Death Stranding İnceleme

Platformlar PlayStation 4
Death Stranding İnceleme
  • Yapımcı - Yayıncı Kojima Productions - Sony Interactive Entertainment
  • Çoklu Oyuncu: Yok
  • Oyun Türü: Macera
  • Web Sitesi
Merlin Puanı 80
13 Kişi Oyladı
Okur Ortalaması%75
Artılar + Seyrine doyum olmayan bir dünya
+ Yolculuk hissiyatı
+ İyi işleyen çoklu oyuncu sistemi
+ Karakter ve diyalog gidişatı
+ Müzik kullanımı
Eksiler - Tek hedefe odaklanan oynanış sistemi
- Gerilim ve görev motivasyonunun kısa sürede kaybolması
- Ana görev ve yan görevler arasındaki dengesizlik
Özel İnceleme
Ersin Kılıç
Ersin Kılıç 1.11.2019 - 10:04

Ölüm gibi olgulara farklı bir pencereden bakan Death Stranding, oynayacağınız en farklı maceralardan birini size sunuyor.

Death Stranding incelemesi: Havada uçuşan teoriler, en ufak görselden bile ortaya atılan iddialar, videolar ve uzun süren keyifli tartışmaların ardından Hideo Kojima'nın yeni eseri Death Stranding nihayet karşımıza çıktı. Öncelikle Hideo Kojima'nın MGS serisinden sıyrılmasına ve kendini başka bir proje içerisinde bulmasına sevinen oyuncular arasında yer alıyorum. Ünlü yapımcı her ne kadar kariyerinde çok önemli işlere imza atsa da, bu kariyerinin büyük bir bölümünü MGS serisi ile geçirdi. Bu yüzden yeni denizlere yelken açması, yeni hikayeler ve dinamikler denemesinin beni sevindirdiğini söylemem gerekiyor. Peki bu yenilikleri denediği Death Stranding ne kadar başarılı, daha da önemlisi oyun o "beklediğimiz yapım" mı? Gelin, birlikte bakalım.

Death Stranding İnceleme

Death Stranding, kıyamet sonrası diyebileceğimiz bir dünyada ve yakın bir gelecekte geçiyor. Büyük Patlama (Big Bang) ya da dinozor neslinin sonunu getiren göktaşı olayı ile kıyaslanan büyük bir yıkım sonrasında, hayatta kalmaya çalışan insanların hikayesine tanıklık ediyoruz. Bu yıkım o kadar büyük olmuş ki dünyanın bildiğimiz dünyadan çok daha uzak ve farklı olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim bu büyük yıkım doğa üstü olayları ve tam olarak anlamlandıramadığımız bazı terimleri de ortaya çıkartmış. Tetiklenen bu doğa üstü olayların başında ise Death Stranding (Ölüm Kıyısı) adı verilen olay geliyor. Ölüm Kıyısı için bir koridor, diğer tarafa geçerken kullanılan bir köprü benzetmesi yapabiliriz. Her insanın bir köprüsü, yani kıyısı var. Ancak pişmanlık, kırgınlık gibi duygular ağır basarsa bu tarafa bağlı kalmak için ateşli bir arzu ortaya çıkıyor. Bu da Kiral Varlıkları ortaya çıkardığı gibi farklı kıyıların kapısını açmış oluyor. 

Ölüm Kıyısı doğal olarak beraberinde Kiral varlıkları, öteki tarafı getiriyor ve bağ bebeklerinin önemi de işte burada ortaya çıkıyor. Bu noktada oyunun tüm terimlerini ya da kilit noktalarını açıklamayacağım tabii ki. Çünkü bunların detayını oyun içerisinde takip etmek, anlamlandırmaya çalışmak oyunun en keyifli yönlerinden birisi. Yine de anlatmam gereken iki kilit nokta var. Bunlar oyunun fragmanlarında da gördüğümüz Bağ bebekleri (BB) ve Kiral Varlıklar.

Oyundaki gizem unsuru, hikayenin sonuna kadar devam ediyor.

