Dying Light

Platformlar PC, PlayStation 4, XBox One
Dying Light
  • Yapımcı - Yayıncı Techland - Warner Bros. Interactive Entertainment
  • Çoklu Oyuncu: Var
  • Oyun Türü: First Person Shooter,Korku
Merlin Puanı 84
8 Kişi Oyladı
Okur Ortalaması%91
Artılar Grafikler süper. Oynanış tam tadında ve uzun süre sıkmıyor. Gece/gündüz dönügüsü iyi aktarılmış. Parkur mekanikleri düzgün işliyor
Eksiler Hikaye/hikaye anlatımı yerlerde sürünüyor. Görevleri yapmak sıkıcı. Grafik ayarı koymayı unutmuşlar. Ana karakter dahil neredeyse tüm karakterler biraz silik
Özel İnceleme
Emin Çıtak 1.02.2015 - 12:44
Doktor Sağbırakmayan! Ben zombi olmuşum!
Defalarca düşünüp, sorgulamaya gerek yok. Dying Light, ismen olmasa bile, kesinlikle Dead Island’ın ve beraberinde getirdiği açık dünya geleneğinin takipçisi. Biraz zorlasak iki yapım için de aynı oyun diyebiliriz aslında. Elbette Dying Light’ı öne çıkaran ve ister istemez birçok oyuncu tarafından beklenmesine yol açan sürüsüyle neden var.


Dying Light bu yılın ilk kurbanı, yani piyasaya sunulan ilk büyük yapım. Techland’in daha önce yaptığı oyunları biliyorsanız az çok ne ile karşılaşacağınızdan emin olabilirsiniz. Ben kendilerini bundan yıllar evvel Call of Juarez ile tanımıştım. Özellikle ilk oyunu defalarca oynayıp bitirmişimdir. Karakter, oynanış ve dallı budaklı hikaye anlatımıyla beni saatlerce monitör başında tutmaya yetmişti. Eh, Dying Light ile Call of Juarez (ki bu serinin devam oyunlarından haz almıyorum) arasında benzer olan sadece iki nokta var: FPS olmaları ve Techland tarafından geliştirilmiş olmaları.

Peki, Dying Light’tan bahsederken ilk olarak size neyi anlatmam gerekiyor? Hikaye? Sanmıyorum, çünkü ortada pek öyle sağlam bir ana hikaye yok. Aklınıza gelen ilk 3 zombi klişesi bir kez daha hayata geçiyor. Açık dünya öğeleri? Bu kısmı Dead Island’tan hatırlıyorsunuz, değişen süper bir şey yok. Oynanış? Ona daha var, en güzel kısımlardan birini öyle bir çırpıda anlatamam. Harran?

İşte şimdi aynı dilde konuşmaya başlıyoruz. Gerçekten.
Yani en azından incelemenin dili Türkçe. Yoksa oyunun Türkiye’de geçtiği filan yok. Yapımcıların da bahsettiği üzere inanılmaz bir esinlenme var ama oyun boyunca çok fazla Türkçe kelime göremeyeceksiniz. Kurgusal bir şehir olan Harran, etrafı duvarlarla çevrilmiş koca bir karantina alanından oluşuyor. Bu durumu ilk fark ettiğimde aklıma gelen ilk yapım Half-Life 2 olmuştu. Kimsenin gitmediği, lanetli kent…

Elbette Harran, ne Ravenholm kadar kasvetli, ne de onun kadar ıssız. Techland’ın en iyi başardığı şeylerden biri bu olmuş. Şehri gerçekten de hissediyorsunuz.  Geceyi, gündüzü ve kısacası tüm tehdidi sonuna kadar yaşıyorsunuz. Gündüz erzak ararken, gece zombilerden kaçmaya çalışırken hep o hayatta kalma içgüdüsünün sizi sürüklediğini fark ediyorsunuz. Bu Dead Island’da kendini pek fazla hissettirmeyen bir özellikti. Dying Light’ta atmosferi sonuna kadar yaşıyorsunuz.

