Electronic Entertainmet Expo fuarı, kısaltılmış ismiyle E3, her yıl düzenli olarak Amerika – San Francisco’da gerçekleştirilen, oyunların tam anlamıyla nabzının tutulduğu, geleceğin bize oyun ve oyunculuk adına nelerin getireceğini gösteren, meraklısı için muhteşem bir havası olan devasa bir organizasyondur. Bu yıl da 17 – 20 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan bu fuara dünyanın dört bir yanından gazeteci ve resmi kuruluş üyesi akacak, ve önümüzdeki zaman içerisinde “sadece oyun” adına meydana gelecek olan tüm gelişmeler olan heyecanının tamamını katılımcılarına yaşatacak. Aslında bizzat orada olup o inanılmaz heyecanı yerinde yaşamak, ünlü yapımcılar ile bir arada olup onlarla sohbetler etmek ve oyunları daha ilk elden görmek vardı. Kısmet internet üzerinden buna ortak olmakmış.
E3’ün gerçekten de inanılmaz bir havası var. Fuar alanında her köşede birbirinden ünlü yapımcılar en son oyunlarını tanıtacak ve yeni teknolojiler sergilenecek. Fuar alanı birçok bölgeye ayrılmış vaziyette ve burada stand sahibi olan her kuruluş kendi olaylarını buralarda görücüye çıkartacaklar. Tabii ki sektörün en önünde gelen şirketleri oluşturuyor bunlar. Electronic Arts, Blizzard, NVidia, Sony, AMD, Intel; bu firmalar arasında sadece ilk aklıma gelenleri oluşturuyor. Sadece firmalar değil konuşmacılar da fuar alanına renk katacaklar. Kendi ilgi alanım dâhilinde ilk dikkatimi çeken konuşmacılar arasında BloodRayne’den tanıdığımız Liz Buckley, Grim Fandango’nun yapım ekibinde yer alan ve son bombası Psychonauts’un keyfini süren Tim Schafer, Ultima dünyasının mimarı ve şimdilerde Tabula Rasa ile uğraşan, efsanevi isim Richard Garriot, Black&White gibi bir oyunu yaratan, şimdilerde de Movies, Black&White 2 ve Spore’un yapımıyla uğraşan, hepimizin çok sevdiği(?!) Peter Molyneux, Walt Disney’den Larry Shapiro, Sims ve Simcity oyunlarını başımıza saran Maxis’ten Will Wright ilk olarak dikkatimi çekenler oldu. Ayrıca oyun ve teknoloji kısmında fuara katılacak firmaların kurucuları ve patronları burada yerlerini alacak. WOW ile son günlerin en çok dilde olan firması Blizzard’ın yeri ise en ön saflarda.
Şüphesiz ki bu yılki E3’ün en önemli özelliklerinden biri de yeni nesil konsolların bütün özellikleriyle ortaya çıkacak olması. XBox 360 cismen bizimle buluşacak ve ilk kez yabancı bir el ona dokunacak. Her ne kadar görünüşü belli olsa da onu birinci kişi görüş açısından, kanlı canlı (?) görmek çok iyi olurdu. PlayStation3’ün neye benzeyeceği kesinlik kazanacak ve artık spekülasyonlardan kurtularak PS3’ün bütün detaylarını görebileceğiz. Yazımızın ilerleyen kısımlarında geniş birer XBOX 360 ve PS3 yazısı sizleri bekliyor.
E3 tabii ki bir oyun fuarı ve bundan 30 sene önce bir oyun fuarı fikrinin akla bile gelemeyeceğini hesaba katarsak insan zekâsının neler üretebildiğini görüyoruz böylece. Oyunlarımız var ve beklediğimiz onlarca oyunun ilk hallerini E3 sayesinde görebileceğiz. Yazının ilerleyen sayfalarında aklımıza ilk olarak gelen birkaç oyun hakkında fikirlerimiz bulunuyor.