Kiral Varlıkları diğer taraf ile bağlantısı olan ve oyun alanının belli noktalarında karşımıza çıkan varlıklar olarak özetleyebiliriz. Oyunun dünyasında biri öldüğünde zamanında yakılmazsa vücudu kiral madde salgılamaya başlıyor ve sonrasında kendisi de bir Kiral varlığa dönüşüyor. Fragmanlarda da gördüğümüz hayalet benzeri bu varlıklar oyun alanının büyük bölümüne dağılmış durumda. Kiral yağmurları ile ortaya çıkan bu varlıklara yakalanırsanız kendinizi büyük bir boss savaşının içerisinde buluyorsunuz. Yeri gelmişken boss savaşlarının işleyişi oyunda malesef biraz kıt bırakılmış. Yoktan var olan yapılan ve değişen atmosfer güzel işliyor ama boss savaşlarında beklediğiniz derinliği bulamıyorsunuz. Eğer yeterli bombaya sahipseniz çok kolay bir şekilde alt edebildiğiniz bu bosslar, aynı zamanda alanı terk ettiğinizde de ortadan kayboluyor. Bu kolaylık kiral varlıklara yakalanma hissini de ortadan kaldırmış. Yani ilk etapta gerildiğiniz, gizlice ilerlediğiniz, hatta nefesinizi bile tuttuğunuz bu varlıklar arasından belli bir süre sonra hızlıca geçmeye, güle oynaya ilerlemeye başlıyorsunuz. Bu durum oyundaki gerilim hissiyatını bir nevi öldürüyor diyebilirim.

Bağ bebekleri ise işte bu varlıkları hisseden, daha doğrusu diğer taraf ile bağlantısı olan araçlar (canlı olmasına rağmen insanlar araç olarak görüyor) olarak geçiyor. Anne karnından 28 haftalıkken çıkarılan bu bebekler aynı şartları taşıyan küvözlere konuyor ve bir nevi insanların diğer varlıkları hissedip onlardan kaçınmalarına yardımcı oluyor. Bu nedenle oyunda karakter giysilerine montelenmiş bebekleri görüyoruz. 

Kısacası oyuna başladığınız anda tam olarak altyapıyı almadan birçok terim ve olay ile karşılaşmaya başlıyorsunuz. Bu da doğal olarak kafanızın biraz karışmasına sebep oluyor. Oyundaki büyük olayların, bazı dinamiklerin kaynağı açıklanmıyor ama Kojima, kendi inşa etiği bu binanın temelini yavaş yavaş, siz ilerledikçe atmaya devam ediyor. Yani Lost dizisindeki gibi dümenin adayı nasıl taşıdığını anlatmıyor ama hikayeyi en azından kendi içerisinde bir bütünlüğe kavuşturmayı, omurgasını anlatmayı başarıyor diyebilirim.

Oyunda birşeyleri taşımada, bir nevi kargo işlerinde uzmanlaşmış bir karakter olan Sam'in kontrolünü üstleniyoruz. Sam başına gelen bazı olaylardan dolayı kendisini insanlardan soyutlamış bir karakter portresi çiziyor. Olaya ister istemez dahil oluyor ve ülkenin bir ucundan diğer ucuna sürüklenirken görüyoruz kendisini. Sam karakterine hepinizin bildiği gibi Norman Reedus hayat vermiş. Ünlü oyuncunun bir röportajında kafasını kaşıdığında bile Kojima'nın "Bunu kamera karşısında da yapar mısın?" gibi birçok sözünden bahsetmişti. Bunu oyunu oynarken de anlıyorsunuz. Bazı hareketler gerçekten de karaktere değil, direk olarak Norman Reedus'a ait hissettiriyor.

Tabi Norman Reedus dışında oyunun kadrosunda Mads Mikkelsen, Lea Seydoux, Troy Baker, Margaret Qualley, Tommie Earl jenkins, Lindsay Wagner ve Guillermo del Toro gibi oldukça önemli isimler bulunuyor. Kadroda bazı isimler sadece Motion Capture çalışmalarında yer alırken, bazıları ise hem karakteri oynamış hem de seslendirmesini yapmış. Bu kadar deneyimli bir kadro olunca doğal olarak ortaya oyunculuk ve diyalog anlamında şahane bir iş çıktığını söyleyebilirim. Kojima, Death Stranding ile bir nevi hayalleri için bir adım atmış ve adeta bir film yönetiyormuş gibi ikili diyalogları farklı açı ve sunumla karşımıza çıkartmış. Norman Reedus tam da beklenildiği gibi iyi bir performans sergilemiş. Yine de benim favori karakterimin Mads Mikkelsen olduğunu söylemem gerekiyor. Normalde de çok sevdiğim aktör, oyunun hem en kilit hem de en karizma karakteri olmuş.

