Merlin'in Kazanı Merlin'in
Kazanı
Oyun İncelemeleri

Half-Life 2

Gordon Freeman ile yolculuğumuzun ikinci perdesi.

İnceleme Özeti
Platformlar:
PC
İnceleme Platformu:
PC
Çoklu Oyuncu:
Var
Oyun Türü:
Aksiyon
Half-Life 2 kapak görseli
+

Artılar

  • Müthiş grafikler, harika atmosfer, başarılı grafik motoru.
-

Eksiler

  • Müzikler sürekli değil. Bazı bölümler gereksiz derecede uzun.

İnanmak zor olsa da, en nihayetinde burada… Half Life 2. Defalarca tüm zamanların en iyi oyunu seçilen Half Life’ın delicesine beklenen devamı. İlk oyun tüm dünyada (resmi kopya olarak) 8 milyondan fazla satmış, pc’ler için fps standartlarını belirlemiş, “mod yapımı” kavramını herkesin hayatına sokmuş ve bunun sonucu olarak, hayatımıza Counter-Strike adlı intermet kafe katili bir mod girmişti. Oyun sektörü için muhteşem bir başarıydı ve daha sonra yapılan her oyun, hatta Doom 3 bile, şöyle ya da böyle Half Life’tan etkilendi. Ancak şimdiye dek, onun başarısına yaklaşan hiçbir oyun olmadı. Peki ya ikinci oyun? Okuyalım, öğrenelim..

Half Life 2 aslında bir hafta önce resmi olarak piyasaya çıktı. Şu anda üç paket halinde satılıyor, standart paket olan Gold, iki dvd’den oluşuyor, birinde Half Life 2, diğerinde ise Counter-Strike:Source, Conuter-Strike:Condition Zero, Team Fortress Classic ve (ne hikmetse) Ricochet var. Diğer paketler Silver ve Platinum şeklinde, Silver’da bunlara ek olarak ilk Half Life’ın yeni grafik motoruyla yapılmış hali, Platinum paketinde ise hepsine ek olarak çeşitli tişört, poster vs. ıvır zıvırı var. Almaya en değer paket (Gold’dan sadece 10 dolar daha pahalı olduğu için) Silver paket, hediyesi 59.95 dolar. Ülkemizde şu anda bulunmuyor, ancak bir Valve rezaleti olan Steam üzerinden indirebilirsiniz. Rezalet diyorum, çünkü 512 K’lık ADSL bağlantıda bile, oyunun inmesi yaklaşık iki hafta sürüyor. Sunucular çok dolu ve bu konuda yapılabilecek bir şey de yok..

Steam sorunsalı

Şu anda piyasada Half Life 2 olarak satılan kopyalara büyük ihtimalle rastlamışsınızdır. Hemen söyleyelim ki, cd sürümü 5 cd’den oluşuyor ve yalnızca Half Life 2’yi içeriyor. Half Life 2, tek başına 4 GB’a yakın yer kaplıyor çünkü. Ancak bu kopyaların hiçbirini satın almanızı/ internetten indirmenizi tavsiye etmiyoruz. Bunlar, “Emporio” isimli bir cracker grubunun yayınladığı kopyalar ve çok önemli iki sorunları var: bir, çalışmıyorlar. İki, yine aynı grubun yayınladığı “fix”i bulup uygulasanız ve çalıştırsanız bile, oyundaki yapay zeka kapalı oluyor. Örneğin oyunun başlarında Alyx’in (bilim adamının kızı) bir asansörü çalıştırması gereken bir bölüm var. Eğer çalıştırmıyorsa, elinizdeki sürüm “nuked” sürüm demektir ve yapılabilecek bir şey de yok, yapay zeka kapalı çünkü.. (Bir takım konsol komutları ile sorunu halledebileceğiniz söyleniyorsa da, tamamen şans işi olduğunu tekrarlayalım.) Daha da önemlisi, bu kopyalar eksik ve oyunun tamamını içermiyor. Oyunun tam anlamıyla çalışabilir, sorun yaratmayan bir kopyası henüz “kamuya” arzedilmiş değil, bilginiz olsun. Hem, bu oyun da orijinal alınmayacaksa, hangi oyun alınacak ki? Piyasadaki korsan kopyalardan uzak durun ve Türkiye’ye getirtilmesini bekleyemiyorsanız, Steam üzerinden indirin.

