Üye Girişi
Beni Hatırla
Üye ol! Şifremi unuttum!
  Haber   Oyun Galerileri   e-Spor   Teknoloji   Sinema/TV   Forum
 
   
Youtube içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
   
Google+ içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
 
 
Youtube içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
 
Google+ içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
88
71
Okur Puanı: (13Kişi)
Puanın:
                                         

platform: PS4, XB1

Yapımcı-Yayıncı: Square Enix - Square Enix
Çoklu Oyuncu: Yok Türü: Role Playing Game

Her biri farklı kişiliklere sahip, eşsiz karakterler.
Muazzam sayıdaki içeriklerle dolu bir açık dünya.
Sürükleyici, sinematik bir hikaye.
Mükemmel müzikler
Savaş sistemi bir yerden sonra tekrara bağlıyor.
Büyü kullanımı çok zahmetli ve kullanışsız.
Yan görevler kendini çok tekrar ediyor.
İlahı Varlıklar'ı dilediğiniz zaman çağıramıyorsunuz
özel İnceleme
Hürcan Köse - 07.12.2016 15:12
Hürcan Köse - 07.12.2016 11:50

"Beklediğimiz oyun olabildi mi?"

"A final fantasy for fans and first timers."

Bu cümle ile başlıyor Final Fantasy XV. Baştan söylemeliyim, ilk duyurusunun üzerinden tam 10 sene geçmiş olmasına rağmen hala o ilk günkü heyecanını yaratmayı başarmış ve hayran kitlesinden bir damla bile kaybetmemiş olan bu yegane oyun, tam da başında söylediği gibi hem eski, hem de seriye yeni başlayacak olan oyuncular için biçilmiş kaftan. İşte bunu hakkıyla başarabilmek, her yiğidin harcı değildir. Square Enix, 10 sene sonra, gerçekten sözünü verdiği şeyi başarıyor ve Final Fantasy XV'i hem serinin müdavimlerine, hem de ön yargı ile yaklaşmakta olan yeni hayranlarına sevdiriyor.

İlk olarak Final Fantasy XIII ile birlikte, Versus XIII adı ile duyurulan Final Fantasy XV, aslında tıpkı XIII-2 ve Lightning Returns gibi, XIII serisinin oyunun olacak ve ana karakter Noctis de Lightning'in düşmanı rolünü alacaktı. Tahmin edildiği üzere Lightning aydınlığı, Noctis ise karanlığı temsil edecek ve muazzam bir hikayeyi iki tarafı ile de başarılı bir şekilde görecektik. XIII'ün çıkışından sonra seri ufak bir değişikliğe gitti. Versus XIII'ü artık fuarlarda veya konferanslarda göremez olduk ve oyun birden tarihin tozlu sayfalarına karıştı. Birkaç sene sonra Square Enix bombayı patlattı ve Versus XIII'ün iptal edildiğini, bu oyunun Final Fantasy XV olacağını söyledi. İşte o zaman kafamızda bir şeyler çakmaya başladı. Bu tam da korktuğumuz gibi, devşirme bir oyun olabilirdi. Ama neyse ki, öyle olmadı.


Kardeş dedim evet, herhangi bir yanlışlık yok. Aralarında kan bağı yok belki ama, onlar gerçek birer kardeş. Aslında Final Fantasy'nin geçmişte çıkan neredeyse tüm oyunlarında belirli bir takım ile hikayeyi sürdürürdük. Bu takımdaki kişiler genellikle birbirlerini tanımayan ve hikayeleri ortak bir noktada birleşen kişiler olurdu. Final Fantasy XV'te ise bu alışıldık yoldan çıkarak birbirlerini çok iyi tanıyan, neredeyse kardeş gibi dört karakter ile çıkıyoruz yola. Diğer üç karakter ana karakterimiz Noctis'in 'muhafızları' olsa da her biri Noctis'in küçüklüğünden beri tanımakta olduğu, en iyi arkadaşları. Bu yüzden diğer oyunlarda var olan o sıkıcı tanışma ve alışma süreci Final Fantasy XV'te bulunmuyor ve kendinizi direkt olarak hikayenin içerisine atıp o sıcacık takımın bir parçası haline gelebiliyorsunuz. Noctis, Gladiolus, Prompto, Ignis ve siz! Kocaman, beş kişilik bir kardeşlik.

