İşte macera oyunlarıyla ilk tanışmam da böyle oldu. Daha sonrasında Monkey Island, Larry, Grim Fandango derken pek çok kaliteli adventure oyununu yalayıp yutmama rağmen ilk göz ağrısı olduğu için Broken Sword II: The Smoking Mirror benim için her zaman ayrı bir yere sahip olmuştur. Lakin gel zaman git zaman teknoloji geliştikçe oyunlar değişti ve belki de en büyük değişimi adventure oyunları yaşadı. Nitekim en son örneklerden Heavy Rain’i bir aklınıza getirirseniz 90’ların adventure oyunları ile uzaktan yakından alakası olmadığını görürsünüz.
Canavardan dost, orangutandan post olmaz
İşte böyle bir zamanda The Next Big Thing karşıma çıkınca hemen dikkatimi çekti doğal olarak. Çünkü o eski adventure oyunlarındaki havayı daha tanıtım videolarından sezmiştim. En başta, bana bu tarz oyunları sevdiren o çizgi filmsel görseli ile beğenimi toplamıştı. O yüzden hiç düşünmeden kurdum ve yüklemeye başladım.

Runaway serisi ile yukarıda bahsettiğim macera oyunu tarzını oyunculara geri kazandırmış olan Pendulo Studios tarafından hazırlanmış The Next Big Thing. Ve halefi gibi o da klasik bir point and click tarzı macera oyunu. O kadar ki klavyeyi sadece profil oluşturmada ve oyunu kayıt ederken kullanıyorsunuz. Yani eski günlerde olduğu gibi bütün işiniz fare ile. Ancak özellikle ilk Runaway oyunun aksine bu oyundaki bulmacalar nispeten daha kolay.
Yılların eskitemediği şehir
The Next Big Thing’in konusu kısaca şöyle; 1940'ların alternatif bir Hollywood’unda geçen oyunun esas teması ise korku filmlerine dayanmakta. Düşünün ki izlediğiniz korku filmlerinde canavarları oynayan tüm karakterler aslında gerçek dünyada da var olan canavarlar ve bu yaratıkların tek işi korku oyunlarında rol almak ya da en azından yetenekli olanların. İşte böyle bir ortamda Hollywood’un en büyük ve başarılı korku filmi yapımcısı bir anda bütün geçmişini silip artık çocuk filmleri, aile filmleri ve romantik komediler yapmaya niyetlenir.
Dolayısı ile bu tarz filmlerde rol bulması imkansıza yakın bütün canavarlar durumdan hiç memnun kalmaz ve bir isyan başlatmaya yeltenir. Bu sırada yapımcı Fitzrandolph’un malikanesindeki tören sonrası partide Big Albert’ın şüpheli davranışlarını merak eden Liz onun peşinden gider ve kaybolur. Dan ise olayla hiç alakası yokken Liz’in kendisine yardım etmesi karşılığında söz verdiği boks maçı bileterini bulmak için onun peşinden koşar ve böylece macera başlar.
Kamera, ışık, ekşın!
Değişik bir atmosfere sahip olan The Next Big Thing, Runaway’den alışık olduğumuz pek çok özelliğe sahip olduğu gibi farklı yönlerle de göze çarpıyor. Oyunda yine Pendula’nın başarılı olduğu gizemli bir hikaye mevcut. Diyaloglar ve içerisindeki espiriler her ne kadar daha çok Amerikan kültürüne has şeyler olsa da oldukça eğlendirici. Özellikle Liz’in kendi kendine yaptığı konuşmalar size bazen “Bu kız bırak gazeteci olmayı, düz yolda nasıl yürüyor onu bile bilmiyorum” dedirtiyor. Ancak o, bir şekilde kendisini kurtarmayı biliyor.

