Üye Girişi
Beni Hatırla
Üye ol! Şifremi unuttum!
  Haber   Oyun Galerileri   e-Spor   Teknoloji   Sinema/TV   Forum
 
   
Youtube içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
   
Google+ içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
 
 
Youtube içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
 
Google+ içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
90
81
Okur Puanı: (21Kişi)
Puanın:
                                         

platform: PS4

Yapımcı-Yayıncı: Guerrilla - Guerrilla
Çoklu Oyuncu: Var Türü: Aksiyon, Macera

Seyrine doyum olmayan dünyası.
Teknik açıdan örnek alınası bir oyun.
Merak edeceğiniz bir hikaye.
Eğlenceli dövüş sistemi.
Robot teması ve tasarımlar
Pusula sistemi daha iyi olabilirdi.
Hikaye derinliği tek karaktere yüklenmiş.
Tekrara düşen bazı görevler.
özel İnceleme
Ersin Kılıç - 20.02.2017 11:01
Ersin Kılıç - 19.02.2017 22:45

"Doğanın tüm güzelliği bu oyunda!"

Kıyamet sonrası senaryoları, yerle yeksan olmuş dünya fikri ve bu dünyada hayatta kalmaya çalışan insanların hikayesi benim gibi birçok oyuncunun da her daim ilgisini çekmiştir. Hal böyle olunca gerek beyazperde de gerekse de oyunlarda bu konsepte sahip olan birçok yapımla karşılaşıyoruz. Tabi bu yapımların beğenilip beğenilmemesindeki en önemli etken ise şüphesiz ortaya çıkan bu dünyaların eşsiz olmasında yatıyor. Örneğin Avatar filmi klasik hikayesine rağmen eşsiz atmosferi ile bizi etkilemişti. Pandora'yı gördüğümüzde her köşesinden, kullanılan her detayından etkilenmiştik. İşte Playstation 4 için özel olarak geliştirilen Horizon: Zero Dawn'da eşsiz bir dünyaya sahip ve baştan söyleyeyim tıpkı Avatar'da olduğu gibi bu dünyası uzun bir süre aklınızın bir köşesine yer edinecek.

Horizon Zero Dawn hikaye olarak merak unsuru üzerine oturtulmuş. Oynanış anlarında hikaye adına kaybolduğunuz anlar olsa da bu merak unsuru oyunun sonuna kadar yakanızı bırakmıyor. Başlangıçta onlarca soru işaretini kucağınıza bırakan yapım yeri geldiğinde bunları bir bir açıklıyor ve bir anlamda da daha fazla hikayeye bağlanmanızı sağlıyor. Zaten hikaye adına tüm detayları öğrenebilmek için bir nevi köşe bucak dolaşmanız da gerekiyor. Bulduğunuz ses kayıtları, notlar ya da haritanın belli başlı noktalarında aktifleştirdiğiniz görüş alanları, hem ana hikayeye hem de dünyanın ne hale geldiğine adeta ışık tutuyor.

Dediğim gibi Horizon: Zero Dawn'ın en büyüleyici yönü şüphesiz oyunun dünyası. Öncelikle devasa bir dünyanın sizi beklediğini ve bu dünyanın mümkün olduğu kadar dolu dolu olduğunu söylemeliyim. Sadece görevler, yerleşim bölgeleri, gizli tapınaklar, ekoloji sistemi ya da robotlardan bahsetmiyorum. Oyunun dünyası o kadar farklı bölgelerden oluşuyor ki o bölgeler arası geçiş yaptığınızda bunu her köşe başında net bir şekilde hissediyorsunuz.

Oyun boyunca köşe başında mangal yapma hissiyatı sağlayacak bir çok eşsiz manzara ile karşılaşıyorsunuz.