4 kardeş, bu uzun ve zorlu yolculukta tek beden olmak zorunda


Oyunun sahip olduğu hikayeden çok fazla bahsetmeyeceğim, zira spoiler vererek oyun zevkinizi yarılamak istemiyorum ancak ufak bir fikir edinmek adına oyunun başlangıcından, daha önce verilen bilgiler ışığında bahsedeceğim. Hikayeye direkt olarak giriş yapmanızı sağlayan Final Fantasy XV'te Prens Noctis ve üç kardeşi Noctis'in babası Kral Regis'in de emri ile Accordo'nun başkenti Altissia'ya gitmeli ve Lunafreya'yı bulmalıdır. Bu noktadan sonra Noctis, çocukluktan beri tanıdığı Lunafreya ile evlenecek ve Lucis ile Niflheim da bu bağlamda bir barış antlaşması imzalayacaktır. Daha fazla bahsetmeyeceğim, neyi ne kadar biliyorsunuz bilmiyorum ancak tahmin ettiğiniz üzere işler hiç de öyle pürüzsüz bir şekilde ilerlemiyor. Tam aksine, hikaye çok büyük ve tahmin edilemez ölçeklere ulaşıyor.
Hikayeden bahsetmişken, Kingsglaive'e de değinmesem olmazdı diye düşünüyorum. Final Fantasy XV'ten önce çıkan ve de oyunun öncesini anlatan Kinsglaive adlı tam boyutlu filmi izlemediyseniz, izlemenizi mutlaka tavsiye ediyorum. Elbette filmden bazı sahneleri oyunda da görüyorsunuz ancak filmi izlemeden XV'i oynamaya başlarsanız oyunun birçok noktasında "bu kim?, bu niye burada?, bu kız niye bu yolda yürüyor?, niye buraya geldik?" gibi bir sürü soru sorabilirsiniz. Soracağınıza eminim. O yüzden gerçekten, tekrar tekrar söylüyorum, XV'i oynamadan önce o filmi mutlaka izleyin. Zaten DVD'si falan da çıkalı bayağı oluyor. Rahat rahat bulursunuz.


Oyunda böyle minik yaratıklar da var


Final Fantasy'nin önceki oyunları aslında yeni nesile fazla tersti. Neden diye soracak olursanız, günümüz oyunlarında artık hızlı ve akıcı oynanışın çok önemli bir yeri var. Özellikle yakın dövüşün çok büyük bir yer kapladığı günümüz oyunlarında yavaş ve sıra tabanlı bir oynanışa yer yok. Elbette sıra tabanlı olup da yine harika bir oyun olabilirdi ancak yeni nesil oyuncular veya Final Fantasy serisine ilk kez adım atacak olan kişiler direkt olarak seriden soğuyabilirdi. Final Fantasy XV'te hem eski, hem de yeni hayranların sevebileceği çok akıcı ve sürükleyici bir savaş sistemi bulunuyor.

Diğer Final Fantasy oyunlarının aksine sadece ana karakteri yönlendirdiğiniz XV'te, diğer karakterler kendilerine has birer yapay zekaya sahip. Karakterlerin seviyesi atladıkça onlar için açacağınız yeni yetenek zincirleri sayesinde savaş sırasında gerçekleştirdikleri aksiyonlar da şekilleniyor ve büyük bir oranda güçlenmeye başlıyor. Birçok yayın ve kişi oyunda bulunan savaşlar sırasında çok büyük bir curcunanın meydana geldiğini, olan-bitenden bir şey anlamadıklarını söylüyor. Detaylara dikkat etmezseniz gerçekten Final Fantasy XV'in savaşları tam bir curcunaya dönüşebilir. Ancak biraz dikkatli olup savaşlardaki ince detaylara bakarsanız aslında oyunda bulunan her dört karakterin de nasıl koordine hareket ettiğini görebiliyorsunuz. Diğer takım bazlı rol yapma oyunlarında olduğu gibi her karakter kafasına göre bir düşmana dalmıyor. Bu Final Fantasy XV'in belki de en güzel yanlarından birisi.