Death Stranding'teki ana amacımız insanları tekrar bir araya getirebilmek. Bunun için Amerika'yı bir ucundan diğer ucuna geçmemiz ve oyun alanında bulunan istasyonları birbirine bağlamamız gerekiyor. Kiral Ağ adı verilen bu bağ sayesinde Amerika'yı, aynı bağlamda insanlığı yeniden ayağa kaldırmaya çalışıyoruz. Bu noktada küçük bir parantez açmak istiyorum, çünkü hem sevdiğim hem de abes bulduğum bazı noktalardan bahsedeceğim. Kojima hikaye anlatımında ince dokunuşlar ile insanlık arası bağlara çok güzel bir şekilde değinmiş ve yer yer üstü kapalı siyasi mesajlar da vermiş. Yani olayları anlamlandıramadığınız anlarda bile bu birlik mesajlarının varlığını hissediyorsunuz. "Bir araya gelmezsek insanlığı ayağa kaldıramayız", "birlik olmalıyız" mesajları her oyuncu için güzel anlamları da içerisinde barındırıyor. Buradaki eleştirmek istediğim nokta ise bu olayın tamamen Amerika üzerinden vurgulanması oldu. Tamam hikayemiz Amerika'da geçiyor, bu ülkeyi ayağa kaldırmaya çalışıyoruz, bununla ilgili bir problemim yok tabii ki. Fakat oyunda sürekli olarak geçen "Amerika olmazsa insanlık çöker" mesajları, bu birlik beraberlik mottosunu klasik bir propagandaya çeviriyor. 

Ünlü oyuncuların hikayeye katkısı çok büyük.

Death Stranding tamamen açık dünya bir oynanışa sahip. Oyunun haritası birkaç bölgeye ayrılmış ama asıl işleyişin ve hikayenin açıldığı kısım 3. bölüm ile başlıyor diyebilirim. İlk haritada ağzımıza bir parmak bal çalan Kojima, sonrasında oyuncuyu çok daha geniş ve farklı iklim koşullarının yer aldığı bir haritaya bırakmış. Devasa ovalardan kanyonlara, karlı dağlardan yer altı zenginliklerinin yüzeye vurduğu alanlara kadar birçok farklı nokta oyun içerisinde yer alıyor. Bu noktada oyunun belki en çok seveceğiniz kısmının grafikleri ve dünyası olacağını söyleyebilirim. Decima Engine gücünü biraz fotogrametri tekniği ile birleştiren Kojima Productions, ortaya gerçekten de iyi bir iş çıkartmış. Oyunun büyük bölümünü yürüyor olsak da bu kadar güzel bir dünyayı dolaşmak insana gerçekten huzur veriyor. Tabi bu güzellik yerleşim noktalarında ise biraz sönük kalmış. Oyunun açık alanları o kadar güzel ki, az olan yerleşim bölgelerine döndüğünüzde attan inip eşeğe binmiş gibi hissediyorsunuz. Evet, biraz yürüme olaylarından ve oyunun işleyişinden bahsedelim. Zira birçok oyuncunun belki de en çok merak ettiği, korktuğu nokta bu. 

Death Stranding ilerleyişi tamaman kargo taşımacılığı üzerine konumlandırılmış. Bu işleyiş ilk kez gittiğiniz, daha önce görmediğiniz mekanlarda şahane bir şekilde işliyor. Yani kargo taşıyor olsanız da bu durumdan hiç şikayet etmiyorsunuz. Yeni istasyonları Kiral Ağ'a bağlıyor, yeni mekanlar görüyor ve oyun dünyasını seyrine doyulmaz bir şekilde deneyim ediyorsunuz. Kargo taşımak derken gerçekten de taşımaktan bahsediyorum. Kojima adeta yükü omuzlarımıza vermiş ve detaylı bir taşıma dinamiğini oyuna eklemiş. Yükünüzün durumu, onu sırtlamanız ve sahip olduğunuz özellik dengesi çok iyi bir şekilde kurulmuş. İlerleyen aşamalarda aldığınız yeni özellikler ile birlikte bu durum daha da detaylı bir hale getirilmiş. Peşinizden gelen ufak kargo araçları, robotlar ya da bacaklarınızda adeta ekstra bir iskelet gibi işleyen cihazlar, işinizi bir nebze de olsun kolaylaştırıyor. Hatta bu iskeletlerin bile güç, hız ya da engebeli arazide ilerleyen türü gibi farklı çeşitleri bulunmakta. 