Merlin’in Kazanı’nın fuar alanındaki standı ise Electronic Arts ile Ubisoft arasında yer almıyor maalesef. Şimdilik sadece fuarı internet aracılığıyla izleyebiliyoruz ve fuar boyunca internetin nimetleri sayesinde size gün boyu bütün gelişmeleri aktaracağız. Her günün sonunda ise “Gün Raporu” adı altında fuarın günlüğünü tutmaya, elimizden geldiğince, çalışacağız. Bu heyecanı her birimizi oyun delisi olarak düşünürseniz en derinden yaşadığımızı anlayabilirsiniz. Dilerseniz E3 başlamadan önce kısa bir hazırlık yapalım ve bizleri orada nelerin beklediğine kısaca göz atalım.
Unreal Tournament 2007
Bilenler bilir, zamanında Unreal Tournament denen bu meret, o zamanın dört gözle yapımlarından Quake 3’ü yerle bir etmiş, FPS oyuncularının kalbini ışık hızıyla(!) çalmayı başarmıştı. İlkinden birkaç yıl sonra çıkarılan serinin ikinci ve üçüncüsü Unreal Tournament 2003 ve 2004 ilk oyun kadar sükse yaratmasa da Online FPS oyunları arasında kendine sıkı bir yer edinmeyi başarmıştı. Şimdi ise, yapımcılar serinin son oyunu UT 2007 için E3’e sıkı bir tanıtım yapmaya hazırlanıyor. Peki ne mi var yeni UT 2007’de? Öncelikle, geçen yılki E3’de tanıtımı yapılan ve görenlerin ağzını açık bırakan Unreal 3.0 motoru kullanılıyor. Sanırım bu motor hakkında herhangi bir açıklama yapmaya garek yok. Başka neler mi var? Serinin diğer oyunlarında bulunan silahlardan farklı, yepyeni 11 yeni silah. Şimdilik bu silahlar hakkında herhangi bir bilgi bulunmuyor, büyük ihtimalle E3’de açığa çıkacak. Ayrıca birde Conquest adında yeni bir mod bulunacak. Merakla bekliyoruz..
SW: Battlefront II
Şahsen ben, geçtiğimiz yılın sonlarına doğru piyasaya sürülen Battlefront’u çok sevmiş, gayet eğlenceli bulmuştum. Battlefront’u bu kadar sevmemein nedeni büyük ihtimalle, stres atmanıza yardım eden, rahatlatıcı bir oyun olmasıydı. Tabi ki serinin, tek bir oyunla sınırlı kalması beklenemezdi. Bu yüzden, yapımcılar ksıa bir süre önce Battlefront 2’yi duyurdu, ve Battlefront hayranlarını meraklı bir bekleyiş içine soktu.
Hatırlarsanız ilk oyunda, tek kişilik oyun modu pek başarılı bir şekilde uygulanamamıştı. Yapımcılar da bunun farkında ve Battlefront 2 bu sefer çok daha başarılı ve ilginç olacak bu yönden. Öyle ki, bu yeni yapımda 6 filmden birçok ünlü sahneyi gördüğümüz yerlerde, bizzat kendimiz savaşabileceğiz. Hatta bu yerler arasında Death Star bile bulunuyor! Bu da, çoğu SW hayranını meraklandırmaya yetecektir sanırım. İkinci Battlefront’da bulunan bir diğer yenilik de, uzay savaşlarının bulunacak olması. Bu da demek oluyor ki, yeni oyunda kullanılabilir onlarca uzay aracı bizi bekliyor. Oyun muhtemelen bu sonbahar piyasalarda olacak. Şimdi yapacağımız tek şey, beklemek..