Doğa ananın acımasızca ele geçirdiği araçlar, trafik işaretleri ya da ufka uzanan gökdelenler Horizon dünyasında göreceklerinizin sadece küçük bir bölümü. Medeniyetten geriye kalan bu kalıntılar dışında doğanın tüm güzellikleri de karşınıza serilmiş. Uçsuz bucaksız vadilerden ormanlık alanlara, sulak arazilerden karlı dağlara hatta büyük kanyonlara kadar sizi şaşırtabilecek ya da köşe başında mangal yapma hissiyatı sağlayacak bir çok eşsiz manzara ile karşılaşıyorsunuz.

Tabi oyunun ve hikayenin güzel olmasında ana karakterimizin yeri de oldukça büyük. Aloy'da tam olarak adını koyamadığım bir hissiyat oluştu nedense bende. Karşılaştığı hemen hemen her olayda ağırlığını koysa da dominant bir karakter değil. Aksine kibar ama yeri geldiğinde de lafı gediğine oturtan bir karakter portresi çizilmiş. Zaten hikayenin ve bu dünyanın merkezine oturtulduğu için hakkında öğreneceğiniz her detay ya da oyunda geçirdiğiniz, robotlara karşı mücadele ettiğiniz her an Aloy'a daha fazla bağlanmaya başlıyorsunuz. Kısacası narin bir görüntüsü olmasına rağmen Aloy, değme savaşçılara taş çıkartacak yeteneklere sahip.

Hikaye demişken oyunun hikayesi aslında beklemediğim bir şekilde açılışını gerçekeştirdi. Az önce bahsettiğim merak unsuru da zaten beklenmedik bu anlarda karşınıza çıkacak. Tabi ki burada ilk kısımları anlatıp keyfinizi kaçırmayacağım ama hikayenin ilerleyişi kadar girişinin de oldukça keyifli olduğunu da söylemeden de edemeyeceğim. Bir şekilde kendini ıspatlamaya çalışan bir karakter ile bizi başbaşa bırakan oyun, kendi dünyasının açıldığı gibi hikayenin de birden açılmasını mümkün kılıyor. Yapılacak şeyler ya da yan görevler arasında kaybolsanız da hikayenin kırılma anları ve gidişatı gayet yerli yerinde. Başlangıçta önemli ipuçları verse de Aloy'un kendi kaderi peşinde gittiği macera aslında çok daha büyük bir amaca dönüşüyor.


Oyunun hikayesi her daim gizemini koruyor

Aslında hikayeyi tam anlamıyla destekleyen bir dünya ile karşılaşıyorsunuz Horizon Zero Dawn'da. Oyunda ilerledikçe Aloy gibi hayatınızın ne kadar küçük bir alanda geçtiğini farketmeye başlıyorsunuz. Bu konuda karakter biraz tepkisiz kalsa da kısa bir sürede kendinizi karakter ile bağdaştırdığınız için oyunun size bu duyguyu fazlasıyla yaşattığını söylemeliyim. 

Tabi bu dünyanın bu kadar özenli olmasında Decima grafik motorunun ve detaycılığın da yeri oldukça büyük. Ufak tefek grafiksel hatalar ya da mantık hataları ile karşılaşsanız da Decima Engine üzerine düşen görevi layıkıyla yerine getiriyor. Sadee güzel oluşturulan dünya değil bu noktada karşınıza çıkan teknik detaylar da konsolunuza sarılmanızı sağlayabilir. Biraz önce de bahsettiğim iklim değişikliklerine göre tamamen değişim gösteren oyun dünyası dışında yağmur, kar ya da sis gibi doğal etkenler de oyundan etkilenmenizi tetikliyor. Görsel açıdan doyurucu olan oyun özellikle geniş çerçevede yaşayan dünyası ve detayları ile sizi fazlasıyla büyülüyor.