Görevlerdeki motivasyon eksikliği Death Stranding'in en büyük problemlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Yük taşırken dikkat etmeniz gereken nokta ise dengede yatıyor. Bu nedenle aldığınız ağırlık ve yükünüzü düzgün yerleştirmeniz çok önemli. Yani 150 kilo taşıyabilirken sırtınızda 160 kilo alırsanız, Sam zaten olduğu yere çivileniyor ve ıkına ıkına yürümeye çalışıyor. Ya da 130 kilo sırtlandınız ve ağırlık merkezini iyi ayarlayamadınız diyelim. O zaman da ağırlığın olduğu noktaya doğru yalpalanmaya başlıyorsunuz. Bu durumda L2 ve R2 tuşları ile zıt yöne doğru denge kurmanız ya da her iki tuşa da basarak dengenizi sağlamanız gerekiyor. Tabi bu durumda da dayanıklılık barının tükendiğini görüyorsunuz. Bu denge o kadar güzel ayarlanmış ki 80 kilo ile 100 kilo arasında bile karakterin ilerleyişinin ne denli değiştiğini fark edebiliyorsunuz. Ya da yokuş yukarı, yokuş aşağı inerken, engebeli bir arazilerde ilerlerken bu işleyişin ne denli detaylı olduğunu hissedebiliyorsunuz.

Bazı karakterlerin hikayeleri oyuna başarılı bir şekilde aktarılmış

Fakat iş ilerledikçe ve aynı merkezleri tekrar tekrar dolaşmaya başladıkça yan görevleri biraz boşlamaya başlıyorsunuz. Oyunun ilk etabında tüm görevleri yapmaya çalışırken belli bir süre sonra ana görev harici diğer tüm görevleri bırakmaya başladım. Çünkü yan görev ve ana görev mantığı arasında neredeyse hiçbir fark yok. Ana görevde de kargo taşıyorsunuz, yan görevde de kargo taşıyorsunuz. Bu durum belli bir süre sonra yan görevlerden kopmanıza, hele ki zaman sıkıntınız varsa işleyişten sıkılmanıza olanak sağlıyor. Çünkü Kojima buradaki bazı ana görevleri bile yan görev mantığında sunmuş ve bu durum oyunun ana hikaye süresini uzatmaktan başka hiçbir işe yaramamış. Daha da önemlisi oyunun sonunu ve ara sahneleri görme dışında bu görev yapısı oynanış anlamında size bir motivasyon kaynağı sunmuyor. Görev işleyişindeki bu motivasyon eksiği oyunun bu işleyişini sadece ara sahnelere ve diyaloglara odaklanmanıza doğru itiyor da diyebiliriz.

Örneğin oyunun çok ilerki aşamalarında haritadaki irili ufaklı tüm merkezleri açmış oluyorsunuz. Diyelim ki bir merkez Yüzüklerin Efendisi'ndeki Shire olsun. Shire'a ulaştığınızda buradan bir kargo alıyorsunuz (peksimet aldınız diyelim). Bu kargoyu dağ tepe dümdüz gidip taa Mordor'a kadar götürüyorsunuz. Burada kargoyu teslim ettiğinizde teşekkür manasında başka bir kargo alıyorsunuz ve bu kargoyu da yeniden Shire'a götürmeniz gerekiyor. Tam Shire'a ulaştım "oh be bu görev bitti" derken Shire'daki doktor Mordor'a tekrar gitmemiz gerektiğini, oradaki hastaya ilaç teslim etmemiz gerektiğini söylüyor. "Hoppala paşam Malkara Keşan" diyerek gerisin geri tekrar Mordor yolunu tutuyorsunuz. Üstelik bu anlamsız yükle ilgili kargo taşımacılığını diğer tarafta Miğfer Dibi savaşı yaşanırken yapıyorsunuz. Yani ana hikayeye katkısı olmayan bir görevi, daha doğrusu tam olarak anlamlandıramadığınız bu eşyaları sürekli oradan oraya taşımanız gerekiyor.

