Tabii ki George Stobbart
Oyunumuz oldukça süratli bir biçimde start alıyor. Başlangıç videosu içerisinde kurban edilme törenine tanıklık ediyoruz; daha sonrasındaysa zaman ilerleyerek günümüzden üç yıl öncesine geliyor ve bir insan iskeletinin bulunduğu bir arkeolojik kazı görüyoruz. Bu ekran da fazla uzun sürmüyor ve kısa süre sonra da efsanevi kahramanımız George Stobbart ile karşılaşıyoruz. Yağmurlu bir New York akşamında ofisine yetişmeye çalışıyor, yalnız biraz sonra başına geleceklerden haberi yok. İçeride ise Anna Maria adında güzel bir sarışın, dışarıda da bu kadının peşinde olduklarını anlayabileceğimiz iri yarı birkaç adam var. Anna Maria bize kendinde bulunan bir el yazmasından söz ediyor ve dışarıdaki adamların da bu kadının peşinde olmalarının asıl sebebi bu. Oyunun ilk bölümü bulunduğumuz yerden kaçmamız üzerine kurulmuş. Sonrasında gelişen olaylar neticesinde bu el yazmasının neleri işaret ettiğini ve altında yatan gerçekleri gün ışığına çıkarmamız gerekiyor. Oyun boyunca ise din ve bilim arasındaki yüzyıllardır süregelen çatışma konu alınmaya başlanıyor.
Angel of Death’in zaman dilimi bakımından serideki yeri Sleeping Dragon’dan bir yıl sonrası. Hikaye akışı içerisinde bunu kullanan diyaloglarla zaman zaman karşılaşıyorsunuz, ayrıca illa ki Nico ve önceki Broken Sword oyunlarından bazı tanıdık karakterleri yine oyun içerisinde görme imkanınız var. Bilindiği gibi Broken Sword third person point&click arabirimini kullanan bir macera oyunu; serinin dördüncü oyununda da bu yapı tamamıyla korunuyor. Kamera açısı ise bu defasında çok daha etkileşimli bir şekilde kullanılarak oyuna aktarılmış. Kahramanı bulunduğu yere göre takip ediyor ve siz hareket ettiğiniz müddetçe o da hareket ediyor. Bazı ekstrem noktalardaki ekran geçişlerini saymazsak, yürümeye başladığınız andan itibaren tek bir parçacık halinde etrafınızda dönüp duran, yerine göre alçalıp yükselebilen ve bazen de yakınlaşıp uzaklaşabilen bir kameraya sahip olduğumuzdan bahsedebiliriz. Fakat bunun farklı bir şekilde böyle gerçekleştirilmiş olması, beraberinde ufak tefek kontrol zorluklarını da getiriyor.
Kahramanımızı fare veya klavyenin tuşlarını kullanarak iki farklı şekilde kontrol etme şansımız var. Fareden ziyade klavye yönlendirme açısından daha rahat, yalnız farenin yapabileceği şeyler klavyedeki kontrol olanaklarından daha fazla. Ekran üzerinde sürekli ilerleyerek genişleyen oyun dünyası üzerinde istediğiniz yere tıklayarak karakterinizi harekete geçirme imkanına sahipsiniz. Cisimlerle etkileşime geçme olayı ise üzerlerine tıkladığınızda açılan bir menü dahilinde gerçekleşiyor. Bu menü içerisindeyse konuşma, tutma ve gözden geçirme ikonları yer alıyor.
Broken Sword’un bilindik bulmaca yapısı serinin bu son oyununda da yerini koruyor. Buna göre sırasıyla öncelikle etraftaki insanlarla konuşarak belli bazı bilgiler almalı, daha sonrasında etraftaki kutuları çekmeli ve bazı cisimleri başka yerlerde kullanmalı, en sonunda da yine insanlarla konuşarak olayları çözmeliyiz. Circle of Blood’dan bu yana çok fazla bir değişikliğe uğramadan günümüze taşınan bu oynanış alternatifi Angel of Death’de de güzelce kullanılmış. Ekranın üst kısmına fare işaretçisini yaklaştırdığınızda envanteriniz görüntüleniyor ve buradaki herhangi bir cismi tutarak etraftaki başka bir cisimle rahatlıkla kullanabiliyorsunuz.
