Merlin'in Kazanı Merlin'in
Kazanı
Oyun İncelemeleri

Boiling Point: Road to Hell

Kaybolan kızını ararken Güney Amerika'yı kendine düşman eden adam, Saul Myers...

İnceleme Özeti
Platformlar:
PC
İnceleme Platformu:
PC
Çoklu Oyuncu:
Var
Oyun Türü:
Aksiyon
Boiling Point: Road to Hell kapak görseli
+

Artılar

  • Detaylı oyun yapısı ve karakter profili. Devasa büyüklükteki haritalarda özgürce dolaşma imkânı. Güzel müzikler.
-

Eksiler

  • Her an karşınıza çıkabilecek grafik ve oynanabilirlik hataları. Sesler başarısız. Yüksek sistem gereksinimi.

En çok satan oyunların türlerine baktığımızda FPS başta olmak üzere, aksiyon ve RPG oyunları olduklarını görürüz. Eline silah alıp hiçbir şey düşünmeden karşısına çıkanı vurmayı benimseyen oyuncular FPS’ye yönelirken, biraz bulmaca çözmeyi, biraz aksiyon yaşamayı isteyen ve biraz da özgür olup ortalığı karıştırmayı isteyenler ise aksiyon oyunlarına yönelir. RPG’severler ise genelde gerçekçilik isterler ve oyunun kendi dünyasına kendilerini adapte etmeye çalışırlar. Karakterleri ile bir bütün olmayı, onunla uzun soluklu bir maceraya çıkıp, karakterinin gelişimini izlemek isterler. Peki birbirinden epey farklı gözüken bu üç unsuru bir araya getiren bir oyunu denemek hiç aklınıza gelmiş miydi?

Boiling Point, bahsettiğimiz üç unsuru bir araya getirmeye çalışan, son derece kapsamlı oyun yapısı, devasa boyuttaki haritaları ve son adımı hiç bir zaman belli olmayan görevler karmaşası ile uzun soluklu bir oyun olmaya çalışıyor.

Aksiyon filmlerinin değişmez klişeleri

Eski bir asker olan Saul Myers’in gazeteci kızı, Güney Amerika’nın kanundan nasibini almamış şehirlerinden birinde hiç öğrenmemesi gereken bir bilgiye ulaşır. Ancak bu durum bölgenin çete elemanları tarafından olumlu karşılanmaz ve Saul Myers’ın sevgili kızı bir anda ortadan kaybolur. Haberi bir gazeteden öğrenen kahramanımız kızının peşine düşmek için hemen ilk uçakla bölgeye ulaşır. Saul Myers’in tek amacı kızını kurtarmak olsa da geldiği şehir kanunsuz işlere kucak açmış, vasat bir bölgedir. Yılda 70 ila 100 bin insanın cinayete kurban gittiği şehrin hemen her sokağında bir olay yürütülmektedir. Saul Myers umutsuz yolculuğu boyunca sayısız işe bulaşacak ve kızının düştüğü durumu düzeltebilmek için hiç ummadığı olaylarla karşılacaktır.

Açık konuşmak gerekirse Boiling Point’in hikayesi pek iç açıcı değil. Televizyonda izlediğimiz sıradan aksiyon filmlerini aratmayacak bir senaryo içeriğine sahip. Ancak oyunun içinde öyle olaylara karışıyor ve öyle durumlara şahit oluyoruz ki, ister istemez ana senaryodan uzaklaşıyor daha çekici bir oyun ile karşılaşıyoruz.

Basit bir oyundan çok daha fazlası

Her şeyden evvel Boiling Point’in son dönemde çıkan oyunlara nazaran çok daha kapsamlı ve detaylı olduğunu söylememiz gerekli. Bu oyun ne sıradan bir FPS, ne de GTA tarzı yasa dışı görevlere odaklanmış aksiyon oyunu. Boiling Point bana kalırsa Deus Ex oyununa benzeyen, daha fazla hareket katılmış RPG, FPS ve aksiyon karışımı bir oyun. Başladığınız ilk dakikalardan itibaren her an yeni bir şey keşfedip, yeni bir özelliğini fark edeceğiniz oyun, inanın sizi hiç ummadığınız kadar saracak. Sokaklarda dolaşırken tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi yaşayan bir şehre şahit olacağız. Üstelik herkes kendi halinde işlerine bakarken, sizin yaptığınız harekete göre karşılık verecekler. Günlük hayatımızda karşılaştığımız pek çok ahlaki değerlerin, toplumsal kuralların benzerlerine oyunda rastlayacak, hatta uymak zorunda kalacaksınız. Kısacası Boiling Point basit bir oyundan çok daha fazlasını sunuyor.