Seride daha önce eşi benzeri görülmemiş, akıcı savaş sistemi bulunuyor


Savaş alanında öyle detaylı bir ahenk bulunuyor ki, kimi zaman Noctis ve kardeşleri hiç beklemediğiniz, mükemmel hareketler sergileyebiliyor. Birbirlerine zincirlenen ve seviye atladıkça da şekillendirebildiğiniz bu saldırılar normal saldırılarınıza göre de gözle görülebilir bir kolaylık sağlıyor. Tam her şey bitmiş, öleceğinizi düşünürken düşmanın arkasına geçip Prompto ile beraber sağlam bir kritik vuruş yaptığınız takdirde dalgayı direkt olarak tersine çevirebiliyor ve avantajı elinize alabiliyorsunuz. Bu ve bunun gibi çok ince, ancak sistematik detaylar Final Fantasy XV'in savaş sistemini eşsiz kılıyor.

Final Fantasy XV'in savaş ve oyun mekanikleri adına kattığı bir yeni özellik de Stasis yardımı ile gerçekleştirdiğimiz hareketler. Kingsglavie'i izlediyseniz muhafızların silahlarını bir noktaya fırlatarak, fırlattıkları noktaya ışınlandıklarını hatırlayabiliyorsunuzdur. İşte Noctis'te de tam olarak aynı güç bulunmakta. Takımın diğer üyelerinde bulunmayan bu ışınlanma gücü sayesinde bir savaş sırasında kendinizi güvenli bir yere ışınlayıp güç toplayabiliyor ve tekrar savaş alanına dönebiliyorsunuz. Aynı şekilde Stasis sayesinde tek bir tuşa basılı tutarak tüm düşman saldırılarını defedebiliyorsunuz. Elbette Stasis'in de bir sınırı var ve bittiğinde bir süre beklemeniz gerekiyor. Bu bağlamda da zamanlamanızı iyi ayarlamanız gerekiyor.
Aslında savaş sisteminin bu kadar karmaşık gibi görünmesine rağmen, bir o kadar kolay bir şekilde gerçekleştirilebilir olması bazı oyuncuları üzecektir. Sadece kareye basarak tüm saldırıları defetmek ve sadece yuvarlağa basarak da en yakınınızdaki düşmana saldırmak aslında bir savaştan başarılı bir şekilde çıkmanız için yeterli olacaktır. En azından bu bazı istisnalar dışında çoğu konum için böyle. Bu noktalarda düşmanlara saldıracağınız yönü seçip savaşı çeşitli şekillerde renklendirebilirsiniz. Burada Square Enix biraz da seçimi size bırakmış. "Biz basit bir sistem yarattık. Ancak istediğiniz karmaşık bir savaş sistemiyse, oyunda ona da sahipsiniz. Kullanıp kullanmamak size kalmış."

Savaş sistemi konusunda elbette birkaç pürüz de bulunmakta. Örneğin savaş sırasında eğer ağaçlık veya dar bir alandaysanız kamera açıları gerçekten çok acayip şekillerde saçmalayabiliyor. Bu yüzden birçok komboyu kaçırdığım ve istediğim birçok hareketi gerçekleştiremediğim oldu. Alışması uzun sürüyor ancak alıştıktan sonra bile tam olarak yeterli gelmiyor. Savaş sisteminin bir diğer pürüzü de büyü kullanma mekaniği. Final Fantasy serisi boyunca büyü kullanımı çok farklı şekillerde karşımıza çıktı. Kimisinde düşmanlardan edindik, kimisinde kağıtlarla öğrendik, kimisinde ise kılıcımıza falan taşlarla ekledik. Final Fantasy XV'te bu mekanik bir kez daha değişiyor ve artık büyülerimizi kendimiz yaratıyoruz.


