İsterseniz konuyu bazı örneklerle detaylandıralım...
Başarısız deneyler
Konusunda az da olsa bilim-kurgu elementleri barındıran oyunların neredeyse tamamı, başarısız deneyler sonucunda oluşan karmaşada hayatta kalmaya çalışan karakterler üzerine kuruludur. İstisnasız tüm deneyler mutlaka başarısız olur.

İlk etapta olumlu sonuçlar görülebilir, geliştirilen teknolojilerle hayal edilmesi zor imkânlara kavuşulur, ama bunlar hep kısa sürer. Bir ön gösterim, bir serap gibidirler ve felaket en nihayetinde insanlığı bulur.
Çok güçlü göründüğü halde hep kaybeden düşmanlar
Bazıları farklı boyutlardan dünyamıza adım atar, bazıları ise çılgın profesörlerin ürünü süper askerlerdir. Hem cüsse, hem de güç olarak bir hayli iddialıdırlar genelde, ama gelin görün ki her defasında normal bir insanın silahından çıkan mermilerle öldürülebilirler.

Yaratık deyince korkunç şeyler belirir insanın aklında. Ama bir insan, korkunç bir yaratığı öldürebiliyorsa, aslında yaratıktan daha korkunç demektir. Çünkü onları bile yok edebilecek güce sahiptir.
Deney ürünü süper askerlere ise, pek fazla sözüm yok. Be profesör kardeşim, o kadar uğraştın, özellik kattın, süper asker diye çıkardın karşımıza. İnsan, 2 gram da zekâ eklemez mi bunlara?Hep mi ölmeye mahkum bunlar?
Onca gizli servis, askeri imkân ve son teknolojik olanakları bünyesinde barındıran Amerika, ne oluyorsa tek bir hacker tarafından bile darmadağın edilebiliyor. Bu durum, uzun süredir filmlerde vardı, şimdi de oyunlarda görüyoruz.
Tabii ki şu da var; Amerika tehlikedeyse, dünya da tehlikede demektir. Sınır ötesi operasyonlar da kaçınılmazdır ayrıca. Vietnam'da iç savaş çıkar, Afrika'da uyuşturucu trafiği vardır, Afganistan'da çatışmalar sürerken, Irak'ta da bombalı eylemler devam etmekterdir... Onca ülke saydım. Hepsinin de kendi askerleri var, ama o da ne?

Yer, zaman, mekân fark etmeksizin dünyanın her noktasında Amerikan askerlerini görüyoruz. Genelde İngilizler de onlara yardım eder. Yahu arkadaşlar, ülkeleri mi şaşırdınız? Sizin binlerce kilometre ötede ne işiniz var? Dünyanın muhtarı mısınız yoksa?
Felaketler şehri New York
Bütün hortumlar, seller, depremler ve benzeri felaketler, milyonlarca yıldır dünyamıza şekil vererek coğrafi yapının oluşmasında büyük rol oynadı, ama bir şehrin bu kadar mı bahtı kara olur?
21. yüzyıldayız, ancak doğal felaketlere çare bulunmuş değil. Deprem olursa, hep New York'da olur. Sel olursa yine öyle. Hortum çıkarsa da hep New York'u tercih eder, çünkü dünyanın en bilinen şehridir.
Film yapımcılarını bir yana bıraktık, artık oyun yapımcılarının da uğrak mekânı New York oldu. Adamlar, New York'un gelişmiş bir yapısı olduğunu ve onu oyunlarda-filmlerde bozmaktan, farklı hallere sokmaktan hoşlanıyoruz diyor.

Hepsi bu mu, tabii ki hayır. Başka evrenlerden gelen konukları da unutmayalım. Zira göktaşları ve uzaylıların bir numaralı durağı da New York'tur. Ya da gökdelenlerin boyları çok uzun olduğu için başka yere gidesi olsa da evvela buraya uğruyor olabilirler.
Sonraki bölümde görüşmek üzere...
Yorumlar (6)
"Çok güçlü göründüğü halde hep kaybeden düşmanlar.." Evet bu terim çok doğru. Ama günümüzün teknolojisinde artık bundan pek göremiyoruz gibi. Güzel bi gelişme..
God of War mesela...
Bugün herhangi bir sinema klişeleriyle ilgili bir yazı okusanız aynı bu makaledeki gibi örnekler olur. Peki bu sinema sektörünü kimler elinde tutuyor? Cevabını hepimiz biliyoruz. Oyun sektörü de bu adamların ellerinde. Nasıl ki bugün Hollywood'da konu ve yenilik sıkıntısı varsa oyun sektöründe de aynı sıkıntılar var. Bu adamlar aynı adamlar. Aynı kültürün yoğurduğu tipler. Onlardan çıkacak konu da belli yaratıcılık da... Aslına bakarsanız bu diğer ülkeler için bir fırsat. Gereken altyapı ve insan kaynağı sağlandıktan sonra Türkiye'nin bu alanda çok iyi yerlere geleceğini düşünüyorum.
Aynen Öyle Herzaman Genellikle Ölürler Örneğin Crysis Boss'u İnsanı Birazcık Bile Zorlamıyor Oyuna Elin Alıştımı İşin Kolay Oluyor
Oyunları bize bişeyler aşılamak için kullnıyorlar amerika üstünlüğü vs vs gibi. Adamlar ellerindeki nimeti kullanıyorlar bişey diyemeyiz.
yorum süper