“Merhaba, ben kızımı arıyorum...”

İlk olarak oyunun genel yapısını ele alırsak, FPS oyunlarına benzer bir tablo ile karşılaşıyoruz. Daha oyuna başlar başlamaz (eski bir asker olmanın faydaları olsa gerek) bıçak ve tabanca ile başlıyoruz. Karşımızda kendi halinde dolaşan ve işini yapan insanlar var. Biz ise henüz nereye gitmesi ve ne yapması gerektiğini bilmeyen basit bir turist edasıyla sokaklarda turlamaya başlıyoruz. Amacımız elbette kızımızı kurtarmak, ama oyun bizi öyle bir noktada bırakıyor ki; “özgürlük” kelimesininin her hecesini hissediyoruz. Sokaktan geçen ilk insan ile konuşmaya çalıştığımızda kapsamlı bir diyalog ekranına denk geliyoruz. Elbette sokaktan geçecek ilk kişiye; “Merhaba, ben kızımı arıyorum. Bana yardımcı olur musunuz?” diyecek halimiz yok. Bu sebeple ilk sorduğumuz sorular basit oluyor. “Şehri kim yönetiyor?”, “Çevrede hiç Amerikan ajanı var mı?” ve benzeri sorularla kendi kendimizi yönlendirmeye ve bilgi toplamaya çalışıyoruz.

Hikaye bizi ister istemez şehri tanımaya ve yapısını irdelemeye itiyor. Bir süre dolaştıktan ve sayısız insan ile konuştuktan sonra karşımızdakinin gerçek hayattan hiç bir farkı olmayan, yaşayan bir şehir olduğunu iyice anlıyoruz. Hemen hemen her şehirde standart olarak, bir adet polis karakolu, doktor muayenehanesi, motel, silah dükkanı, araç kiralama dükkanı ve bir adet striptiz bar (!) mevcut. Dolayısıyla ilk yapmamız gereken bu binaların yerini iyice ezberlemek. Elbette bu binaları istersek dolaşarak ve kendi kendimize bulabiliyor veya etraftaki insanlardan bilgi alarak yönlendirilebiliyoruz.

Şehirde vakit nasıl geçer

Yaklaşık bir iki saatlik deneme sonucunda, oyunun az çok genel yapısını anlayabiliyorsunuz. Boiling Point asla elinizdeki silah ile koşuşturarak karşınıza çıkanı vuracağınız bir yapıyı benimsemiyor. Mümkün olduğunca, insanlar arası iletişime ve toplanan bilgiler doğrultusunda ilerlemek üzerine kurulu. Elbette çevredeki insanlara nasıl davrandığımız da son derece önemli. Bu ayrıntı ise bir bir şeyi daha açıklıyor; “Oyunu adam akıllı oynayabilmek için orta seviyede İngilizce bilgisine ihtiyaç var.” Çünkü her karakter ile konuşmalar son derece önemli. Yapacağımız görevlerin ayrıntıları bize sadece diyaloglar esnasında veriliyor ve haritada detaylı bir şekilde gösterilmiyor. Söz gelimi bir görevde “Vali’nin gece yarısı fotoğraflarını çek.” denildiğinde bize ne vali binası işaret ediliyor, ne de fotoğrafları nereden çekeceğimiz. Bu tip bilgileri ancak sorarak ve araştırarak elde edebiliyoruz.

