Günümüzden yıllar öncesinde bir adam, bir kargo pilotu, rutin taşıma görevlerini yerine getirmek için uçağına atladı. Yanında gelen arkadaşları da hem ona yardım etmek, hem de gökyüzündeki yalnızlığını paylaşmak istiyordu. Kısa süre sonra işler ters gitmeye başladı ve uçak, okyanusun ortasındaki ufacık kara parçasına düşü verdi. Bermuda şeytan üçgenini duymayan yoktur. Hatta insanlar, bu adaların yakınına gelmeye bile çekinir. Ne var ki karakterimiz William Augustus, bu durumdan henüz haberdar değildir, ama öğrenmesi de fazla uzun sürmeyecektir.
Dark Void, Airtight Games tarafından geliştirilen bir aksiyon macera oyunu. Beklenmedik kazanın sonrasında William ile yola düşüyor ve bizi yok etmek isteyen makine ordusuna karşı harekete geçiyoruz. Buradaki “biz” faktörü, sadece karakterimiz ve tanıdıkları değil, ayak bastığımız topraklardaki tüm insanları temsil ediyor. Zira onları alt edip, tekrar normal yaşantımıza dönmek için mücadele etmeliyiz. Tahmin edin bunu kimin önlemesi gerekiyor; tabii ki William Augustus.
Madem gördün, öldür!
Oyunumuzun ilk dakikalarında kontrolleri öğreniyoruz. Adamımız William, hem karada, hem de havada savaşabiliyor. Havadayken ilk olarak dikkatleri kontroller çekiyor. Hızlanıp, yavaşlıyor, ani dönüşler yapıyor, kostümümüz üzerindeki silahlarla düşman avına çıkabiliyoruz. Yeryüzüne adım attığımızda ise, bu kez robotlarla karşı karşıyayız. Gördüğümüz ilk makineler, bana fazlasıyla Terminator 3’teki TX’i hatırlattı. TX, değişmeye başladığı sırada veya etkili saldırılara maruz kaldığında, metal iskeletini görebiliyorduk. Dolaysıyla tüm düşmanlarımı birer TX türevi olarak gördüm ve yok etmeye başladım.
Düşmanlarımızın yapay zekâsı yerlerde geziniyor. Gears of War’a benzer bir siper sistemi kullanan yapım, çoklu saldırılardan kurtulmamız ve fazla hasar aldığımızda dinlenmemiz için, çevredeki objelerin arkasında saklanabilmemize olanak sağlıyor. Tabii ki saklanırken de ateş edebiliyor, robotları geri püskürtebiliyoruz. Neyse ki, dibimize kadar gelmeyi akıl edemiyorlar. Bölümler ilerledikçe tabii ki daha gelişkin düşmanlarla karşılaşıyoruz, fakat zekâ seviyesinde ne yazık ki değişiklik olmuyor.
Kullandığımız silahlar için cephaneleri, öldürdüklerimizin üzerlerinden veya çevreden toplayabiliyoruz. Ayrıca kazandığımız enerji topları sayesinde puanlar elde ediyoruz. Bunları kullanarak da silahlarımızda ve ekipmanlarımızda geliştirmeler yapabiliyoruz. Eğer teke tek mücadele şansınız varsa, öncelikli saldırı seçeneğiniz ateş etmek olmasın. Robota olabildiğince yaklaşın ve seri hareket ederek saldırın. Birkaç tekme ve yumruk darbesiyle, görsel yönden etkileyici sahnelerle karşılaşabilirsiniz. Bu gibi anlar, silah kullanarak veya havadaki bir geminin üzerinde mücadele ederek de fazlasıyla heyecanlı olabiliyor.
Hava savaşları esnasındaki hareketli kamera açılarına öncelikle alışmanız gerekiyor. Genellikle ilk dakikalarda bulutlara ateş etmekle meşgul oluyoruz. Üzerinde bulunduğumuz yer şekillerine göre değişen kamera açıları ise hoşuma gitti. Diyelim ki uçurum kenarındasınız ve aşağıdaki çıkıntılara atlayarak ilerlemeniz gerekiyor. Kamera açısı, sizi yandan gösterecek şekilde değişiyor. Aşağıya doğru nişan aldığınızda ise, direkt uçurumdan aşağıya bakar pozisyonda ateş ediyorsunuz.
Görsel olarak hayal kırıklığı yaşadığımı itiraf etmeliyim. Karakter tasarımları, kaplamalar, çevreyle etkileşim ve animasyonlar başarılı değil. Karakterler, zıplar gibi koşuyor. Ölüm pozisyonları ise, tam bir facia. Haritalardaki dağlar ve devasa kayalar, sanki pudingden tasarlanmış. Detay seviyesi oldukça yüzeysel kalmış. İşitsel olarak baktığımızda, önemli kişiler Dark Void’te çalışmış. Oyunun müzikleri, Battlestar Galactica dizisinde çalışan Bear McCreary tarafından hazırlanmış. Bir de ek not belirtelim, Dark Void’in film uyarlaması için Brad Pitt çok istekli.
Yapım, tek kişilik oyun modunun haricinde çoklu oyuncu modları barındırmıyor. Hem uçarak, hem de yer yüzeyinde giriştiğiniz mücadeleler, “tek kişilik ordu ile yapay zekâ programları eksik makineler arasındaki savaştan öteye gidemiyor. “Airtight Games, dersini eksik çalışmış. Denemezseniz, kaybınız olmaz.
Yorumlar (6)
Oyunun kanaatimce tek kusuru,günümüze göre biraz yavan grafiklerinin olması.Yapay zeka ortalama,yer yer çuvallasa da,yer yer de kendinden beklenmeyecek iyi performans gösteriyor.Aksiyonu,it dalaşları,yakın dövüşü,hikayesi ortalamanın üzerinde.En azından uzaylıları Crysis 2 ninkilerden daha sağlam ;)
Oyunun kanaatimce tek kusuru,günümüze göre biraz yavan grafiklerinin olması.Yapay zeka ortalama,yer yer çuvallasa da,yer yer de kendinden beklenmeyecek iyi performans gösteriyor.Aksiyonu,it dalaşları,yakın dövüşü,hikayesi ortalamanın üzerinde.En azından uzaylıları Crysis 2 ninkilerden daha sağlam ;)
evet oyun biraz vasat ama sıkıcı bir oyun değil
Oyuna puan olarak haksızlık yapılmış bence oyun gayet güzel uçmaya alışmak biraz zor oldu tabi :D hala pek sökmüş değilim ama oynanış gayet güzel bence hikayede güzelce sunuluyor yakın dövüş konsol yapılara zıplama tırmanma o arada çatışma çok zevkli olmuş benden 100/80
oyun gerçekten güzel ama uçmayı öğrenmek 1 saat havada hedef almayı öğrenmek 2 saat sürüyor ama ben oyunu sevdim %85 bence[:D]
böyle hastalık oyunları oynamamak lazım o uçma olayı tam bi işkence ayrıca dikkatimi çekti oyundaki bayan çinli ve çin şivesiyle ingilizce konuşuyor yani oyun tam bir amatör. capcom un kazık yediğini düşünüyorum.