Quake 4
Quake’in birçok oyuncu için önemli bir yeri vard...Hmm, aynı giriş cümlelerinden sıkıldınız, değil mi? Evet, bende sıkıldım. O zaman hemen, E3’de büyük sükse yaratması beklenen Quake 4 hakkında kısa bir hatırlatma bilgisi vermeye başlayayım. Bildiğiniz gibi Quake 4, geliştirilmiş bir Doom 3 motoru kullanıyor. Yani, oyundaki grafiklerden herhangi bir şüphe duymamıza gerek yok. Senaryo ise, Quake 2’in kaldığı yerden devam edecek. Bildiğiniz gibi, Makron imha edildikten sonra Strogg askerleri lidersiz kalıp dağılmışlardı. Şimdi ise çok daha güçlü bir Makron tarafından yeniden gruplaşan Strogg’lar hayatta kalmak için çok daha acımasızca savaşmak isteyecekler. Senaryo en yalın haliyle böyle diyebilirim. Unutmadan, Quake 4’de kullanılabilir araçlar da bulunacak. Bu da oyunun akışını değiştireceğe benziyor. Bu yaz beta’sının test edileceği oyunu, umarız E3’de oynanılabilir bir şekilde görebiliriz.
Call of Duty 2
Şu oyun piyasasında, olmazsa olmaz birkaç konu var; İkinci Dünya Savaşı, Star Wars, tycoon oyunları gibi. Bu türdekilerin popülasyonu öyle çoğaldı ki, bize de doğal olarak bıkkınlık gelmeye başladı. Ama bazı bu türde yapımlar var ki, aynı konuyu işleselerde, bunlara burun kıvırmıyoruz. Hangi oyunlar mı? Brothers in Arms, Call of Duty... Kısa bir süre önce tanıtılan Call of Duty 2’de, muhtemelen burun kıvırmayacağımızlardan olacak ve FPS standartlarını yeniden belirleyecek. Öncelikle, CoD2’de önceden hazırlanmış yani script sahneleri pek bulunmayacak. Bu da demek oluyor ki, her oynayışımızda yeni bir şeyler görebilme ihtimalimiz olacak. Görsel yönden ise, tahmin edebileceğiniz gibi, grafik motoru çağa uyacak ve en son teknolojileri destekleyecek. Yapımcıların en iddialı olduğu noktaysa yapay zeka. Muhtemelen, CoD2’de akıllı düşmanlarla uğraşırken, saç baş yolacağız. Ben şimdiden heyecenlanmaya başladım bile, gel sonbahar gel.
Prey
Önceleri, daha doğrusu küçükken, bildiğim birkaç oyun firmasının arasında 3D Realms en üst sıradaydı. Ayda yılda bir yenilenmesine rağmen hemen hemen her gün sitelerine girer, eski dandik oyunlarının demolarını bile indirip oynardım; bundan da inanılmaz zevk alırdım. Tabii ki 3D Realms’ı beynime kazıyan yegâne oyun Duke Nukem idi. O aralar bir de Prey diye bir oyun yapacaklarının haberini geçmişlerdi, o günden beri de onun hakkında herhangi ekstra bilgi çıkmamıştı. Şimdiye kadar! Prey hakkında neler biliyoruz? Doom3 grafik motoru kullanıyor; dolayısıyla güçlü. Karanlık mekânlar ve üst düzey aksiyon bizi bekliyor. Ayrıca yapımcılarımız 3D Realms, Human Head ile birlikte çalışıyor. Nedense 3D Realms dendiğinde normal hayattaki aklıma gelen tüm pisliklerin oyunda da yer alacağı fikrine kapılıyorum. Human Head ismi ise çok canların yanacağını şimdiden belirtiyor. İnternet sitesini ziyaret edin kesinlikle.