Biz 4 kişiydik gardaş


Nasıl yani? Şöyle yani: Yolculuğunuz boyunca çeşitli mekanlarda bazı rezervler göreceksiniz. Bildiğiniz petrol rezervi gibi, yerden ateş, elektrik ve buz elementleri için çeşitli kaynaklar türüyor. Bu kaynaklardan elementleri envanteriniz el verdiğince absorbe ediyor ve daha sonra bu elementleri çeşitli şekillerde birleştirerek ya da tekil bir biçimde kullanarak farklı yetenekler elde ediyorsunuz. Fire, Fira, Firaga saldırıları veya aynı zamanda can basan bir şimşek saldırısı bunlardan sadece birkaçı. Güzel bir sistem olduğunu söyleyemem. Tamam, elimizin altında çok çeşitli bir büyü hazinesinin bulunmasını sağlıyor ancak bu büyüler birer eşya gibi olduğu için sıkıntı yaratıyor. Yani mesela üç tane Fira yarattınız diyelim, üç Fira'yı da kullandıktan sonra üç Fira daha yaratmanız gerekiyor. Her seferinde menüye girip bununla uğraşmaktansa direkt olarak harala gürele dalmak daha kolay geliyor, ne yalan söyleyeyim.

Final Fantasy XV'in önemli pürüzlerinden birisi de 'summon' sistemi ile karşımıza çıkıyor. Serinin neredeyse her ana oyununda büyük ve ilahi varlıkları çağırabiliyor ve savaşlarda bu varlıklardan yardım alabiliyorduk. XV'te de bu varlıklar bulunuyor. Her birini zorlu savaşlar sonucu ele geçiriyorsunuz ve çağırıldıklarında da gerçekten müthiş bir görsel şölen sonunda düşmana direkt olarak 'tek' atabiliyorlar. Ancaaaaaak. Eski oyunlarda olduğu gibi bu varlıkları öyle istediğimiz zaman çağıramıyoruz. İşte sıkıntı burada karşımıza çıkıyor. Bu varlıkların nasıl çağırıldıkları konusunda sistemi tam anlayamadım ve gördüğüm kadarıyla oynayan diğer kişiler de anlayamamış. Takımınız kötü bir durumdayken, düşmanınız kötü bir durumdayken veya başka bir şekilde garip bir sisteme oturtuluyor ve varlıkları bir anda çağırabiliyorsunuz. Neredeyse rastgele çıkıyor bile diyebilirim. Ekranda L2 tuşuna basılı tutma ikonunu gördüğünüz anda yapışın. Bir daha zor görebilirsiniz, benden söylemesi. Oyunu yaklaşık 40 saat oynadım ve Ramuh'un yüzünü daha iki kere görebildim. Hiç de öyle ihtiyacım olan bir anda çıkmadı. Kendi kendime idare edebiliyordum. Bu varlıkları kendimiz bir tuş ile çağırabilsek çok daha güzel olabilirdi.
Oyunda bulunan yardımcı karakterlerin her birinin kendine has bir kişiliğe sahip olduğundan bahsetmiştim. Gerçekten de hem Noctis hem de diğer üç karakter tüm hikaye boyunca hem duygusal, hem de fiziksel yönden gelişip-değişiyor. Prompto'nun saf ve tatlı yüzünün arkasında aslında ne kadar kaygılı ve hüzünlü bir kişilik olduğunu, Gladiolus'un aslında ne kadar öfkeli göründüğünü ancak tüm bu öfkenin aslında sizi korumak adına var olduğunu anladığınız zamanlarda Final Fantasy XV'in hikayenin yanı sıra karakter gelişimine de ne kadar önem vermiş olduğunu fark ediyorsunuz. Bir kamp yapmadan önce Gladiolus durduk yere yanınıza gelip 'hadi gel biraz koşalım' diyebiliyor. Prompto bir anda yanınıza gelip "gelsene ya şurada oturup takılalım biraz" diyebiliyor. Bunlar gerçekten çok tatlı ve beklenmedik sürprizler olarak hikaye boyunca karşınıza çıkıyor.