Oyun grafik açısından da kaliteli seviyede. Nitekim Runaway: A Twist of Fate için üretilmiş olan oyun motorunun biraz daha geliştirilmiş halini bizlere sunuyor. Zaten oyun şekil itibari ile çizgi film görsellerine sahip olduğundan o konuda çok da bir zorlamaya gerek olmadığını düşünüyorum. Nitekim renkler oldukça canlı ve klasik macera oyunlarındaki hoş havayı size yansıtıyor. Ara ara renklerdeki pastellik veya canlılık bulunduğunuz bazı yerlerde nesne bulma konusunda size sıkıntı yaşatsa da şikayet edilebilecek bir soun değil.
Ses ve müzikler de oyundaki diğer güzel yan. Atmosfere uygun müzikler ve diyalog seslendirmeleri iyi hazırlanmış. Sadece bir iki diyalog esnasında bazı senkron sorunlarına şahit olmakla bereber genelinde çok fazla bir sorun gözüme çarpmadı. Bu bir eleştiri olmasa da değinmeden geçemeyeceğim bir başka nokta da az önce bahsettiğim espiri konusu. Evet diyaloglardaki espiriler genel olarak güzel hazırlanmış ancak gerek fazla kültürel olması, özellikle Dan’in Amerikan spor kültürü ile alakalı espirileri, gerekse biraz LucasArts diyaloglarına benzemeye çalışılması açıkçası bu konuda abartıya kaçılmış hissi veriyor. Öyle ki bazı yerlerde sırf espri yapmak için espri yapılıyor. Ama dediğim gibi tamamen kişisel bir görüş ve o kadar da abartılacak bir durum değil.
Evet, ses, ışık, müzik, grafik derken gelelim bir macera oyunun en önemli özelliğine; bulmacalar. İlk Runaway oyununu oynadığımda açıkçası bulmacalar da bir hayli zorlanmıştım ki genelde bu tarz oyunlarda kolay kolay pes etmem ve bir şekilde çözümü bulurum. Ancak ilk Runaway de sırf oyun zor olsun diye gerçekten bazen çözümü çok saçma olan bulmacalara rastlamak beni bir hayli hayal kırıklığına uğratmıştı. Nitekim The Next Big Thing’de durum o kadar kötü değil. Zaten oyun da bu konuda isterseniz size elinden gelen bütün yardımı tanıyor.
İlk başladığınızda bir profil oluşturyorsunuz. Bu sırada sizden oyunun zorluk modunu seçmeniz isteniyor. Burada kolay, orta ve zor seçenekleri bulunuyor. Eğer kolay seçneğini seçerseniz sistem size oyun içinde hem "Yardım (Help)" hem de "Önemli Noktalar (Hot Spots)" adında iki yardımcı uygulamayı kullanmanıza izin veriyor. Yardım seçeneğinde hikayeci uşağımız size bariz ipuçları vererek olayı daha çabuk çözmemizi sağlıyor ki bu oyunu oldukça kolay bir hale sokuyor. Önemli noktalar seçeneği ise size ekranda etkileşime geçebileceğiniz nesleri ve yerleri gösteriyor. Oyundaki bazı mekanlar büyük veya karmaşık olduğundan "Önemli Noktalar" belki daha seçilebilir bir tercihken, eğer biraz olsun zorlanmak isterseniz tavsiyem "Yardım" seçeneğinden uzak durmanızdır.

Makarada 2 metre film kaldı
Genel itibariyle The Next Big Thing, Pendula'nın ortaya koyduğu başka bir güzel çalışma olmuş. Firma Runaway serisi ile kazandığı tecrübeyi giderek arttırıyor ve yeni oyunlarına başarılı bir şekilde yansıtıyor. Bunun yanında eğer bu tarzı hiç denememiş ancak merak eden biriyseniz size tavsiyem bir şekilde emilatör vs. ile yardımı ile Monkey Island 3, Larry 7 veya Broken Sword serisinden ilk iki oyunu oynamanız olacaktır. Bu şekilde yeni nesil macera oyunlarına daha çabuk ısınacağınızı düşünüyorum. Macera tutkunları ise büyük bir olasılıkla bu oyunu deneyeceklerdir. Özellikle eski tarz bir klasik macera oyunun bu zamanlarda ender bulunmasından dolayı The Next Big Thing gerçekten denemeye değer bir oyun.