Duke Nukem: Forever
Kendisini size nasıl takdim edebilirim? “O biiiiir, O biiiir” diye Beyazıt Öztürkvari, onu öve öve bitiremeyecek bir giriş mi yazsam; yoksa yılların sonunda artık Duke’ün aslında var olup olmadığını bile bilmediğimizi belirten bir şeyler mi karalasam? Kimilerine göre mahşere kadar ininden çıkması beklenilebilecek yeni nesil rambo, gelmiş geçmiş en karizmatik kahraman, bütün genç bayanları kendinden alıp götüren muhteşem sesin sahibi; kimilerine göre sadece kabak tadından ibaret. Onun hakkında fazladan söylenebilecek pek de bir şey yok, çünkü söylenebilecek her şey bir şekilde söylendi ve artık sonu gelmez bekleyişin bitmesi için dualar ediyoruz. Zira oyunun bizzat yapımcıları bile meydana gelen bu yılan hikâyesinin farkındalar ve bundan kendileri bile öylesine sıkılmışlar ki, internet sitelerinde artık oyunun yapımı hakkında söylenebilecek herhangi bir fıkranın, şakanın yada dalga unsurunun kalmadığını gülümseyerek belirtiyorlar. Ve ilk kez bir oyunun çıkış tarihi olarak “bittiği zaman” ibaresi veriliyor. Bu oyun hakkında söylemem gereken ekstra bazı şeyler var. İlk iki Duke oyununu hatırlayanlar o oyunların iki boyutlu birer platform olduğunu anımsayacaklardır. Duke Nukem 3D o iki oyundan sonra ortaya çıkıp her yeri sarsmıştı. Duke’e ait bahsettiğim platform oyunları ve Duke FPS arasındaki farka dikkat edin lütfen! En son çıkan Duke oyunu olarak Manhattan Project’ın piyasaya sürüldüğünü, ve o oyunun bir platform olduğunu hesaba katarsak; Duke Nukem: Forever’ın tek kelimeyle mükemmel olacağına düz mantıktan ulaşıyorum. Bu benim fikrim. Ve sıkı durun; Duke Nukem Mayıs’ta San Francisco’da olacak!
Prince of Perisa 3
Bana mı öyle geliyor yoksa, Prince of Persia serisi giderek karanlık bir oyuna mı dönüşüyor? Nedir bu karanlık, gotik bir atmosferde oynama isteği, anlamadım gitti. Oysa ne güzeldi Sands of Time, zamanın kumları arasında savaşırken her yer ışıl ışıldı. Ne? Ne dediniz? Prince of Persia 3 mü duyuruldu? Gene mi karanlık bir oyun mu? Ah, evet tahmin etmeliydim. Birkaç hafta önce 4-5 tane ekran görüntüleri yayınlanan yeni oyunun ismi şimdilik tam olarak belli değil. Hatta, konusu bile tam olarak açığa kavuşmuş değil. Büyük ihtimalle, birkaç gün sonra E3’de, bütün bu detaylar açığa kavuşacak. Ama tahminimce, gene bir prenses vakası, gene bir kötü kahraman başımızı belaya sokacak. Merakla bekliyorum, bakalım yeni oyunda prens nasıl olacak, yeni bir imaja mı sahip olacak.
MYST 5: End of Ages
Evet MYST! Adventure oyunlarının son büyük serisi ve türde çığır açan düzinelerce yeniliğe sahip en büyük, en gözde klasiği. Geçen sene içerisinde çıkan son oyunu ile MYST’in MYSTic hikâyesinin devamına şahitlik etmiştik. Serinin önceki dört oyunu ve URU adıyla piyasaya sürülen iki ekstra bölümü mevcut. İlk oyundan bu yana alıştığımız muhteşem güzellikteki ekran görüntüleri ile birlikte oyun bizi gerçekte var olmayan; ama gerçekten de var olduğuna kendisini fazlasıyla inandıran bir dünyaya konuk ediyordu. Üstelik bunu o kadar iyi başarıyordu ki; kendi halinde bir maceraperest olarak dâhil olduğumuz oyun dünyasında bütün gelişmelerin aslında nasıl ortaya çıktığını kavramaya çalışıyor; ve bunu ekranlardan yansıyanlar karşısında mest olmuş bir şekilde izliyorduk. Oyunda her şey bulmaca çözmeye dayalı olduğundan hikâyenin devamı sırasında her düzeyden oyuncunun buna ayak uydurması çok zordu. Ama oyunun havası seri boyunca o kadar akıcı ve bulmacalar öylesine yerindeydi ki her şeye rağmen devam etmemek oyuna yapılabilecek en büyük haksızlıklardan biriydi. Sıradaki oyunumuz “Çağların Sonu” adıyla geliyor ve onu bu yılki E3’te görmek nasip olacak. Adventure meraklıları için kesinlikle ıska geçilmemesi gereken en büyük bombalardan birisi MYST 5! Sakın kaçırmayın.