Cindy yüzünden sürekli aracınızı bozabilirsiniz!


Final Fantasy XV, serinin önceki oyunlarından farklı olarak bu kez tam bir açık dünya oyunu olarak karşımıza çıkıyor. Önceden yaptığımız haberlerde de oyunun ilk yarısının açık dünya, ikinci yarısının ise tek düze, direkt olarak hikaye odaklı ilerleyeceğini söylemiştik. Gerçekten de oyun bu şekilde işliyor. Oyunun sadece ilk yarısında bile 40-50 saatinizi harcayabiliyorsunuz. Ancak burada bir sıkıntı mevcut. Oyunun açık dünyasında ana hikayenin yanı sıra bir sürü yan görev bulunmakta. Yan görevlere ek olarak bir de "Av/Hunt" görevleri bulunuyor. Bu yan görevlerden bazıları gerçekten ilk seferde yapması çok keyifli ve farklı görevler olabiliyor. Ancak bir yerden sonra yan görevlerin sizden sürekli aynı şeyleri istediğini ve bu görevleri sadece seviye atlamak için yapmaya başladığınızı anlıyorsunuz. Doğruyu söylemek gerekirse ilk oynayışımda sadece ana hikayeye odaklandım ve yan görevlere bir noktadan sonra dokunmayı bıraktım. Benim için hikaye daha önde geliyordu. Zaten Av görevlerini de aynı anda alamadığınız için sürekli olarak bir git-gel yapmanız gerekiyor ve bu bir yerden sonra çok can sıkıyor. Oyuna şimdi ikinci kez başlayacak ve bu kez yan görevlere de tam olarak girişeceğim. Elbette hikayede ilerledikçe dilediğiniz bazı noktalarda açık dünyaya tekrar dönebiliyorsunuz ancak hikaye gidişatı açısından asıl sağlam olayları oyunun ikinci yarısında görüyorsunuz.

Her noktada durun, her otelde kalın ve her restoranda bir şeyler yeyin.


Final Fantasy XV'in açık dünyasında seyahat etmenin birden fazla farklı yolu bulunmakta. Öncelikli seyahat yolunuz tahmin edebileceğiniz üzere Regalia. Kraliyete ait olan bu araç, belki de bir oyunda görebileceğiniz en havalı arabalardan birisi olabilir. Audi tasarımını arkasına alan Regalia, harita boyunca bir noktadan diğerine seyahat etmeniz için kullanacağınız yegane araç oluyor. Bu aracı dilerseniz kendiniz kullanabiliyor, dilerseniz Ignis'e kullandırabiliyorsunuz. Bir yeri bir kez ziyaret ettikten sonra isterseniz bir dahaki sefere Hızlı Seyahat seçeneğini seçebiliyorsunuz ancak bunu tavsiye etmiyorum. Neden diye soracak olursanız, karakterler arasındaki ektileşimi görmek ve diyaloglara şahit olmak istiyorsanız seyahatlerde hiç atlama yapmayın. Her noktada durun, her otelde kalın ve her restoranda bir şeyler yiyin. Ancak bu şekilde Final Fantasy XV'teki seyahatlar gerçek bir seyahat hissi verebilir ve inanın bana, oyun çok daha zevkli bir hale geliyor.

