İnsanoğlu tekerleği icat ettiğinde aklından geçen ilk düşünce; taşınamayacak kadar ağır cisimleri bir yerden başka bir yere kolayca ulaştırmak olmalıydı. Tekerlek lastik şeklini alıp, itiş gücü de motordan sağlandıktan sonra amaç; insanların uzak mesafelere erişmesi olarak değişti. Tarihte her şeyde olduğu gibi motorlu taşıtlarda sürekli gelişti ve güçlendi. İki nokta arasında yapılan yolculukların standart ulaşım aracı olduklarında, artık insanoğlu farklı düşünceler içine girdi. Doğası gereği her zaman en iyi, en büyük ve en güçlü olmak isteyen insanoğlu, ister istemez araçlarını farklı bir amaca hizmet etmesi için dizayn etmeye başladı; en hızlı olmak için…
Hayallerin çoğunun gerçek olduğu oyunlar dünyasında insanın bu değişmez hız tutkusunu körükleyen pek çok örnek yapıldı. Teknolojinin günümüz seviyesinde olmadığı zamanlarda sadece 2 boyutlu görüntülere sahip, hız tutkumuzu karşılamak için başında saatlerimizi harcadığımız oyunlar gün geçtikçe görsel ve işitsel pek çok yönden gelişti. Artık sadece görünüşünün değil, motor gücü ve performansının bile neredeyse bire bir yansıtıldığı oyunlar dünyasında belki de hayatımız boyunca hiç yaşayamayacağımız hızlı turların, el frenli viraj dönüşlerinin ustası olduk.
Günümüzde yarış oyunlarını belli bir kalıba sokmak istediğimizde iki tip oyun şekli karşımıza çıkar oldu. Bunlardan ilki; hız ve motor gücünün sonuna kadar sorgulandığı, gerçekçiliğin bir kenara bırakılıp, daha çok görsel yönden heyecan veren oyunlar, başka bir değişle “arcade” tarzı oyunlar. Diğeri ise; görsellik ve hız rakibi kadar iyi olmasına rağmen daha çok gerçekçiliğe ve hatasız yarışmaya önem veren, simülasyon oyunları. Her oyuncunun kendine göre bir tarzı ve isteği olduğundan bu ikiye ayırdığımız oyun profillerinden herkese göre güzel gelen farklı oyun oluyordu. Kimisi Need for Speed: Underground’da görsel yönden yaşadığı müthiş şölenin yanında, son sürat araç kullanmayı ve 200 km hızla duvara çarpmasına rağmen hasar almadan yoluna kaldığı yerden devam etmeyi tercih ederken, kimisi ise simülasyon türündeki oyunları seçip yaptığı en ufak hatayı bedeli ne olursa olsun ödemeyi seçiyordu.
Xbox’ın yarış tarihi
Electronic Arts’ın efsaneleşen oyunu NFS: Underground’un mükemmel oynanabilirliğine ve inanılmaz heyecanına rağmen Xbox konsolunda bulunan yarış oyunlarına baktığımızda en çok dikkati çeken Project Gotham Racing olmuştur. Sadece Xbox’da değil tüm konsollarda en gerçekçi yarış simülasyonlarından biri olan PGR özellikle devam oyunuyla birlikte çıtayı oldukça yükseltmiş, 100’ün üzerinde olan araç sayısı ve 50’den fazla pist içermesi ile dikkatleri üzerine çekmişti. Project Gotham Racing’in bu denli seviliyor olması Microsoft’a bir ipucu vermiş olacak ki bir sonraki yarış oyunlarını yine gerçekçiliğe önem veren ve tam anlamı ile bir yarış simülasyonu olan Forza Motorsport olarak belirlediler. Xbox sahibi olan ve bugüne kadar diğer yarış oyunları ile az çok haşır neşir olan herkesin oyun içinde kısa bir tur atmasının ardından sanırım söyleyecekleri kesinlikle şöyle olacaktır; “Bu oyun inanılmaz derecede gerçekçi!”
Forza Motorsport, oyun dünyasını takip edenlerin uzun süredir ismini duyduğu bir yapım. Gerçekçiliğinin yanı sıra günümüz yarış oyunlarında olan ne kadar özellik varsa hepsini içinde barındıran ve pek çok yenilik getiren, kendini uzun süre sıkılmadan oynatan yegâne yarış simülasyonu. 60 farklı üreticinin, 230’dan fazla aracının içerisinde bulunduğu Forza, bugüne kadar hep grafiklerinden ve gerçekçi hasar modellemesinden söz ettirmiş olsa da bir süre oynanıldıktan sonra gerçekten insanın yarış pistinde pilotun heyecanını hissettiği ve gerçekçiliğin sadece sözde kalmadığı bir oyun olduğunu ispatlıyor.