Şehrimiz kendi halinde hayatını sürdürürken elbette belirli bir zaman kavramına sahip. Yani oyun içinde uzun süreler dolaştığımızda gece gündüz farklılıklarını yaşıyoruz. Hatta bu farklılık sadece görüntüde kalmıyor, belirli dükkanların ve kamu binalarının kapanmasına, aynı şekilde gece faaliyete geçen çeşitli uyuşturucu satıcılarının belirmesine neden oluyor. Bu sistem ise bizim yapacağımız görevlerde hayati önem taşıyor. Çünkü kimi görevlerde bulmamız gereken kişiler sadece belirtilen saatlerde, bahsi geçen yerde oluyorlar.

Eşsiz karakter Profiline sahip olmak

Boiling point’in beni en çok etkileyen bölümü ara menüsü oldu. Oyun esnasında zamanı durdurmadan geçeceğimiz bu ara menü ile çantamızda neler olduğuna, görevlerimiz ile ilgili bilgilere, konuştuğumuz insanlar ile neler konuştuğumuzu gösteren not defterine ulaşabiliyoruz. Inventory ekranı ile sırt çantamızda neler taşıdığımıza ulaşıyoruz. 32 kareden olşan bu bölüme silah, mermi ve çeşitli edevatları yerleştiriyoruz. Oyunun PRG unsurlarını benimsemesinden dolayı belli bir taşıma kapasitemiz var. Bunu zamanla arttırabiliyoruz elbette. Görevler seçeneğine tıkladığımızda, asıl görevimiz olan kızımızı aramanın haricinde pek çok yan göreve erişiyoruz. Yol boyunca sayısız insanla tanışıp, onlara çeşitli konuda yardımcı olmaya çalışacağımız için pek çok yan görev sahibi olacağız. Bu yan görevler sonucunda kimi zaman para, kimi zaman eşya, kimi zaman da saygı puanı kazanıyoruz. Harita seçeneğinde genel haritamızı görürken mouse ile yakınlaşıp, daha detaylı incelememiz mümkün.

Karakter profili bölümüne geldiğimizde ise son derece detaylı yapısı hemen dikkat çekiyor. 4 kısma ayırabileceğimiz bu bölümde, ilk olarak RPG mantığı ile kabiliyet puanına, herşeyden çok ihtiyaç duyacağımız paraya ve level seviyesine sahibiz. İkinci bölümde ise kuvettimiz, silahlara olan hakimiyetimiz ve genel durumumuz bulunuyor. Silah hakimiyeti kısmının özelliği; oyun içinde en çok hangi tip silahı tercih edersek o silaha karşı hakimiyetimiz ve dolayısı ile verdiğimi zarar artıyor. Böylece en çok kullandığımız silahtan daha fazla verim alıyoruz. Genel durumumuz ise tıpkı Sims oyununda olduğu gibi karakterimizin o andaki genel yapısını belirtiyor. Eğer uzun süredir hiç durmadan sağa sola koşturmuşsak, uyku seviyemiz yükseliyor ve uykusuzluktan yolda yürüyemez oluyoruz. Sokaktaki satıcılarla yapacağımız pazarlık oranını belirleyen ticaret becerisi gibi özelliklerin yanı sıra, teknik konulardaki bilgi durumumuzu da belirleyen bir seçeneğe sahibiz. Aynı zamanda gidip barlarda içki içmemiz durumunda şarhoşluk barımız doluyor ve yalpalamaya başlıyoruz.

Karakter bölümünde ayrıca, şehirlerdeki insanlarla olan samimiyetimizi de gösteren bir bölüm mevcut. Şehrin valisi, sokaktaki insanlar, satıcılar veya çete elemanları gibi insanlarla olan diyaloglarımız onlarla olan ilişkilerimiz sonucunda belirlenen bu seviye eğer pozitif yönde ise, bahsi geçen insanların yanında zor duruma gelirsek bize yardım ediyorlar. Eğer bu seviye ekside ise, bizi gördükleri yerde saldırıyorlar. Daha evvel bahsettiğim gibi sokak ortasında durduk yere etrafa ateş açarsanız; sivil insanlar bize hemen düşman tavır takınacaklardır. Böylece kendinize hiç yoktan yere düşman kazanacak, köşe başlarında bekleyen polislere hedef olacaksınız. Kısacası oyun sizi sonsuz özgürlük içinde bıraksa da uymanız gereken katı kurallar mevcut.