Bu şekilde oynadığınız takdirde hikayede anlatılmayan ancak oyunun içerisinde yer alan çok tatlı detayları edinebiliyorsunuz. Kimin hangi yemeği sevdiğini veya kimin aslında neden bu yolculuğa katıldığını anlayabiliyorsunuz. Bu detaylara her oyunda rastlayamazsınız, bunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Final Fantasy XV'in belki de en ön plana çıkan özelliklerinden ikisi müzikleri ve görselleridir. Kendine has bir grafik motoru kullanan Final Fantasy XV'in açık dünyası birçok alanda gerçekten muazzam görseller sunuyor. Zaten karakter tasarımları ve yetenek efektlerinin de nasıl mükemmel bir ahenk yarattığına dair ne söylesem az kalır. Bir sürü farklı hava koşuluna sahip olan Final Fantasy XV'de gece-gündüz ayırt etmeden çok sağlam görsellerle karşılaşabiliyorsunuz. Görsel açıdan tek beğenmediğim şey karakterlerin yüz animasyonları açısından oldu. Daha doğrusu konuşma mı desek? Oyunu Japonca da oynasanız, İngilizce de oynasanız karakterlerin ağız hareketleri çok anlamsız ve çağın gerisinde kalmış gibi geliyor. Bu belki önemsiz bir detay gibi gelebilir ancak oyun boyunca karakterlere birçok kez yakından bakıyorsunuz ve bu sıkıntı ister istemez gözünüze çarpıyor.


Ignis seviliyosun, Prompto değerlisin karşim..


Müzikleri. Ah o müzikleri! Final Fantasy XV'in belki de en güzel yanı müzikleri olabilir. Kingdom Hearts'ın müzikleri ile tanıdığımız Yoko Shimomura'nın bestelediği müzikler, Final Fantasy XV'in büyülü ve karanlık evrenine tam olarak kapılabilmenizi sağlıyor. Yerine göre gerçekten çok sağlam müziklerle karşınıza çıkan oyunda ayrıca Regalia ile seyahat ederken Final Fantasy I'den tutun, Disgaea'ya kadar tüm Final Fantasy oyunlarının müziklerini radyoda çalabiliyorsunuz. Elbette öncelikle gidip bu müzikleri satın almanız gerekiyor. Her kasabada en az bir tane satıcı  bulunuyor. Mutlaka ziyaret edin. Oyunda gerçekten müthiş bir müzikal cevher bulunuyor.

Genel olarak toparlamam gerekirse...

Final Fantasy XV, 10 senelik büyük bir bekleyişin ardından gerçekten beklentilerimizi karşılayabilen, sağlam bir oyun olarak karşımıza çıktı ancak Square Enix'in 'tüm oyunculara' uygun bir oyun yapmaya çalışarak serinin birçok ana yönünü es geçip değiştirmesi eski hayranların bir kısmını üzecektir. Eğer yan görevleri, av görevleri veya açık dünyada karşınıza çıkan rastgele elementler biraz daha çeşitli ve çekici olsaydı belki de Final Fantasy XV serinin en iyi oyunlarından birisi bile olabilirdi. Ancak hem bu sıkıntıları, hem savaş sisteminin herkese hitap etmeyişi hem de bazı ufak tefek sıkıntıları ile aslında o beklediğimiz, mükemmel oyuna dönüşmesi engelleniyor. Final Fantasy XV gerçekten şu anda olduğundan çok daha iyi bir oyun olabilirdi ancak Square Enix bu kez farklı bir yol izledi ve karşımıza bu oyun çıktı. Ancak yine de tüm sıkıntılarına rağmen Final Fantasy XV, ister eski bir FF hayranı olun, isterseniz seriye yeni atacak birisi olun tam ihtiyacınız olan oyun. 50 ile 90 saat arası sağlam bir oynanış sunan Final Fantasy XV, uzun bir süre boyunca sizi meşgul edecek yegane oyun olacaktır.

Şimdi izniniz olursa ben oyuna bir kez daha baştan başlıyorum.
yorumlar (33)
MK Okuru
 
 
 