İlk olarak oyunumuzun menülerini incelersek “kapsamlılık” kelimesini açığa kavuşturmuş oluruz. İlk seçenek olan Arcade Race ile tahmin edeceğiniz üzere tek tek yarışlar yapabiliyoruz. Buradaki yarışlardan oyuna ilk başladığımızda belli bir kısmı açık durumda ve yarışları kazanıp yenilerini açmamız gerekiyor. 12 seriden oluşan bu arcade bölümünde her biri 2-3 yarıştan oluşan seçenekler var. Hemen yola çıkmak istersek önce yarışların hangi sınıf araçlar ile yapılacağını seçmemiz gerekiyor. Ardından hemen yarışa geçiyoruz, sonuçlara göre ilk üçe girmemiz durumunda kupa ve belli miktar para kazanıyoruz. Yarış içindeki araç sınıflarına daha detaylı değineceğiz, ama bu seçeneklerin dışında bir de garajımızdan araç seçebiliyoruz. Zamanla içi araçlarla dolu olacak garajımızdan bir otomobili yarışa eklersek, rakiplerimiz ise belli bir sınıftan değil her araç sınıfından karışık oluyor. Bu yüzden garajımızdaki araçlar gerçekten güçlü olmadan belli sınıflar içinde yarış yapmamız en mantıklısı.
Asıl oyun olan Career modunda uzun bir yarış yolculuğuna çıkıyoruz. Buraya çok detaylı olarak inceleyeceğimizden kısaca uzun soluklu yarış macerası olduğunu söyleyebiliriz. Kendi profilimizi hazırladıktan sonra elimizde oyunun en acınası araçları ile yarışlara başlıyor kazandığımız paralar ve ödüllerle istersek yeni araçlar alıyoruz istersek de aracımızı modifiye ederek yarışlarda söz sahibi bir konuma getirebiliyoruz. Yani oyunumuzun asıl modunun bu olduğunu söyleyebiliriz.
Çoklu oyuncunun keyfi
Multiplayer seçeneğine geldiğimizde belki de başka hiçbir yarış oyununda görmediğiniz kadar kapsamlı bir yarış sisteminin karşımızda durduğunu söyleyebiliriz. Oyunumuzun bu çoklu oyuncu moduna dahil olmak için elimizdeki Forza Motorsport’un orijinal olması ve Xbox Live!’a üye olmamız gerekiyor. Multiplayer yarışlarına girmeden evvel mutlaka tek kişilik oyunu oynamış olmamız ve kendimize güzel bir araç yaratmış olmamız gerek. Çünkü bu mod ile dünya üzerinde yarışırken hem oyunun genel kurallarını ve kullanışını çok iyi bilen hem de kendi kişiliğini yansıtan araçlar hazırlamış sayısız insan ile karşı karşıya geleceğiz. Tabii ki istersek son derece zayıf bir araçla da sadece farklı insanlarla oynamış olmak için de yarışmamız mümkün. Fakat emin olabilirsiniz ki oyunu dünya üzerinde farklı insanlarla oynarken son derece çekişmeli yarışlar yaşanıyor ve oyunu ne kadar iyi oynadığınız düşünürseniz, yine de sizden iyi birileri çıkıyor.
Diğer seçeneğimiz Time Trials. Burada zamana karşı yarışıyoruz. Oyuna bulunan tüm pistlerden istediğimiz birini seçiyor ve bize verilen araç ile turları atmaya başlıyoruz. Free Trials’da diğer yarışlardan farklı olarak aracı kontrole aldığımızda son sürat başlangıç çizgisinden geçer vaziyette ve böylece en hızlı turu atabilecek durumda oluyoruz. Mümkün olduğunca az hata yapıp turu tamamladığımızda bitiriş derecemiz listeye ekleniyor. Bir sonraki yarışımızda ise bu sefer son derecemizdeki turu geçmeye çalışıyoruz. Rekor sahibi arabanın hayaleti yarış pisti içinde bulunuyor ve biz de yarış içinde ondan hızlı veya yavaş olduğumuzu bu sayede anlayabiliyoruz.