Dying Light
Dying Light, hem akıcı hem de aksiyonu bol oynanışıyla ön plana çıkmayı başarıyor

Gerçekçi olmak gerekirse atmosfer öyle şahane ki ister istemez Techland’a kızıyor insan. Diğer her Techland oyununda olduğu gibi yine o bitmemiş oyun hissi ilk dakikadan itibaren peşinizi bırakmıyor. Harran kesinlikle içi boş bir yer değil ama yine bir şeyler eksik.

Açık dünya oyunu yapmanın riski bu olabilir. Siz ne kadar uğraşırsanız uğraşın, süper grafik ve oynanış bile vermiş olsanız ipin ucu kaçabiliyor. Benim fikrime göre adamakıllı bir açık dünya oyunu yapmak oldukça zordur, hatta bu türde kendini kanıtlamış sadece iki firma vardır: Biri Bethesda Game Studios, diğeri de Rockstar.
Saydığım iki firmanın da kendine has yöntemleri bulunuyor. Bulunduğumuz şehrin neredeyse havasını soluyacak gibi oluyoruz. Peki, bu firmalar çok farklı, bilinmeyen bir sırra mı sahipler? Hiç de bile!

Son iki oyunlarını ele alalım: GTA V ve Skyrim. Grand Theft Auto V bir şehrin video oyunu içinde nasıl yaşayabileceğinin en güzel örneğidir. Her köşe, her sokak ayrı bir yaşamı anlatır ve bu yaşamların toplamı GTA’nın suç dolu, çarpık şehir simülasyonunu oluşturur. Skyrim’de ise ülkeye hakim olan bir iç savaş ve ejderha tehdidi vardır. Bu tehdidi oyunun her santiminde hissedersiniz.

Dying Light işte tam bu noktada hatalı. Evet, Harran kurgusal olarak çok güzel düşünülmüş bir oyun. Hatta gördüğüm en iyi zombi konseptlerinden birine sahip. Koca şehir karantina altında ve şehrin nüfusunu sadece beyinsiz yaratıklar oluşturmuyor.

Bu şehirde yaşamlar var. Duvarların altına tıkılıp kalmış ve çaresiz. Sadece yaşıyorlar, yaşadıkları günün bekli de son günleri olduğunu bile bile. Onlar için çıkış yok. Zombilerle yaşamayı kabul etmek zorundalar. Hiçbir yere gidemezler, bizim yaşadığımız hayatı göremezler.

Yeni doğan çocuklar Paris’in nasıl bir yer olduğunu bilemezler veya dünya tarihini değiştiren olaylar onların geleceğine etki etmeyecektir. Teknoloji, bilim, sanat ve diğer tüm şeyler durmuştur. Olduğu yerde saymaktadır. Bundan sonra gelecek her çalışma bulunan koşullar içerisinden şekillenecektir.

Harran, gece olunca çelik kapıları 3 kez kilitlemenin güvenlik anlamına gelmediği bir kent.
Çaresiz yaşamların penceresinden, hayat sadece yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgidir. İşte Dying Light tam olarak bu noktada fena çuvallıyor. Anlatabileceği tonlarca etkileyici hikaye içinden en basit, en sıradan ve en klişe olanları topluyor. Kyle Crane, son derece basit ve sıradan bir karakter. GRE (Küresel Yardım Örgütü) tarafından Harran’a gizli dosyaları bulması için yollanan bu arkadaşımız, zamanla kendini bu yardıma muhtaç insanlara adıyor.

Fakat dediğim gibi, hikaye o kadar sıradan ve kötü bir görev sistemiyle sunuluyor ki bir yerden sonra hem yan görevler hem de ana hikaye o kadar çok sıkıyor ki kendinizi parkur eğlencesine ve zombi kapışmacasına adıyorsunuz. Oradaki insanların hali bayağı bir yalan oluyor. (Destiny’de de aynı sorun vardı.)