Oyunun şaşırtıcı bir diğer yönü ise grafiklerinde herhangi bir tırtıklanma yani anti alising problemi olmaması. Bu konuda konsollardaki en başarılı oyun olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Üstelik bu detayları akıcı bir şekilde, herhangi bir takılma ya da yükleme olmadan gerçekleştirmesi taktire şayan bir özellik.
Oyunun dünyası vahşi bir dünya gibi resmedilse de yer yer medeniyetin kıvılcımlandığı ya da beklediğinizden çok daha ileri seviyede olan topluluklarla da karşılaşıyorsunuz. Hikaye adına yolunuzun düştüğü bu yerleşim alanları özellikle uzaktan oyuna sos etkisi yaratıyor. İçten içe çok büyük bir etki yaratmasa da oyunun dünyasında görevlerini yerine getiriyorlar. Tabi merakınızı perçinleyen ve oyunun bazı noktalarında ekstra olarak girdiğiniz ve sizi bambaşka dünyalara götüren tapınak benzeri mekanları da unutmamak lazım. Açıkçası oyunun bu noktaları zaman zaman Matrix, zaman zaman da Alis Harikalar Diyarı'nda etkisi yarattı bende..

Oyunda adını koyamadığım bir bağlayıcılık var. Boş boş dolaşsanız da sürekli aynı şeyleri yapsanız da sıkılmıyorsunuz.



Horizon Zero Dawn'ın dünyası hikayeyle de birleşik olarak dinozor benzeri robotlarla kaplı. Oyunun hemen hemen her anında bu robotlar ile karşılaşıyorsunuz. Birkaç metre büyüklüğünde olan robotlardan çok daha yırtıcı olanlara ya da uzunluğu adeta bir gökdelen kadar olanlarla bile karşılaşıyorsunuz. Bazı türler tek tabanca takılırken bazıları ise sürü halinde dolaşıyor. Yine bazı robotlar zararsız ve kendi halinde takılırken bazıları ise sizi bir kaşık suda boğmak için fırsat kolluyor. Bu nedenle oyun boyunca her zaman tetikte ilerlemek durumunda kalıyorsunuz. Sizi farkettiklerinde kaçıyorlar ya da türlerine göre saldırıya geçebiliyorlar. Üstelik tüm bu robotlar oyunun dünyasına ve hikayesine bir şekilde hizmet etmeyi başarıyor.

Tabi belli bir hiyerarşide yaşayan bu ronotlar dışında oyunda ufak hayvanlar görmekte mümkün. Tavşan, tilki, fare ya da domuz gibi oyunun dünyasında cirit atan hayvanlar birazdan bahsedeceğim Loot sistemi için de kilit bir role sahip. Ayrıca oyunda var olmaları yaşayan dünya atmosferine de iyi bir şekilde etki bırakmış. Bu arada farkındayım oyunun detaylarını anlattıkça tekrar tekrar dünyasını anlatmaya başlıyorum ama Horizon: Zero Dawn bu konuda gerçekten çıtayı birkaç basamak yukarı taşımış..


Oyunun dünyası o kadar güzel ki kendinizi sık sık fotoğraf modu ile uğraşırken buluyorsunuz.


Devasa bir dünyaya sahip olan Horizon Zero Dawn, oynanış olarak farklı dinamikler üzerine oturtulmuş. RPG oyunlarının en keyifli kısımlarını içerisinde barındırıyor. Yeri geliyor platform öğeleri ile cebelleşiyor, yeri geliyor değme aksiyon oyununa taş çıkartacak sahneler ile karşılaşıyorsunuz. Kısacası farklı türden oyunlardan güzel yönleri bünyesinde barındıran bir oyunla karşılaşıyorsunuz.

Oyunun dünyasında karşınıza çıkan robotlar ya da yeri geldiğinde mücadele etmek zorunda kaldığınız insanlara karşı farklı silah seçenekleri sunulmuş. Vazgeçilmeziniz olan ok ve yayınız dışında zaman zaman bomba atan silahlara da başvuruyorsunuz. Üstelik tüm silahların mermileri farklı farklı özelliklere sahip olabiliyor. Atacağınız bazı oklar düşmanın kalkanını parçalara ayırırken, aynı zamanda alevli ok atarak hedeflerinizin belli bir süre tutuşmasını da sağlayabiliyorsunuz. Tabi oyunun tıkırında işleyen tuzak sistemini de es geçmemek lazım. Düşmanlarınızı donduran ya da şok eden silahlar dışında oyun alanına konumlandıracağınız tuzaklar da mevcut. Oyun alanının belli noktalarına alev ya da elektrik tuzakları kurabiliyor ya da iki obje arası gerdireceğiniz elektrikli bir kablo ile onları şoka uğrayacakları bir tuzağa çekmeye çalışabiliyorsunuz. Bu tuzaklar belli başlı türler için kaçınılmaz olsa da özellikle boss mücadelelerinde can kurtarıcınız da oluyor.