Serious Sam 2
Eğer çok param olsa ve oyun dünyası ile uğraşıyor olsam; ilk olarak yapacağım işlerin başında kesinlikle Croteam ve 3DRealms’ı satın almak gelirdi, ardından da Sam ile Duke’ü aynı oyunda buluştururdum. Belki ütopik, belki imkansız gibi bir şey; ama düşünmesi inanın ki çok zevkli. Croteam Avrupa’nın bağrındaki Hırvatistan’dan kopup gelen, kendi küçük; ama aslında dev gibi bir yapımcı firma. 2001 yılında piyasalarda yerini bulan Serious Sam 2 ile tek kelime ile inanılmaz bir patlama yapan Croteam, o sene pek çok yerden “En İyi Oyun” gibi birçok dalda “en” ödülünü aldı ve oyunun atmosferi karşısında bunlar hiç de şaşırtıcı değildi. Oyunda konu diye bir şey yoktu; önüne çıkan yaratığı vur ve ilerle. Dünya dışı yaratıklarla olan ilk karşılaşmamızdan sonra Serious’u Sirius’a giderken bırakmıştık ve ikinci oyunun başında da uzayda yaşanan bir trafik kazası sonrasında dünya tekrar uzaylılara boğulmuştu. Bu seferki mekânımız Mısır piramitleriydi ve damarlarımızdaki kanın yerini litrelerce adrenalin almıştı(bayılıyorum böyle tanımlar yapmaya). Ciddi Sam tekrar iş başına geçmişti ve hepsinin kökünü kazımış, oyunun sonunda da herkes onu alkışlamıştı(gerçekten de oyunun sonunda millet Sam’i alkışlıyordu). Serious Sam 2 de Nisan 21’de resmen duyuruldu ve ufak tefek detay da verildi. Oyunun önceki Sam oyunlarından 100 kat daha detaylı olduğunu biliyoruz. Bu bile bu seneki E3’ü beklemeye değer.
Soul Calibur 3
Neredeyse bütün konsol oyunlarıyla ilk tanışmamda olduğu gibi Soul Calibur ile de bir arcade salonunda karşılaştım. Mini mini, güzel mi güzel bir hatun kişisi elindeki kendinden iki kat büyüklükteki kılıcı karşısındaki iri kıyım insan azmanı, adını şimdi hatırlayamayacağım “yaratığa” çığlık çığlığa savuruyordu; ama şunu hatırlıyorum ki, doğru dürüst oynamayı beceremediğim bu oyunu oynayan başkalarını saatlerce seyretmişimdir. Dreamcast’e gelen ilk oyundan sonra hikâyemiz PS2’de devam etti; o da süperdi. Ve bu yılki E3’te Soul Edge için olan savaşlar, kavgalar ve katıksız akisyon kaldığı yerde devam edecek. Kilik, Voldo, Nightmare aklıma gelen karizmatik dövüşçülerden. Ve Ivy! PS2’ciler yaşadı!
PS3 nedir, ne değildir???!!!
