Driver'ın ilk bölümü çok başarılı olmasına rağmen ilerleyen bölümleri ile gitgide biraz daha monotonlaşmaya, hatta daha doğru bir ifade ile oynanış açısından kötüleşmeye başlamıştı. Hele ki serinin üçüncü bölümü kontrol açısından tam bir faciaydı. Üç aşamadan oluşan yapımın son bölümün İstanbul olması biz Türk oyuncular için çok değerliydi ve bu sebeple hemen alıp oynamış, hatta rezil kontrollerine rağmen bir çırpıda bitirmiştik. Adamakıllı bir hikaye içermeyen ve kötü kontrolleri ile tam bir fiyasko haline gelen Driver 3'ün ardından yapımcılar da yeni bir oluşum içine girmeyi tercih ettiler. Oynanabilirlik konusundaki gelişimler ve az da olsa Driver'da bir öze dönüş yaşanarak Parallel Lines isimli serinin yeni bölümü PlayStation 2 ve Xbox platformlarındaki yerini aldı. Üçüncü bölüme nazaran epeyce elden geçirilmiş olan bu yeni bölüm yaklaşık bir senelik beklemenin ardından ise daha geliştirilmiş grafikler ile PC kullanıcılarının huzuruna çıktı.
Uyuşturucu tacirleri kollayın kendinizi!
Driver Parallel Lines, bizleri kokain tüccarlarının kol gezdiği 70'li yılların Manhattan sokaklarına götürüyor. Dönemin önde gelen çetelerine karşı amansız bir mücadele içerisine giriyoruz. Görevleri yapıp ilerledikten sonra ise 28 sene sonraya yani 2006 yılına geliyoruz. İşin güzel yanı da tek bir oyunda hem 70'li yılların hem de günümüzün araçlarını kullanabilmemiz. Genel yapı itibariyle fazlasıyla araç kullanımına odaklı bir görev sistemi içeriyor Parallel Lines. Aldığımız görevler genellikle bir yere gitmemizi ve birini alıp geri gelmemizi emrediyor. Bize de haritadan en kısa yolu seçip hızlı biçimde gidip geri gelmek kalıyor. Hikayeye ilk başladığımızda son derece basit ve kontrolleri öğretici görevlerle karşılaşıyoruz. Gittikçe zorlaşan görevler ana hatlarıyla basit olmasına rağmen rakip çeteler ve polislerle içinden çıkılmaz hal alabiliyor. Hatta bazen öyle bir takip ediliyorsunuz ki, tıpkı ucuz aksiyon filmlerinde olduğu gibi keskin viraj dönüşlerini uygulamak zorunda kalıyorsunuz. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise trafik. Çünkü Parallel Lines'da daha evvel hiç olmadığı kadar yoğun bir trafik ile karşılaşıyoruz.
Normal görevlerin haricinde sadece para kazanmak ve eğlenceli vakit geçirmek için eklenmiş bölümler de bulunuyor. Pist yarışları da bunlardan biri. Eğer yeterli parayı denkleştirir ve iyi de bir araç ele geçirirseniz, yarışlara katılabiliyorsunuz. Yarışlar tur hesabıyla yapıldığından aracınızın az hasar almasına dikkat etmelisiniz. Araçlarını acımasızca kullanan rakiplerinizi alt ettiğinizde para ödülünüzü alarak yolunuza devam edebiliyorsunuz.
Bu arabadan bir cacık olmaz
Serinin üçüncü bölümü ne kadar başarısız bir yapım olarak değerlendirilmiş olsa da hasar modellemesi bakımından da o kadar mükemmeldi. Tam aksiyon filmi havası yakaladığımız bu kaza sahneleri sayesinde oyunun görsel seviyesi adeta tavana vuruyordu. Serinin dördüncü bölümü olan Parallel Lines'da da değişen bir şey yok. Yine son derece başarılı araç modellemelerine ve kaza sahnelerine denk geliyoruz. 80 civarı araç içeren oyunda araçlar gerçeklerine çok benzese de hiçbiri lisanslı olmadığından tam modelleme yapılamamış. Öncelikle Xbox ve PS2 için hazırlanmış olan Parallel Lines, PC'de tam anlamıyla makyajlanmış halde karşımıza çıkıyor. Konsol versiyonları ile kıyaslanmayacak kadar güzel gözükse de, günümüzün iyi grafikli oyunları arasında ise vasat seviyede kaldığı söylenebilir.