Yorumlar (6)
<center><table bgcolor=#fbfbfb style="border:1px solid #c0c0c0" cellpadding=1 width=100% cellspacing=1><tr><td align=left><font style="font-size: 9pt" face=arial color=#444444><b>05.11.2011 20:29:00 - spiderh demiş ki:</b><br><center><table bgcolor=#fbfbfb style="border:1px solid #c0c0c0" cellpadding=1 width=100% cellspacing=1><tr><td align=left><font style="font-size: 9pt" face=arial color=#444444><b>04.05.2011 00:25:00 - byakuya demiş ki:</b><br>Ya şu oyunlara bir türkçe alt yazı eklemek çokmu zor ya. Bunlar torrent i hakkediyor. :))</font></td></tr></table><br></center> Torrent'tan indirince yazılanları anlayacak mısın?</font></td></tr></table><br></center> keşke cümleyi 2 kere okusaydın
<center><table bgcolor=#fbfbfb style="border:1px solid #c0c0c0" cellpadding=1 width=100% cellspacing=1><tr><td align=left><font style="font-size: 9pt" face=arial color=#444444><b>04.05.2011 00:25:00 - byakuya demiş ki:</b><br>Ya şu oyunlara bir türkçe alt yazı eklemek çokmu zor ya. Bunlar torrent i hakkediyor. :))</font></td></tr></table><br></center> Torrent'tan indirince yazılanları anlayacak mısın?
<center><table bgcolor=#fbfbfb style="border:1px solid #c0c0c0" cellpadding=1 width=100% cellspacing=1><tr><td align=left><font style="font-size: 9pt" face=arial color=#444444><b>10.07.2011 14:43:00 - koyu_timsah demiş ki:</b><br><center><table bgcolor=#fbfbfb style="border:1px solid #c0c0c0" cellpadding=1 width=100% cellspacing=1><tr><td align=left><font style="font-size: 9pt" face=arial color=#444444><b>04.05.2011 07:37:00 - MK Okuru demiş ki:</b><br>oyunlara turkce alt yazi degil de, ingilizce (veya almanca, fransizca, ispanyolca, italyanca vs.) ogrenmeye ne dersin?</font></td></tr></table><br></center> Oyun keyfi dille sınırlı kalıyorsa bu oynayıcnın değil oyunun suçudur ingilizce bilmiyorsak şampiyonlar ligide izlemeyelim o zaman ....</font></td></tr></table><br></center> işte tüm sorun burda zaten bizim ülkemizde.. hiç bir şeyi kendimiz yapmayalım. sen kendini aman geliştirme. oyuncular er ya da geç oyun yapar türkçe. zahmet edip üretken olmayalım biz. şu açıdan bak. bir oyun türkçe çıkar sadece onunla kalırsın, ancak sen bir dil öğrenirsen sınırsız kaynaklara ulaşırsın... anlayana..
<center><table bgcolor=#fbfbfb style="border:1px solid #c0c0c0" cellpadding=1 width=100% cellspacing=1><tr><td align=left><font style="font-size: 9pt" face=arial color=#444444><b>04.05.2011 07:37:00 - MK Okuru demiş ki:</b><br>oyunlara turkce alt yazi degil de, ingilizce (veya almanca, fransizca, ispanyolca, italyanca vs.) ogrenmeye ne dersin?</font></td></tr></table><br></center> Oyun keyfi dille sınırlı kalıyorsa bu oynayıcnın değil oyunun suçudur ingilizce bilmiyorsak şampiyonlar ligide izlemeyelim o zaman ....
Madem point clic bari altyazı gibi birşeyler koysalarmış, başka dillerdeki insanların rahat oynayabilmesi için.
Bu tarz oyunlari cok seviyorum.Keske bu tur oyunlar konsollarada gelse.