>
Bir PC oyuncusu artık bu tür port hatalarıyla uğraşmamalı...
Dragon's Dogma: Dark Arisen'ı günümüz şartlarına göre yüksek performanslı bir dizüstü oyun bilgisayarında oynadım. Öncelikle bunu söylememde fayda var. Yani böyle önceki nesilden bir oyunun normal şartlara göre bilgisayarımda performans sorunlarına yol açması pek olası bir şey değil. Bu yüzden incelememi ve eleştirilerimi de kendi bilgisayarıma göre, sıradan bir oyuncu olarak yapacağım.
>>
Oyunun indirmesi bittiğinde büyük heyecanla "ne kursam acaba, konsolda assassin olarak bitirmiştim, bunda warrior mu gitsem yoksa mage mi?" diye düşünerek OYNA tuşuna tıkladım. Oyun normal bir şekilde, tam olması gerektiği gibi açıldı. O güzel menü müziğini başlattı ve akıcı menüsüyle beni karşıladı. "Özlemişim buraları" dedim kendi kendime. Elbette her PC oyuncusunun yapacağı gibi ilk yaptığım şey Ayarlar'a girip her şeyi En Yüksek ayarlara çekmek oldu. Ayarlamalarımı bitirip ONAYLA tuşuna tıkladığımda ekran karardı. Menü müziğini ve tuş seslerini hala duyabiliyordum. Fakat görüntü hiçbir şekilde ekranıma gelmiyordu. "Peki" deyip iç çekerek ALT+F4 yaptım ve oyunu kapattım. Tekrar girmeyi denediğimde bu sefer menü bile açılmadı. Menü müziği geliyor, fakat hala görüntü alamıyordum. Hemen Steam forumlarına girip oyunun Teknik Problemler adı altındaki konularında uzun uzadıya bir araştırmaya girdim. Sürüyle farklı yöntem denedim, ekran kartımın kontrol panelinden türlü türlü ince ayarı yaptım fakat ne yaptıysam oyunda görüntü almayı beceremedim. Tam pes ediyordum ki, son bir mesaj gördüm ve "oyunu 1600x900 çözünürlüğünde pencere modunda açabildim!" diyen bir oyuncuya rastladım. "Neden olmasın?" deyip ben de denedim. Açıldı. Tamı tamına 40 dakika sonra açıldı. "Ofiste başka bilgisayar yok mu onda deneseydin" diyorsanız elbette var. Fakat dediğim gibi ben de sıradan bir oyuncuyum ve bu oyunda beni mağdur eden bir şey varsa bundan sizin de haberiniz olmalı.
>>
Oh, şanlı Ejderha! Lütfen klavyemi bağışla!
Dragon's Dogma, oyuna daha ilk başladığınızda sizi birden durmak bilmeyen bir aksiyonun içine sürüklüyor. Kim olduğunu bilmediğiniz "savaşçı" sınıfına mensup bir karakteri yönlendiriyorsunuz. Bir elinizde kılıç, bir elinizde kalkan ne olduğunu bilmeden karanlık bir atmosferde kaotik bir yoldan ilerliyorsunuz. Dikkatimi çeken ilk şey görsellerin ve ışıklandırmaların hala ne kadar güzel gözüktüğüydü. 2012'de çıkmasına rağmen PC portu hala görkemli grafiklerle süslüydü. Küçük bir pencerede oynamama rağmen bunu rahatlıkla görebiliyordum. Belli ki sıradan bir PC portu yapmak yerine halihazırda var olan görseller üzerinde biraz makyajlama da yapmışlardı. Zaten böyle de olması gerekiyor. Günümüzde oyun yapımcılarının kolay para kazanmak için kullandıkları bu "zaten olan oyunu yeniden çıkarma" politikası aslında bu şekilde yapılmalı her zaman. Tam olarak aynı oyunu değil de, aynı oyunun yeni nesile uygun halini çıkarmaları gerekiyor. CAPCOM bu görsel makyajlamayı çok güzel kotarmış.
Yolunuzda biraz ilerledikten sonra karakter kontrollerinin ne kadar akıcı ve basit olduğunun farkına varıyorsunuz. Sıradan bir PC portundan da bekleneceği üzere oyun kolu ile oynamak daha kolay olacaktır diye düşünmüştüm fakat klavye/mouse ikilisi ile de çok rahat oynanabiliyor. Hatta neredeyse başarılı bir hack'n slash oyununun kontrollerine sahip bile diyebilirim.