Ayrıca tuzaklar ve uzaktan etki eden silahlarınız dışında yakın dövüş dinamiğine de yer verilmiş. Ağır atakla sersemlettiğiniz robotlara öldürücü darbeyi indirebiliyorsunuz. Tüm bu işleyiş ile kombine çalışan ve oyunun en önemli dinamiği olan Fokus sisteminden de bahsetmemiz lazım. Aloy'un hikaye gereği bulduğu ufak bir aparat oynanışın da merkezine konumlandırılmış. Bu aparat sayesinde robotların zayıf noktalarıı tespit edebiliyor ve taktiğinizi de ona göre geliştiriyorsunuz. Ayrıca aynı aparat ile oyun alanını baştan aşağı taramak ya da hikayenin kilit noktalarında gidişatı çözmekte mümkün. Bu aparat kullanımını, yani Fokus özelliğini Witcher serisindeki "Witcher Sense" özelliğine benzetebiliriz.
Aksiyon anlarının yanı sıra oyunda gizli bir şekilde ilerlemekte hayati bir önem teşkil ediyor. Hatta etraftaki otları kullanmak hayatta kalabilmeniz için oldukça önemli. Çünkü oyunun her aşamasında robotlar ile başabaş bir mücadeleye giriyorsunuz. Özellikle bazı sınıflar sizi birkaç hamlede yere serebilme kabiliyetine sahip. Ya da bir iki türü aynı anda başınıza sararsanız kaçacak köşe bucak aramaya başlıyorsunuz. Bu yüzden hem insanlara karşı hem de robotlara karşı gizli gitmeniz oldukça önemli. Üstelik gizlenme ya da aksiyon seçeneğinin oyuncunun tercihine bırakılması da oynanıştaki en önemli faktörler arasında yer almakta.

Oyunun en önemli yönlerinden birisi de Loot sistemi. Gerek düşmanlardan gerekse de doğadan toplayacağınız her türlü eşya oyuna bir şekilde yedirilmiş. Metal parçalarının (metalic shard) para yerine geçtiği dünyada ayrıca robotların spesifik farklı parçalarını yeni silah ve eşyalar alabileceğiniz ticarette ya da craft sisteminde kullanabiliyorsunuz. Bu parçaların yanı sıra biraz önce bahsettiğim hayvanların etleri ya da derileri de oldukça önemli bir yere sahip. Craft sistemi ile ok, bomba gibi mühimmatlarınızı yapabildiğiniz gibi iksir yapmakta mümkün.

Oyun sizi loot etmeye ve etrafı araştırmaya zorluyor. Bu durum oyunun keyfi ve süresini uzatmış.


Bu noktada can sistemine ayrı bir paragraf açmak istiyorum çünkü bu konuda oldukça kurnaz bir yönteme başvurulmuş. Can barınızın hemen altında yeşil bir bar daha bulunuyor. Etrafta topladığınız bazı bitkiler ile bu yeşil barı kademe kademe doldurabiliyorsunuz. İksir kullanarak can doldurabildiğiniz gibi yön tuşlarından yukarı basında işte bu yeşil barı da kullanarak canınızı fulleyebiliyorsunuz. Bu sistem etrafı dolaşmayı ve önünüzde gördüğünüz hemen hemen tüm Loot noktalarını araştırmayı mümkün kılmış. Oyun sizi loot etmeye ve etrafı araştırmaya zorluyor, bu da hem oyun alanını keşfetme hem de craft anlamında oldukça iyi bir sistem olmuş.

