Üye Girişi
Beni Hatırla
Üye ol! Şifremi unuttum!
  Haber   Oyun Galerileri   e-Spor   Teknoloji   Sinema/TV   Forum
 
   
Youtube içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
   
Google+ içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
 
 
Youtube içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
 
Google+ içeriği buraya gelecek, dertler bitecek.
88
78
Okur Puanı: (14Kişi)
Puanın:
                                         

platform: PS4

Yapımcı-Yayıncı: - Sony Computer
Çoklu Oyuncu: Yok Türü: Aksiyon

Eşsiz bir atmosfer.
Hikaye sunumu ve gizemli yapısı.
Basit ve eğlenceli oynanış.
İkili arasında gelişen bağlar.
Trico'nun şebelek halleri
Problemli kamera açıları.
Arada yaşanan frame düşmeleri
özel İnceleme
Ersin Kılıç - 05.12.2016 17:07
Ersin Kılıç - 05.12.2016 12:14

"Son Muhafız içinizi ısıtacak.."

Boynuzları olan bir çocuğun hikayesi. Nasıl veya neden burada olduğunu bilmiyorum ama bunu öğrenmek için içimde büyük bir merak birikiyor....

İşte böyle başlıyordu Team ICO ekibi ile tanışmamız. Sonrasında çıkan ve daha ilk mücadelesiyle bile bizi dumura uğratan Shadow of the Colossus'ta da benzer bir formül uygulanmış ve bilinmeyen bir diyarda bilinmeyen bir kadere doğru at koşturmuştuk.

10 yıldır beklediğimiz ve bu bekleyişte platform değiştiren The Last Guardian'da bu formülü bozmuyor ve bilinmezliğin ortasına bırakıyor bizleri. Kısa bir sekans sonrası kocaman ve daha önce eşine benzerine rastlamadığımız bir yaratığın yanında gözlerimizi açıyoruz. Peki neydi bu formülü bu kadar başarılı kılan şey? Ne bir silahımız vardı ve de süper güçlerimiz. Yorda'nın elinden tutup koridorları arşınladığımız macerada bir sopa, Agro ile devlere meydan okuduğumuz maceramızda ise elimize sadece bir kılıç sıkıştıran yapım ekibi bu yeni formülde bunları da almıştı elimizden. Sadece devasa duvarlar arasında ne üdüğü belirsiz bir yaratık ile başbaşa kalmıştık ve bu devasa duvarları aşmak için tek umudumuz da bu yaratık olmuştu; Trico!


Trico'ya kocaman bir paragraf açmak gerekiyor çünkü şimdiye kadar bağlandığınız en tatlı eküriniz olabilir. Zaten  oyunun ana amacı da karakteriniz ve Trico arasındaki bağı her geçen saniye daha da güçlendirmek. Oyun başladığında sadece çıkar ilişkisi üzerine ilerleyen hikayeniz, beklendiği gibi sonlara doğru can ciğer kuzu sarması moduna geçiyor. O devasa cüssesine karşın attığınız her adımda, geçtiğiniz her engelde geri dönüp "Trico napıyor acaba?" diye bakmadan edemiyorsunuz.

İkili arasındaki bağlar nedeniyle oynanışın belkemiği de bu bağlar üzerine kurulmuş. Buna rağmen bu bağları istediğiniz gibi eğip bükemiyorsunuz. Çünkü Trico ne Yorda gibi kolundan tutup çekmeye, ne de Agro gibi bir dediğinizi iki etmeye geliyor. Oyun boyunca minik bir kedi yavrusunun evinizde dolaşması gibi onu izliyor ve amacınıza ulaşmak için onu yola getirmeye çalışıyorsunuz. Yeri geliyor siz demeden gideceği noktayı kavrarken yeri geliyor küçük bir su birikintisi ile oynamaya başlıyor. Öyle ki bazen ne kadar işaret etseniz de istediğinizi yaptıramıyorsunuz. Bu oyunun bir cilvesi mi yoksa yapay zekanın azizliği mi bilemiyorum ama her iki durumda da bazen sinir oluyor, bazen düştüğünüz duruma gülüyorsunuz. Evde mama kabını döken kediniz sizi ne kadar sinirlendiriyorsa, oyunun bazı noktalarında başına buyruk davranan ve bir türlü istediğinizi yapmayan, yaptıramadığınız Trico'ya da o kadar sinirleniyorsunuz.


Huysuzlanırsa arada sevin Trico'yu, ihmal etmeyin!