Dying Light hikaye sunumundaki başarısızlığını ve atmosferindeki yalancı etkiyi bir yerden kurtarıyor: Oynanış. Bu oyunu oynamak gerçekten de eğlenceli sevgili okur. Özellikle parkur mekaniklerini benim gibi çok seviyorsanız, şimdiden Dying Light’ı düşünmeden alın derim.

Dying Light
Zombi dostlarımız, arada sırada olmayan beyinlerini kullanıp, engelleri aşabiliyorlar

Parkur sistemi, tıpkı Mirror’s Edge ve Titanfall'da olduğu gibi gayet iyi işliyor. Daha ilk dakikalardan vinçlerin tepesine tırmanıyor, atlayacağımız yeri kestirmeye çabalıyoruz. Parkurlar öyle süs olarak da durmuyor. Harran zaten bu iş için yapılmış. Zombiler sürüsüne bereket bir şekilde şehir sokaklarına yayıldığı için, ister istemez kendimizi Ezio gibi çatılarda buluyoruz. Ha, bu arada oldukça eğlenceli bir ayrıntı vereyim; ana karakterimiz olan Kyle’ı, parkur mekaniklerini popüler eden adamlardan biri olan Ezio’nun sesi Roger Craig Smith canlandırıyor. İşin kötü kısmı, Ezio’daki performansın yarısını Kyle’dan alamıyoruz.

Zombiler şehir nüfusundan sayılabilecek kadar çok demiştik. İşte parkur olayı burada devreye giriyor. Bir anda 20 zombiyle çevriliyken en yakın çatıya çıkmak, biraz soluklanmak inanılmaz rahatlatıcı bir his. Oyunda dayanıklılığımızı ne kadar geliştirirsek geliştirelim biraz sınırlı olduğundan, uzun süre yakın mücadeleye girişemiyoruz ve çözüm topuklamak oluyor.
Zaten gece ne kadar rahat edeceğiniz, gündüz topladığınız ekipmanlar ve oluşturduğunuz sağlık kitlerine bağlı olarak değişiyor.  Geceler biraz çetin geçiyor ve tam bir günün döngüsü harika bir şekilde oyuna aktarılmış. Benim gibi gizliliği seven oyuncuların, kafa göz girişenlere oranla biraz daha kolay ilerleyeceğini şimdiden söyleyebilirim. Çünkü öyle yaratıklar gelmeye başlıyor ki, değil dövüşmek, yaşama olan inanıcınızı kaybediyorsunuz.

Silah geliştirmek, ateşli silahlar da derken, Dying Light’ın oynanışı gerçekten de tam da olması gerektiği yerde duruyor. Fakat oyunun bu güzel atmosferi, tamamen oynanış ve şehrin muhteşem tasvirinden kaynaklanıyor. Ne görevler, ne karakterler ne de hikaye parçaları oyuna katkı yapmada başarılı oluyorlar.

Grafikler cidden muhteşem. Anlatacak kelime, söyleyecek söz bile bulamıyorum. Harran öyle detaylı yapılmış ki kendinizden geçiyorsunuz.
 

Hele bir ışıklandırma var arkadaşlar, oyuna girip kendiniz görmelisiniz. 2015’in ilk AAA oyunu gerçekten de muhteşem bir görselliği müjdeleyerek diğer tüm oyunlara gözdağı veriyor.  Şehrin üzerindeki toz ve kir, monitörünüzün içinden fırlayıp boğazınıza yapışıyor.

Kötü yanı olmadan olmaz. Konsolun kısıtlamaları PC’de yok, elbette oyun 30fps’nin üzerinde çalışıyor ama… Kocaman bir AMA… Oynadığınız şeyin bir konsol portu olduğu daha ilk saniyeden anlıyorsunuz. O grafik ayarları nedir? Toplasanız 5 tane filan grafik ayarı var. Tamam, bizim oyunları oynadığımız sistem doğal olarak tüm oyunları en son ayarlarda oynamak için hazırlandı ama Techland'de insanlar oyunu rahatça oynayabilmek için kendine en uygun ayarı bulmaya çalışsın diye bir düşünce yok. Evet, herkesin evinde Titan, R9 290 filan var değil mi?

