Oyun dünyasının en önemli ve akla ilk gelen isimlerinden biri olan Mario, 30 yıldır oyun hayatımızın da önemli bir parçası. Şimdiye kadar oldukça farklı maceralara yelken açan Mario, her ne kadar ülkemizde gerekli ciddiyeti alamasa da bu durum gerçeklik olgusunu da değiştirmiyor. Mario'yu şimdiye kadar sayamayacağımız kadar fazla oyunda; araba yarışlarından, spor oyunlarına, saatlerimizi gömdüğümüz RPG oyunlarından, klasik platform ya da Galaxy serisi gibi ucu açık maceralara kadar oldukça farklı şekillerde görme şansına eriştik. Tabi yelpaze bu kadar geniş olsa da karakter her yeni oyunu ile bizi şaşırtmaya da devam ediyor. İşte benim kadar sizleri de şaşırtacak bu oyunlardan birisi de kesinlikle Mario + Rabbids: Kingdom Battle olacak.
Nintendo'nun E3 2017 fuarında Ubisoft ile ortaklaşa duyurusunu gerçekleştirdiği Mario + Rabbids, taktiksel oynanışı ve kendine münasır dünyası ile Mario sevenlere adeta kucak açıyor. Oyun her ne kadar Mario'nun yaratıcısı ve oyun dünyasının en önemli isimlerinden biri olan Shigeru Miyomoto ile birlikte duyurulsa da gelişim süreci tamamen Ubisoft'a ait. Şimdi gelin bu maceraya yelken açmadan önce oyunun son derece önemli ve bir o kadar da şaşırtıcı hikayesinden biraz bahsedelim :)
Hayır, tahmin edebileceğiniz gibi bu sefer tatlı prensesimiz Peach, Bowser tarafından kaçırılmıyor. Hatta Bowser, Mario ile girdiği bu karmaşadan oldukça yorulmuş olacak ki kendisine kısa bir tatil bile vermiş. Bu sefer olayların göbeğinde Rabbids, yani tavşanlarımız var. Kendi serilerinde son olarak çamaşır makinesi şeklindeki bir zaman makinesi ile dünyanın seyrini değiştiren tavşanlar, bu sefer bu karmaşayı Mushroom Kingdom'a kadar getiriyor. Bizim dünyamızda yaşayan ve Mario hayranı olan birinin icadıyla birlikte kendilerini Mushroom Kingdom dünyasında bulan tavşanlarımız, beklenildiği gibi daha saniyeler içerisinde bu dünyanın da çivisini çıkarmayı başarıyor.
Tıpkı bu iki dünyanın bir araya gelmesi gibi bu icat sayesinde eşyalardan tutun karakterlere kadar herşey birbirine girmiş bir şekilde karşımıza çıkıyor. Yani cihazın yarattığı karmaşadan dolayı sadece oyunun dünyası değil, karakterler de dahil içerisinde bulunan hemen hemen herşey bu karmaşanın bir parçası olmuş durumda. Yani o bildiğiniz Mantar Krallığı'ndan eser kalmamış vaziyette. Spawny adındaki gözlükle bir bütün olan tavşanlardan birisi de doğal olarak hikayenin kilit noktasını oluşturmuş. Tabi bizim Mario olarak dünyamızı eski haline getirmek için peşinde olduğumuz bu karakterin gücünü kullanmak isteyen biri daha var. Hali hazıda kendi başına bile yeterince bela olan tavşanımızı, babasına yağ çekmek için kullanmaya çalışan Bowser Jr.'da işin içine girince ortalık adeta panayır yerine dönüşüveriyor.
Demin de söylediğim gibi bu birleşme muhabbeti karakterler için de geçerli. Mario oyunlarından aşina olduğumuz karakterlerin bir de tavşan versiyonları bulunuyor. Rabbid Mario, Rabbid Luigi, Rabbid Peach gibi karakterler oyunda ilerledikçe grubumuza katılıyor ve onlarla birlikte çığrından çıkan diğer tavşanlara karşı mücadele ediyoruz.
Kendi hallerinde bile oldukça eğlenceli olan tavşanlarımız, kişilik değişimi ile birlikte adeta eğlencede tavan yapmış. Her karakterin yeri, davranışları ayrı ama özellikle Rabbid Peach karakterine bittiğimi söylemem gerekiyor. O kadar eğlenceli bir şekilde resmedilmiş ki kendi başına bile oyun aldırabilecek bir potansiyele sahip. En olmadık yerlerde selfi çeken, tripleri ile bizleri usandıran bu karakter oyunun da en renkli noktalarından birine sahip. Gözüktüğü, ortaya çıktığı hemen hemen her sahnede yüzünüzde kesinlikle bir tebessüm oluşmasını sağlıyor.