Oyunun genel ilerleyişi ikiliyi bu devasa mekanda ileriye taşımak. Tabi Trico'nun yetenekleri belli bir noktaya kadar sizi ulaştırıyor ama takımın beyin gücü de sizin omuzlarınıza bırakılmış. Oyunda karşılaştığınız bulmacalar genelde platform bazlı olsa da her seferinde sizi düşünmeye ve deneme yanılma döngüsüne sokmaya zorluyor. Bazen çok basit bir platform dengesi üzerine kurulan bu ilerleyiş bazen daha komplike bir hale dönüşebiliyor. Zaten oyunun en büyük keyif noktası da bu. Çok fazla özelliğiniz olmamasına karşın elinizdekiler ile yetinerek ilerleyişi sağlamaya çalışıyor ve hikayenin eksik parçalarını zamanla tamamlamaya başlıyorsunuz.

Bu noktada bir parantez açmak istiyorum çünkü daha önce Team ICO oyunlarını oynamış ve sevmemişseniz The Last Guardian'dan da beklediğiniz hazzı almanız oldukça zor. Çünkü oyun size ne büyük bir aksiyon ne de komplike bir oynanış sunuyor. Aksine son derece naif bir hikaye ve oynanış ile karşılaşıyorsunuz. Yeri gelmişken hikayenin ekibin şimdiye kadar anlttığı en net hikaye olduğunu da söylemeliyim.

Oyunun ton ve atmosferine baktığımızda o alıştığımız görseller ile karşılaşıyoruz. Etkileyici sanat tasarımlarının yanı sıra kendine hasve oldukça farklı bir dünyaya sahip olan Last Guardian'ın bu dünyası boğucu ama boğucu olduğu kadar bir o kadar da etkileyici görseller ile karşılıyor bizleri. Karanlık ve aydınlık dengesinin mükemmel bir şekilde resmedildiği yapımda döndüğünüz her köşe başında oyunun o bütünleşik yapısını hissediyorsunuz. Bu tasarımlara oyunun kendine has görüş ve atmosferi de eklenince masal gibi bir dünya sizleri bekliyor diyebilirim.
Tabi oyunun dünyası kadar karakter tasarımları da bir hayli farklı. öncelikle Trico başta da söylediğim gibi farklı canlıları andırsa da bütününe baktığımızda farklı bir tasarıma sahip. Rüzgarda dalgalanan tüyleri, karanlık ama bir o kadar şefkatle bakan gözleri oyunun her anında sizi etkiliyor. Hele hele kendini kaçıdığı anlarda havada süzülen tüyleri ile her dahika kendisine daha fazla sevgi besliyorsunuz. Güçlü kuvvetli yapısının yanı sıra ürkek tavırları da trico'yu özel kılan yönlerden. Dokunsanız kırılacakmış gibi bir tasarıma sahip olan ana karakterimiz ise firmanın diğer oyunlarında olduğu gibi bir tasarıma sahip. Son derece narin olmasına karşın karşılaştığı zorluklara cesurca meydan okuyan karakterimizin animasyon yapısı da o alıştığımız şekilde karşılıyor bizleri.

Hani bir dilim pasta yersiniz ve tadı damağınızda kalır...


Last Guardian'ın en sağlam olduğu yönlerden birisi de müzikleri ve ses efektleri. Ana karakterimizin duvarlarda yankılanan haykırışları dışında Trico'nun tepkileri de oyuna renk katmayı başarmış. Müziklerde ise her dakika kulaklarınızın pasını silen tınılar ile eşlik eden oyunda özellikle bazı noktalarda giren orkestral müzikler heyecanınızı da perçinleyen unsurların başında geliyor.

Oyunun tabi ki eksik yönleri de var. Öncelikle firmanın bir türlü çözemediği kamera açıları. Alışması kısa bir süre alsa da özellikle dar alanlarda kamera kontrolünü sağlamakta zorlanıyorsunuz. Bunun dışında oyunun şüphesiz en büyük handikapı hikaye modunu bitirdikten sonra elinizde pek birşey kalmayışı. Bu genel olarak sektörün en büyük problemlerinden birisi ama yine de fiyat kıyaslaması yaptığımızda bu durum seriye aşina olmayan ya da normal bir oyun gözüyle bakan oyuncuların canını sıkabilir.

HDR ve genişletilmiş 4K seçeneğine sahip olan The Last Guardian'ın bizim için en önemli yönlerinden birisi de Türkçe altyazılı olması. Tamam hikayeyi anlamak ya da az olan diyaloglar için çok önemli bir İngilizce bilgisi gerekmiyor ama tablonun geneline baktığımızda Türkçe altyazı seçeneğine sahip olması hoşunuza gidiyor. Üstelik çok takıldığınız anlarda anlatıcının hikaye anlatır gibi size ipuçları sunması da bu bağlamda seveceğiniz bir diğer nokta oluyor.