Parallel Lines'ın belki de en kötü yanı yapay zekası. Rakipleriniz ya da polisler sizi kovalarken adeta diğer araçlara çarpmak için yarışıyorlar. Hal böyle olunca aracınızı biraz iyi kullanmanız halinde hemen kurtulabiliyorsunuz. Sadece polisler ve rakipler değil sokaktaki insanların da yapay zekası evlere şenlik. Kimseyi ezmeden ilerlemek istediğinizde bile resmen aracın önüne atlıyor ve intihar ediyorlar. Tabii bunu gören polisler de armut toplamıyor ve peşinize takılıyor. Araç dışındaki yapay zeka da bundan farklı değil. Her düşmana kolayca sağ tuşla kilitlenip ateş ederek ortadan kaldırabilirsiniz.
70'li yılların müziklerini aynen yansıtan oyunun müzikleri son derece güzel. Karakterlerin konuşmalarına da diyecek yok. Ama menüdeki sesler tek kelime ile kulak tırmalayıcı. Genel yapı itibariyle eğlenceli bir yapı oluştursa da çabuk sıkılıp bırakmanız da olası. Eğer GTA tarzı, araç takip sahnelerinin bolca kullanıldığı bir oyun tarzı hoşunuza gidiyorsa Parallel Lines sizin için çok iyi bir tercih olabilir. Aksi halde San Andreas'ı bir kez oynamak daha mantıklı.
Yorumlar (6)
Güzel bir oyun. Çok fazla araç çeşitliliği var ve garaj sayesinde istediğiniz aracı anında alıp kullanmaya başlayabiliyorsunuz. Serinin diğer oyunları kötü diye duydum ama bu oyun gayet güzel. En çok dikkat çeken şey araç çeşitliliği ve harika müzikler.
Driver 3'ü oynamıştım ama hiç beğenmemiştim.Çünkü nereye gitsem hep aynı araba var araba kazaları gerçekçi ama aynı arabalar olması biraz kötü bence...ve grafikleride... Tavsiyem Driver 4 Parallel Lines...:))Tavsiye ederim.Bıkmadan oynayabilirsiniz...:))
EN İYİSİ DRİV3R (İSTANBUL VAR)
bence güzeldi bide oyunu gta vice city kıyaslıyorsunuz gta vice daha boktan görüntü yok bide aralarında daglar kadar fark var gta sandreas deseniz anlarım gercegi san anreas görüntüde pek iyi sayılmaz ama olasıkları cok yani ben paralel lınes oynayın derim
<center><table bgcolor=#fbfbfb style="border:1px solid #c0c0c0" cellpadding=1 width=100% cellspacing=1><tr><td align=left><font style="font-size: 9pt" face=arial color=#444444><b>10.01.2012 13:01:00 - MK Okuru demiş ki:</b><br>Bence Gta dan daha iyi kendini gerçektenoyunun içindeymiş gibi hissediyorsun.Ayrıca gta nın grafikleri atari grafikleri gibi.Arabaları berbat </font></td></tr></table><br></center> GTA oynadığına eminmisin sen ? atari gibi grafik diyorsunda GTA 4 ün grafikleri harikaydı bence.Heleki o koskocaman Liberty City mükemmel detaylanmış.Gerçi sana ne anlatsam boş anlamazsınki
Bence Gta dan daha iyi kendini gerçektenoyunun içindeymiş gibi hissediyorsun.Ayrıca gta nın grafikleri atari grafikleri gibi.Arabaları berbat