“Bilgisayar mı konsol mu” diye herhangi bir forumda konuşulurken “konsol” olarak tanımlanan ifadenin PlayStation olduğu bariz şekilde ortaya çıkıyor. Elbette konsol dendiğinde kontroller ve o elimizdeki pad de işin içindeki en büyük elementler; ama teknoloji devi Sony’nin ürettiği bu oyuncak, dünyadaki yaygınlığı açısından, neredeyse sözlükte bile konsol deyiminin karşısında yer alabilme düzeyinde. PlayStation ve PlayStation 2 inanılmaz bir sükse yaptı ve, PC’nin birçok dezavantajını da göz önünde bulundurursak, oyun oynamanın sanal âlemdeki karşılığı olarak meydana çıktı. Kronolojik olarak önce PS, sonra PS2. Şimdi ise PlayStation 3 var.
Bu seneki E3 fuarının en büyük özelliklerinden birisi XBOX 360’ın gösterime çıkması, bir diğeri ise PlayStation 3’ün neye benzeyeceğinin az çok kesinleşecek olması. Bu güne kadar internet üzerinde belki de onlarca PS3 fotoğrafı gördük; ama her birinin ardından bir başka PS3 fotoğrafı ile karşılaşınca hangisinin doğru olup hangisinin olmadığını bilemedik; hatta hiçbirinin gerçek PS3’e benzemediğine bile kanaat getirmeye başladık. Fakat her ne kadar PS3’ün dış görünüşü belli olmasa bile yapımcılarının yaptıkları açıklamalar ışında o kutunun içinde ne fırtınalar döneceğini veya PS3’ün apartman dairesinde 10 kaplan… düzeltiyorum 10 PC gücünde olduğunu öğrendik. Bunun sonucunda, bir PC kullanıcısı olarak, sahip olduklarım ve olacaklarım karşısında acaba doğru saflarda mı yer alıyorum diye düşünüyorum.
Yapılan açıklamalar ile PS3’ün sistem özelliklerinin nasıl olacağı az çok kesinlik kazanmaya başladı; dış görünüşünün estetiği merak edilse bile elimize controller’i alıp sürücüye de DVD konduktan sonra yaşanacak heyecan bizi daha çok alakadar ediyor. Sonuçta PS3 kamyon lastiğine benzese bile fanları tarafından alınmazlık edileceğini hiç mi hiç sanmıyorum. Bilindiği gibi PS3’te IBM, Sony ve Toshiba’nın birlikte ürettikleri ve “Cell” adını verdikleri işlemci yer alıyor. Bu işlemcinin en büyük özelliği olarak üzerinde 234 milyon transistor bulundurması dikkat çekiyor. İşlemcinin bu özelliği ile birlikte boyutları ise yaklaşık 22 santimetre kare. Karşılaştırma yapmak için Pentium4 Prescott işlemcinin üzerinde 125 milyon transistor bulunduğunu ve kapladığı alanın da 12 santimetre kare olduğunu yeri gelmişken belirtelim. Ayrıca Cell, 512 KB’lik L2 bir cache belleğe de sahip. Rambus XDR ve FlexIO teknolojisi ile donatılan Cell, saniyede 100 GB’ye ulaşabilen data transferine de olanak sağlıyor. Tüm bunların sonucunda da 4 GHz’den yüksek hızlara erişebilen inanılmaz bir işlemciye sahip oluyoruz.
Sony ayrıca PS3’te NVidia ile çalıştığını açıklayarak ekran görüntülerinin de “gerçekçi gerçekliğe” ulaşacağını bütün oyun severlere ve PS fanlarına müjdeledi. Grafik olarak NVidia’ya güvenen Sony bunda kesinlikle yanlış bir tercih yapmıyor. Bu arada PS3 için ilk oyun da kendini gösterdi. Oni adlı oyun ilk PS3 oyunu olarak oyuncuların beğenisine çıkacağını belirtti. KOEI’nin üzerinde çalıştığı oyun, aynı zamanda yine Oni isminde çekilen sinema filminden uyarlanıyor. Bir Uzakdoğu aksiyon oyunu olacak Oni’nin ekran görüntülerine bakılırsa PS3’ün ne kadar detaylara girdiğini ve bu detayları ne kadar da güzel işlediğini fark etmek mümkün.