Bu şebelek bakışların yok mu senin..


Sonuç olarak The Last Guardian ya da Türkçe adı ile Son Muhafız, uzun süren bekleyişin altından kalkmayı başarıyor ve beklentileri karşılayan bir yapım. Demin de söylediğim gibi firmanın daha önceki oyunlarını deneyimlediyseniz ve sevmediyseniz size hitap eden bir oyun değil. Ama benim gibi ICO ve Shadow of the Colossus oyunlarına aşıksanız bu oyundan da beklediğiniz hazzı fazlasıyla alacaksınız demektir.

Oyunlarda sanat tartışması devam ediyor ve bazı oyunları sanat olarak kabul edeceksek Last Guardian ve benzeri oyunların bu galeride önemli bir yere sahip olduğunu da kabul etmek gerek. Bu benzetmeyi yazılarımı takip eden kullanıcılar hatırlayacaktır ama Last Guardian için de başıma gelen tam olarak bu oldu; Hani bir dilim pasta yersiniz ve tadı damağınızda kalır... İşte The Last Guardian'da da başınıza gelecek olan tam olarak bu..
yorumlar (72)
MK Okuru
 
 
 
MK Okuru, 11.12.2016 08:19 (0)
Eleştiriliyor ama ps4'e çıkan oyunlar gerçekten bambaşka.Şimdi remastered diye söyleneceksiniz biliyorumda. Nolursa olsun sonuçta ilk defa oynayan benim gibi eski xbox'çılar için bu çok önemli bir artı..Until Dawn,Order 1886,Uncharted 4,Bloodborne...ve en son The Last Guardian. Fazla söze gerek yok.
Seviye: 0
blacktower35, 16.01.2017 09:45 (0)
Ben oyunu oldukça beğendim. Butür oyunlara gerçekten ihtiyacımız var heleki Shoter oyunları içinde boğulduğumuz şu dönemlerde. Oybarken büyük keyif aldım rahatlatıcı huzur verici yer yer stressin olduğu etkileyici bir hikaye yapımcıları tebrik ediyorum.
Seviye: 5
ultrAslan, 07.12.2016 00:09 (0)
Oyun normal Ps4'te stabil 30 kare-saniye oranıyla çalışmıyor. Yer yer 25'e düştüğü oluyor. Youtube'da tesadüfen performans videosunu gördüm oyunun yoksa oynamadım yani. Zaten satın almayacağım bu oyunu. Bama hitap etmiyor ama oyun güzel gözüküyor. Standart ps4'te de çok güzel gözüküyor. Zaten frame dengesizliğide biraz bunun bedeli oluyor. Güzel grafik için bir bedel ödüyorsun. Ama ben 25 veya 30 fps olmasında sakınca görmüyorum. Ben pek önemsemiyorum yani. O an oyuna konsantre olduğum için farketmiyorum bile. Hani nasıl film izlerken kasılıyor gibi gelmiyorsa sürekli 24 fps ile bize bunu yaşatmıyorsa, ps4'te 27-25 fps aralığında olduğu için sürekli farketmiyorsun. Zaten rahatsız olan varsa bence konsol defterini kapatsın. Konsolunda böyle bir olayı var çünkü bundan sonra artık.
MK Okuru, 14.12.2016 21:09 (0)
Oyunu hiç beğenmedim.Benden sıkı bir SOC hayranı var mıdır bilemiyorum.Bu oyun yüzünden 2 kız arkadaşımdan ayrıldım,babamla kavga ettim ve bacağımı kırdım.Nasıl kırdığımı sormayın,kırdım.Ama Last Guardian bunca yılın hakkını veremedi.Gene de bir kaç insanla arama girecek gibi değil.Kötü olmuş çok
Seviye: 0
mebtas, 12.12.2016 13:12 (0)
Biraz hayal kırıklığı yaşadım; onceki ICO ve SOC oyunları çok daha güzeldi... yine de güzel oyun
MK Okuru, 09.12.2016 06:42 (0)
Casual oyuncuların uzak durması gereken bir yapım , oyunlarda birşeyler hissetmek isteyenler için ölmeden yaşanması gereken bir efsane
MK Okuru, 08.12.2016 12:19 (0)

Merlin'in Kazanı, Radore'de barındırılmaktadır.


YASAL UYARI!: Sitemizde yayınlanan yorum yazıları veya makale/metinlerin tüm hakları Merlin'in Kazanı'na aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbir içerik önceden özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu makale/metin veya yazılar sadece Merlin'in Kazanı tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak iletilebilir ve/veya bunlardan alıntı yapılabilir.