Project Zero ya da diğer adıyla Fatal Frame’de; tüm bıçaklar, silahlar, bombalar ve benzeri silahlarınız sadece kameranın lensinin arkasına yerleştirilmiş. Kısaca özetlemek gerekirse, kamera mı desem yoksa fotoğraf makinesi gibi bir cihazı kullanarak hayalet avlıyoruz. Aslında bu tarzı daha önce denemediyseniz muhakkak bir deneyin derim, çünkü çoğu korku oyununun aksine, bu yönüyle farklı bir havaya sahip bir yapımı oynamış olacaksınız.
Gülümseyin
Oyunumuza gelince bu kez kahramanımız özgür bir fotoğrafçı kız olan, Rei Kurosawa adında bir genç. Serinin öncekilerini oynadıysanız o zaman Rei’nin arkadaşlarını da tanıyacaksınız. Mesela arada bir onunla da ilerlediğimiz Miku Hinasaki (Kendisini ilk oyundan hatırlıyoruz), Kei Amakura (Kendisi Rei’nin ölen sevgilisi Yuu’nun bir arkadaşı) onu da ikinci oyundan tanıyoruz. Zaten her bir karakterimizin kendilerine has güçlü yönlere ve zayıf yönlere sahipler. Fatal Frame 3’e tabii ki basit bir kamerayla başlıyoruz. Gerçi oyunların mantığı da bu (basit bir silahla başlayıp daha sonra gelişmiş olanları bulup devam etmek veya elimizdeki silahı geliştirerek ilerlemek) değil mi? Oyunumuz sizi oturduğunuz yere çivilemek yerine, ani çıkışlarla sizi zıplatmayı hedefleyen bir yapı sunuyor. Bu da işe yaramıyor değil hani!
Başlarken
Konu özgür kızımız Rei’nin, asistanıyla birlikte lanetli bir eve fotoğraf turuna çıkmasıyla başlıyor. Fakat burada işler istenildiği gibi gitmiyor ve bu günün ardında Rei sürekli tekrarlayan kâbuslar görmeye başlıyor. Rüyasının sonunda kötü bir hayaletin saldırısına uğruyor ve uyandığında sırtına kadar ilerleyen bir dövme görüyor. Sakın ola ki bu kâbusların sizi oyaladığını falan düşünmeyin. Mesela bu rüyaları kullanarak neler olduğuyla ilgili bir bilgi edinebiliyorsunuz. Bizim (yani Rei’nin) görevimiz tabiî ki bu hurda evde bizimle ilgili olan bu gizemleri açığa kavuşturmak. Aksi takdirde Rei, bu lanet ve kâbusların içerisinde yok olacaktır.
İlerledikçe çok tuhaf hareketleri olan çeşitli hayaletlerle karşılaşıyorsunuz. Bu sıralarda resminizi çekiyor ve hayaleti avlıyorsunuz. Resmi nasıl çekerseniz o şekilde hayalete zarar verirsiniz. Eğer hayalet size yakın ve çerçevenin tam ortasına alınmışsa bu ona büyük zarar verir. Yalnız şunu da unutmayın hayaletler bazen kaybolup tekrar başka bir yerde ortaya çıkabiliyorlar. O yüzden sağlam olsun diye sağa sola birkaç flaş daha patlatmanızda fayda var.
Tecrübe
Oyunumuzda hayalet avladıkça bir de tecrübe puanları kazanıyoruz. Bu puanlarla hayaletleri daha uzak mesafeden vurabilme veya onlara daha fazla hasar verebilme gibi kameranızın çeşitli özelliklerini arttırabiliyorsunuz. Fakat bunları yaparken dikkatli olmalısınız. En azından mantıklı yerlerde ve durumlarda kullanın. Çünkü oyunu üç ayrı karakterle paylaşıyorsunuz.