Bu taşıma sırasında kiral varlıklar ve ona bağlı olan boss savaşları dışında bazı engellerle de karşılaşıyorsunuz. Bu engeller arasında dik yamaçlar, engebeli araziler dışında kargonuzu çalmaya çalışan bir nevi eşkiyalar da yer alıyor. Oyunun dünyasında farklı kamp bölgelerine konuşlanan ve yolculuklarınız sırasında illa ki yüz göz olmanız gereken bu kargo avcıları, oyunun aksiyon kısmını da sırtlamaya çalışmış. Yakın mücadele ya da aldığınız farklı silahları bu avcılara karşı kullanabiliyorsunuz. Bu işleyiş biraz kolay tutulmuş ama avcıların tam baş belası olduğunu da söylemem gerekiyor. Özellikle yükünüz çoksa bu gibi durumlarda başınızı ağrıtabiliyorlar. Bunların olduğu bölgelerden gizlice gitmek de mümkün ama hem tarayıcı unsurları (yerinizi tespit eden tarayıcılar) hem de yükünüz başınıza bela oluyor. Yani sırtınızda 10 koli varken çimlere girmeye çalıştığınızda tabii ki yakayı ele veriyor ve kendinizi aksiyon içerisinde buluyorsunuz.

Oyunun teknik ve hikaye detaylarında Kojima'nın kendi dokunuşlarını bol bol görebiliyorsunuz.

Bu mücadelede yardımınıza dediğim gibi alet edavatlarınız koşuyor. Oyunda farklı silah türlerine yer verilmiş. Bomba atardan, pompalı tüfeklere, el bombalarından rakiplerinizi bağlamaya yarayan Bola silahlarına kadar birçok silaha sahip oluyorsunuz. Bu silahların farklı seviyeleri var ve mermileri de değişiklik gösteriyor. Zaten bola tarzı silahlar rakibinizi genelde bayıltmaya yönelik oluyor. Unutmayın, öldürdüğünüz her canlı oyun alanında daha fazla kiral varlık demek. O nedenle bu avcıları bayıltmak daha mantıklı bir işleyiş oluyor. 

Silahlarınız dışında kullanabileceğiniz bazı araçlar da var. Üçteker adı verilen motosiklet benzeri araçlar, biraz önce de bahsettiğim ip ile kendinize bağladığınız ufak kargo araçları ya da kamyonet tarzı araçlara oyun içerisinde yer verilmiş. Kargonuzu bu araçlara yükleyerek arazi şartlarının el verdiği ölçüde daha kolay bir şekilde ilerleyebiliyorsunuz. Yani çok fazla taş, kaya olan bir yere kamyonet ve üçteker ile gitmek tabi ki zor. 

Death Stranding'in kilit noktalarından birisi de online sisteminde gizli. Oyunda Social Strand System adı verilen bir çoklu oyuncu sistemi bulunuyor. Oyuncuları bir nevi birbirine bağlayan bu sistemi Souls oyunlarındaki sistemin çok daha gelişmişi olarak düşünebilirsiniz. Bu sistem sayesinde oyunu oynayan diğer oyunculara işaretler bırakabiliyorsunuz. Yani haritada güzel bir manzara varsa o kısma onunla ilgili bir işaret bırakmak mümkün. Ya da dikkat ilerde kiral varlıklar var, şu yukarıda şahane bi kaplıca gördüm tarzı semboller bırakmak mümkün. İşleyiş tabi bununla sınırlı değil. El ele verip oyun alanını geliştirmek oyuncuya bırakılmış. Yani oyun alanına ekipmanlarınızı şarj edebildiğiniz bir istasyon koyduğunuzda bu istasyondan diğer oyuncular da faydalanabiliyor. Bir merdiven koydunuz, sığınak, köprü yaptınız diyelim. diğer oyuncular sizin bu yaptıklarınızdan faydalanıp size beğeni gönderebiliyor. Aynı şekilde siz de onların yaptıkları istasyon ve yapıları kullanabiliyorsunuz. Örneğin oyunun bir anında yük sınırından dolayı yanııza gerekli ekipmanı almadan yola çıkmanız gerekti diyelim. karşılaştığınız büyük bir uçurumi nehir ya da benzeri alanlarda başka oyuncuların yaptığı köprü ile karşılaşabiliyorsunuz. Hani uzun bir yolculukta çok susarsınız da yanınızda su olmaz, yol kenarında birinin hayrına yaptığı bir çeşme görürsünüz. İşte Death Stranding'te tam olarak bu hissiyatı yaşıyorsunuz. 