Kendi kariyerini kendin belirle
Forza Motorsports’un asıl oyunu olan career modunda daha evvel de bahsettiğim gibi uzun soluklu bir maceraya çıkıyoruz. Profilimizi yaratıp, kariyer moduna başladığımızda ilk olarak kendimize bir bölge seçiyoruz. Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya olarak belirlenmiş olan üç bölgeden birini seçince o bölgeye ait olan araç üreticilerinin otomobilleri karşımıza geliyor. Elimizdeki kısıtlı verilen para ile en düşük sınıf araçlardan birini seçiyor ve yarışlara başlıyoruz. Oyuna bir kere başladıktan sonra bölgemizi değiştiremiyoruz. Bölge kavramı bize yarışlar esnasında büyük bir farklılık yaratmıyor. Sadece üyesi olduğumuz bölgeden araç seçmemiz halinde normalden belli bir miktar daha ucuza alıyoruz.
Aracımızı seçtikten sonra artık yarışmak için hazırız. Elimizde çok az para olduğundan aracımıza modifiye imkanımız pek yok. Bu yüzden ilk yarışlar biraz umutsuz gibi gözükse de rakiplerimiz de tıpkı bizim gibi son derece güçsüz olduğundan, oyunda uzun süre oynadıktan sonra çok yavaş diye tabir edeceğimiz hızlarda birkaç yarış yapıyoruz. Fakat her yarışa başlamadan evvel garajımıza gidip aracımız ile ilgili her türlü bilgiyi alabiliriz. Hatta aracımızı test etme bölümüne gidip tıpkı ralli oyunlarında olduğu gibi vites kutusunu, süspansiyonları ve bunun gibi pek çok ince ayarı değiştirerek yarışa farklı bir motor gücü ile ile çıkabiliriz. Ancak bu tip konulardan anlamıyorsanız standart ayarlarla da oynamak mümkün.
Yarış tipleri bölümüne girdiğimizde her biri pek çok alt sınıfa ayrılan ve toplandığında 200’den fazla yarış içeren genel yarışlar menüsüne ulaşıyoruz. Bu menüde fark edeceğimiz üzere oyunumuzun belli bir level sistemi var. Oyuna ilk başladığımızda level’ımız 0 olduğundan iki adet oyuna ısınma turnuvaları diyeceğimiz yarışlar açık. Bu yarışlar ile en standart araçları kullanarak kendimizi geliştiriyoruz. Her yarışın sonunda para kazandığımız gibi aldığımız hasar ve oyunun zorluk seviyesine göre belli bir kabiliyet puanı topluyoruz. Bu kabiliyet puanları toplanıp yeterli seviyeye ulaşınca level atlıyoruz. Level atladığımız zaman ödül olarak çeşitli modifikasyon parçalarında indirim ve daha sonraki turnuvalarda kullanmamız için yeni araçlar veriliyor. Bir sonraki turnuva modunu açmak için level 5 olmamız gerekiyor. Diğer turnuvalar içinde bu sayı 10 ve 15 olarak artıyor.
Yarışlara geçmeden evvel garajımızdan bahsetmişken biraz daha detaya inelim. Forza Motorsport daha evvel hiçbir yarış oyununda görmediğiniz kadar ayrıntı içeren bir garaj moduna sahip. Az evvel bahsettiğimiz ince motor ayarları haricinde, modifikasyon konusunda da en az NFS: Underground kadar başarılı. Hatta teknik yönleri bakımından daha ilerde olduğunu söyleyebiliriz. Araçlara eklenen her parçanın özelliği ve araca eklendikten sonra vereceği performans artışları grafiklerle gösteriliyor. Buradaki parçaları satın alırken, oyunun başında eğer üretici firma ile aynı bölgeyi seçmişseniz %10’dan başlayan fiyat indirimleri alıyorsunuz. Bölgeniz farklı ise bu sefer level’ınıza göre çeşitli indirimler uygulanıyor.
Araç modifikasyonları sırasında eğer motorunuzu fazlasıyla güçlendirirseniz, bu sefer aracınız sınıf atlayabiliyor. Hatta modifikasyon çılgınlığını abartırsanız; en düşük sınıf olan D sınıfı aracı, süper yarış otomobilleri kategorisi olan S serisine kadar yükseltebiliyorsunuz. Elbette bu pek tavsiye edilen bir durum değil çünkü aracımızı kapasitesinin çok üzerinde zorlarsak pistte tutmak da bir o kadar zorlaşıyor. Şasisi kaldırmıyor da diyebiliriz.