Tabii ki İstanbul
Angel of Death’in konusu, mekanlarıyla gayet güzel bir paralellik oluşturacak şekilde ilerliyor. Oyunun ilk bölümleri bir kaçış havasında; daha sonralarda ise İstanbul, Mısır ve Vatikan’ı da içine alan geniş bir coğrafya üzerinde ilerleyiş gösteriyoruz. Genel konu, az önce de kısaca değindiğim gibi din ve bilim arasındaki çatışmayı konu alacak şekilde gelişiyor; bu konuda fazla spoiler bilgi vermekten kaçınıyorum. Hikaye genel olarak eski mısır uygarlıklarıyla birlikte, MFKZT şeklinde Çağların İksiri olarak bilinen bir temanın etrafında dolaşıyor. Bölümler içerisindeki ilerleyiş dahilinde bazı mekanları tekrar tekrar ziyaret etmek durumunda kalabiliyoruz, fakat bunlar elbette ki sürekli ülkeler arası gidiş geliş trafiği şeklinde ortaya çıkmıyor; aynı şehir içerisindeki mekanları dolaşabiliyoruz. İstanbul’da ise Topkapı Sarayı sizleri bekliyor.
Grafiksel açıdan Angel of Death oldukça iyi bir puana sahip, hatta zamanına göre yapılmış en etkileyici Broken Sword oyunu olduğunu burada belirtebiliriz. Fakat ayrıca üzerinde durulması gereken nokta, Sleeping Dragon’dan sonraki gelişimin gerçekten de dikkat çekici olduğudur. Karakterlerin detayları ile birlikte mimikleri ile söylemek istedikleri rahatlıkla anlaşılabiliyor. Mekanların ise birazcık boş oldukları hissi vermeleri dışında çok iyi bir tasarıma sahip olduklarını belirtebiliriz. Ses ve özellikle de seslendirme açısından Angel of Death’in yine başarılı olduğundan bahsedilebilir. Eğlenceli diyaloglar ve her an karşınıza çıkabilecek bir espri sizi en azından gülümsetmeyi başarıyor. Ortam ambiyansı ise genel olarak çevredeki seslerle sağlanmış ve nadiren de olsa bazı yerlerde müzik duyma imkanınız var. Ama genel olarak her ikisinin de yetersizliğinden şikayet etmek olası.
Angel of Dearth, çok fazla bir Broken Sword hayranı olmayan bende Sleeping Dragon’dan sonra fazlasıyla iyi bir etki yarattı diyebilirim. Broken Sword’un bildik bulmaca çeşitliliği onu bu şekilde kabul edenler için güzel bir deneyim olacaktır kuşkusuz. Eğlenceli yanları onu yıllar öncesinin LucasArts oyunu yapmasa da farklı bir noktaya taşıdığı bariz. Konuşma içeren bulmacalar bu açıdan bir artı içerse de derinlikten yoksun olduğu için fazla bir önem arz etmeyebiliyor. Bulmacaların da Broken Sword için kutu çekmekten fazlasını içermesi gerektiğini düşünebiliriz. Ama genel olarak grafikler ve konu akışıyla sağlanan oyun zevki sizi bitene kadar tatmin edecektir. Eh, bir de bunu Broken Sword serisinin bitiş oyunu olduğunu bilerek oynarsanız bu zevki daha da artırabilirsiniz. Şimdilerde bulabileceğiniz en sağlam adventure oyunu olarak Angel of Death’den söz edilebilir... ...ve tabii ki George Stobbart’dan. 2 B ve 2 T ile.
Yorumlar (6)
PS2 de varmı yaa bu oyun?
bu oyunun demosunu iki defa oynamayı denedim;fakat dx3d gibi bir hata veriyor halbuki dx9 son sürümü de yüklü:(
ya arkadaslar bu oyun benim pc nin ekranın yarısı taşıo bi yardım çözünürlük flnda deiştirilemio.[:s]
oyun checkpointli felan deil save sistemi var...
Erdem'in incelemesi iyi, oyun iyi, fazla sistem gereksinmesi de olmadığına göre bize bir alıp oynamak kalıyor...Hadi kolay gelsin oynayan dostlara...[;)]
oyunun hemen başlarında kaçarken dışarı çıkıyoruz ya havalandırmadan çıktım dışarı duvarın dibinden yürüdüm merdivenlerden çıktım çatıyı geçemiyorum