Evet, ilk bilgisayarım böyle bir bilgisayardı, parça parça yaptığım güncellemeler ile, değiştirdiğim parçaları ile, güç kaynağı bozulduğunda dinamo takmaya çalışmalarım ile en baba hikayelerimi yaşadığım makinamdı. Şimdi düşünüyorum, kim bilir nerededir.

Aslına bakacak olursak, hani bir makinaya karşı duygusal hisler beslemek hiç mantıklı değil fakat ben eşyalarına bağlı bir adam olarak, o kasayı aklımdan çıkartamıyorum. Sıcaktan kararmış içi, GeForce 2 ekran kartı ve içerisinden çıkan sesleri falan derken, her yönünü ezbere biliyordum emektarımın. Fakat asla isim koymadım, genelde insanların böyle makinalarının isimleri oluyordu, mesela arabana isim vermek, bilgisayarına isim vermek, bunlar benim yapmadığım şeylerdi nedense, o bilgisayara hiç isim vermedim, isim vermememe rağmen çok uzun yıllar beni idare etti.
Neler neler oynadım onda ben anlatsam o da ayrı bir film olur herhalde. Pentium II’nin gücünün yetmediği döneme girdiğimiz vakit, Celeron’a geçtim, Windows 98’den Windows Me’ye yükseldim, Me’yi hiç sevmedim fakat Celeron’u sevdim. Ve asıl efsaneyle o dönem tanıştım
Geforce FX 5200…Herhalde herkesin bilgisayarına bir kere girmiştir bu kart. Emektar efsane hala ortalarda dolaşıyor, öyle ya da böyle, bu kart döneminin fiyat performans olarak en iyi kartıydı ve bunun üzerine bir şey yoktu bir aralar, yani tabii ki vardı fakat siz beni anladınız. Gönüllerin şampiyonuydu FX 5200.

Neyse, o zamanlar Fx 5200 ile yeni jenerasyona adımımı atmıştım, artık yeni Directx oyunlarını falan oynayabiliyordum, nasıl mutluydum anlatamam, bir de 256 GB RAM taktırmıştım. Gücü damarlarımda hissediyordum, makinam adeta bir Pokemon gibi gelişmişti, öyle böyle mutlu değildim anlayacağınız. Oyun açabilen makinanın yarattığı mutluluk kadar oyuncuyu mutlu eden şey az vardır.
Ben o bilgisayarla 2006’lara 2007’lere kadar geldim. Hani artık gerçekten nasıl başardım bilmiyorum fakat hiç oynamamam gereken oyunları falan oynadım o makinada. Artık inanç gücü mü dersiniz yoksa FX 5200’ün hikmeti mi dersiniz, ne derseniz deyin, benim emektar, bana dünyaları verdi zamanında. İnsan olsa bu kadar minnettar olmazdım herhalde.
Fakat her güzel şeyin sonu gibi, yeni gelişen teknolojiler ile boy ölçüşemez duruma gelmişti artık. Dual Core işlemciler, 2 GB’lik makineler ve yeni ekran kartları derken, emektara güle güle dememin vakti gelmişti artık.
Uzun bir süre ondan ayrılamadım tabii, ayrılmak dile kolay çünkü, sonunda yollarımızı ayırdığımız vakit, benim için çok acı oldu. 2007 Yılında çift çekirdekli bir dizüstüne kavuşmuştum, çiçeği burnunda bir üniversite öğrencisi olarak tabii ki yeni laptopumu çok seviyordum fakat dizüstü bilgisayarlar 3-4 sene ancak dayanıyor bildiğiniz gibi. Onu da uzun bir süre kullandıktan sonra, şimdi hali hazırda kullandığım emektar kasamı yaptım. Sanırım hayatımda ilk her parçasını seçtiğim toplama kasam idi.

Burada demek istediğim, makinesi ile duygusal bağ kuran, onu sürekli olarak koruyup kollayan, çocuğu gibi bakan ben miyim tek? Hiç sanmıyorum. Yine de, eski emektarlar ile ilgili bir iki kelime etmek istedim bugün, onların hakkını ödeyemeyiz ne de olsa, tabii işin apayrı boyutları da yok değil, özellikle duygusal boyutu çok yoğun vaziyette benim için ama buna başka bir gün değineceğim, şimdilik, bugünü emektarlara saygı ve onları anma günü ilan ediyor, sizlere güle güle diyorum.
Yorumlar (6)
<center><table bgcolor=#fbfbfb style="border:1px solid #c0c0c0" cellpadding=1 width=100% cellspacing=1><tr><td align=left><font style="font-size: 9pt" face=arial color=#444444><b>09.12.2013 21:09:00 - MK Okuru demiş ki:</b><br><center><table bgcolor=#fbfbfb style="border:1px solid #c0c0c0" cellpadding=1 width=100% cellspacing=1><tr><td align=left><font style="font-size: 9pt" face=arial color=#444444><b>09.12.2013 19:47:00 - MK Okuru demiş ki:</b><br>ohooo pentium diyor bu liseli. amigalarin, commodorelarin, 386dxlerin, 486dxlerin nesliyiz biz.</font></td></tr></table><br></center> Bilgisayar diyor medreseli, oyun konsolu değil..</font></td></tr></table><br></center> Onların hepsi bilgisayardı, konsol değil.
İlk bilgisayarım 386 DX-40 işlemci, 4 MB RAM, 20 MB hard disk ve 1 MB trident ekran kartına sahipti. Yazıyı okuyunca eski günler; UFO'lar, Mortal Kombat'lar, Arkanoid'ler, Deluxe Paint'ler, 3D Studio R4'ler aklıma geldi...
Pentium 200mhz islemci , 32mb ram , 4 mb ekran karti ve son olarak 2 gb da hafiza :)) hey gidi gunler :))
Bende 128 mb ram vardı ve tabiki de FX 5200 üm hala adını anarım emektar ekran kartımın bende çok oyunlar oynadım onunla. sonra da vedalaştık kendisiyle yeni bir makina geldi yanımıza, yeni yeni oyunlar oynamak için almıştık kendisini fakat 2 yıldan ziyade zamanda topu tupu 4 oyun bitirebildik
p 100 mhz işlemci 64 mb edo ram 1 gb harddisk..bide hercules marka 3d hızlandırıcılı bilgisayarım vardı...gazeteden kupon biriktirerek almıştık:D
8800 gt'lere, ati x1900xt'lere salyaları akıta akıta bakardım eskiden. çift çekirdekli işlemci demek allah demekti zaten direk. hele 1 gb ram? oy oy oy... :)yine de 1 gb ram, 1.4 ghz işlemcim ve ati radeon 9550 ekran kartımla müthiş günler geçirdim. hatta bu eski sistem bilgisayar hala turp gibi!!!!