Gelelim oyuna.. Half Life 2, ilk oyuna selam olsun der gibi, bir trenin içersinde başlıyor. Bu arada meşhur “G-Man”in “sana tekrar ihtiyacımız var Gordon” mealli konuşmasını flashback’ler eşliğinde izliyorsunuz. Trenden indiğinizde, 1984 dünyası bekliyor sizi. Tek tip elbiseler giymiş insanlar, büyük ekranlardan “uslu durun” anlamlı konuşmalar yapan bir big brother yüzü (ki kendisi Dr.Breen oluyor) ve korkutucu elbiseler giymiş askerler.. Sorgulanmak üzere bu askerlerden biri tarafından bir odaya götürülüyorsunuz ki o da ne, Barney! İlk oyundaki güvenlik görevlisi aramızda.

Burada, oyunun grafik motorunun nelere kadir olduğunu ilk defa anlıyoruz. Veya şöyle diyelim, ben bu anda anladım. Zira, şu anda “insan yüzü” denen şeyi bu kadar gerçekçi verebilen başka bir oyun daha yok. Şunu kabul edelim, Doom 3’ün grafik motoru daha etkileyici olabilir ancak Half Life 2 ondan çok daha “inandırıcı”. Screenshot’lar size ne demek istediğimi anlatamaz, oyunu oynayıp animasyonları ve mimik hareketlerini görmeniz lazım.

Barney eski oyundaki bilim adamlarından Dr.Kleiner’a gitmenizi söyleyip yolu da gösterdikten sonra kayboluyor. Bu aşamada, halen silahsız ve elbisesizsiniz. Üstelik burada ne yaptığınız, G-Man’in neden patronunuz olduğu (öyle anlaşılıyor ki ilk oyunun sonundaki teklifi kabul etmişsiniz), etrafta neden yaratıkların dolaştığı ve neden bazılarının (ilk oyundaki elektrik saçan vortigaunt’lar) insanlara yardım ettiği gibi soruların cevapları belirsiz. Dr.Kleiner’ın laboratuarına çok güzel düzenlenmiş bir kovalamaca sonucu ulaştığınızda elbisenizi giyiyor, meşhur levyenizi elinize alıyorsunuz ve asıl macera başlıyor.. Konuyu daha fazla açık etmemek için devamını anlatmaya niyetim yok, ancak şuna emin olun ki, ilk oyundakinden daha derin ve doyurucu bir senaryo mevcut.

Grafik motorunun güzelliği

Oyunun ilk kısımları (ve aslına bakarsanız ilerleyen kısımlardaki pek çok bulmaca da) “bakın biz öyle bir grafik motoru yaptık ki, eh yani” havasını size atmak için tasarlanmış gibi duruyor. Gerçi benim bir şikayetim yok, hakikaten güzel duruyor! Örneğin bir silindir üzerinde duran bir tahta parçası var, tahta parçasını yükseltmelisiniz ki, diğer tarafa geçebilesiniz. Gerçek hayatta da yapacağınız şeyi oyunda yapmanız mümkün, tuğlaları taşıyıp tahtanın diğer ucuna koyuyorsunuz ve derdiniz çözülüyor.. Bir grafik motorunun yapabileceklerini oyunla bu kadar güzel entegre ederek gösteren başka bir oyun hatırlamıyorum. Gerçekten etkileyici.

Oyunun grafik motoru olan “Source”, Toy Story denen filmde kullanılan teknikle çok benzer. Bu şu demek, yeterince güçlü bir sisteminiz varsa, film kalitesinde bir oyun oynayabilirsiniz.. Aynı zamanda şu da demek, yeterince güçlü sisteminiz olmasa bile oyunu oynayabilirsiniz, çünkü Source tam da bu iş için tasarlanmış. Benim sistemim şöyle: Athlon XP 1.8, 512 DDR RAM, 256 MB GeForce 5700 ve onboard ses kartı.. Bu sistemde, texture detail high, model detail medium, anti-aliasing off ve diğer ayarlar maksimumda iken ortalama 40 fps ile çalışıyor ki, bu oldukça iyi bir rakam. Ve gayet etkileyici görünüyor! Ya da şöyle diyelim, en az Doom 3 kadar etkileyici.. Burada her iki oyunu da sidik yarışına sokmak gibi bir niyetim yok, ve şurası kesin ki, “teknik” olarak Doom 3’ün grafikleri daha ileri seviyede, ancak Half-Life 2, değişik ve birbirinin tekrarı olmayan mekanlar, daha derin bir hikaye, daha “inandırıcı” grafikler ve Doom 3’ün atladığı en önemli şey olan “dış mekanlarda” fersah fersah öte geçiyor. Sizin bilgisayarda çalışır mı sorusuna gelirsek, Doom 3 çalıştıysa bu da çalışır! Ancak Doom 3 çalışmadıysa, Half-Life 2’nin çalışma ihtimali halen var..