Oynanışta daha anlatılması gereken birçok nokta bulunuyor. Deneyim puanları kazandıkça seviye atlıyor ve yetenek puanları kazanıyorsunuz. Bu yetenek puanlarını karakterinizin üç farklı bölüme ayrılan yetenek ağacında hrcamanız gerekiyor. Her bir adım karakterinizi daha güçlü yaptığı gibi oynanışı da daha keyifli bir hale getiriyor. Vuruşlarınız daha etkili hale geliyor ya da yukarıdan bir düşmanın üzerine atlayarak onu etkisiz hale getirebiliyorsunuz. Yayınıza aynı anda iki, hatta üç ok takabiliyor ya da gizli bir şekilde yaklaştığınız bazı robot türlerini Overdrive ederek onları binek olarak kullanabiliyorsunuz. Tabi kayıt noktası olarakta kullandığınız oyun alanındaki kamp ateşleri vasıtasıyla hızlı seyehat yaptığınızda yeni bir binek bulmak zorunda kalıyorsunuz. Neyse ki bu sistemden de sıkılmadan önce çözüme gidilmiş. Çünkü yetenek sisteminde sürekli binek ihtiyacınızı karşılayacak bir yetenekte bulunuyor. Kısacası yetenek sistemi ve yetenek ağacı çok detaylı olmasa da bu tarz bir oyun için yeterli özellikleri karakterinize bahşediyor.


Oyunda yer alan diyalog sistemi, hikayede ve diyaloglarda bazı detayları değiştirmenize olanak sağlamış.


Oyunun saydığım tüm bu artıları dışında hoşuma gitmeyen birkaç özelliği de var elbet. Daha doğrusu daha farklı bir şekilde kullanılabilirmiş dediğim noktaları bulunmakta. Öncelikle oyunun ana hikayesi çok derin ve güzel kurgulanmış. Ama bu hikaye sadece Aloy'un sırtına yüklenmiş durumda. Diğer karakterler fazlasıyla silik kalıyor, olanların ise hikayede malesef bir ağırlığı yok. Bunu bir eksi olarak algılamayın ama dediğim gibi farklı karakter derinliği bu eşsiz dünyayı ve hikayeyi daha da derinleştirebilirmiş.

Oynanışta sevmediğim en önemli noktalar ise görev ve pusula sistemi. Oyunda birçok yan görev bulunuyor ama bu görevler özellikle belli bir ilerleyişten sonra fazlasıyla tekrar düşmüş. Bazı görevlerde de akıcılık kaybolmuş durumda. Görevi bitirdiğinizde aynı karakter ile sonsuz döngüye giren bir diyaloğa düşebiliyorsunuz. Pusula sistemi ise yakınınızda olan ve ilginizi çekebilecek önemli noktaları gösteriyor ama bunun yerine kullanılacak ufak bir harita çok daha işlevsel olabilirmiş. Özellikle etrafınızdaki düşmanları, robotları ya da diğer noktaları gösterebilecek bir ufak haritaya oyun boyunca ihtiyaç duydum. Artı olarak oyundaki görev simgesi de köşeden köşeye işleyince etrafta boş boş dolaşırken buluyorsunuz kendinizi. Yani haritayı açmadığınız müddetçe görev simgesi en yakınınızda olan kavşağı gösteriyor. Siz de belki de 100 adımda gideceğiniz noktaya satrançtaki at misali L çizerek ya da U çizere ulaşabiliyorsunuz. Bu durum belli bir süre sonra sürekli harita açma hissiyatı yaratmış. Son olarak menü sistemi ve kategoriler çok stabil işlese de silah ya da kıyafet sisteminde karşılaştırma gibi dinamikleri de gözüm aradı.