Tabi bu gibi yapılar dışında çok daha büyük işlere imza atmak da mümkün. örneğin oyun alanının belli noktalarında otoban merkezleri oluyor. Bu merkezlere gerekli metal, özel alışım ve kristalleri bağışladığınızda oyun alanının bir bölgesine otoban inşa edebiliyorsunuz. Tüm merkezlere yeterli bağış yapılırsa oyun alanında kocaman bir yol ortaya çıkıyor. Üstelik bu bağışı tek başınıza yapabileceğiniz gibi oyuncular bir araya gelip de yapabiliyorsunuz. Birçok noktada 5-10 oyuncu bir araya gelip yol yapmışlığımız oldu mesela. Üstelik bu yolları yaptığınızda ilerleyişin daha da kolaylaştığını söylemeliyim. 

İnşa ve işaret bırakma gibi olaylar dışında diğer oyunculara kargo emanet etme sistemine de yer verilmiş. Yani bir kargo görevi yapıyorsunuz ve bu eşyaları teslim edecek zamanınız yok diyelim. Herhangi bir merkeze ya da kendi yaptığınız ufak kargo kutularına bu paketleri bırakabiliyorsunuz. Başka bir oyuncu sisin paketinizi alıp ilgili merkeze bırakıyor ve daha fazla beğeni almış oluyor. Hatta en olmadık yerde, dağın başında bile diğer oyuncularıneşyaları ya da kargoları ile karşılaşabiliyorsunuz. Aynı şekilde siz de diğer oyuncuların paketlerini oradan oraya taşıyıp beğeni peşinde koşabiliyorsunuz. Evet, oyunda bir beğeni sistemi var ve hemen hemen herşey bu sistem üzerine oturtulmuş. Öyle ki bu sistemin biraz abartıldığını da söyleyebilirim. Kısacası yardımlaşma ve bağlama üzerine kurulu olan bu çoklu oyuncu sistemi, bol beğeni unsuru dışında oyunun en iyi ve işlevsel olan noktalarından biri olmuş diyebilirim.

Çevre grafikleri ve atmosfer oyunun en büyük artıları arasında yer alıyor

Grafiksel olarak Death Stranding için söyleyecek çok söz var. Öncelikle oyunun daha önce Horizon: Zero Dawn'da gördüğümüz Decima Engine ile yapıldığının altını çizelim. Bu motor, kalitesini zaten kanıtlamış bir motordu, Hideo Kojima'nın ellerinde ise adeta harikalar yaratılmış. Oyun belki çevre olarak çok fazla detaya sahip olmasa da, sunduğu manzaralar ile adeta ağzımızı açık bırakmayı başarıyor. Oyunun devasa çizim mesafesi, volümetrik sis ve duman efektleri ile süslenen özel efektler, inanılmaz bir ışıklandırma ve çimlerin tane tane gözükmesi, Death Stranding'i izlemesi keyif veren bir deneyim haline getiriyor. Oyundaki karakter modellemeleri de zira aşmış vaziyette. Zaten ünlü oyuncuların tanıdık yüzleri ile birlikte ara sahneler birer film edasına dönüşüyor. Oyunun grafik açısından tek eksisi, az miktarda geliştirici olması dolayısı ile çevrenin birazcık boş hissettirmesi olmuş. Özellikle yıkık dökük şehirlerdeki detay eksiklikleri oyunun genel görsel kalitesini baltalıyor.

