Uçarım, kaçarım, arı gibi sokarım!
Senaryo yedi farklı senaryoda, 40’ın üstünde görevden oluşuyor. Görevler genel olarak alışılagelmiş yapıda seyrediyor; düşman uçaklarıyla kapışma, keşif, bombalama, gizli göreve çıkma gibi çeşitli varyasyonlar var. Yapım içinde Operation Belt, Neretva Köprüsü Savaşı gibi tarihsel olaylar da yer alıyor.
Her görev başında seçebileceğimiz uçaklar var ve bu noktada bir özellik daha devreye giriyor: Simülasyon ve arcade kontrol. Gamepad ve fare ile arcade kontroller, klavye üstünden ise biraz daha opsiyon sunan simülasyon kontrol var. Klavye kontrolleri simülasyon olarak geçiyor, ancak sadece bir iki detayı daha tuşlara atamaktan başka bir şeye yaramıyor. Genel olarak ise oynanış kolay yapılmış. Uçağınız gerçekçi tepkiler vermekten uzakta ve üstünüze o kadar ateş edilmesine rağmen bir bakmışsınız hasar göstergesi tırnak kadar dolmuş. Havada motorları durdursanız da sanki araba kullanır gibi hemen devreye sokabiliyorsunuz. Yerdesiniz ve uçağı uçurmanız lazım, iyi hoş güzel. Ancak uçak yerde dururken eğer yanlışlıkla olur fareye tıklayıp, bomba atarsanız korkmayın, çünkü uçağınız patlamıyor!

Hal böyle olunca bastır gitsin marşa diyerek motoru çalıştırıyorsunuz ve uçak anında havalanıyor. Bu durumda çevrenizde ağaç filan varsa çarpsanız da hiçbir şey olmuyor, uçağınız havalanmaya devam ediyor. Hedef aldığınız diğer uçaklar normalde hedef işaretinin daha uzak tarafından uçuyorlar, ama buna rağmen gene de onları rahatça vuruyor ve düşürüyorsunuz. Eğer yetmezse adrenalin göstergesi var. Bunu kullanarak düşmanlarınızı daha da haşat edebilirsiniz. Bar kendi kendine doluyor. Yaptığınız aslında basit: Makineliyle ateş et, alt tarafa bombayı bırak. Tamam oyun arcade yapıda bunu kabul ediyorum da, arcade diye bu kadar basit yapılmasının ve bazı gözükür detayların bu kadar atlanması da olmamış. Hiç değilse bunlara dikkat etselermiş.
Yapılan hatalar
Dogfight kısmında ise Fly&Die, Time Attack ve Kill Limit başlıklarıyla üç farklı oyun modu bulunuyor. Bu modlarda da düşmanları harcamaya çalışıyoruz. AC’de yalnız bir nokta dikkat çekiyor. Yapımın haritalarında İstanbul yer alıyor, ancak “Constantinople” ismiyle. Bu da ayrı bir handikap. Yapımda sekiz farklı oyuncuya destek veren bir multiplayer da var. Online üstünden server aradım, ama bulamadım. Grafikler ise zamanın gerisinden takip ediyor, hele ki bir yağmur efekti var pek dillere destan olmuş. Genel olarak kaplamalar ve tasarımlar hoşuma gitmedi. Ses bakımından efektler zayıf kalmış, ancak müzikler hoş olmuş.
Yorumlar (6)
grafikler sırıtıyor ancak oyun idare eder
oyunun teması ve uçak seçenekleri çok güzel
ne olacak, sallamış liseli.
<center><table bgcolor=#fbfbfb style="border:1px solid #c0c0c0" cellpadding=1 width=100% cellspacing=1><tr><td align=left><font style="font-size: 9pt" face=arial color=#444444><b>19.07.2011 19:31:00 - MK Okuru demiş ki:</b><br>Burda bazı arkadaşlar sözde entellik yaparak "yok o zamanlar konstantiniyeydi" falan demiş. Hayır arkadaşım İslambol' dur o. Biz bir oyun yapsak, fransa' nın bulunduğu topraklara galya desek nolcak? rome total war örneği vermeyin. O zamanlarda da İstabul' un ismi, İslamboldur nokta!</font></td></tr></table><br></center> ahahaa islambol ne ya?
Benzer bir durum olarak, biz bugün İran diline Farsça diyoruz, ancak onun da aslı Persçe'dir ve bugün bizim dışımızdaki herkes, Farslar dahil, Pers ve Persçe demektedir.
İstanbul şehri, kendini romadan soyutlayan Konstantin tarafından kurulmuş ve buraya da Konstantin'in şehri anlamında Konstantinopolis denmiş, ancak halk arasında yine aynı anlama gelen Stanpoli diye kalmış. Ancak Türkçe imla kuralları gereği, başına İ eklenmiş ve Türkçe'de olmayan P harfi de B olmuş