MK Okuru, 17.12.2016 16:26 (0)
bu oyun çok güzel ve ben cd kabına dil atmaya başladım..daha sonra sabah uyandığımda cd kabıyla aynı yatakta buldum kendimi
Seviye: 6
Kuchiki Byakuya, 09.12.2016 00:38 (0)
Nihayet hack and slash olabilmiş tam anlamıyla, umarım serinin devamı da gelir ve böyle olur.
Seviye: 3
komikaze, 09.12.2016 15:02 (+1)
Bu oyuna saatlerimi vermek istiyorum.Tek birşey merak ettim PC ye ne zaman gelecek ?
Seviye: 5
ibrahimAvci, 07.12.2016 23:54 (0)
bu oyunu görmemiş olsam ff serisinden anlamamış olsam atlardım nasıl 100\88 verdiniz anlamadım ff15 mi 13 versusmu karışık ucube bir şey olmuş ff7-8-9-10 12 bile bu 15 katlar yani klas olarak senaryo olarak katlar ff13 ha ff15 2 side çop sakin kafa bir daha incele istersen
MK Okuru, 09.12.2016 07:46 (0)
Oyunu oynamamış kişilere kesinlikle tavsiye edeceğim bir oyun. Müzikleri mükemmel ana ekran müziği bile mükemmel.Harita o kadar uzun ki kolay kolay bitecek bir oyun değil yani oyunun süresi çok fazla.Senaryo deseniz tamamiyle orjinal bir senaryo her karakter birbirinden farklı ve derin.Alın oynayın.
Seviye: 1
Phoenixboy, 09.12.2016 01:15 (0)
Oyunu yaklaşık 30 saattir oynuyorum.Daha yeni chapter 9 geçtim Altissia sehrine geldim.Etrafta hunting yapıp biraz yeni dungeonlar keşfettim bundan dolayı biraz side questlerde zaman harcadım. Bundan önce üm final fantasy serilerini oynuyan biri olarak bu oyunda bir Final Fantasy diyebilirim.Dövüş tarzı biraz kingdom heart'a benziyen bir final fantasy.Krakterler,çevre tasarımları o kadar gerçekçi ve güzel ki,araba kullanırken manzaranın tadını çıkarmak istiyorsunuz.Yolculuk sırasında kamp yapmalar,yada inn benzeri otellerde kalmak eski ffantazilere güzel bir gönderme olmuş.Hunting sizi bağımlısı yapablir tabi para kazanmak istiyorsanız.Bence savaş sistemi bir yerden sonra tekrara bağlamıyor hatta yeni silahlar ve kralın kılıçlarını aldıkça daha fazla silah seçeneğine sahip oluyorsunuz.Arkadaşlarınınzın skillerini level atlattıkça farklı combolar ve savaş taktikleri geliştiriyorsnuz.aksine bu konuda çok derin.Sihir biraz ikinci planda kalmış ama hangi final fantasy de black mage dışında çok fazla sihir kullandık ki? Sihirleri yapıp arkadaşlarınızada kullandıabilrsinz yerine göre.Savaş sistemi daha çok kinhdom heart benzemiş bu konuda.Sorayla oynarken çok fazla sihir kullandığımı hatırlamıyorum. Savaş siseminde tek problemim kamera ile ilgili oldu, kamera bazen sizi gıcık edebilir ama o kadar da büyük bir problem değil,optiondan dövüşürken kameranın yakın mı yoksa uzaktan mı olmasını ayarlıyabilirsiniz.Altissia şehrinin tasarımı ağzımı açık bıraktı.Çok geröekçi ve güzel olmuş.Açık dünya özelliği inanılmaz güzel sanki gerçekten dışarıda yürüyor ve vahşi yaşam içerisindesiniz.Şu anki izlenimim o kadar.Square enix oyunu güncellemeleriyle daha çok destekliyeceğini hatta oyuncuların custom karakter yaratabileceğini açıkladı.Oyunun puanına gelince puanı doğru buluyorum. 88/100 doğru olmuş en azından şu anki oyunun haline.İlerde güncellemelerle kamera hatalarını düzeltirlerse daha güzel olacaktır.
MK Okuru, 08.12.2016 22:07 (0)
ilk 30 saati güzel de sonra o dövüş falan tek düzeliği sıktı biraz. Yine de beklenti altı denemez, iyi ki yapmışlar

Merlin'in Kazanı, Radore'de barındırılmaktadır.


YASAL UYARI!: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya makale/metinlerin tüm hakları Merlin'in Kazanı'na aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbir içerik önceden özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu makale/metin veya yazılar sadece Merlin'in Kazanı tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak iletilebilir ve/veya bunlardan alıntı yapılabilir.