Grafik ve teknik kısımlardan sonra bir parantez de oyunun müziklerine açmamız gerekiyor. Daha önce Kojima ile Metal gear Solid V projesinde de çalışan Ludvig Forssell oyun için şahane parçalara imza atmış. Bu güzel parçalar dışında başta Low Roar olmak üzere birçok sanatçı ve grubun şarkılarına da oyunda yer verilmiş. Bu parçaların çalmaya başladığı anlarda kendinizi gerçekten de büyük bir yolculuğun parçası olarak hissediyorsunuz. Müzik kullanımı ve bu müziklerin hangi aşamalarda çalınacağı konusunda ekibin ayrıca kafa patlattığına eminim. Çünkü ortaya çıkan iş gerçekten de sizi dinlendiriyor ve karakter, yolculuk ile özdeşleştiriyor.

Sonuç olarak Deat Stranding başarılı bir oyun ama klasik olmaktan bir adım uzak diyebiliriz. Oyun çok farklı dinamikleri ve farklı bir işleyişi içerisinde barındırıyor. Açıkçası bu farklı deneme ve cesaretinden dolayı bile Kojima'nın tebrik edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yine tek düze olarak ilemesi ve bu farklı dinamikleri, oyunun önündeki en büyük engel olmuş da diyebiliriz. Kıscası Death Stranding gidilecek nokta değil de yolculuktan keyif alan, farklı bir macera arayan her oyuncunun denemesi gereken ama beklentilerini de o ölçüde ayarlaması gereken bir oyun olmuş diyebilirim.