Modifikasyon deyince vazgeçilmez özellik olan aracımızı görsel yönden güzel kılmak da Forza Motorsport ile bambaşka bir boyuta taşınıyor. NFS: Underground’da ne kadar görsel modifikasyon yapabiliyorsanız hepsini burada bulmanız mümkün. Ayrıca inanılmaz derecede ayrıntı da sizleri bekliyor. Mesela aracımızın üzerine bir desen çizmek istedik. Önce desenler arasında istediğimiz birini seçip aracımızın sağ veya sol bölgesine yapıştırıyoruz. Daha sonra bu desen üzerinde istediğimiz oynamayı yapabiliyoruz. İstersek koordinat tablosuna girip desenin araç üzerinde duracağı noktayı milim milim değiştirebilir veya deseni istediğimiz açı ile çevirebiliyoruz. Bunun haricinde tıpkı Photoshop kullanıyormuş gibi katmanlar yardımıyla desenleri birbirini üstüne bindirip eşi benzeri olmayan araç modelleri yaratabiliriz. Eğer oyunu online olarak dünya oyuncularına karşı oynayacaksanız; aracınızı güzel bir şekle sokmak gurur verici oluyor.
Bir yarış oyunu insana ne kadar yardım eder?
Bilirsiniz simülasyon oyunları gerçeğe yakın olmalarından dolayı genelde oyuncuyu zorlarlar. Yani bir yarış oyununda yeri geldiğinde 200 km hızla ilerlerken ani fren yapıp 270 derecelik dönüşler yapılması gerekebilir. Ancak bunu gerçekçi bir biçimde yerine getirmek kolay iş değildir. Frene fazla basarsanız lastikler kilitlenir ve araç kayar. Frene kesik kesik basarsanız aracın kontrolünü tam olarak sağlayamayabilirsiniz. Üstelik Forza gibi pistten bir kere çıkmanız bile yarışı kaybetmenize neden olacak bir oyunda eğer kullanıcı oyunun ustası değilse oldukça zor zamanlar geçirebilir. İşte bu sebeplerle Forza Motorsport’a alışabilmeniz ve daha başarılı bir pilot olabilmeniz için sürücü yardım modları mevcut.
ABS, TCS ve ASC gibi güvenlik sistemleri oyunda standart olarak açık bulunuyor. Bunları açıklamak gerekirse; ABS (Anti-locking Braking System): Günümüz araçlarında standart hale gelen fren esnasında aracın lastiklerinin kilitlenmesini önleyen sistem. TCS (Traction Control System): Halk arasındaki ifade ile “Anti-patinaj sistemi”. ASC (Automatic Stability Control): Otomobilin çekişe sahip tekerleklerinden birisi gereğinden fazla dönüp patinaja düştüğünde devreye giren ve gazı kademeli olarak kesip, patinajı önleyen çekiş kontrol sistemi.
Tüm bu güvenlik ve yarış içi yardımcı olan modların iyi yönlerini anlattıktan sonra gerçekçi olan kısma gelmemiz gerekirse, birkaç şeyi bilmemizde fayda var. Oyun bize yardım ederken en hızlı olmamızı değil, güvenli bir şekilde yola tutunmamızı sağlıyor. Yani altımızdaki araç ön sırada bulunan araçtan teknik veri olarak yavaş ise; yol çizgisine ve güvenlik sistemlerine bağlı kalarak araçları geçmemizin imkanı yok. Kısacası bu güvenlik sistemlerini oyunu iyice öğrenene kadar kullanmak ve zamanı geldiğinde ise yavaş yavaş kapatmak gerekli. Yoksa sizden daha güçlü motora sahip aracı virajlara girerken geç fren yaparak geçmeniz güvenlik sistemleri ile pek mümkün değil.
Zorluk seviyesi ayarlamak da ne var ki?