Sonuç olarak Horizon: Zero Dawn, her köşesinden bir ayrıntı fışkıran, daha da önemlisi eşsiz bir dünyaya sahip olan ve oyuncuyu kendine bağlamayı başaran bir yapım. Yan görevleri de yaptığınız taktirde ortalama 30 - 40 saatlik bir oynanış süresi sunuyor. Avcılık görevleri, keşfedilecek noktalar, oyunun sürekli sizi etrafı dolaşmaya, izlemeye itmesi gibi daha bahsetmediğim onlarca noktası bulunuyor. Bazı eksiklerine rağmen PS4 sahiplerinin muhakkak oynaması gereken ve her anından keyif alacağı bir yapım olmuş.
yorumlar (111)
MK Okuru
 
 
 
Seviye: 1
cyrus, 24.04.2017 21:31 (0)
Çok değişik ve çok güzel olmuş. Bir iki eleştiri. RPG nin üzerine daha çok gidilebilirdi. 50. Seviyede tüm yetenekler bitti. Daha fazla boss konabilirdi.
MK Okuru, 08.04.2017 13:49 (0)
Hikaye güzel. Aksiyon tam. RPG öyeleri sıkıcı. İnsan witcherdaki rpg sistemini arıyor. X ya bas silahı modifiye etten ziyade düşün taşın hangi aksiyona hangi silah olur hasar puanı ne falan gibi analizler yapmak isterdim. Far cry 4 den bir gömlek daha iyi. 85/100
MK Okuru, 07.04.2017 11:10 (0)
Guzel baslıyor sonra tekrar ediyor... uncharted tadını alamadım belki o yuzdendir.
Cok matah bir oyun degil.. Cıktıgı gun aldım simdi yanlıs tercih ettigimi anlıyorum...
Seviye: 0
canavarcafer, 31.03.2017 00:07 (0)
Çok güzel başladı ama sıkıcılasti arkadaş şu açık dünya olayını sevmeyen bi ben varım heralde oyunun oynanış süresi uzasın diye yapılan bi ilizyon gibi geliyor bana. Aslında açık dünyada yaptığın hiçbisey yok saatlerce boş arazide hedefe doğru git dur. Anlamsız yan görevler bi ana görev için 5 10 dakika etraftajikerle savaşarak eşya topla ıvır zıvır çoğu oyunda keyif vermiyor.Bazi oyunlar doğası gereği açık dünya oluyor gta witcher gibi ama bi çoğu olmuyo yani bayiyo. Baymaya başladı bu oyunda ilk 4 saatten sonra iyi yani merak unsuru hep diri kalıyor. Otlara saklan dinozor kes saatlerce eşya topla hepsi aynı mantığa ilerliyor oyunların sadece senaryo değişiyor geri kalan aynı sanki. Dinozor olayını nereye başlayacaklar oynamamın sebebi sırf bu merak şuan. Güzel oyun ama fazla abartılmış sanki robot dinozorlar dışında orijinal bise göremedim oyunda onu da güzel bi senaryoya baglamiyolarsa ortalama bi oyun bence
Seviye: 1
Mesut23, 23.02.2017 16:55 (0)
Yav arkadaş şu oyun nasıl türkçe çıkmaz anlamıyorum yav bizim millet tam eşşek ulan ingilizce öğren diyeceğinize protesto edip almamak lazım bu oyunları merlinin kazanı eksi kısmına kesinlikle Türkçe'nin olmamasınıda koyman lazımdı
Seviye: 2
Ottoman_Empire, 24.02.2017 23:39 (0)
bir iki tane xbox FANları oyuna 0 vermiş heralde puan 78 e kadar düştü :D
MK Okuru, 13.03.2017 20:44 (0)
türkçe olsada almazdım. o dünyaya o atmosfere konulması gereken en son varlık mı diyeyim artık ne diyeyim robotlar hiç olmamış hiç yakışmamış...

Merlin'in Kazanı, Radore'de barındırılmaktadır.


YASAL UYARI!: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya makale/metinlerin tüm hakları Merlin'in Kazanı'na aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbir içerik önceden özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu makale/metin veya yazılar sadece Merlin'in Kazanı tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak iletilebilir ve/veya bunlardan alıntı yapılabilir.