Yardım
Oynanabilir karakterlerden bahsedecek olursak, mesela Miko ve Kei isminde iki zat. Bunlar Rei’e farklı özellikler kazandırıyor. Miko’muz kamerayı daha seri kullanabiliyor, aynı anda iki resim çekebiliyor ya da zamanı yavaşlatabiliyor. Bu doğru zamanlama da öldürücü bir etki veya büyük bir hasarla sonuçlanabiliyor. Kei’nin özellikleri ise çok iyi değil, ama onun da kendine has duvarların arasına saklanma ve hayaletlerden gizlenme gibi faklı özelliği var. Onu kullanırken ekrana.görülüp görülmediğinizi gösteren bir gösterge çıkıveriyor Bu da hayaletlerin arkalarından haklamamızı sağlayan bir özellik. Her hareketi öyle her istediğimiz görevde kullanamıyoruz, bu yüzden akıllıca davranmak lazım. Zaten diğer karakterlerle başka yerlerde ilerliyoruz. Her istediğimiz bölümde istediğimiz karakteri seçemiyoruz.
Genel
Manor of Sleep’in dizaynı güzel ve renkler ise bazen durgun bir görünüme bürünebiliyor. Duvar çizimleri fena değil, özellikle de soyulan kısımları güzel yapılmış. Hayaletlere değinecek olursam, bazıları (ne yalan söyleyeyim) gerçekten korkunç. Hele bazılarının yüz ifadeleri çok korkunç. Dürüst olmak gerekirse bu oyunu geç saatlerde oynamayın derim. Seslerine değinirsek genelde müzikten çok efektler ağırlıkta. Genelde hayaletlerin çığlıkları veya inlemeleri yoğunlukta oluyor.
Malikâne’nin dışında kaldığımız süre boyunca biz uyanık oluyoruz ve Rei’nin evinde oluyoruz. Burada kendimiz için faydalı şeyler toplayıp lanetin çözülmesiyle ilgili gizemi ortaya çıkarmak için not toplamakla uğraşıyoruz.
Velhasıl kelam
Project Zero 3: The Tormented ilk başlarda tuhaf karşılanabilir, ama içerisine girdikten sonra bırakması zor bir hal alıyor. İlk oynadığımda Rei’nin vücudunda oluşan şekillerle ilgili gizemi çözmek için, devam etmek istedim ve böylece hikâyeye dalmış oldum. Sizde de böyle olacağını temin edebilirim. Kamera bazen sizin hayaletleri yakalamanızı güçleştirebildiği gibi bazen de şaşırtıcı atışlar yapmanızı sağlayabiliyor. Genel anlamda oyunumuz sanki bir öncekini yinelemiş gibi görünüyor. Sadece karakterler değişmiş ve üzerine bir senaryo yazılmış. Ama bunu da denemeden geçmeyin deriz.
Yorumlar (6)
çok güzel bi oyun. ve puanınıda yeterli bulmadım, daha yüksek bi puan almalıydı. ama tabi yinede resident evil ve silent hill'e değişmem.
Ben Penumbra ve Amnesia The Dark Descent üzerine korku oyunu tanımam...Haa bu arada şu an 2 sinden güzel korku oyunu bilenler bana solerse cok makbule gecer silent hill demeyin serisini bi r araya getirmek cok zor oluyor....Saygılarımla...KorKuMaNyAgI...
Xbox 360 da bu oyunu oynayabilir miyiz ?
mekan müzik ve olaylar harika fakat silah ve hız olmadığı icin biraz oyun cenaze oyununa benziyor oyunda cok heycan yok bence
SİLENT HİLL ın müzikLeri. senaryosu, caresizlik duyqusu veren mekanları, aynı zaamanda aqlatan anLarı, prymid kafasını ve maria nın james demesini, hicbir oyuna deqismem. yemişim faTal framesini. ı Love sH(L)(K)(H)
Oynadığım en iyi korku oyunu... Üstüne tanımıyorum [8)]