Bahsi geçen bir yarış oyunu ise zorluk seviyesini ayarlamak gayet basittir. Size üç adet seçenek sunulur; Easy, Normal ve Hard. Siz bu seçeneklerden birini seçer ve oyuna o zorluk seviyesinde devam edersiniz. Oysa Forza Motorsport’ta zorluk seviyesi gayet kapsamlı olarak gelişiyor. İlk seçenek yine aynı kolaydan zora uzanan seçenek listesi. Ancak bunun haricinde oyunun zorluğunuz arttıran dolayısıyla kazanacağınız kabiliyet puanını da değiştiren seçenekler pek fazla. Mesela az evvel sözünü ettiğim güvenlik sistemlerini kapatırsanız her kapattığınız mod başına belli bir ek puan kazanıyorsunuz. Bunun haricinde yarış esnasında aracınıza ne kadar hasar verirseniz o kadar eksi puan hanenize yazıldığı için yarış sonunda aracınızda en ufak bir çizik bile istemeyebilirsiniz.
Artık yarışa başlasak iyi olacak
Ayrıntılarla dolu bir oyunun menülerini genel yapısını anlattıktan sonra artık yarış pistinin heyecanına kapılsak iyi olacak. Forza Motorsport oynarken bir şeyi asla aklımızdan çıkarmamalıyız; bu oyun asla bir Need For Speed değil. Forza’da en yakın dostunuz, fren. Her ne kadar hızın sorgulandığı bir oyun olsa da yarış içinde yapacağınız en ufak hatanın tüm yarışa mal olması neticesinde, yol dışına çıkmaktansa geride kalmayı tercih edecek, bol bol frene basacaksınız. Fren konusu gündeme geldiği zaman yarış oyunu değil de bir ralli oyunu oynuyormuş gibi hissedebilirsiniz. Sürekli doğru yarış çizgisinde kalmalı, piste olabildiğince tutunmalı, aracımızı mümkünse hiç kaydırmamalı ve önümüzdeki araçlara kesinlikle temas etmemeliyiz. Bu zorlukları duyunca bu sefer bir ralli değil de Formula 1 simülasyonu oynuyormuş gibi hissedebilirsiniz.
Pilotluktan hocalığa
Forza Motorsport tüm güzelliklerinin yanı sıra, yarış oyunları tarihinde bir ilki sunarak bizlere pilot yetiştirme imkânı sunuyor. Biraz iddialı bir sunum olsa da oyunumuzun içinde Drivatar isimli çok özel bir mod var. Drivatar, bizim kullanış tarzımıza uygun olarak yetiştirdiğimiz, yapay zekâ kontrollü bir pilot. Daha basit bir ifade ile anlatmak gerekirse; beş yarışlık bir turnuvada olduğunuzu düşünün. İlk dört yarışı yaptınız sıra son yarışa geldi. Üçüncü bile olsanız turnuvayı kazanacaksınız ve boşu boşuna altı tur atmayı istemiyorsunuz. Bu durumda daha evvel eğitmiş olduğunuz Drivatar'ınızı devreye sokuyor ve sizin için yarışmasını sağlıyabilirsiniz. Hatta sürücünüzü iyi yetiştirmişseniz boynuz kulağı geçer misali iyi neticeler alan bir pilotla karşı karşıya da kalabilirsiniz.
Buraya kadar her şey güzel de bu pilotu nasıl eğiteceğiz dediğinizi duyar gibiyim. Drivatar isimli pilotumuzu eğitmek, çeşitli özellikleri ön planda bulunan pistlerdeki performanslarımızı sunmamızla gerçekleşiyor. Mesela hızlı düzlükleri olan ilk piste çıkıp altı adet tur atıyoruz. Bu pistteki turlarımız esnasında yarış çizgisine ne kadar bağlı kaldığımız veya hızlanma noktalarını nasıl seçtiğimiz gibi konular not ediliyor ve tüm bu ayrıntıların sonucunda genel bir profilimiz ortaya çıkıyor. Bu profilin bir kopyası ise bahsini ettiğim drivatar oluyor.
Anlatılmaz yaşanır
Forza Motorsport Xbox konsolunun bugüne kadar bize sunduğu en başarılı ve en kaliteli yarış simülasyonu. Uzun süre isminden söz ettirirken hep grafiklerinden ve gerçekçi hasar modellemelerinden bahsedilen oyun, bundan çok daha fazlasını sunduğunu sanırım az çok fark ettiniz. Tabi yine grafik konusuna geri döndüğümüzde bazı gerçekleri belirtmekte fayda var. Kişisel fikrimi söylemem gerekirse Forza Motorsport’un grafikleri gayet başarılı olsa da Xbox’ın en iyi grafikli oyunu değil. Araç modellemeli gerçeğe son derece yakın ve poligon sayıları gayet yüksek, ama yine de mükemmel değil. Tabi bunun nedeni aynı anda sekiz aracı modellemek ve her birinin hasarlarını göstermek için hafızanın sınırları sorgulanması olarak gösterilebilir. Fakat şurası bir gerçek ki Forza Motorsport’ta asla ekran yenileme hızı düşmüyor ve görsellik hep aynı akıcılığını koruyor.