Yeni alışkanlığımız olacak olan PS3 hakkında her şey E3’te ortaya çıkacak. Biz belki orada olamayacağız; ama emin olun, biz de orada olacağız!
x-box 360
Bundan yaklaşık 4 yıl önce konsol severlerin beğenisine sunulan X-Box, ne yaptıysa, ne ettiyse, gerek oyunlarının satışları bakımından, gerekse kendinin satışları bakımından büyük rakibi PlayStation 2’nin hep gerisinde kaldı. Her ne kadar X-Box PS2’den çok daha üstün olsa da, X-Box oyuna başladığında PS2 ona epey bir frag fark atmıştı. X-Box’un Sony’nin PS2’sinin gerisinde kalmasının bir diğer nedeni de Microsoft’un bu konuda ilk deneyimini yaşıyor olmasından kaynaklanan sorunlar ve biraz da acelecilikti muhakkak. Bu iki dev firmanın konsolları büyük bir çekişmenin ardından tekrar sineğe çekildiler ve ikinci devre için hazırlıkları yapmaya başladılar. Artık ikisi de çok daha gelişmiş, çok daha güçlü bir şekilde geri dönmeye hazırlanıyor. İlk raund’dan dersini alan Microsoft’da bu sefer işini çok daha sıkıya aldı ve hazırlıklara koyuldu. Ortaya ne mi çıktı? X-Box 360.
Bildiğiniz gibi, yeni jenarasyon konsollar yıl sonuna doğru oyun severlerle buluşacak ve büyük bir çekişme yeniden alevlenecek. Oyuncuların da, bu yeni konsolların nasıl olacağı konusundaki soru işaretleri birikmeye devam ederken, Microsoft bombasını açığa çıkardı ve hepimizin kafasındaki soru işaretlerini sildi.
Öncelikle şunu söyleyeyim; X-Box 360’ın işlemcisi, 3 adet IBM’in hazırladığı 3.2GHZ’lik işlemciden oluşuyor. Evet, tam tamına üç tane işlemci, X-Box 360’ın oyunlarını çalıştıracak. Bu işlemcilerin her biri 165 milyon transistöre sahip. Görünüşe göre IBM bu konuda oldukça iyi bir iş çıkarmış. Ama, söylenti olarak dolaşan bazı bilgiler, PS3’nin X-Box 360’ın işlemcisinden kat be kat daha hızlı olduklarını söylüyor. Hatırlarsanız, PS3 bomba etkisi yaratacak gizli sistemi “Cell”i kullanıyor. Sanırım bu konudaki bütün detaylar E3’de açıklığa kavuşacak.
X-Box 360’ın kullanacağı ekran kartı, ATI’nin haızrladığı, yeni, yepyeni, son jenarasyon oyunların altından rahatlıkla kalkabilecek, 512mb’lık bir ekran kartı. Oyunlarda kullanılan son teknolojilerin hepsine sahip olduğu, sessiz çalıştığı, 500MHz’lik olduğu açıklanan bilgiler arasında. Tabii, böyle bir ekran katının, HDTV standartlarını destekleyeceğini tahmin edilebiliniyor. X-Box 360 16:9 ratio’suna göre oynanılabilecek ve surround ses sistemlerini sonuna kadar destekleyecek. Gördüğünüz gibi, Microsoft gene yapacağını yapmış.
Hatırlarsanız ilk X-Box’ın kutusu oldukça büyük ve iticiydi. Bunun farkına varan Microsoft, yeni konsolu için oldukça sade ve göze hoş gelen, makul bir boyuta sahip bir kasa kullanmış. Önde iki tane memory card boşluğu, bir DVD-ROM bulunuyor X-Box 360’ın. Arkada ise, USB 2.0 slotları ve 4 tane controller girişi bulunuyor. Ayrıca cep telefonlarında kullanıldığı gibi, X-Box 360’ında değiştirilebilir kabları bulunacak. Bu da gayet iyi bir fikir ve kullanıcısına konsolunu kişileştirebilme olanağı sunuyor. Unutmadan, X-Box 360 20GB’lık bir harddisk’e sahip olarak oyunseverlere sunulacak. Yani, Usb 2.0 slotlarıyla, X-Box’ımıza veri transveri yapabilecek ve Harddisk’i doldurabileceğiz.