Şehirde hayatta kalmak

Boiling Point’te hayatta kalmanın ve başarılı olmanın yolu tamamıyla paradan geçiyor. Evet, amacınız kızınızı bulmak, ama yolunuz o kadar uzun ve dolambaçlı ki; mutlu sona ulaşmanız belki günler, belki haftalar alacak. Dolayısıyla oyun içinde yaşayabilmek için bir şekilde hayatta kalmalısınız. İlk olarak kendinize yatacak bir yer bulmanız gerek. Çünkü sokaklarda turlamaktan ayaklarınıza kara sular inecek ve yürüyemez hale gelecksiniz. Oyunun başında yeterli paramız olmadığı için şimdilik motellerde kalmız gerekli. Motelde kalacağımız zaman ise bize üç seçenek sunuluyor. Eğer düşük fiyat - az dinlence istiyorsanız en ucuzunu seçip basit bir odada kalıyorsunuz. Paranız bol ise ferah, rahat ve konforlu bir oda seçebilirsiniz. Oyunun başında yeterli paranız olmadığı için hayal gibi görülebilir, ama zamanla iyi para kazanabilirseniz kendinize bir ev bile yaptırabiliyorsunuz. Hatta yaptırdığınız evi kullanmaya başladıktan sonra rahatına alışmak bir yana dursun, telefon parası ve vergi ödemelerini yapmaya başlayınca “Keşke almasaydım.” bile diyebilirsiniz.

Sağlık hizmetleri söz konusu olduğunda yine paradan yana sıkıntı çekmeniz mümkün. En basit sağlık hizmeti olan kendinizi iyileştirme 200 peso’dan başlıyor. Uykusuzluk giderici, alkol ve uyuşturucu etkisini azaltıcı iyileştiricilerde 300 peso gibi fiyatlardan satılıyor. Doktorlar ise bunun yasa dışı bir işlem olduğunu ve kendi güvenliklerinin hiçe sayıldığını söyleyerek yüksek fiyatı istiyorlar.

Ah bir arabam olsa

Devasa şehirler içinde bir yerden bir yere gitmek çoğu zaman uzun vakit aldığından herkesin kesinlikle edinmek isteyeceği araçlar ise yine pek ucuz sayılmaz. İster araç kiralama merkezlerinden araç alabiliyorsunuz, isterseniz de zamanla yapacağınız görevlerden bunları kazanabiliyorsunuz. Eğer oyunun başında kızınızın izini biraz sürerseniz, kızınızın eski arabasını alabiliyorsunuz. Bu araç son derece vasat seviyede olsa da ayağınızı yerden kestiği için son derece kullanışlı. Fakat araç kullanırken de yine dikkat etmemiz gereken bir unsur var o da; benzin. Kısa zamanda tükenecek olan benzini geri yüklemek belli bir maliyet gerektireceğinden ve oyunun başında pek zengin olmadığımızdan aracımızla gideceğimiz yere en kısa yoldan ulaşmamız en doğrusu.

Sürekli adını andığımız paranın oyunda kazanılmasının tek yolu iş yapmaktan geçiyor. Bahsettiğim iş ise genelde belirli insanların açıklarını yakalayacak bilgiler edinmek ya da o kişiyi ortadan kaldırmak gibi özetlenebilir. Görev almak istediğimizde ise; ilk adresimiz bölgenin barı olmalı. En azından barmen kimlerle temasa geçmemiz gerektiğini belirtiyor ve sonu olmayan bir görevler silsilesine ilk adımı attırıyor.

Ummadık taş baş yarar

Boliling Point oyun dünyasına adını altın harflerle yazdırmaya aday olacak kadar potansiyele sahip bir alt yapı sunuyor olmasına rağmen maalesef öyle büyük hatalarla karşımızda duruyor ki, insan şaşkınlığını gizleyemiyor. Bu denli detaylı ve yapımı için son derece emek harcanmış bir oyunda hiç ummayacağınız kadar hata mevcut. İlk olarak sokaktan başlarsak; sokaktaki insanlar gayet güzel şekilde çevrede dolaşıyorlarken maalesef, yolda belli bir noktada durursak gelip bize takılıyorlar. Daha da kötüsü aynı ekseni izleyen bir sonraki karakter yine aynı yerde takılıyor ve eğer oyundan bir iki dakikalığına ayrılıp tekrar bilgisayar başına geçersek, karakterimizin karşısında takılıp durmuş olan 7-8 kişiyi görebiliyoruz.