Yorumlar 108
MK Okuru
MK Okuru 21.02.2020 05:14
Kalan Karakter : 300 Gönder
MK Okuru
MK Okuru 27.11.2019 00:11
Kargo taşırken manuel olarak oyun içi müzik açabiliyor muyuz? Çok aradım bir türlü blamadım.
Kalan Karakter : 300 Gönder
MK Okuru
MK Okuru 20.11.2019 08:50
Yılın hatta yüz yılın oyunudur benim için. Daha iyisi Kojima yapana kadar da gelmeyecektir. Kojima bir dehadır bir mucizedir bu dünyaya. Ds yi iki kez bitirdim, şimdi üçüncü kez bitireceğim. Oyun değil adeta gerçek hayat. Kojima sen kocaman bir çılgınsın.
MK Okuru
MK Okuru 23.11.2019 15:55
Yaşın kaç 20 mi?
MK Okuru
MK Okuru 23.11.2019 02:26
Troll müsün nesin ben de PS4 var bütün MGS serisini bitirmiş biri olarak oynanışı izleyince almaktan vazgeçtim boss fightlar bile vasat MGSV'de ki boss fightlar bile bundan bin kat daha iyi. Bir de oyun 460 lira ederi 50 lira bile etmez.
Kalan Karakter : 300 Gönder
MK Okuru
MK Okuru 19.11.2019 23:56
oyunu oynamadım oynanış videolarından gördüğüm kadar oyun tarzı herkese hitap etmiyor bu tarzı sevenlerin ilgisini çekecek bir oyun olmuş benim bu tarz oyunlara saygım var yapım olarak çok ciddi bir emek sarfedilmiş lakin bu tarz oyunları sevmiyorum bana çok sıkıcı geliyor.
MK Okuru
MK Okuru 22.11.2019 18:36
Sıkıcı geliyorsa oynama kardeşim. Kendin söylüyorsun çok emek olduğunu. Oynamayacak bile olsan Kojima'ya destek olmak için satın alman lazım. Ben iki tane aldım. Kojima para kazanacak konnöyle başyapıtların sayısı artacak.
MK Okuru
MK Okuru 22.11.2019 14:06
Bu tarz başka oyun yokki
Kalan Karakter : 300 Gönder
MK Okuru
MK Okuru 13.11.2019 22:00
Uzun zamandir girmiyordum buraya. CoD gibi tamamen Casual, oyun dunyasina hicbir katkisi olmayan, 20 yildir ayni formulu kullanip parayi vuran rezalete 87 verip, anlasilmasi zor ve turunun tek ornegi bu oyuna 80 vermissiniz ya hicbirsey degismemis hala. Sonra elestirirsiniz farkli yapim yok diye.
MK Okuru
MK Okuru 22.11.2019 14:10
Kendini oyunculuğa adamış değil bağımlı olmuş ne kadar çok uzun oynasam okadar kar ederim diyen zevk için oyun oynamayan yani oyuncu olmayan bağımlı insana cod hitap etmez cod oyundan zevk alan gerçek oyuncuların oyunudur tekrar ediyorum ağır işsizlerin oyunu değildir uzun bir şeyler arıyorsan zenci
MK Okuru
MK Okuru 19.11.2019 20:01
Bos beles vaktim yok diyorsun burada cifter cifter yorum yazmayi biliyorsun :D . 4 saatlik oyuna o kadar parayi verene baska birsey demek lazimda :D o ayri :D CoD bombos bir oyundur, ister 50 tane yorum yaz ister 500 kendini oyunculuga adamis, biraz kafasi calisan biri ciddiyen bile almaz CoDu :D
MK Okuru
MK Okuru 18.11.2019 12:31
4 saatlik cod bana göre sizin witcher inizede rdr2 nize gta nıza bin basar benim ne öyle boş beleş vaktim var nede konusu dağılmış oyunu oynamaya hevesim her oyun herkese hitap edecek diye bir kural yok order 1886 bile taptığınız oyunları ezer dilenci gibi dakka sayarak uzun oyun derdinde değiliz
MK Okuru
MK Okuru 18.11.2019 11:35
Tüm oyuncular salak çoğu cod oynuyor bir sen akıllısın zevkliki millet alıyor ağız birliği yapılmış tüm medya tek ağızdan codu gömeceğiz demişler ama her satışta cod onlara gömüyor hahaha
MK Okuru
MK Okuru 16.11.2019 17:57
CoD oynayanlarin yorumlarina bakinca seviye farki zaten kendini belli ediyor. En cok satan seyin en iyisi oldugunu dusunen bir zihniyete ne dersin ???? o zaman Mario Kart gelmis gecmis en iyi oyundur ?? ya da Fast and Furious Joker den daha iyi bir film vs vs ???? yas ortalamaniz 12 filan sanirim?
MK Okuru
MK Okuru 16.11.2019 12:28
Oyunun kısa olması kalitesiz olduğu anlamına gelmiyor adamlar senin gibi ağır işsizlere hitap etmiyorlar bir oyuna 400 saat gömüp indirimde 30 tl ye alan çevresindeki insanlara hiç hayrı dokunmayan günde 12 saat oyunun başında olan tipler değil cod oyuncuları çalışmaya vakti yok 4 saat pahalı geliyo
MK Okuru
MK Okuru 15.11.2019 20:35
Bu CoD Trolleri siteden hic ayrilmiyor demek:D 30 yillik oyuncu olmasam soyledigini yiyecem :D 4 saatlik script senaryolarin neresi ilkleri getiriyor bi arastir bakalim CoD'tan once neler neler armagan edilmis oyun dunyasina. En eglenceli oyun nereden oluyor yahu :D Arkadas saka misiniz :D :D :D
MK Okuru
MK Okuru 15.11.2019 20:07
Call of Duty en çok satan oyun olmuş demekki iyiki satıyor sen ne anlarsın oyun yorumlamaktan
MK Okuru
MK Okuru 14.11.2019 23:11
Cod hiç bir şey katmayanmı ilk baş rolün öldürüldüğü oyun film interaktif aldı her neyse böyle başlayan sinematik oyun kültürünü ilk getiren cod4 mw oyun dünyasında devrim yapmıştır en eğlenceli oyundur oyun olma özelliğini hiç kaybetmemiştir sen klasik basının ezer ağzıyla konuşuyorsun hepsi bu
Kalan Karakter : 300 Gönder
MK Okuru
MK Okuru 19.11.2019 09:54
Kojima bir dahi kabul , ama bir danışman, yaşam koçu ya da supervisör tarzı bir yardımcıya ihtiyacı var. Oyun tam bir klasik olacakken, fazla karışık yapısı ve kargo olayını fazla abartması yüzünden direkten dönmüş.
MK Okuru
MK Okuru 20.11.2019 11:49
Adam takıntılı bir şeyleri çok abartıyor eskiden mgs4 de sinematik süresini abarttı geri dönüşler kötü olunca mgs5 de sinematik azaltmayı abarttı şimdide o biçim konu var adamı yurtiçi kargocu yapmış baya
Kalan Karakter : 300 Gönder
Bunları Kaçırma