The Ultimate Chaos Region
Football Manager piyasaya çıkmaya hazırlanmışken, hatta pek çok hoş detayı da ortaya çıkmışken Premier Manager’in yapmaya çalıştığına ortalık bulanmadan toplayabildiği kadar pay toplayarak kenara çekilme çabasından başka bir şey denemez. Geçen seneki Football Manager’in yarattığı süksenin ardından CM’yi hiçe saymamız, PM olarak kısaltmasını yapabileceğim Premier Manager için de hiç farklı değil; Premier Manager dandik bir oyun. Database olarak çok az oyuncu ve takım içeriyor ve bunların ne kupalara, ne de statülere dağılımı mantıklı değil. Bunu en açık şekilde Malatyaspor’un sezon başında Şampiyonlar Ligi’ne direk katılımıyla görebiliyoruz. Buna karşın Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın UEFA’da bir şeyler yapmaya çalışması dengesizliğin ilk fark edilebilecek göstergesi. Hatalar bununla da kalmıyor, yeni transferlerin hiçbirinin işlenmemiş olması ile oyun bu konuda zirveye oturuyor! Vieira hala Arsenal’de, Serhat Fenerbahçe’de falan filan. Premier Lig’e yükselebilmiş takımların güzelce işlenmesi; ama takımlarda hiçbir değişiklik yapılmamış olması özensizliği kanıtlıyor.
Oyunun navigasyon sistemi klavyeyi kullanmanızı daha çok gerektiriyor. Bunun nedeni olarak oyunun PS2 ve GBA için de çıkıyor olması. Fare kullanımına menajerlik oyunlarında o kadar alıştık ki bu noktadan sonra klavyeye geçmek gerçekten de çok ama çok sınırlayıcı. Fareyi yine kullanıyoruz, kullanmıyor değiliz; fakat kullanacağımız tuşların aralıklarını o kadar sık yapmışlar ki klavyenin çok daha işe yarar olduğunu söyleyebilirim. Oyunumuzda altı farklı lig ve bunların alt ligleri bulunuyor. Bu ligler İngiltere, Almanya, İtalya, İspanya, Fransa ve İskoçya. Oyuna başlarken en fazla dört lig seçmemize izin veriliyor. Tipik bir şekilde de profil yaratıp oyuna geçiyoruz; fakat bu kısım bile işkenceden farksız. Açılan mönüler falan yok, üstelik bir başka dengesizlik örneği olarak isminizi yazarken klavyeyi de kullanamıyorsunuz; fareyle teker teker harfleri seçerek isminizi yazmanız lazım. Açılan mönü sisteminin oyunda olmaması nedeniyle oyuna başlarken hangi milliyetten olacağımızı da biraz zorlanarak seçiyoruz; Türkiye’yi seçmek için 9376 defa klavyenin sağ okuna basıp “TUR” ifadesini bulmanız lazım.
Eternal Flame of the Blasting Comet
Kontrollerdeki saçmalık ve zorluk bir süre sonra sizi kendine uyum sağlatmayı başarsa da oyun gerçekten de dayanılmaz. Hem de bazı birkaç güzel detayına rağmen. Mesela transfer yapmak istediğiniz oyuncuyla menajeri sayesinde görüşme ayarlayıp onu takıma kazandırma yoluna gitme şansınız var. Teklif ettiğiniz ücret klüp tarafından kabul edilirse olay futbolcunun menajerine intikal ediyor ve bundan sonra oyuncuyla karşılıklı olarak konuşarak şartlarınızı dile getiriyorsunuz.
PM’nin maç motoru ise yeterince iyi değil. Oyun zaten pencere olarak açılıyor ve üst mönülerin içeriği Almanca. Bu ayarlar arasında bazı ayarları kurcalamazsanız bütün maçları 90 dakika seyretmek zorunda kalabilirsiniz. Futbolcularımız sahada iyi oynuyorlar. FM ile kıyaslanabilecek detay seviyesi mevcut olmasa da klavyenin sağ ve sol oklarına basarak futbolcu detayları, o an oynana diğer karşılaşmalar ve maçta olan biten gelişmeleri görüntülenebiliyor. Atılan pasların yerini bulma oranı oyuncunun kalitesine göre değişiyor. Hatta ilk kez maça çıkan bir oyuncu takımla pek uyum gösteremeyebiliyor. Ara sıra maç içerisinde yardımcı antrenörünüzden size bunları belirten mesajlar geliyor. “Şu oyuncu kötü oynuyor, çıkar onu oyundan” ya da “Maç bitiyor ve hala mağlupsun, forvete adam takviyesi yap” gibi mesajlar bunlar. Kötü oynayan futbolcuyu oyundan çıkardığınızda bu futbolcu size gerçekten de kötü oynadığını, kendisini çıkarmakla iyi ettiğinizi belirtebiliyor. Benzer şekilde ilk yarı içerisinde bir oyuncu çıkardığınızda ya da iyi oynayan birini erken saha dışına alırsanız bu futbolcunun tepkisi ile karşılaşabiliyorsunuz. Maç içerisindeki güzel detaylardan birkaçı bunlar.
Taktik detay ve derinlik açısından çok fazla bir şey beklememenizi öneririm. Saha içi formasyonunuzu, paslaşma türünü ve defansif rotasyonun nasıl olmasını istediğinizi ayarlayabiliyorsunuz yalnızca, ki bunları FIFA’da falan da ayarlayabiliyorsunuz zaten. Çok basit bu iki üç ayarın dışında herhangi bir şey mevcut değil. Futbolcular neredeyse yorulmuyor ve maç içerisinde oyun değişikliği hiç yapmanıza gerek yok. Rakip takımların şimdiye kadar oyuncu değiştirdiklerine hiç şahit olmadım. Maç motoru içerisindeki saha grafikleri de oldukça kötü. Dik koniler şeklinde resmedilmek istenmiş futbolcular üç boyuttan yoksunlar ve hareketleri de hiç gerçekçi değil. Top ise sanki adi plastik bir topun su havuzuna “çap!” diye düşmesi çarpıp duruyor. Golleri önceden tahmin etmek imkansız; aut çizgisinden de gol olabiliyor, yüzdeyüzlük goller de kaçabiliyor. Ayrıca oyun içerisinde bir teknik direktörden öte kulübün neredeyse patronusunuz. Takımın çeşitli tescilli ürünlerini satabileceğiniz sportif mağazalar kurabiliyor, stadyumun kapasitesini artırabiliyor, hatta ve hatta stadyumda konser yapabilmek için sizden izin isteniyor. Bu tür detayların yerine yeni sezondaki transferler takımlara işlenseymiş keşke.
Dark Future!!!
Football Manager 2006’nın arifesinde Premier Manager’in hiç şansı yok. Oynanış çok zor ve CM serisiyle alıştığımız oynanış burada insana hiç hitap etmiyor. FM 2005’in modası ancak 2006 çıktığı zaman geçeceği için beklemede kalın ve bu oyuna ayıracağınız zaman ile daha hayırlı şeyler yapın. Tasavvufa yönelebilirsiniz; o da olmadı Suudi Arabistan liginde küme düşmemeye oynayabilirsiniz.
Yorumlar (6)
çoooooook dandik
ne muhteşem oyundur ki 35 puan almışşşşşşşş...........
Gremlinin Premier Manager 98 i çok güzeldi. Sonra isim haklarını devrettiler oyunun içinede ettiler ne yazık ki :(
Süper oyun mu?
özür dilerim ama süper oyun yani hakkını vermek lazım
captan nrd geldi şimdi aklına dürüm canım çekti hemen gidip yiyecem