanında kaliteli bir müzik içeren yapıt, bu sayede kendi atmosferine sizleri de kısa süre içerisinde bağlayacaktır. Bu temel taşlar ile birlikte oyun içi performansın güzel olması ve fps düşüşlerinin olmaması, oyunu ön plana çıkarmayı başardı. Özellikle yeni nesil oyunlarda yaşanan performans sorunları ve sunucu sorunlarının bu yapıtta olmamasının; Battlefield 4 sonrasında Electronic Arts firmasının ders aldığını görmekteyiz. Umarız, diğer firmalarda artık sorunsuz bir şekilde karşımıza çıkmaya başlar.
Geçtiğimiz aylarda yeni nesil konsol platformlarında boy gösteren Need for Speed yapıtının bilgisayar platformu incelemesinde lafların çok uzatılmasına da gerek yok aslında ki yeni nesil konsol kullanıcıları yapıtı yaladı yuttu ve birçok bilgisayar kullanıcısu ise internetten oyunu çıkmadan oynamış kadar oldu. Her ne kadar ismi yalın olarak Need for Speed olsa da, Underground ruhunu taşıdığı da bir gerçektir. Eğer Need for Speed hayranı iseniz gönül rahatlığı ile oyunu kütüphanenize ekleyebilirsiniz. Fakat, bu tür oyunların çok düşkünü değil ama yeni nesil Need for Speed'i merak ediyorsanız, bir süre beklemenizi öneriyoruz ki fiyatının bir hayli tuzlu olduğu belirtelim.
Yorumlar (6)
2021 yılında bu yorumu yapıyorum: Oyuna, bu oyundan sonra çıkan diğer NFS oyunlarını oynadıktan sonra tam 90 puan verdim. İnceleme çok yanıltıcı olmuş. Sürekli online olmamız gerekmiyor, ayarlarda "Play Alone" seçeneği ile offline moda geçiş yapabiliyoruz. Modifiye olayı çok yavan kalmış dediğiniz, cantlar, tamponlar, kaputlar, rüzgarlıklar, yan taraflar dışında ekstra daha ne istiyorsunuz anlamadım? Camların rengi değişmiyor, hız göstergesi değiştirilemiyor ama bunlar modifiye çok yavan kalmış demek değil ki, sadece birkaç önemsiz eksik. Araç kontrol olayına gelirsek; istediğimiz gibi aracın kontrolünü ayarlayabiliyoruz. Ancak makas atma olayı için bence bir simülasyon oyunu olması lazım. Her oyunun bir sürüş stili var. NFSMW 2005'in ayrı, Carbon'un ayrı, Pro Street'in ayrı, Race Driver: GRID'in ayrı, Forza Horizon 4'ün ayrı, The Crew'in ayrı... Bu böyle gider, bu oyununda kendine has sürüş stili var. Ancak son NFS oyunlarından sonra bunu oynayınca hiçte zorlanmadım. Gerçi drift atmak zor ama oyunda drift modu ayrı olmadığı için, sürekli drift yapmamız isteniyor, ancak nedense her istendiğinde drift olmuyor. Aracı drift atacak şekilde ayarlıyoruz, bu seferde sürekli drift oluyor, çok kayıyor araç. Bence oyunun tek eksiği bu. Sürekli gece olması, yağmur yağması falan bunlar bu oyuna ait özellikler. Adamlar grafiği güzel tutmak için yağmuru bahane etmişler. Yolda insanların olmamasını kimse umursamıyor da yağmura takmışız. Crew oyununda insanlar varda ne oluyor? Saçma sapan animasyonlar ve asla araca çarpmamalar filan... Olmasa daha iyi. Hikayeside benim ingilizcem yetmiyor, takmıyorum fazla, yarış görevleri veriyorlar, oynayıp geçiyorum. Sanki Underground'da çok ciddi hikaye varmış gibi davranmamak lazım. Bir NFSMW değil belki ama sinematikler hoşuma gitti (ah bir de anlasam :D ). Undercover'da ciddi bir hikaye vardı ama oyun çok kötüydü. Bu dengeyi bi tutturamadılar. Benim için -5 puan sürüşe, -5 puan da hikayeye. Gerisi on numara, beş yıldız.
Aradığım yorumdu yarın ps4 dijitalini alıyorum :)
Kardeşim İnternet zorunlu diyor her yeri araştırdım emin misin İnternetsiz oynandığına
need for speed yani hız tutkunu (2014) tam anlamıyla tam bir hayal kırıklığı idi.Bir o kadar paralar harcadınız F! olmadan olmaz...
bu oyunun sorunu araçların hantal oluşu most wanted dan sonra carbonda yapılan hata buydu.şehrin ortasındayız sokaktayız her aracı modifiye ile 400 km hıza çakarabiliyoruz ama araçlarımız dönmüyor.araç hantal olunca oyun hiç zevkli gelmiyor kontrolü bir türlü ele alamıyorsun. arkadaş arcade oyun oynuyoruz teker sağa-sola dönmüyor.ağar ağar sanki evden işe gidiyor dayı. forza horizonda falan vızır vızır dönüyor.steering ayarı koymuşlar ama çok az etki ediyor. sokağı geçtim otobanda bile makas atamıyorsun diyelim birini son anda farkedip solladın araç direkt bariyere geri sağa çekemiyorsun lanet aracı. most wanted(2005)ne zevkliydi.bunu kapatıp most wanted açıp oynayınca oh be çekiyor insan.bu en büyük sorundu. ikinci sorun sürekli yağmur yağması.o yağmur yüzünden oyun bazen kasıyor fps düşüyor.oyunun akıcılığını bozuyor.hemde sürekli yağmur yağan bir şehir insanı bıktırıyor. üçüncü sorun oyun çok karanlık.tamam gece ama çok karanlık.oyunun parlaklığı sonda televizyonunda parlaklığını açtım anca adam edebildim.underground da geceydi ama hiç bu kadar karanlık hissetmemiştim. dördüncü sorun modifiye derin falan değil.yok ki derin olsun.en baba modifiye seçeneğinde bile bir araç için en fazla 20 parça falan vardır.bazı araçlarda 3-4 parça.ha aracın boya kısmına diyecek laf yok gerek boya gerek o kaplama gelmiş geçmiş en iyisi. bu oyun kötü değil ama beklediğimiz o oyun bu değil.
Aynen 10 yıldır yarış oyunu oynamıyordum pc'de. 3 günde 15 saat oynadım. Güzel olmuş