>
Orayı tutma evladım, huylanıyorum
Dragon's Dogma, daha ilk çıktığı zaman iki ana özelliği sayesinde diğer oyunlardan daha farklı bir sisteme sahip olmayı başarmıştı. Bunlardan birisi savaştığınız canavarlara tutunabilme özelliği. Shadow of the Colossus'u oynama fırsatı bulduysanız bahsettiğim sistem biraz tanıdık gelmiş olabilir. Oyunun giriş bölümündeki canavar ile kapışırken kontrol cihazınıza göre size söylenen "tutma" tuşuna basarsanız karakteriniz bir anda canavara tutunuyor. Bu özelliği çeşitli canavarlarda kullanmanızın birkaç farklı sebebi var. Örneğin ağzından ateş püskürten bir canavar ile savaşırken normal oyunlarda (Dark Souls gibi) canavarın arkasında veya yanlarında durmaya çalışır, ateşten sakınırsınız. Dragon's Dogma'da direkt olarak canavara tutunarak üstüne çıkabilir ve görüşünden çıkabilirsiniz. Bu sırada sırtındayken canavara keskin kılıç darbeleri indirerek amacınıza çabuk bir şekilde ulaşabilirsiniz. Elbette dikkat etmekte fayda var çünkü her karakter bir enerji barına sahip. Gerek koşarken, gerekse savaşırken bu enerji barı yavaş yavaş tükenmeye başlıyor. Tutunurken de aynı şey geçerli. Karakteriniz tamamen yorulduğunda yaklaşık 5 saniye olduğu yerde kendine gelmeyi bekliyor.
>>
Kalk Arisen, sen seçilmiş kişisin!
Dragon's Dogma'nın aslında çok yavan bir ana hikayesi var. Sıradan bir köylüsünüz, mensubu olduğunuz köye heybetli bir ejderha saldırıyor. Bu ejderhanın saldırması da her şeyin sonunun geldiğine dair kesin bir işaret elbette. Bütün halk ejderhadan kaçmaya çalışırken bizim karakterimiz elbette bir babayiğitlik yapıp kaçan muhafızlardan birinin düşürdüğü kılıcı alıp harala gürele ejderhaya saldırıyor. Elbette pek hasar veremiyor. Ejderha buna münasip bir yerleriyle gülerek karakterimizin kalbini yiyor ve onun "seçilmiş kişi" olduğunu söylüyor. Artık karakterimiz bir "Arisen" olmuştur ve ejderhayı bulup öldürerek kalbini geri kazanmalıdır. Oyunun hikayesi tam olarak ana hatlarıyla bu. Ama elbette açık dünyalı bir aksiyon/rpg oyununda kesinlikle ana hedefimiz ana hikaye olmayacaktır. Dragon's Dogma bu konuda sürüsüne bereket içerik sunuyor oyuncuya. Onlarca farklı mekan ve bu mekanlarda yapabileceğiniz binlerce farklı görev sunuyor oyun size. Bunlar bir yana dursun, oyundaki özel silah ve zırhları bulmak için de PlayStation 3'te oynarken saatlerimi harcadığımı hatırlıyorum. Yani işin özeti, Dragon's Dogma'da yapabileceğiniz şeylerin sonunu öyle hemen getiremiyorsunuz. Günümüz oyuncuları da (buna ben de dahilim) verdikleri paranın karşılığını doyurucu ve tatmin edici bir oyun ile almak istiyorlar. Sizi temin ederim ki Dragon's Dogma tam olarak böyle bir oyun.
>
Dragon's Dogma'ya başlamadan önce bilmeniz gereken bir şey var. İncelemede bunu belli etmiş olabilirim birkaç kez. Dragon's Dogma, zor bir aksiyon/rpg. Zor derken, öyle Dark Souls gibi bir zorluktan bahsetmiyorum. Dark Souls'da hiç karakter gelişimi yapmadan bile sadece dikkatli olarak oyunu bitirebiliyorsunuz. Dragon's Dogma'da işler pek öyle değil. Oyunda karakterinizi nasıl geliştirdiğiniz çok ama çok önemli. PlayStation 3 zamanında, abartmıyorum, sırf karakterimi yanlış geliştirdiğimi düşündüğüm için oyuna 2 kez en baştan farklı şekillerde başlamıştım. Ciddi anlamda karakterinizi yanlış geliştirirseniz oyunda karşılaşacağınız düşmanlar canınızı fazlasıyla sıkıyorlar. Özellikle defansif bir sınıf ile oynamıyorsanız çok ama çok dikkatli olup karakterinizi de bu yönde kasmanız gerekiyor. Geliştirmelerinizin yanı sıra oyunda sahip olacağınız ve karakterinize giydireceğiniz zırhlar da büyük önem taşıyor. Zaten silahların da ne kadar fark yarattığı aşikar. Oyun zaten aslen uzun zaman önce çıktığından internet üzerinden birçok rehber ile hangi eşyaya nereden ulaşabileceğiniz rahatlıkla bulabilirsiniz. Ama benden tavsiye; hepsini kendiniz keşfetmeye çalışın. Böylece hem oyunda geçireceğiniz süre artar, hem de kim bilir, belki çok farklı karakterlerle tanışabilirsiniz.