Kimi caddelerde birbirine takılmış olan araçlar yüzüden trafik sıkışıklığına denk gelmemiz mümkün olabiliyor. Hatta bir sokak lambasına toslamış vaziyette duran araç, tüm trafiği engelleyebiliyor. Kimi hatalar ise görevler esnasında karşımıza çıkıyor. Mesela oyuna başladığımız ilk şehirde baş komiser ile konuşmamız isteniyor ve bunu mutlaka gündüz saatlerinde yapmamız gerekli. Dolasıyla sabah saatlerinde gidip komiser ile konuşursak her hangi bir sorun olmuyor, ama aynı olayı akşam yapmak istersek doğal olarak karakolun kapıları kilitli oluyor. Garip olan ise, saat geç olmasına rağmen çalışanlar masalarında aynen duruyorlar. Arkayı dolaşıp, camdan karakola girerseniz, komiser ile hiç bir şey olmamış gibi konuşabiliyorsunuz. Size hiç bir şekilde, “Bu saatte burada ne işin var?” gibi bir soru sorulmuyor. Bu denli detaylı bir oyunda karşılaşmayı ummadığımız hatalardan biri bu.

Son olarak grafik ve ses konusunda da bazı hatalar mevcut. Yine ilk şehrimizde sık sık karşımıza çıkan fareler yerlerde çevik hareketlerle dolaşırken kimi zaman bu hayvanları havada asılı vaziyette bulmamız mümkün olabiliyor. Hatta bir keresinde sokakta yürürken 3 adet yanyana duran fareyi oldukları yere takılmış vaziyette sağa sola çırpınırken gördüm. Dolayısıyla yanyana dans ettiklerini sandım. Ses konusunda ise maalesef başarılı olmayan Boiling Point, pek çok ses hatası içeriyor. Bulunduğumuz mekana göre değişen sesler, kimi zaman saçmalayabiliyor ve oda içindeyken aniden sokak seleri duymaya başlayabiliyoruz. Yine aynı şekilde bulunduğumuz ortamda belli bir ses veya müzik varsa, birisi ile diyaloğa girdiğimizde arkadaki müzik aniden kesiliyor. Konuşma bittiğinde ise yine aniden duyulabilir hale geliyor. Kimi zaman sinir bozucu olduğunu söylemek gerek.

Teknik konulardaki inişler ve çıkışlar

Grafiksel olarak bakıldığında oyunumuz, sisteme göre cevap verir nitelikte. Eğer sisteminiz güçlü ise ve grafik ayarlarını yüksek tutmuşsanız karşılaşacağınız grafikler son derece başarılı. Fakat ayarları düşürürseniz bu sefer son derece vasat hale düşebiliyorlar. Harita tasarımlarının yeri geldiğinde 25 kilometrekare’ye ulaştığını hesaba katarsanız ne denli yüksek hafıza ihtiyacının olduğunu da hissedebilirsiniz. Karakter tasarımları şaheser nitelikte olmsa da başarılı denilebilir, ancak animasyonlar inişli çıkışlı grafik çiziyor. Dans eden veya olduğu yerde sabit duran karakterlerin animasyonları başarılı olsa da hareket halinde olanlar bazen hatalı görüntüler sunabiliyorlar. Teknik açıdan en son teknolojileri kullanmaya çalışan oyunun efektler kosunda pek bir eksiği yok. Sadece mekanlar arası detay dengesi kurulabilmiş değil.

Ses konusunda bu oyun için söylenecek sözler maalesef çok dengesiz. Daha kurulum esnasında çalan müzikten fark edeceğiniz üzere, oyunumuzun müzikleri son derece başarılı ve çevreye gayet uyumlu. Oysa ki aynı şeyi sesler için söylemek mümkün değil. Boiling Point’in sesleri maalesef çok zayıf. Gerek sokakta yürürkenki sesler, gerekse diğer sesler kulağa hiç hoş gelmiyor. Hele ki diyaloglar esnasında seçenekler arasında ok tuşları ile geçiş sağlarsanız resmen kulak tırmalıyıcı ses ile karşılaşıyorsunuz.

