Adım Jack Slate ve ben bir polisim. Karşımda, polisliği bir kurallar bütünü olarak gösteren insanlar, eminim ki o gökdelenin içinde mahsur şekilde bekleyen rehineler kadar ölümle burun buruna gelmemiştir...
Adalet için yeniden
Death to Rights, ilk oyunun 8 yıl sonrasında Retribution ismiyle tekrar karşımızda. Yine Jack Slate'i yönetiyoruz ve güvenliği sağlamak için çabalıyoruz. Yanımızda polis arkadaşlarımız ve en büyük yardımcımız olan K-9 köpeğimiz Shadow da var.
Öncelikle adamımız Jack'i görüyoruz. Bitkin ve yaralı halde doğrulmaya çalışırken, etrafını bir grup serseri sarıyor. Bu halde onlara nasıl karşılık verecek derken, sadık dostumuz Shadow geliyor ve ilk dakikaları sevimli ve tehlikeli dostumuzu yöneterek geçiyoruz. Peki ne yapmalıyız? Bu sorunun cevabını öğrenmek uzun sürmüyor. Grant City, dünyanın en büyük kültürel ve finansal merkezi konumunda. Teröristler şehrin önemli bir gökdelenini ele geçirip, tüm personeli de rehin alınca, tüm dünyanın gözü bu noktaya çevriliyor. Böylelikle asıl başlangıç için yola çıkıyoruz.
Her yeri polislerin sarmasına rağmen teröristlerde en ufak bir endişe bulunmuyor ve gelen silah sesleri sonucunda rehinelerin öldürülmeye başlandığı anlaşılıyor. Gökdelene girmeli ve var olan tehlikeyi sona erdirmeliyiz, ama bu o kadar kolay değil. Diğer bir sorun ise, gökdelene girmek için izin koparamıyoruz. Emirlere karşı gelindiği takdirde silah ve rozetiminiz bırakılması isteniyor. İşte bu ufak sahne bana The Last Action Hero filmini hatırlattı. Aynı zamanda karakter isimleri de oldukça benzer. Arnold Schwarzenegger'ın canlandırdığı karakter olan Jack Slater da, rehine olarak tutulan küçük çocukları kurtarmak için binaya girmek istiyor, ancak izin alamayınca rozetini bırakarak yoluna devam ediyordu.
Yapımda hem Jack'i, hem de köpeği Shadow'u kontrol ediyoruz. İlk dakikalar eğitim kıvamında geçse de, kısa süre sonra aksiyon başlıyor ve bir daha da bitmiyor. Öncelikle Jack ile başlayalım. Çok iyi silah kullanabilen karakterimiz, aynı zamanda çevrede yer alan objeleri de kendisine siper olarak belirleyebiliyor. Aynı zamanda yakın dövüş teknikleri konusunda da fazlasıyla bilgili. Yani silahımız olmasa dahi, çevredeki objeleri doğru kullanarak silahlı düşmanları bile kolaylıkla alt edebiliriz.
Şunu öldür, şunu kurtar, mekândan hemen kaç gibi görevlerle uğraşırken, sayıca çok fazla düşmanla karşı karşıya geliyoruz. Zamanı yavaşlatma özelliği sayesinde hedeflerden kurtulmamız zor olmuyor. Ayrıca bu özellik, ölmek üzere olan bazı rehinelerin hayatlarını kurtarmak için de önemli. Yüksek puanlar elde ederek archievements toplamak isteyen kullanıcılar mutlaka denemek isteyecektir.
Bu köpek, kanla besleniyor
Gelelim dört ayaklı ve güçlü burunlu dostumuza. Shadow'un bizim için çok önemli olduğunu belirtmiştim. Köpeğimiz hızlı hareket ediyor ve kaptığını koparıyor deyim yerindeyse. Bir olay mahalinde bulunması gereken ipuçları varsa, köpeğimiz havlayarak haber veriyor. Diyelim ki çatışmaya girmeden düşmanları sessizce ortadan kaldırmalıyız. Shadow, yavaş hareket ediyor ve bu esnada duvarın arkasında kim var - kim yok görebiliyor. Düşmana arkadan yaklaşıp aksiyon tuşuna bastığımızda da sessiz bir katliam gerçekleştiriyoruz. Eğer hedefimizdeki kişi yalnız değilse, kolayı var; havlayın. Sam Fisher'ın düşmanlarını şaşırtmak için ilginç sesler çıkardığını ve ıslık çaldığını hatırlayacaksınız. Benzer bir durum da "havlama" bazında Dead to Rights'ta yer alıyor.
Dead to Rights'ın grafikleri iyi değil. Bazen kamera açılarında yaşanan sorunlar, animasyonlardaki ilginçlikler ve karakter tasarımlarını beğenmedim. Işık efektleri fena sayılmaz. Müziklerin varlığı ile yokluğu arasında gidip geldim. Bazı objelerin kırılması ve hasar alması da bu oyunda fizik motorunun olduğunu gösteriyor (en azından).
Hikâye modu boyunca yaptığımız işler birbiriyle benzerlikler gösteriyor. Eğlenceli oynanış sürerken, bir süre sonra oyunun kendisini tekrar ettiğine tanıklık edeceksiniz. Bu durum bazı oyuncuları sıkabilir, bazılarını ise sevindirebilir. Kendi adıma konuşmam gerekirse, hiç duraksamayan aksiyondan fazlasıyla memnun oldum. Yıllar önce oynadığım ve fazlasıyla beğendiğim The Punisher'ı da anmadan edemedim.
Dead to Rights'ta çoklu oyuncu modları yer almıyor. Açıkçası en azından co-op oynanışa destek verilseydi, iyi olurdu diye düşünüyorum. Görev tamamladıkça "ekstralar" başlığında yer alan ve kilitli halde bekleyen video, sanat tasarımları gibi detaylara da göz atabiliyoruz. Eğer grafik önceliğiniz bulunmuyorsa, bu oyunu denemenizi tavsiye ederim. Bence eğleneceksiniz.
Yorumlar (6)
ilk blmde ne yapmalıyım
hocam ilk oyunda kaldım o iki hırhızı öldrdm ama vinc olan yerde nasıl cıkmalıyım kübrö yıkıldı orda sıkışıp kaldım ne yapmalıyım
oyunu oynarken aileden biri görmezse iyi olur çünkü baya kanlı bir oyun bence çok güzel comboları var ama shadowun dşmanları öldürme şekli biraz basit kalmış silah detayı cephane edinme sayısı yetersiz olsada sadece kavga etmek için bile oynanır bide elinden silah alıp headshots yapması var
bence çok eğlenceli sürekli aksiyon stres atmaya bire bir güzel oyun grafiki boşver oynanışa bak
yuh merlninkazani ya 73 vermiş oyuna.sizin oyun zevkinizi anlaymadım ben
Ya bu köpek biraz iri kıyım sanki :D Bu boyda hassskki olurmu ya :D ya adamlar ufacık yada hassssski Kangal boyutunda yapılmış.