Gelelim meşhur “yapay zeka”ya.. Bugünlerde pek çok dergi/site’de “yapay zeka çok kötü” şeklinde yazılar okursanız şaşırmayın. Yapay zeka, sorunlu korsan kopyaları kullanıyorsanız kötü. Çünkü kapalı! Burada bahsettiğim bir iki konsol komutuyla düzeltebileceğiniz bir sorun değil, oyunun temelini ilgilendiren ve tamamen korsan kopyalardan kaynaklanan bir problem. Yapay zeka aslına bakarsanız en az ilk oyundaki kadar iyi, ancak burada şöyle bir handikap var: oyunun çok büyük bir kısmı açık alanda geçiyor. İlk oyunda, kapalı mekanları çok iyi kullanan ve size “sinematik” anlar yaşatan yapay zeka, açık alanda o kadar etkileyici durmuyor. Açık hedef olmamayı beceriyorlar, ancak örneğin tepenizdeki varillere ateş edip üstünüze düşürmeyi akıl edemiyorlar. Oyun çıkmadan önce yapılan “duruma göre farklı tepki, her oynayışınızda değişen davranışlar” vaadi, havada kalıyor.

Hata hiç mi yok?

Hiç kötü tarafı yok mu bunun derseniz, elbette var. Öncelikle bazı bölümler, ki mesela bot benzeri bir araçla kanallarda gezdiğiniz bölüm, anlamsız derecede uzun ve sıkıcı. Sesle ilgili (ki en son çıkan patch sorunu çözdüğünü iddia ediyor) tuhaf problemler var, bazen aynı ses tekrar etmeye başlıyor ve oyun çöküyor. (Aynı problem Vampire: Bloodlines’ta da var.) Yapay zeka ile ilgili vaat yerine getirilememiş. Steam, başlı başına ayrı bir problem. Bazı ara sahneler, saçmalık derecesinde uzun, Alyx’in robot köpeğiyle “tut-yakala” oynadığınız sahne gibi.. Load süreleri insanı çıldırtıyor ve bütün atmosferi bozuyor. En büyükl problem, halen orijinal olarak ülkemizde bulunmuyor! İnsan bu oyunu çıkar çıkmaz getirtmez mi?

Her halükarda, Half Life 2 tam anlamıyla bir klasik. “Doom 3 gibi olmayan” fps’ler için, standartı tekrar belirliyor. Ancak ilk oyunun damağınızda bıraktığı lezzeti, tekrar yakalayamıyor. Bunun olması da çok zor zaten.. Mod yapımcılarının Valve’ın sunduğu fırsatı değerlendirip Counter-Strike’dan çok daha etkieyici mod’lar çıkaracaklarında eminim. Size gidip almak kalıyor, sadece Solitier oynayan bir tipseniz bile, Half-Life 2’yi muhakkak denemelisiniz.

Oyun Bilgileri

Yapımcı
Valve
Yayıncı
VU Games
Platformlar
PC
Oyun Türü
Aksiyon

Sistem Gereksinimleri

Bilgi
1.2 Ghz işlemci, 256 MB RAM, 32 MB VRAM, 3.9 GB HDD
Okur Tepkisi Bu içerik sende ne uyandırdı? İlk tepkiyi sen bırak

Yorumlar (6)

Yorum yap, MK Puanı ve Enerji kazan

Topluluğa katılmak için giriş yap. En az 20 kelimelik onaylanan yorumlar 3 MK Puanı ve 3 Enerji kazandırır.

MO
MK Okuru

Oyun güzel tabii ama dediğin gibi ilk oyunun bıraktığı o tat bir daha yakalanmaz

0 puan
MO
MK Okuru

hata hiç mi yok bölümünde bütün hataları sen yaşamışsın ben öyle hatalar görmedim oyunda gayet iyi

0 puan
MO
MK Okuru

Oynadığım en iyi oyundur tam puan

0 puan
MO
MK Okuru

Oyun sektörüne çok fazla anlam katmış bir seridir... HEle o Half Life tekli ve multiplayer kısmı süper iş çıkarmışlardı. İBırakın Oyun sektörünü belli bir dönem internet cafelerin ayakta kalmasını sağlamıştır kendisi...

0 puan
MO
MK Okuru

KESİNLİKLE! Half-life 2 atmosferi hiçbir oyunda yoktur sadece yaklaşabilen vardır ki o da bence metro exodustur

0 puan
MO
MK Okuru

yapışmış en iyi oyun

0 puan