Dying Light
Gece olunca işler karışabiliyor. - Kapa yavrucuğum ağzını, terbiyesiz seni!

Ne var ki sisteminiz yeterliyse muhteşem bir görsel şölen sizi bekliyor. Bunun üzerinde kalburüstü seslendirme ve ses efektlerini katınca, Dying Light göze ve kulağa hitap etmesini biliyor. Özellikle seslendirme ve müzik için ekstra çaba harcanmasını isterdim. Ezio’yu getirmişsin, adam zombi şehrinde değil vergi dairesinde yaşıyor sanki. Duygular ve duyguların aktarımı kesinlikle keskin değil. Keşke oyunu hazırlarken biraz da Last of Us örnek alınsaymış.

Fena bir oyun değil Dying Light. Hayal kırıklığı da değil. Sadece Techland, yakalaması gereken hedefi bir kez daha şaşırmış ve dünyanın en güzel oyunlarından birini yapma fırsatını tepmiş (Aynı durum için bkz. Dead Island). Fakat görselliği ve eğlenceli oynanışıyla en azından bir kez bitirilmeyi hak ediyor. Bu arada oyunun dört kişiye kadar co-op desteği verdiğini de belirtelim. Böyle bir oyunun tadı inanın arkadaşlarınızla beraber daha çok çıkıyor.

Başka bir zombi oyununda görüşmek üzere…
Yorumlar 35
MK Okuru
MK Okuru 20.04.2024 18:56
Kalan Karakter: 300 Gönder
MK Okuru
MK Okuru 16.03.2024 02:51
Ben 2024 de oynayıp oyuna yeniden hayran oldum ama bu inceleme ve yorumlar ne 10 yıl sonra bile saatlerce oynanabilecek bir oyun dyıng light
Kalan Karakter: 300 Gönder
MK Okuru
MK Okuru 8.04.2016 10:27
Hikaye ve hikaye kurgusu konuyu aşan bir mesele. Konu hiçbir zaman hikayeyi küçültemez, daha doğrusu burada yaratıcılık dediğimiz yetenek devreye girer. Yani zombi oyunundan da iyi bir hikaye beklenir, beklenmelidir, zombi oyunu olması basit bir hikaye anlatmasını klişeye batmasını gerektirmez.
MK Okuru
MK Okuru 2.06.2023 22:40
Knk merhaba oyunu iki kişiyle oynamayı düşünüyorum RTX 3060 İ5-12400F 16GB ram 512 GB SSd ile kasarmı kaç fps alır sence? Ayrıca istersen beraber oynaya biliriz
Kalan Karakter: 300 Gönder
MK Okuru
MK Okuru 11.02.2023 13:07
oyun türkiyede geçiyor, adamlarda bunu onayladı, girin bakın wikisine Tamam belki Urfa Harrandeğil ama Türkiye sonuçta. Ayrıca10 numara oyun her açıdan, hikayesi de olmak üzere. Ben yazınızı beğenmedim, her açıdan harika bir oyun.
Kalan Karakter: 300 Gönder
MK Okuru
MK Okuru 20.06.2017 17:53
Harikaydı yaa cidden harikaydı. Ahahah hakkaten buzdolabında helva ve baklava var iyidi bu
Kalan Karakter: 300 Gönder
MK Okuru
MK Okuru 2.06.2017 23:52
Aga nasıl Türkiye değil ya. Buzdolabında Helva var oğlum hangi oyunda buzdolabını açınca helva görüyosun . Senden benden daha Türk buradaki karakterler ahahaah =D B.Agd
Kalan Karakter: 300 Gönder