Teknik özelliklerden bahsettğimize göre, X-Box 360’ın oyunlarını kısaca tanıtmaya başlayalım. Remedy’nin Alan Wake’i, Activision’ın Call of Duty 2’si, Unreal Tournament’ın yapımcılarından Dark Sector, Bethesda’nın Elder Scrolls; Oblivion’u, EA’nın NFS: Most Wanted’ı ve X-Box’în çok sevilen yarış oyunlarından Project Gotham Racing 3, X-Box 360’ın önde gelen oyunlarından sadece birkaçı. Sadece bu listeyle bile, yeni konsolun şimdiden iyi bir oyun listesine sahip olacağı aşikar.
E3’e kısa bir süre kala, Microsoft ağzındaki baklayı çıkardı. Umarız, Microsoft, E3’ü dikkate alır ve konsolu fuarda görme imkanına sahip olabiliriz. Şimdi sıra Sony’de, bakalım E3’de suskunluğunu bozacak mı, yoksa oyuncuların sabır taşını zorlatmaya devam edecek mi?
E3’ü takip etmenin yolları
- Tüm gün haber girişleri ile Merlin’in Kazanı’nın haber servisi
- Fuar boyunca her günün akşamında yayınlanacak “Gün Özeti” ile fuarda olup biten her şey
- MMORadio’nun fuar alanından yapacağı canlı yayınlardaki sohbetler, haberler (www.mmoradio.com)
- E3’ün resmi sitesi (www.e3expo.com)
- Merlin’in Kazanı Forumlarındaki tartışmalar
Yorumlar (6)
Muazzam bir yazı olmuş, ellerinize sağlık, hepinize teşşekkürler...
Afet hatunlar var orada ben geceçen senekini Level degisinde okudum Bloody Rayne deki kadının resmi vardı ama kadın manyak birşeydi yahu!!!! Şansımız olsada bizde gitsek!!!
:D
Tamam yaw oktay1/ kusura bakmasınlar bilemedim, Can ve Erdem/ ellerinize sağlık bu güzel E3 2005 yazısı için diyelim bari...Saygılar Sevgiler...
_Piranha_, yazı Can ile Erdem'e ait :D
Bencede bir gün M.K. nın E3'e gittiğini bize oralardan haberler gönderdiğini görürüzü iiişşallah... Neyse bu yazı da güzel olmuş CanSağlam/ ellerine sağlık... Böyle bir fuar organizsasyıonunu tahmin edersinizki ülkemizde görmek imkanız gibi birşey. Bakın daha önce LEVEL dergisi ve M.K. önderliğinde E-OYUN 2002 diye bir fuarımız yapıldı. İyi güzeldi ama devamı gelmedi. Neden dediğimizde; oyun yapımcıları, oyun firmaları, dağıtıcıları kısaca oyunlarla alakalı her türden firma şirket gelicez sonrada deyip yan kırmış gelmeyeceklerini açıklamışlar işte durum budur. Ayrıca ülkemizdeki bu kayıtsızlık dışında birde Korsan oyun piyasası üstüne tuzbiber olmakta. Biz hala Türkiye de E3 hayaliyle yaşayalım... Bakalım geçenlerde E-OYUN tekrar yapılacağı söylendi. Daha geniç içerikli ve olanaklarla ayrıca devlet desteğinide alarak yapılacak denmişti işallah doğrudur... Kolay gelsin bakalım M.K. ve bu tür organizasyonlardan desteğini esirgemeyen LEVEL dergisine...Saygılar...