MK: Siz, gidip seyretmek isteyebileceğiniz türde filmler yapmaktan hoşlandığınızı söylemiştiniz. “Pers Prensi”nde sizi çeken neydi?
JB: Bolca entrika, dram, macera ve aşk dolu harika, heyecan verici bir hikâye. Benim çok sevdiğim “Arabistanlı Lawrence” gibi destansı filmlere gönderme yapıyor.
MK: Filmin esin kaynağı “Prince of Persia” video oyunuydu. Bu oyunu hiç oynadınız mı?
JB: Evet, oynadım. Pek büyük bir video oyunu tutkunu değilim, fakat bunun neden bu kadar popüler olduğunu anlayabiliyorum. Farklı bir zaman diliminde egzotik, orijinal bir dünyada geçiyor ve oyunun cazibesi burada. Oyunda farklı hedeflere ulaştıkça bir sonraki seviyeye çıkmak istiyorsunuz.
MK: Jake Gyllenhaal ilk kez büyük bir aksiyon filminde baş rol oynuyor. Prens’i oynayacak doğru aktörü bulmak sizin için ne kadar zor oldu ve Jake’i doğru tercih kılan etkenler neydi?
JB: Oyuncu seçimi son derece önemli. Filminizi batırabilir de, çıkarabilir de. Bu yüzden bu konuya çok kafa yorarsınız. Fakat ben hep Jake’le çalışmak istiyordum. O müthiş bir aktör, çok yakışıklı ve atletik. Prensi oynaması için onu mükemmel kılan şey ondaki yoğunluk ve mizahın kombinasyonu. Jake, ayrıca çok çalışkan. Bu rol için gerekli fiziksel forma ulaşmak için aylarca çalıştı. Ayrıca kılıç dövüşü ve binicilik konusunda da çok iyi hazırlanması gerekti. Onun açısından muazzam bir eğitim dönemi oldu.
JB: Kesinlikle. Bir dönem filmi için oyuncu belirlemek zordur. Bazı insanlar çok modern görünümlüdür ve asırlar önce geçen bir hikayeye uymazlar. Ancak bizim oyuncu seçme ekibi Gemma’yı getirdi, okuma provası yaptık ve prova çekimi yaptık. Beyazperdede büyüleyiciydi. O çok özel biri.
MK: Mike Newelll gibi bir yönetmenle çalışmak nasıl?
JB: Mike Newell muhteşem. Bu kadar büyük bir filmi yönetmek için belli başlı yönetmenler gerekir ve o “Harry Potter ve Ateş Kadehi” filmini başarıyla yönetmişti ve ayrıca son derece dayanıklı biri. Ayrıca böyle bir filmi kotarabilmek için çok uzak görüşlü olmalısınız. Bu, kameralı bir odadaki iki aktörün olduğu bir film değil. Hareketli çok şey var.
MK: Dediğiniz gibi, Pers Prensi çok büyük bir film. Onlarca farklı mekan, büyük setler ve binlerce figüran var. Karayip Korsanları’yla kıyaslandığında ne kadar büyük?
JB: Karayip Korsanları’yla doğrudan bir karşılaştırma yapmak zor. Çünkü o filmlerde birkaç adada ve suyun üzerinde çalışıyorduk ve bu her zaman zordur. Buna karşın Pers Prensi için sadece iki ülkeye gittik, Fas ve İngiltere’ye. Yani Fas’ta zaman zaman 50 dereceyi bulan sıcaklıkların getirdiği fiziksel zorluğun dışında pek de zor değildi.
MK: Daha serin bir yerde çekim yapmayı düşünmediniz mi?
JB: O benzerliği, o mekânda bulunmanın sunduğu gerçekliği istiyorsunuz ve Fas’ta gerçekten çok güzel mekânlar var. Ayrıca Londra ya da Los Angeles’ta bulamayacağımız harika Faslı figüranlar vardı. Orada çok sayıda film çekildiği için pek çok yetenekli teknik eleman da var.
MK: Filmlerinizi belli bir seyirci kitlesi için mi çekiyorsunuz acaba? Pers Prensi kimler içindi sizce?
JB: Dilerim herkes içindir. Dediğim gibi çok farklı unsurlar içeriyor; macera, komedi, aşk, dram ve çok iyi bir oyuncu kadrosu. Bence eğlenmek isteyen, günlük hayatlarından birkaç saatliğine kopmayı amaçlayan herkes “Pers Prensi”nin bunu onlara sunduğunu görecek.
Yorumlar (6)
10.11.2009 20:37:04 İşi drama çevirme isteyen istediği oyuna/filme/kitaba istediği puanı vermekte özgür.Sadece verilen emek için herşeyin suyuna gitsek dünya binlerce saçma kaliteli ürünle dolardı.
Nete yeni adım atmış liseli çocuklar gibi birbirininizin dil bilgisini düzelticeğinize oturun filme eğlenmeye bakın
Bilhakis kelimesine takılan arkadaş için söylüyorum. Beni bu kelime ile düzeltmeden önce, filmlerin ismini doğru yazmayı dene bence. Karahip yerine Karayip olmasın o? Arkadaşlar, amma zor beğenen bir topluluk olduk biz böyle? Biz ne üretiyoruz sorması ayıp? Tüketmekten başka ne yapıyoruz? Adamlar milyon dolarlar harcıyor, senelerini birşeyleri tamamlamak için tüketiyorlar, bir çırpıda adamları siliyor, emeklerini hiçe sayıyoruz. Beğenmiyorsak, filme gitmeyiz, izlemeyiz. Bu kadar basit. Film + Oyun = Eğlence. Eğer eğlenirken de kasacaksam, sinir olacaksam neden yapıyorum ki bu aktiviteyi? Çok fazla beklenti üzer adamı. Her ikisini de eğlenmek için yapıyorsanız, sadece yaşadığınız andan mutluluk duymaya çalışın yeter. Yok şöyle olsaydı daha iyi olurdu, böyle olsa daha iyi iş yapardı. O zaman siz birşeyler üretmeye çalışın? Yönetmen koltuğuna siz oturun, oyun yapımcılığına soyunun? Acaba bu tarz eleştiriler geldiğinde tepkiniz ne olurdu merak ediyorum? Eskiden beklentilerimiz daha mı azdı? Atari 2600'lerde Pac-Man'in başından kalkamayan, ne olduğu belirsiz garip grafiklerle cümbür cemaat birlikte oyun oynayan biz, şimdi ne oyun beğeniyoruz, nede film...
orlando blom da iyi yapardı bu rölü eme bu adamda yakışmış
Görsel efektler harika. Ama prens biraz daha soğukkanlı ve karamsar olmalıydı..
İzlemeyi düşünmüyorum.Disney adı bile sadece filmin ne mal birşey olacağını ortaya koyuyor.