Tabi bu kadar olgunun bir araya gelmesi eğlence katsayısını da oldukça yukarılara taşımış. Bilim kurgu ile karışık saçma hikayesi, absürd karakterleri ve her köşede sizi bekleyen esprileri, göndermeleri ile oyunun dünyası da gerçek anlamda içinden çıkılmaz bir hal almış. Oynadıkça kendinizi kaptırıyor ve ara verdiğinizde kısa bir süre sonra kendinizi bir kez daha oyunun başında buluyorsunuz. Oynanış dinamikleri ve ilerleyiş basit bir yapıya oturtulsa da oyunun kendine bağlayıcı tarafı oldukça kuvvetli.
12=Bu güzelliğe merhaba diyin...
Oynanış sistemi genel olarak farklı dinamikleri bir araya getirmiş ve farklı evrelerden oluşuyor. Öncelikle ilerleyiş sisteminin Super Mario 3D World benzeri olduğunu söyleyebilirim. Tabi oyun tek kişilik olduğu için tüm karakterler arka arkaya dizilmiş vaziyette ilerliyorlar. Bazı alanlarda serbest kamera sistemine de izin veren bu ilerleyişte hemen hemen oyunun büyük bölümünde olduğu gibi izometrik bir kamera açısı kullanılmış. Prenses Peach'in kalesi ana merkezimiz durumunda ve buradan hem bölümlere gidiyor, hem amiboo desteğine bakıyor, hem de oyundaki diğer ekstralara göz atabiliyorsunuz. Bu ekstralar arasında birazdan bahsedeceğim Battle HQ dışında oynadığınız bölümleri tekrar oynama ya da oyunda bulduğunuz sanatsal çizimler, şarkılara göz atabileceğiniz özel alanlar mevcut.
Ufaktan oyundaki sıra tabanlı dövüş sistemine geçelim ama önce karakterlerden ve az önce de bahsettiğim Battle HQ sistemini anlatmam gerekiyor. Oyunda Mario'nun liderliğinde 2 karakterle daha ilerleyebiliyorsunuz. Yani bize önderlik eden ufak robotumuzu (Beep-0) saymaz isek hem savaşlarda hem de normal ilerleyişte üç karakterimiz bulunuyor. Oyunda ise toplam 8 karakter ekibimizde bulunmakta. Bu karakterlere baktığımızda Mario, Luigi, Yoshi ve Prenses Peach dışında bu karakterlerin Rabbid versiyonları da bulunuyor. Yani ekibimizde Rabbid Mario, Rabbid Luigi, Rabbid Yoshi ve tabi ki favorim olan Rabbid Peach bulunmakta. Battle HQ'dan karakter değişimini yapabiliyorsunuz. tabi bu noktada her karakterin farklı özellikleri ve kullandıkları silahlar oldukça önem teşkil ediyor. Örneğin Luigi süpürge şeklindeki silahı sayesinde keskin nişancı gibi çok daha uzak mesafedeki düşmanlara hedef alabilirken, Rabbid Peach ise koşarak daha fazla rakibe hasar verebiliyor. Aynı şekilde Mario ise normal saldırılarının yanı sıra sıçrama özelliği sayesinde rakiplerinin üzerine çullanabiliyor.
Oyun her iki dünyanın da en güzel yönlerini almış.
Tabi her karakterin farklılık gösteren normal saldırıları, ikinci silahları dışında özel yetenekleri de bulunuyor. Mario ve Luigi gibi karakterler verdikleri hasarı arttıran buff'ların dışında otomatik ateş etme gibi özelliklere de sahip. Rabbid Peach ya da Prenses Peach gibi karakterler ise ekibe kalkan sağlama ya da iyileştirme etkileri gibi ek özellikler ile öne çıkıyor. Yani her karakterin usta olduğu ekstra özellikleri var ve tüm bu özellikler normal saldırılar ya da hareketlerle de birleşince oyundaki stratejiyi de fazlasıyla arttırmış.
Sıra tabanlı olarak işleyen dövüş sistemi XCOM serisine fazlasıyla benziyor. Onun biraz daha basit ama bazı noktalarda farklı stratejiler gerektiren hali diyebiliriz. Genel oynanış dinamikleri ise hemen hemen aynı. Yani karakterlerinizi kapasitesinin yettiği belli karelerde ilerletiyor ve oyun alanında stratejik noktalara konumlanarak rakiplerinizi egale etmeye çalışıyorsunuz.
>
Tabi bu noktada haritada yer alan objelerin yeri de oldukça önemli. Buradaki duvarların ya da engebelerin arkasına geçerek savaş alanında düzgün bir şekilde siper almak adeta hayati bir önem taşıyor. Tabi tuğlaların belli bir hasardan sonra yıkıldığını da hatırlatmam gerekiyor. Ya da siper aldığınız bir buz kütlesi ve patlayabilir siperler belli bir süre sonra başınıza bela olabilir. O nedenle siper sisteminin oldukça önemli bir dinamik olduğunu söylemeliyim.