Sistem yenilemeye ne dersiniz?

Boiling Point, kısayoluna çift tıkladığınızda beklediğiniz yükleme süresinden anlayacağınız üzere sistem canavarı bir oyun. İki farklı makinede test etme imkanı bulduğumuzdan, adam akıllı oynayabilmek için kesinlikle 2.4 GHz işlemciye, 1 GB RAM’e ihtiyacınız var. Ekran kartı konusunda ise orta seviyenin mutlaka üzerinde çıkmalı hatta imkanınız varsa Radeon 9800, GeForce 6800 sınıfı ya da daha üstü bir ekran kartı kullanmanız gerekli. Unutmamak gerekir ki, oyunu düşük sistemlerde de oynamak mümkün. Fakat hem grafik seviyesi çok düşük hale geliyor, hem de ekran yenileme hızı çok düşüyor.

Sonuç olarak Boiling Point, piyasaya devrim yaratacak kadar kaliteli oyun yapısı sunarak çıkmış yapım. Ancak içerdiği hatalar, seslerin kötü oluşu ve yüksek sistem gereksinimi puanından düşürmemize neden oluyor. Eğer üzerinde daha fazla çalışılıp, hatalar en aza indirilebilinseydi yılın oyunu olacağına kesin gözüyle bakabilirdik. Uzun oyun süresi ve pek çok oyundan bir araya getirilerek yeni bir türü ortaya serecek kadar kapsamlı yapısı ile dikkat çeken oyun, sistemi el veren herkesin mutlaka denemesi gerekir. Eğer elinizde silah, sağa sola ateş etmeyi sevenlerdenseniz uzak durmanız gereken Boiling Point’i hatalara aldırmadan kapsamlı oyunların detayına inmeyi seven herkese tavsiye edebilirim.

Oyun Bilgileri

Yapımcı
Deep Shadows
Platformlar
PC
Oyun Türü
Aksiyon

Sistem Gereksinimleri

Bilgi
2 Ghz ve üstü işlemci, 512 MB RAM, 4 GB Boş Harddisk alanı, Direct X 9.0c'ye tam destek veren 128 MB'lık ekran kartı.
Bilgi
MEDYA
Bilgi
1 DVD veya 4 CD
Okur Tepkisi Bu içerik sende ne uyandırdı? İlk tepkiyi sen bırak

Yorumlar (6)

Yorum yap, MK Puanı ve Enerji kazan

Topluluğa katılmak için giriş yap. En az 20 kelimelik onaylanan yorumlar 3 MK Puanı ve 3 Enerji kazandırır.

B
BrutalLooter Simyacı

Çok güzel oyundur hala daha oynanır oyun çok zevkli, RPG gibi mesela parayla araba falan alınıo ben bütün parama kıyıp hurda bi kamyon almıştım yolda çaçışmaya denk geldim patladı evlat acısı gibi :D

0 puan
M
musty17 Çırak

p4 2.2 512 ram radeon 9800 pro ama oyun acayip takılıyo görev yöneticisine baktım ram 800 mb olmuş yani en azında 1 gb ram istiyo oyun ama konusu ve oynanış çok hoşuma gitti

0 puan
S
sameteyvaz Çırak

Özgürlük... özgürlük!!!!!

0 puan
K
kowboy93 Çırak

bu oyunu 7 yaşındaki de oynar 70 yaşındaki de. Bu arada oyunun orjinali satılıyor. Ben orjinalini aldım.

0 puan
K
kowboy93 Çırak

oyun bir harika. ben 12 yaşındayım orta derecede de ingilizcem var. ben oyuna hasta oldum başından kalkamıyorum. herkese tavsiye ederim

0 puan
O
orhan2004 Çırak

emre abiye bi rica:bu oyunun zoom'u yapılır bence dünya çok geniş.bi san andreasın zoomu,bi doomun zoomu yapılıyorsa bence bu oyunun zoomu havada yapılır.

0 puan