1/4

Dijital mi? Perakende mi?

Murat Sağlam 3.05.2011 - 14:37
Oyun satın alırken sorulan en önemli soru

Bilgisayar oyun dünyası ya da evrensel adıyla video oyun dünyası daha gözlerini hayata açtığı andan itibaren sürekli olarak bir gelişim ve değişim sürecine girdi. Teknolojinin her alanında olduğu gibi bu alanın da vazgeçilmez bu iki özelliği her ne kadar 70’lerden beri göze çarpar şekilde görülmemiş olsa da 2000’e girdiğimizde gelişim ve değişim aşaması çok yüksek bir ivmeye sahip oldu.

Her şeyin başlangıcı

Kısa zaman içerisinde önce yüksek çözünürlükler, ardından 3D gibi teknolojilerin boy gösterdiği sektörde zamanla oyunlar birbirlerinden farklı olmak yerine daha çok birbirlerine benzemeye başladı. Artık sektörün pek çok büyük firması tarafından esas amaç iyi oyun yapmaktan çok yüksek satış rakamlarına ulaşmak oldu ve ola ki bir firma çok tutulan bir oyun yaparsa onun seri haline dönüşmesine de kesin gözüyle bakılır hale geldi.

EA ve Activision’ın başını çektiği bu politikaya her ne kadar biz farklıyız dese de irili ufaklı pek çok firma kıyısından köşesinden katılıyor. Nihayetinde olay para kazanmak. Bir oyun programcısının işe başlarken ilk hayali her sanatçının hayali olan eşsiz bir eser ortaya çıkartmaktır. Öyle ki insanlar, üzerinden onlarca yıl geçse de bu eser hakkında konuşacak, belki defalarca oynayacak ve tüm oyuncu dünyası bu esere hayran kalacaktır. Fakat bu iş hiç de kısa bir süreçte gerçekleşmez tabii.

Paralar, bozulmasın aralar

Peki, sektörün artık para üzerine kurulu olduğu, “İyi oyun önemli, ama para çok daha önemli” ilkesiyle işlerin yürüdüğü bir alanda bunu nasıl yapabilirsiniz? Çok basit... Mesela Blizzard gibi dehalardan kurulu olan bir ekibe sahip olur, üç oyun çıkartır ve uzun yıllar bu üçünden ekmek yerken yeni oyununuz için sakin sakin çalışırsınız. Hevesli oyuncuları onlarca yıl bekletir ve ne zaman çıkacak sorusuna “Bitince” cevabını verirsiniz. İkinci bir yöntem olarak da toplam süreçteki zamanı parçalara böler ve yaratma kısmına en büyük dilimi verir ve diğer bölümlerden kısarsınız.

Emule, Napster, Limewire gibi sitelerle ya da programlarla başlayan P2P yani “Senin dosyan, benim dosyamdır” mantığı çok çabuk tutulan ve tutuldukça da genişleyen bir akımdı ve bu her şeyin başlangıcı oldu. İnsanlar bir anda bütün müziklere ve filmlere ulaşıp ücretsiz olarak bilgisayarlarına indirmeye başladı. Artık kolay kolay yıkılamayacak olan bu akıma karşı gerek müzik sektörü gerek film sektörü tüm gücü ile karşı koymaya çalışsa da yavaşlatamadılar bile. Bir yandan da internetin gelişmesi ve belki de artık dünya üzerinde en özgür yer haline gelmesi ile daha da güçlenen P2P sitelerle karşı koymak yerine, oyun sektörü farklı bir yol izledi ve onların silahlarını kendilerine karşı kullandı.