Savaş alanında pozisyon alıp rakibinizi seçtiğinizde ise karşınıza bazı seçenekler çıkıyor. Burada rakibe yüzde kaç ihtimalle hasar verebileceğinizi görebiliyorsunuz. Yani sizin gibi bir siper arkasına saklanan düşmana %0 ya da %50 hasar verme ihtimaliniz varken, görüş alanınızda olan ve kabak gibi haritada kalan düşmana vuruş ihtimaliniz ise %100 oluyor. Ekip burada küsüratlarla uğraşmamış. Yani XCom ya da türevi sıra tabanlı stratejilerde olduğu gibi %43, %28, %78 gibi küsüratlı rakamlar ile karşılaşmıyorsunuz. Savaşlarda o alanda yer alan düşman çeşitliliği de önem arz ediyor. her biri birbirinden farklı hareket eden, farklı özelliklere sahip olan düşmanlarınız stratejinizi de belirleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Yeri gelmişken oyunun bir Mario olduğuna bakmayın, savaşlar ilerleyen bölümlerde bir hayli zorlaşıyor ve kolay mod ile geçmemek için kendinizi zor tutuyorsunuz.
Oyundaki savaş bölgeleri ise haritanın belli noktalarına serpiştirilmiş. Rabbid bayraklarını gördüğünüzde o alanın savaş için ayrıldığını anlıyorsunuz. Savaşlar genelde belli sayıda düşmanı ya da tüm düşmanları öldürme şeklinde olsa da bazı noktalarda hikayeyle de ilgili olarak savaş alanının sonuna ulaşmaya çalıştığınız görevler de oluyor. Ayrıca savaşlarda sergilediğiniz performans ve tur sayısına göre kazandığınız ödüllerin miktarı da değişiyor. Burada kazandığınız orb'lar sayesinde yetenek sisteminde diğer özelliklerin kilidini açıyorsunuz.
>>
Ayrıca bu noktada hem savaşlardan hem de oyunun serbest dolaşım anlarından toplayacağınız altınların oldukça önemli olduğunu da hatırlatmam gerekiyor. Çünkü bu altınlar sayesinde yeni ekipman, silahlar satın alıyorsunuz. Üstelik satın aldığınız bu silahlar ek özellikleri sayesinde savaş alanında ibreyi sizin tarafa çekmek için de oldukça önemli. Hal böyle olunca eski bölümleri tekrar oynayıp, kaçırdığınız sandıkları toplama ya da ekstra altın toplama gibi olayların işlevi de arttırılmış. Normal ilerleyişte altınlara ve oyunun ekstralarına bazı ufak bulmacaları çözerekte ulaşabiliyorsunuz. Ama savaş kısmı dışındaki bu ilerleyişin biraz zayıf kaldığını da söylemeliyim. Daha serbest bir oynanış ya da farklı ödüller oyunun bu kısmını daha zenginleştirebilirmiş. Belli bir süre sonra bulduğunuz sandıklarda ne olduğuna bakmaktan bile vazgeçebiliyorsunuz. Hızlı bir şekilde açıyor ve yolunuza devam ediyorsunuz.

Oyunun en başarılı olduğu noktalardan birisi de animasyonları ve bu animasyon yapısı ile bütünleşen espri sistemi. Karakterlerin her hareketi sizi güldürmeyi başarıyor ve aynı şekilde karşınıza çıkan ara sahnelerde ne olacağını merak etmeye başlıyorsunuz. Oyunun her anında olaya dahil olan karakterler, hem hikayeye hem de oyunun bütününe büyük bir renk katmış. Zaten eğlenceli olan Mario dünyası, işin içinde tavşanların da girmesi ile birlikte çok daha eğlenceli bir hale bürünmüş. Aşine olduğumuz ve kalitesinden hiçbir ödün vermeyen müzikleri ve ses efektlerini de es geçmemek gerekiyor. Teknik kısımda karşılaşacağınız en büyük problem ise oyunu tablet modunda oynadığınızda bazen karşılaşacağınız frame düşmeleri. televizyonda yağ gibi akan oyun, tablet modunda nadir de olsa aksayabiliyor.
Sonuç olarak strateji oyunlarını seviyor ve aynı zamanda bir Mario hayranıysanız, Mario + Rabbids: Kingdom Battle tam aradığınız oyun olacaktır. Eğlenceli yapısı ve dinamikleri ile Switch sahiplerinin kesinlikle deneyim etmesi gereken bir macera olduğunu söylemeliyim.
Yorumlar (6)
açıkçası bana sorarsanız oyun 92 puanlık ve streteji oyunu olarak çok başarılı herkese tavsiye ederim benim eksim bazen yaşanan fps sorunları ve ultimate challengelardaki aşırı zorluk ama bu oyunu yinede o kadar düşürmüyor nintendo switchi olan herkese tavsiye ederim oyun hala destekleniyor iki oynamak için de ideal
katılıyorum
boş yorum yapma yok ömrünü tamamlarmış sen git arabanı sür bırakta eski pazarı kaliteyi bilenler konuşsun senini gibi yeniler değiş kendini oyuncu zanneden şahıs
Türk insanına hitap etmiyorda ondan Türkler hardcore oyunlar oynuyor genelde bahsettiğin konsola 4-5 mario oyunu yaparlar ömrünü tamamlar nintendoda
tamam
çünkü fakir bir ülkeyiz, adamlara pazara girip batmak istemiyor.