Seçeceğiniz Pawn karakterler de bu bağlamda sizin karakterinize uyumlu olmalı. Mesela Strider yani biz oyuncuların dilindeki haliyle Assassin bir karakter seçtiyseniz yanınıza alacağınız Pawnları da buna göre seçmeniz gerekiyor. Defansif bir karakter aldıysanız saldırı karakterlerini, saldırı karakteri seçtiyseniz defansif ve iyileştirici karakterleri almanız gerekiyor yanınıza. Alabileceğiniz karakterler sizin seviyenize göre şekillendiği için elbette gidip de yanınıza sizden 40 level yüksek bir karakter alamıyorsunuz. Capcom bu zorluk işini çok iyi ayarlamış. Oyun kesinlikle elinizden tutmuyor. Sadece en başlarda neyi nasıl yapacağınızı gösteriyor o kadar. Mesela, kertenkele adamlarla kapışırken kuyruklarını keserseniz güçlerinin azalacağını veya aynı yaratıklara ateşle saldırırsanız daha çok vuracağını söylemiyor oyun size. Ben söylemiş olayım, bu da siz okurlara kıyağım olsun. Benim başımı çok ağrıtmıştı o abiler.
Kılıcı parlatın, o ara son sözlerimi söyleyeceğim.
Aslında incelemeye başladığımda Dragon's Dogma: Dark Arisen'a çok kızgındım. Port problemi olan oyunlara tahammülüm olmuyor maalesef. Fakat yine de bahsettiğim oyun PlayStation 3'te günlerimi, haftalarımı hatta aylarımı yiyen oyun olduğu için kıyamadım yine. Dragon's Dogma: Dark Arisen herkesin mutlaka oynaması gereken bir oyun arkadaşlar. Eski olduğuna bakmayın. Hala harika görselleri ve eşsiz oynanışıyla birçok oyundan önde geliyor. Hele ki bir de o kadar güzel bir fiyatı var ki Steam'de, tam almalık. Üstelik Steam dışındaki diğer sitelerde de daha ucuza bulabiliyormuşsunuz. Voidu'da yaklaşık 35 liraya sahip olabiliyorsunuz hatta. Bu fiyata size kaçırmamanız gereken upuzun bir macera deneyimi yaşatacaktır Dragon's Dogma. Port sorunlarının sizi de vurmamasını umarak, yazımı okuduğunuz için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Yorumlar (6)
Bu oyunu arkadaşımla oynayabilir miyim ?
Alışıla gelmiş bir rol oyunu değil. Hatta ben buna rpg bile demem. Evreni kesinlikle özgün değil. Zorunda değil ama çok klişe be abi. Bir de anime gibi tipler dolanıyor ortalıkta falan çok gıcık yani. Zaten oyun bell iki çizgi roman serisi berserkerden biraz ilham almış. Aslında bu dövüş mekanikleri ile karakter yaratma menüsü konseptinde çok daha derin bir rol oyunu yapabilirlermiş. Sadece boss kesmeye odaklanan bir oyun onun dışında o kadar kötü görev serileri var ki ana görev ile yan görev ayrımı zaten yapamazsınız deli oldum. 75 puan veriyorum. Dark Arisen de keza optimizasyon da kötü yani. Görende yeni nesil grafikler sanacak.
oyun çok zor bu kadar zor yapmasalar ve dövüş mekanikleri dmcağırşlıklı olsa müthiş olurmuş
16:10 çözünürlüklerde zorunlu letterbox çalışması yüzündem maalesef iade etmek durumunda kaldım.
oyunun grafikleri remake olduğu için berbat, ayrıca oynanış çok hantal, öyle övülecek bir oyun da değil yani,witcher 3 yanında playstation 1 oyunu gibi duruyor alacak olanlar sakın paranızı çöpe atmayın !!
Hayatımda oynadığım en iyi oyun haksızlık etme ne zorlukla buldum bu oyunu ;)