1/2

Line of Sight: Vietnam

Fatih Arpacı 3.06.2010 - 12:31
Uzun süredir piyasaya çıkan oyunlar içinde en gerçekçi ve eğlenceli FPS’lerden birisi.
Platformlar PC, PC
Line of Sight: Vietnam
  • Yapımcı - Yayıncı nFusion Interactive - Infogrames
  • Çoklu Oyuncu: Var
  • Oyun Türü: Aksiyon
Merlin Puanı 90
Artılar -
Eksiler -

Amerika uzun yıllardır, özel operasyonları saymazsak topu topu 2 tane savaşa girdi. Birisi Vietnam savaşı diğeriyse Körfez savaşı. Ve hâla ilkini ballandıra ballandıra anlatıyor ve kendi askerlerini övmeyi sürdürüyor. Bu savaşta ettiği zararı gerek Hollywood sağ olsun gerek oyun yapımcıları olsun örtüp, büyük bir zafer kazanmış gibi gösteriyor, genç halkına… Bakalım Körfez Savaş(lar)ıyla ilgili filmleri ve oyunları ne zaman göreceğiz.

Gerek oyunun başında, gerekse bölüm aralarında gösterilen o yıllara ait savaş filmleriyle de desteklenen konuya göre 1968 yılında Amerikan ordusu Vietnam Savaşı’nda, Japon subaylarını öldürmesi için özel bir takım kuruyor. Takımın başına da genç bir keskin nişancıyı getiriyor. Bu keskin nişancı içinse bir görevin başarısı bir silah bir hedef ve temiz bir görüş alan… (Bütün bölümlerin sonunda keskin nişancının günlüğüne yazdıklarından da konuyu takip edebiliyoruz). Her görevde bu keskin nişancıyı ve yanında ona yardımcı olarak gelen, kimisi orta halli kimisi oldukça iyi bir er eşlik ediyor. Yanımızdaki yardımcıya rağmen Vietnam’da Amerikan askerlinin kesinlikle ölmeye gönderildiğini anlıyor ve yalnızlık duygusunu oyunun her bölümünde hissediyoruz. Savaştan gazi dönen askerlerin, “Göremedim bile”, deyişlerini duyan varsa, bu oyunda onların ne demek istediğini azcık da olsa anlayabilir ki o adrenalin halinde kalbi durup bile ölebilir insan. Gece olan görevlerde oyunu yanımdan izleyen arkadaşla bazı zamanlar korktuğumuzu itiraf ediyorum.

Line of Sight, kesinlikle takım oyununun çok önemli olduğu bir oyun. İstediğimiz an istediğimiz eri kontrol edebildiğimiz oyunda, takım arkadaşımıza yerini koruma, bizi takip etme, ateş etmeme, düşman gördüğü an ateş etme gibi emirler verebiliyoruz. Bu sayede mesela keskin nişancı yüksek bir kayadan ortamı kollarken, diğer eri kontrol ederken arkamız güvende yakın savaşa girebiliyoruz. Her erin kendine göre özelliklerinin farklı olması da oldukça güzel bir ayrıntı. Her silah tipine göre ayrılık gösteren bu özellikler, bıçaklama, baskın yapma, medikal malzeme kullanabilme gibi ayrıntılara kadar iniyor. 

Bir çok oyunda tam olarak yansıtılamayan vücut konumları da oyuna mükemmele yakın şekilde yansıtılmış. Ayakta, çömelmiş ve sürünür pozisyonların yanında, bu hallerdeyken, hızlandırma tuşuna basabiliyor olmak gerçekten önemli. Zaten bir insan, çömelmiş yürürken neden istendiğinde daha hızlanamasın ki? Ayrıca bir yere tırmanmak için artık bize “Süper Mario”culuk oynatmayan oyun yapımcılarına bin teşekkürü borç biliyorum (Hatta oyunda hiç zıplanmıyor?!). Ne kadar dik olursa olsun aslında bir insanın tırmanabileceği her yükseltiye adımlarını uydurabilerek tırmanan bir erden başka ne istenir ki? Yerde gördüğü her kütüğün üzerinden zıplatmak zorunda bırakan oyunlara “hayır” diyorum. Tabii canavar gibi binlerce silahı taşıyıp hiç yorulmayan askerlere de hayır. Bu oyunda her erin katlanabileceği bir yük sınırı var, envanteri ona göre düzenlemek durumunda kalıyoruz. Ayrıca limiti aşıldıktan sonra erlerin çok daha hızlı şekilde yorulup nefes nefese kalmaları da oldukça gerçekçi.