Kirli yarışlar bizi bekliyor
Yapay zekâ söz konusu olunca gerçekten çok başarılı bir yapım olan Forza Motorsport’ta amansız yarışlar yapıyoruz. Daha evvel bahsettiğim gibi eğer aracınız diğerlerinden bariz bir şekilde üstünse ve siz de iyi kullanıyorsanız; hiçbir problem yaşamadan yarışı kazanıyorsunuz. Tersini düşündüğümüzde, yani aracınız kötü ve siz de oyunda başarılı değilseniz, bu sefer nal topluyorsunuz. Ancak aracınız vasat seviyede olup siz de aracını çok iyi kullanan bir oyuncu iseniz yarış inanılmaz derecede çekişmeli oluyor. Bir kere rakiplerimiz olan tüm araçlar kendi çizgilerinde kullanmalarına rağmen duruma göre yön değiştiriyorlar. Eğer arkadan çok sıkıştırırsanız sizi yoldan çıkacağınız noktalara ittiriyorlar veya geç fren yapıp bir virajda rakibi geçtiyseniz hemen bir sonraki virajda eski avantajını geri almak için atak yapıyorlar.
Need For Speed oyunlarında alıştığımız bir kural vardır: Eğer siz gerideyseniz öndekileri yakalayabilmeniz için rakipleriniz yavaş giderler. Aksi durumda yani siz öndeyseniz bu sefer arkadaki araçlar hatasız kullanır ve size yetişirler. Forza Motorsport’ta ise her an her şey olabiliyor. Yani siz öndeyseniz arkadaki araçlar hızlı kullanıyorlar, ama onlar da her an hata yapıp yoldan çıkabiliyorlar. Hatta sizi yakalamaya en müsait olan araç üçüncü dördüncü sıraya düşmüşse aşırı agresif kullanıp kaza yapabiliyor. Bu durumu tersine çevirdiğimizde yani siz arkada olup önde giden aracı takip ederseniz bu sefer araç normal olarak kullanıyor ama siz onu arkadan fazlasıyla rahatsız ederseniz hem hata yapabiliyor hem de yol dışına itebiliyorsunuz. Tabi unutulmaması gereken bir durum daha söz konusu. Eğer siz ve önünüzdeki araç fazlasıyla mücadele eder ve zaman kaybederseniz bu sefer üçüncü durumda olan araç size yetişip, ikinizi birden geçebilir.
Xbox’ınız varsa Forza’nız da olmalı
Genel olarak değerlendirdiğimizde Forza Motorsport Xbox konsolunda yapılmış en başarılı yarış simülasyonu. Gerek grafikleri, gerek ses sistemi, gerek araç sayısı, gerekse oyun dünyasına getirdiği yenilikleri ile son derece başarılı. Yapay zekâ yönünden amansız yarışlar sunan, araç ve pist bakımından epeyce seçenek içeren oyun aynı zamanda Drivatar sistemi ile de çığır açar nitelikte. Eğer Xbox konsoluna sahipseniz, bu oyunu almanızı şiddetle öneriyorum.
Yorumlar (6)
İnanılmaz derecede gerçekçi oyun sistemi. Katılıyorum
Ben de TOCA derim başka birşey demem
Gran Turismo 4 derim dahada bişey demem!
Forza yazınca İtalyanların sandım bende.Saol mehmetcaptan
Arcade değil oyun sapına kadar simülasyon hem de en mükemmelinden, yalnızca hasar modellemesi olayını insanları oyundan soğutacak kadar gerçekçi yapmamışlar. Araç modifiye kısımları underground gibi arcade oyunlarından alınma onlar gibi boş değil. Taktığınız her parça aracın aerodinamiğini etkiliyor, hızını ve diğer özelliklerini etkiliyor.
simulasyon diilki oyun . damardan arcade. simulasyon icin pc deki gpl,nascar serisi, veya gtr a baksinlar farki anlarlar ;)